Yazı Kategorileri > Emperyalizm Yazıları
16-02-2015
TÜRKİYE BÖLÜNME NOKTASINA KİMLER TARAFINDAN NASIL GETİRİLDİ (NİSAN-MAYIS 2014’DEN NOTLAR)

Cihan Dura

16.2.2015


Kürdistan’ı Türklere kurduracağım.

Barack Obama (ABD Başkanı)

 

Bir mozaik oluşturacağız. Bu mozaikte 30'u aşkın etnik topluluk olacak.

R. T. Erdoğan (T.C. Başbakanı)

 

14 Şubat 2014 tarihli bir haber:

PKK'nın, Türkiye'nin milli birliğini dinamitleyecek özerklik talebi ile  Kürtçe'nin resmi dil olması talebine AKP'li Milletvekili Mehmet Emin Dindar'dan destek geldi. Dindar şunları söyledi: "Bunlar bir referandum ile yapılırsa herhangi bir zararı olmaz. Özerklik Türkiye'nin aleyhine değil, lehine olacak. Ticari, ekonomik, sınır sorunları, eğitim her ne varsa yerelde kendileri çözebilecek. PKK’nın istekleri arasında bulunan Kürtçe’nin resmi dil olması da sıkıntı yaratmaz. Bölgedekilerin istekleri Batı’daki insanlarımıza anlatılabilir, izah edilebilir. Bu yapılarak süreci çabuklaştırmamız lazım."

Düşünün, Meclis kürsüsünde “Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma… Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma … Anayasa'ya sadakatten ayrılmayacağıma büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim” diyerek yemin etmiş bir milletvekili, böyle bir beyanat verebiliyor, böylesine bölücü bir talepte bulunmaya cesaret edebiliyor.

Peki, nasıl düşürüldü anlı şanlı Türkiye Cumhuriyeti böylesine onursuz bir duruma, kimler tarafından?

‘***’

TURGUT ÖZAL: “FEDERASYONU TARTIŞALIM“

“Federasyonu tartışalım “ gibi, ” eyalet modeli” gibi tartışmaları, Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal başlattı, AKP onun izini sürüyor. AKP’nin Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu, bakın ne diyor: “Onun açtığı ufukla Türkiye’mizi daha ileri götürmek için çalışıyoruz. Türkiye’ye bir vizyon bırakmıştır, önemli olan o vizyonu genişletmek...

O vizyonu 29 Ekim 1923’ü reddederek yerine getiriyorlar. Federasyonun ekonomik ve hukuki alt yapısını da hazırladılar. Öyle ki, hâkim ve savcıları, kaymakam ve valileri, eyalet sistemini incelemeleri için düzenli olarak ABD’ye gönderiyorlar. Çözüm paketi diyerek de PKK’yı meşrulaştırıyor ve Kürtlerin meşru temsilcisi olarak tanıyorlar artık.

Özal’ı “hayırla ve tazimle” yad eden Abdullah Gül’e göre “Turgut Özal, dünyanın gittiği istikamet doğrultusunda, Türkiye’nin önünü açan reformlara imza atmış.” Özal’ın gerçekleştirdiği reformlar, IMF ve Dünya Bankası’nın Türkiye’ye dayatmaları idi. Özelleştirme, küresel sermayenin, kendi önündeki engelleri kaldırma projesinin adı idi.

Tayyip Erdoğan da “Turgut Özal hakkında “Türkiye’nin değişim ve dönüşüm hamlesini başlatmış, yakın tarihimize damgasını vurmuştur” diyor. Erdoğan’ın “değişim dönüşüm” dediği, ülkenin bütün sanayi kuruluşlarını, sınırlardaki mayınlı arazilerini, sularını, yaylalarını, yabancı şirketlere açmak ve yabancı sermayeyi esas alarak, milli gücün en önemli faktörlerinden biri olan ekonomik alt yapıyı yabancılaştırmaktır.
Ekonomi yabancılaşınca, bağlı olarak medya ve siyaset de yabancılaşmış, gâvurun ekmeğini yiyenler, gâvurun kılıcı olmuştur! Tayyip Erdoğan’ın, Türk yerine “Türkiyeli” veya “Milleti İbrahim” gibi isimler yerleştirmeye çalışması Turgut Özal’ın başlattığı değişim ve dönüşümün de dayandığı benzer bir bilinçaltının eseridir!

Tarih, devlet adamlarını yaptıklarıyla yargılar. “Türk dediğin nedir ki” diyen ve bırakın taş üstüne taş koymayı, Türkiye’nin temel taşlarını yerinden oynatan bir kişiyi ben hayırla yad edemem!Arslan Bulut, Yeniçağ, (19.4.2014)

DAHA NASIL BÖLÜNECEK TÜRKİYE?

Tayyip Erdoğan Türk Milleti diye bir milleti kabul etmiyor. Yerine “Türkiyeli” diye bir kavram getirmeye çalıştı ama tutmadı. Türkleri, 36 etnik gruptan biri olarak görüyor!

Türkiye’yi yöneten siyasi kadro Büyük Orta Doğu Projesi Eş Başkanlığı gibi görevlerle, alenen başka devletlerin ve milletlerin siyasi hedeflerine hizmet etmektedir.

Türk vatanı bugün fiilen bölünmüştür. Oslo’daki PKK-MİT görüşmelerinde koordinatör ülke temsilcisi, “Sizi buraya biz topladık, Abdullah Öcalan’ın talepleri TBMM’de görüşülecektir” diyordu. Öcalan’ın talepleri yasa haline getiriliyor, Güneydoğu’da karakol yaptırılamıyor, askerlerimiz kaçırılıyor,  Daha nasıl bölünecek Türkiye? Her yere bayraklarını da asmadılar mı?

Başbakan, meşruiyetini ABD ve AB’den sağlamaya çalışmadı mı? Partisinin programı bile Amerika’dan gönderilmedi mi? ■ Arslan Bulut, Yeniçağ, (30.4.2014)

KÜRT AÇILIMI BİR CIA OPERASYONUDUR

Kürt Açılımı, kökü Wilson Prensiplerine ve Sevr Antlaşmasına dayanan bir CIA operasyonudur. Kürtçü-Bölücü hareketin silahlı kolu PKK bu amaçla kurdurulmuştur.
PKK kuruluş amacı olarak şunları açıklamıştır: “PKK, çöken emperyalizm ve yükselen Proletarya Devrimler çağında Kürdistan halkını emperyalist ve sömürgeci sistemden kurtarmak, Bağımsız ve Birleşik Kürdistan’da bir halk diktatörlüğü kurmak ve nihai olarak sınıfsız toplumu gerçekleştirmek amacındadır.”

PKK bu amaçlarını bugün dahi inkâr etmemiştir.“Biz bölünmek istemiyoruz. Statü, Yerinden Yönetim, Ayrı Bayrak, Kendi Öz Savunma Gücü, Vergi Toplama Yetkisi şimdilik yeter” demektedirler. Ha Ali Arap, ha Arap Ali! Değişen bir şey yoktur. PKK’ nın ve destekçilerinin gerçek hedefi bölünmek ve Türkiye-Suriye-Irak-İran’daki parçaları birleştirip, bölgede 2. İsrail olarak görev yapacak “Büyük Kürdistan’ı” kurmaktır.

AKP ve Erdoğan, kendilerine dayatılan bu işleri çaresizliklerinden ve verdikleri sözlerden dolayı yapmak zorundalar. BDP ve PKK ise, bölgede açlığı-işsizliği-yoksulluğu arttıracak bu faaliyetlere sessiz kalarak memnun olmayan, isyana meyilli insan sayısını arttırmak ve bu zavallı insanları Türk Devletinden kopartmak için gayret ediyor. Rıfat Serdaroğlu,  http://rifatserdaroglu.com, (6.5.2014)

PKK’YA GENİŞ BİR ALAN HÂKİMİYETİ SAĞLANDI

PKK bölgede yol kesiyor, kimlik kontrolü yapıyor, hatta güvenlik görevlisi gibi yakaladığı kişilere kelepçe takıyor; bütün bunlar yaşanırken, Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenlik görevlileri müdahale etmiyor! Çünkü müdahale yetkileri ellerinden alınmış! Valinin emir vermesi gerekiyor. Valinin emri olmadan müdahale ederlerse başları derde giriyor; yandaş basın, askerleri Ergenekon veya Balyoz adına çözüm sürecini baltalamakla suçluyor. Kaldı ki, PKK sadece Diyarbakır-Bingöl karayolunda değil, bütün bölgede, hatta Ankara’nın göbeğinde, Cebeci’de bulunan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde de kimlik kontrolü yapıyor.

“Çözüm” sürecinde 65 bin köy korucusunun çoğu PKK tarafından infaz listesine alındı. Tek tek avlanıyorlar. Şehit cenazeleri Batı’ya gelmediği için kimseden ses çıkmıyor. Yandaş medya da anaların gözyaşının dindiği iddiasına halel getirmemek için korucuların öldürülmesini gizliyor. Hükümet, PKK’nın korucuları tek tek avlamasını seyrediyor. Devlet güvenlik güçleri kışlalarına ve karakollarına çekilmek suretiyle PKK’ya geniş bir alan hâkimiyeti tesis edilmiştir.

Şimdi bütün bunlar nedir? Çözüm süreci mi çözülme süreci mi? ■ Arslan Bulut, Yeniçağ,  (30.5.2014)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura