Yazı Kategorileri > Emperyalizm Yazıları
11-02-2015
TÜRKİYE BÖLÜNME NOKTASINA KİMLER TARAFINDAN NASIL GETİRİLDİ (NİSAN 2014’DEN NOTLAR)

Cihan Dura

11.2.2015


Kürdistan’ı Türklere kurduracağım.

Barack Obama (ABD Başkanı)

 

“KÜRDSİAD” KURULDU

Doğu ve Güneydoğu illerinde ekonomi alanında faaliyet gösteren dernekleri bünyesinde toplayarak güçlü bir sivil toplum olmayı amaçlayan bir grup işadamı ve sanayici 'Kürdistan Sanayici Ve İşadamları Derneği'ni (KÜRDSİAD) kurdu. Valilik başvuruyu kabul etti. Geçici başkan Abdulbaki Karadeniz şu açıklamayı yaptı:  “Kürdistan’da yaşayan ve iş hayatında olan herkesle çalışmalarımızı yürüteceğiz. Kuruluş amacımız kültür, kimlik ve dil esaslı markaların oluşturulmasıdır. Kürdistan’da ve Türkiye’de kendini Kürt hisseden herkes bizim üyemiz olabilir.” Cumhuriyet, (4.4.2014)

İSMET İNÖNÜ PARKI’NI ‘ZARİFE XANIM’ YAPTILAR

Tunceli Belediye Başkanlığı'nı kazanan BDP'nin ilk icraatı; cadde ve sokaklara, "Dersim İsyanı" sırasında idam edilen Seyit Rıza'nın 7 arkadaşının ismini vermek oldu. Değişikliklere, Tunceli Valiliği de onay verdi.  İsmi değiştirilen 15 cadde ve sokak şunlar: Cemal Gürsel Caddesi'nin adı Fındıq Ağa; Fevzi Çakmak Caddesi'nin adı Wuşene Seydi; Cengiz Topel Caddesi'nin adı Aliyê Mırze, 237. Cadde'nin adı Hesene İvrayimi; Atatürk Mahallesi'nde bulunan 23. Cadde'nin adı Hesene Cıvrayil; Elazığ Caddesi'nin adı Dersim Caddesi, Okullar Caddesi'nin adı Dr. Nuri Dersimi Caddesi, İsmet İnönü Parkı'nın adı Zarife Xanım Parkı. Mustafa Pamukoğlu, Aydınlık, (5.4.2014)

BAĞIMSIZ BİR KÜRT DEVLETİNE DOĞRU...

 Irak Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesut Barzani, bağımsız bir Kürt devletine doğru adım atıldığını söyledi. Mesut Barzani, Arapça yayın yapan Skynews kanalına yaptığı açıklamada Kürdistan Bölgesi'nin Irak ile konfederal bir birlikteliğe doğru gittiğini ve bağımsız bir Kürt devletine doğru adım atıldığını vurguladı. Akşam, (9.4.2014)

BÜTÜNŞEHİR” DEMEK FEDERASYON DEMEK

Anayasa Mahkemesi eski Raportörü Bülent Serim “Bütünşehir yasası” ile ilgili olarak diyor ki: Bütünşehir yasasıyla, merkezi yönetimin temsilcisi olan valinin yetkisi çok azaltılıyor. Belediye meclisleri tek yetkili kılınıyor. Merkezi idarenin illerdeki gücü kırılarak üniter devlet yapısı sonlandırılıyor. Seçilmiş belediye başkanlarının yetkileri tüm ili kapsayacak biçimde artırılıyor. Merkezi yönetimin gücü yerel yönetime devrediliyor.“Kürt Açılımı” kapsamında federasyon yapılanmasına, kanton oluşumuna kapı aralanmış oluyor. “Başkanlık” sistemi ve “Kürt açılımı”na destek veriliyor. Melih Aşık, Milliyet, (10.4.2014)

PKK’YI ABD VE AKP BÜYÜTTÜ

Kürt Açılımı AKP’den çok ABD’nin Açılımı’dır. ABD’nin Ortadoğu’ya gelmesi ve Irak’ı işgal etmesi, en çok PKK’ye yaradı. Körfez Savaşı’yla: ABD, PKK’ye Irak’ın kuzeyinde daha geniş alanda üslenme olanağı yarattı. ABD 36. paraleli çekerek hem Kürdistan’ın inşasına başladı hem de Bağdat ve Ankara’ya karşı PKK’ye kalkan oldu. ABD, PKK’ye Batı’da “yasallık” kazandırdı; siyasi ve hukuki statü sağladı. ABD, Çekiç Güç üzerinden PKK’ye silah sağladı, istihbarat verdi.

ABD’nin 2003’de Irak’ı işgali, R. T. Erdoğan’ın ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesine Eş Başkan olması ve Washington’un PKK’ye duyduğu ihtiyaç, örgütü hızla büyüttü ve Türkiye Cumhuriyeti hükümetiyle müzakere eder konuma getirdi. ABD, AKP hükümeti üzerinden TSK’ye “Kuzey Irak’ta bağımsız operasyon yapmayı” yasaklayarak, PKK’ye büyüme ve harekât alanını genişletme olanağı sağladı. ABD, Irak Ordusu’ndan elde ettiği gelişmiş silahları PKK’ye verdi. Delta Force ve Blackwater aracılığıyla PKK birliklerine “özel savaş” eğitimi verdi. ABD, milli kuvvetlere Ergenekon operasyonu yaparak, AKP ve PKK’ye masaya oturabilme olanağı yarattı.

ABD’nin AKP üzerinden uyguladığı 2005 tarihli Diyarbakır Açılımı, 2009 tarihli Kürt Açılımı ve 2013 tarihli Öcalan Açılımı, PKK’yi hem büyüttü hem de TC hükümetinin önüne resmi muhatap olarak oturttu!

AKP’nin kamuoyunu ikna edebilmek için savunduğu “PKK sınır dışına çıkacak” ve “PKK silah bırakacak” lafları büyük yalandı!

ABD’nin Kürt Açılımı’yla Türk ve Kürt ayrışmaya başladı. AKP, PKK ile masaya oturarak ona yasal statü kazandırdı ve önemli mevziler hediye etti. PKK adım adım Türkiye’nin güneydoğusunda otorite oldu. AKP, Öcalan’a örgütünü cezaevinden rahatça yönetme olanağı verdi. AKP, PKK’ye “özerklik” için yasal olanaklar sağladı; BM İkiz Sözleşmesi, Kalkınma Ajansları, Büyükşehir Yasası gibi. Mehmet Ali Güller, Aydınlık, (12.4.2014)

KÜRT-NAKŞÎ PROJESİ

Anglosaksonların Nakşîlere ve Kürtlere ilgisi; 1820’lerde Kürtler ve Nakşîler üzerine ilk eğilen kişi olan Britanya’nın Bağdat Konsolosu Claudius James Rich ile başlamıştı. Rich, yaşadığı dönemin tipik Batılı istihbaratçılarındandı, özel yetiştirilmişti. Rich, İngilizlerin tüm operasyon bölgelerinde çalışmış, istihbarat çalışmaları yapmıştı. Fakat üzerinde asıl durduğu bölge bugünkü Irak’ın kuzeyi oldu: Yezidîler, Kürtler, buradaki Hıristiyan topluluklar ve yeni gelişen Halidî Nakşîlik onun esas ilgi alanıydı.

Rich, 1820’de Süleymaniye’yi ziyaret etti. Görünürdeki amaç arkeolojidir, fakat ilk iş olarak 1806 ve 1812 yıllarında isyan eden Babân aşireti reisleriyle görüştü. Kitabında esas ilgi alanı Kürtlerdir; Şeyh Halid’in geniş etkisinden, onun Kürtlerin gözünde bir evliya olduğundan bahseder.

İngiliz ajan artık potansiyeli keşfetmiştir. Britanya da bu potansiyeli Rich’in raporu doğrultusunda sonuna kadar kullanacaktır. O tarihten itibaren Osmanlı Devleti’nde yaşananlar dikkate alınırsa, İngilizlerin Kürt Nakşîliği ile nasıl önemli bir damar bulmuş oldukları daha iyi anlaşılır. Artık Osmanlı Devleti’ne daha önce edemedikleri kadar çok müdahale edeceklerdi.

Sonra ne oldu? Kürt isyanları artarak devam etti, bunların başındaki aşiret reisleri de genellikle Halidî Nakşî oldu. Halidîliğin devletin içine sızan kolu; özellikle 1826 Yeniçeri kırımıyla Türk Ordusu’nun tasfiye edilmesinde önemli bir rol oynadı. Türk toplumunun bugün de sıkıntılarını çektiği ilerici-gerici bölünmesinin ve Şeriatçı siyasi hareketin temellerini de bu akım attı. Kısacası İngiliz ajan Rich, yaptığı buluşla Osmanlı-Türk toplumunun içine gerçek bir bomba bırakmıştı.

İngiliz-Kürt projesinin sonucunda Nakşibendî tarikatı etnik, düşünsel ve toplumsal açıdan tamamen farklılaştı. Nakşîlik artık bir Kürt tarikatı olacaktı. Siyasetin tam içinde konumlanacak, hatta siyasal bir örgüte dönüşecekti. Katı bir Şeriatçılığın ilk örneklerini verecekti.

Vahabîlik, Araplar arasında Türk düşmanı bir gericiliği İngilizler adına yaymıştı. Fakat aynı şeyi Türkler arasında yapabilme, Türk devletini ve maneviyatını içerden zedeleme konusunda bir şansı yoktu. İşte Vahabiliğin yerine getiremeyeceği bu misyon yine İngilizler adına Halidîler tarafından gerçekleştirilmişti.

İngiliz destekli Kürt ayaklanmacısı Şeyh Said’den, ABD destekli Barzani’lere, Talabanilere, Altan Tan’lara ve Tayyip’lere uzanan bu Nakşî-Kürt geleneğin kökeni işte bu Anglosakson projesiydi. Kaya Ataberk, Türk Solu, S. 444, 13.4.2014

BUYURUN, “ANALAR AĞLAMASIN”IN BEDELİNİ!...

-Bugün, Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgemizin çok yerinde, askeri birlikler ve resmi dairelerin dışında hiçbir yere Türk Bayrağı asamazsınız.

-Bölgede “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünü hiçbir yerde göremezsiniz. Türk Bayrağı göremezsiniz ama: Van Kalesinde PKK Bayrağı, Cudi sırtlarına çizilmiş PKK Bayrağını görebilirsiniz.
-Bölgede, PKK tek tip kıyafetli kendi asayiş kuvvetlerini oluşturmuştur.
-Bölgede, PKK kendi “vergi dairelerini” kurmuş, vergi adı altında “haraç” toplamaktadır. PKK’nın “hukuk ve kadastro mahkemeleri” “meydana kolya” yaylasında, “icra ve ceza mahkemeleri” ise “Laleş” Yaylasında tıkır-tıkır çalışmaktadır. Temyiz Mahkemesi ise “Kandil’ de” bulunmaktadır.
-Bölgede Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları, esnaftan alışveriş yapamıyor. PKK’dan korkusundan esnaf, askere ve polise mal satmıyor. Genelkurmay Başkanlığı yayınladığı bildiride; “Biz askeri araçlarla personelimizin ihtiyaçlarını karşılıyoruz” diyor. Tıpkı, yabancı bir ülkedeki silahlı işgal güçleri gibi!… Rifat Serdaroğlu, http://rifatserdaroglu.com, (14.4.2014)

TÜRK-KÜRT KONFEDERASYONU

 “Türkiye’yi Kürtlerle büyütmek” adı altında yapılmak istenen, Irak’ı ve Suriye’yi bölmektir ve bu savaş demektir! Hem Erdoğan hem de PKK “Türkiye’yi Kürtlerle büyütmek” maskeli projesinin alt aktörleridir ve biz konuyu en önce üst aktörlerden öğreniyoruz. O üst aktörlerin başında da David Phillips geliyor.

Phillips ABD için 2007 ve 2009 tarihli iki adet Kürt Açılımı raporu hazırladı ve o tarihten bu yana alt aktörler bu raporlarda yazanların gereğini yapmaya çalışıyor. Phillips, bir yıl önce lafı hiç dolandırmadan AKP-PKK “çözüm sürecinin” sonucunu ilan etmişti: Türkiye ve Kürdistan, konfederasyon olacak!

Peki, bu konfederasyon nasıl yol alacak? ABD’li açılım uzmanlarının raporlarından üretilen “Türkosfer” kavramı ile! “Türkosfer” dedikleri, “Türkiye, Kuzey Irak ve Suriye arasında ekonomi, enerji zenginlik ve etki alanı kurulmasıydı” ve bu pratikte bize göre “Kürdosfer” demekti! Türkiye, Irak ve Suriye’nin Kürt bölgelerini ortak bir alana dönüştürme fikri 2003’te ABD’nin Ankara Büyükelçisi Robert Pearson tarafından ortaya atılmıştı. Pearson Irak’a saldırının asıl hedefini şöyle açıklıyordu: “Türkiye’nin güneydoğusu ile Irak’ın kuzeyi tek bir ekonomik bölge olmalıdır.”

Başta “Türkiye’yi Kürtlerle büyütmek” olmak üzere “Kerkük petrolü” kartı, “Kuzey Irak petrollerinin Bağdat’a rağmen Türkiye üzerinden Batı’ya pazarlanması” gibi rüşvetlerin tümü, gerçekte ABD’nin “Büyük Kürdistan” planı içindir.

Ve “Türkiye’yi Kürtlerle büyütmek” demek, pratikte önce Irak’ı ve Suriye’yi bölmek ama sonra kurulan Türk-Kürt Konfederasyonu’nun da parçalanıp geride Küçük Türkiye’nin kalması demektir. Mehmet A. Güller, Aydınlık, (15.4.2014)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura