Diğerleri > Sis Çanı
26-06-2015
NELER OLDU 7-12 NİSAN 2015 (Borçlanma, UÖŞ, zenginler, yabancı sermaye, Dolar, gelişme, DEİ, AB, yabancıya toprak, bankalar, kriptolar)

Cihan Dura

26.6.2015


 7.4.2015 

BORÇLANMA, ÖZEL: BANKALARA BORÇLU SAYISI ARTTI

Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi; aylık, yıllık ve tüm dönem verilerini kişi bazında tekilleştirme yaparak, ‘Negatif Nitelikli Bireysel Kredi ve Kredi Kartı Raporu’nu yayınlandı. Rapora göre, bireysel kredi veya kredi kartı borcundan dolayı yasal takibi devam eden kişilerin sayısı, Şubat dönemi itibarıyla 30 bin kişi artarak 2,98 milyon kişiye yükseldi.

SON 6 YIL ESAS ALINDI

Son 6 yılın esas alındığı rapor, bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe girip hala yasal takipte olan kişi sayısının bir önceki aya göre yüzde 0,8 oranında artarak 1,91 milyon kişiye ulaştığını gösteriyor. Ayrıca, bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe girip hala yasal takipte olan kişi sayısının ise yüzde 1,5 oranında artarak 2,07 milyon kişiye yükseldi. Tekilleştirme yapılarak 2,98 milyon kişi olarak hesaplanan yasal takipteki kişi sayısı, Ocak ayında 2,95 milyon kişi olarak gerçekleşmişti.

Aynı yıl içinde birden fazla kaydı bulunan kişilerin tekilleştirilerek sayılmasıyla elde edilen veriler dikkate alındığında ise bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı geçen yılın ilk iki ayına göre yüzde 2 oranında artarak, 2015 yılının ilk iki ayında 119 bin oldu. Bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı ise geçen yılın ilk iki ayına göre %12 oranında artarak 202 bin kişiye yükseldi.

Öte yandan, aynı yıl içinde birden fazla kaydı bulunan kişilerin tekilleştirilerek sayılmasıyla elde edilen veriler dikkate alındığında; bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe girmiş toplam kişi sayısı 2015 yılının ilk iki ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 artarak 269 bin kişiye ulaştı. ■http://www.superhaber.com/, (7.4.2015)

 

UÖŞ: FEDEX, TNT EXPRESS'İ 4.4 MİLYAR EUROYA SATIN ALDI

Amerikalı kargo şirketi FedEX TNT Express’i 4.4 milyar euro karşılığında (Yaklaşık 12 milyar lira) satın aldı. TNT hissedarlarına satın alma için hisse başına 8 euro ödenecek.

İki yıl önce UPS TNT’yi satın almak istemiş fakat Avrupa Birliği kartel oluşumu nedeniyle bu satın almaya izin vermemişti. FedEX’in CEO’su Frederick Smith satın almayla ilgili yaptığı açıklamada, “Bu işlem bizi çeşitlendirecek. Pazarda bize avantaj sağlayacak” diye konuştu.

Amerikan FedEx bir süredir Avrupa'da faaliyetlerini hızlandırmak için satın alma fırsatları yokluyordu. 2012'de FedEx CEO'su Fred Smith bunun için yılda 1.7 milyar dolar kar sağlayacak plan açıklamıştı. Ancak birleşmenin Avrupa Birliği otoritelerinin onayından geçmesi gerekiyor. Amerikalı lojistik firması UPS'in TNT'yi 6.9 milyar dolara satın almasını öngören anlaşma 2013 yılında Avrupa Birliği'nin rekabet kurumu tarafından reddedilmişti. TNT'nin Avrupa'daki en büyük rakipleri arasında Deutsche Post ve DHL bulunuyor. ■Hürriyet, (7.4.2015)

 

 8.4.2015

ZENGİNLER: PETROL ZENGİNLERİNİN SERVETİ 2.2 TRİLYON DOLARA ULAŞTI

 

Ortadoğu ülkelerinde 2014 sonu itibariyle yüksek net değere sahip (HNWI) fertlerin sayısı 460 bine yaklaştı.

Bu kişilerin serveti bölgedeki tüm servetin yüzde 48’ine denk gelirken değeri ise 2.2 trilyon dolar olarak hesaplandı. Yeni Dünya Sermayesi adlı kuruluş tarafından 2014 için yayınlanan rapora göre, Ortadoğu’da bu kategorideki kişi sayısı 2000’den bu yana yüzde 136 arttı. Tüm dünya ortalaması ise yüzde 73 oldu.

Körfez ülkeleri
Körfez ülkelerinden Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)’nde yüksek net değere sahip fert sayısı 72 bin 100 olurken servetlerinin değeri 305 milyar doları buldu. Suudi Arabistan’da 59 bin süper zenginin serveti 295 milyar dolar, Katar’daki 39 bin süper zenginin 195 milyar dolara sahip olduğu belirtildi. Kuveyt’in 38 bin 900 süper zengin vatandaşının 195 milyar doları olduğu tahmin edilirken Ummanlı 12 bin 900 kişinin 64 milyar dolar, Bahreynli 9 bin 500 kişinin de 47 milyar dolarlık serveti yönettiği ifade edildi. 2000’den bu yana yüksek net değere sahip fert sayısı artışında yüzde 300 ile Katar ilk sırada yer alırken doğal gaz zengini bu Körfez ülkesini önümüzdeki 10 yıl içinde Ürdün ve BAE’nin takip etmesi bekleniyor. ■Yeniçağ, (8.4.2015)

 

 

GELİR DAĞILIMI, ZENGİNLER: YURTDIŞINDAKİ MİLYONER SAYISI 5 YILDA TIRMANDI

Gelir dağılımındaki adaletsizlik, banka müşterilerine de yansıyor. Bir yandan borçları katlanarak büyüyen ve banka takibine alınan çığ gibi artan vatandaşlar, diğer taraftan bankanın milyoner müşteri sayısındaki artış..

Yurtdışında yerleşik milyoner sayısı 5 yılda yaklaşık 4 kat arttı.Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerinden yapılan derlemeye göre, hesabında 1 milyon lira ve üzeri mevduat olan yurtdışı yerleşik mudi sayısı 2014 sonu itibariyle 4 bin 188’e tırmandı. Bu kişilerin hesaplarındaki para miktarı ise 34 milyar 269,83 milyon lira olarak hesaplandı. Geçen yıl sonu itibariyle 4 bin 188 olan milyoner yurtdışı yerleşik mudi sayısı, 2010 yılında bin 49 idi. Böylece yurtdışında yerleşik olan milyoner sayısı 2010’dan 2014 yılına kadar geçen süre zarfında yaklaşık 4 kat artış gösterdi.

Yüzde 100 arttı
Yurtdışında yerleşik olan ve hesabında 1 milyon lira ve üzeri mevduat bulunan mudi sayısı 2010 yılında bin 49 olarak gerçekleşmişti. Bu kişilerin banka hesaplarındaki tutar ise 8 milyar 670,42 milyon lira olarak kaydedilmişti. Mudi sayısı 2011’de bin 499’a çıkmış, banka hesaplarındaki meblağ ise 16 milyar 430,26 milyon liraya tırmanmıştı. Kişi sayısı 2012’de 2 bin 308’e, 2013’te ise 3 bin 652’ye yükselmiş, mevduat miktarları ise sırasıyla 18 milyar 634,04 milyon liraya ve 34 milyar 269,83 milyon liraya yükseldi. ■Yeniçağ, (8.4.2015)

 

 9.4.2015

YABANCI SERMAYE: TÜRK DEVİ ALMANLARA SATILIYOR

Farplas Grubu şirketlerinden Farel Plastik, Alman Wirthwein’e satılıyor. Rekabet Kurumu’ndan da onayın çıkması ile birlikte hisse devir işlemleri tamamlanacak

Şirkete yakın bir kaynak "Burada amaç sat kurtul değil, şirketi ve işleri büyütmek" dedi. Sektörünün önemli oyuncuları arasında gösterilen Farel Plastik'in 2014 yılı sonu cirosu 38 milyon Euro. Şirket, dünya beyaz eşya devi BSH'ın en önemli tedarikçileri arasında.

Türkiye
otomotiv yan sanayinin önemli gruplarından Farplas'a bağlı Farel Plastik Elektrik ve Elektronik İmalat Sanayi A.Ş.'nin temeli nisan 1998'de atıldı. Çerkezköy'de 30 bin metrekarelik alanda üretim yapan şirket dünyanın sayılı beyaz eşya üreticileri için üretim yapıyor.

YÜZDE 70'İ SATILIYOR

Edinilen bilgilere göre Farel Plastikile Alman Wirthwein arasında bir süreden beri görüşmeler sürdürüldü. Taraflar, hissenin yüzde 70'nin devri konusunda anlaşmaya vardı. Rekabet Kurumu'nun da onay vermesi ile hisse devir işlemlerine geçilecek.

'YENİ HEDEFLERİMİZ VAR'

Şirkete yakın bir kaynak, Alman ortak ile yeni bir takım hedefleri olduğunu söyledi. Aynı kaynak, yeni yatırımlar yapacağız, temeli atılan bir yeni bir fabrikamız da var. Bu, satış 'sat kurtul olarak görülmemeli. Ortağımız ile önemli hedeflerimiz var" dedi.


CİROSU 38 MİLYON EURO

Almanya, İspanya, Brezilya'nın da aralarında olduğu 12 ülkeye ürünleri ihraç edilen Farel Plastik bünyesinde 350'yi aşkın kişi çalışıyor. Beyaz eşya sektörünün dünya devleri arasında sayılan BSH, Whirlpool ve Electrolux gibi firmalarına doğrudan üretim yapan Farel Plastik kendi alanında Türkiye'nin önde gelen şirketlerinden biri. Şirketin 2014 yılı sonu cirosu 38 milyon Euro (106 milyon TL) olarak kayıtlara geçti.

AMİRAL GEMİ İSO LİSTESİNDE

Temeli 1960'ların sonunda Büyükkuşoğlu Ailesi tarafından atılan Farplas Şirketler Grubu'nun amiral gemisi konumundaki Farplas Oto Yedek Parçaları A.Ş. ise İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) en büyük 500 sanayi kuruluşu listesinde yer alıyor. İSO'nun geçtiğimiz yıl açıkladığı listeye, Farplas, 237 milyon lira ciro ile 398. sıradan girmişti.

1949'DA KURULDU

Wirthwein Group 1949 yılında Almanya'nın Creglingen bölgesinde kuruldu. Şirket 1967 yılında plastik üretimi yapmaya başladı. Firmanın dünyanın 18 bölgesinde üretim tesisi bulunuyor. Şirket otomobil ve demiryolları için yedek parça üretiyor. Şirket önümüzdeki birkaç yıl içinde 12 milon dolarlık bir yatırım planını da hayata geçiriyor. ■Sabah, (9.4.2015)

 

EMPERYALIZM: AMERIKA'NIN DÜNYADAKI LIDERLIĞI BITIYOR MU? 

Geçtiğimiz ay, bazı ABD düşünürlerine göre, ABD’nin global ekonomik sistemin garantörü rolünü kaybettiği ay olarak tarihe geçecek. Çin tarafından kurulan Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB ) adlı kuruluşa önce İngiltere ve sonra da daha bir düzine ABD müttefikinin hem de ABD’nin ikazına rağmen katılması ABD’de bile, ABD’nin gerilemeye başladığının işareti olarak değerlendirildi. Birçok köşe yazarı da bu konuyu tartışmaya başladı.

Gideon Rachman 1963 doğumlu,1989 Cambridge tarih bölümü mezunu, BBC, The Economist ve şimdi de Financial Times yazarı. Observer tarafından İngiltere’nin 300 en entelektüel vatandaşı listesine alındı. 1998-99 arasında Princeton Üniversitesi’nde ve 2013 yılında da Oslo’da Noble Enstitüsü’nde çalıştı . Polemiği çok seven bir yapısı var.

En yüksek askeri güce sahip

Gideon Rachman bugünlerde “ABD kayıyor mu kaymıyor mu?” konusunda bazı tezler öne sürmekte. Ona göre üç adet ABD Üniversitelerinde çalışan İngiliz tarihçi tarafından ABD döneminin artık bittiği tezinin gündeme getirilmesi yanlış.
Yale Üniversitesi’nde çalışan İngiliz Paul Kennedy “The Rise and Fall of Great Powers” adlı ve 1987 yılında çıkan eserinde ABD’nin aynen Roma ve Babil İmparatorluklarının silindiği gibi silineceği tezini gündeme getirmişti. Harvard’da çalışan İngiliz Niall Ferguson da 2004 yılında yayınladığı “The Rise and Fall of the American Empire” adlı kitabında 21’inci yüzyılın Çin’e ait olduğunu vurgulamıştı. Stanford Üniversitesi’nde çalışan İngiliz Tarihçi Ian Morris ise 20010 yılında yayımladığı “Why the West Rules For Now!” adlı kitabında ABD çöküyor tezine angaje olmuştu.
Bu şahısların hem tarihçi olmaları hem de ABD ve İngiltere’yi yakından izlemeleri bir avantaj olabilir. Ama diğer taraftan bazı bu kişilere ters yorumlar da var. Amerikalı olan ve Harvard Üniversitesi’nde çalışan Joseph Nye bir hatırlatma yapmış.
Ona göre Birinci Dünya Savaşı’nın başlangıcında İngiltere büyük güçler arasında ekonomik açıdan sadece dördüncü gelmekte idi. Göçmesi normal sayılmalı idi. Kaldı ki askeri harcama açısından da ancak üçüncü sayılabilirdi.
Bugünkü ABD, hangi ölçütü kullandığınıza göre, global çapta ekonomik bakışta ya en büyük ya da çok az bir farkla ikinci gelmekte. Askeri güç açısından da uzak ara en yüksek askeri bütçeye ve güce sahip.
Global kavgaya çekilmezse...
Kaldı ki Gideon Rachman’a göre İngiltere’nin iflasına iki büyük dünya savaşına katılıp, sonrasında iflas durumuna gelmesi neden olmuştu. Eğer ABD de böyle bir global kavganın içine çekilmezse, gücünü koruması da oldukça mümkün olabilir.
İngilizler İmparatorluğu kaybettikten sonra McMillan hükümeti Kolonilerle ilişkilerini zayıflatıp o zamanda yükselen güç olarak görülen Avrupa Birliği’ne dönmüştü. Şimdi ise çıkmaya çalışıyor. İngiltere’nin Çin önderliğinde kurulan AIIB kurumuna abone olması da bu önceki kararlarından çok daha önemsiz diyor Gideon Rachman.
Önümüzdeki dönemde sık sık bu konuya, “ ABD göçüyor mu? Kabuğuna mı çekiliyor? ” temasına geri geleceğiz! ■Deniz Gökçe, Akşam, (9.4.2015)

 

10.4.2015

DOLAR 2.63 LİRANIN ÜZERİNE ÇIKTI

TÜRKİYE'nin ödemeler dengesinin, Şubat ayında 3.2 milyar dolar ile, 2.75 milyar dolar olan piyasa beklentilerinin üzerinde açık vermesinin ardından yükselen dolar 2.63 lirayı da aştı.

Verinin açıklanmasından önce 2.6195 lira dolayında hareket eden dolar, cari açığın beklentileri aşması üzerine hızlı bir tırmanış ile önce 2.62 liranın üzerine çıkan dolar, daha sonra 2.6323 liraya kadar yükseldi. ■Aydınlık, (10.4.2015)

 

GELİŞME, UA KARŞILAŞTIRMA: TÜRKİYE’Yİ TÜRKİYE İLE MUKAYESE KURNAZLIĞI

Önceki gün Merkez Bankası ara verdiği emek verimliliği endeksini yeniden yayınlamaya başladı. Daha önce OECD verilerini alamadığı için 2012’de yayınına ara verilen bu endeks işgücü bazlı reel efektif döviz kurunu veriyor. Bu endekse göre Türkiye’de emek maliyeti diğer ülkelere göre yüzde 24 oranında yüksek görünüyor. Niye böyle söylüyoruz? Çünkü nihayetinde ülkeler arasındaki reel döviz kurlarını emek verimliliği belirler de ondan bunu söylüyoruz.

Peki, emek maliyeti yüksek olunca ne oluyor?

Aynı euro kullanıp batan Yunanistan’ın yaşadığını yaşıyoruz. Yani ürettiğimiz malların fiyatları aynı malı üreten diğer ülkelere göre yüzde 24 oranında yüksek oluyor. Dolayısıyla mallarımızı satamıyoruz. O hâlde ihracatımızın bu yılın ilk üç ayında gerilemesinin nedeni hattâ sürekli ihracatın hedefin altında kalması işte bu emek verimliliğinin düşük olmasından kaynaklanıyor.

ON İKİ YILDA KİŞİ BAŞINA GELİRİ EN AZ ARTAN ÜLKE TÜRKİYE OLDU

Gelelim bu kısa açıklamayı niye yaptığımıza…

Başbakan Davutoğlu AKP hükümetinin çok başarılı olduğunu ileri sürüyor. Ve kurnazlık yapıp sürekli Türkiye’yi Türkiye ile mukayese ediyor. Ve milli geliri artırdıklarını söylüyor. Oysa diğer ülkelerle mukayese edildiğinde 2002-2014 yılları arasında kişi başına geliri benzer ülkeler arasında en az artan ülke Türkiye oldu.

Niye Türkiye oldu?

Çünkü Türkiye’de 12 yılda kişi başına gelir 3.492 dan 10.404 dolara yükseldi.Yani 2,9 kat arttı. Hâlbuki komşumuz Rusya’da aynı dönemde kişi başına gelir 2.373 dolardan 14.611 dolara yükseldi. Yani altı kat arttı. Yine aynı dönemde Çin’de kişi başına gelir 1.135 dolardan 7.332 dolara yükselerek tam 6,5 kat arttı.

Peki, niye Türkiye kişi başına gelir artışında geride kaldı?

Kaldı, çünkü AKP hükümetleri eğitim sistemini geliştiremedi. Öğrencilere tablet bilgisayar dağıtmak yerine lüks kamu binaları yaptı. İşte bu nedenle 65 ülke arasında 15 yaş grubu öğrenciler arasında yapılan sıralamada Türkiye okuma anlamada, matematikte ve fen bilgisinde 44. sırada yer aldı. Oysa Çin 1. ve Rusya 35. sırada bizden çok daha iyi performans gösterdiler. Dolayısıyla Rusya ve Çin kişi başına gelirini eğitime verdikleri önem sayesinde hızla çoğalttılar. Ve Türkiye eğitimde geride kaldığı için emek verimliliğinde de geride kaldı.

MİLLETVEKİLİ ZAMMININ PARASIYLA 244 BİN ÇOCUĞA TABLET BİLGİSAYAR VERİLEBİLİRDİ

Gelelim emek verimliliğini nasıl artıracağımıza…

Emek verimliliğinin artması için çocukların eğitimine ayrılacak kaynakların çoğalması gerekiyor. Hemen bir örnek verelim: önceki gün milletvekili emekli maaşlarına aylık 740 lira zam yapıldı. Böylece milletvekili emekli maaşı aylık 7.500 lira oldu.

Hâlbuki bu aylık 740 liralık zam yerine bu zammın bir yıllık tutarıyla öğrencilere tablet bilgisayar dağıtılsaydı tam 244 bin çocuğa tablet bilgisayar verilebilirdi. Ama Davutoğlu bunu yapmadı. Herhalde üst akıl böyle istedi. Yani üst akıl, parayı çocuklara vermeyin vekil emeklisine verin, dedi.

Gelelim bütün bunları niye anlattığımıza…

Anlattık, çünkü Türkiye’yi diğer ülkelerle mukayese ettiğimizde 12 yılda pek de iyi bir sonuç aldığımızı söyleyemeyiz. Kişi başına gelir artışında diğer ülkelere göre epeyce geride kaldık. O hâlde Türkiye’yi Türkiye ile mukayese yerine benzeri ülkelerle mukayese edip sonuca bakalım. Anlayacağınız eski Türkiye’nin kurnazlıklarını artık bir kenara bırakalım. Ciddi tedbirler almakta fayda var. ■Süleyman Yaşar, Taraf, (10.4.2015)

YABANCI SERMAYE: SABANCI HOLDİNG KORDSA’NIN YÜZDE 25’İNİ YABANCIYA SATIYOR

Sabancı Holding, Kordsa’nın yüzde 25’inin uluslararası nitelikli yatırımcılara satış sürecini başlatarak, satış için Deutsche Bank, UBS ve Ak Yatırım’ı yetkilendirdiğini duyurdu.

Şirketin Kamuyu Aydınlatma Platformu’na yaptığı açıklamada, “İştiraklerimizden Kordsa Global Endüstriyel İplik ve Kord Bezi Sanayi ve Ticaret A.Ş.’de sahip olduğumuz şirket sermayesinin yüzde 25’ini temsil eden 48.63 milyon lira nominal değerli payların çeşitli uluslararası nitelikli yatırımcılara satış süreci başlatıldı” denildi.

Açıklamaya göre, işlem çerçevesinde sadece nitelikli kurumsal yatırımcılara satış gerçekleştirilecek ve herhangi bir ülkede halka arz işlemi gerçekleştirilmeyecek. İşlem yalnızca nitelikli yatırımcılara yapılacak satışları kapsamakta olduğu için, Türkiye’de de halka arz niteliğini taşımayacak.

Toplam, 194.53 milyon lira ödenmiş sermayesi bulunan Kordsa hisselerinin yüzde 91.11’i Sabancı Holding’in elinde bulunurken; yüzde 8.89 hisse ise halka açık durumda. ■ Taraf, (10.4.2015)

DEİ: EKONOMİDE KÖTÜ TABLO: CARİ AÇIK İYİCE AÇILDI; İHRACAT AZALDI!

Türkiye’nin ödemeler dengesi, 2015 Şubat ayında 3.2 milyar dolar ile, 2.75 milyar dolar olan piyasa beklentilerinin üzerinde açık verdi.

Verinin açıklanmasından önce 2.6195 lira dolayında hareket eden dolar, cari açığın beklentileri aşması üzerine hızlı bir tırmanış ile 2.6267 liraya kadar çıktı.

Merkez Bankası verilerine göre, Şubat sonu itibarıyla 12 aylık cari işlemler açığı, 42.97 milyar dolardan 42.82 milyar dolara geriledi.

Bu gerilemede, ödemeler dengesi tablosundaki dış ticaret açığının 346 milyon dolar azalarak 3.143 milyon dolara düşmesi ve net hizmet gelirlerinin 38 milyon dolar artarak 724 milyon dolara yükselmesi etkili oldu.

Merkez Bankası açıklamasında, “Ancak, birincil gelir açığının 238 milyon dolar artarak 853 milyon dolara yükselmesi cari işlemler açığında görülen gerilemeyi sınırlandırdı. Parasal olmayan altın kalemi altında, net altın ihracatı bir önceki yılın aynı ayına göre 932 milyon dolar artarak 1.5 milyar dolara yükseldi” denildi.

ARTAN NET GELİRLER

Hizmetler dengesi altında, taşımacılık kaleminden kaynaklanan net gelirler bir önceki yılın aynı ayına göre 44 milyon dolar artarak 214 milyon dolara, seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler ise 16 milyon dolar artarak 769 milyon dolara yükseldi.

Birincil gelir dengesi kalemi altında kâr transferlerini içeren doğrudan yatırım kaleminden kaynaklanan net çıkışlar, bir önceki yılın aynı ayına göre 221 milyon dolar artarak 358 milyon dolara çıktı.

ŞUBAT AYINDA İHRACAT VE İTHALAT AZALDI

Bu arada Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Şubat ayında ihracat birim değer endeksi yüzde 7,5, ithalat birim değer endeksi yüzde 13,2 azaldı.

İhracat birim değer endeksi bir önceki yılın aynı ayına oranla gıda, içecek ve tütünde yüzde 6,9 artarken, hammaddelerde (yakıt hariç) yüzde 4,7, yakıtlarda yüzde 42 ve imalat (gıda, içecek, tütün hariç) sanayinde yüzde 8,2 azaldı.

İthalat birim değer endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre, gıda, içecek ve tütünde yüzde 7,1, hammaddelerde (yakıt hariç) yüzde 16, yakıtlarda yüzde 30,9 ve imalat (gıda, içecek, tütün hariç) sanayinde yüzde 6,6 azalış gösterdi.

İHRACAT VE İTHALAT MİKTAR ENDEKSLERİ ARTTI

İhracat miktar endeksi Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1,5 arttı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre, gıda, içecek ve tütünde yüzde 13,4, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 8,1 ve imalat (gıda, içecek, tütün hariç) sanayinde yüzde 5,9 azalırken, yakıtlarda yüzde 4,8 arttı.

İthalat miktar endeksi Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 6,9 artış kaydetti. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre, gıda, içecek ve tütünde yüzde 26,9, hammaddelerde (yakıt hariç) yüzde 16,5, yakıtlarda yüzde 11,6 ve imalat (gıda, içecek, tütün hariç) sanayinde yüzde 4,2 artış elde etti. ■ Taraf, (10.4.2015)

 

11.4.2015

AB: GÜMRÜK BİRLİĞİ'Nİ ASKIYA ALABİLİRİZ

Zeybekci, "ABD-AB serbest ticaret anlaşmasında dışarıda kalırsak Gümrük Birliği askıya alınır" dedi.

EKONOMİ Bakanı Nihat Zeybekci BloombergHT yayınına konuk oldu ve önemli açıklamalarda bulundu. Serbest ticarette birçok ülkeyle önemli işbirliklerine imza attıklarının altını çizen Zeybekci, "ABD-AB serbest ticaret anlaşmasında Türkiye dışarıda kalırsa Gümrük Birliği askıya alınır. ABD-AB serbest ticaret anlaşmasına Türkiye otomatik girmeliydi” şeklinde konuştu.

Merkez Bankası'nın piyasası arkadan takip ettiğini belirten Zeybekci, kurdaki yükselişle ilgili de "Kurdaki yükselişi tehlike veya tehdit olarak görmüyorum. Kurda yaşanan artış enflasyona tek seferlik yansıma yaratır. Ekonomik kriz çıkaramaya çalışanlar yanlış yapar" ifadelerini kullandı. ■ Akşam, (11.4.2015)

 

YABANCIYA TOPRAK: YABANCILAR GAYRİMENKULDE ÇOK İŞTAHLI

Yapı-Endüstri Merkezi’nin Türk Yapı Sektörü Raporu 2014’e göre yabancılara satılan gayrimenkul 2014’te yüzde 41.6 gibi yüksek bir oranda artarak 4 milyar 320 milyon dolara ulaştı 

 Yapı-Endüstri Merkezi’nin Türk Yapı Sektörü Raporu 2014’e göre 2013’te Türkiye’de 3 milyar 49 milyon dolarlık gayrimenkul alan yabancılar, 2014 yılında bu rakamı yüzde 41.6 oranında artırarak 4 milyar 320 milyon dolara yükseltti. Yabancılar geçen yıl Türkiye’de 18 bin 959 adet daire satın aldı. 

Rapora göre geçen yıl Türkiye’de inşaat harcamaları 162.3 milyar TL’ye ulaşırken, sektördeki istihdam edilen çalışan sayısı 1 milyon 829 bin olarak gerçekleşti. 

Kamunun inşaat harcamaları azaldı

Raporda Türkiye ekonomisinin 2014 yılında yüzde 2.9 büyüme oranının, Orta Vadeli Program’da yüzde 4.0 olan ve yüzde 3.3 ile revize edilen büyüme hedefinin altında kalındığı belirtildi. İnşaat sektörünün 2014 yılında yüzde 2.2 büyüdüğü genel ekonomik büyümenin altında kaldığı belirtilen raporda, sektörün son çeyrekte ise yüzde 2.0 küçülmesine rağmen yabancıların Türkiye’deki gayrimenkul sektörüne duydukları ilginin giderek arttığı vurgulandı. Kamu inşaat harcamalarının 2014 yılında yüzde 10.8 küçüldüğü, 2013 yılında yüzde 30.2 gibi çok yüksek bir büyümenin ardından kamu harcamalarının 2014 yılında sınırlı kaldığı belirtilen raporda yer alan diğer veriler ve değerlendirmeler şöyle: “Özel kesim inşaat harcamaları 2014 yılında yüzde 9.4 büyüdü. 2012 yılında yüzde 0.1, 2013 yılında ise yüzde 0.7 küçülen özel inşaat harcamaları 2014 yılında önemli bir büyüme gösterdi. Kamu inşaat harcamaları yüzde 1.0 oranında azalarak 61.8 milyar TL’den 61.2 milyar TL’ye geriledi.” 2014 yılında inşaat malzemeleri sanayinde ihracat yüzde 0.2 gibi küçük bir oranda gerileyerek 21.2 milyar dolara düştü. 

Yurtdışı müteahhitlik gelirleri düştü 

Yurt dışı müteahhitlik hizmetleri kapsamında yurt dışında üstlenilen projelerin tutarı ise 2014 yılında yüzde 28.1 azalarak 31.3 milyar dolardan 22.5 milyar dolara indi. Gerilemede Irak, Libya’daki çatışmaların yanı sıra petrol fiyatlarının düşmesi nedeniyle Körfez ülkelerinde alınan iş sayısında azalma etkili oldu. ■RECEP BAHAR, Yeni Mesaj, (11.4.2015)

BANKALAR: TÜRK BANKALARI KIRILGAN

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings; Türk bankalarının yatırımcı duyarlılığındakideğişimlere karşı kırılganlığını koruduğunu belirtti.

Fitch Ratings’in açıklamasında, “Türkiye’nin kayda değer büyüklükteki cari işlemler açığının temel finansman kaynağı olan borçlarıyla, ülkenin en büyük dış borçlanıcıları olarak bankalarının oynadığı rol, bu bankaları yatırımcı güvenindeki keskin değişikliklere karşı kırılgan hale getiriyor” denildi. Açıklamada, Türkiye’de kredi büyümesinin gevşemesinin yanı sıra, petrol ithalatından kaynaklanan tasarruflardan dolayı Türkiye’nin cari açığının daraldığı aktarıldı. ■Yeniçağ, (11.4.2015)

KRİPTOLAR: ADAYLAR ARASINDA KAÇI GİZLİ ERMENİ?

… Kendini açıkça ifade eden insanlar Türkiye için bir sorun teşkil etmez. Asıl sorun, Hrant Dink'in incelediği, "Gizli Ermeniler meselesi"dir. 
Habertürk gazetesinde yayınlanan bir habere göre Tuncelili 4 muhtar, Ermenistan Diaspora Bakanlığı'nın oluruyla Erivan'a gidip "soykırım" anıtına karanfil bıraktı. Haberde anıtın önünde diz çökmüş muhtarların fotoğrafı da kullanılmış. 
3 günlük ziyaretin ardından yurda dönenlerden Karaca Köyü Muhtarı Erol Saltık, amaçlarının Alevi ve Ermeni dostluğunu pekiştirmek olduğunu söyledi! 
Ermeni haber siteleri ise ziyaretçi muhtar sayısını 9 olarak verdi ve "Çoğu Alevi olan Dersim nüfusunun bir kısmı Ermeni kökenlidir. 20. yüzyılın başında Dersim'in nüfusunun çoğu Ermeni'ydi, yer isimleri de Ermeniceydi. Dersim'deki bütün Ermeni kiliseleri yıkıldı, yok edildi. Soykırım yıllarında Dersimliler yaklaşık 40 bin Ermeniyi barındırdı. Onlardan çoğu Alevi oldu. Geçtiğimiz iki yılda Dersimlilerin Ermeni köklerine dönüşü başladı" diye de yorum yaptı! 
Doğrusu, kimsenin kimliğini gizlemesine gerek yoktur. Kimliğini gizleyen insanın ruh hâli sağlıklı değildir. Çevresine zarar verir! Hrant Dink, araştırmaları ile bu durumu değiştirmeye çalışıyordu ama yanlış anlamaya müsait ifadeler kullandığı için tepki çekmişti.
Aslında Dink'i hedef alanların, devlet içinde önemli makamlarda bulunan ama kimliğinin ortaya çıkmasını istemeyenler olduğuna dair iddialar da var! 

…Herkesin gerçek kimliğinin bilinmesinde fayda var! Meselâ, adaylar arasında gizli Ermenilerin oranı ne kadardır, bunun da bilinmesi gerekmez mi? ■ Arslan Bulut; Yeniçağ, (11.4.2015)

 

12.4.2015

BORÇLANMA, HALK: TÜKETİCİLER İHTİYAÇ KREDİSİNE YÖNELDİ

BDDK'nın kredi kartına taksit sınırlaması getirmesi, tüketicileri ihtiyaç kredisine yönlendirdi. İhtiyaç kredisi 1 yılda yüzde 74 arttı.

Bankalar tarafından kullandırılan ihtiyaç kredisi miktarı Ocak 2014 sonu itibariyle 86,7 milyar lira olurken, bu rakam 1 yılda yaklaşık yüzde 74'lük büyük bir artışla 151,3 milyar liraya yükseldi.

BDDK verilerinden derlenen bilgilere göre, bankalar tarafından kullandırılan ihtiyaç kredisi miktarı 2013 ocak sonu itibariyle 68 milyar 840,87 milyon lira olarak gerçekleşti. 

Bu rakam bir sonraki yıl yaklaşık 17,9 milyar lira artarak ocak 2014'te 86 milyar 734,49 milyon liraya tırmandı. Ancak bazı ürünlerin kredi kartı ile alınmasına BDDK tarafından taksit sınırlaması getirilmesi ihtiyaç kredilerine olan ilgiyi artırdı. Taksit sınırlamasının uygulamaya konulduğu 1 Şubat 2014'ten, 1 Şubat 2015'e kadar geçen 1 yıllık süre zarfında kullanılan ihtiyaç kredisi miktarı yüzde 74,4'lük artış gösterdi. Böylece ocak 2015 sonu itibariyle kullanılan ihtiyaç kredisi miktarı 151 milyar 303,81 milyon liraya çıktı.

İstanbul Üniversitesi Bankacılık Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Kadir Tuna, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, tüketicilerin bazı sektörlerdeki kredi kartı harcamaları azalırken, ihtiyaç kredisindeki artış hızının da dikkati çektiğini söyledi.

İhtiyaç kredisi kullanım miktarının 2014 ocak ile 2015 ocak sonu arasında yüzde 74,4 arttığını belirten Tuna, tüketicinin ihtiyaç kredisi talebindeki artışta taksitlendirmeye getirilen sınırın önemli bir rol oynadığını kaydetti.

Buna bağlı olarak aynı dönemde takipteki kredi oranındaki artışın ise yüzde 155,5 olduğunu aktaran Doç. Dr. Tuna, "Takipteki kredi oranındaki artışta hem kredi kartlarında taksitlendirmeye gelen sınırlandırmanın, hem de ihtiyaç kredilerinde vadenin 36 ay ile sınırlandırılmasının rolü buluyor. Vadelerin kısalması aylık taksit tutarlarının yükselmesine ve ödeme güçlüğüne neden oluyor" şeklinde konuştu.

 BDDK'nın kredi kartı taksitlendirmesine sınır getirmesindeki temel amacın, tüketicinin temel bireysel harcamalardaki iştahını azaltmak olduğuna işaret eden Doç. Dr. Tuna, sözlerine şöyle devam etti:

"Dünyadaki uygulamalara baktığımız zaman kredi kartının bir finansman aracı olarak kullanılmasında birtakım sınırlandırmaların olduğunu görüyoruz. Kredi kartı aslında acil ihtiyaçların dışında bir finansman aracı değildir. Kredi kartının ana fonksiyonu, tüketiciyi yüksek nakit taşıma riskinden kurtarmaktır. Fakat Türkiye'de kredi kartının son yıllarda bir finansman aracı gibi kullanılmaya başlanması, tüketicilerin harcama davranışlarını da buna göre şekillendirmesine neden oldu. Örneğin gıda, yemek ve akaryakıt gibi günlük ihtiyaçların taksitlendirilmesi, tüketiciler için ilk başta avantaj gibi görünse de uzun vadede risk oluşturuyordu."

Doç. Dr. Kadir Tuna, cep telefonu ve kuyumda taksitlendirme yapılmasında genel olarak bir problem bulunmadığını, ancak cep telefonunda 12 ay yapılan taksitlendirmelerin cep telefonuna talebi artırarak bu ürünün ithalatında inanılmaz boyutta artışa yol açtığını anlattı. 

Doç. Dr. Tuna, "Kuyum sektöründe taksitlendirmeye sınır getirilmesine neden olan faktör ise maalesef sektörde sayısı çok fazla bazı kuyumcuların bazı müşterileri ile anlaşarak taksitle sattıkları altınları belirli bir komisyon karı ile tekrar alarak müşteriye bir nevi banka gibi kredi sağlamaları oldu. Bir nevi bankaların işini yapmaya soyunan bazı kuyumcular oldu" diye konuştu. ■ Dünya, (12.4.2015)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura