Diğerleri > Sis Çanı
11-12-2015
NELER OLDU 7-12 AĞUSTOS 2015 (Mİ, Dolar, bölücülük, yabancı sermaye, FED, petrol, BOP, tarihe saygısızlık)

Cihan Dura

11.12.2015


7.8.2015

TÜKETİM, MİLLÎ İRADE, İHTİYAÇLAR: EN AZ HARCAMA EĞİTİM VE SAĞLIĞA


TÜİK’e göre, en az harcama eğitim ve sağlığa yapılıyor.

Parasızlıktan mı? Evet demek zor.
Niye?
Çünkü önceliğimiz hiçbir zaman en az ekmek, su kadar değerli olan eğitim ve sağlığımız yönünde olmadı.

Harcamaların düşüklüğü sanki biraz da o yüzden.
Hasta olmadan sağlığımızın kıymetini anlamıyoruz, aradan onlarca yıl geçmeden de eğitimin önemini kavramıyoruz!
İşte bu yüzden de ertelenecek harcamaların en başında onlar geliyor.
Arabamız en ufak bir arıza gösterdiğinde hemen servise koşuyoruz ama yatağa düşmeden doktora gitmiyoruz.
Yine aynı şekilde çocuklar için her türlü yatırımı yapıyoruz ama en değerli mirasın eğitim olduğu hiç aklımıza gelmiyor.
Batılı standartlara göre gelirin yedide birinin eğitime harcanması gerekir.
Bu oran bizde yüzde 3 bile değil.
Oysa yabancı arabalara, kozmetiğe, sigaraya, eğlenceye, alkole, yılda kaç hafta gidilen yazlıklara, cep telefonlarına ve daha nelere harcadığımız paralar, eğitime ve sağlığa harcadıklarımızın katbekat daha fazlası...
Her şeye para buluyoruz da iş eğitim ve sağlığa gelince niye her şeyi devlete havale ediyoruz ya da en ucuza kapatmaya çalışıyoruz?
Bu sorunun cevabını, ne olur artık herkes kendi açısından düşünmeye başlasın biraz...

Vatandaş böyle de...
Eğitim ve sağlık konusunda vatandaş cimri de devlet farklı mı?
Alın birini, vurun diğerine...
Göreceli olarak eğitime ve sağlığa çok para harcanıyor gibi gözükse de kişi başına düşen harcamalara baktığımızda, yine yerlerde sürünüyoruz.
Yılda yüz binlerce konut yapılan bir ülkede, yılda birkaç yüz yurt yapamıyoruz.
AVM’ler için hiç arsa sorunu yok ama okul için arsa bulamıyoruz.
Batık bankalara, batık şirketlere trilyonlar aktarıyoruz ama öğrenciye burs vermeye gelince para yok diyoruz.
Gençlere okuyun, okuyun diye sürekli yeni hedefler koyup dershane-okul-sınav üçgeninde canlarına okuyoruz ama mezuniyet ödülleri işsizlik oluyor...
Çocuk ve gençler için bayramı olan ender ülkelerden biriyiz ama hepsi o kadar!..

Parayı neye harcıyoruz?
TÜİK’in Hane Halkı Bütçe Araştırması’na göre, aile bütçelerinden en fazla payı konut ve kira harcaması aldı.
En az para ise eğitim ve sağlığa harcandı!
2014 verilerine göre, Türkiye genelinde hane halklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 24.8’le konut ve kira harcamaları alırken, harcamaların yüzde 19.7’si gıda ve alkolsüz içeceklerden oluştu. Hane halkı başına aylık ortalama tüketim harcaması ise 2 bin 848 TL oldu.
Peki, para nerelere mi harcanıyor? İşte dökümü:
- Konut ve kira 24.8
- Gıda ve alkolsüz içecekler 19.7
- Ulaştırma 17.8
- Mobilya, ev eşyası, ev bakım 6.8
- Lokanta ve oteller 6.0
- Giyim ve ayakkabı 5.1
- Çeşitli mal ve hizmetler 4.3
- Alkollü içecek, sigara, tütün 4.2
- Haberleşme 3.7
- Eğlence ve kültür 3.0
- Eğitim 2.4
- Sağlık 2.1

Bu tablo nasıl değişir?
Yukarıdaki tabloda bir anormallik olduğu kesin!
Değiştirilmesi gerekliliğine de eminiz ki herkes inanıyor.
Peki, bu değişim nasıl gerçekleşecek?
Neyin yerini ne alacak, daha da önemlisi sıralama nasıl olmalı?
Bu konuda devlete olduğu kadar vatandaşa da ciddi görevler düşüyor.
Kamu, kesinlikle üzerine düşeni yapmalı, aileler de harcama önceliklerini değiştirmelidir.
Yoksa bu gidişat, gidişat değil!..
Eğitim ve sağlık, kesinlikle ilk 5 harcama içine girmelidir.
Yoksa, ne sağlıklı ne de donanımlı gençler yetiştirmemiz mümkün olur.
Bu da felaketi beraberinde getirir!
Özetin özeti: Kısır siyasi tartışmalar, ülkeye, sadece zaman kaybettirmekle kalmıyor, geleceğimizi de riske atıyor!. ■ Abbas Güçlü, Milliyet, (7.8.2015)

TÜKETİM, MİLLÎ İRADE, İHTİYAÇLAR: EN ÇOK KONUTA VE KİRAYA HARCADIK

TÜİK verilerine göre, geçen yıl Türkiye genelinde hanehalklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 24.8 ile konut ve kira harcamaları aldı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2014 yılına ilişkin Hanehalkı Tüketim Harcaması istatistiklerini yayımladı.

Buna göre, Türkiye genelinde hanehalklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 24.8 ile konut vekira harcamaları aldı, harcamaların yüzde 19.7’si gıda ve alkolsüz içeceklerden oluştu.

Hanehalkları, toplam harcamalarının yüzde 2.1’ini sağlık harcamalarına, yüzde 2.4’ünü ise eğitim hizmetleri harcamalarına ayırdı.


Tüketim harcaması arttı

Hanehalkı başına aylık ortalama tüketim harcaması 2013’te 2 bin 572 lira iken, 2014 yılında 2 bin 848 lira olarak tahmin edildi. Harcama türlerinin payı ise 2013 yılına göre önemli ölçüde değişmedi. Araştırmanın 2013 ve 2014 yılı sonuçları karşılaştırıldığında, 2013 yılında yüzde 19.9 olan gıda ve alkolsüz içeceklerin payı 2014’te yüzde 19.7 oldu, giyim ve ayakkabı harcamalarının payı ise yüzde 5.3’ten yüzde 5.1’e geriledi. Geçen yıl bir önceki yıla göre, konut ve kira harcamalarının payı yüzde 25’ten yüzde 24.8’e, haberleşme harcamalarının payı yüzde 4’ten yüzde 3,7’ye, kültür ve eğlence harcamalarının payı ise yüzde 3.1’den yüzde 3’e düştü.


Düşük gelirli haneler gıdaya iki kat fazla pay ayırdı

Gelire göre sıralı yüzde 20’lik gruplar itibarıyla tüketim harcamalarının 2014 yılındaki dağılımına bakıldığında; birinci yüzde 20’lik grupta (en düşük gelir grubu) yer alan hanehalklarının gıda ve alkolsüz içerecekler harcamasına ayırdığı pay yüzde 28.8 iken, beşinci yüzde 20’lik gruptaki (en yüksek gelir grubu) hanehalklarının ayırdığı payın yüzde 15.1 olduğu görüldü. Eğitim hizmetleri harcamalarının oranı ise en düşük gelir grubu için yüzde 0.6 seviyesindeyken, en yüksek gelir grubu için yüzde 4.2’yi buldu.

Konut ve kiraya yapılan harcamaların yüzde 11.2’si en düşük gelir grubunda yer alan hanehalklarına ait iken yüzde 32.5’i de en yüksek gelir grubundaki hanelerde oluştu. Toplam eğitim hizmetleri harcamalarında ise en düşük gelir grubunun payı yüzde 2.2 iken, en yüksek gelir grubunun payı yüzde 64.7 oldu. ■ Yeni Mesaj, (7.8.2015)

8.8.2015

DOLAR: TÜRKLER, TL’DEN KAÇIYOR DOLARİZASYON GERİ DÖNDÜ

BDDK verilerine göre, hane halkı ve şirketlerin döviz tasarrufları; bankalardaki toplam mevduatın yüzde 43’üne yükselerek, 10 yılın en yükseğine ulaştı

Türkiye’de; yükselen güvenlik riskleri ve artan erken seçim ihtimali, Türkler’in bile liradan kaçmasına sebep oluyor.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, hane halkı ve şirketlerin döviz tasarrufu, toplam mevduatın yüzde 43’üne yükselerek 10 yılın en yükseğine ulaştı. Türk Lirası, Amerikan Doları karşısında bu yıl yüzde 16 değer kaybederek, 2001’den bu yana en büyük düşüşü kaydetti. İçeride de güvenin sarsılması, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’da en çok değer kaybeden para birimi olan Türk Lirası’nın kayıplarını daha da genişletebileceğine işaret ediyor. Bu durum gelişen piyasa tahvilleri arasında en kötü performansı gösteren Türk tahvillerinde satış dalgasının da derinleşmesine yol açıyor.

Yabancılar da çıkıyor

UBS Group döviz stratejistlerinden Manik Narain, “Dolarizasyon, evcilleştirmesi zor bir hayvandır. Normalde; bu durumu kontrol altına almak parasal sıkılaştırma gerektirir ki, Merkez Bankası şu an bunu gerçekleştirmeye isteksiz olabilir” dedi. Türk Lirası’ndan kaçan sadece Türk vatandaşları değil. Merkez Bankası verilerine göre, yabancı yatırımcılar, bu yıl içinde 4 milyar dolarlık tahvil satarak, 2013’ten bu yana en büyük net çıkışı gösterdi. Yıl başından bu yana 196 baz puan artan iki yıllık hükümet tahvilleri ise Bloomberg tarafından takip edilen 20 büyük gelişmekte olan ülke arasından en kötü performansı kaydetti.

Kırılganlık artıyor

Türkler’in “işlerin daha kötüye gidebileceği yönünde bir beklenti” ortaya koyduğunu söyleyen BGC Partners analisti Çağdaş Doğan, “Buradaki temel sorun bu durumun para politikası etkinliğini azaltıyor ve Türk ekonomisinin küresel faizlere karşı kırılganlığını arttırıyor olması” dedi. BGC Partners tarafından derlenen verilere göre, Türkler’in döviz cinsinden mevduatının yüzde 60’ı dolar, yüzde 38’i euro cinsinden. UBS analisti Narrain, “Türkiye dolarizayonun ivme kazandığını 2011 ve 2013 sonunda görmüştük. Her iki dalga da ancak Merkez Bankası’nın önemli sıkılaştırma adımları atması sonrası durmuştu” dedi. ■ Yeniçağ, (8.8.2015)

9.8.2015

BÖLÜCÜLÜK: PKK’DA UYUŞTURUCU PARASI YÜZÜNDEN İÇ İNFAZLAR BAŞLADI...

Hiç beklemedikleri bir anda sopayı yiyip, belleri de kırılınca AB’nin NATO’nun kucağına koştular. Hayat buldukları çözüm masasının -gerçek sahiplerinden- tekrar kurulması için yalvar yakar oldular. Türkiye’yi jurnallediler. Ankara’nın kulağının çekilmesini istediler. Sazcı kardeşlerin Türkiye’deki orkestra arkadaşları da davul ve zurnaları ile eşlik etti.

Ankara’nın kararlılığı karşısında operasyonlara destek verir gibi görünmek zorunda kalan AKP topal ördek iktidarı da hemen yalpalamaya başladı. Her türlü kirli çamaşırları ile ilgili tüm belgeler şefaatçi Brüksel’in elinde olunca ne yapsın sözde kamu düzenciler?.. Üstüne üstlük, HDP’den, AKP’ye, “Siz bizi terk ederseniz biz ülke içinde başka ittifaklarda kurarız. Gideriz CHP’ye ha” şantajı da çekildi. Etkili de olmadı değil!.. Paniğe kapıldı topal ördek. Sazcı kardeşlere, MİT geçici olarak bir süreliğine tadilatta olduğu için KDGM’nin kapıları açıldı. Masanın ucu gösterildi. Yol gösterildi, akıl verildi “AB üzerinden dönüş yapın” diye. Hemen ardından da “çözüm süreci” nin rüzgar gülü Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, medya üzerinden yeniden esaslı bir algı operasyonuna girişti. Dolmabahçe mutabakatının jönü, Recep Erdoğan’ın kum torbası, yavaş yavaş eskiye dönüşün işaretlerini vermeye başladı. Malum medyadaki eş zamanlı haberleri dikkatlice okursanız Dolmabahçe sarmasının maddelerinin hortlatıldığını, üstü kapalı da olsa Öcalan güzellemelerine devam edildiğini görürsünüz.

Ne oldu o bol hamasetli kararlılık söylemlerine?..

Hani geri dönüş yoktu?..

Neymiş efendim?..

“PKK’nın Türkiye’yi terk etmesi ve tam eylemsizliğe geçmesi hali dışındaki hiçbir seçenek kabul edilemez” miş...

Şu tesadüfe bakın, bu haberin kağıt sayfalarında çıktığı gün Türkiye’ye dönen sazcı kardeşleri Selahattin Demirtaş da “PKK derhal ellerini tetikten çekmeli” dedi.

AKP, 23 Temmuz öncesine dönebilmek için oldukça kaypak ve sinsi bir taktiği tekrar devreye soktu.

Diyelim ki; eller tetikten çekildikten sonra, PKK tam eylemsizlik kararı ilan etse, “Türkiye’den de çekiliyorum” dese, dolmayı yutacak mıyız?..

Kaç defa daha yiyeceğiz bu çekilme ve eylemsizlik numaralarını?

Peki, “terör bölgesindeki silah yığınakları, lojistik merkezler, KCK yapılanmaları, YDGH vs..vs.. faaliyetleri ne olacak? Teröristler ve bağlı tüm yapılanmaları kendilerine AKP tarafından daha önce verilen seyahat özgürlüğü çerçevesinde ellerini kollarını sallaya sallaya gezmeye devam mı edecekler?.. Tutuklanan tüm teröristlerin yargılanmaları ne olacak?..

Sözde Valileri, Kaymakamları, Hakimleri, Savcıları, Mahkemeleri, Maliye Birimleri, karakolları, bilumum şehir yapılanmaları ne olacak?

Kandil, açılacak saz kursları çerçevesinde mi faaliyetlerine devam edecek?..

Yoksa Kandil’e “Bir daha Türkiye’ye girmeyeceğiz” diye Kur’an-a el mi bastıracaklar!..

Bakın üstüne basa basa bir kez daha ifade etmek istiyorum;

PKK’nın sözde ateşkes süreci tamamen Suriye’nin kuzeyine adam göndermelerinden kaynaklandı. Bütün yetişmiş adamları Suriye’nin Kuzeyine gitti. Bu süreç oyalama süreci. Çok yakın bir süre içinde PKK kendi adamlarını hem Türkiye hem de Kandil ve civarına geri gönderecek. Toparlanmak için zaman kazanmak istiyorlar. İşte o zaman olaylar daha büyük ölçüde gerçekleşecek. Eğer operasyonlar kesilir devam ettirilmezse bölge ve Türkiye emniyete alınamaz. Ve faturası da çok daha ağır olur!.

Meramımın daha anlaşılır olması için Başbakanlık kaynaklarından operasyon hakkında ulaştığım son bilgilerle devam edeyim;

TSK tarafından 1 Ağustos tarihinde, Irak Kuzeyi/Kandil bölgesinde Bölücü Terör Örgütüne yapılan operasyon sonucunda;

Bokristan’da, sözde “Şehit Dilan” tabur komutanı Şerevan Fatuvan (kod adı) ve 4 önemli grup lideri etkisiz hale getirildi. 30 BTÖ mensubu yaralandı. Zargali’de, kadın grubu “Şervan” sorumlusu “Gülten” kod adlı BTÖ mensubu ve 20’nin üzerinde terörist etkisiz hale getirildi. Enze’de BTÖ ait karargahlar vuruldu. 25-30 kadın terörist etkisiz hale getirildi.

7 Ağustos itibari ile PKK’nın zayiat miktarları;

390 ölü, 400’ün üzerinde yaralı (150’si ağır).

Ayrıca ulaştığımız bilgiler çerçevesinde; BTÖ ait para ve uyuşturucu maddenin Bokristan köyü bölgesinde bulunan sığınakta muhafaza edildiği, hava harekatının başlaması üzerine BTÖ’nün daha güvenli olacağı gerekçesiyle para ve uyuşturucuyu Zargali köyünde bulunan bir eve taşıdığı söz konusu evde hava harekatı nedeni ile yangın çıktığı, BTÖ’nün para ve uyuşturucuyu kurtarmak için çok mücadele ettiği ancak çok az miktarda paranın kurtarıldığı ortaya çıktı. Uyuşturucunun tamamının imha olduğu, yaşanan maddi kaybın, PKK üst düzey yöneticilerinde moral bozukluğu ve öfkeye, iç kavgaya neden olduğu bundan sorumlu tutulan 10’a yakın teröristin derhal öldürüldüğü öğrenildi. Şerefsizlerin, olayın açığa çıkmasını önlemek maksadıyla Zargali köyünde yoğun çaba sarf ettikleri kaydedildi.

Sözde barıştan bahseden kahpeler, uyuşturucu parası yüzünden birbirlerini öldürürken, tekrar masa kurmak için çırpınanları affeder miyiz?.. ■ Ahmet Takan, Yeniçağ, (9.8.2015)

YABANCI SERMAYE: UNAL AYSAL’IN ŞİRKETİNE ‘DÜNYA’DAN ORTAK GELDİ

Aysal, enerji şirketi UNIT Invesment NV’in yüzde 23’lük hissesini Dünya Bankası’na bağlı International Finance Corporation’a sattı.

Galatasaray eski Başkanı Aysal, enerji şirketi UNIT Invesment NV’in yüzde 23’lük hissesini Dünya Bankası’na bağlı International Finance Corporation’a sattı. Şirket Türkiye’nin yanı sıra Avrupa ve Ortadoğu bölgesinde yeni projelere odaklanacak

Enerji sektöründe atılıma hazırlanan Galatasaray eski Başkanı Ünal Aysal, UNIT Invesment’a global ortak aldı. Yapılan anlaşma ile Dünya Bankası Grubu üyesi olan dünyanın önde gelen kalkınma kuruluşlarından International Finance Corporation (IFC), Aysal’ın şirketinin yüzde 23’lük hissesine sahip oldu. Sayime BAŞÇI, Sözcü, (9.8.2015)

ATATÜRK’E SAYGISIZLIK: BAŞKENT’TE HEYKEL AYIBI!

Ulus'taki Atatürk heykeli bakımsızlıktan dökülüyor.

Ankara’nın simgesi haline gelen ve 1927 yılından bu yana Ulus meydanında bulunan Atatürk heykeli kaderine terk edildi. Güvercinlerin pislettiği ve çevresinde kötü kokular oluşan heykel, belediye tarafından bir gün olsun temizlenmezken, heykelin etrafı da çöp yığınlarıyla doldu.

Buna karşılık heykelin biraz ilerisinde, Gençlik Parkının girişinde bulunan Kazakistan’ın ilk Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in heykeli, çiçekler içinde pırıl pırıl ve son derece bakımlı görüntüsü ile yer alıyor.

Ulus meydanındaki Atatürk heykelinin etrafı ise, çöp ve boş pet şişeleri ile çöp yığınlarından geçilmiyor. Vatandaşlar, “Ankara Büyükşehir Belediyesi Atatürk heykeline bakamıyorsa biz kampanya başlatalım’’ diye tepki gösterdiler.

Büyükşehir Belediyesinin Atatürk’ten esirgediği bakım, Kazakistan Cumhuriyetinin ilk Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in Gençlik Parkı’ndaki önüne dikilen heykeli için ise üst seviyede bulunuyor. Ulus’taki Atatürk heykeli ne kadar bakımsız ise Nazarbayev heykeli pırıl pırıl tertemiz ve çiçeklerle donatıldı.

Ankara’nın simgelerinden biri olan ve 1927 yılında Kurtuluş Savaşı kahramanlarının anısına, Türk halkı tarafından yaptırılan Atatürk heykeli, Avusturyalı sanatçı Heinrich Krippel’in eseri… Viyana’da Birleşik Maden İşletmelerinde döktürülen heykel 24 Kasım 1927 tarihinde Ulus Meydanına konuldu.

Heykelin açılışını, Meclis Başkanı Kazım Paşa ile Başbakan İsmet İnönü yaptı. Atatürk, anıtta asker kıyafeti içinde ve “Sakarya” adlı atının üzerinde gösterildi ve ileriyi gören bir önder olarak canlandırıldı. Anıtın yanında taş kaideler üzerinde bronz dökümden ‘’Ülkesini koruyan ve gözeten Mehmetçik’’ ile ulusal dayanışma kahramanı mermi taşıyan Türk kadını simgelendi. Kaidenin ön tarafında ise Namık Kemal’in “Elbet bulunur kurtaracak bahtı kara maderini.” sözleri ve Atatürk’ün ünlü ‘’Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri’’ vecizesi yer alıyor. ■ Yavuz ALATAN, Sözcü, (9.8.2015)

10.8.2015

FED'DEN FAİZ AÇIKLAMASI

Fed'in iki numarası Fischer, " Fed faiz oranının bugün geçmişte olduğundan daha düşük seviyede oluşması bir olasılık" dedi.

Eylül ayında faiz artırımına gitme olasılığı bulunan Amerikan Merkez Bankası'nın Başkan Yardımcısı Stanley Fisher Bloomberg TV’ye açıklamalarda bulundu.

"Faizler sonsuza dek düşük kalmayacak"

Düşük faiz politikasının ekonomideki toparlanmaya yardımcı olma amacı taşıdığını söyleyen Fischer "Enflasyon sonsuza dek şu anki kadar düşük olmayacak. Fed faiz oranının bugün geçmişte olduğundan daha düşük seviyede oluşması bir olasılık" diye konuştu.

"Sorunun enflasyon olması ilginç"

Küresel gelişmeleri takip ettiklerini ancak Amerikan ekonomisinin önemli düzeyde kendine bağımlı olduğunu belirten Fisher, "İstihdam önceki dönemlere göre oldukça hızlı artıyor. Sorunun enflasyon tarafında olması ilginç. Şu anki düşük enflasyonun büyük kısmı geçici faktörler özellikle petrol kaynaklı. Fed faiz oranının bugün geçmişte olduğundan daha düşük seviyede oluşması bir olasılık. Global deflasyon, bizde sıkıntı yaratan faktörlerden biri. Küresel olarak deflasyon tehtidini takip ediyoruz, ancak Fed'in görevi ABD ekonomisini düzeltmek" dedi. . ■ Dünya, (10.8.2015)

BÖLÜCÜLÜK: ABD, PKK’YI YİNE ES GEÇTİ

ABD, Mali ve Suudi Arabistan'da meydana gelen terörist saldırıları kınarken, Türkiye'de 21 günde 25 güvenlik görevlisini şehit eden PKK'yı telin etmedi

Türkiye'yi model ortak olarak gören, yurtdışındaki en değerli Amerikan üssü olarak öne çıkan İncirlik Üssü başta olmak Türkiye'deki askeri üsleri tepe tepe kullanan, Büyük Ortadoğu Projesi'nde eşbaşkanlık görevi vererek 'kirli ve kanlı' eylemlerde kullanan ABD, sıra PKK terörüne gelince ya suskun kalmayı, ya da güçlü olmayan ifadeleri kullanmayı tercih ediyor.

Mali'nin bile değeri Türkiye'den fazla

Bu durum önceki gece Beyaz Saray Sözcüsü Ned Price tarafından yapılan yazılı açıklamada da kendini gösterdi. Price, yaptığı açıklamada, "ABD geçtiğimiz günlerde Mali ve Suudi Arabistan'da meydana gelen terörist saldırıyı şiddetle kınıyor" ifadesine yer verdi. Ned Price, açıklamasında olaylarda hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara da acil şifa dileklerini iletti. İçlerinde yabancı uyruklu vatandaşların da bulunduğu patlamada, vatandaşlarını kaybeden ülkelerin yanında olduklarını belirten Price, şunları kaydetti: "Hayatlarını kaybedenlerin farklı uyruktan ve dinden oluşu, ABD ve müttefiklerinin, insan hayatını ve çeşitliliğini hiçe sayan terörizme karşı vermiş oldukları mücadeleye neden devam etmeleri gerektiğinin alelade sebebidir. Mali ve Suudi Arabistan terörizme karşı mücadele ettikçe, ABD'de bu müttefiklerini desteklemeye devam edecektir." Mali'nin Sevare kentinde meydana gelen saldırıda 5 asker, 3 otel çalışanı hayatını kaybederken, Suudi Arabistan'ın Ebha kentinde, özel kuvvetler mensuplarının gittiği camiye, öğle namazı esnasında intihar saldırısı düzenlenmiş, 10'u güvenlik görevlisi 15 kişinin yaşamını yitirdiği, 9 kişinin yaralandığı açıklanmıştı.

PKK'ya kınama yok

Türkiye, 20 Temmuz'dan bu yana terör örgütlerinin saldırılarında 25 güvenlik görevlisini şehit verdi. Aradan geçen süre içinde gerek ABD Başkanı Obama'nın yaptığı açıklamalar incelendiğinde, gerek Beyaz Saray'dan veya Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamalar analiz edildiğinde, Washington'un ısrarla PKK'nın terör eylemlerini kınamaktan kaçındığı dikkatlerden kaçmıyor. Örneğin 8 Ağustos'ta Anadolu Ajansı'na konuşan bir Beyaz Saray yetkilisi, "Son dönemdeki PKK saldırıları ve Türkiye’nin askeri düzeyde cevabı, IŞİD ile mücadele çabalarıyla bağlantılı değil. Türkiye'nin terörizme karşı kendini savunma hakkı var ve mevcut şiddet döngüsü, bizim IŞİD ile mücadelede iş birliğimizi derinleştirmeye karar vermemizden önce başladı. PKK, Türkiye’deki saldırılarına son vermeli" demekle yetiniyor. Yetkili, ilaveten "Türkiye’nin kendini savunmaya yönelik cevabında sivilleri korumak için tüm makul önlemlerin alınması ile uluslararası insani yasalara uygun şekilde eylemlerde bulunulması" gerektiğini savunarak, adeta aba altından sopa gösteriyor. Oysa ABD Irak ve Afganistan işgallerinde milyonlarca sivil halkı katletmişti. ABD Başkanı Barack Obama da bir internet sitesinin haberine göre "Terör örgütü PKK, Türkiye’yi hedef alan saldırılarda bulunuyor, Türklerin kendini savunmaya çalışması meşru" ifadesini kullanmış! Obama, bugüne kadar PKK terörünü kınamaktan kaçındı.
IŞİD’e başka, PKK’ya başka tavır
20 Temmuz’da Suruç’ta 33 vatandaşımızın yaşamını yitirdiği menfur saldırı sonrasında ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, İsveç, Irak ve Ürdün'ün aralarında bulunduğu pek çok ülke, Türkiye'nin terörle mücadelesine destek mesajları vermişti. Ancak bu mesajların hiçbirinde 20 Temmuz’dan bu yana yol kesen, araç yakan, askerlere ve polislere roketatarlarla saldıran PKK’nın yer almaması dikkat çekiyor. İngiltere Başbakanı Cameron, Suruç sonrasında, "Türkiye'nin IŞİD’e ve IŞİD hedeflerine yönelik eylemlerini artırmasının iyi olduğunu düşünüyorum", ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Kirby, "Terör örgütü IŞİD'e karşı verilen ortak mücadelede, Türkiye'nin bazı hava üslerini koalisyon güçlerine açmasına minnettarız", Fransa Dışişleri Bakanlığı, "IŞİD terörüyle mücadelede Türkiye'nin yanındayız" açıklamalarını yapmıştı. Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Sawsan Chebli de, "Suruç'ta yaşananların ardından Türkiye'nin DAEŞ tarafından tehdit edildiği belli. Bu yüzden Dışişleri Bakanı Steinmeier, Türkiye'nin terör saldırılarına karşı korunmasını anlayışla karşıladığını söyledi" demişti. Dahası Suruç’taki saldırıyı adeta ortak dil kullanarak kınayan Batı ülkeleri, PKK saldırılarını bugüne kadar kınamaktan kaçındı.

Dikkat çeken buluşma

20 Temmuz'daki Suruç patlamasının ardından Ankara'dan İncirlik Üssü'nü kullanma iznini koparan ABD, öte yandan bölgede yoğun diplomasi yürütüyor. Bu kapsamda ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Brett McGurk ve beraberindeki heyet, geçtiğimiz Cuma günü Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Genel Sekreter Yardımcısı Kosret Resul Ali ve Goran (Değişim) Hareketi Lideri Noşirvan Mustafa ile bir araya geldi. Toplantıda Türkiye'nin terör örgütü PKK kamplarına yönelik hava operasyonları ele alındı. ■ Yeni Mesaj, (10.8.2015)

PETROL FİYATLARI OPEC’İ VURUYOR

Petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle büyük gelir kaybı yaşayan Suudi Arabistan’ın, yıl sonuna kadar 27 milyar dolar değerinde devlet tahvilini satmayı planladığı iddia edildi

Hammadde krizinin, diğer ‘zengin’ OPEC ülkelerini de olumsuz etkilediği belirten Alman Deutsche Wirtschafts Nachrichten (DWN) gazetesine göre, Suudi Arabistan bütçesinin likiditesini güvence altına almak ve petrol fiyatlarındaki düşüşle mücadele edebilmek için maddi tedbirler alması gerekiyor. Bu sebeple de ülkenin vadeleri 5, 7 ve 10 yıl olan 27 milyar dolar değerindeki devlet tahvillerini satışa çıkartacağı ifade edildi. Suudi Arabistan, petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle oluşan bütçe açığını kapatmak için 2007’den bu yana ilk kez Temmuz ayında devlet tahvili satmıştı. Suudi Arabistan ve diğer OPEC ülkelerinin bütçe açıklarını önlemek için petrol varil fiyatlarının en az 100 dolar olması gerekiyor. Ancak petrolün varil fiyatı uzunca bir süredir 50 doların altında seyrediyor. ■ Yeni Mesaj, (10.8.2015)

11.8.2015

BÖLÜCÜLÜK, BOP: ABD İLE PKK BİRLİKTE BÖYLE ÇALIŞIYOR

ABD ile PKK arasındaki bağ bir kez daha tescillendi. New York Times gazetesi, PKK'nın Suriye'deki uzantısı YPG'li teröristlerin işbirliğini ayrıntılı biçimde gözler önüne serdi. YPG'liler, tablet bilgisayarla harita üzerinden işaretleme yapıyor, Amerikan uçakları verilen koordinatlara göre bomba yağdırıyor.

PKK'nın Suriye uzantısı PYD, haritadan işaretleme yapıyor, Amerika o noktalara bomba yağdırıyor.

Bölücü terör örgütü PKK ile Amerika arasındaki organik bağ birkez daha ortaya konuldu. Bu bağı yazanda Amerikan'ın tanınmış gazetelerinden New York Times oldu.

Gazete'de yer alan haberde; PKK'nın Suriye'deki kolu PYD'nin silahlı kanadı YPG ile ABD arasındaki işbirliği ayrıntılı biçimde gözler önüne serildi.

Haberde, YPG militanlarının tablet bilgisayarda Google Earth kullanarak, IŞİD militanlarının yerlerini işaretleyip Amerikalılara gönderdikleri aktarıldı.

Bulundukları yerleri sarı renkle işaretleyen YPG'liler, IŞİD'lilerin saklandığı yerleri kırmızı nokta olarak işaretliyor. Bilgiler Küresel Konumlama Sistemi ile anında ABD askeri kontrol noktalarına ulaşıyor.

YPG'lilerle sürekli telsiz teması da kuran Amerikalılar, aldıkları GPS koordinatlarına savaş uçakları ile bomba yağdırıyor.

Saldırılardan önce "3 dakika""1 dakika""30 saniye" diye geri sayım yapılarak, YPGlilerin bombardıman bölgelerinden uzaklaşmaları sağlanıyor.

New York Times'ın haberinde IŞİD saldırılarında yaralanan YPG'lilerin Öcalan posterleri altında tedavi edildiği bilgisi de yer alıyor. Tıbbi malzemeler ise silah ve mühimmat gibi ağırlıklı olarak ABD tarafından temin ediliyor. ■ http://www.ulusalkanal.com.tr/ (11.8.2015)

BÖLÜCÜLÜK: ŞIRNAK DEMOKRATİK ÖZERKLİK İLAN ETTİ

Demokratik Bölgeler Partisi’nin de (DBP) içinde olduğu Şırnak Halk Meclisi, “Demokratik Özerklik” ilan etti. Açıklamada, “Kentteki devletin tüm kurumları bizim için meşruiyetini kaybetmiştir. Halk olarak özyönetimimizi esas alarak, demokratik temelde yaşamımızı inşa edeceğiz” denildi.

Şırnak kent merkezi ilçelerinde günlerdir devam eden olayların ardından DBP’nin de aralarında bulunduğu çeşitli Kürt siyasi parti ve oluşumlarının yer aldığı Şırnak Halk Meclisi, “Demokratik Özerklik” ilan ettiklerini açıkladı.

Halk Meclisi’nden yapılan açıklamada, Suruç saldırısının ardından “AKP hükümeti Kürdistan’a savaş ilan ettiği” belirtilerek “Son olarak Silopi’de halkımıza yönelik topyekun imha saldırılarında, 3 masum insanımızı katletmiştir. Gerçekleştirilen bu katliam karşısında biz Şırnak Halk Meclisi olarak, devleti reddetmeyip, ancak bu şekilde devletin kurumlarıyla yürüyemeyeceğimizi, bunun için kentte bulunan devletin tüm kurumları bizim için meşruiyetini kaybetmiştir. Bu şekli ile devletin hiçbir atanmışı bizi yönetmeyecektir. Bundan sonra halk olarak öz yönetimimizi esas alarak, demokratik temelde yaşamımızı inşa edeceğiz. Bundan sonra da tüm saldırılar karşısında demokratik öz savunmamızı gerçekleştireceğiz” denildi.

DBP Şırnak İl Başkanı Salih Gülenç, “Kentte bulunan devletin tüm kurumları bizim için meşrutiyetini kaybetmiştir. Bu şekliyle devletin hiçbir atanmışı bizi yönetemeyecektir. Bundan sonrada gelişecek tüm saldırılar karşısında demokratik öz savunmamızı gerçekleştireceğiz. Bundan sonra kendimizi de bizler yöneteceğiz. Başkalarına yönettirmeyeceğiz” diye konuştu. ■ Cumhuriyet, (11.8.2015)

12.8.2015

.TARİHE-KÜLTÜRE SAYGISIZLIK: TARİHİN ÜSTÜNÜ ÖRTTÜLER!

Özbekler Tekkesi’nin bitişiğinde çıkan tarihi kalıntılar kepçelerle parçalandı, kalıntıların üstüne beton döküldü. Mahallelinin şikayetleri ise dikkate alınmadı

İstanbul Sultan Ahmet’teki Özbekler Tekkesi’nin bitişiğindeki otopark alanında başlayan inşaat çalışmaları sırasında tarihi kalıntılar iş makineleriyle parçalandı. İki haftadır süren inşaat çalışmalarını mahalle sakinlerinin itirazları da durduramadı. Arsaya yapılmak istenen inşaata karşı yıllardır mücadele eden semt sakinleri tarihi duvar kalıntılarının iş makineleriyle yok edilerek üzerinin betonla kaplandığını belirtiyor.

Kentsel ve arkeolojik sit alanı içinde ve UNESCO Dünya Mirası Alanı’nda yer alan arsa, 2012’de onaylanan Tarihi Yarımada 1/1000 ölçekli koruma amaçlı imar planıyla 3 katlı konut alanı olarak imara açıldı. Arsa 1.derece koruma bölgesindeyken 4 No’lu Koruma Kurulu kararlarıyla 2.derece koruma bölgesine alındı. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2013’te Özbekler Tekkesi bitişiğindeki parselde tekkeye ait ‘kargir konak’ olduğu bildirildi. Bunun üzerine bu alanda 2013’te Türk ve İslam Eserleri Müzesi Müdürlüğü tarafından kazı yapıldı. Kazıda konağın temellerine ulaşıldı. 4 No’lu Koruma Kurulu çıkan kalıntıları tescillerken arazideki hak sahiplerinin kalıntıların tescilinin iptal edilmesine yönelik başvurusu ise reddedildi. Kurul Nisan 2015’te kazıyla ortaya çıkarılan duvar kalıntılarının korunması kaydıyla yapılacak projeyi onayladı.

Silueti de bozacak

Mahalle sakinleri tarihi duvar kalıntılarının iş makineleriyle parçalanışını fotoğrafladı. Semt sakinlerinden Hüseyin Gencer, “İki haftadır otopark alanını iş makineleriyle kazıyorlar. Tarihi duvarları kepçelerle yok ettiler. Küreklerle düzeltip üstüne beton döktüler. 2011’den bu yana bu arsanın yapılaşmaya açılmaması için mücadele ediyoruz. Korunması gereken kalıntılar, tescilli tarihi duvarlar, kargir konak kalıntıları resmen yıkıldı. Yaptığımız şikayet başvurularına belediyeler dikkate almadı” diyor. Arsadaki yapılaşmanın durdurulması için geçen yıl İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne, Fatih Belediyesi’ne ve Koruma Kurulu’na dilekçe veren mahalle sakinleri ise arsada yapılacak inşaatın Özbekler Tekkesi ve Sokullu Mehmet Paşa Cami’nin silüetini bozacağından da şikayetçi. OLGU KUNDAKÇI, Birgün, (11.8.2015)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura