Diğerleri > Sis Çanı
27-01-2013
NELER OLDU 7-12 OCAK 2013 (Bölücülük, kaynaklar, yabancı sermaye, İslam, borçlanma, kriz, yabancıya toprak, üniversiteler, özelleştirme, DEİ)

Cihan Dura

27.1.2013


 7.1.2013 

 BÖLÜCÜLÜK: ‘KARAYILAN, ÖCALAN’A RACON KESİYOR’

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın siyasi başdanışmanı ve Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan, “Bu süreçten sonra kim samimi, kim değil göreceğiz” dedi. Ana muhalefet partisinin çözüme katkı sağlaması için net bir duruş sergilemesi gerektiğini ifade eden Akdoğan, CHP kadar BDP’nin takınacağı tavrın da önemli olduğunu belirtti. PKK yöneticilerinden Murat Karayılan’ın açıklamalarını da değerlendiren Akdoğan, PKK üst yönetiminin Öcalan’ın iradesine karşı tavır sergilediğini kaydederek “Karayılan’ın açıklamalarını afaki gördüm. Öcalan’ın iradesine karşı bir tavır sergiliyor. Öcalan’a racon kesiyor. Kandil’den gelen açıklamalar bende negatif bir etki uyandırdı” ifadesini kullandı. ■ Cumhuriyet, 7.1.2013

(Boş kafalılar, öyle yapacak ki sizden daha fazla ödün koparsınlar, sizin gibi müptezelleri bir daha kolay bulabilirler mi?  cd)

KAYNAK KULLANIMI: ÇAMURDAN TARIMA

İzmir Büyükşehir Belediyesi, arıtmalardan çıkan günlük 800 ton çamuru kurutarak tarım alanlarında kullanılır hale getirecek tesis kuruyor. Çamur çürütme ve kurutma tesisi devreye girdiğinde, halen Çiğli Atık Su Arıtma Tesisi sahasında yapılan çamur depolama işlemi sona erdirilecek ve bu alanlar rehabilite edilecek. İşlem sırasında biyogaz üretimi gerçekleştirilecek. Belediyeden verilen bilgiye göre, geçen mayıs ayında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun temelini attığı tesisin yüzde 30’u tamamlandı. İZSU yetkilileri, tesisin kurutma ünitesinin bu yaz başında tamamlanarak çalışmaya başlayacağını bildirdi. Yaklaşık 60 milyon liraya mal olacak tesisin çürütücü biriminin ise gelecek yıl ocak ayında tamamlanması planlanıyor.

Çamur çürütme ve kurutma olmak üzere iki kısımdan oluşan tesiste 20 ünite yer alıyor. 30 bin metrekarelik alanda kurulan çamur çürütme ve kurutma tesisi devreye girdiğinde, halen Çiğli Atık Su Arıtma Tesisi sahasında yapılan çamur depolama işlemi sona erdirilecek ve bu alanlar rehabilite edilecek. Çamurda kokuya neden olan organik bileşikler, biyogaza dönüşeceği için koku sorunu olmayacak. ■ Cumhuriyet, 7.1.2013

YABANCI SERMAYE, PLASMAN: BORSA YİNE YABANCIYA ÇALIŞTI

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Umut Oran, 2012’de en hızlı büyüyen borsalar arasında gösterilen İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nın (İMKB) yine yabancı yatırımcıların ‘vur kaç’ için getirdiği sıcak para girişleri ile yükseldiğini söyledi. Oran, “Parayla para kazanmaya gelen yabancı yatırımcı İMKB’yi, İMKB de sağladığı ‘tatlı kâr’ ile onların kazancını katladı; portföyünü büyüttü” dedi. Oran’ın verdiği bilgiye göre; geçen yıl İMKB’de yerli yatırımcı sayısı net 9 bin 792 kişi azaldı. İMKB’de işlem gören hisse senetlerinin toplam değeri bir yılda yüzde 52.6 büyüyerek 213.2 milyar TL’ye ulaştı. Bunun 140.5 milyarı 2012 sonu itibarıyla sayıları sadece 8 bin 304 olan yabancı yatırımcıya ait. ■ Cumhuriyet, 7.1.2013

BÖLÜCÜLÜK: BİR SORU

Bu köşede yayımlanan yazılarımı sosyal paylaşım sitesi Facebook’a da koyuyorum. Yazılar çok sayıda kişi tarafından okunuyor. Beğenenler gibi eleştirenler de oluyor. Bunu önemli buluyorum, çünkü okuyanlar görüşlerini doğrudan yansıtma olanağını buluyorlar; kimi zaman bir yazı birçok kişi arasında tartışmalara yol açıyor. İzliyor, yararlanıyorum.
Dünkü “Umutlar Boşa Çıkmasın” başlıklı yazım da Facebook’taki okurlarım arasında tartışmaya yol açtı. Bunu bekliyordum, çünkü konu “Kürt sorunu” oldu mu insanlar derhal ikiye ayrılıyorlar. Ne var ki üzerinde gelişigüzel tartışıldıkça sorun ağırlığını yitiriyor. Özünde yaşamsal bir öneme sahipken tartışmalarda çokça kullanılan şablonlarla, hamasi betimlemelerle düzey aşağıya çekiliyor. İnsanlar karşısındakini kolayca “vatan sevgisizliği”, “Amerikan uşaklığı”, “PKK yardakçısı” gibi uç sözcüklerle suçluyorlar.
Öte yandan insanların önemli bir bölümü 1980’li yıllarda benimsedikleri kavramlarla tartışıyor. Oysa tartışılan konu kendi özel dinamikleri olan bir sorundur. Sorunun içinden doğan talepler, öneriler sürekli değiştikçe doğal olarak kavramlar da değişiyor. Tartışmalar eskimiş, güncelliğini yitirmiş kavramlarla yürütülmeye çalıştıkça ortaya çıkan kakofoniden başka bir şey olamıyor. İnsanlar enerjilerini boşa tüketiyorlar.
Örneğin, 1980’li yıllarda “terör” denildiğinde akla gelen Öcalan liderliğindeki PKK idi. Aradan geçen yıllar içinde Kandil ortaya çıktı, Avrupa’da bir Kürt Parlamentosu kuruldu, Kürt hareketinin yasal/siyasal yapılanmaları çeşitli evrelerden geçerek TBMM’de bir grup kurmayı başardı. Tüm bunların yanı sıra sorunu kendi çıkarları için deşen, kullanan dış güçler var.
Öcalan 15 Şubat 1999’da Kenya’da yakalandı. Fakat bu yıllar içinde PKK salt bir “terör örgütü”nden benzerlerine ancak Latin Amerika ülkelerinde rastlanan, militan sayısı binlerle ifade edilen bir silahlı güce dönüştü. Öcalan 14 yıldır İmralı’da olmasına karşın hem PKK hem de BDP üzerindeki otoritesini hâlâ koruyor. Nitekim devlet yetkililerinin silah bırakımını hedefleyen görüşmelerde onu muhatap almalarını bu durumun bir kabulü olarak değerlendirmek gerekiyor.
Kısacası, Kürt sorunu çok yönlü, çok boyutlu bir olgudur. Bu olgu üzerinde konuşmaya, tartışmaya başlamadan önce sorunun farklı boyutlarını, farklı yönlerini titizlikle irdelemek, üzerlerinde derinliğine düşünerek sonuçlara varmak gerekiyor.
1806 Babanzade Abdurrahman Paşa isyanından 1913 Molla Selim ve Şeyh Şehabettin isyanına kadar Osmanlı döneminde 14, 1924 Nasturi isyanından 1937 Dersim isyanına kadar Cumhuriyet döneminde 17 Kürt ayaklanması gerçekleşmiştir.
Bu coğrafya için Kürt silahlı hareketleri yeni bir olgu değildir. İsyan ve ayaklanmaların kaynağı olan temel sorun derinliğine irdelenerek gerekli çözümlere varılamadığı için günümüzde kendine özel bir biçimde 30 yıldır ve 40 bin yiten canla bir kez daha karşımızdadır.
Yazımı sonlandırırken İmralı görüşmelerine “Teröristle masaya oturulmaz” diyerek karşı çıkanlara hep yanıtsız bıraktıkları sorumu bir kez daha soruyorum: Sizin öneriniz nedir?
Lütfen bu kez yanıtsız bırakmayın! ■ Deniz Kavukçuoğlu, Cumhuriyet, 7.1.2013

 

8.1.2013 

İSLAM: BADEMGİLLER

… İşte tam bu sırada vali...
Gaipten “ilahi işaret aldığını” açıkladı...
Normalde valiler Ankara ile yazışıp görüş, emir, talimat, her neyse, başkentten almazlar mı?..
Buna yukarıdan geldi...
Rüyasında “Nur sempozyumu yap” demiş yukarısı...
O da yaptı...

*

 

Bademgiller her yerdeler...
Milli eğitimde, vilayette, belediyede, hastanede, tapuda, nüfusta, karakolda, bakanlıklarda, üniversitede, bürokraside, tiyatroda, müracaatta, evrakta, masada, koltukta, kapıda, girişte, çıkışta...
Sinsi sinsi görevlerini yapıyorlar...
Usul usul değiştirmeye çalışıyorlar yaşamı...
Toplum, kamu eliyle “dinci yapıya” dönüştürülüyor, sizler televizyonların karşısına oturmuş büyük meselelere dalmışken... ■ Bekir Coşkun, Cumhuriyet, 8.1.2013

BORÇLANMA, HALK, KOMİSYON: İŞTE TÜRKİYE'NİN KREDİ KARTI BORCU!

Bakan Babacan toplam borcu açıkladı!

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bankaların Eylül 2012 itibariyle kredilerden aldığı toplam ücret ve komisyonların 3.2 milyar TL’yi bulduğunu bildirdi.

Babacan, bankaların “bankacılık hizmetleri” adı altında aldıkları gelirlerin ise 10.9 milyar TL’yi bulduğunu kaydetti. CHP İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in soru önergesini yanıtlayan Babacan, 2003-2012 arasında kredilerden alınan ücret ve komisyonları sıraladı.

Buna göre söz konusu rakamlar Aralık 2003’te 882 milyon TL iken Aralık 2011’de 3.8 milyar TL ve Eylül 2012 itibariyle 3.2 milyar TL oldu. Babacan’ın açıkladığı rakamlara göre 2011’de bankaların aldığı ücret ve komisyonlardan aldıkları gelir 2003 yılına kıyasla yüzde 332 arttı.

Babacan, krediler hariç bankaların ekspertiz ücretleri, kredi kartı ücret ve komisyonları, havale komisyonları gibi ücret ve komisyon gelirlerini belirten Bankacılık Hizmetleri Gelirleri’ni de açıkladı.

Buna göre söz konusu rakamlar, Aralık 2003’te 3.1 milyar TL iken Aralık 2011’de 13.3 milyar TL ve Eylül 2012 itibariyle 10.9 milyar TL oldu. Babacan’ın açıkladığı rakamlara göre 2011’de bankaların aldığı hizmet gelirleri 2003’e kıyasla yüzde 329 artış gösterdi.

Babacan, Yüksel’in bir başka soru önergesine verdiği yanıtta, 1 milyon 686 bin 978 kredi kartının takipte olduğunu bunların da toplam borcunun 3.6 milyar TL olduğunu ifade etti.(Meriç Tafolar/Milliyet) ■ Akşam, 8.1.2013

İSLAM: BU BİR UTANÇ HABERİ

Suudi Arabistan'da 90 yaşındaki bir adamla evlendirilen 15 yaşındaki çocuk gelin kendini yatak odasına kilitleyerek kurtuldu.

İlk gece yaşanan bu olaydan sonra 90 yaşındaki adamın çocuk gelinin ailesini dava ettiği belirtildi. Çocuk gelinin iki gün yatak odasında kaldığı ve bir yolunu bulup ailesine kaçtığı bildirildi.

90 yaşındaki adam, küçük kızın ailesine ödediği 30 milyon TL'lik başlık parasını geri istiyor.

El Arabiya televizyonun haberine göre adı açıklanmayan 90 yaşındaki adam, Suudi anne ve Yemenli babadan olma kıza verdiği çeyiz parasının yasal ve tam olduğunu söyledi. 15 yaşındaki çocuğun gelin olarak verilmesi sosyal medyada büyük tepki topladı. Suudi Arabistan'daki eylemciler bunun çocuk kaçakçılığı ve fuhuş olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Muhammed Halid Alnuzha gönderdiği mesajla yasayla bu tip çocuk kaçakçılığının önlenmesini istedi. Bir başka tweette ise kadının hala alınır-satılır bir nesne olarak görüldüğünün bir ispatı olduğu belirtildi.

Suudi Ulusal İnsan Hakları Örgütü'nden Süheyla Zeynel Abidin de olayı kınadı ve çocukların bu tür trajediden korunması gerektiğni söyledi. Zeynel Abidin babaları çocujklarını para için satmakla suçladı. ■ Akşam, 8.1.2013

AB, KRİZ, İŞSİZLİK: EURO BÖLGESİ'NDE İŞSİZLİK REKORU KIRILDI

Para birimi olarak Euro'yu kullanan 17 AB ülkesinde işsizlik Kasım ayında rekor kırarak yüzde 11,8'e yükseldi.

27 üyeli AB'de ise işsiz sayısı 3 yıl önce başlayan mali krizde ilk kez 26 milyonu aştı.

Euro Bölgesi'nde en yüksek işsizlik oranı Eylül ayında yüzde 26 ile Yunanistan'da gerçekleşti. ■ Akşam, 8.1.2013

YABANCIYA TOPRAK: TÜRKİYE’DEN EMLAK ALMAYA KOŞUN!

İngiliz gazetesi Independent, okuyuculara emlak açısından en iyi fırsatlar sunan ülkelere dikkat çektiği haberinde Polonya, Türkiye ve Karadağ’ı ‘yükselen yıldızlar’ olarak niteledi

Yabancı basın tarafından yerleşik olmayanların emlak alımları açısından Türkiye, ‘yükselen yıldız’ olarak ilan edildi.
İngiliz İndependent gazetesi, Britanya’da konut fiyatlarının durgun olduğunu ancak sterlinin yükselişe geçtiğini belirterek “Yurt dışında seçenekleri arama zamanıdır” dedi. 2012 yılının Euro bölgesi için dramatik bir yıl olsa da yabancı alıcılar için fırsatlar yarattığını kaydeden gazete, bu çerçevede tatil evleri açısından hala birçok İngiliz için liste başı olan İspanya’da, kriz nedeniyle konut fiyatlarında önemli düşüş yaşandığını kaydetti. Rekor düşük faiz oranlarının Fransa’yı çekici kıldığını, durgun ekonomi nedeniyle İtalya’da satıcıların fiyatları indirmeye istekli olduklarını anlatan gazete, yurt dışında konut alımları için Karayip ve ABD’nin Florida eyaletini de önerdi.

Yükselen yıldızlar
Bunun arkasında Independent yükselen yıldızlar olarak nitelediği Polonya, Türkiye ve Karadağ üzerinde durdu. Bu üç ülkenin, “Geleneksel destinasyonlardan uzaklaşmaya hevesli maceracı alıcılar için popüler olduğunu gösterdiğini” vurgulayan gazete, Türkiye ile ilgili şunları yazdı: “Türkiye’nin de büyüyen bir ekonomisi var ve uzmanlar, 2013 için iyi şeyler bekliyor. Emlak diğer başlıca Avrupalı emsallerine göre anlamlı biçimde daha ucuz ve Türk vatandaşı olmayanlar için mülk alım kuralları, 2012’de gevşetildi. Bu da muhtemelen satışları teşvik edecek ve fiyatları yükseltecek.” İngiliz gazetesi, İstanbul’a dikkat çekerek “İstanbul, Türkiye ticaretinin yüzde 55’ini karşılıyor ve nüfusunun yüzde 16’sına evsahipliğini yapıyor. Kent, genç bir nüfus ve birçok göçmen için çekiçi. Hepsinin, yaşayacak bir yere ihtiyaçları olacak ve bu, 2013’de karlı, kiralamaya yönelik alım şansını sunuyor” diye yazdı.
Haberde ayrıca Polonya’nın yabancı yatırımlar için altınca en çekici ülke olduğuna, Karadağ’ın ise önümüzdeki 10 yılda dünyanın en hızlı büyüyen turizm sektörüne sahip olacağı tahminlerine de vurgu yaptı. ■ Yeni Mesaj, 8.1.2013

 

9.1.2013

 DEĞİŞTİRME HASTALIĞI: ‘FORMAYA GERİ DÖNÜLSÜN’

Özel okulların çoğunda, yöneticiler de veliler de serbest kıyafet uygulamasını istemiyor.

Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Başkanı Cem Gülan, üye okullara bu konuda görüş sorduklarını belirterek şunları söyledi: “853 okula yazı gitti, 209’undan cevap geldi. Bunlardan 3 tanesi ‘serbest kıyafet’ diyor, kalanı formadan yana. Bu okulların yöneticileri, ‘Biz forma istiyoruz ama velimizin görüşünü de soracağız, anket yapacağız’ dediler. Ben serbest kıyafetten yanaydım, ama beni de ikna ettiler.” Velilerin ve eğitimcilerin formadan yana olmasının birçok nedeni var. Bunlardan bazıları, zengin-fakir ayrımının çok görünür olması, okula aidiyet duygusunun azalabileceği, büyük okullarda güvenlik sorunu yaşanabileceği ve velinin cebinden daha çok para çıkması! Özel okul velileri, özellikle ergen çocuklarıyla evde kıyafet kavgası yaşamak istemedikleri için formadan yanalar.

Bazı okul yöneticileri de Kuran dersine türbanla giren öğrencinin diğer derslerde türbanını çıkarmak istemezse ne yapacaklarını bilmediklerini ve bundan kaygı duyduklarını söylediler. Yöneticiler, “Türbanını çıkarmak istemeyen öğrenci, ‘falanca da eşofmanla gelmiş’ derse ne yapacağımızı bilmiyoruz” dedi. Türkiye Özel Öğretim Kurumları Derneği (TÖDER), okullarda 2013-2014 yılında uygulanacak kılık kıyafet genelgesi konusunda üye okullarına bir yazı göndererek velilerin önüne sandık konulmasını istedi. ■ FİGEN ATALAY, Cumhuriyet, 9.1.2013

SİLİVRİ: PROF. HİLMİOĞLU’NA ÖZGÜRLÜK ÇAĞRISI

Çeşitli sivil toplum örgütlerinin çağrısıyla bir araya gelen çok sayıda sanatçı, yazar ve akademisyen Ergenekon davasından tutuklu bulunan kanser hastası eski Malatya İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu’nun serbest bırakılmasını istedi.

SODEV, İstanbul Gerçeği, SDD İstanbul Şubesi ve Özgür İnsan Dergisi’nin çağrısıyla dün aralarında Ankara Barosu Başkanı Metin Feyizoğlu,Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı (TTB) Özdemir Aktan, Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Tahsin Yeşildere, Tüm Öğretim Üyeleri Derneği (TÜMÖD) üyesi Cüneyt Akalın, eski İstanbul Barosu Başkanı Turgut Kazan, eski TTB Başkanı Prof.Dr. Gençay Gürsoy, eski CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal, gazetemiz yazarları Şükran Soner, Ali Sirmen, Orhan Bursalı, Bedri Baykam, gazeteci Barış Terkoğlu, İP Genel Başkanı Doğu Perinçek’in eşi Şule Perinçek ve çok sayıda sanatçı ve sivil toplum örgütünün temsilcisi katıldı. Sanatçılar Girişimi Sözcüsü Ataol Behramoğlu adına açıklamayı okuyan Cumhuriyet gazetesi yazarı Şükran Soner “Hilmioğlu’nun bir an önce serbest bırakılarak tedavisinin normal koşullarda sürdürülmesini istiyoruz. Türkiye’nin ve dünyanın bilim insanlarını, gerçek sanat ve düşün insanlarını seslerini yükseltmeye, özgürlük taleplerini en yüksek sesle dile getirmeye çağırıyoruz” dedi.

Evlat acısı nedir?

Konuşmasına Hilmioğlu’nun oğlunun kazada yaşamını yitirmesini anımsatarak başlayan Metin Feyizoğlu ise özetle şöyle konuştu: “Siz evlat sevgisini bilir misiniz? Fatih Hoca evladı öldüğünde zindanda idi. Ne hissettti acaba, çaresizlik, pişmanlık ya da 4 duvar arasına sıkışmışlık içinde ne düşündü? Bundan daha büyük bir acı, ceza olabilirmi? Sanıyor musunuz Hilmioğlu alacağı cezayı umursuyor. Ona zaten acıları bu devlet çektirdi, umurunda mı daha ötesi. Ölüm cezası verseler ne yazar.”

TTB Birliği Başkanı Özdemir Aktan da cezaevlerinden hasta tutuklu ve hükümlülerle yakından ilgilendiklerini, görüşmek için girişimde bulunduklarını kaydetti. Aktan, Adalet Bakanlığı’na Hilmioğlu’nu muayene etmek için yaptıkları başvurunun reddedildiğini söyledi. ■ Cumhuriyet, 9.1.2013

(Bir tek kişiye yapılan adaletsizlik, bütün topluma yapılmış bir tehdittir.  Montesqieu)

 

10.1.2013

SİLİVRİ: BİLL GATES TUTUKLANABİLİR

Bavul getirdiler. İşte plan dediler.
Mahkeme inceledi, bu ne biçim plan dedi, tutukluların hepsini bıraktı.
Şak, mahkemeyi değiştirdiler.
Öbür mahkeme inceledi, öbür mahkeme de bu ne biçim plan dedi.
Şak, öbürünü de değiştirdiler.
Dava başladı.
Tutuklu sanık yok.
E bu ne biçim dava denildi?
Şak, emeklileri tutukladılar.
İyi de bu ne biçim cunta, hepsi yaşlı başlı, pijamalı adamlar denildi.
Şak, muvazzafları tutukladılar.
Tamam da, bu muvazzafların isimleri o planda geçmiyor ki denildi.
Şak, donanma basıldı.
Siidiler bulundu, aha işte yok denilen bütün muvazzaflar ordaydı.
Güzel ama, o siidilerde, o dönemde kurulmamış şirketlerin, inşa edilmemiş gemilerin isimleri niye var denildi.
Şak, internetten mektup geldi.
Şu şu adrese gidin, siidilerin son hali orda denildi, bi gidildi bakıldı ki, a-aaa, eliyle konulmuş gibi bulundu.
Hepsini anladık da, bu cuntanın silahları nerede birader demeye kalmadı, ki, zaten TRT kameraları eşliğinde kazılar yapılmış, bulunacak silahlar henüz topraktan çıkarılmadan liste halinde son dakka’lanmıştı.
Bu sefer avukatlar kıllık yaptı.
Siidilerdeki 2003 tarihli belgeler, henüz icat edilmemiş 2007 Microsoft fontlarıyla nasıl yazılmış denildi.
Şak diye cevap verilemedi…
Soru önergesi verildi.
Savunma Bakanı itiraf etti.
Hakikaten yahu, 2003 tarihli belge 2007 fontlarıyla nasıl yazılabilir, benim de kafam basmadı dedi.
Şak, siz ne konuşuyorsunuz hemşerim, bütün belgeleri bizzat Genelkurmay gönderdi denildi.
Hadi bakalım, Genelkurmay çıktı, bizde belge melge yok, mahkemeye de bi şey göndermedik dedi iyi mi.
*
Görünen o ki…
*
Şimdi sıra geldi, Genelkurmay karargâhının bahçesinde siidi bulup, Bill Gates’in evini basmaya. ■ Hürriyet, 10.1.2013

BÖLÜCÜLÜK: BAHÇELİ YÜZDE 70
Daha Osmanlı Devleti zamanında gündeme getirilen ve Sevr Antlaşması'na da sokulan (62., 63., 64. maddelere bakınız) Kürt Devleti; Türk hükümetinin (AKP iktidarının) desteğiyle kuruluyor. Bu projeyi silahla kabul ettirmek için ortaya çıkan PKK, artık resmen muhatap alınıyor. Ortadoğu'yu parçalamak için BOP'u devreye sokan ABD'nin son hedefi; Türkiye'nin doğusunu, Kürdistan ismiyle kurulacak devlete vermektir.
İşte bu yüz yıllık bölücü projeyi en iyi biçimde gören ve karşı çıkan lider de Devlet Bahçeli'dir.
Sayın Bahçeli, salı günkü grup toplantısında öyle bir konuştu ki Türkiye'nin yüzde 70'inin yüreğinden geçenleri seslendirdi.
Siz bakmayın işbirlikçi patronlar medyasının bu sesi kısıp bölücü terörün seslerini sonuna kadar açmasına.
Kürtçülük destekçisi yüzde 10 ile AKP içindeki çıkarı uğruna her şeye evet diyebilecek yüzde 20'yi çıkartın... Geridekiler; PKK'ya teslim anlamına gelen bu görüşmelere evet demiyor.
Yalan makinesi televizyonlar da milleti kandıramıyor.
Kandırayacak.
Ve bunlar sonunda rezil olacaklar.
Çünkü PKK asla silah bırakmayacaktır.
Bu ateşkestir; silah bırakmadır; PKK'nın kaçıncı oyunudur? Bunu bile bilmeyenlerin, 'Kürt Sorunu var!' diye alevlendirdikleri terör belasını çözmeleri mümkün müdür? ■ Rıza Zelyut, Güneş, 10.1.2013

BORÇLANMA: NET BORÇ AZALIYOR

Kamu borç stoğu üçüncü çeyrek verileri Hazine tarafından yayınlandı. Brüt borç stoğu ile başlayalım. Yıl sonuna göre 14 milyar TL artışla 561 milyar TL’ye yükseldi. İç borçta 19 milyar TL artış, dış borçta ise 5 milyar TL azalış var. Brüt borcun milli gelire oranı 0.1 puan düşüşle yüzde 42’ye geriledi.

Gelelim net borç stoğuna. Yıl sonuna göre 38 milyar TL düşerek 252 milyar TL’ye geriledi. Net borç/milli gelire oranı 3 puan düşerek yüzde 19’a indi. Brüt borç 14 milyar TL artarken net borç 38 milyar TL nasıl azalır? Kamu menkul varlıkları 52 milyar TL arttı. Çoğu (36 milyar TL) Merkez Bankası döviz rezervlerinden geliyor.

Döviz rezervlerini düşelim. IMF’nin kullandığı “finansal olmayan net kamu borcu” tanımına uyuyor. Yılbaşına göre borç stoğu 2 milyar TL azalarak 431 milyar TL’ye geriliyor. Milli gelire oranı yüzde 31’dir.

Kamu dengesinin nominal fazla vermesi yabancıların düşük zannedilen faize rağmen TL tahvillere neden yöneldiğini de bence açıklıyor. Ne dersiniz? ■ A. S. Akat, Vatan, 10.1.2013

 

11.1.2013

GELİR DAĞILIMI: 1 YILDA 4.730 YENİ MİLYONERİMİZ OLDU

Türkiye’deki milyoner sayısı son 1 yılda 4 bin 730 kişi artarak 50 bin 867’ye yükseldi. 1.5 yılda 14 bin 580 kişi milyonerler kulübüne dahil oldu. Mevduattaki toplam mudi sayısının sadece % 0.09’unu oluşturan milyonerler tüm mevduatın % 48’ine sahip

Faizler rekor düşüşler yaşanmasına rağmen Türkiye’deki milyoner sayısı her geçen gün artmaya devam ediyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) önceki gün yayınladığı Kasım ayı verilerine göre, Türkiye’deki milyoner sayısı son 1 yıl içerisinde 4 bin 730 kişi birden artarak 50 bin 867’ye ulaştı. Bu rakam 2011 yılının Kasım ayında 46 bin 137, 2011 yılı sonunda ise 46 bin 761 seviyesinde bulunuyordu. Milyoner sayısında bir önceki aya göre ise, 1044 kişilik bir azalış oldu.

BDDK’nın milyoner sayısını açıklamaya başladığı 2010 yılının ikinci yarısından bu yana ise milyoner sayısında yüzde 40’lık bir büyüme yaşandı. İlk verinin olduğu Haziran 2010’da parasını bankalardaki mevduat hesaplarında tutan ve hesap bakiyesi 1 milyon TL’nin üzerinde olan mudi sayısı 36 bin 287 seviyesindeydi.

Yani son 1.5 yıllık bir sürede milyonerler kulübüne 14 bin 580 yeni üye katıldı.

228 bin milyoner adayı

Parasını bankalardaki mevduat hesaplarında değerlendiren mudi sayısı 2012’nin Kasım ayı itibarıyla 57 milyon 927 bin kişiye yükselişmiş durumda. Bu rakamın yüzde 91.43’ü başka bir ifadeyle 52 milyon 964 bini 10 bin TL’ye kadar mevduata sahip kişilerden oluşuyor. Bankalarda 10 bin TL ile 50 bin TL arasında parası olan kişi sayısı 3 milyon 353 bin.

1 milyon 330 bin kişi, 50 bin TL ile 250 bin TL arasında mevduata sahipken 227 bin 956 kişinin mevduat hesaplarında 250 bin TL ile 1 milyon TL arasında parası var.

Verilerin açıklamaya başladığı 2010 yılından bu yana hesap sayısı 6.8 milyon artsa da hesap bakiyelerinin toplam içerisindeki payının seyrine bakıldığında önemli bir değişikliğin yaşanmadığı dikkat çekiyor. Toplam mudi sayısı içerisinde milyonerlerin payı sadece yüzde 0.09. Bu oran 2010 yılında da yüzde 0.07 seviyesindeydi. 250 bin TL ile 1 milyon TL arasında mevduata sahip olanların toplam içerisindeki payı yüzde 0.39, 50 bin TL ile 250 bin TL arasında parası olanların payı ise yüzde 2.30. 10 bin TL ile 50 bin TL arasında mevduatı bulunan 3.3 milyon kişinin sektördeki toplam mevduattan aldığı pay yüzde 11.75 civarında. Bu gruba girenlerin bankalarda bulanan mevduatlarının büyüklüğü 84.3 milyar TL.

Toplam mevduatta aslan payı milyonerde

BDDK verilerine göre, yurtiçinde yerleşik yatırımcıların bankalardaki mevduatta tuttukları tasarruflarının toplam büyüklüğü 717 milyar 624 milyon seviyesinde bulunuyor. Hesaplardaki bakiye tutarlarına bakıldığında bu rakam içerisinde en fazla payı yüzde 47.34 ile milyonerler alıyor. 1 milyon TL’nin üzerinde hesaplardaki tasarrufun tutarı 339 milyar 697 milyon TL. Yani toplam mudi sayısı içerisinde yüzde 0.09’luk paya sahip olan milyonerler, bankacılık sektöründeki toplam mevduatın yüzde 47.34’üne sahip durumda.

Mevduatta 250 bin TL ile 1 milyon TL arasında parası olanların başka bir ifadeyle milyoner adayları, toplam mevduattan yüzde 15.64 pay alıyor. 50 bin TL ile 250 bin TL arasında parası olan 1 milyon 330 bin kişinin sahip olduğu tasarruf miktarı toplam mevduatın yüzde 20.62’si düzeyinde. ■ Ufuk Korcan, Vatan, 11.1.2013

ELMA İLE ARMUT: BASINMENSUPLARINAYIPRANMAPAYI GERİGELDİ

Gazetecilere sus payı, vekillere kıyak emeklilik

TBMM Genel Kurulu’nda, gazetecilerin 2008 yılında kaldırılan yıpranma payı; AKP hükümetinin, vekillere erken emekliliği sağlayan düzenlemeyle birlikte kabul edildi. Gazetecilerin yanı sıra milletvekillerinin de yıpranma payı geri gelirken vekillerin emeklilik yaş haddinin de 3 yaş düşmesinin önü açıldı.

Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısı’nın görüşmelerinde gazetecilerin yıpranma payına ilişkin önerge, milletvekillerinin yıpranma payı ve milletvekillerine kıyak emeklilik formülüyle kabul edildi. AKP hükümeti, gazetecilerin 2008 yılında kaldırılan yıpranma payını geri getirmek için hazırladığı önergeye milletvekillerini de ekledi. Kabul edilen önergeyle gazeteciler ve milletvekillerine yılda 90 günlük yıpranma hakkı verildi. … . ■ MAHMUT LICALI, Cumhuriyet, 11.1.2013

ÜNİVERSİTELER: DOÇENTLİK JÜRİSİNE TORPİL MESAJI

Tunceli Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Batu’nun, Üniversitelerarası Kurul’un atadığı doçentlik jürisinde yer alan Bursa Uludağ Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Utku Çopur’a, Yrd. Doç. Dr. Cemal Kaya’nın ‘doçentlik’ unvanı alabilmesi için ‘torpil e-postası’ göndermesi tartışma yarattı.

Prof. Dr. Çopur, gıda mühendisleri için oluşturulan e-posta grubunda Prof. Dr. Ali Batu’ya yılbaşında bir kutlama mesajı gönderdi. Prof. Dr. Çopur’un mesajına cevap yazan Prof. Dr. Batu, “Hocam daha önce konuşmuştuk bu arkadaş sevdiğim bir dostum. Ekteki dosyanın size yardımcı olabileceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı. Gönderilen e-posta ekinde Tokat’taki Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nde görevli Yrd. Doç. Dr. Cemal Kaya’nın bazı makalelerinin listesi yer aldı.

Prof. Batu, grup üyelerine yazdığı ikinci e-postada, ilk e-postanın ‘sehven’ gönderildiğini belirtti. Bazı üyelerin, ‘torpil iddiasında’ bulundukları Prof. Dr. Batu’nun e-postasını YÖK Başkanlığı’na bildirdikleri kaydedildi. ■ Cumhuriyet, 11.1.2013

AZINLIKLAR: RUHBANOKULU’NA 190 DÖNÜM İADE!

Vakıflar Meclisi, Heybeliada Ruhban Okulu’nun etrafındaki 190 dönümlük koruluğu, mülk sahibi Aya Triada Manastırı Vakfı’na iade etti.

İade kararıyla birlikte 1844’ten kapatıldığı 1971 yılına kadar Ortodoks dünyasının en önemli “din adamı yetiştirme” merkezlerinden biri olan Heybeliada Ruhban Okulu’na cemaat mallarının yüzölçümü bakımından en büyük iadesi gerçekleşti.

Aralarında Heybeliada Ruhban Okulu olarak bilinen “Aya Triada Manastırı” ile İstanbul Rum Patriklerinden V. Konstantin ile VII. Kirillos’a ait mezarların da bulunduğu mezarlık gruplarını barındıran koruluk ve vakıf yönetimi tarafından yeşil alan olduğu gibi korunacak. ■ Cumhuriyet, 11.1.2013

 

12.1.2013

 

ÜNİVERSİTELER: YÖK’TE ORTAYA SAÇILAN TÜM PİSLİKLER KAYDA GEÇMİŞ OLANLAR, YA DİĞERLERİ?

Redhack adında, kimliği bilinmeyen bir internet grubu var. Kaç kişidirler, örgüt gibi mi çalışıyorlar, birilerinden emir ve talimat alıyorlar mı, maddi olanakları nasıl sağlanıyor, bunların hiçbiri bilinmiyor. Bilinen, bilgisayar dilinde “internet korsanı” anlamına gelen bir “hacker” grubu oldukları. Yani “kırıcılar” demek.

Kırıcılıkları şu; bilgisayar dünyası sayısal sisteme dayandığı için olanakları da sonsuz. Bilgisayar sisteminde tuttuğunuz bilgileri ne kadar korumaya çalışırsanız çalışın, şifre üzerine şifre koyun, sayısal sistemin gereği eninde sonunda birileri bu şifreleri çözüp bilgilerinize ulaşabiliyor.

Şu ana kadar hiçbir kurum “asla kırılamaz” denilen bir koruma sistemi bulamadı.

Kırılması “neredeyse” olanaksız denilen şifre sistemleri kullanan çok gizli devlet kuruluşları var. Örneğin CIA, FBI, NSA, Mossad hatta bizim MİT kendi sistemlerini korumak için olağanüstü harcamalar yaparak şifre zincirleri kuruyorlar. Ama bunların da bir gün kırılmayacağını kimse söyleyemiyor. Sistem sadece çok karmaşık hâle getirilerek “kırılma” zorlaştırılıyor o kadar.

İşte Redhack, ki bütün korsanlarının Türk olduğu varsayılıyor, şu ana kadar birçok önemli kurum ve kuruluşun bilgisayar sistemine sızmayı başardı.

Bu çocukları (çocuklar diyorum çünkü genç olsalar gerek, bu iş yaşlıların işi değil) kimse yakalayamadı bugüne kadar. Birkaç şüpheli ele geçti ama boş çıktı ya da yakalananlarla ilgili kanıt bulunamadı.

Red Hack son olarak YÖK’ün sistemini kırdı ve oradaki tüm bilgelere sızdı. Ele geçen bilgiler arasında çok sayıda yolsuzluk, hırsızlık, usulsüzlük dosyası da var.

Şimdi YÖK ayakta. Bunları haber yapan medya kuruluşlarına da protestolar çekerek yayınların durdurulmasını istiyor.

Yayınlanan belgelerde gerçekten çok pis yolsuzluklar var. Ancak hepsi bir şekilde soruşturmaya uğramış yani kayda geçmiş. Bir bölümü kayda geçmesine rağmen “müsebbipler iktidardan yana” olduklarından belki örtbas edilmiş. Üniversitelerde bu kadar çok yolsuzluk olmuş ve bunlar kayda geçmişse, varın siz düşünün bir de yakalanmayanları.

Benim asıl merakım zaten kayda geçenler değil, kayda geçmemiş, henüz yakalanmamış ya da üzerine gidilmemiş yolsuzluklar.

Son yıllarda hep belli kimlikte olanların üniversitelerin başına getirilmesinden sonra yükselen dedikodular o kadar çok ki. Korku belasına çoğu açığa çıkarılamıyor. Ancak özel sohbetlerde fısıltılı seslerle anlatılıyor.

Aksi hâlde herkes başına ne geleceğini çok iyi biliyor çünkü. ■ Can Ataklı, Vatan, 12.1.2013

 

ÖZELLEŞTİRME: PALANDÖKEN SATILIYOR

Erzurum Palandöken ve Konaklı kayak merkezleri özelleştirme kapsam ve programına alındı. İşletme hakkı devri yöntemiyle gerçekleştirilecek özelleştirmeler 3 yıl içinde tamamlanacak. Resmi Gazete'de dün yayınlanan Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı'na göre özelleştirmeler, Konaklı Kayak Merkezi ile Palandöken Kayak Merkezi'nde yer alan tüm varlıkları kapsayacak.

Göleti De Özelleştirilecek
Karara göre, her iki kayak merkezinin sınırlarını belirleyen Maliye Hazinesi ve Spor Genel Müdürlüğü'ne ait taşınmazların yanı sıra bu merkezlerdeki pist, lift, gölet ve benzeri yapı, tesis ve diğer varlıklar da satış kapsamında olacak.

3 Yilda Tamamlanacak
Erzurum Palandöken ve Konaklı Kayak Merkezlerinin özelleştirme işlemi tamamlanana kadar, bu işletmelerden elde edilen her tür gelir, Spor Genel Müdürlüğü veya Türkiye Kayak Federasyonu'na bırakılacak. Bu kararın uygulanması ile ilgili hususlar, gerek görülmesi halinde Maliye Bakanlığı, Spor Genel Müdürlüğü, Türkiye Kayak Federasyonu ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı arasında yapılacak protokollerle belirlenecek. Karara göre özelleştirme 3 yıl içinde tamamlanacak. ■ Birgün, 12.1.2013

DEİ: CARİ AÇIK 10 AYDA 41.1 MİLYAR DOLARA İNDİ

Cari işlemler açığı ithalattaki azalmanın yanı sıra altın ihracatının desteği ile ekim ayında da düşüşünü sürdürdü.

Cari işlemler dengesi, Ekim ayında 1.96 milyar lira açık verdi. Piyasada beklenti döviz açığının 2.1 milyar dolar düzeyinde olacağı yönündeydi.

Ocak-Ekim'de cari açık geçen yılın aynı dönemine göre, 23.872 milyar dolar azalarak 41.095 milyar dolara geriledi.

TCMB ilk 10 ayda yaşanan gerileme için, "Bu gelişmede dış ticaret açığının20.734 milyar dolar azalarak 55.396 milyar dolara gerilemesi, hizmetler dengesinden kaynaklanan net gelirlerin 2.529 milyar dolar artarak 19.133 milyar dolara ulaşması ve gelir dengesinden kaynaklanan net giderlerin de 780 milyon dolar azalarak 5.895 milyar dolara gerilemesi etkili olmuştur" görüşüne yer verdi.

Cari açık ekim itibariyle yıllık bazda 53.1 dolar oldu.

Net hata ve noksan ekimde 697 milyon dolar, Ocak-Ekim döneminde 6.58 milyar dolar oldu.

Garanti Yatırım verinin ardından yayınladığı notta, "Cari açık Ekim'de 2milyar dolar olan beklentilere paralel aynı seviyede 2 milyar dolar oldu. Yıllık açık ise 53 milyar doların altına geriledi. 2012 yılını 50 milyar dolara yakınbir cari açıkla bitirme ihtimalimiz yüksek" dedi. ■ Dünya, 12.1.2013

ÖZELLEŞTİRME: ÖİB, LİMANLAR İÇİN DANIŞMANLIK İHALESİ AÇTI

Önyeterlilik için son başvuru günü 21 Ocak olarak belirlendi.

ANKARA - Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB), TCDD'ye ait Derince Limanı, İzmir Kruvaziyerve İzmir Yük Limanı ile Türkiye Denizcilik İşletmeleri'ne (TDİ) ait Tekirdağ Limanı, Güllük Limanı, Pasaport İskelesi, Çanakkale Kabatepe Yolcu Limanı ve Gökçeada Kuzu Limanı'nın işletme hakkı devri yöntemiyle özelleştirilmesi için danışmanlık ihalesi açıtı.

ÖİB'den yapılan açıklamada, "(ÖİB), İdaremize yardımcı olmak üzere bir danışman görevlendirilmesi amacıyla açılan ihaleye, konusunda yeterli birikim ve kapasiteye sahip yerli ve/veya yabancı yatırım bankası ve/veya finans kuruluşu ve/veya strateji danışmanı veya bunlardan oluşan bir ortak girişimleri ön yeterlik başvurusunda bulunmaya davet etmektedir" denildi.

Önyeterlilik için son başvuru günü 21 Ocak olarak belirlendi. ■ Dünya, 12.1.2013

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura