Diğerleri > Sis Çanı
17-07-2016
NELER OLDU 7-12 ARALIK 2015 (RTE, petrol, yabancı sermaye, Kıbrıs, altın, Mİ, borçlanma, eğitim, faiz, Dolar, bölücülük, gelir dağılımı, Çin)

Cihan Dura

17.7.2016

 


7.12.2015

RTE, AKP/SEÇİM: CHP’Lİ İNCE’DEN REFERANDUM İDDİASI

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, iktidar ve cumhurbaşkanının Putin üzerinden oy devşirmek istediğini öne sürerek, “Önümüzdeki süreçte başımıza gelecekleri söyleyeyim. Büyük ihtimal, Mayıs’ta Haziran’da referandum var” dedi.

CHP Yalova Merkez İlçe Olağan Kongresi, Raif Dinçkök Kültür Merkezi’nde yapıldı. Kongrenin açılış konuşmasını yapan Merkez İlçe Başkanı Ertan Şener, 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde Yalova’da alınan sonuç ve çalışmalarından dolayı partililere teşekkür etti.

İnce, “Bu Recep Tayyip Erdoğan siyasetin ilgi alanının dışındadır. Tababetin ilgi alanındadır. Yani bizler değil doktorlar konuşsun bunun için. Bir şey daha söyleyeyim. Ben bunu dünyada yalnız zannediyordum meğer bir tane daha varmış. Putin de bunlardan birisiymiş. Dış politika Türkiye’de artık bir iç politika gibi yapılır hale geldi. Türkiye’de Putin üzerinden oy devşirmek isteyen iktidar ve cumhurbaşkanı var. Önümüzdeki süreçte başımıza gelecekleri söyleyeyim. Büyük ihtimal, Mayıs’ta- Haziran’da referandum var. ■ http://www.haberinyeri.net (7.12.2015)

8.12.2015
PETROL, BÖLÜCÜLÜK: MOSSAD BAŞKANI'NIN BARZANİ NOTU

Eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı İsmail Hakkı Pekin, kriz bahanesiyle İsrail’in uzun süredir planladığı Türkiye’yi petrol ve doğalgazda Barzani bölgesine bağlama planını 2008 yılında MOSSAD Başkanı Meir Dagan’ın kendisine bizzat itiraf ettiğini söyledi

Rusya ile yaşanan uçak krizi sonrası AKP’nin Barzani yönetimi ile ilişkiyi öne çıkarması dikkat çekti. Kriz bahanesiyle İsrail’in uzun süredir planladığı Türkiye’yi petrol ve doğalgazda Barzani bölgesine bağlama planı devrede. Eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı ve Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı İsmail Hakkı Pekin şu anda uygulanan planı, 2008 yılında MOSSAD Başkan Meir Dagan’un kendisine anlattığını söyledi.

‘TÜRKİYE HİMAYESİNDE KÜRDİSTAN’
1. Körfez Savaşı sonrasında Irak’ın kuzeyinde oluşturulan uçuşa yasak bölgede ABD ve İsrail eliyle adım adım “2. İsrail devleti” oluşturuldu.
Bu süreçte Barzani’nin danışmanları arasında kesintisiz olarak CIA ve MOSSAD’dan temsilciler yer aldı. ABD Savunma Bakan Yardımcısı William Taft tarafından oluşturulan ve “Türkiye himayesinde Kürdistan” şeklinde ifade edilen proje Türkiye’ye dayatıldı. Turgut Özal çok istemesine rağmen proje başarılamadı. Daha sonra iktidara gelen Demirel ve İnönü hükümetleri de projeye sıcak bakmadı. AKP’nin iktidara gelmesi ve Irak’ın işgaliyle birlikte proje yeniden ısıtıldı.

MOSSAD’IN GÖNDERDİĞİ ‘TSK’ NOTU
Projenin arkasında ABD ve İsrail var. Özellikle İsrail bu konuda ısrarlı. Eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı ve Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, İsrail’in Türkiye’yi petrol ve doğalgazla Barzani yönetimine bağlamak için yoğun çaba gösterdiğini kaydederek görevde olduğu dönemde İsrail’de MOSSAD Başkanı ile yaptığı görüşmenin ayrıntılarını anlattı: “2008 yılında görevli olarak İsrail’e gittim. MOSSAD binasında MOSSAD Başkanı Meir Dagan’la görüşme yaptık. Yaklaşık 2 saat sürdü. Dagan benden ısrarla Barzani ile irtibata geçmemizi istedi. ‘TSK niye Barzani ile ilişkiye geçmiyor. Komutanlara söyle, Barzani ile muhatap olsunlar. Barzani ile ilişkiye geçerseniz bölgeden petrol ve doğalgazı uygun fiyata alırsınız. Kazançlı çıkarsınız’ dedi. TSK’nın Barzani yönetimi ile ilişkiye geçmesi için çok ısrar etti. Hatta daha da ileri gitti. O görüşmeden sonra diğer temaslarımı da sürdürdüm. İşler bitti Türkiye’ye dönüş için havaalanında beklerken MOSSAD Başkanının bir adamı geldi. Elinde bir not vardı. MOSSAD Başkanı Dagan göndermişti. Notta yine TSK’nın Barzani’yi muhatap alması isteniyordu.”

‘2. İSRAİL’E BAĞLANMAK İSTENİYOR’
Şu anda bölgede yaşananların MOSSAD Başkanı’nın 2008 yılında kendisine söyledikleriyle aynı olduğunu vurgulayan Pekin, “Şimdi Barzani bölgesinden petrol alınacağı konuşuluyor. Hemen boru hattı döşeneceği konuşuluyor. Türkiye petrol ve doğalgazla Barzani bölgesine bağlanmaya çalışılıyor. İsrail ve ABD başından beri bunu istiyor. MOSSAD Başkanı’nın 2008’de bana söyledikleri hayata geçirilmeye çalışılıyor. Petrol ve doğalgazla Türkiye, Barzani bölgesine bağlanırsa arkasından bölgenin güvenliği de gelecek. Planlanan “Büyük Kürdistan’ın finansmanı da sağlanmış olacak” diye konuştu.

‘RUSYA KRİZİ BAHANE EDİLİYOR’
Aydınlık’a açıklama yapan bir emekli diplomat da Irak’ta yaşananlar konusunda dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin uluslararası hukuk kurallarını çiğneyerek Irak’a asker gönderdiğini belirten emekli büyükelçi, “Türkiye Kürt devletini tanıdı mı? Irak’ı temsil eden Bağdat’taki yönetimdir. Oradan izin almadan ‘Barzani ile anlaştık’ diyerek asker göndermek ileride başımıza iş açar. Yarın biri aynı yolla Türk egemenlik sahasını ihlal edebilir. Rusya krizi bahane edilerek merkezi Irak Hükümeti’nin itirazlarına kulak tıkayarak Barzani ile petrol ve doğalgaz ticareti yapmak da bir başka yanlıştır” dedi.

PETROL TİCARETİNDE KİM ORTAK?
Barzani yönetimi ile yürütülen petrol ve doğalgaz ticaretinde bir başka soru da bu işlerin kiminle yapılacağı... Daha önce kamuda petrol sektöründe çalışmış, Irak’la petrol ilişkilerinde görev almış bir uzman, Barzani yönetimi ile yapılan petrol ticaretinde bir başka noktaya dikkat çekti. Barzani ile petrol ticareti için yasa dışı işlerin yapıldığı ülkelerde off-shore şirketler kurulduğunu vurgulayan uzman şunları söyledi:
“Rusya krizi ve doğalgazda yaşanabilecek sıkıntılar öne sürülerek harekete geçenler var. Rusya gazı kesmeyeceğini açıkladı. Zaten gazı kesmesi de kendi açısından aptalca. Ama bu krizi fırsata çevirmek ve oluşacak tepkileri bertaraf edecek bir taktik izleniyor. IKBY Başbakanı Neçirvan Barzani sık sık Türkiye’ye geliyor. Bazı ziyaretlerinden Dışişleri Bakanlığı’nın bile haberi olmuyor. Ama Türkiye’de doğrudan üst makamlarla buluşuyor. Şimdi Bağdat yönetiminin karşı çıkmasına rağmen Barzani yönetimi ile petrol işi pişiriliyor. Olayda rol üstlenen off-shore şirketlerin asıl ortaklarını bürokratlar da biliyor, bölgede iş yapan işadamları da... Türkiye’nin bölünmesi, uluslararası hukuk umurlarında bile değil. Rusya krizini büyütme çabasının arkasında da bu petrol ve doğalgaz işi var. Bu arada, Musul’a asker gönderme işinin zamanlaması da dikkat çekici.” ■ Aydınlık, (8.12.2015)

YABANCI SERMAYE: YABANCILARDAN BIST’TE REKOR SATIŞ

YABANCI yatırımcılar, Borsa İstanbul’da Kasım’da 1 milyar 136 milyon dolarla son 2.5 yılın en yüksek net satımını gerçekleştirdi. Yabancı yatırımcıların, Ekim’deki 168 milyon dolarlık net alımın ardından, Temmuz, Ağustos ve Eylül ayında olduğu gibi Kasım’da tekrar satış tarafına geçmeleri dikkati çekti. Yabancı yatırımcıların işlemlerine bakıldığında özellikle yılın ikinci yarısındaki satışlarla net çıkışın 1 milyar 905 milyon dolara ulaştığı hesaplanıyor. ■ gazetevatan, (8.12.2015)

KIBRIS: ‘TÜRK TARAFI “4’TE 1 ORANINI” KABUL ETTİ’

Güney Kıbrıs lideri Nikos Anastasiadis önceki gün toplanan Rum Ulusal Konsey toplantısında şu ana kadar Türk tarafı ile yapılan müzakerelerde elde edilen gelişmeleri açıkladı.

Kıbrıs’ta varılacak bir anlaşmada, Türklerin nüfusunun Rumların nüfusunun 4’te 1’i kadar olması konusunda bir uzlaşıya varıldı.

Buna göre Ada’daki nufüs her zaman 4’te 1 olarak kalacak, nüfusta rakam değişimi kabul edilmeyecek.

Masada kabul edilen rakam ise, 220 bin Türk ve 800 bin Rum.

Anlaşmadan sonra 25 yılda bir gözden geçirilecek sisteme göre, Türk ve Rumların nüfusu kontrol edilecek.

Nüfus oranının 4’te 1’i geçmemesi sağlanacak, bu konuda federal hükümetler gerekli çalışmaları yapacak.

Şu anki Kıbrıs Türk yönetimi ise, 4’te 1 oranını, Yunanistan'dan  ve Türkiye’den gelen vatandaşlar olarak değerlendiriyor.

Buna göre, Türkiye’den Türk federal devletine yerleşecek sayının, nüfus oranını etkilememesi gerekecek.

Aynı durum Yunanistan’dan Rum federal devletine gelecekler için de geçerli olacak.

Milliyet’ten Sefa Karahasan’ın haberine göre; nüfus konusundaki tartışmalar 2011 yılında yapılan müzakerelere damga vurmuştu.

Dönemin Rum lideri Dimitris Hristofyas, KKTC’nin 3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile masada tartışmıştı.

Hristofyas, “Nüfus 4’te biri geçemez” dediğinde, Eroğlu, “Bunu kabul etmemiz mümkün değil” karşılığını vermişti.

Türk tarafının, “Anlaşmadan yıllar sonra Türk halkı daha fazla doğurarak devletin 4’te 2’sine denk gelirse nasıl olacak?” yönündeki itirazına karşılık Hristofyas, “Sayı her zaman dörtte bir olmalı” ısrarında bulunmuştu.

Garantiler ile ilgili, Kıbrıs Türk tarafının 1960 antlaşmasında geri adım attığını öne süren Rum lider, “Kıbrıs Türk tarafının da, Garantilerde asker bulundurma kısmına sıcak bakmadığını” savundu.

Buna göre 1960 Garanti ve İttifak anlaşmasında bir düzenleme yapılacak ve asker bulundurma kısmı olan ‘ittifak’ anlaşmadan çıkarılacak.

Kıbrıs Türk tarafı ise; bu konuda henüz bir anlaşmanın olmadığı görüşünde.

Anastasiadis ayrıca çözüm ile birlikte Kapalı Maraş’ın iade edileceğini söyledi

Rum lidere göre masada şu anlaşmalara varıldı:

Kamu: Kamuda yüzde 67 Rum, yüzde 33 Türk çalışacak.

Toprak: Kriterler görüşülüyor. (Nasıl bir haritanın ortaya çıkacağı belirlenecek)

İç vatandaşlık:  Sınırlandırmalar konulacak. Bu konuda kriter, kurucu devletin dilleri olan Türkçe veya Rumca’yı konuşabilmek olacak. İç vatandaşlığa sahip bir kişi merkezi devletin de vatandaşı olacak.

Dönüşümlü Başkanlık: Anlaşmazlıklar sürüyor. Türk tarafı dönüşümlü başkanlığı olmazsa olmaz diyor, Rumlar karşı çıkıyor.

Güney Kıbrıs lideri Nikos Anastasiadis, bir çözüm sonrasında Kuzey’e geçecek Rumların yaşayabileceği ‘special zone’ (özel bölge) alanlarının oluşturulmasını istedi.

Buna göre, Türklerin yaşadıkları bölgelere yerleşecek Rumlar için özel alanlar oluşturulacak.

Başka bir değişle şehirlerde kanton bölgeler olacak.

Görüşme tutanaklarında da geçen ‘özel bölge’ konusunda Ulusal Konsey’e bilgi veren Anastasiadis, kanton bölge konusunu Aralık ayı içerisinde KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile ele alacağını açıkladı. ■ reel piyasalar, (8.12.2015)

9.12.2015

ALTININ GRAM FİYATI 1 AYIN EN YÜKSEĞİNDE

Altının gram fiyatı, 101,72 liraya çıkarak 11 Kasım'dan bu yana gördüğü en yüksek seviyeye ulaştı.

Altının gram fiyatı, uluslararası piyasalarda ons fiyatındaki yükseliş ve dolar kurunun 2,92 seviyelerine çıkmasının etkisiyle dünkü kapanışına göre yüzde 1'e yakın değer kazanarak 101,72 lirayı gördü.

ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faizleri artıracağı tahmin edilen 15-16 Aralık'taki toplantısı öncesinde altının ons fiyatı toparlanırken, dolar/TL de, doların diğer gelişen ülke para birimlerine karşı güçlenmesinin etkisiyle gün içinde 2,92'nin üzerini test etti.

Güne 1.073 dolar seviyelerinden başlayan altının onsu, 1.085 dolara çıktıktan sonra 1.081 dolar seviyelerinde dengelendi. Dolar/TL ise 2,92'nin üzerini gördükten sonra şu dakikalarda 2,9120 seviyelerinden alıcı buluyor.

Altının gram fiyatı da11 Kasım'dan bu yana gördüğü en yüksek seviyeye çıktıktan sonra şu dakikalarda 101,36 lira seviyelerinden işlem görüyor. Analistler, altının gram fiyatının 101,20 lira seviyesinin üzerinde kalması durumunda 103 lira direncinin gündeme gelebileceğini ifade ediyor. Şu dakikalarda Kapalıçarşı'da çeyrek altın 167 lira, Cumhuriyet altını ise 681 lira seviyelerinden satılıyor. ■ Akşam, (9.12.2015)

Mİ, HALK KATILIMI: MAHKEMEDEN 'YEŞİL YOL PROJESİ' KARARI

Danıştay, Tema Vakfı tarafından Yeşil Yol Projesi'ni de kapsayan Karadeniz Bölgesi'ndeki 6 ilin 'Çevre Düzeni Planı' için açılan davada yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Rize, Artvin, Trabzon, Gümüşhane, Giresun ve Ordu illerindeki vadilerin doğal varlıklarının değerlendirildiği 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı, 2011 yılının Ağustos ayında dönemin Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlandı. Sol'da yer alan habere göre; TEMA Vakfı, daha sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülen çalışma ile ilgili olarak, bir haftalık askı süresi içerisinde planın 36 maddesine itiraz etti. İtirazlardan sonuç alamayan TEMA, planın yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle 2011 yılının Aralık ayında Danıştay'a dava açtı. Dava kapsamında 2013 yılının Kasım ayında Danıştay üyeleri ile birlikte aralarında Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) öğretim görevlilerinin yer aldığı bilirkişi heyeti, Doğu Karadeniz Bölgesi'nde 36 noktada 3 gün süreyle bilirkişi incelemesi yaptı.

"PLANDA BÖLGENİN DOĞAL VARLIKLARI KORUNMUYOR" VURGUSU
Bilirkişi raporunda Çevre Düzeni Planı'nın bölgedeki önemli doğa koruma alanlarını, su havzalarını, tarım alanlarını korumadığına vurgu yapıldı. Planın, merkezine yaşam önceliğini ve bunun sürdürülebilirliğini koyması gerekirken, sadece insanı esas alan bir yaklaşımla hazırlandığı belirtildi. Planın ayrıca bölgedeki korunması gereken doğal varlıkları, 'Doğal kaynak' olarak görmekle, ticarileştirilmesinin yolunu açtığına dikkat çekildi. Danıştay İdari Dava Daireleri, bilirkişi raporlarına dayanarak 6 ilin Çevre Düzeni Planının yürütmesini durdurma kararı verdi.

'YEŞİL YOLLA DOĞAL YAPI OLUMSUZ ETKİLENECEK'
TEMA Vakfı Rize Temsilcisi Nevzat Özer, Samsun'dan Artvin'e kadar Karadeniz yaylalarını yüksek rakımdan denize paralel bir şekilde birbirine bağlayacak olan Yeşil Yol projesini de kapsayan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı ile ilgili Danıştay'ın verdiği yürütmeyi durdurma kararının önemli olduğunu belirterek şunları söyledi:

"Planın iptali talep edilen bölümlerinden biri de Yeşil Yol Projesi ile ilgiliydi. Planda, 'Yayla turizminin geliştirilmesi için yaylalar arası entegrasyon' olarak yer verilen Yeşil Yol Projesi'nin, bölgenin doğal ve kültürel yapısını bozacağı gerekçesi ile iptalini talep ettik. Bölgede yapılan mahkeme keşfinde, bilirkişi heyeti de, 'Yaylaların karayolu ile birbirlerine bağlanması halinde araç trafiğinin denetlenmesinin zor biçimde artacağı, yaylalardaki geleneksel yaşam tarzını sürdürmenin zorlaşacağı, yaylaları yapılaşma için cazip hale getireceği, bu durumun, yaylaların doğal yapısını olumsuz olarak etkileyeceği' yönünde görüş bildirdi. Yine raporda, yaylaların entegrasyonu amacıyla yeni yolların açılması ile ilgili olarak, 'Bölgenin topografik yapısının oluşturduğu denize dik ve derin vadilerin denize paralel yollarla birbirine bağlanması durumunda büyük bir çevre tahribatına neden olunacağı, böylesine bir tahribata neden olmak yerine, bugünkü gibi her yaylaya mevcut güzergahlardan erişilmesinin doğru bir yaklaşım olacağı' belirtildi."

PROJE DURDURULMALI
Bilirkişi heyetinin oluşabilecek tahribata dikkat çektiğini hatırlatan Özer, "Bilirkişi heyeti raporunda da belirtildiği gibi, yol inşaatlarıyla çok özgün doğal özellikleri olan vadilerin ve doğal çevrenin tahribatı söz konusu olacak. Yeşil Yol projesi Karadeniz bölgesinin sahip olduğu eşsiz güzelliklere telafisi güç zararlar vermeden durdurulmalıdır" dedi.

YEŞİL YOL PROJESİ NEDİR?
Yeşil Yol, Samsun'dan başlayarak Ordu, Giresun, Gümüşhane, Bayburt, Trabzon, Rize ve Artvin'in yaylaları ve turizm merkezlerini üst koddan birbirine bağlayan yaklaşık 2 bin 600 kilometre uzunluğunda turizm yolu olarak planlandı. 7 metre genişliğinde gidiş - geliş tek şerit olarak planlanan yolun zemini taş parke döşemeli olacak. Bu yolla birlikte 40 noktada oteller, restoranlar ve kayak tesislerinden oluşan turizm merkezleri oluşturulacak. İki yıldır süren ve 90 milyon lira harcanan yol çalışmasının 2018 yılında tamamlanması planlanıyor. Yeşil yol projesi geçen yaz döneminde Rize'de protestolara neden olmuştu.

YEŞİL YOL'A KARŞI DİRENİŞİN SEMBOLÜ HAVVA ANA
Çamlıhemşin İlçesi Yukarı Kavron ve Samistal yaylaları arasındaki Yeşil yol bağlantısına karşı çıkan bölge halkı iş makinelerinin önüne çıkarak eylem yapmıştı. "Havva ana" lakabıyla tanınan Rabia Bekar, komandolar eşlinde getirilen iş makinelerinin çalışmasına karşı direnerek Yeşil yol mücadelesinin sembolü olmuştu. Uzun süren protestolar ve tepkiler nedeniyle Rize Valiliği Yukarı Kavrun-Samistal bağlantı yolunu durdurmuştu. ■ Birgün, (9.12.2015)

BORÇLANMA, HALK: ÜLKENİN YÜZDE 10'U KART VE KREDİ BORCUNDAN MAHKEMELİK

Kredi kartı ve bireysel kredi borçlarını ödeyemeyip yasal takibe uğrayanların sayısı 1.15 milyonu aştı.

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi’nin, Negatif Nitelikli Bireysel Kredi ve Kredi Kartı Ekim 2015 Raporu’na göre; bireysel kredi veya kredi kartı borcudan dolayı yasal takibe girenlerin sayısı, geçen yılın ilk 10 ayına göre yüzde 2 artarak 1 milyon 151 bin kişiye yükseldi.

TBB Risk Merkezi verileri, Ekim sonunda bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe alınan kişi sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9 artarak 617 bin kişiye yükseldiğini gösterdi. Aynı dönemde kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe alınmış kişi sayısı ise yüzde 3 azalarak 862 bine geriledi. ■ Birgün, (9.12.2015)

EĞİTİM: DİN DERSİ ÖĞRETMENİ 'KIYAMET' DERSİNİ MEZARLIKTA ANLATTI!

Adana'da Merkez Sarıçam İlçesi'ndeki Orhangazi İmam Hatip Ortaokulu öğretmeni Yaşar Çıraklı, dün 7-E sınıfını Burak Mezarlığı'na götürerek "Ahirete iman, kıyamet ve yeniden dirilme" konusunu işledi.

12-13 yaşlarındaki öğrencilerin sorularını yanıtlayan Çıraklı, mezarlık dersini de "sıra dışı uygulama" olarak yorumladı. Yaklaşık 1 saat süren mezarlık dersini öğrenciler ölenler için dua okuyarak tamamladı.

Ders hakkında dönüş yolunda öğrencilerinin izlenimlerini alan Yaşar Çıraklı, yaptıkları sıra dışı uygulama ile çok faydalı sonuçlar aldıklarını, öğrenciler üzerinde 'müthiş etkili' olduğunu kaydetti. Çıraklı ayrıca, mezarlık ziyaretinin ahireti hatırlamak açısından da önemli olduğunu vurguladı. ■ Birgün, (9.12.2015)

FAİZ: ALTIN’I FED DİZGİNLİYOR

Önümüzdeki hafta gelmesi muhtemel Fed faiz artışı, altın fiyatlarında yükselişlerin sınırlı kalmasını sağlıyor.

Dolar endeksindeki kısmi gevşeme altında hafif yükseliş yarattı.

Yatırımcıların önümüzdeki hafta gelmesi muhtemel Fed faiz artışına gözlerini çevirmesiyle bu yükseliş sınırlı kaldı.

Bu sabah itibariyle spot altının ons fiyatı yüzde 0.3 yükselerek 1,077.06 dolardan işlem görürken, dün de yüzde 0.4 değer kazanmıştı.

Analistlere göre, özellikle altında ciddi bir yükseliş beklentisinin olmaması, yükselişlerin kâr satışları olarak değerlendirilmesini destekleyebilir. Ayrıca, altının yükselişlerde tutunmakta zorluk çekmesi, Avrupa Merkez Bankası kararları sonrası, başlayan yükselişin Fed baskısı ile tekrar dip seviyelere gerilemesine neden olabilir.

Gelecek hafta ABD Merkez Bankası Fed'in faiz artırması bekleniyor.

Bu haftada küresel piyasalar, dünyanın en büyük ikinci ekonomisine sahip ülkesi olan Çin'den gelen veri ve haberleri izliyor. ■ Dünya, (9.12.2015)

10.12.2015

DOLAR SALTANATI TARİHE KARIŞABİLİR’

‘Gölge CIA’ olarak da bilinen Amerikan düşünce kuruluşu Stratfor’da Çin’in dünya ekonomisindeki yükselişi ve dolar hakimiyetinin çöküşü ele alındı
ABD hükümetine yakınlığıyla bilinen küresel istihbarat kuruluşu Stratfor’un internet sitesinde yayınlanan Haftalık Jeopolitik Değerlendirmeler köşesinde “ABD’nin Dolar saltanatı tarihe karışabilir. Dünya ekonomisi çok kutuplu hale gelebilir”değerlendirmesi yapıldı. 
İngiliz ekonomi uzmanı Mark Fleming-Williams tarafından kaleme alınan 1 Aralık 2015 tarihli makalede, 30 Kasım’da Çin’in para birimi Yuan’in IMF’nin kur sepetine girmesi değerlendirildi. Makalede bu gelişme “küresel ekonomik düzende yeni bir çağın başlangıcı” olarak görülürken, dünden bugüne olmasa bile birkaç yıl içerisinde Yuan’in uluslararası rezerv kurları arasına gireceği ifade edildi. Ayrıca bu kararın bugünden gözlemlenebilecek öneminin, ilk defa ABD’nin müttefiği olmayan bir ülkenin para biriminin IMF’nin Özel Çekim Hakkı kur sepetine dahil olması gösterildi. Yazara göre bu durum daha geniş bir cereyana işaret ediyor: “Dünya ekonomisinin yeni taraflarının giderek artan ekonomik gücü.” 
Makalede ayrıca ABD’nin 1944 Breton Woods Anlaşması’yla birlikte mimarlığını ve liderliğini üstlendiği küresel ekonomik sistemin bu yeni zorlukları nasıl karşılayacağının tartışma konusu olduğu belirtildi.

BRICS ALTERNATİF ÜRETİYOR
Yazar, ABD’nin ekonomik egemenliğiyle tanımlanan statükonun birçok alanda sarsılmaya başladığını ifade ederken; ABD’nin bu sorunlarla nasıl baş edeceğinin hala bir soru işareti olduğunu vurguladı. 2000-2008 yılları arasında BRICS ülkelerinin başını çektiği dünyanın yoksul ekonomilerinin çarpıcı bir şekilde atağa geçtiğini ifade eden Fleming-Williams, yazının devamında 2008 krizinden sonra IMF’nin önemini tekrar kazandığını belirtti. Öte yandan BRICS’in ABD’nin egemenliğindeki küresel ekonomik sistemin kurumlarına alternatif kurumlar ürettiğine de değinildi. Yazar ABD’nin içine düştüğü durumu şu örnekle anlattı: “ABD için daha da endişe verici olan şey ise çoğu yakın müttefiğinin, Washington’un temennilerine karşı gelerek bu kurumlardan bir tanesine, Asya Altyapı Yatırım Bankası’na katılmış olmasıdır.”

ABD REKABETTEN KAÇIYOR
Çin’in kur sepetine girme isteğini BRICS’in IMF karşısında halen yeteri kadar kuvvetli olmamasına bağlayan yazar, Çin’i küresel ekonomik sistemin içerisinde tutma çabasıyla ABD’nin Çin’le rekabet etmekten kaçındığının da altını çizdi. Makalede ayrıca; çözüm noktasında ABD siyasetçilerinde bölünmelerin olduğu, bir kesimin ABD’nin yalnızlık politikasına dönmesini savunduğu diğer bir kesimin ise küresel ekonomik sistemi yeniden yapılandırarak canlandırma taraftarı olduğu anlatıldı. ABD’nin 1945’te yüzde 50 olan dünya gayri safi yurtiçi hasılasındaki payının 2015’te yüzde 22’ye düştüğü hatırlatılan makalede düşüşün devam etmesi halinde Yuan’in IMF kur sepetine girişinin daha da önem kazanacağı ve ABD’nin dolar saltanatının tarihe karışarak dünya ekonomisinin çok kutuplu hale geleceği vurgulandı. Sadık Can Perinçek, Aydınlık, (10.12.2015)

BÖLÜCÜLÜK: DAVUTOĞLU 'KÜRDİSTAN' DEDİ

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’yle görüşen Başbakan Davutoğlu'nun kullandığı 'Irak Kürdistan Bölgesi' ifadesi dikkatlerden kaçmadı.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’yi kabul eden Başbakan Ahmet Davutoğlu, görüşme sırasında Irak'ın kuzeyinden 'Kürdistan' diye bahsetti. , Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’yi Çarşamba akşamı kabul eden Başbakan Ahmet Davutoğlu, görüşmenin başında yaptığı konuşma şunları söyledi: "Bu ziyaretinize çok memnun oldum, çok zamanlı bir ziyaret. Son gelişmeler bağlamında ziyaretiniz çok özel anlam kazandı. Özellikle de Irak Kürdistan Bölgesi’nin ve Erbil’in istikrarı bizim için stratejik bakımdan hayatidir. Irak’taki mevcudiyetimiz bu bölgenin istikrarının temelidir. Onun için de her türlü desteği hem Irak, hem de Irak Kürdistan Bölgesi’ne vereceğiz. Tam böyle tartışmaların olduğu bir dönemde sizi ağırlamak bizim için çok önemli. Bu, herkes için de önemli bir mesaj niteliği taşıyor” diye konuştu. Yeni Mesaj, (10.12.2015)

BÖLÜCÜLÜK: PYD’DEN ÖZERKLİK ADIMI

PKK’nın Suriye’deki kolu PYD, desteğini aldığı bazı gruplarla birlikte Suriye’nin kuzeyinde “yerel meclis” kurulacağını açıkladı. Bu adım Irak’ın kuzeyindeki Barzani kontrolündeki yapıya benzer bir yapının Suriye’de de oluşacağının göstergesi kabul ediliyor

Terör örgütü PKK’nın Suriye’deki uzantısı PYD, Suriyeli muhaliflerin Riyad’daki buluşmasına alternatif olarak düzenlediği toplantıda, kendine yakın bazı küçük gruplar ile yerel meclis kurma kararı aldı. Suriye’nin Haseke ilinin El-Malikiyye bölgesinde gerçekleştirilen toplantının sonuç bildirisinde PYD’nin kontrolünde”kanton” ilan ettiği bölgelerde “yerel meclis niteliğinde “Demokratik Suriye Konseyi”nin kurulmasına karar verildiği belirtildi. Buna göre, “Demokratik Suriye Konseyi, PYD’nin silahlı kolu YPG liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) temsil edecek. Uluslararası Af Örgütü, 13 Ekim’de yayımladığı raporunda PYD’nin Suriye’nin kuzeyinde Türkmen ve Arap sivillerin yaşadığı bölgelerde insan hakları ihlalinde bulunduğunu ve savaş suçu işlediğine dikkati çekmişti.
Haseke’de PYD öncülüğünde açıklanan sonuç bildirisinde ayrıca, Cenevre-1 Bildirisi doğrultusunda geçiş sürecinin bir an önce başlaması ve sonucunda ülkede “ademi merkeziyetçi” yönetim kurulması konusunda anlaşıldığı ifade edildi.
Ekim ayında PKK’nın Suriye’deki uzantısı Demokratik Birlik Partisi’ne (PYD) yakınlığıyla bilinen gruplar “Suriye Demokratik Güçleri” adı altında birleşmişti. Ardından PYD’nin başını çektiği oluşuma ABD’nin siyasi ve askeri desteği artmıştı. PYD, Haziran ayında Halep’in kuzeydoğusunda Türkiye sınırındaki Tel Abyad’ı IŞİD’den alarak, Haseke’den başlayan ve Kobani’yle devam eden hakimiyet alanını batı yönünde genişletmişti. Halihazırda kontrol ettiği Kobani ile Afrin’i birleştirmeyi amaçlayan PYD, IŞİD’in hakim olduğu Cerablus ile muhaliflerin bulunduğu Azez’i ele geçirmeyi amaçlıyor. Yeni Mesaj, (10.12.2015)

11.12.2015

KAPİTALİZM, GELİR DAĞILIMI: KOÇ’TAN EŞİTLİKÇİ MODEL ÇAĞRISI

Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ali Y. Koç, Dünya’nın âcilen daha eşitlikçi ve daha sürdürülebilir bir ekonomik modele ihtiyacı olduğunu söyledi

Koç, kapitalizmin kendini yeniden keşfetmesi, yeni bir dinamizm sağlayarak Dünya’yı bir dönem daha ileriye taşıyacak bir yapıya dönüşmesine ihtiyaç duyulduğunu belirterek, “Kapitalizm bunu daha önce birkaç kez yaptı, bundan sonra da yapmaması için hiçbir neden yok.” dedi. Koç Holding bünyesinde yayınlanan Bizden Haberler dergisine açıklamalarda bulunan Ali Y. Koç’un görüşleri şöyle; “Eğer dönüşüme öncülük etmez ve yönlendirmezsek, iş dünyasının son 30-40 yılda büyük zorluklarla elde ettiği kazanımları kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliriz. Mevcut yapının sürdürülemez olduğunu kabullenerek, kapitalizmi yeniden düşünmemiz gerekiyor. Eğer artan gelir ve refahın hem ülkeler içinde, hem de ülkeler arasında daha âdil bir şekilde paylaşılmasına ivedilikle olanak sağlanmazsa, yaşadığımız mülteci krizinin de gösterdiği gibi, ileride bu zorunlu olarak yapılmak durumunda kalınabilir.” Yeniçağ, (11.12.2015)

12.12.2015

ÇİN'İN E-TİCARET DEVİ ALİBABA, SCMP'Yİ SATIN ALDI

Çin'in e-ticaret devi Alibaba, Hong Kong merkezli yayın yapan South China Morning Post (SCMP) gazetesi ve SCMP Media şirketinin tüm medya varlıklarını satın aldığını açıkladı.

Alibaba Holding Başkan Yardımcısı Joe Tsai, internet aracılığıyla yaptığı açıklamada, South China Morning Post'un Hong Kong ve anakara Çin adına daha kapsamlı yayın yapması amacıyla satın alındığını duyurdu.

SCMP'nin 112 yıldır Çin'in yayın bölgesinde İngilizce yaptığı haberler dolayısıyla eşsiz olduğunu belirten Tsai, bu satın almayı dünyanın en büyük ikinci ekonomisi Çin'i takip etmek isteyen okuyucuları çekmek için fırsat olarak niteledi. Tsai, "Vizyonumuz dijital yayın ve bilgiye erişimi kolaylaştırarak, SCMP'nin küresel okunurluğunu genişletmektir" dedi.

SCMP Başkanı Robin Hu da mobil internet üzerinde Alibaba'nın ispatlanmış başarısı sayesinde dünya çapında daha fazla okuyucuya hitap etmeyi istediklerini anlattı.

1903 yılında kurulan South China Morning Post gazetesi, başlarda bölgedeki küçük kolonilere İngilizce yayınla ulaşma hedefiyle yola çıkmıştı. Gazete, daha sonra Hong Kong ve Çin başta olmak üzere dünya genelinde tanınarak, bölgeyle ilgili haberlere ulaşmak isteyen geniş okuyucusu kitlesine sahip oldu.

Dünya'nın en büyük online alışveriş sitesi kabul edilen Alibaba, bünyesinde birçok elektronik ticaret platformunu barındırıyor. Ayrıca, Çin'de internetten yapılan alışverişlerin yüzde 80'i de bu platform üzerinden gerçekleştiriliyor. Alibaba, Çin'de ticaret yapmak isteyen uluslararası firmalar ve deniz aşırı ülkelere ürün satmak isteyen Çinli firmaları biraraya getiren kuruluş olarak biliniyor. Cumhuriyet, (12.12.2015)

 

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura