Diğerleri > Cumhuriyet Tarihimiz
11-02-2012
TARİHİNİ BİLMEYEN ULUSLAR YOK OLMAYA MAHKÛMDUR: 26 - 31 MAYIS

TARİHİNİ BİLMEYEN ULUSLAR YOK OLMAYA MAHKÛMDUR: 26 MAYIS

 

MİLLÎ MÜCADELE

1919 -1. Saltanat Şurası’nın toplanması. -Atatürk’ün Havzalılara söylediği: “Hiçbir zaman ümitsiz olmayacağız, çalışacağız, ülkeyi kurtaracağız.” -İzmir Valisi Kambur İzzet’in “Yunan birliklerinin özel bir tören ve saygı ile kabulü”nü isteyen bir genelge yayımlaması.

1921 -Fevzi Paşa’nın Kâzım Karabekir’e “Enver Paşa’nın, Anadolu’ya girmek istemesi halinde tutuklanması”nı bildirmesi.

 

CUMHURİYET

1937 -Atatürk’ün Ankara Halkevi’nde oynanan Ayışığı adlı çocuk operetini izlemesi.

1938 -Atatürk’ün Ankara’dan İstanbul’a hareketi.

 

DÜŞÜNCELER

1919 - 1. Saltanat Şurası'nda yaşananlar günümüzde hâlâ tartışılmaktadır. Nutuk'ta bu toplantıda Vahdettin'le ilgili “Sevr Muahedesi'ni bizzat ayağa kalkmak suretiyle kabul etmiştir.” denmektedir. Saray Başmabeyincisi Lütfi Simavi'ye göre ise Vahdettin açılış nutkunu okuduktan sonra başkanlığı Damat Ferit Paşa’ya bırakarak salonda durmamış, çıkıp gitmiştir. Son Sadrazam Tevfik Paşa’nın oğlu İsmail Hakkı Okday'ın anlatımı ise şöyledir:

Nihayet Sevr’i kabul edenler ayağa kalksın denildi. Damat Ferid Paşa bu sırada Padişah’ın salonu terk etmesi için işaret verdi. Vahdettin dışarı çıktı, yandaki odaya geçti. Padişah ayağa kalkınca da salondakiler Hünkâr'a bir saygı eseri olarak ayağa kalktılar. Kendisini bu suretle selamladılar. Öyle ki, bu ayağa kalkışın Sevr’in kabulü anlamına mı geldiği, yoksa Padişah’a hürmeten kıyam mı edilmiş olduğu açık olarak belirmedi. Hatta Ayan'dan Topçu Feriki Rıza Paşa, ‘Biz Padişaha hürmeten ayağa kalktık, Sevr’i kabul ettiğimizden değil’ diye haykırarak Damat Ferit’in oyununu açıkça protesto dahi etti.

Kimi tarihçiler bu olayı, Şûrâ’da oy hakkı olmayan padişahın, oylama yapılması çağrısı yapılınca dışarı çıkması, fakat Damat Ferit'in olayı oldubittiye getirmesi olarak yorumlamaktadır. http://wapedia.mobi/tr/Sevr_Bar%C4%B1%C5%9F_Antla%C5%9Fmas%C4%B1

-    Atatürk’ün başarı sırlarından biri Havzalılara hitabında saklı: Daima umutlu olmak, çalışmak ve hedefe kilitlenmek. Günümüzde, biz Atatürkçüler de aynı şekilde hareket etmeliyiz.

-     Vali Kambur İzzet… İç bedhahlardan biri olarak memurlarından “Yunan birliklerinin özel bir tören ve saygı ile kabulü”nü” istiyor. Aynı tiynettte olan diğerlerinden, daha önce adı geçenleri hatırlıyorsunuz değil mi: Artin Cemal, Sait Molla, Ali Galip, R. Cevat Ulunay, Şeyh Sait, Ali Batı, Anzavur, Çerkes Ethem, Vahidettin, Damat Ferit… Unutmayın bunların adlarını ve marifetlerini… Çünkü günümüzdeki takipçilerini ancak bu bilgiyle teşhis edebilirsiniz. İsmet İnönü’nün yol gösterici ünlü uyarısını da unutmayın: Bir ülkede namuslular, en az namussuzlar kadar cesur olmazsa, o ülke için kurtuluş yoktur.

1938 -   Ankara’dan aynı zamanda son ayrılışı oldu. Ama bizden hiçbir zaman ayrılmadı, daima aramızdadır, içimizdedir o. Onunla varız, ancak onunla, var olmaya devam edebiliriz.

***

TARİHİNİ BİLMEYEN ULUSLAR YOK OLMAYA MAHKÛMDUR: 27 MAYIS

MİLLÎ MÜCADELE

1915 -Tehcir Kanunu’nun yürürlüğe girmesi.

1919 -Aydın’ın Yunanlılarca birinci işgali. -Eski Edremit Kaymakamı Köprülülü Hamdi Bey ve bir Kuva-yı Milliye birliğinin gece Edremit’ten cepheye hareket etmesi.

 

1920 -Vahidettin’in Fevzi (Çakmak) Paşa hakkındaki idam kararını onaylaması. -Pozantı’dan ayrılan, Yüzbaşı Menil komutasındaki 800 kişilik Fransız birliğinin Karboğazı’nda millî kuvvetler tarafından sarılıp esir alınması.

 

CUMHURİYET

1934 -Basmane (İzmir) - Afyon demiryolunun satın alınması.

1935 -Alsancak-Aydın-Eğirdir demiryolunun satın alınmasının TBMM’nce kabul edilmesi.

1938 -İngiltere ile 16 milyon sterlinlik kredi anlaşmasının imzalanması.

 

DÜŞÜNCELER

1919 - İşte adını ezberlememiz, sık sık hatırlamamız  gereken bir aydın, bir idareci ve kahraman daha: Köprülülü Hamdi Bey… Onu da çok yakından tanımalı, gençlerimize anlatmalı,  örnek olarak göstermeliyiz.

Köprülülü Hamdi Bey, I. Dünya Savaşı sırasında Edremit'te kaymakamdı, bu görevi sırasında önemli hizmetler yaptı. İttihat ve Terakki Partisi iktidardan düşünce Hamdi Bey kaymakamlıktan uzaklaştırıldı. 1919'da Yunanlıların Ayvalık'ı işgali üzerine yeniden ortaya çıktı. Ayvalık Cephesi kumandanı Ali (Çetinkaya) Bey'in emrine girdi. Cephenin kurulup gelişmesinde büyük hizmeti geçti. 1919 sonlarında Ayvalık'tan ayrılarak Balıkesir'e gitti. Cephenin gittikçe artan silah ve cephane ihtiyacını karşılamak üzere Gelibolu'da bulunan Akbaş Cephaneliğini ele geçirmek için Kazım Bey'le birlikte bir baskın hazırladı. 26-27 Ocak 1920 gecesi cephaneliği bastı. Bütün silah ve cephaneyi ele geçirerek bir gecede Anadolu yakasına, oradan da Yenice'ye taşıttı.

Hamdi Bey, cephaneyi muhafaza altına aldıktan sonra 40 atlı ile Biga'ya geçti. Biga'da halkı haraca kesen Kara Hasan çetesini ortadan kaldırdı. Gâvur İmam ve Şah İsmail kuvvetlerinin Biga'ya baskını sonucu, Hamdi Bey atla Yenice'ye doğru kaçtı. Eminoba köyünde, tanınarak yakalandı. Binbir işkence ile Biga'ya getirilirken Kırkgeçit denilen yerde Hacıoğlu adlı çete reisi tarafından öldürüldü.

Atatürk Nutuk’ta Hamdi bey’den şöyle söz eder: “Efendiler, Köprülü Hamdi Bey adında kahraman bir arkadaşımız, Kuva-yı Milliye'den bir müfreze ile, 26/27 Ocak ("6) 1920 gecesi, sallarla Rumeli sahiline geçti. Akbaş cephaneliklerini ele geçirdi. Depo bekçileri olan Fransızları tutukladı ve haberleşme hatlarını kesti. Silâhların hepsini cephanenin bir kısmını ve muhafız Fransız askerlerini de göz altında Lapseki'ye nakletti. Silâhları ve cephaneyi Anadolu'ya göderdikten sonra, Fransız erlerini iade etti. Akbaş deposunda sekiz bin Rus tüfeği, kırk Rus makineli tüfeği, yirmi bin sandık cephane bulunduğu tahmin ediliyordu.”

Hamdi Bey'in ölmeden önceki son sözleri şunlar oldu: "Kuvayı Milliye yalnız ben değilim. Kuvayı Milliye bütün milletindir. O ölmeyecektir." (Daha fazlası için: http://www.balikesir-edremit.gov.tr/dosya_shamdi.html )

1935 -Atatürk zamanında Basmane (İzmir) - Afyon demiryolu satın alınıyor,  Alsancak-Aydın-Eğirdir demiryolu satın alınıyor ve daha niceleri… Ya bugün? Milletimizin neyi var neyi yok, “babalar gibi” sattılar, satıyorlar. Bir devlet bu kadar mı ilkesiz ve tutarsız hale getirilir? Demokrasi ilkesizlik midir, demokrasi tutarsızlık mıdır? İkide bir fikir değiştiren bir insandan hayır gelmeyeceği gibi, iktidara gelen partiye göre siyaset değiştiren bir devlet de sağlam zeminde değil demektir.

1938 -Atatürk borçlanmaya sıcak bakan bir lider değildi. Ancak verimli olması ve hesaplı şekilde yapılması şartıyla borçlanmayı onaylıyordu.  Onun zamanında İngiltere ile yapılan 16 milyon sterlinlik kredi antlaşması büyük bir olasılıkla bu şartlara uygundu. Gerçekten araştırılması gereken, ilginç bir konu…

 


TARİHİNİ BİLMEYEN ULUSLAR YOK OLMAYA MAHKÛMDUR: 28 MAYIS

MİLLÎ MÜCADELE

1919 -İngilizlerin 67 İttihatçıyı Malta’ya götürmeleri. -Atatürk’ün sivil ve askerî makamlara (Havza) Genelgesi.

 

1920 -İstanbul yönetimi tarafından Anadolu Fevkalade Umumi Müfettişliği’ne atanan Müşir Zeki Paşa’nın, Atatürk’e bir mektup yazması.

 

CUMHURİYET

1927 -Teşvik-i Sanayi Kanunu’nun kabulü.

 

1928 -Millet Mektepleri açılması hakkında Bakanlar Kurulu kararı.

 

1929 -Tarım Kredi Kooperatifleri Kurulması Hakkında Kanun’un kabul edilmesi.

 

DÜŞÜNCELER

1919 -İngilizlerin 67 İttihatçıyı Malta’ya neden götürdüler? İngilizler İttihatçılara neden karşıydı? Bugün de Amerika ulusalcı-milliyetçilere karşıdır. Onlar da Türkiye’de bir yere götürdüler, götürüyorlar. Zamanın iki ayrı noktasında meydana gelen bu iki olay arasındaki benzerlik neler getiriyor aklınıza? 

- Atatürk’ün Havza Genelgesi’ni öğrendiniz mi, öğrendiklerinizi, çevrenize, öğrencilerinize, çocuğunuza anlattınız mı?

1920 - Müşir Zeki Paşa mektubunda, Atatürk’ten, “memleket menfaatleri adına TBMM’ni derhal feshetmesini ve İstanbul’a görüşmelerde bulunmak üzere bir heyet göndermesini” istiyordu. Atatürk’ün yanıtı ne oldu? Araştırıp öğreniniz, Nutuk’a bakınız. Nutuk’un günümüz Türkçesi ile mükemmel basımlarından biri şudur: …

1927, 1928 , 1929 -Sırasıyla üç girişimde bulunulmuş: Sanayinin teşviki, Millet mektepleri açılması, Tarım Kredi Kooperatifleri Kurulması… İkisi ekonomi ile, biri eğitimle ilgili. Atatürk düşünür, düşündüğünü söyler, söylediğini yapar. Dinleyelim söylediklerini:

-Ekonomi demek her şey demektir.  Ekonomi demek yaşamak için, mutlu olmak için, insan varlığı için ne lazımsa onların hepsi demektir. Tarım ve sanayi demektir.

- Ekonomik kalkınma Türkiye’nin, hür, bağımsız, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı gönençli Türkiye idealinin belkemiğidir.

- En büyük millî davalarımızdan biridir sanayileşmek. Çalışması ve yaşaması için ekonomik elemanları ülkemizde var olan her türlü sanayi kurulmalı ve işletilmelidir.

-Milli ekonominin temeli tarımdır. En büyük kuvveti, kudreti bu alanda gösterebiliriz. Bunun içindir ki tarımda kalkınmaya büyük önem vermekteyiz.

-Eğitimdir ki, bir ulusu ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum halinde yaşatır, ya da bir ulusu esaret ve sefalete terk eder.

-Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.

 

 

TARİHİNİ BİLMEYEN ULUSLAR YOK OLMAYA MAHKÛMDUR:29 MAYIS

MİLLÎ MÜCADELE

1919 -Ayvalık’a çıkarma yapan Yunan birliğine Yarbay Ali Çetinkaya komutasındaki 172. Alay’ın silahla karşı koyması. -Turgutlu’nun Yunanlılarca işgali. -Denizli’de Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kurulması.

 

CUMHURİYET

1927 -Ankara-Kayseri demiryolunun İnönü tarafından işletmeye açılması.

1936 -Bayrak Kanunu’nun kabul edilmesi.


DÜŞÜNCELER

1919 -  Ali Çetinkaya 1878 yılında Afyon'da doğdu. Harp Okulu'nu bitirdiği sıralar Balkanlar'da sürekli çete savaşları alıp yürümüştü. Onun için, Çetinkaya'nın ilk görevi Arnavutluk sınırında karakol komutanlığı oldu. 1911'de Derne'de Mustafa Kemal ile birlikte İtalyanlar'a karşı çarpıştı. Ardından Irak Cephesi'ne, Kafkasya Cephesi'ne, Makedonya’ya gönderildi. Yunan ordusunun İzmir'e çıktığı günlerde Ayvalık Cephesi'nde bulunuyordu. Orada düşmana ilk kurşunu atan, Çetinkaya'nın askerleri oldu ve Yunan birlikleri bölgeden çekilmek zorunda kaldı.

Ali Çetinkaya'nın siyaset hayatı, İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne girişiyle başlar. Kurtuluş Savaşı'nın başlarında Meclisi Mebusan'a seçilen subaylar arasında Çetinkaya da vardı. Bu sırada Malta sürgünleri arasında Türkiye'den uzaklaştırıldı. Dönüşünde yine Meclis'e girdi, Müdafaa-i Hukuk Grubu yönetim kurulunda görev aldı. 1934'te Bayındırlık Bakanı oldu. Ankara'daki resmi dairelerin çoğu, Çetinkaya'nın bakanlığı sırasında yapıldı. 1939-1940’da Ulaştırma Bakanlığı yaptı. 1949 yılında İstanbul'da öldü.

- Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri, 15 Mayıs 1919'da İzmir'in işgali üzerine Türkiye'nin çeşitli kent ve kasabalarında oluşturulan ve Milli Mücadele'nin ilk örgütsel çekirdeğini oluşturan sivil kuruluşlara verilen ad. 4 Eylül 1919'da toplanan Sivas Kongresi'nde tüm Müdafaa-i Hukuk örgütleri Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti şemsiyesi altında toplanmıştır. Bu cemiyet daha sonra Halk Fırkası ve Cumhuriyet Halk Fırkası/Partisi adıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu siyasi örgütü olacaktır. [Vikipedi].

Müdafaai Hukuk örgütlenmesi bugün de Türkiye’ye örnek olabilir.

1927 -  Atatürk Ankara-Kayseri demiryolunu açarken, bir sözünü daha yerine getirmiş oluyor:  Yollarımızı çağın, bugünkü ilerlemelerin gerektirdiği mükemmel bir duruma getirmemiz lazımdır. Ancak bu suretle ülkede hüküm süren fakirlik ve sefalete çare bulabiliriz. … Demiryolları bir ülkeyi uygarlık ve refah nurlarıyla aydınlatan kutsal bir meşaledir. Cumhuriyetin ilk yıllarından beri dikkatle, ısrarla üzerinde durduğumuz demiryolları inşa politikası, hedeflerine ulaşmak için durmadan başarıyla uygulanmaktadır.

 

TARİHİNİ BİLMEYEN ULUSLAR YOK OLMAYA MAHKÛMDUR:30 MAYIS

MİLLÎ MÜCADELE

1919 -Ayvalık sırtlarında Türk-Yunan çatışmasının sürmesi. -Ramazan ayı…  M. Sabri Efendi’nin yazısı: “ordunun vazifesi oruç tutmaktır.””

1922 -General Townshend’in Avam Kamarası’nda Türkiye lehinde konuşması.

 

CUMHURİYET

1924 -Bugün Ankara’ya gelen Fikriye Hanım’ı, Latife Hanım’ın tepkiyle karşılaması ve Fikriye Hanım’ın Çankaya Köşkü’nden dönerken, intihar etmesi.

 

DÜŞÜNCELER

1919 - Mustafa Sabri Efendi hakkında birçok yerde bilgi vardır. Vikipedi kendisi hakkında aşağıdaki başlıklar altında bilgi vermektedir. 3.2,  5, 6 ve 7 numaralı başlıklara dikkat ediniz, bu adamın ne tıynette biri olduğunu hemen anlayacaksınız. Planın “fikirler” kısmını aşağıya olduğu gibi aldım. Okuyun ve görün,  ne “parlak” fikirler varmış Sabri Efendi’nin kafasında.

 

1 Bab-ı Ali baskını planı

 

2 Sadrazam Mahmut Şevket Paşa suikastı

 

3 Üye olduğu cemiyetler

 

3.1 Teal-i İslam Cemiyeti (Cemiyet-i Müderrisîn)

 

3.2 İngiliz Muhipleri Cemiyeti

 

4 Cemiyet-i Müderrisin Beyannamesi

 

5 Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey'e idam fetvası

 

6 Kuvayı Milliye kuvvetlerine verilen ölüm fetvası

 

7 Mustafa Kemal ve Ankara Hükümeti'ne hakaretler

 

8 Fikirleri


Mustafa Sabri Efendi Şapka Kanunu’na, Medeni Kanun'un kabulüne, Harf Devrimi’ne, Halifeliğin kaldırılmasına, Kuran'ın Türkçeye tercüme edilmesine karşı çıkmıştır.

Türk Milliyetçiliğine karşı çıkmış, Yunanistan'da çıkardığı Yarın gazetesinde 1927 yılında yazdığı şiirde Türklüğüne tövbe ettiğini, Türklükten istifa ettiğini söylemiştir:

Yalnız Müslüman ve insan olarak kalmak üzere, Türklükten,
Şeref ve izzetimle istifa ediyorum Allah'ın huzurunda!...
...
Tövbe yarabbi tövbe Türklüğüme
Beni Türk milletinden ad etme

Bir yazısında milliyet hakkında Milliyet önemli bir şey idiyse, bir Türk dili veya bir Çerkes dili yanında Arap dilinin çok daha üstün olduğunu belirterek, bunların yanında daha büyük olan Arap milliyeti ile iftihar etmenin daha akla uygun olacağını söylemiştir.

...Arapça'yı lisan ittihaz etmek derecesinde kendimize mal dinmek isterim. Amma bundan Türklüğümüz mutazarrır olurmuş... Biz müstefid oluruz ya!...

Yazılarında milliyetin önemsiz bir şey olduğunu önemli olanın sağlanacak kişisel fayda olduğunu ifade etmiştir. Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Mustafa_Sabri_Efendi   (30.5.2011)

Bugün Türkiye AKP ve lideri sayesinde onun fikirleriyle yeniden buluşuyor.

1924 - Atatürk Fikriye Hanım dururken, neden Latife Hanım’ı tercih etti? Buna hep hayıflanmışımdır. Onun her yaptığı milleti içindi, İstiyordu ki Latife Hanım modernliğiyle, yeni Türk kadınına örnek olsun. Ne var ki Latife Hanım huysuzdu, ona şefkatli bir eş olamadı. Eğer Fikriye Hanım olsaydı, Bir eş olarak Atatürk’ün üzerine şefkat kanatlarını gererdi. Büyük önder belki daha uzun yaşar, başlattığı hamlelerin birçoğunu daha tamamlar, Türkiye bugün bambaşka olabilirdi.

Fikriye Hanım 1887 yılında Selanik'de doğdu. Zübeyde Hanım'ın ikinci eşi Galip Bey'in kardeşinin kızıdır. 1923 yılına değin Çankaya Köşkünde Mustafa Kemal'e yardımlarda bulundu. Bu arada ciğerlerinden rahatsızlandı. Tedavi için Münih'e gönderildi. Mustafa Kemal'in Latife Hanımla evlendiğini öğrenince geri döndü (1924). Birkaç gün Çankaya Köşkü'nde misafir edildi. Ankara'dan ayrılmadan önce Münih'ten Mustafa Kemal'e getirdiği hediyeyi vermek üzere Çankaya Köşkü'ne gitti. Fakat Latife Hanım’ın, Mustafa Kemal'i görmesini engellemesini kabullenemeyen Fikriye Hanım, tabancayla kendini vurarak intihar etti.

TARİHİNİ BİLMEYEN ULUSLAR YOK OLMAYA MAHKÛMDUR: 31 MAYIS

MİLLÎ MÜCADELE

1919 -Harbiye Nezareti’nin Atatürk’e sorusu: “Diyarbakır’dan Samsun yoluyla İstanbul’a sevk edilmekte olan sürgü kolu, makineli tüfek ve top kamalarının nerede olduğu?” (Atatürk’ün 3 Haziran tarihli yanıtı: Sevkiyatı durdurdum.) -ABD Dışişleri Bakanlığı’nın ABD elçilik ve konsolosluklarına genelgesi: “Petrol bulunan, bulunabilmesi olanağı olan her yerde, petrol kaynakları hakkında bilgi verilmesi, ABD’nin müdahale olanaklarının bildirilmesi.”

 

CUMHURİYET

1925 -Şeyh Sait isyanı dolayısıyla ilan edilen kısmî seferberliğin kaldırılması.

1933 -İstanbul Darülfünunu’nun kaldırılması ve yerine İstanbul Üniversitesi Kurulması hakkında Kanun’un kabulü.

 

DÜŞÜNCELER

1919 -Atatürk “Diyarbakır’dan Samsun yoluyla Anadolu’dan İstanbul’a sevk edilmekte olan savaş malzemesinin sevkiyatını neden durdurdu? Bugün bu sorunun yanıtı üzerinde düşünebilir, Internet yoluyla ufak bir araştırma yapabiliriz. tanıdığımız, konu hakkında bilgi sahibi kimselere de sorabiliriz.

-ABD yabancı ülkelerdeki temsilciliklerinden petrol hakkında şu bilgileri istiyor:

-Petrol bulunan, bulunabilmesi olanağı olan yerler,

-Petrol kaynakları hakkında bilgi,

-ABD’nin müdahale olanakları.

Şimdi şu kavramları bir araya getirerek düşünün: BOP, Arap ülkeleri, Kerkük-Musul, parçalanan Irak, parçalanmakta olan Libya…  Ağzından demokrasi, insan hakları lafları düşmeyen Amerika’nın gerçek hedefinin ne olduğunu hemen anladınız değil mi?

1925 -Şeyh Sait isyanını ve benzerlerini en azından ana hatlarıyla bilmeyen, “ben tam bir Atatürkçüyüm” diyemez.  Çünkü günümüzde olup bitenleri anlayamaz. Dolayısıyla birinci görevi olan “Türkiye Cumhuriyeti’ni koruma” görevini yerine getirmede zaaf gösterir.

1933 -Atatürk neden İstanbul Darülfünunu’nu istediği şekle sokmayıp tamamen kaldırmak ve yerine  İstanbul Üniversitesi adlı yepyeni bir üniversite kurma ihtiyacı duydu? Bilimsel düşünce merakla başlar arkadaşlar…, bu yeteneğimizi asla köreltmeyelim. Sorarak, yanıtlayarak daima canlı tutalım.

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura