Diğerleri > Cumhuriyet Tarihimiz
06-04-2012
Tarihini Bilmeyen Uluslar Yok Olmaya Mahkûmdur: 8 - 14 Haziran

Cihan Dura

6.4.2012


CUMHURİYET TARİHİMİZİ UNUTMAYALIM: 8 HAZİRAN

1919 -Harbiye Nezareti’nin Atatürk’ü geri çağırması. -Rauf Orbay’ın Ankara’ya gelmesi. 

1929 -Millî Sanayii Teşvik Kanunu’nun kabul edilmesi. 

1933 -Halk Bankası’nın Kurulması Hakkında Kanun’un kabulü. 

1936 -İş Kanunu’nun kabulü. 

1938 -Dr. Fissinger’in İstanbul’a ikinci gelişi.

 

DÜŞÜNCELER

1919 -Harbiye Nezareti Atatürk’ü neden geri çağırdı?

 - Atatürk Rauf Orbay’ın Ankara’ya gelişinden Nutuk’ta bahseder, konuya şöyle girer:  … Havza'da bulunduğum sırada Ankara'da bulunan 20'inci Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa' dan bir şifreli telgraf aldım. Bu telgraf, aşağı yukarı tanıdığımız bir zat bazı arkadaşlarla birlikte İstanbul'dan buraya gelmiştir. Nasıl hareket etmeleri gerektiği konusunda ne emir buyuruyorsunuz şeklinde idi. Adeta bir bilmeceyi andıran bu telgraf, bende büyük bir merak ve hayret uyandırdı. …

Devamı için bakınız:  http://www.add.org.tr/index.php?option=com_wrapper&Itemid=169

Rauf Orbay Atatürk’ün yakın arkadaşlarındandı, Cumhuriyet’in ilanı günlerinde araları açılmıştır. Kısa özgeçmişi şöyledir:

1881 yılında İstanbul'da doğdu. Milli Mücadele'ye katılmak üzere Anadolu'ya geçtiğinde imparatorluğun hemen her yanına ün salmış milli kahramanlardan biriydi. Bahriye Mektebi'ni bitirmiş, Balkan Savaşı sırasındaki deniz savaşlarında büyük başarılar göstermiş ve bu nedenle "Hamidiye Kahramanı" ünvanını kazanmıştı. İzzet Paşa kabinesinde Bahriye Nazırlığı yaptı, bütün bu parlak başarıların sonunda Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş belgesi olan Mondros Mütarekesini imzalamak zorunda kaldı.

1921 yılında Malta sürgününden dönünce Ankara'ya gitti. Kendisine Nafia Vekilliği verildi. Bakanlıktan ayrıldığı yıl Meclis İkinci Başkanlığına seçildi. 1922-1923 arasında bir kaç ay başbakanlık yaptı.

1924 yılında Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurulunca, daha önce İkinci Grupta başlattığı muhalefetini bu toplulukta sürdürmeyi daha uygun buldu. 1942-1944 yılları arasında Türkiye'nin Londra büyükelçisi oldu. 1964 yılında öldü. Kaynak: http://www.biyografi.net/kisiayrinti.asp?kisiid=2390

1929- 1936  -Bu yıllarda yeni Türkiye’nin inşası için kuşkusuz birçok kanun çıkarıldı. Burada bunlardan üç kanunun adı geçiyor: Millî Sanayii Teşvik Kanunu, Halk Bankası’nın Kurulması Hakkında Kanun ve İş Kanunu. Bu üç kanunun da ekonomi ile ilgili olduğuna dikkat ediniz. Atatürk bir toplumun yükselmesinde bilim kadar, ahlak kadar, ekonominin de hayati rolü olduğunu sık sık vurgulamıştır. Bu konuda bakınız: Hasan Sabır, “Atatürk’ün Ekonomi Anlayışı”, http://www.sayistay.gov.tr/dergi/icerik/der62m1.pdf   (8.6.2011)

1938 -Dr. Fissinger kimdir, Türkiye’ye niçin gelmiştir?

 

CUMHURİYET TARİHİMİZİ UNUTMAYALIM: 9 HAZİRAN

1919 -Atatürk’ün XVII. Kolordu Komutan Vekili Albay Bekir Sami Günsav’a yanıtı: “Ümitsizliğe kapılacak zaman değil. Birlikte çareler aramaya mecburuz.” 

1921 -Fransız temsilcisi Franklin Bouillon’un Ankara’ya gelmesi.

-İki Yunan savaş gemisinin, silah ve cephane yığılan İnebolu’yu bombalamaları. 

1936 -Atatürk’ün Eskişehir Tayyare Mektebi’nde konuşması: “Geleceğin en kıymetli silahı, hiç kuşkunuz olmasın, uçaklardır. … Bize düşen görev Batı’dan bu konuda fazla geri kalmamayı temindir.”

1937 -Ankara’da Tıp fakültesi kurulması hakkında kanunun kabulü. 

 

DÜŞÜNCELER

1919 -Atatürk başarılarını hiçbir zaman yalnızca kendisine mal etmemiştir. “Ben ne yaptıysam, neyi başardıysam, arkadaşlarımla birlikte başardım” demiştir. Albay Bekir Sami Günsav’a “Birlikte çareler arayacağız” derken, bu sözündeki gerçeğin ve içtenliğin bir kanıtını buluyoruz.

 1921 -Fransız temsilcisi Franklin Bouillon Ankara’ya hangi amaçla gelmişti, Atatürk’le neler konuştu? Atatürk Nutuk’ta bu şahsa ve onunla yaptığı görüşmeye geniş yer verir, şöyle diyor: “Fransız hükûmeti, eski bakanlardan Mösyö Franklin Bouillon (Franklen Buyon)'u önce gayri resmî olarak Ankara'ya göndermişti. 9 Haziran 1921 tarihinde Ankara'ya gelen Mösyö Franklin Bouillon ile Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey ve Fevzi Paşa Hazretleri'nin de katılmasıyla, bizzat iki hafta süren görüşmeler yaptım. …”  Peki daha neler söylüyor? Hepimiz bilmek zorundayız, öyleyse bakıp okuyalım: http://www.add.org.tr/index.php?option=com_wrapper&Itemid=169         (9.6.2011)

1936 -Atatürk’ün ünlü bir sözü vardır: İstikbal göklerdedir. Atatürk düşmanları Amerikan propagandasının hizmeti ya da etkisi altında Atatürk’ü Türklerin gözünden düşürmek için ellerinden geleni yapmaktadır, holding medyasının köşeleri sabah akşam bu hedefe yönelik yazılar döktüren şahıslarla doludur. Bunların bir iddiası da “İstikbal göklerdedir” sözünün Atatürk’e ait olmadığıdır. Önemli olan fikirdir. Atatürk’ün Eskişehir Tayyare Mektebi’nde yaptığı konuşma bu iddiayı bence yalanlamaktadır. Ne diyor, uçaklar geleceğin, istikbalin silahıdır, bu konuda Batı ile yarışın diyor. Komprime haline getirirsek bu uyarıyı nasıl bir şekil alır? Elbette şu şekli alır: İstikbal göklerdedir.

 

CUMHURİYET TARİHİMİZİ UNUTMAYALIM: 10 HAZİRAN

1919 -Atatürk’ün Ali Fuat Cebesoy ve Rauf Orbay’ı yanına çağırması.  -5. Yunan Alayı’nın İzmir’e gelmesi. -Calthorpe’dan Lord Curzon’a: “Kürtler henüz Mustafa Kemal’e karşı ayaklanmadı ama Binbaşı Noel bunu sağlayacağından emin.” 

1920 -Yüksek Komiser J. de Robeck’den Lord Curzon’a: “Sadrazam Damat Ferit gelecekteki Türk Devleti için İngiliz himayesini istedi ve yeni yetişecek şehzadenin tamamen İngiliz dostu olarak yetiştirileceğini söyledi.”  -İtalyanların Milas’ı boşaltmaları. -Bir Fransız savaş gemisinin kısa süreli, mütarekeye aykırı olarak Karadeniz Ereğli’sini bombalaması. 

1933 -Yüksek Ziraat Enstitüsü’nün kurulması hakkında Kanun’un kabulü. -Ali Fuat Cebesoy’un Atatürk’ün uygun görmesi ile Konya milletvekili seçilmesi.

 

DÜŞÜNCELER

1919 -Atatürk’ün arkadaşlarını yanına çağırıyor, onları çevresine topluyor. Burada Atatürkçülüğün önemli bir koşulunu görüyoruz: Bir araya gelmek, birleştirici olmak, farklılıklara değil ortak yönlere göre hareket etmek. Daha  fazla bilgi için bakınız: Cihan Dura, Satıldık Uyanın, İleri Yayınları, İst., 2005, ss. 802-804 (Atatürk’ün Başarı Yolları: Başarı İçin Örgütlenme).

- Geçmişte İngiltere’nin, bugün de Amerika’nın, hasım gördükleri ülkeleri çökertme araçlarından biri de azınlıkları veya etnik toplulukları ayaklandırmaktır.  Osmanlı zamanında çok denediler, hep de başarılı oldular. Günümüzde ise Kürt asıllı yurttaşlarımızı ayaklandırmaya çalışıyorlar, bedhah yöneticilerimiz sayesinde epey de ilerleme kaydettiler. Bu konuda şu yazılarımı okuyabilirsiniz:

Türkiye'yi Parçalama Planının Elebaşları: İngiltere ve Amerika: http://www.kayseri.net.tr/yazar.asp?yaziID=8723

Türkiye'nin Bölünme Sürecini Kimler Nasıl Başlattı?   http://www.kayseri.net.tr/yazar.asp?yaziID=4510

AKP Geçmişi Bilmiyor Geleceği Görmüyor: http://www.kayseri.net.tr/yazar.asp?yaziID=4288

1920 - Sadrazam Damat Ferit  “gelecekteki Türk Devleti için açıkça İngiliz mandası istiyor ve yetişecek şehzadenin de tamamen İngiliz dostu olarak eğitileceğini” söylüyor.  Şehzade dediği Vahdettin’in oğludur. Damat Ferit, Sultan’ın onayı ve haberi olmadan böyle konuşabilir mi? İngiliz mandası isteyebilir mi, Vahdettin adına oğlu adına taahhütte bulunabilir mi? O zaman nerede kaldı “Devleti kurtarmak üzere M. Kemal Paşa’yı Anadolu’ya Vahdettin’in gönderdiği” iddiası?

1933 -Yüksek Ziraat Enstitüsü kuruluyor. Bu, Atatürk’ün ekonomik kalkınma görüşünün ve Devletçilik ilkesinin bir sonucuydu. Kalkınmada öncelik, sanayi ihmal edilmeksizin tarıma verilmeliydi. Gazi ve İ. İnönü zamanında, bir ölçüde de DP hükümeti zamanında önemli başarılar sağlandı. Ancak tarımsal kalkınma iradesi aynı kararlılıkla sonraki yıllarda sürdürülemedi. Hele AKP zamanında ABD ve AB'nin çıkarları uğruna, tamamen çöküşe terk edildi.

 

CUMHURİYET TARİHİMİZİ UNUTMAYALIM: 11 HAZİRAN

1913 -Sadrazam Mahmut Şevket Paşa’nın İttihat ve Terakki muhaliflerince öldürülmesi. 

1919 -Demirci Mehmet Efe’nin eşkiyalığı bırakarak Kuva-yı Milliye’ye katılması. -Times gazetesi: “Hindistan Müslümanlarını gücendirme pahasına da olsa, Türkler İstanbul’dan atılmalı.” 

1926 -Ziya Hurşit ve arkadaşlarının, Atatürk’e suikast yapmak üzere İzmir’e gelmeleri. 

1930 -T.C. Merkez Bankası’nın kurulması hakkında kanunun kabulü. 

1932 -Atatürk’ün Ankara Halkevi’nde Aka Gündüz’ün yazdığı Mavi Yıldırım adlı oyunu izlemesi. 

1937 -Atatürk’ün bütün mallarını hazineye bıraktığını bildirmesi ve hükümetten gerekli işlemin yapılmasını istemesi.

 

DÜŞÜNCELER

1919  -Zamanın süper gücü İngiltere’de yayınlanan Times  gazetesi,“ Türkler İstanbul’dan atılmalı”  diye yazıyor, bundan yaklaşık 90 yıl önce!

Avrupa Birliği’nin temsilcilerinden biri de 1. AKP Hükümeti döneminde bir sömürge müfettişi edasıyla Türkiye’yi ziyarete gelmişti. Son olarak İstanbul’a uğramış, bu şehri kast ederek anlam olarak şöyle demişti:  İstanbul tek başına AB’ye ne iyi bir üye olur.  Dikkat Türkiye demiyor, İstanbul diyor! Bu dileği, Times  gazetesininki ile karşılaştırarak derin derin düşünmek, düşündükten sonra da bir şeyler yapmak, değerli okur, sana düşüyor, bana düşüyor, hepimize düşüyor.

1930  -T.C. Merkez Bankası’nın kurulması hakkında kanun kabul ediliyor.

Atatürk: Para, her türlü vasıtanın üstünde bir varoluş silahıdır.

Modern Batı bankacılığının kurucularından biri: Bana bir ülkenin parasının yönetimini verin, yasaları kimin yaptığı umurumda bile değil.

Atatürk’ün daha 1923 başında, İzmir İktisat Kongresi’nde ulusal bankacılığın geliştirilmesi gereğini vurgulaması boşuna değildir.

Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda Merkez Bankası işlevleri yabancı sermayeli bir banka tarafından yürütülüyordu. Cumhuriyet döneminin ilk ulusal bankası, Atatürk’ün direktifleriyle 26 Ağustos 1924 tarihinde kurulan Türkiye İş Bankası’dır. 1925 yılında ilk kalkınma bankası olan Türkiye Sanayi ve Maadin Bankası kurulmuştur. 1927 yılında konut kredisi vermek amacıyla Emlak ve Eytam Bankası kurulmuştur. 1931 yılında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kurulmuştur.

Cumhuriyet döneminde bankacılık alanında atılan en önemli adımlardan biri, 1931 yılında T. C. Merkez Bankası’nın kurulması olmuştur. Banka 1932’de resmen faaliyetlerine başlamıştır. Bir Merkez Bankası kurulması çalışmaları 1920′li yılların ilk yarısında başlatılmış olmasına rağmen bu dönemde ödemeler dengesi problemleri ve çeşitli mali zorluklar ile karşı karşıya bulunulması, Merkez Bankası kurulabilmesi için gerekli olan altın ve döviz varlıklarının, ülkenin iç imkânları ile oluşturulmasının engellenmiş; dönemin dış konjonktürünün dış finansman imkânlarını kısıtlamış olması nedeniyle bankanın kurulması 1931 yılına kadar mümkün olmamıştır.

 

CUMHURİYET TARİHİMİZİ UNUTMAYALIM: 12 HAZİRAN

1919 -Bergama’nın Yunanlılarca işgali.  -Atatürk’ün Havza’dan Amasya’ya geçmesi. 

1920 -Damat Ferit’in Paris’e hareketi. 

1921 -Büyük Yunan taarruzu öncesinde Yunan Kralı, Başbakan ve yeni Genel Kurmay Başkanı’nın İzmir’e gelmeleri. 

 

DÜŞÜNCELER

1919 -Yurdumuzun işgal altına alınması devam ediyor. İngilizlerin taşeronu Yunanlar bu kez de Bergama’ya giriyor. 15 Mayıs’tan beri adım adım Ege’yi işgal altına alıyorlar. 15 Mayıs’tan beri hangi kentlerimize girdiler? Unutanlar için sayıyorum:   İzmir, Seferihisar, Urla, Çeşme, Menemen, Manisa, Aydın, Turgutlu, Ödemiş, Nazilli, Akhisar, Nif (Kemalpaşa) ve Bergama. Bu arada İngilizler İzmit’i, İtalyanlar ise Güllük, Milas, Söke, Burdur, Çine, Yatağan’ı işgal ettiler.

Peki ya bugün? Bugün neredeler? Afganistan’dalar, Irak’talar, Libya’dalar, yarın Suriye’de olacaklar. Peki, daha sonra?

- Atatürk’ün Havza Genelgesi’ni öğrendiniz mi, öğrendiklerinizi, çevrenize, öğrencilerinize, çocuklarınıza anlattınız mı?  Atatürk Amasya’da ne yaptı? Arkadaşları ile hangi genelgeyi yayınladı? Atatürk; milli mücadelenin temel gerekçesini, amaç ve yöntemini açıklayan ilk belge olan bu genelgeden Nutuk’ta bahseder. İlk üç maddesi şöyledir:

1 - Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir.

2 - İstanbul hükümeti üzerine aldığı sorumluluğun gereğini yerine getirememektedir. Bu durum milletimizi yok olmuş gibi gösteriyor.

3 - Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.  

Genelge Saraydüzü Kışlası’nda imzalanmıştır.

 Nutuk’un tamamını Atatürkçü Düşünce Derneği’nin internet sayfasında bulabilirsiniz. Genelge’nin diğer maddelerini de bilmek yurttaşlık görevinizdir, öğrenmek veya bilgilerinizi tazelemek için tıklayınız: http://www.add.org.tr/index.php?option=com_wrapper&Itemid=169

1920 -Damat Ferit Paris’e niçin gitti? Araştırın, öğrenin, yorumlayın.

 

CUMHURİYET TARİHİMİZİ UNUTMAYALIM: 13 HAZİRAN

1919 -Dikili’nin Yunanlılarca işgal edilmesi.  -3 500 İtalyan askerinin daha Antalya’ya çıkması. -Amasya Sultan Bayezit Camisi’nde A. Kâmil Efendi’nin vaazı: “Biricik kurtuluş çaresi halkın doğrudan doğruya egemenliğini eline alması ve iradesini kullanmasıdır. Hep beraber Mustafa Kemal Paşa’nın etrafında toplanarak vatanı kurtaracağız.” 

1921 -Türk - Fransız görüşmelerinin Ankara’da başlaması.   -Ziya Gökalp’ın Malta’dan Ankara’ya gelmesi. 

1922 -Atatürk’ün Sarıköy istasyonunda İnönü ile buluşması.

 

DÜŞÜNCELER

1919 -Amasya Sultan Bayezit Camisi vaizi Abdurrahman Kâmil Efendi “dinci” değil, dindar bir müslümandı, gerçek bir aydındı. Onun da adını yüreğimize, bir daha asla unutmamak üzere kaydetmemiz gerekir.

Bir kaynakta onun hakkında şunlar yazılıdır:

Mustafa Kemal Paşa'nın Amasya'ya ilk gelişlerinde, Onu karşılayanlar arasında Abdurrahman Kâmil Efendi de bulunuyordu. O, görünüş ve bilgisiyle Paşa'nın hemen dikkatini çekmiştir. Daha önce değinildiği üzere Mustafa Kemal Paşa, Amasya'ya ilk teşriflerinde (12 Haziran 1919) Hükümet Konağı'nda bir konuşma yaparak ülkenin içinde bulunduğu durumu ve alınması gerekli önlemleri açıklamıştı. Burada hazır bulunan Abdurrahman Kâmil Efendi Paşa'nın fikirlerini hemen benimsemiştir. Bu arada Mustafa Kemal'in konuşmasında Arapça ve Farsça kelimeleri yerinde ve yanlışsız kullanması, Abdurrahman Kâmil Efendi'yi şaşırtmıştı. Hatta hayretini saklayamamış; "Bu Paşa, başka paşa. Bu paşa bildiğimiz paşalardan değil" demiştir.

Görüşlerini benimsediğini anında konuşma ve davranışlarıyla belli ettiğinde, Paşa, Hoca Efendi'ye özel ilgi gösterdi. "Günün yorgunluğu ve ilerlemiş saatlerden dolayı misafirlerin dinlenmeleri gerekliydi. Hükümet Konağı'ndan Saraydüzü Kışlası'nda ikamet edilmek üzere hareket edildi. Diğer ileri gelenlerin de hazır bulunduğu mecliste bir müddet daha memleket meseleleri konuştular.

Sultan Bayezid Camii Vaizi Abdurrahman Kâmil Efendi, müsaade isteyerek ertesi günki Cuma vakti vaaz edeceği için erken gitmesinin gerektiğini söyledi. Mustafa Kemal Paşa ayağa kalktı, daha sonra da;

"Yanınıza bir adam katayım, karanlıktır" dedi.

Hoca Kâmil Efendi:

"Gözlerinin ışığı beni götürür Paşam..." cevabını verdi. Mustafa Kemal Paşa ise biraz düşünceli, biraz da gelecek endişesini taşıdığını ifade ederek:

"Baba bu işte muvaffak olmak da var, olmamak da var. İnşallah muvaffak olacağız. Eğer olamazsak bizi asarlar, kelle gider, ne dersin?" diye sordu. Ayakta gitmek üzere olan Hoca Kâmil Efendi:

"Oğul, sen ki genç yaşta başını vatan millet uğruna fedâ etmişsin, benim bu ihtiyar kelleyi de koy senin uğruna feda olsun" dedi.

Hiç beklemediği bu cevap karşısında şaşıran Mustafa Kemal, memnuniyetini gizlememiştir. Paşa, Amasya'da Milli Mücadele kıvılcımını alevlendirecek bir Hoca'yı bulmuştu.

Devamı için tıklayınız: http://www.diyanet.gov.tr/turkish/basiliyayin/weboku.asp?id=700&yid=26&sayfa=14

Şu adreste İstiklal Mücadelemizde büyük hizmetleri olan, Atatürk’e yardımcı olan diğer aydın din adamlarımız (Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi, Ankara Müftüsü Mehmet Rıfat Efendi, Amasya Müftüsü Hacı Tevfik Efendi) hakkında da bilgi edinebilirsiniz: http://www.diyanet.gov.tr/turkish/basiliyayin/weboku.asp?sayfa=1&yid=26

 

CUMHURİYET TARİHİMİZİ UNUTMAYALIM: 14 HAZİRAN

1919 -Atatürk’ün Vahidettin’e telgrafı: “Eğer zorlanırsam, görevimden istifa ederek Anadolu’da ve milletin sinesinde kalacağım ve vatani görevime bu kez daha açık adımlarla devam edeceğim.” 

1920 -Kuva-yı İnzibatiye’nin taarruza geçmesi ve yenilip İzmit İngiliz bölgesine sığınması. 

1926 -Ziya Hurşit ve suç ortaklarının tutuklanması. 

1934 -Yeni bir toprak dağıtım kanununun kabul edilmesi. 

1935  -Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin kurulmasının TBMM’nce kabul edilmesi. -Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü’nün Kurulması hakkında Kanun’un kabul edilmesi. -Etibank’ın Kurulması hakkında Kanun’un kabul edilmesi. -Elektrik İşleri Etüt İdaresi’nin Kurulması hakkında Kanun’un kabul edilmesi.

1938 -Orgeneral Asım Gündüz başkanlığındaki Türk askeri heyeti ile Fransız askeri heyeti arasında Antakya’da görüşmelerin başlaması.

 

DÜŞÜNCELER

14 Haziran Cumhuriyet tarihimizin önemli günlerinden biri: Kuva-yı İnzibatiye yenilgiye uğratılıyor. Atatürk’e suikast düzenleyen Ziya Hurşit tutuklanıyor. Önemli yasalar Meclis’den geçiyor: Bunlar toprak reformu ile, yüksek öğretimle, madencilikle, elektrik enerjisi ile ilgili olan kanunlar...

1926 -  16 Haziran günü Gazi Mustafa Kemal Paşa İzmir’e geldi. Büyük coşku içerisinde karşılanan Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa, Ziya Hurşit’in suikast planının ortaya çıkarılması üzerine şöyle demiştir: “Alçak girişimin benim kişiliğimden çok, kutsal cumhuriyetimize ve onun dayandığı yüksek ilkelerimize yönelik bulunduğuna şüphe yoktur. Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”

1934, 1935 - Günümüzde Atatürk’ün hangi eseri varsa, göz göre göre ortadan kaldırılıyor, yerle bir ediliyor, bundan nasibini en başta ekonomik eserleri almıştır: Bugün toprak reformunun adı bile anılmıyor. Kürt asıllı yurttaşlarımız ağalık düzeni boyunduruğunda yoksul, köle statüsünde yaşıyor. Güneydoğumuzun asıl sorunu bu değil midir, ağalık düzenini ortadan kaldırmak değil midir?

MTA iğdişleştirilmiş bulunuyor. AKP iktidarında bütün madenlerimiz küresel şirketlere açıldı, hemen hepsi artık onların kullanımında. Elektrik üretim ve dağıtım tesislerimiz de kamudan alınarak yerli, yabancı özel şahıslara teslim edildi, ediliyor.

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura