Yazı Kategorileri > Atatürk Yazıları
20-06-2016
SANA BÜYÜK DERLERSE, BUNU SÖYLEYENLERE GÜLECEKSİN

Cihan Dura

20.6.2016

 


Atatürk’ün ünlü bir sözü vardır, şöyle der:

“Büyük olmak için, hiç kimseye iltifat etmeyeceksin. Hiç kimseyi aldatmayacaksın. Ülke için gerçek amaç ne ise, onu görecek, o hedefe yürüyeceksin.

“Herkes senin aleyhinde bulunacaktır. Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. Fakat sen, buna karşı direneceksin. Önüne sonsuz engeller yığacaklardır. Kendini büyük değil küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak, bu engelleri aşacaksın.

Bundan sonra da sana büyük derlerse, bunu söyleyenlere güleceksin.”

Kim bilir kaç kez okudum bu satırları, üzerinde kafa yorarak… Faydalandım, bilgilendim, ders aldım; ancak her defasında bir nokta hep yanıtsız kaldı zihnimde:

“Bundan sonra da sana büyük derlerse, bunu söyleyenlere güleceksin. ”

Kendi kendime sordum, neden böyle diyor, neden “bundan sonra da sana büyük derlerse, bunu söyleyenlere güleceksin” diyor, “güleceksin” derken ne demek istiyor?

Böyle epey zaman geçti. Ne mutlu ki, günün birinde buldum yanıtını.

Ancak bu kez de bir tereddüt tırmalayıp durdu zihnimi, acaba doğru muydu yanıtım?

Sonunda, bu kararsızlığım da uçup gitti. Çünkü Atatürk’ün diğer bir sözüne rastladım; orada dolaylı da olsa bizzat kendisi veriyordu sorumun yanıtını. Nasıl sevindim…, doğru düşünmüş, ne demek istediğini doğru anlamıştım.

Son okuduğum sözü şöyleydi Atatürk’ün:

-İnsan gibi yaşamak isteyenler insan olma niteliğini ve gücünü kendilerinde görmelidir. Ve bu uğurda her türlü fedakârlığa göğüslerini germelidir.

* ** *

Peki, nasıl bir bağlantı var, Atatürk’ün yukarıya aldığım iki sözü arasında? Sonuncusu, nasıl oluyor da “bundan sonra da sana büyük derlerse, bunu söyleyenlere güleceksin” ifadesini anlamanın ipucunu veriyor?

Düşündüm ki, yanıt için, önce ikinci sözü iyi anlamak, bunun için de şu kavramların ne anlama geldiğini ortaya koymak gerekiyor: İnsan gibi yaşamak, insan olma niteliği ve gücü, her türlü fedakârlık.

Sırasıyla ele alalım.

Birincisi, insan gibi yaşamak, yani kısaca insanca yaşamak, insan olmak… Çünkü insanca yaşamak için, kuşkusuz önce insan olmak, “insanı insan yapan nitelikler”e sahip olmak gerekir.

Öyleyse, insan olmanın nitelikleri nelerdir? Bence şunlar:

-Kendini sürekli geliştirmek, kendini aşmak,

-Sosyal ahlak, yüksek bir ideal sahibi olmak,

-Ülkesine, üyesi olduğu topluma hizmet tutkusu olmak,

-Onurlu ve değişmez bir duruş sahibi ve mücadeleci olmak.

İnsan olma niteliklerine sahip olan biri o nitelikleri kuşkusuz kendinde görebilir, gözlemleyebilir ve onlar sayesinde kendini güçlü hisseder; insan gibi yaşar. Eğer göremiyorsa, o nitelikleri kaybetmiş, onların zıttı olan nitelikler edinmiş demektir.

İnsan olma niteliklerine sahip olan kişi, nasıl biridir?

“İnsan olma niteliklerine sahip biri” kendini sürekli yetiştirmeye, geliştirmeye, kendini aşmaya çalışır. Sosyal ahlak sahibidir, yüksek idealleri vardır. Yurduna, üyesi olduğu topluma, milletine hizmet arzusuyla doludur ve hep bunu gerçekleştirme gayreti içindedir. En az kendisi kadar, başkasını, milletini düşünür. Onurludur, duruşunu kişisel menfaat için değiştirmez.

Bütün bunların ne büyük çabalar, ne büyük fedakârlıklar gerektirdiğini tahmin edebiliyor musunuz? Bir yandan insan olma niteliklerini sürdürecek, her biri üzerinde titreyecek, bir yandan da bu uğurda her tehlikeyi göze alacak, her zorluğa göğüs gerecek, her fedakârlığa katlanacak!

Peki, bu fedakârlıklar neler olabilir?

Atatürk’ün verdiği örneklere bakalım:

Hayatta hedeflerine ulaşmak için, kolay ve bayağı yollara başvurmayacaksın. Örneğin dalkavukluk yapmayacaksın, birilerine yaranma, kapılanma, methiyeler düzme, yaltaklanma yoluna gitmeyeceksin. Bunlar kolay şeylerdir, ancak insan olana yakışmaz; sen işin zorunu, doğru ve onurlu olanını seçeceksin. Kendine, kendi gücüne inanacaksın.

Çıkar elde etmek, bir takım makamlara ulaşmak için birilerine yalan söylemek, onu kandırmak, aldatmak da işin kolayıdır, ancak onursuz olanıdır, insana yakışmayanıdır.  Bu yola da başvurmayacaksın. Hep gerçekleri söyleyecek, ona göre hareket edecek, bu uğurda insanlarla çatışmayı da göze alacaksın.

Milletinin hizmetinde gerçek hedef ne ise, yalnız onu görecek, durup dinlenmeden o hedefe yürüyeceksin. Çok kimse aleyhinde bulunacaktır, seni yerenler, çekiştirenler olacaktır. İkiyüzlüler, en yakınlarından ihanet edenler çıkacaktır. Hedefine ulaşmanı istemeyenler, kıskananlar, seni yolundan çevirmeye çalışanlar çıkacaktır. Önüne engeller koyacaklardır. Sen bütün bunlara karşı direnecek, geri adım atmayacak, mücadele edeceksin. Bir defa değil, hem de defalarca olacaktır bu… Üstelik o sırada zayıf olduğunu, elinde hiçbir aracın olmadığını, kimseden yardım gelmeyeceğini göreceksin.

Ancak sen yine de bir dağ gibi dik, bir kaya gibi sertsin, kararlısın, hep şöyle diyorsun: Olsun…, ben yolumdan dönmem; görevimden, mücadelemden vazgeçmem, her zorluğa direnir, önüme çıkan her engeli aşarım! Yoksa, ben olmaktan çıkarım, insan olma niteliklerimden vazgeçmiş olurum.

* ** *

Ve yazımı bağlıyorum:

Demek ki Atatürk “sana büyük derlerse, bunu söyleyenlere güleceksin” derken şunu anlatmak istiyor:

-Ben, türümün gereğini, yani insan olmanın gereğini yerine getirdim. İnsan olarak kalmanın mücadelesini verdim, insanlık niteliklerimi korudum! Bu mücadele, dünyaya insan türü olarak gelen her kişinin yapması gereken, en normal bir şeydir. Büyütecek ne var ki bunda?

 

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura