Atatürk Okulu > Diğer Konular
31-08-2014
TAM BAĞIMSIZLIK DERSLERİ İÇİN UYGULAMA SORULARI VE OKUMA PARÇALARI

Cihan Dura

31.8.2014


BİRİNCİ KONU: TAM BAĞIMSIZLIK NEDİR?

UYGULAMA SORULARI

1-Bir milletin: a) varlığını sürdürmesi, b) kendini gerçekleştirmesi, neden o milletin bağımsız olmasına bağlıdır?

2- Tam bağımsızlığa siyaset, maliye, iktisat, adalet, askerlik ve kültür alanlarından birer somut örnek veriniz.

3- Sevr Antlaşması hangi yönleriyle, bağımsızlığımızı ortadan kaldırmaya yönelikti?

4- Bir milletin kendi irade ve egemenliğine sahip olmaması, neden bağımsızlığını da yitirmesiyle sonuçlanır?

5- Türkiye’de yabancılara tanınan ayrıcalıklar nelerdir? Örnekler veriniz.

6-Türkiye’nin dış borç yükü aşırı mıdır, araştırınız.

 

OKUMA PARÇALARI

ÖZDEYİŞLER

-Türkiye Devleti’nin bağımsızlığı kutsaldır. O sonsuza kadar güvenlikte olmalı ve korunmalıdır.     M.K. Atatürk

-İstiklalini kaybetmenin en iyi yolu, sahip olmadığınız parayı sarf etmektir.  M. K. Atatürk

-Bir millet herhangi bir şeye hürriyetten daha fazla değer veriyorsa, hürriyetini kaybedecektir. Kaderin cilvesine bakın ki değer verdiği, rahatlık ya da para ise onları da kaybedecektir. Somerset Maugham

 

**

TASMA

Kurt bir deri, bir kemik, dolaşırken

Bir çomar görmüş, ama ne çomar

Kerli ferli, yağlı besili, parlak tüylü…

“iyi ense yapmışsın, maşallah” demiş.

“Senin de elinde bayım” demiş köpek, benim gibi beslenmek.

Bırakın şu ormanı, beni dinleyin,

Yaşamak değil bu sizinki. Hep böyle sefil, perişan, serserî,

Açlıktan ölmek kaderiniz.

Gelin benimle de dünya varmış deyin.”

*

Kurt sormuş: “orada işim ne olacak benim?”

“Hiç canım” demiş çomar, “işten değil:

Fakir fukaraya saldırmak, evin adamlarına kuyruk sallamak,

Efendine hoş görünmek, hepsi bu kadar.”

Buna karşılık yağlı gündelik,

Bütün artıklar senin: tavuk kemiği mi istersin,

Güvercin, bıldırcın kemiği mi istersin!

Üstelik sırtın okşanır sabah akşam.

*

Kurdun ağzı kulaklarına varmış, gözleri dolmuş sevinçten.

Yola düşüp giderlerken

Kurt köpeğin boynunda bir yara izi görmüş.

“Bu da ne?” diye sormuş.

“Hiç” demiş köpek, “tasmanın izi olacak.

Hani bağlıyorlar ya arada bir.”

“Ne, bağlıyorlar mı?” demiş kurt,

“Öyleyse her istediğin yere gitmek yok!”

“Her zaman yok, ama ne çıkar bundan?”

“Ne mi çıkar? Bundan çıkar ne çıkarsa!

Senin olsun eti de, kemiği de,

Dünyaları verseler yokum bu işte.”

Böyle demiş kurt.

Der demez de, çekip gitmiş.

Lafontaine

 

**

MANKURT

Çok eski dönemlerde Kırgızların ve diğer Türk boylarının komşusu olan Juan Juanlar tutsak aldıkları savaş esirlerinin saçlarını usturayla kazıdıktan sonra kafalarına yaş deve derisinden bir başlık geçirip çöle salarlar. Çöl sıcağında geçen süre içinde kuruyan deve derisi tutsağın kafasını mengene misali sıkar. Korkunç acılar verir. Saçlar, kuruyan deve derisinden başlığın etkisiyle kafatasına do¤ru gelişir. Tutsakların bir çoğu korkunç acılara ve kızgın çöle dayanamaz, ölürler. Yaşayanlar ise bilinçlerini kaybederler. Hafızaları sıfırlanır, silinir. Geçmişlerini, ailesini, obasını ulusal köklerini unutur. Benliklerini kaybederler.

Bu, kafası boş, bedenleri sağlam tutsaklar, efendilerine köle itaatiyle bağlanırlar. En ağır işlerde çalıştırılırlar. Deve çobanı olurlar. Onlar artık, birer Mankurt olmuştur.

Kırgızlar arasında bir ermiş olarak kabul edilen Nayman Ana, eski çağlarda oğlu tutsak düşen, Mankurtlaşan bir kadındır. Nayman Ana, uzun bir arayıştan sonra tutsak oğlunun izini bulur. Çölde ona geçmişini hatırlatmaya çalışır. Ana sıcaklığını kullanarak kendine gelmesi için çabalar. Ne yapsa boşunadır. Çünkü Mankurtluğun dönüşü mümkün değildir. Mankurt oğlu sonunda anasını oklar, öldürür.

Cengiz Aytmatov’dan

 

İKİNCİ KONU: TAM BAĞIMSIZLIK NASIL KAZANILIR, NASIL KAYBEDİLİR?

 

UYGULAMA SORULARI

1- Osmanlı devletinin bağımsızlığının zedelenmiş olduğunu Atatürk’ün şu sözlerindeki (a) hangi ifadelerden anlıyoruz, (b) bunlar hangi tür bağımsızlıkla ilgilidir:

“Bir devlet düşünün ki kendi uyruğuna koyduğu bir vergiyi yabancılara koyamaz; gümrük işlemlerini, resimlerini ülkenin ve milletin ihtiyaçlarına göre düzenlemesi engellenmiştir;  bir devlet ki bunların da ötesinde yabancılar üzerinde yargı yetkisini uygulamaktan men edilmiştir. … Doğrudan doğruya milletin yaşamsal ihtiyaçlarından olan, örneğin demiryolu yapmak için, fabrika yapmak için devlet serbest değildi; mutlaka dış müdahale vardı.

2- Şu makaleyi okuyunuz. Osmanlı’nın bağımsızlığını yok edici ödün örneklerini belirleyiniz:

DÜN DÜYUNU UMUMİYE İDİ, BUGÜN IMF...

1879’da İngiltere Dış İşleri Bakanı Lord Derby kendinden emin, şöyle diyebiliyordu: “Osmanlı İmparatorluğu’nu o denli yakından denetliyoruz ki, bu devletin, toprakları üzerindeki egemenliği pratik olarak sıfıra inmiştir.”

Osmanlı hazinesi 1880 yılına son derecede kötü bir durumda girmişti.

Avrupa “altın yumurtlayan tavuk”un yine ölüme yattığını, korkuyla izliyordu.

Oysa, sömürü devam etmeli, plan işlemeliydi.

(Yazının devamı için tıklayınız:  )

http://www.cihandura.com/eski/index.php?option=com_content&task=view&id=40&Itemid=60

3-  Halide Edip Adıvar Millî Mücadele sırasında Atatürk’e bir mektup yollayarak, Amerikan mandasının kabulünü istemiştir. Bu mektubu bulup okuyunuz, mandanın (himayenin) kabulü önerisi ile ilgili ifadeleri vurgulayınız.

 

OKUMA PARÇALARI

■ UYGARLIK KAVRAMI

Uygarlık (medeniyet), genel, evrensel ve bir bakıma soyut bir kavramdır.

Üç farklı anlamı: Medeniyet kelimesi başlıca üç ayrı anlamda kulanılmaktadır:

-Genel olarak gündelik dilde “medeniyet” bazı kişilere atfedilen bir niteliği ifade etmektedir. İnsan ilişkilerinde görgü kuralarına uygun biçimde hareket etmek, nefsini kontrol ederek  davranışlarına hâkim olabilmek “medeniyet”in gereği olarak anlaşılmaktadır.

-Uygarlık ikinci olarak, bilgi, beceri anlamında kullanılmıştır.

-Üçüncü anlamı şöyle açıklayabiliriz:  Bir milletlin diğerlerinden farklı nitelikler taşıdığı fark edilmiştir. Bu gözlemden hareketle farklı medeniyetler olduğu görüşü ileri sürülmüştür. Etnologların etkisiyle “kültür” kavramı ortaya çıkmış ve geniş ölçüde uygarlık kavramıyerine kulanılmaya başlamıştır.

Şehirleşmenin Önemi: İnsanlık tarihinde uygarlık kavramının ortaya çıkışının şehirleşme ile bağlantılı olduğuna şüphe yoktur. İnsan uğraşlarında uzmanlaşma, becerilerin geliştirilmesi, işleri düşünüp fikir üretmek olan kişilerin ortaya çıkması hep şehirlerin oluşması ile mümkün olmuştur. Şehirleşme daha yeni ve daha iyi âletlerin icadını sağlamış, kültürün maddî, fikrî ve sanata ilişkin cepheleri ortaya çıkmıştır. Kültür daha karmaşık ve incelmiş bir düzeye ulaşmıştır. İşte bu düzey “uygarlık” olarak tanımlanmıştır. Bir kültür “yazılı bir dile, bilime, felsefeye, yüksek derecede uzmanlaşmış iş bölümüne, karmaşık bir teknolojiye ve siyasal sisteme sahip olduğunda onun medeniyet halini aldığı” görüşü ileri sürülmüştür.

Türk Uygarlığı (Kültürü): Her büyük toplumun olduğu gibi bizim toplumumuzun da kendisine özgü bir uygarlığı daima mevcut olmuştur. 1920’lerden sonra bu uygarlığın batı toplumlarındaki uygarlık niteliklerini de kazanması çabalarına girişilmiştir. Atatürk’ün önderliğindeki Türk Devrimi’nin başlıca amacı bu olmuştur.

KAYNAK: Şu makaleden özetledim: Mehmet Ali Durmuş, Atatürk Ve Çağdaş Uygarlık, http://atailkuyg.ege.edu.tr/files/m_a_d-ata_cagdas_uygarlik.pdf , s.1, (6.9.2014)

*

■ ATATÜRK İÇ VE DIŞ DÜŞMANLARI ANLATIYOR

Biz Mücadelemizi İki Düşmana Karşı Yürüttük: İstanbul Hükümeti, Emperyalizm

1– Ben devrimci faaliyetlere başladığımda, yani Anadolu hareketinin başına geçtiğimde, karşımızda iki düşman vardı. Sultanın despot İstanbul iktidarı, millî bağımsızlığımızı ortadan kaldırmaya heveslenen emperyalist güçler… Bütün mücadelemiz bunlara karşıydı.

Milletimiz Kendini Yok Etmek İsteyen Zalimlere Ve İşbirlikçilere Karşı Ayaklandı

2- Zalimler Türkiye halkını yok etmek istiyorlardı. Milleti baskısı altında tutan adaletsiz yönetim de bunlarla işbirliği yaptığından, millet hem dışarıya, hem de benliğine darbe vuran içerdeki yönetime karşı ayağa kalktı. Bunun sonucu olarak da kendi yazgısını kendi eline aldı.

(Yazının devamı için tıklayınız : )

http://cihandura.com/ataturk-yazilari/236-atatuerk-c-ve-di-duemanlari-anlatiyor-ii-.html

 

ÜÇÜNCÜ KONU: EMPERYALİZMİN GİZLİ SİLAHLARI

UYGULAMA SORULARI

1)  Ekonomik tetikçi diye kime derler? Amaçları, araçları ve faaliyetleri nelerdir? Şu yazıyı okuyarak yanıtlayınız:

Derin Merkez'in Tetikçileri http://www.cihandura.com/eski/index.php?option=com_content&task=view&id=218&Itemid=60 

2)  Küresel şirket nedir? Nasıl tanımlanabilir? Yanıt için şu kaynaktan istifade edebilirsiniz:

Küresel Şirketler Dünyaya El Koyabilir http://cihandura.com/emperyalizm-yazilari/357-kueresel-rketler-duenyaya-el-koyablr.html 

3)  Derin Merkez nedir? Nasıl tanımlanabilir? (Yanıt için aşağıda verdiğim okuma parçasına başvurunuz.)

 

 

OKUMA PARÇALARI

 

Ulus-devlet: Kendi halkının çıkarlarını her şeyin üstünde tutan, temel hedefleri ulusun çağdaşlaşması, ülkenin sanayileşmesi ve gelişmesi, sosyal adaleti gerçekleştirmek olan, ulusal varlığa ve benliğe sahip çıkan devlet şekli.  

Merkez “ileri derecede sanayileşmiş ve gelişmiş, bilgi çağına girmiş, sermayesi, kültürü, para birimi yoluyla dünya ekonomisine ilişkin kararlarda etkili olan, dünya kurumlarının yönetimini elinde tutan ülkeler küme’si”dir. Merkez ülkeleri arasında ABD birinci konumdadır. Onu Japonya, Almanya, Fransa ve İngiltere izliyor. Dünya ekonomisine ilişkin kararlar bu ülkelerle birlikte Kanada ve İtalya’nın oluşturduğu G-7 diye bilinen ülkeler tarafından alınıyor. Dünya Bankası, IMF, DTÖ, OECD, Birleşmiş Milletler gibi kurumlar ise, alınan kararları uygulamakla görevlidir.

Çevre ise geri kalan, “küresel kararları ve koşulları etkileme gücü olmayıp, bunlara sadece boyun eğme durumunda olan” tüm diğer ülkelerdir.

Derin-Merkez; Merkez’in içinde asıl güç kaynağı ve gerçek karar merkezi olup, dünyadaki servetin çok büyük bir kısmını elinde tutan, az sayıda Amerikalı sermayedardan oluşan, bütün Merkez ülkelerini -dolayısiyle Çevre’yi de- yönlendirebilen büyük bankerler ya da finans tekelleri grubudur.

Küreselleşme ideolojisi Derin-Merkez’in bir dayatmasıdır.

 

**

OKTAY SİNANOĞLU’DAN UYARILAR

Ne sağ, ne sol; Önce bağımsızlık.
Türkçe giderse Türkiye gider!
Eğitim dili Türkçe olmayınca Türkçe gider!
*

“Hazırlık sınıfı” tuzağına da kanmayın. Neye hazırlık? Köleliğe mi?
Bu kadar abuk sabuk şey olmaz. Dünyada HAZIRLIK SINIFI diye yurdunun kendi evlâtlarına bir yabancı dil öğretme yöntemi yoktur. Yabancı dil öyle öğretilmez. Usulleri belli; açın bakın.
Hazırlık sınıfı yabancı bir ülkeye gelen yabancı öğrenciye verilir.
Demek ki Türkiye’de, ARKADAŞLAR, Türkiye’de Türk genci kendi vatanında yabancı öğrenci durumuna getirilmiştir.
Bu sömürgeleşmeden de öte bir şeydir. Yabancı dille eğitim, onun kapısı “hazırlık sınıfı”. Bu büyük ihanettir.
Bu işi yapanlar, savunanlar, buna âlet olanlar, bunlar büyük bir ihanet içindedirler.
Hele bunlar bir de “Atatürkçüyüm” diyorlarsa, tam sahtedirler. İnanmayın.
*

Çünkü Atatürk’ün mücadele ettiği en büyük mesele şuydu: Eğitimin millî olması; onun için de eğitim dilinin kesinkes ve tümüyle Türkçe olması gereği.
Onun için, gerçek Atatürkçüler, gerçek milliyetçiler, gerçek emperyalizme karşı olan sol eğilimliler, nerdesiniz arkadaşlar?
Hepiniz birleşin ve Batı’nın bu alçakça oyununa ve içerde işbirliğini yapan kuyruk takımına karşı çıkın ve bu milletin adının tarihten ilelebet silinmesine engel olun.
Bu ne bir sol, ne de bir sağ eğilim meselesidir. Bu Türkiye’nin bağımsızlığını, gelecek nesillerini düşünen her Türk’ün üzerinde ısrarla durması gereken bir konudur. (Bye Bye Türkçe, sayfa 87).
*

Bir ülkede eğitim dilini yabancı dile çevirmek oyunu, anaokuluna kadar indikten 1,5 nesil sonra o ülkenin kendi dili kayboluyor, anne ve babalar kendi çocukları ile kendi dillerinden konuşamaz oluyorlar. Sonrasında ise o ülkenin, o ulusun adı bile tarihten siliniyor. Arta kalan ise beyni ve ciğeri sökülmüş bir köle kalabalığı… (Bye Bye Türkçe, sayfa 172).

Türk halkı, “Çocuklarımız yabancı dil öğrenmesin mi?”, “Yabancı dil başka türlü öğrenilmez ki”, “Bütün dersleri İngilizce yapmakla Türk kültürü vermemiş olmayız ki!” gibi yuvarlak sözlere kanmasın. Türk halkı, dünyanın hiçbir ONURLU ülkesinde yabancı dil öğretmek için böyle bir yöntem olmadığını, bunun “Küresel Kıraliyetçiler”ce, onların maşası misyonerlerce ve kuyrukları yerli işbirlikçileri ile ülkeleri sömürge haline getirmek için çıkardıkları HAİNCE bir tuzak olduğunu iyi bilmelidir. (Bye Bye Türkçe, sayfa 87).

 

 

DÖRDÜNCÜ KONU: TÜRKİYE’NİN BAĞIMSIZLIĞI NASIL YOK EDİLDİ?

UYGULAMA SORULARI

1- Atatürk Türkiye’nin hiçbir askeri ittifaka girmemesi taraftarı idi. Hele Sovyetler Birliği’ne karşı olan hiçbir ittifaka katılmamalıydı. İsmet İnönü dış politikamızın bu ilkesine uymadı. Buna, neden dolayı kendini mecbur hissetti, araştırınız, öğreniniz.

2- 1947 Antlaşması nedir, araştırınız ve öğreniniz. (Kitap tavsiyem: Çetin Yetkin, Karşı Devrim: 1945-1950)

3- İşbirlikçiler denince, ilk akla gelen kitaplardan biri İlhami Soysal’ın “Kurtuluş Savaşı’nda işbirlikçiler” adlı kitabıdır. En son Bengi Kitap Yayın tarafından basılmıştır (İstanbul, 2008, 232 s.). Bu kitabı temin ediniz, hakkında kısa bir tanıtım yazısı kaleme alınız. Ağırlıkla incelediği işbirlikçiler hangileridir?
4- Osmanlı Devleti 1838 Ticaret Antlaşması ile İngiltere’ye hangi ticari ödünleri vermiştir? Bu antlaşma devletin ekonomik bağımsızlığı üzerindeki olumsuz etkileri neler olmuştur?

 

OKUMA PARÇASI

 

KÜLTÜR EMPERYALİZMİ

Kültür emperyalizmi, bir ülkenin kendi kültürel değerlerini ve ideolojisini başka bir ülkenin halkına benimsetmesidir.

Emperyalizm veya yayılmacılık, bir devletin veya ulusun başka devlet veya uluslar üzerinde kendi çıkarları doğrultusunda etkide bulunmaya çalışmasıdır. Kültür emperyalizmi, bu etkinin ilk öğesinin kültür olduğu emperyalizm türüdür.

Gelişmiş ülkelerin az gelişmiş diğer kültürleri, özellikle kitle iletişim araçlarıyla etkilemesi ve kendine benzetmesi olarak da tanımlanabilen kültür emperyalizmi, sömürgeciliği kolaylaştırmaktadır. Kitle iletişim araçlarının gelişmesi ve yaygınlaşması üzerine, her devlet kendi kültürel değerlerini başka devletlerin halklarına iletme olanağına kavuşmuştur. Bir ulusun ya da toplumun öz değerlerine olan bağlarını zayıflatmak için etkin bir kontrol yöntemi olarak kabul edilebilir.

Kültür emperyalizmi, diğer emperyalizm yöntemlerinin uygulanması için uygun zemini hazırlar, yani tamamlayıcı bir rol oynar. Başarıya ulaşma şansı en yüksek ve en yumuşak görünen emperyalizm türüdür. Klasik emperyalizme göre, daha yumuşak görünen bir yöntem olması, toplumların verdikleri anî tepkileri minimum düzeye indirmektedir.

***

Kültür emperyalizmi, modern çağlarda çeşitli yer ve zamanlarda uygulama alanı bulmuştur.

Ciddi biçimde uygulandığı ilk örnek olarak Afrika'nın sömürgeleştirilmesi verilebilir. Afrika örneğinde, sömürgeci uluslar tarafından silahlı faaliyetlerin yanı sıra; yerel dillerin edilgin hâle getirilmesi, yerel kültürlerin unutturulması ve son olarak Hıristiyanlığın kıtanın güneyi ve orta kısımlarında yaygın bir biçimde kabul edilmesi ile kapsamlı olarak uygulanmıştır.

20. yüzyıla gelindiğinde ise kültür emperyalizminin en önemli kaynağıAnglosfer olarak da adlandırılan ortak Anglo-Amerikan kültürüdür.

Yine bir başka örnek olarak, Soğuk Savaş sırasında Komintern'in bütün ülkelerdeki üye komünist partilerin Sovyet dış politikasını ve kültürünü desteklemesi yolundaki çalışmaları verilebilir.

***

Batı kültürü 20. yüzyıl itibariyle, televizyon programları ve filmleriyle diğer kültürleri giyim, eğlence ve tüketim alışkanlıkları bakımından kendine benzetmektedir. Böylece Batı, ürettiği ürünlere daha çok pazar bulmaktadır. Kültürel emperyalizmin sahip olduğu bakış açısı; otomobillerden dövüş sanatlarına, filmlerden yayıncılık ve kitaplara, yiyecekten giyeceğe kadar her türlü kültür alanını, özellikle de en çok tüketilen malzeme olan popüler kültür alanına uygulanmaktadır. Uygulamaların sonuçları ülkeden ülkeye farklılık gösterebilmekle beraber, genel olarak kültür emperyalizminin matematiği aynı kalmaktadır. ABD'li NPQ dergisinin editörü Nathan Gardels, derginin Türkiye'de yayınlanan ilk nüshasında kültür emperyalizmine ilişkin, "Amerika, CIA ya da ordusu ile giremediği yerlere  MTV ve Hollywood'u gönderir." açıklamasında bulunmuştur. Yaptığı müzik temelli yayınla popüler kültür üzerinde etkisi olan ve ayrıca yaptığı programlarla gençlerin ilgisini ve kültür konusunda muhafazakâr kesimlerin tepkisini çeken bir kanal olan MTV, tıpkı Coca-Cola ve McDonald's gibi kapitalizmin ve Amerikan kültürünün dünyaya dayatılmasının simgeleri olarak görülmüştür. Özellikle yoğun olarak yayınladığı Yeşil Kart reklamları ile gençleri ABD lehine etkilediği konusunda eleştirilere ve tartışmalara sebep olmuştur. 

***

Kültür emperyalizmi kavramı, modern dünyada kültür endüstrisi olgusu ile göbekten bağlı bir kavramdır. Frankfurt Okulu'nun, özellikle Max Horkheimer ve Theodor W. Adorno tarafından geliştirilen ve kullanılan ve Okul'un genel yaklaşımını ifade ana kavramlardan birisi olan kültür endüstrisi, kültürün kendisinin bir endüstri olduğunu ve kültür ürünlerinin de metalar hâline geldiği savını taşımaktadır. Adorno ve Horkheimer'a göre kültür endüstrisi, modern sistemin -günümüzde kapitalizm- ve endüstri toplumunun kendini her düzeyde, altyapıda ya da üstyapıda yeniden üretmekte ve meşrulaştırma yöntemini izlemektedir. Emperyal kültürün ürünleri dünya çapında standartlaştırılarak ve buna karşı farklılıklar marjinalleştirilerek bu ürünlerin tanıtım ve dağıtım tekniklerinin rasyonelleştirilmesi, kültür emperyalizminin önemli bir tekniğidir. Yine kültür endüstrisine değindikleri Aydınlanmanın Diyalektiği adlı eserlerine göre; ana akım medyanın insanı düşünemez hale getirdiği savından hareketle, sanal ihtiyaçlar yaratıldığını öne sürmektedirler. Toplumun sahip olduğu eski kültürel öğeler, toplum tarafından yoz olarak algılanmaktadır. Zira yaygın medya, topluma, kültürel öğeleri seçim ve analiz şansı vermemektedir. Bu durumun sonucunda, kültür emperyalizmine maruz kalan toplumlar, emperyal kültürü eninde sonunda büyük ölçüde benimseyecekler ve bu durumdan rahatsız olmayacaklardır.

***

Egemenlik konusunda daha hassas toplumlar, bu konuda dikkatli davranarak, kendi adlarını ve giysilerini özüne sadık olarak koruyarak Batılı yaşam tarzından kendilerini kurtarabileceklerini ve dolayısıyla bağımlılıklarından kurtulabileceklerini düşünmektedirler.

Kaynak: Vikipedi, özgür ansiklopedi

 

 

BEŞİNCİ KONU: TAM BAĞIMSIZLIK KAVRAMI VE BİLİNCİ

UYGULAMA SORULARI

1- Metnin 1. ve 2. Paragraflarında “millî ülkü” ve millî hedef” terimleri geçiyor. Bunlar aynı anlama gelmektedir, diyebilir miyiz, neden?)

2- 5. Paragrafta “Milletlerin yargı hakkı bağımsızlığın birinci koşuludur” deniyor. Neden, hangi sebepten dolayı böyledir?)

3- Tam bağımsızlık neden dolayı “Türk ulusunun varlığını sürdürmesinin temel koşulu”dur?

4- Bir milletin kendi iradesine, kendi egemenliğine sahip çıkması, neden dolayı tam bağımsızlığının temel bir koşuludur?

5- Bugün milletimizin kendi iradesine, kendi egemenliğine sahip çıktığı rahatlıkla söylenemez. Sebebi nedir, çıkması için neler yapılabilir?

6- Atatürk diyor ki, “ancak onurlu ve güçlü olan bağımsız olur”. Neden?

7- Bağımsızlık ve özgürlük insanın doğal ihtiyaçları arasında pek sayılmaz. Bu ihmali nasıl açıklarsınız?

 

 

OKUMA PARÇASI

 

İSTİKLAL MARŞIMIZDAN

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim: Bendimi çiğner, aşarım;

Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.

 

Garb'ın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar;

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,

''Medeniyet!'' dediğin tek dişi kalmış canavar?

 

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!

Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.

Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:

Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;

Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal.

 

Mehmet Akif ERSOY

 

(Bend: set; Garb: Batı; Afak: ufuklar: Serhad: sınır boyu; İzmihlal: çökme)  

(Soru: “İstiklal Marşımızın bu kıtalarında milletimizin bağımsızlık tutkusu vurgulanmıştır” diyebilir miyiz, neden?)

 

 

 



Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura