Yazı Kategorileri > Emperyalizm Yazıları
25-03-2015
TÜRKİYE BÖLÜNME NOKTASINA KİMLER TARAFINDAN NASIL GETİRİLDİ (Eylül-Ekim 2014’DEN NOTLAR: I)

Cihan Dura

25.3.2015


Kürdistan’ı Türklere kurduracağım.

Barack Obama (ABD Başkanı)

 

 PKK ile görüşmedik, görüşmeyeceğiz. Bunu iddia eden şerefsizdir.

R. T. Erdoğan (T.C. Başbakanı, 2004)

 

Devlet değişsin istiyoruz.

Kürt kimliği ve Kürt dili önündeki tüm engelleri kaldıracağız.

Kemal Kılıçdaroğlu (CHP lideri)

 12 Mart 2015 tarihli bir haber:

Bağımsız İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler: AKP ile PKK anayasayı değiştirip, “milliyetler devleti” kurma konusunda anlaştı. Buna CHP’nin ne diyeceği son derece önemliydi ve ne yazık ki destek açıklaması geldi. CHP, milletsizleşmeye ve federasyonlaşmaya kapıları açacağını ilan etmiş oldu, kurucu ilkelerine ihanet içinde olduğunu bir kez daha gösterdi.

PKK tarafı “ortak vatan, eşit vatandaşlık” istiyor. Ortak vatanı nasıl tanımladığı belli, ‘Türkiye ve Kürdistan’dır’ diyor. Bunun siyasi anlamı federasyon örgütlenmesine gitmektir. Anayasa'dan ‘Türk vatandaşlığı’nın çıkarılmasıdır. Bu Türkiye’de birden fazla resmi dilli, milliyetlere özerklik verilmiş bir bohça yaratmak anlamına gelir.” 

Bir zamanlar “bölünmez bir bütündür” dediğimiz Türkiye Cumhuriyeti böylesine onur kırıcı bir duruma nasıl getirildi, hangi bedhahlar tarafından?

IŞİD’DEN SONRA ‘KÜRT KORİDORU’

Dr. Tuğçe Varol Sevim yazıyor: ABD, IŞİD’e karşı mücadelede ilk müttefikini Erbil olarak ilan etmiştir. Suriye’nin kuzeyinin Erbil’e teslim edilmesi ve ardından ortaya çıkacak “Kürt Koridoru” ile, Kuzey Irak enerji kaynaklarının Akdeniz’e direkt olarak çıkışı sağlanabilecektir. Türkiye’ye ise nihayetinde elinde en az 2 milyon mülteciden başka bir şey kalmayacaktır.
IŞİD’e karşı oluşturulan uluslararası koalisyon Türkiye açısından nasıl bir sonuç doğuracaktır? Sanmıyorum ki, IŞİD’in Irak’ta ele geçirdiği topraklar Bağdat’a, Suriye’de ele geçirdiği topraklar Esad’a geri verilsin. Büyük ihtimalle IŞİD’in elinden alınan bölgeler Erbil’e bırakılacak, Erbil’in eğitilen askerleri de bu bölgenin güvenliğini devralacaktır. Ne kadar ilginçtir ki IŞİD, Musul ve çevresini ele geçirerek Irak’a saldırmıştır ama ABD müttefik olarak Bağdat’ı değil Erbil’i seçmiştir. Diğer yandan Suriye’nin IŞİD tarafından zapt edilen bölgeleri de sadece Kürt bölgeleriymiş gibi bir intiba oluşturulmaya başlanmıştır bile.
IŞİD’in yavaş yavaş temizlenmesi ile birlikte ortaya çıkacak olan yapı ister bir Kürdistan ister iki parçalı Kürt Konfederasyonu olsun, nihayetinde ortaya çıkacak olan bir ’Kürt Koridoru’ olacaktır. Böylece Kuzey Irak petrolleri ve doğal gazı Kerkük dahil artık tüm kaynaklar rahatlıkla Suriye’nin kuzeyindeki yapıda inşa edilecek boru hatlarıyla direkt olarak Akdeniz’e ulaştırılabilecektir. Kerkük’ün de Kürdistan’a dahil edilmesiyle birlikte Türkiye’nin elinde en az 2 milyon mülteciden başka bir şey kalmayacaktır.
■ Ümit Özdağ, Yeniçağ,  (10.10.2014)

TÜRKİYE BÖLÜNÜRKEN

AKP hükümeti ülkede güvenliği sağlayamıyor. Sıkıyönetim ilan edildi, sokağa çıkma yasağı var ama kimse takmıyor. Devlet kendi binalarını bile koruyamıyor. Karakollar düşüyor. İnsanların can ve mal emniyeti PKK’lıların insafına teslim edilmiş durumda. İstihbaratın olaylardan haberi yok. Askerin ne yaptığı belli değil. Terör polisine “gidip balık tutun barış geldi” diyen valiler, emniyet müdürleri var bu ülkede.

Çözüm süreci diye sürdürülen süreç bölünme sürecine evrilmiş durumda. Çünkü süreçte bilerek ve isteyerek yapılan “hatalar” ülkenin bölünmesini zaten kaçınılmaz kıldı.

AKP’nin seçimler nedeniyle, PKK’nın da Suriye’deki kazanımlarını koruması için konjonktürel olarak çatışmasızlığa ihtiyacı vardı. İki tarafın çatışmasızlık talebi çözüm süreci olarak yutturuldu.

Çözüm süreçlerinde örgütlerin zayıflaması esas olur. Oysa bizdeki süreçte tam tersi oldu. Süreç devam ederken bölgede örgüt değil, devlet zayıflatıldı. Çünkü süreç denerek bölgede devletin yanında yer tutan Kürtler PKK’nın yanına itildi, PKK güçlendirildi, bölgenin tek mutlak ve “meşru” otoritesi olarak kabul edildi. PKK liderlerinin de itiraf ettiği gibi 1990’lı yıllarda bile olmayan katılımlar oldu, silah gücünü güçlendirdi, eğitimini sıkılaştırdı, üstelik dağlardan bir adım bile geri çekilmeden yaptı.

PKK’nın şehir içi şebekesi KCK yapılanması, KCK operasyonları MİT’in yönlendirilmesiyle durduruldu sonra tüm KCK’lılar serbest bırakıldı. Böylece KCK tüm şehirleri mobilize etme gücüne erişti. Bugün devletin sokağa çıkma yasağını işte bu “network” sayesine bozabiliyor, devleti aciz ve hükümsüz kılıyor KCK.

Bundan sonra bu makarayı geri sarmak imkânsız...

Tebrikler Hakan Fidan, Efgan Ala, geçmiş olsun Türkiye... ■ Emre Uslu, Taraf,  (9.10.2014)

 EĞİTİM SEN: ANADİLDE EĞİTİM ÇÖZÜM SÜRECİ'NDEN BAĞIMSIZ DÜŞÜNÜLEMEZ

Eğitim Sen: Tüzüğümüze anadilde eğitimi koyduk. Savunduğumuz temel ilkelerden biri anadilde eğitim meselesi. Her eğitim yılının açılışında bu konu yoğun biçimde tartışılıyor. Eğitim Sen olarak bununla ilgili evrensel boyutlarda eğitimin, anadilde yapılması noktasında değerlendirme yaptık. Çocuklar için elzem görüyoruz. Anadilde eğitimle ilgili pedagojik ve bilimsel değerlendirmelerimizi sürdürüyoruz.

Siyasi boyutuyla hükümetin, özellikle ülkemizde yaşayan farklı dilleri kullanan insanlarımızın anadilleriyle eğitim haklarıyla ilgili siyasal taraflarla, bu talebi dile getiren toplumsal kesimlerle kendi halkıyla buluşup, adım atması gerekiyor. Kürt sorununda çözüm sürecinden de bağımsız değil. Burada yapılacak düzenlemeler bir an önce yapılıp, hükümet de adım atarak, toplumun talebi olan kesimlerle buluşup sorunu hızla çözmesi gerekir. Anadilde eğitim haklı bir istektir. Çözüm üretmeli hükümet. Sorumlu hükümettir çünkü. ■ Manşethaber, (13.9.2014)

RECEP TAYYİP: “EY ÖCALAN, NE İSTEDİN DE VERMEDİK”

Barış söylemi ortaklar arasında hedefe giden yolda bir araç olmuştu. Karşılıklı güç kazanma ve ardından ortağını yok etme üzerine kurulan denklemdi zihinlerin ardındaki.

AKP ve iktidar Güneydoğu’da KCK mahkemelerine, KCK vergilerine, yol kesmelere, bayrak indirmelere, dağa çıkışlara, Güneydoğu’nun örgütün eline geçmesine sessiz kaldı. Barış Süreci adı altında şiddet ve sokak olayları artıkça, hükümetin olaylara müdahale edemediği görüldü. Olayları durması için Öcalan’ın ayağına giden devlet ve hükümetin çaresizce her isteklerini yerine getirmek zorunda olduğunu gördü Öcalan ve Kandil.

Örgüt “Barış Süreci” adı altında hem kırsalda hem şehirde tüm yapılanmalarını tamamladı. Güneydoğu’da serhildan adı altında bu kez kamu görevlileri esir alınıp, kamu kurumları işgal edilebilir. Türk bayrakları indirilebilir ve...

Şimdi her zaman olduğu gibi Öcalan isteklerini sıralayacak. AKP hükümeti bunu kabul edecek. Güneydoğu’daki 10 yaşındaki çocuk bile Barış Süreci adı altında hükümetin örgüt elinde artık oyuncak hâline geldiğini düşünüyor.

Erdoğan’ın, “Ey Öcalan, ne istedin de vermedik” mitingine hazır ol Türkiye! ■ Mehmet Baransu, Taraf,  (13.10.2014)

ABD İLE İKİ YILDIR GÖRÜŞÜYORUZ

PKK’nın Suriye’deki kolu PYD’nin sözcüsü Nevaf Helil, ABD ile iki yıldır görüştüklerini açıkladı. Sözcü, “Türkiye’nin tepkisi nedeniyle ABD bunu açıklamadı” dedi

PYD ile perşembe günü doğrudan görüşmeye başladıklarını açıklayan ABD Dışişleri Bakanlığı, önceki gün de PYD ile istihbarat paylaştıklarını belirtmişti.

PYD Eşbaşkanı Salih Müslim’in, Paris’te, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Daniel Rubinstein’la görüştüğünü aktaran Helil, ana konunun silah gönderilmesi olduğunu vurguladı. ■ Taraf, (20.10.2014)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura