Yazı Kategorileri > Atatürk Yazıları
13-08-2016
OLAYLARIN ATATÜRKÇE YORUMU: DİL AYRILIĞI

Cihan Dura

13.8.2016

 

Önce bir örnek olay seçip özetliyor, sonra ilgili “referans”ı sunuyorum. Ardından sorular soruyor, “düşünme kapıları” açıyor, ipuçları veriyorum. Olay, referans ve sorulardan hareketle kısa bir yorum yapıyorum.

OLAY

Tarih 1 Ocak 2009… TRT, bir kanalında Kürtçe yayın başlatıyor.

TRT bu girişimiyle Türk Milleti’nin kalbine ve zihnine zehirli bir ok saplamış, devletin üniter yapısını tehdit altına almış oluyor. Çünkü bir milletin üniter niteliğindeki çözülme, dil birliğinin bozulmasıyla başlar.

Türkiye’de elbette farklı diller konuşan topluluklar var, ama hepsinin ortak dili ve devletin resmi dili Türkçe’dir. Onca farklı dil varken, neden Kürtçe? Kürtlerin sayısı 11 milyon olduğu için mi? Yoksa PKK ve DTP dayattığı için mi? Mesela Türkiye’deki Çerkezlerin sayısı 11 milyona ulaşırsa, TRT Çerkezce yayın da yapacak mı? Türk Milleti’nin asli unsuru olan Kürt vatandaşlarımızla elbette bir sorunumuz yok. Bizim sorunumuz bölücülük ve bölücülerle... Yani PKK ve DTP ile...

Alfabemiz değiştirilerek, “W, X, Q” harflerinin kullanmaya başlanması ve Van ilimizin adının Wan olması, Kürt kardeşlerimizin isteği miydi, yoksa PKK ve Avrupa Birliği’nin mi?
Bu yolun açılmasıyla, Türkiye’de yaşayan ve farklı dil konuşan diğer toplulukların da yayın talepleri gündeme gelmeyecek midir?

 

Yerel seçimler yaklaşırken Güneydoğu’daki vatandaşlarımızdan oy alabilmek uğruna Türkiye’nin birliği ve geleceği göz göre göre tehlikeye atılıyor. [S. Y. Cebeci, Tercüman, 2.1.2009]

REFERANSLAR

Bu olay açıkça Atatürkçülüğün Milliyetçilik İlkesi ile ilgilidir. Söz konusu ilkenin “yönelti”lerini gözden geçirdiğimde, referanslarımızı şu başlıklar altında aramamız gerektiğine karar veriyorum: Türk Milleti, ortak kültür, Türk dili, ulusal bilinç, millî birlik ve etnik unsurlar. Bu “yönelti”lerin içeriğini de hızla gözden geçirdiğimde, olayla ilgi kurulabilecek başlıca aşağıdaki hareket noktalarına ulaşıyorum:

1) Ben, Atatürk, millet sorununda hiçbir zaman ırkçı olmadım. Benim millet anlayışım üç olgu üzerine kuruludur: Ortak tarih, ortak dil ve ortak kültür... Ortak dilden de kastım anadil değildir.

2)Türk dili Türk milletinin kalbidir, zihnidir.  Çünkü Türk milletinin geçirdiği sonu gelmez tehlikeler içinde ahlakı, gelenekleri, hatıraları, çıkarları, kısacası bugün kendi milliyetini yapan her şey dili sayesinde korunmuştur. Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yükseltmek için çalışır. “Ben Türk Milleti’ndenim” diyen kişi, her şeyden önce ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır.

3) Dil milliyetin çok belirgin niteliklerinden biridir. Millî duygu ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin millî olması, zengin olması millî duygunun gelişmesinde başlıca etkendir.

4) Türk Milleti içinde kendilerine Kürtlük fikri, Çerkezlik fikri ve hatta Lazlık, Boşnaklık fikri propaganda edilen yurttaşlarımız vardır. Bu yanlış adlandırmalar; düşmana alet olan birkaç mürteci, beyinsizden başka hiçbir millet bireyi üzerinde, elem vermekten başka bir etki yapamaz. Çünkü onlar, biz hepimiz, yekpare Türk toplumu olarak aynı ortak geçmişe sahibiz, aynı tarihe, aynı ahlak ve hukuka sahibiz.

5) Dünyanın size saygı göstermesini istiyorsanız, önce siz kendinize, kendi benliğinize saygı gösterin. Ulusal benliğini bulmayan bir millet başka milletlerin avı olur. Prensip şudur: Türk milletinin benliği, ulusal dili ile birlikte bütün hayatında egemen olacaktır, esas olacaktır.

DÜŞÜNME KAPILARI

Bir Atatürkçü; bir Birinci Görev Okulu öğrencisi, yukarda verdiğim olayı değerlendirirken, Atatürk’e ait bu saydığım fikirlerden hareket ederek analiz yapmalı, görüş oluşturmalı, tavsiyelerde bulunmalıdır. Ancak bu faaliyete, her bir nokta için uygun sorular oluşturarak başlamak yerinde olur. Benim oluşturduğum sorular aşağıdadır. Elbette başka sorular da akla gelebilir. Bu tür sorulara “düşünme kapıları” adını veriyoruz.

1) Atatürk ortak dilden hangi dili kast ediyor? Bu dil, hangi sebeplerden dolayı ortak dil haline gelmiştir? (ipuçları: Anayasa, madde 3; tarih, uygarlık, nüfus,…)

2) Türk dili, nasıl oluyor da Türk milletinin ahlakını, geleneklerini koruma altına alıyor, birkaç somut örnek veriniz. (İpucu: Farklı sosyal ortamlarda kullandığımız farklı sözcükler, ifadeler... Şiirler, destanlar, halk hikâyeleri,…)

3) Millî duygu ile dil arasındaki bağ neden kuvvetlidir? Dil ayrılığı millî duyguyu nasıl etkiler? (İpuçları: yakınlaşma, ortak konular, hatıralar; kamplaşma, bölgeselleşme,…)

4) “Ana dil farklılığı”nı öne çıkarmak, salt bunun üzerinde yoğunlaşmak neden yanlış bir yoldur? (İpucu: Çünkü aynı tarih, aynı ahlak, aynı kültür gibi ortak değerler görmezden geliniyor.)

5) Ulusal dilin Türk milletinin hayatında egemen olmaması, neden milletimizin güç kaybetmesine sebep olur?

İşte arkadaşlar, gördüğünüz gibi, Atatürkçü öğretke böylesine verimli, böylesine ufuk açıcıdır. Yeter ki, onu kullanmasını bilelim. Bu da ancak Atatürkçü düşünceyi bütün yönleriyle öğrenip bilmekle olur. Tahsil hayatımızda öğrendiğimiz bilgiler basittir, yetersizdir; onlarla yetinirsek, fikir üretmekte zorlanırız, pek az sorunumuzu anlayabilir, dişe dokunur pek az çözüm ileri sürebiliriz.

Değerli Birinci Görev Sınıfı öğrencileri!... Arkadaşlarınızla birlikte yukarda verdiğim sorular üzerinde düşünün, kendiniz yeni sorular bulun. O kapılardan girin, yanıtlar bulmaya çalışın. Bu çabanızda Atatürk öğretisi hakkındaki bilgi seviyeniz belirleyici olacaktır. Eğer öyleyse başarılı olacaksınız: Yepyeni şeyler keşfedecek, özgün fikirlere ulaşacak,  verimli görüşler ortaya koyacaksınız.

YORUM

Olay, referans ve sorular üzerinde tek tek veya birlikte düşünülerek, sayfalar tutacak pek çok ve farklı yorum yapılabilir. Yazıyı fazla uzatmamak için Atatürkçe yaptığım kısa bir yorumu aşağıda sunuyorum:

2009 başında Kürtçe yayını T.C. hükümeti başlatıyor. Bu, açıkça ortak dile indirilmiş bir darbedir. Ortak dil Millî Birliği, milleti oluşturan bir unsurdur. Hükümet millî birliği pekiştirmekle yükümlüdür.

Ulus-devlette esas, ayrılıklara değil benzerliklere dayanmaktır. Yekpare bir Türk toplumu olmaya odaklanmak gerekir. Çünkü bazılarımızın ana dili farklı olsa bile, önemli başka birçok ortak yönümüz vardır: Ortak bir geçmişe sahibiz, aynı tarihe, aynı yurda, aynı ahlak ve hukuka sahibiz.

Ana dil farklılığını öne çıkarmak, düşmana fırsat verir. Habere konu olan uygulama, doğal ve bilimsel değildir, politiktir. Arkasında kimi iç ve dış güçlerin olduğu açıktır. Burada Atatürk’ün “iç ve dış bedhahlar” uyarısını hatırlıyoruz.

İç ve dış düşmanlar oldukça, olay bununla kalmayacak, arkası gelecek, başka topluluklar adına da benzeri talepler görülecektir. Kıvılcımlar aleve dönüşecek, bir süre sonra Türkiye yangın yerine dönecektir.

Talebin yerine getirilmesinde kamusal çıkar değil, siyasetçilerin oy kaygısı vardır. Bu büyük tehlikedir. Ahlaksız ve ilkesiz siyasetçilerin, kamusal çıkarı bir yana bırakarak, başka ödünler vermesinin sınırı yoktur. Burada Atatürk’ün şu altın değerindeki uyarısını hatırlamamak elde değildir: Sakın kapıyı aralık bırakmayın, farkına varmadan, ardına kadar açılır.

 

 

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura