Diğerleri > Sis Çanı
01-04-2014
NELER OLDU 7-12 MART 2014 (Altın, petrol, işsizlik, tarım, Dolar, Kaynak kullanımı, gelir dağılımı, sanayi, yabancı sermaye, RTE, tasarruflar, bölücülük)

Cihan Dura

1.4.2014


 7.3.2013 

ŞUBAT'TA EN ÇOK KÜLÇE ALTIN KAZANDIRDI

Hem Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) hem Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde geçen ay, en fazla reel getiriyi külçe altın sağladı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), finansal yatırım araçlarının şubat ayına ilişkin reel getiri oranlarını açıkladı. Buna göre, aylık bazda en yüksek reel getiri, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde yüzde 2,36, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise yüzde 3,33 oranıyla külçe altında gerçekleşti.

Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından Borsa İstanbul (BIST) 100 Endeksi yüzde 5, dolar yüzde 1,95, avro yüzde 1,68, Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) yüzde 1,06 ve mevduat faizi yüzde 0,95 oranında yatırımcısına kaybettirdi. TÜFE ile indirgendiğinde ise BIST 100 Endeksi yüzde 4,10, dolar yüzde 1,03, avro yüzde 0,75, DİBS yüzde 0,12 ve mevduat faizi yüzde 0,01 oranında yatırımcısına kaybettirdi.

3 aylık en yüksek reel getiri külçe altında

Külçe altın 3 aylık değerlendirmede; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 4,68, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 7,76 oranlarıyla yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı olurken, BIST 100 Endeksi Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 19,90, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 17,55 oranında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

6 aylık en yüksek reel getiri avroda

Avro, 6 aylık değerlendirmeye göre; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 6,77, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 9,49 oranında yatırımcısına en yüksek kazancı sağladı. Aynı dönemde BIST 100 Endeksi, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 18,05, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 15,96 oranında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu. ■ Cumhuriyet, (7.3.2014)

 

PETROL FİYATLARI YATAY SEYREDİYOR

Petrol fiyatlarında, dün Kırım'ın Rusya'ya bağlanma kararı alması ve bu kararla ilgili referanduma gidileceğini bildirmesinin ardından yükselişler yaşansa da bugün ABD tarım dışı istihdam verileri öncesinde yatay bir seyir izleniyor.

Brent petrolün varil fiyatı dün 107,4 dolar destek seviyesine kadar gerilemesine karşın, Ukrayna'ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyeti'nin parlamentosunda, bölgenin Rusya'ya bağlanması ve 16 Mart'ta referandum düzenlenmesi kararı alınmasının ardından, bu seviyeden gelen alımların etkisiyle günü 108,37 dolardan tamamladı. Bugün ise ABD'de açıklanacak istihdam verileri öncesinde 108-108,5 dolar dar bandında hareket eden Brent petrolün varil fiyatı, şu dakikalarda 108,10 dolar seviyelerinden alıcı buluyor.

Analistler, bölgede yükselen jeopolitik gerilimin petrol fiyatları üzerinde yarattığı yukarı yönlü baskının sınırlı kaldığını belirterek, dün doların değer kaybetmesinin de petrol fiyatlarının yönü üzerinde etkili olduğunu kaydediyor. Brent petrolün varili için 200 günlük hareketli ortalamasının da geçtiği 108,6 dolar ile 109,2 dolar seviyelerinin direnç olarak takip edileceğini ifade eden analistler, satış baskılarının artması durumunda ise 107,5 dolar seviyesinin destek olarak izleneceğini dile getiriyor.

Batı Teksas türü ham petrolün varil fiyatı ise dün 200 günlük hareketli ortalamasının da geçtiği 100,1 dolar seviyelerine kadar gerilemesine karşın, bu seviyelerden gelen tepki alımlarının etkisiyle yükselişe geçerek günü 101,94 dolardan tamamladı. Bugün ise sınırlı hareketlerin gözlendiği Batı Teksas türü ham petrolün varil fiyatı, şu dakikalarda 101,79 dolar seviyelerinden işlem görüyor.

Analistler, ham petrolün varil fiyatının gün içinde dar banddaki hareketinin devam edebileceğini belirterek, ABD'de açıklanacak tarım dışı istihdam verilerinin ise yön üzerinde belirleyici olacağını kaydediyor. Verilerin iyi gelmesi durumunda, ham petrolün varil fiyatının 103 dolar seviyelerini test edebileceğine dikkati çeken analistler, olası düşüşlerde ise 100,1 dolar seviyesinin destek olarak takip edileceğini ifade ediyor. ■ Cumhuriyet, (7.3.2014)

 

İŞSİZLİK: 557 BİN ÜNİVERSİTE MEZUNU İŞSİZ KALDI

TÜİK verilerine göre, Türkiye'de 557 bin üniversite mezunu işsizlik sorunu yaşıyor. Bilgisayar, gazetecilik ve enformasyon, mimarlık ve inşaat mezunlarının işsizlik oranı üniversite mezunlarının genel işsizlik oranının üzerinde bulunuyor

Dün açıklanan işsizlik rakamlarına göre, Türkiye'de 2013 yılında işsizlerin arasına 229 bin kişi daha katıldı. İşsiz sayısı 2.75 milyona işsizlik oranı ise yüzde 9.7'ye çıktı. Üniversitelerden mezun olup iş bulamayanların oranı ise her geçen yıl artış gösterdi. Yüksekokul veya fakülte mezunları arasında 2012'de yüzde 10,1 olan işsiz sayısı 10,3'e çıktı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye'de 557 bin üniversite mezunu işsizlik sorunu yaşıyor. Üniversitelerin, sosyal ve kişisel hizmetler, bilgisayar, gazetecilik ve enformasyon, mimarlık ve inşaat mezunları ise işsizlikle en çok karşı karşıya kalan bölümler arasında yer alıyor.

Buna göre, imalat ve işletme mezunlarının yüzde 16,8'i, sanat mezunlarının yüzde 15,9'u, yaşam bilimleri mezunlarının yüzde 14,5'i işsizlik sorunu yaşıyor. Sosyal ve kişisel hizmetler, bilgisayar, gazetecilik ve enformasyon, mimarlık ve inşaat mezunlarının işsizlik oranı, üniversite mezunlarının genel işsizlik oranının üzerinde seyrediyor.

TÜİK verilerine göre, en son mezun olunan okul ve mezun olunan alan itibariyle Türkiye'de 28 milyon 271 bin kişilik iş gücünün 5 milyon 388 milyonluk kısmını yüksekokul veya fakülte mezunları oluşturuyor. İş gücündeki üniversite mezunlarının sayısı 2013 yılında önceki yıla göre yüzde 8 arttı. Geçen yıl iş gücüne katılan üniversite mezunlarına 392 bin kişi eklendi. Üniversite mezunu işsizlerin sayısı geçen yıl 54 bin artarak 557 bine, istihdam edilenlerin sayısında 338 bin artarak 4 milyon 831 bine çıktı. Bu gelişmeler doğrultusunda yüksekokul veya fakülte mezunları arasında 2012'de yüzde 10,1 olan işsiz sayısı 10,3'e çıktı.

İmalat ve işletme mezunları işsizlik oranının en fazla olduğu bölümler

Üniversite mezunları arasında işsizlik oranının en yüksek olduğu alan imalat ve işletme oldu. Bu alanlardan mezun olanların yüzde 16,8'i işsiz durumda bulunuyor. İşsizlik oranında imalat ve işletmeyi, sanatla ilgili alanlar izliyor. Sanat bölümlerinden mezunların yüzde 15,9'u işsizlik sorunu yaşıyor. Eğitimli iş gücünde işsizlik oranının yüksek olduğu bir diğer alan ise yaşam bilimleri. Bu alandan mezun olanların yüzde 14,5'i iş arıyor.

İşsizlik gazetecilik ve bilgisayar mezunlarının da sorunu

Sosyal ve kişisel hizmetler, bilgisayar, ulaştırma hizmetleri ve çevre koruma, iş ve yönetim, gazetecilik ve enformasyon, tarım, ormancılık ve balıkçılık, fizik bilimleri ile mimarlık ve inşaat mezunlarının işsizlik oranı üniversite mezunlarının genel işsizlik oranının üzerinde bulunuyor.

Sosyal ve kişisel hizmetler mezunlarının yüzde 14,3'ü, bilgisayar mezunlarının yüzde 14,2'ü, ulaştırma hizmetleri ve çevre koruma mezunlarının yüzde 14,1'i, iş ve yönetim mezunlarının yüzde 13,5'i, gazetecilik ve enformasyon mezunlarının yüzde 13,2'si, tarım, ormancılık ve balıkçılık mezunlarının yüzde 12,2'si, fizik bilimleri mezunlarının yüzde 11,9'u, mimarlık ve inşaat mezunlarının yüzde 11,2'si iş sahibi değil.

Üniversiteli işsizlerin 203 binini iş ve yönetim mezunları, 59 binini öğretmen eğitimi ve eğitim bilimleri, 46 binlik kısmını mühendislik işleri mezunları oluşturuyor.

İşsizliğin düşük olduğu alanlar

Buna karşın bazı alanlarda işsizlik oranı oldukça düşük seviyelerde bulunuyor. Yüksekokul veya fakülte mezunları arasında işsizliğin en az olduğu alan güvenlik hizmetleri olarak dikkati çekiyor. Bu alanlardan mezun olanların işsizlik oranı yüzde 2,1'le sınırlı kalıyor.

İşsizliğin düşük olduğu bir diğer alan ise sağlık. Sağlıkla ilgili alanlardan mezun olanlar arasındaki işsizlik oranı ise yüzde 2,4 düzeyinde bulunuyor. Veterinerler de büyük ölçüde işsizlik sorunu yaşamıyor. Veterinerler arasındaki işsiz oranı yüzde 4,7'de kalıyor.

Hukuk yüzde 6'lık, öğretmen eğitimi ve eğitim bilimleri yüzde 7,4, mühendislik işleri yüzde 8,4, matematik ve istatistik yüzde 9,3, beşeri bilimler yüzde 9,8, sosyal bilimler ve davranış bilimleri yüzde 10'luk işsizlik oranıyla, üniversite mezunlarının genel işsizlik oranının gerisindeki alanları oluşturuyor. ■ Dünya, (7.3.2014)

 

8.3.2013 

TARIM: 'EKONOMİYİ BEKLEYEN SİNSİ TEHDİT KURAKLIK'

Finans Yatırım tarafından yapılan bir araştırma, kuraklığın 2014 enflasyonunu 1.1 puan artırabileceği sonucuna ulaşıyor

Türkiye'nin gündemi siyaset arenadaki çalkantının etkisinden kurtulamıyor. Gelişmeler ekonomide ve finansal piyasalarda derinden hissediliyor. Ancak ekonomiyi siyasetteki tatsız hava kadar olumsuz etkileyebilecek başka bir gelişme daha var: Kuraklık.

Ekonomistler kuraklığın tarımsal üretimi azaltabileceğini, bu nedenle enflasyonun artmasına ve büyümenin yavaşlamasına neden olabileceğini belirtiyor. Wall Street Journal Türkiye'den Emre Karakaya'nın haberine göre, Finans Yatırım tarafından yapılan bir araştırma, kuraklığın 2014 enflasyonunu 1.1 puan artırabileceği sonucuna ulaşıyor.

Yağış ortalamaları mevsimsel ortalamaların altında, sıcaklık ise mevsimsel ortalamaların üzerinde seyrederken çalışma, 2008 benzeri bir kuraklığın yaşanması varsayımı altında en çok işlenmiş gıda üretiminin olumsuz etkileneceğini kaydediyor. Bu durumda işlenmiş gıda enflasyonun yüzde 14'e kadar çıkabileceği tahmin edilirken, işlenmemiş gıda fiyatlarının da eklenerek hesaplandığı toplam gıda enflasyonun yüzde 12,2 olmasının beklendiği belirtildi.

Finans Yatırım Ekonomisti Burak Kanlı, yine de panik yapmak için erken olduğunu söylüyor ve ekliyor: Önemli bir kuraklık alarmı çalıyor. Ancak henüz bir şey kaybetmedik. Çünkü şu anda tohumlar atıldı. Mart-Mayıs ayları arasında tohumların hacim kazanma zamanıdır. Dolayısıyla önümüzdeki aylarda önemli bir yağış gelirse kuraklığın yaratacağı tehdit atlatılır.

Yağışlara karşı en duyarlı ürünler bulgur, beyaz un, kuru fasulye, ayçiçek yağı, pirinç, mısır yağı, mercimek ve zeytinyağı olarak sıralanıyor. Sebze ve meyvelerin ise kuraklıktan etkilenmesi beklenmiyor.

Finans Yatırım tarafından yayınlanan rapor, kuraklığın büyüme üzerinde tarım ürünlerindeki düşüşün ve artan fiyatların olumsuz etkisi olacağını ancak bunun net etkisinin belirsiz olduğunu kaydetti.

Merkez Bankası, 2014 sonunda yüzde 5 enflasyon hedefliyor. TÜFE Şubat'ta aylık yüzde 0,43 artarken, yıllık enflasyon yüzde 7,89 oldu. Gıda enflasyonu yüzde 10'unun üzerine çıktı. Deniz Yatırım Başekonomisti Özlem Derici, gıda fiyatlarında önümüzdeki aylarda bir miktar gevşeme olsa da yıllık yüzde 10 seviyesinin altına inmesini beklemediğini belirterek, "Geçmiş 5 yılın ortalamasında hareket etse bile gıda enflasyonu yüksek seyredecek. Bir de kuraklık eklenirse gıda fiyatlarındaki artış daha hızlı olacak. Yılsonu enflasyon hedefim yüzde 7,5. Ancak bu nedenlerle riskler yukarı yönlü" diye konuştu. ■ T24, (8.3.2014)

 

AMERİKA VE DOLAR’I

Saddam Hüseyin, Kasım 2000’de bir karar aldı ve petrol ihracını bütün dünyanın referans para birimi olarak kabul ettiği dolardan vazgeçerek euro ile yapacağını belirtti.
Aradan çok değil sadece 3 yıl geçti, Saddam Hüseyin ve rejimi Amerikan-İngiliz işgali ile yok oldu gitti. Saddam Hüseyin ürettiği petrolü Amerikan doları ile değil de euro ile satsaydı ne olurdu?
Bu sorunun yanıtı çok açık ve net: Amerika bugünkü süper güç olamazdı. Çünkü Amerika’yı güçlü kılan parasıdır. Amerika, dünyanın jandarmalığını yapıyorsa kendi parasını korumak için yapıyordur. Saddam Hüseyin gibi bir Orta Doğu diktatörünün dolardan vazgeçmesi Amerika gibi bir süper gücü nasıl olumsuz etkilerdi ki?
Irak; mevcut verilere göre, 115 milyar varillik kanıtlanmış petrol rezervi ile dünyanın en zengin petrol yataklarına sahip üçüncü ülke. Irak’ın başlattığı böyle bir ticaret kısa sürede Amerikan ekonomisini vurabilirdi. Nitekim kimyasal silah iddiası ile Irak işgal edildi ve Saddam idam sehpasına gönderildi.
O gün bugündür kimse referans para konusunu açmıyor. Ta ki Ukrayna’da olayların başlamasından sonra Rusya’nın Kırım’ı işgal etme planlarının ortaya çıkmasına kadar. Amerikan Başkanı Rusya’yı oturduğu yerden vurdu. Öyle Rusya’ya milyonlarca dolar değerinde bomba atmasına gerek kalmadan... Rusya lideri Putin bölgedeki tatbikatı iptal edip askerlerini geri çekti. Obama, belki de nükleer silahtan bile etkili bir savaş aracını kullanmıştı. O da ekonomi.
Obama, Rusya’yı izole etmekle tehdit etti. Rusya borsası aynı anda yüzde 10 değer kaybetti. Rusya para birimi ruble, dolar karşısında hızla değer yitirerek 1 dolar 30 rubleden 37’ye yükseldi. Rusya Merkez Bankası doları frenlemek için faizleri 5.5’ten 7’ye çekmek zorunda kaldı. Rusya ekonomisi, Obama’nın açıklamasından sonra saatler içerisinde darmadağın oldu.
İşte günümüzün savaşı ve yarattığı enkaz, ekonomidir.
ABD Başkanı Obama’nın Ukrayna’daki gelişmeler karşısında Rusya’ya yönelik sert ekonomik yaptırımlarla izolasyon süreci başlatılacağı açıklamasına Rusya’dan karşı açıklama geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ekonomi konular danışmanı Sergey Glaziyev, “ABD, ilan ettiğini pratikte hayata geçirmeye kalkışırsa Rusya dolardan vazgeçerek başka döviz türlerine yönelecektir. Kendi ulusal hesap sistemimizi kurarız” dedi.
Saddam Hüseyin’in referans para çıkışından tam 14 yıl sonra bir ülke daha doları tehdit etmişti. Gazeteler bu haberi fazla dikkate almadı ama bu çıkış, Amerika için Ukrayna ve Kırım’dan çok daha önemli.

Niçin önemli?..

Amerika öyle bir sistem kurmuş ki neredeyse bütün dünya sadece bu ülke için çalışıyor.
Amerika’nın para birimi dolar, bütün dünyada kabul gören tek para birimidir. Her ticaret bu para birimi üzerinden yapılır. Petrol gibi birçok uluslararası ticaretin ödemeleri de hep dolar üzerinden yapılır. Ancak kimse sormaz bu kadar dolar nereden geliyor diye. İddialara göre, Amerika dünya için karşılıksız para basıyor. Bu iddia eğer doğruysa 100 doların Amerikan Merkez Bankası FED’e maliyeti sadece 13 sent. Türkiye dahil bütün ülkeler aylarca hatta yıllarca çalışıp Amerika’nın sadece 13 sente mal ettiği doları kazanabiliyoruz.
Referans para biriminin dolar olması, Amerika’nın dünyayı sömürme sistemidir.
Ancak unutmamak gerekir ki, Amerika bu gücü oturduğu yerden elinde tutmuyor.
İşte size dünya ülkelerinin askeri harcamaları:
ABD 607 milyar dolar, Çin 84,9 milyar dolar, Fransa 65,74 milyar dolar, İngiltere 65,35 milyar dolar, Rusya 58,6 milyar dolar, Almanya 46,87 milyar dolar, Japonya 46,38 milyar dolar, İtalya 40,69 milyar dolar, Suudi Arabistan 38,2 milyar dolar ve Hindistan 30 milyar dolar.
Şimdi soruyorum:
Sizce referans para birimi nedir? ■ Remzi Özdemir, Yeniçağ, (8.3.2014)

 

9.3.2013

İŞSİZLİK: YARIM MİLYON EV KADINI İŞ ARAMAYA BAŞLADI

TİSK’in işsizlik konusunda Orta Vadeli Plan’dan sapıldığına dikkat çektiği bülteninde, işsizliğin arttığına, en geniş işsizlik tanımına göre işsizlik oranının yüzde 17.9 olduğu, işsiz sayısının da 5.5 milyona ulaştığı belirtildi.

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), 2013’te istihdam artışının yavaşladığını, işsizliğin arttığını ve Orta Vadeli Program (OVP) hedeflerinden sapıldığını açıkladı.

TÜİK’in nüfus verileri istikrarsızlığının, istihdam ve işsizlik verilerini de etkiliyor olabileceğinin belirtildiği TİSK İşgücü Piyasası 2013 Yıllık Bülteni’nde, şu noktalara dikkat çekildi:

* İşgücüne katılma oranı 0.8 puan arttı. Artışta kadınlar ve gençler ağırlık taşıdı.

* 1 milyon kadın iş bulursa çalışacak.

* Yarım milyon ev kadını 2013’te iş aramaya başladı.

* Kentlerde çalışma talebi yükselirken kırsal yerlerde düştü. 2013’te istihdam artışı yavaşladı, OVP hedeflerinden sapıldı. Hizmetler sektörünün istihdam yaratma imkânları azalırken sanayi sektörü ön plana çıktı.

* Ücretli sayısındaki artış da olumlu. Kayıt dışı istihdam oranı hızlı düştü.

* İşgücü talebi yükseköğretim mezunlarına yöneldi ancak hâlâ istihdamın yüzde 61’i lise altı eğitimlilerden oluşuyor.

* 2013’te iş arayan her dört kişiden biri işsiz kaldı.

İşsizlik oranı yüzde 9.7’ye yükselirken erkeklere kıyasla kadınları daha çok etkiledi, özellikle kentli genç kadınları vurdu.

Dört işsizden biri kronik

İşsizlik artışının sert etkilediği diğer bir kesimin ise lise altı eğitimliler olduğu aktarılan bültende, her dört işsizden birinin kronik işsiz olduğu ifade edildi.

En geniş işsizlik tanımına göre işsizlik oranının yüzde 17.9 olduğu ve sayısı geçen yıla göre 374 bin artışla 5 milyon 443 bin kişiye ulaştığı belirtilen bültende, “İşsizlik ödeneğine başvuru sayısı artıyor. 2013 yılı genelinde başvuru sayısı 763 bine yükselerek kriz yılı olan 2009 seviyesini dörtte bir oranda aştı. Aylık bazda da başvuru sayısında artış var. Sanayinin ağırlıklı olduğu bölgelerde işsizlik artışı nispeten düşük kaldı. İstihdamda meslek lisesi ve yükseköğretim mezunlarının toplam payının sadece yüzde 29 oluşu Türkiye’nin kalkınması açısından önemli bir handikap” ifadeleri yer aldı. ■ Cumhuriyet, (9.3.2014)

 

KAYNAK KULLANIMI, ÇEVRE: TİYATROCULAR, AĞAÇ KATLİAMINA TEPKİ GÖSTERDİ

Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’nün Ankara Macun Mahallesi’nde bulunan tesislerindeki yaklaşık 100 ağaç kesildi, kameriyeler yıkıldı. Basın açıklaması yapan tiyatro sanatçıları, 20-30 yıllık ağaçların tahrip edilmesine tepki gösterdi.

DT İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi'nin de bulunduğu tesisler, 60 yıl önce yapılmış. Macunköy tesislerinde dekor ve kostüm tasarımlarının yapıldığı 2 adet sahne ve 2 adet prova salonu, misafirhane ve dinlenme alanı bulunuyor. Yan taraftaki arsa ise 2005 yılında S.S. İvme Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi tarafından satın alınmış. DT ile kooperatif arasında oluşan sınır anlaşmazlığı yargıya taşınmış. İddiaya göre, S.S. İvme Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi ortakları, dün saat 22.00 sıralarında DT ile aralarında anlaşmazlık bulunan arsada yaklaşık 100 ağacı iş makineleri ile kırdı. Tiyatro sanatçıları ağaç kıyıma tepki göstermek için bugün katledilen ağaçların başında toplandı.

Sanatçılar adına açıklama yapan Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası Ankara Bölge Şubesi basın yayın sorumlusu Murat Çidamlı, S.S. İvme Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi’ne ait dozerlerin dün saat 22.00 dolaylarında güvenlik görevlilerinin engelleme girişimlerine rağmen ağaçları tahrip ettiğini söyledi. Çidamlı, "Ağaçların katledilmesini engellemeyen polisler hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Kültür Sanat Genel Başkanı Yavuz Demirkaya’nın girişimiyle yıkım geçici olarak durdurulmuştur. Arazi şuanda Büyükşehir Belediyesi’ne açılan yürütmeyi durdurma davası kapsamında korunmaktadır. Mahkeme sonuçlanana dek yapılacak her işlem yasadışıdır." dedi.

Yıkıma karşı çıkmak için çadır kurduklarını ve nöbet bekleyeceklerini dile getiren Çidamlı, "AVM’lerin, sanayi sitelerinin ve TOKİ’lerin arasına sıkışan bu kültürel adacığa yönelen saldırıyı şiddetle kınıyoruz." ifadesini kullandı.

Ağaçların kırıldığı arazinin kendilerine ait olduğunu savunan kooperatifin ortaklarından Ethem Baytemur, "Biz bu arsayı aldıktan sonra çit çekmişler. Burada 30 yıllık ağaç yok. 4 bin 100 metrekarelik arazimizi işgal etmişlerdir. Yargıtay’a gidildi, Yargıtay, Devlet Tiyatroları’nı talebini reddetdi. Bölge İdare Mahkemesi’nden istedikleri yürütmeyi durdurma talebi de reddedildi. Kaymakamlığa başvurarak bu arazinin kendilerine satılmasını istediler. Kaymakamlık da boşaltmalarını istedi." diye konuştu.

2013 yılında bu arasa için inşaat ruhsatı aldıklarını anlatan Baytemur, “Hem noter hem de mahkeme kanalıyla burayı boşaltmaları için ihtarda bulunduk. Tapulu arsamızı sahiplenmeye çalıştılar.” iddiasınında bulundu. ‘Yer gösterin ağaçları istediğiniz alana taşıyalım’ taleplerinin kabul edilmediğini söyleyen Baytemur, "Ağaçların bir kısmı kazı sırasındaki toprak kaymasında, bazıları ise çalışma sırasında zarar gördü. Zarar gören ağaçlar zaten bizim arazimizde" açıklamasını yaptı. ■ Evrensel, (9.3.2014)

 

GELİR DAĞILIMI: MİLYARDER ARTTI ESNAF BATTI!


Türkiye’de 2013 yılında dolar milyarderi sayısı 32’ye çıktı. En çok milyardere ev sahipliği yapan şehirler arasında İstanbul 8. sırada yer aldı. Tüm bunlar olurken, ticarette tekelleşme arttı ve 163 bin esnaf kepenk kapattı. Her yıl arttığı iddia edilen kayıtlı işçi sayısı ise 300 bin kişi azaldı.
Rakamlar Türkiye’deki gelir uçurumunu çıplak gözle ortaya koyuyor.
Türkiye’de dolar milyarderlerinin sayısı artıyor, milyon dolarlık rüşvetlerden bahsediliyor. Ancak emekçinin ekmeği her geçen gün küçülüyor. Esnaf kepenk kapatıyor, işçiler kayıt dışı çalışmaya zorlanıyor.
Hurun Report’un hazırladığı ‘Küresel Zenginler Listesi 2014’e göre dünya dolar milyarderleri 414 kişi artarak bin 867 kişiye çıktı. Listede Türkiye’den de 32 kişi yer aldı. Sermayedar Ferit Şahenk, 3.7 milyar dolarlık servetiyle listenin 451. sırasında, 3.4 milyar dolarıyla Murat Ülker 493’üncü ve 3.3 milyar dolalık servetiyle Hüsnü Özyeğin 510. sırasında. Geçen yıl ise listede Türkiye’de 31 sermayedar vardı.

EMEKÇİ KAYIT DIŞI

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre 2012’de 2 milyon 963 bin olan esnaf sayısı, 2013’te 2 milyon 800 bine geriledi. Yani 163 bin esnaf battı. 2011’den, 2012’ye 1 milyon 45 bin artan kayıtlı işçi sayısı, 2013 yılında 739 binlik artışla, 12 milyon 557 bin kişi oldu ve sigortalı işçi artışında 300 bin kişilik gerileme yaşandı. SGK ise kayıt dışı işçilik konusunda uyarıda bulundu.
Tek artış ise memur sayısında yaşandı. Verilere göre 2012 yılında 2 milyon 622 bin memur sayısı, 144 bin kişi arttı ve 2 milyon 766 bin oldu. ■ Tamer Arda ERŞİN, Evrensel, (9.3.2014)

 

10.3.2013 

ALTIN DEĞER KAYBETTİ

Uluslararası piyasalarda altının ons fiyatı, haftanın ilk işlem gününe Çin'de açıklanan ihracat verisinin beklentilerden kötü gelmesinin etkisiyle düşüşle başladı.

Altının ons fiyatı, geçen hafta Ukrayna gerginliği ile 1.354 - 1.325 dolar aralığında dalgalı bir seyir izledikten sonra cuma günü açıklanan ABD tarım dışı istihdam verisinin beklentilerden iyi gelmesinin ardından haftayı 1.331 dolar seviyesinden tamamlamıştı.

Bu haftanın ilk işlem gününe 1.340,26 dolar seviyesinden başlayan altının ons fiyatı, Çin'de açıklanan ihracat verisinin ekonomik büyümeye ilişkin tedirginlikleri artırması ile 1.327,80 dolara kadar geriledikten sonra şu dakikalarda 1.335 dolar seviyelerinde işlem görüyor.

Analistler, bu hafta ABD'de veri akışının zayıf olduğunu, altının yönü üzerinde Ukrayna kaynaklı gelişmelerin ve teknik seviyelerin takip edileceğini ifade ediyor.

Kısa vadede teknik olarak altının ons fiyatında 1.330-1.320 dolar aralığının önemli destek konumunda olduğunu belirten analistler, bu seviyenin kırılması durumunda 1.300 dolar seviyesinin gündeme gelebileceğini kaydediyor.

Analistler, altının ons fiyatında yükseliş trendinin tersine dönmesi için 1.300 dolar seviyesini aşağı yönlü kırması gerektiğini, bu seviye kırılmadığı sürece altında yükseliş isteğinin devam edebileceğini tahmin ediyor. ■ Sabah, (10.3.2014)

 

SANAYİ, DIŞA BAĞIMLILIK: SATILAN HER 100 OTODA YERLİNİN PAYI 33’TEN 25’E DÜŞTÜ...

 

2012 yılının ilk 2 ayında 68 bin binek otomobili satılmış. Toplam satış rakamı aynı dönem için 2013 yılında 50 bin, 2014 yılında 51 bin oldu.
2013 yılının ilk 2 ayında satılan 100 aracın 33’ü yabancı firmaların Türkiye’de ürettikleri (bunlara yerli diyoruz) binek otomobilleri idi. 2014 yılında halkımız ithal araçları tercih etti. Yerli üretim payı yüzde 24 oldu. Tespitler önemli:
(1) Döviz fiyatındaki artışa, tüketici kredilerindeki sınırlamaya, ekonomideki daralmaya rağmen, binek otomobili talebi devam ediyor.
(2) Halkımız döviz fiyatının ve vergi farkının yüküne rağmen, yerli üretim yerine yabancı ithal araçları daha fazla tercih eder oldu.

En ucuzu 33.900 TL
İnternette yayınlanan fiyat listelerinden, yılın ilk 2 ayında en fazla satılan bir yerli üretilen araç ile bir ithal yabancı aracın 2013 - 2014 şubat ayları fiyatını tespit ettim. Bir yılda aynı marka ve model yabancı otomobilde fiyat artışı yüzde 25, Türkiye’de üretilen araçta yüzde 16 olmuş.
Demek ki, döviz fiyatındaki ve vergideki artış ithal araçlara tam olarak yansıtılıyor. Yerli üretilenlerde henüz bu yükün tamamı fiyatlara yansımamış durumda.

Dolar da vergi de arttı
Türkiye’de üretim yapan uluslararası firmaların fabrikalarından çıkan ve de iç pazarda satılan
otomobil modellerinin ‘başlangıç fiyatları’nı internette yayınlanan listelerden belirlemeye çalıştım.
Tofaş - Fiat Linea 1.400 cc. modeli 39.660 TL, Toyota Corolla 1.330 cc. modeli 49.710 TL, Hyundai i-10 1.000 cc. modeli 33.900 TL, Honda Civic Sedan 1.598 cc. modeli ise 57.220 TL başlangıç fiyatı ile satılıyor.
* 2013 şubat ayında dolar 1.777 TL iken bir yıl sonra yüzde 25 arttı ve 2.222 TL oldu.
* 2013 yılının ilk 2 ayında bankaların araç kredileri bakiyesi 200 milyon lira gerilemişti. 2013 yılının şubat ayına ait bilgiler henüz yayınlanmadı ama ocak ayında toplamı 13 milyar TL olan taşıt kredileri bakiyesindeki artış sadece 30 milyon TL.
* Talebi frenleme arayışında taksitli satışlarda vade 4 yıl ile sınırlandırıldı. Fiyatı 50 bin TL’nin altındaki otomobillerin taksitli satışına yüzde 30 peşin ödeme şartı getirildi. 50 bin TL’den daha yüksek fiyatlı araçlarda peşin ödeme zorunluluğu artıyor.
*
Maliye Bakanlığı, otomobillerde alımda ödenen vergileri 2014 yılı başında artırdı. Motor hacmi 1600 cm3’ün altında olanlarda ÖTV + yüzde 18 KDV yükü yüzde 62’den yüzde 71.1’e, 2000 cm3’lerde yüzde 112.4’ten yüzde 124.2’ye, 2000 cm3’ten yükseklerde yüzde 71.4’den yüzde 89.1’e yükseltildi.
Açık anlatım ile 2014 şubat ayında binek otomobillerin maliyeti ve vergisi bir yıl öncenin çok üzerinde olduğu için fiyatlarında önemli artış oldu.
Sonuç: Fiyat artışından sonra, otomobilde toplam iç talep büyümese de bir yıl önceye göre gerilemedi. Ne var ki, halkımız yerli üretilenlerin yerine daha çok ithal araç almaya başladı. ■ Güngör Uras, Milliyet, (10.3.2014)

 

11.3.2013

UÖŞ: NETLOG LOJİSTİK'TEN İKİ DEV SATIN ALMA

Netlog Lojistik Grubu, TNT Express'in Avrupa'daki organizasyonu TNT Fashion Europe'u satın almak için anlaşma imzaladı. Netlog, Belçika'nın en büyük tekstil lojistik firması Belspeed'e de yüzde 50 ortak olacak

Son yıllarda lojistik sektöründe yaptığı yatırım ve atılımlarla dikkat çeken Netlog Lojistik Grubu, bu kez global arenada hizmet sağlayan TNT Express'in sahibi olduğu Avrupa'nın en büyük tekstil ve moda lojistik firması TNT Fashion Group operasyonunu Belçikalı ortağı Belspeed ile birlikte satın almak üzere anlaştı.

Merkezi Amsterdam'da bulunan TNT Fashion Group, Abercrombie&Fitch, MS Mode, Calvin Klein, Donna Karan, Tory Burch gibi 60'ın üzerinde dünya markasının tüm Avrupa ve E-Ticaret Lojistiğini yönetiyor. 2013 yılını 190 milyon dolarlık gelirle kapatan şirket, toplamda 350 milyon adet ürüne birim bazında lojistik işlem gerçekleştirdi. Hollanda üzerinden tüm Avrupa'ya hizmet sağlayan TNT Fashion Group'un müşterilerinin yüzde 75'ini Amerikalı şirketler oluşturuyor.

Belçika'nın en büyük firmasına da ortak olmak üzere anlaştı

Netlog Lojistik Grubu, Hollandalı TNT Fashion ile aynı anda Belçika'nın en büyük tekstil lojistik firması Belspeed şirketine de yüzde 50 ortak olmak üzere anlaştı. Netlog Lojistik Grubu'nun üçüncü kuşak temsilcisi ve Başkan Yardımcısı Gökalp Çak, yeni satın alımlarla Avrupa'da 230 milyon doları aşkın ciroya sahip olacak yeni bir yapı oluşturduklarını belirtti.

Grubun Türkiye'de büyümeye devam edeceğini kaydeden Çak, 2014 yılında 900'ye yakın yeni istihdam sağlayacaklarını vurguladı. Ancak Türkiye'de belirli bir büyüklüğe ulaştıklarına işaret eden Çak, "Yurtdışında yeniden organize olmanın çok zaman ve yatırım gerektireceği sebebi ile global hedeflerimizi süratlendirmek için yerel iyi firmaları konsolide etmeyi tercih ettik. Satın aldığımız iki şirket de hem çok profesyonel ve başarılı yönetilen hem de tatmin edici düzeyde kar eden şirketler. Alım işlemi tamamlandığında TNT Fashion ve Belspeed şirketlerini tek çatı altında birleştireceğiz. Bu birleşme ile merkezi Amsterdam'da bulunacak yeni şirketin bu bölgede 300 bin metrekare alana sahip 11 deposu ve 2 bin çalışanı ile 130 dünya markasına lojistik hizmet veren bir yapı olacak" dedi. ■ Dünya, (11.3.2014)

 

YABANCI SERMAYE: DOĞRUDAN YATIRIMLARDA EN BÜYÜK PAY HİZMET SEKTÖRÜNÜN

2012 yılında Türkiye'ye gelen yatırımların yüzde 49'u hizmetler sektörüne, yüzde 40'ı imalat sektörüne gelmiştir

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Türkiye'ye gelen toplam uluslararası doğrudan yatırım tutarının 2003-2013 döneminde 9 kat artarak 136,3 milyar dolara ulaştığını belirtti.

Zeybekci, CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin, yabancı sermaye artışına ilişkin yazılı soru önergesini yanıtladı.

Nihat Zeybekci, Türkiye'nin, son 10 yıldır yürütülen istikrarlı ve öngörülebilir politikalar sayesinde, ekonomide güven ortamı oluşturulduğunu, bu kapsamda uluslararası doğrudan yatırım girişlerinin kayda değer biçimde yükseldiğini belirtti.

Türkiye'ye gelen toplam uluslararası doğrudan yatırım tutarının 1975-2002 döneminde 15 milyar dolar seviyesindeyken, 2003-2013 döneminde bu rakamın 9 kat artarak 136,3 milyar dolara ulaştığını kaydeden Zeybekci, şunları ifade etti:

"2002 yılında 18,8 milyar dolar olan stok değeri de 8 kat artarak 2013 sonu itibariyle 145,3 milyar dolara ulaşmıştır. Türkiye'deki yabancı sermayenin son yıllarda artan miktarı ile birlikte, kar transferi de yıllar itibariyle artmıştır. Ancak oranlarda büyük bir değişiklik yaşanmamıştır.

Son 10 yıllık dönemde yabancı yatırımcıların kar transferlerinin Türkiye'deki yabancı yatırım stokuna oranı yüzde 0,9 ile yüzde 3 arasında değişen değerler almıştır.

Kar etme, yatırımcıların, yaptıkları yatırımlarından bekledikleri bir durumdur. Yabancı yatırımcıların yapılan yatırım sonucu oluşan şirket karlarının bir kısmını ülkelerine geri götürmeleri, yatırım kavramının beklenen ve doğal sonucudur.

Türkiye'de son 10 yıllık dönem incelendiğinde, uluslararası doğrudan yatırımlarda hizmet sektörünün ağırlığının daha fazla olduğu görülmektedir. 2012 yılında Türkiye'ye gelen yatırımların yüzde 49'u hizmetler sektörüne, yüzde 40'ı imalat sektörüne gelmiştir. Bu kapsamda bakıldığında, Türkiye'deki sektörel dağılımın dünyadakinden çok da farklı olmadığı görülmektedir."

Nihat Zeybekci, doğrudan yabancı yatırımların Türkiye'nin teknolojik gelişim sürecinde, üretim ve istihdam kapasitesine önemli destek sağladığını bildirdi. ■ Dünya, (11.3.2014)

 

12.3.2013

RTE: ERDOĞAN’IN OYLARI NEDEN TEPE TAKLAK OLACAK?..

Dün savcıydı bugün avukat.
Dün Erbakan’ı sattı bugün cemaati. Dün askeri sattı bugün polisi.
Kardeşim Esad’dan katil Esed’e;
Riyakârlıkta sınır tanımadı.
Habur’da teröristleri davulla zurnayla karşıladı.
“Öcalan ile görüşen şerefsizdir” dedi. Bebek katili sözde çözüm süreci sayesinde ülkenin kaderini belirleyen “kahraman” oldu.. (Hâlâ Öcalan ile aynı masada oturuyor.)
Çapulcu başı Barzani, milletin gururu oldu.
“PKK, sınır dışına gönderildi” dedi.. Teröristler şehre inip Kaymakamın Vali’nin yerine geçti.
Şehitlerin ruhu incindi, gaziler yaşarken öldü.
Fakir-fukara, garip gurebanın hakkından bahsederdi. Bilal oğlan en son kalan 30 milyon euroyu gömecek yer bulamadı.
Hapislerde ölen suçsuz insanlar.
PKK’lıların tokatladığı polisler..
3 kuruş hakları için ölüm orucuna itilen astsubaylar.
ÖSYM rezaletleri.
KPSS skandalları.
Suç olmaktan çıkan zina.
“Tayyipçi-cemaatçi”, “Alevi-Sünni”, “Türk-Kürt”, “başörtülü-başörtüsüz”, “Tayyipçi-Gezici”, gibi başlıklarla toplumu kamplara bölüp sürekli nefret tohumları ekti.
“Benim diktatörlüğümü kabul edeceksiniz. Etmeyene yaşama şansı tanımam” dayatmasından hiçbir zaman vazgeçmedi.
Bilinçli bir şekilde yoksullaştırdığı kesimleri “Benim verdiğim sadaka ile yetineceksiniz. İtiraz da etmeyip bana biat edeceksiniz” zulmü altında inletti.
Hırsızlık suç olmaktan çıktı.
Attığımız her adımda rüşvet meşru oldu.
Yılların dostu en yakın bakanı “ne yaptıysam talimatı o verdi” dedi.
Akdeniz ve Ege’de adalarımızı Yunan’a teslim etti. Kıbrıs satıldı.
Benzine, doğal gaza, elektriğe zam üstüne zam yaptı. Millete masal anlattı.
Özelleştirme adı altında milletin tüm stratejik ve iyi gelir getiren mal varlıklarını yabancı sermayeye peşkeş çekti.
Sürekli artan cari açık.
Kredi borcu bataklığına gömülmüş her kesimden insanlar.
Gezi; Berkin Elvan, Ali İsmail Korkmaz, Abdullah Cömert, Ethem Sarısülük..
Reyhanlı’da patlayan bomba; hiç uğruna ölen 52 vatandaş.
Ankara’da Melih Gökçek’i aday gösterdi.
Haçlı seferlerinin simgesi Papa heykelinin altında Avrupa Birliği’ne imza attı.
Irak’ta Müslümanları katleden ABD’li askerlerin tırnağına taş değmesin diye dua etti. Müslüman kanı dökülmesi için Irak’ı vuran uçaklara Türkiye havalimanı oldu.
Haram kapılarını sonuna kadar açtı.
Camiler yıkıldı. Hazinenin arazileri eşe dosta, yakın akrabaya AVM oldu.
Allah ile aldattı.
Ustanın hikayesi!..
Aklıma ilk gelenleri bir çırpıda sıralayıverdim. Eminim!.. Sizde daha fazlası var..
30 Mart’ta sandığı görebilirsek, Recep Erdoğan da Hanya’yı Konya’yı görecek;
Ergenekon, Çanakkale, Türk Milletinin ölmez ve öldürülemez ruhu olduğu için.
İslam Sancaktarı Türk Milleti olduğu için.
Fakat tedirginim!..
Toplum planlı bir şekilde cinnet sarmalına sokuldu. Sokaklar iş birlikçiler tarafından ustaca provoke ediliyor.
AKP iktidarı, Anglosakson zihniyet ile ustaca “mağdur Erdoğan” senaryosundan kurgulanıp başımıza tebelleş edilmişti.
Şimdi tezgâh ters yüz edildi. Recep Erdoğan’ın zaafları ve açıkları, histerileri ustaca kullanılıyor. Bir anda kendimizi şiddetli kaos ortamı içinde bulabiliriz. Sandık önümüzden kaçırılıp yeni hormonlu figürleri yeni reçetelerle servis edebilirler.
Sağduyu ile aklıselim ile her zamankinden daha fazla hareket etmemiz gereken bir dönemin içindeyiz. Recep Erdoğan’ın bu seçimde tepe taklak olacağını patronları da gördü. Karşı tezgaha karşı çok uyanık davranmak zorundayız. 30 Mart’ta sandığı görürsek 31 Mart’ta da işimiz bitmeyecek. Aynı anda gelebilecek Cumhurbaşkanlığı ve erken genel seçimi içinde Erdoğan’ın -tabii ki AKP’nin- tüm kalıntılarını silmek ve yerine aynı karakterde başka cilalı isimlerin gelmesinin önüne geçmek zorundayız.
Türk milleti zoru hemen halleder de imkansız için biraz zaman harcar; 3-5 dakika kadar!.. ■ Ahmet Takan, Yeniçağ, (12.3.2014)

(Seçim sonucu: AKP birinci parti yine… Erdoğan zaferini kutluyor, CD, 1.4.2014)

 

"POZİTİF FAİZ OLMADAN TASARRUFLAR ARTMAZ"

Başkan Özince büyümenin tüketime dayalı olmasının en büyük problem olduğunu belirterek, Türkiye'de tasarrufu cezbedecek araçların bulunmadığını söyledi

Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince, problemin tasarrufta değil büyüme modelinin tüketime dayalı olmasında bulunduğunu belirterek, "Ben cari açığı yıllarca savundum; 'Finanse edebiliyoruz zaten'dedim. Ama; uzayan süreçte, iş o kadar kronik bir hal aldı ki yaptığıma yapacağıma pişmanım şimdi" dedi. Türkiye'de tasarrufu cezb edecek araçların bulunmadığını ifade eden Özince, "Doğru düzgün pozitif faiz verilmedikçe insanların tasarruf etmesini hiçbir şekilde beklememek lazım. Tasarruf için ulusal bankacılığın gerekli olduğunu düşünüyorum. Ulusal bankacılık, uluslararası sermayedara karşı değildir.

Milli bankacılık politikasına ihtiyacımız var. Tasarruf için de yine ulusal bankacılık piyasası ve ulusal sermaye piyasasının genişlemesi ve çeşitlenmesi gerektiği kanaatindeyim" değerlendirmesinde bulundu. ■ Yeniçağ, (12.3.2014)

 

BÖLÜCÜLÜK: ERMENİCE HİZMET KİME VERİLECEK?

TBMM’deki AKP çoğunluğu, “demokratikleşme paketi” adı altında yeni bir yasa kabul etti. Yasanın terörist başı Abdullah Öcalan’ın demokratik özerklik taleplerinin bir kısmını karşıladığı biliniyor.
Yeni yasaya göre özel okullar Kürtçe eğitim öğretim yapabilecek, Köylere Kürtçe, Ermenice ve Süryanice isimler konulabilecek. Tabelalarda bu uygulama başlamıştı zaten... Seçim
propagandalarında da Türkçe dışında diller kullanılabilecek...
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, daha yasa çıkmadan önce Diyarbakır’da bir kültür merkezinin temel atma töreninde daha yasa çıkmadan önce “Burada asıl inşa edilecek şey kültür merkezleri değil, demokratik özerkliktir. Belediyelerimiz artık bunun fiilen hayata geçirilmesi aşamasına geçmiştir. Burada kendi ana dillerimizle Kürtçenin, Arapçanın lehçeleriyle, Ermenice, Süryanice ile bu toplum artık kendi diliyle hizmet almanın aşamasına geldi. Biz bunları devletten beklemeyeceğiz. Ders kitaplarımızı kendimiz basacağız” demişti.
“Her şeyi devletten beklemeyin, kendiniz yapın” diye talimat veren Abdullah Öcalan idi. Nitekim Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Yalaza köyünde inşaatı bitmek üzere olan 3 katlı okulda, yerel seçimlerden sonra Kürtçe eğitim başlatılacağı, Türkçe ve İngilizcenin seçmeli ders olacağı bildirildi! Diyarbakır BDP İl Başkanı Zübeyde Zümrüt de “Lice’deki okul bizim öz yönetimi oluşturma çalışmamızın bir alt yapısıdır” dedi.

***

Demirtaş, Kürtçe, Arapça, Süryanice ve Ermenice hizmet vermekten bahsettiğine göre, bölgede bunun bir karşılığı olması gerekir! Kürt, Arap ve Süryani kökenliler tamam da bölgede, hizmet edecek kadar nüfusu bulunan Ermeni kökenli vatandaşımız var mı?
Varsa, zaten Lozan’a göre kendi okullarını kurmak ve kendi dillerinde eğitim öğretim
yapmak hakkına sahiptirler.
Bu hakkı bugüne kadar neden kullanmadılar?
Çünkü, kendilerini Ermeni olarak yazdırmadılar. Bulundukları yerdeki kimliği benimsediler!
Almanya’da Türklerin düzenlediği bir toplantıda Prof. Dr. Hasan Köni, “Ermeni meselesi” başlıklı bir konuşma yapmış ve şöyle
demişti:
“Tehcir sırasında, yerinden olmamak için ‘convert’olan yani Müslümanlığa dönen Ermeniler var. Sayıları 300-400 bin kişi. Ayrıca dönmüş Museviler ve dönmüş Rumlar da var. Bunları maalesef Türkiye Cumhuriyeti, kendi vatandaşlarını rahatsız etmemek için açıklamıyor. Belki de devletin içinde de yüksek rütbeye gelmiş Ermeni kökenli dönmüş insanlarımız var.”
Gerçek buysa, Türkiye’nin 52 milyon seçmeninin, oy verirken kimi seçtiğini veya bir dini gruba girerken kimin peşinden gittiğini bilmesi gerekmez mi?
Bu sütunda yayınladığımız “y.canca” imzalı bir mektupta, “Hrant Dink, bir Ermenistan gezisinde oradaki muhataplarına ‘Siz 1.5 milyon Ermeni’nin katledildiğinden bahsediyorsunuz. Oysa aynı dönemde yaklaşık 500 bin Ermeni, din değiştirip Türk olmuştu. Bunları neden dikkate almıyorsunuz?’ diye sordu. Muhatabı da ‘Bu konunun gündeme gelmesi, davamıza zarar verir’ dedi. Dink, bu konuda araştırmalar yapıyordu... Acaba kim veya kimler kendini hangi kimlikle saklı tutuyordu? Özellikle de din adamı kimliği ile!
Bana göre yukarıda açıklanan dönme Ermenilerle ilgili çalışmaları, Dink’i ölüme götürdü. Türk kimliği ile Türkiye için her türlü kötülüğü yapanlar ortaya çıkacaktı; bu yüzden Dink’in öldürülmesine karar verdiler” deniliyordu.

***

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin geleceğini düşünenler, gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesini bütün boyutları ile aydınlatırsa, devlet içindeki asıl çeteyi ortaya çıkaracak, Türk Milleti’ne karşı ters operasyon yapan bir çeteyi deşifre etmiş olacaktır.
Sahi Güneydoğu’da Ermenice hizmet kime verilecek? ■ Arslan Bulut,Yeniçağ, (12.3.2014)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura