Diğerleri > Sis Çanı
20-11-2015
NELER OLDU 25-31 TEMMUZ 2015 (Yabancıya toprak, BOP, bölücülük, borçlanma, TSK, IŞİD, Dolar, kaynak kullanımı, sağlık, işsizlik, yabancı sermaye, UÖŞ)

Cihan Dura

20.11.2015

 


25.7.2015

YABANCIYA TOPRAK: YABANCILAR BİR AYDA 2 BİN 256 KONUT ALDI

Türkiye genelinde konut satışları Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 19.1 artarak 110 bin 657 adete yükseldi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, “ipotekli satış” olarak nitelendirilen konut kredili satışlar da aynı dönemde yüzde 26.5 artışla 40 bin 503 adete çıktı.

TÜİK verilerine göre Haziran ayında satılan konutların 51 bin 202 adete yeni konutlardan, 59 bin 455 adeti de ikinci el konutlardan oluştu. Yabancılara yapılan konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 32.5 artarak 2 bin 256 düzeyine yükseldi. Yabancılara yapılan konut satışlarında, ilk sırayı 718 konut satışı ile İstanbul aldı. İstanbul’u 610 konut satışı ile Antalya, 198 konut satışı ile Aydın izledi. ■Aydınlık, (25.7.2015)

BÖLÜCÜLÜK, BOP: ERDOĞAN’IN NİHAİ HEDEFİ NEDİR?

Milliyet gazetesi, Suruç katliamı sonrası Twitter hesabından “Yabancı liderlerin Türkiye’deki IŞİD terörünün bir numaralı sebebini oluşturan kişiyi arayıp Suruç için başsağlığı dilemeleri utanç verici” ve “Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin Suriye politikasının Türkiye’nin ulusal güvenliğini tehdit ettiğini hep söyledim. Suruç’ta tehdit fiile geçti” diye mesaj geçen köşe yazarı Kadri Gürsel’in işine son verdi.

Milliyet’tin konu ile ilgili açıklamasında “Gürsel’in yaptığı yorumlar, gazetecinin etik kurallarıyla bağdaşmadığı gibi grubumuzun yayıncılık anlayışı ve sorumluluğuyla da ters düşmektedir” denildi. Yandaş medyada da “Kadri Gürsel’den Cumhurbaşkanı’na aşağılık saldırı” veya “iğrenç saldırı” gibi yorumlar yapıldı!

* * *

Gürsel’in işine son verenler veya ona hakaret edenler, IŞİD’in ortaya çıkmasında, AKP iktidarının Suriye politikasının hiçbir etkisinin olmadığını mı söylemeye çalışıyor?

Yoksa aşağıdaki yorumu yapan Independent gazetesinin Orta Doğu yazarı Patrick Cockburn da “aşağılık” ve “iğrenç” bir saldırıda mı bulunuyor:

“MİT ile IŞİD ve El Kaide’nin Suriye’deki kolu olan Nusra Cephesi arasındaki ilişki, Türkiye içinde ve dışında tartışılıyor. 937 kilometre uzunluğundaki Türkiye-Suriye sınırından gidip gelmelerin, 2011 yılından bu yana Suriye’deki cihatçı hareketlerin büyümesinde hayati rol oynadığına şüphe yok. Türkiye birçok yönden IŞİD ve Nusra Cephesi için güvenli bir sığınak oldu.”

Yandaşlara göre “aşağılık” ve “iğrenç” bir değerlendirme de Financial Times gazetesinin uluslararası ilişkiler editörü David Gardner’den geldi:

“Türkiye’nin sorununun kalbinde, Erdoğan ve Davutoğlu’nun Suriye politikası var. Bu ikili, 2012-2014 arası Suriye’de Esad rejimine karşı savaşmaları için cihatçı gönüllülerin Türkiye’den geçmelerine izin verdi. Bu hat üzerinden gizlice silâh yardımı da yapıldı.”

* * *

Bu iki gazetecinin yorumları, “gazetecinin etik kuralları” ile bağdaşıyor da Kadri Gürsel’in mesajları bağdaşmıyor öyle mi? Milliyet yönetiminin etik kurallarında, “görmedim, duymadım, işitmedim” diye üç maymunu oynamak mı var yoksa?

Kaldı ki IŞİD organizasyonunun asıl mimarlarından ve PKK’nın Suriye kolu olan PYD’yi de neredeyse “ABD’nin Suriye’deki kara kuvvetleri” sayan Obama’nın, Erdoğan’a Suruç ve Ceylanpınar saldırılarından dolayı taziyelerini iletmesi gerçekten insanlık adına utanç verici değil midir?

Bu davranışın, cinayet failinin cenaze törenine katılmasından ne farkı vardır?

“İki lider Amerika ve Türkiye’nin terörle mücadelede birlik içinde olduklarını vurguladı” diyorlar? İyi de alenen “eğit-donat” adı altında terörist yetiştiren kim?

* * *

Konuyu burada bitirecektim ki iki yıldönümü mesajı geldi. Erdoğan, Hatay’ın anavatana katılmasının 76. yıldönümü dolayısıyla yayınladığı mesajda “Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden bu yana, ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkesini şiar edinmiştir. Hatay’ın anavatana katılması da bu çerçevede elde edilmiş diplomatik başarıların en önemlilerindendir” dedi.

Yaa.. Peki siz ne yaptınız? Suriye’deki muhaliflere lojistik destek verirken “yurtta sulh, cihanda sulh” politikasını mı takip ettiniz? Atatürk’ün diplomatik başarı ile anavatana kazandırdığı Hatay’ı ve çevre illeri ne hale getirdiniz?

Erdoğan, Erzurum Kongresi’nin 96. yıldönümü dolayısıyla da “Erzurum’da alınan kararlarla milletimiz müşterek bir ideal etrafında birleşmiş, kurtuluş mücadelesinin nihai hedefi ortaya konmuştur” dedi.

Öyleyse ne amaçla milletin müşterek ideallerini yok ettiniz? Türk kimliğini hangi nihai hedef uğruna tartışmaya açtınız ve yıprattınız?

NOT: Erdoğan’ın acilen Dr. Arslan Tekin’in derlediği Akçuraoğlu Yusuf’un “Üç Tarz-ı Siyaset” makalesi ve konuyla ilgili tartışmaları içeren kitabı okuması gerekiyor. Sadece onun değil herkesin... ■Arslan Bulut, Yeniçağ, (25.7.2015)

BORÇLANMA, KAMU: AVRUPA BORCA BATTI

Herkes Yunanistan’ın yaşadığı krizi konuşadursun diğer AB üyesi ülkelerin durumu da pek iç açıcı değil. Avro Bölgesi’nde kamu borcu/GSYH oranı ilk çeyrekte yüzde 92.9’a, Avrupa Birliği’nde ise yüzde 88.2’ye yükseldi.

Avrupa İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) verilerine göre, 19 üyeli Avro Bölgesi’nin kamu borcunun GSYH’ya oranı geçen yılının son çeyreğinde yüzde 92 iken, bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 92.9’a yükseldi. Avrupa Birliği’nde (AB) ise kamu borcu/GSYH oranı aynı dönemde yüzde 86.9’dan yüzde 88.2 çıktı. Avro Bölgesi’nde ve AB’de kamu borcunun GSYH’ye oranı 2014 yılının ilk çeyreğinde sırasıyla yüzde 91.9 ve yüzde 86.2 düzeyindeydi. Bu yılın birinci çeyrek sonu itibarıyla borç senetleri Avro Bölgesi’nde genel kamu borcunun yüzde 79.1’ini, AB’de ise yüzde 80.8’lik kısmını oluşturdu. Krediler, tek para birliğinde kamu borcunun yüzde 18’ine, nakit ve mevduatlar ise yüzde 2.9’una tekabül etti. AB’de ise krediler kamu borcunun yüzde 15.2’sini, nakit ve mevduatlar da yüzde 3.9’unu oluşturdu.
Borçsuz ülke yok

Üye ülkeler arasında bu yılın ilk çeyreğinde en fazla kamu borcu/GSYH oranına sahip ülke yüzde 168.8’le Yunanistan oldu. Yunanistan’ı yüzde 135.1 ile İtalya ve yüzde 129.6 ile Portekiz izledi. Söz konusu dönemde en az kamu borcu/GSYH oranına sahip ülke ise yüzde 10.5 ile Estonya oldu. Estonya’nın ardından yüzde 21.6 ile Lüksemburg ve yüzde 29.6 ile Bulgaristan geldi. Geçen yılın son çeyreğine göre bu yılın ilk çeyreğinde 15 ülkenin kamu borcu/GSYH oranında artış, 12 ülkede ise azalış görüldü. Söz konusu oranda en yüksek artış 4.5 puanla Belçika’da oldu. Bu ülkeyi 3 puanlık artışla İtalya ve 2.6 puanlık artışla da Hırvatistan takip etti. Aynı dönemde en fazla düşüş ise 8.3 puanla Yunanistan’da gerçekleşirken, bu ülkeyi 5.1 puanlık düşüşle Letonya ve 2.7 puanlık azalışla Litvanya izledi. ■ Yeni Mesaj, (25.7.2015)

26.7.2015

TSK, BÖLÜCÜLÜK, PKK, IŞİD: PARALEL TERÖR ÖRGÜTLERİNİN DOLAR BAĞLANTILARI!..

Türk Silahlı Kuvvetlerinin muhteşem bir şekilde planladığı ve icra ettiği eş zamanlı IŞİD ve Kuzey Irak operasyonunun tüm detaylarını haber sütunlarımızda bulacağınız için sizlere önceki gece dün sabaha kadar Ankara’da yaşanan sıcak gelişmelerden perde arkasında kalan önemli detayları aktaracağım.

Öncelikle bilmenizi isterim;bölücü terör örgütü PKK’nın Kandil’deki inlerini düm düz eden harekatın planlamaları yaklaşık 2 senedir Genelkurmay Karargahında yapılıyordu. Doğru!.. “Çözüm süreci” denen illet çerçevesinde Türk Savaş uçakları Kandli’e yönelik operasyonlarını durdurmuştu. Fakat, TSK son iki senelik süreç içinde Kandil ve çevresini çeşitli hava araçlarıyla gözetleme faaliyetlerinden hiç geri adım atmadı. Kandil’deki tüm şer odaklarının karargahları,eğitim alanları, sığınakları ,mağaraları, silah depoları, hastanelerinin haritaları sürekli güncellenerek bugüne kadar gelindi. Önceki gece Kuzey Irak’a hava ve karadan atış destek vasıtalarıyla yapılan muhteşem operasyonda tam 450 hedef yerle bir edildi. Kuzey Irak’a gece boyunca 2 büyük hava operasyonu düzenlendi. Türkiye’deki tüm hava üslerinin kullanıldığı ilk sortide tam 66 savaş uçağımız 2’nci sortide ise 70 savaş uçağımız görev aldı.Operasyonlarda hassas güdümlü mermiler kullanıldı. Ankara’ya gelen ilk bilgilere göre bölücü hainlerin zayiatı büyük. Operasyon sonrası keşif faaliyetleri devam ediyor ve kesintiye uğramayacak.

Dikkatinizden kaçmamıştır... PKK’yı imha operasyonun düğmesine basılmasıyla birlikte sazcı kardeşler ve severleri yeniden kusmaya başladılar. Vay! Neymiş efendim? Çözüm süreciymiş, HDP’nin tepkisinin tetiklenmesiymiş, Kandil ağır bir şekilde cevap verirmiş de iç huzur bozulurmuş muş.. Demokrasi rafa kaldırılırmıymış mış.. Daha uyanıkları ise,Ankara’nın kararlılığını gördükleri için bağlı oldukları kulübenin sahibi ABD’nin müttefikliğinden dem vurur hale geldiler. Zarardan, kar çıkarmanın peşinden düştüler...

Acınacak hallerini seyrede durun!.. Olup bitenin tek bir tarifi var;Milli irade ve kararlılığının Mete Han’ın ordusunun vasıtasıyla tecelli etmesi. Paralel devletçiklerle nasıl mücadele edilir dost düşman herkes görsün.

Artlarını büyük korku saran ve Türkiye’de bir iç ayaklanmayı tetikleme isteyen sazcı kardeşlere sakın ha kulak asmayın. Bu operasyonlarla birlikte olası iç ayaklanma hareketlerine karşı her türlü tedbir alınmış vaziyette. Hani şu, AKP’nin Brüksel ve bölücülere şirin gözükmek maksadıyla büyük demokrat kisvesi ile kaldırdığı EMASYA protokolü var ya... Ha!..Bilgilerinizi tazelemek amacıyla önce EMASYA’yı kısa bir hatırlatalım;

İçişleri Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı arasında 7 Temmuz 1997’da imzalandı. İl İdaresi Kanunu’nda yapılan değişiklik askerin, polisin yeterli olmadığı durumlarda toplumsal olaylara müdahalesine dönük bir düzenlemeyi zorunlu kılmıştı.

’Emniyet-Asayiş-Yardımlaşma’ifadelerinin kısaltılmışı. Valilik talep etmese de askere, kendisi gerekli gördüğü durumlarda toplumsal olaylara el koyma yetkisi veriyordu. Protokol şehir merkezleriyle ilgili istihbaratı askerle paylaşma imkanı da getiriyordu.

EMASYA’nın bir içeriği de askerin toplumsal olaylara müdahalesinde eğitimi ile ilgiliydi. Terör bölgesinde gelişmeler ile birlikte TSK son iki senedir özel birliklerini EMASYA eğitimine tabi tuttu ve hazırladı. Toplumsal olaylarda nasıl hareket edileceğine ilişkin her şey hazır.Daha fazlasını anlatmaya herhalde gerek kalmadı...

Gelelim,terör örgütlerine karşı yürütülen eş zamanlı operasyonlarının düğmeye basılması anına. “Başbakan” Ahmet Davutoğlu’nun dünkü “Üç terör örgütünün de DHKP-C’nin de Kandil’de ne yaptığını biliyoruz. DHKP-C ile PKK arasındaki işbirliğinin de farkındayız” sözlerini hatırlatalım. En baştan beri Ankara’nın, IŞİD ile PKK’nın ABD’nin bölgede kullandığı manivelası olduğu tespitlerini bu sütunlardan sizlere iletiyorum. Kilis’te astsubayımızın IŞİD militanları tarafından şehit edilmesinin ardından Güvenlik zirvesinde ABD üst aklı tarafından tezgahlanan oyunlar tekrar masaya yatırıldı. IŞİD içinde çeşitli grupların PKK ile para trafikleri ve düzenledikleri eylemlerin belgeleri gözden geçirildi. Saldırıyı düzenleyen 5 IŞİD’linin de “para için eylem” ve PKK bağlantılarının üzerinde duruldu. IŞİD’e militan devşiren bazı internet sitelerinin profesyonelliğine ve “ABD üst aklı” ile aslında bunların PKK tarafından organize edildiğine dair kanıtlar ele alındı. Kandırılan ve IŞİD’e gittiğini zanneden zavallıların nasıl PKK’nın amaçlarına alet edildiği konuşuldu. Tüm terör örgütü yapılanmalarının Türkiye aleyhtarı paralel faaliyetleri, ilişkileri, tabiri caizse(!) iktidarın gözünün içine sokuldu. Anlayacağınız,birileri de kıpırdayacakları yer bulamadığı için gömlek değiştirmek zorunda kaldı.

İktidarın ısrarla pompaladığı “ABD ile ortaklık” açıklamalarına gelince.Ankara, çelişkiler içinde böyle bir siyasi yapıya rağmen, hareket etme ve gerçek hedeflere ulaşmayı başardı.

Balyoz,Ergenekon, 28 Şubat yargılamaları vs.. darbelerine ve tüm kumpaslara rağmen Türk Silahlı Kuvvetleri, milleti ve devletinin bekası için dimdik nasıl ayakta durduğunu dost-düşman herkese gösterdi. Türk Silahlı Kuvvetlerini zafiyet içinde göstermeye çalışanlara, “komuta edecek adam kalmadı”, “ savaş uçaklarını uçuracak pilotlarımız kalmadı”, “TSK savaşma gücünü yitirdi”, “TSK paralelcilere teslim oldu” diyen akıl fukaralarına da iyi bir ders verildi.

Esas,şimdi “eşik” değişti!..

Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimize dualarınızı eksik etmeyin. ■ Ahmet Takan, Yeniçağ,  (26.7.2015)

27.7.2015

BÖLÜCÜLÜK: PKK ‘MESKUN MAHAL SAVAŞI’NA HAZIRLANIYOR

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Irak’ın kuzeyine yönelik hava operasyonu öncesinde istihbarat birimleri PKK’nın Cizre, Silopi ve Nusaybin’de meskun mahal savaşına hazırlık için evler ve mahalleler arasında tünel sistemi kurmaya başladığı bilgisine ulaştı.

Aydınlık’ın ulaştığı bilgilere göre, devletin istihbarat birimleri yaptıkları saha çalışmasında özellikle nalburlardaki ticari mal trafiğinde alışılmışın dışında hareketlilik gözlemledi. İstihbarat birimleri her evde bulunan balyoz keskiden başka, sürgü şeklinde kalın sacdan geçiş mekanizma-aparat talebinin arttığını not ettiler.

Bu mekanizma-aparatın özellikle yörede çok kullanılan sac tandır kapağı olarak işlev gördüğü saptandı. Ancak son dönemde bu sac aparatların evler ve mahaller arasında inşa edilen tünellerin girişlerinin kapatılmasında kullanıldıkları ortaya çıktı.

İstihbarat raporlarında Silopi, Cizre ve Nusaybin’deki ev-mahalleler arasında gerektiğinde denetimli geçiş için tünel işlevi temin eden sistemlerin yaygınlık kazandığı değerlendirildi.

Raporlarda meskûn mahal çatışmalarında söz konusu tünel geçişlerin kullanılmakta olduğu uyarısı da yapılırken, Ayn el Arap’ta (Kobani) PKK’nın elde ettiği deneyimin sadece silahlı-terörist unsur uhdesinde tutulmaması, sivil halkla etkileşimde de kendisini gösterdiği vurgulandı.

Bu arada PKK liderlerinden Cemil Bayık’ın, “Tüm halkımız silah almalı, bu temelde kendini eğitmeli ve örgütlemeli. IŞİD ve sömürgeci tüm güçlerin her türlü saldırısına karşı köylerde, kentlerde, mahallelerde yer altı sistemi, tüneller, mevzi sistemi geliştirmeli. Köyünü, kentini mahallelerini terk etmemeli, yaşam olacaksa da kendi topraklarında, ölüm olacaksa da kendi topraklarında olmalı” açıklamasına da dikkat çekildi. ■ Deniz Kahraman , Aydınlık, (27.7.2015)

DOLAR FED'İ BEKLİYOR

ABD Merkez Bankası'nın faiz artışlarına yaklaştığına ilişkin işaretlerin artması ve içeride Suruç katliamının ardından yaşanan gerginliklerin etkisiyle dolar 2.75 liraya çıktı.

Dolar, 2.6540 lira düzeyinde başladığı geçen haftayı 2.75 lira sınırında kapatmış ve bugünkü işlemlere de 2.7450 lira dolayında başlamıştı. Küresel piyasalarda euro karşısında 1.10 düzeyine gerileyen dolar Türkiye'de 2.7500 lirayı görürken, euro da 3.03 liranın üzerine çıkarak 3.0350 liraya kadar yükseldi.
Borsa İstanbul Endeksi de geçen hafta kapanışa göre yüzde 0.1'in dolayında düşüşle 78 bin 608 puana geriledi.
Piyasalarda, savaş uçaklarının sınır ötesi bombardımanının yanı sıra Türkiye genelinde süren operasyonların etkisiyle satıcılı bir havanın hakim olduğuna işaret eden enelistler, AKP ve CHP'nin koalisyon kurma çalışmalarını da yakından izliyor. Ayrıca, Eylül ayında faiz artışlarına başlaması beklenen ABD Merkez Bankası'nın (FED) yarın başlayıp iki gün sürecek faiz toplantısından çıkacak açıklamalar da etkili olacak. ■ Aydınlık, (27.7.2015)

BESLE KARGAYI, BOP: 'GÜNAYDIN TÜRKİYE'

Suriye yönetimini devirmek ve Irak denklemini değiştirmek için dünyadaki tüm teröristlerin bölgeye taşındığını belirterek konuşmasına başlayan Hasan Nasrallah, terörün kontrol edilebilir bir enstruman olmadığına değinerek şu ifadelere yer verdi : “ Dedik ki getirdikleri tüm bu teöristler, gün gelecek ve onlara saldıracaklardır. Büyünün, büyücüye döneceğini söyledik. Yılanın sahibini sokmakla kalmayacağını, aynı zamanda onu tamamen yiyeceğini söyledik. Bunları yıllar önce söyledik. Hepsi de sanıyorlardı ki oyunun tüm kontrolünü tamamen ellerinde tutuyorlar.”

Suudi Arabistan, Katar, Ürdün ve kimi Körfez ülkelerinin terörün iplerini tuttuğu yanılsaması içinde olduklarına vurgu yaparak konuşmasına devam eden Nasrallah Suriye ve Irak’a büyük sayıda teörist doldurularak IŞİD saldırılarının kolaylaştırıldığına dikkat çekti.


'GÜNAYDIN TÜRKİYE!'
Hizbullah Genel Sekteri Türkiye ile ilgili olaraksa “Teöre siyasi, dini, şer’i, medyatik ve her türlü örtüyü sağladılar. Doğru mu değil mi? Fakat şu an tümü, bunların bedelini ödemeye başladılar. Günümüzde ise yeni olan Türkiye’dir. Bugün yeniden diyebilirim ki Türkiye hiç kuşkusuz ki IŞİD’i destekledi, himaye ve gözetimini yaptı. IŞİD’i finanse etti, ona her türlü kolaylığı sağladı. Sınırlarını ona açtı. Fakat şimdi, Türkiye Başbakanı diyor ki; IŞİD Türkiye’nin milli güvenliğini tehdit ediyor”. Günaydın Türkiye uykunuz sıhhatli olsun.” ifadelerine yer verdi.

Nasrallah Türkiye’nin IŞİD’e yönelik operasyonlarına da değinerek, “Suriye’deki teröristlerin gün gelip kendisine fırsat verenlerin başına bela olacağını söylemiştik. Türkiye bunun bedelini ödüyor. Terörizmin geleceğini öngörebilmek için yüksek meblağlı akademik çalışmalara gerek yoktu. Genel gidişat ve basit mantık buna yeterliydi! Şuna inanan kimse varsa, büyük bir kuruntu-hayal yaşıyor. Gerek ABD ve İstihbarat örgütü, gerek Suudi Arabistan ya da Türkiye, dünyanın en güçlü istihbarat örgütü, bunlar beni iyi dinlesin. Bu örgütleri kontrol altında tutabileceğinizi düşünüyorsanız büyük bir kuruntu, bir hayal içindesiniz.” diye konuştu.


'ABD BÜYÜK ŞEYTANDIR'
Konuşmasının sonlarına doğru İran ve P5+1 ülkelerinin anlaşmasına ilişkin konuşan Nasrallah, ABD’nin nükleer anlaşma sonrasında bir değişikliğin olmayacağını vurgulayan Nasrallah “ABD, önce de “büyük şeytan”dı, bundan sonra da öyle kalacak Bölgede nifak çıkaran, yalan ve dolanlarla halkları birbirine düşüren sinsi planların sahibi ‘Büyük Şeytan’ Amerika’dır. Amerika’nın müttefiki olduğunu düşünenler, size soruyorum: ABD sizi kaç kez sattı? Resmen ilan ediyorum ki İran bize ve direnişe fiili destek veriyor. Bu değişmedi değişmeyecek!” dedi.


DİRENİŞİ DEĞERLENDİRDİ
Nasrallah konuşmasında direnişin durumu hakkında da bilgiler vererek şu ifadeleri kullandı; “Altımızı oymaya çalışanlara diyorum ki; biz boyun eğmeyiz! Çözüm yalnızca diyalogla mümkündür. Gelin konuşalım Tekrar tekrar diyorum ve müjdeliyorum ki: Andolsun! Artık yenilgiler dönemi kapanmış ve zaferler dönemi başlamıştır!” ■ Aydınlık, (27.7.2015)

28.7.2015

KAYNAK KULLANIMI, İSRAF: RİZE VALİSİ’NİN 642 BİN LİRALIK MAKAM ARACI TARTIŞMALARA SEBEP OLDU

Yeşil Yol Projesi’ne karşı çıkanlara, “Lüks ciplerle gelip eylem yapıyorlar” eleştirisi yapan Rize Valisi Ersin Yazıcı’ya İller Bankası'ndan köylere hizmet için İl Özel İdaresi'ne gönderilen kaynaktan 642 bin 475 lira harcanarak alınan lüks makam araca sosyal medyada olay oldu.

Bir süre önce Yeşil Yol Projesi’ne karşı çıkanlara, “Lüks ciplerle gelip eylem yapıyorlar” diyerek tepki gösteren Rize Valisi Ersin Yazıcı’ya İller Bankası'ndan köylere hizmet için İl Özel İdaresi'ne gönderilen kaynaktan 642 bin 475 lira harcanarak son model makam aracı satın alındı. Makam aracı, sosyal medyada eleştiri konusu oldu.

YEŞİL YOL PROJESİNE KARŞI ÇIKANLARA LÜKS CİP İTHAMI YAPMIŞTI

Karadeniz’de 8 ilin yaylalarını birbirine bağlayacak olan Yeşil Yol Projesi’ne tepki gösteren çevreciler ve köylülerle yaşadığı polemiklerle kamuoyu gündemine oturan Rize Valisi Ersin Yazıcı, bu kez kendisine tahsis edilen lüks makam aracı ile konuşuluyor. Yazıcı’ya İl Özel İdaresi'ne gönderilen kaynaktan 642 bin 475 lira harcayarak son model makam aracı satın alındı. Bir süre önce Yeşil Yol'a karşı çıkanlara, 'Lüks cipleri ile gelip eylem yapıyorlar' ifadeleri ile tepki gösteren Vali Yazıcı bu kez sosyal medyada, 'Vali beyin araba sevdası, bu sevda nereye kadar?' ifadeleri ile eleştiri konusu oldu.

KÖYLERE KULLANILACAK PARA LÜKS MAKAM ARACINA HARCANDI

Gümrük ve Ticaret eski Bakanı Hayati Yazıcı döneminde kiralanan ve Rize Valiliğine bırakılan Audi Q7 marka otomobil Vali Ersin Yazıcı tarafından bir süre makam aracı olarak kullanıldı. Lüks cipin kiralama süresi dolunca, Vali Ersin Yazıcı'nın talimatı ile İller Bankası'ndan köylere hizmet için İl Özel İdaresi'ne gönderilen kaynaktan 642 bin 475 lira harcamayla lüks cip satın alındı. İl Özel İdaresi tarafından alımı yapılan araçla ilgili olarak yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Bakanlığa ait kiralama süresi sona eren ve Rize'nin coğrafi şartlarının mevcut araç için uygun olmadığından dolayı İl Özel İdaresi tarafından 2015 yılı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü T Cetveline (Kurumların Satın Alacakları Taşıtların Azami Satın Alma Bedellerini Gösterir) uygun olarak Valilik makam aracı alınması için ayrılmış olan bütçe ve DMO (Devlet Malzeme Ofisi) kanalı aracı ile Audi Q7 3.0 TDI quattro tiptronic marka 2015 model arazi aracı Valilik Makam Hizmetlerine 642.475.60 ödeme yapılarak tahsis edildi."

'KÖYLERE HİZMET İÇİN GÖNDERİLEN KAYNAKTAN MAKAM ARACI İSRAF DEĞİL Mİ?'

Vali Ersin Yazıcı, kendisine tahsis edilen araç ile bu kez sosyal medyada, 'Vali beyin araba sevdası, bu sevda nereye kadar' ifadeleri ile eleştiri konusu oldu. Rize İl Genel Meclisi eski üyesi Emin Kanbur'da sosyal medya hesabında, "İller Bankası 2015 yılı il ödeneğinden köylere hizmet için gönderilen kaynaktan makam aracı için harcanan 645 bin lira abartı ve israf değil mi? Alımı yapılan başka araçlardan da bahsediliyor. Vali beyden bu konuya açıklık getirmesini bekliyoruz" ifadelerini kullanarak tepkisini dile getirdi. ■ Bugün, (28.7.2015)

SAĞLIK, KAYNAK KULLANIMI, İSRAF: İLAÇ TÜKETİMİ, 8 YILDA 500 MİLYON KUTU ARTTI

İzmir'deki Gediz Üniversitesi'nin Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Bekir Türkmen, Türkiye'deki sağlık harcamalarının OECD ülkelerine göre 2 kat fazla yükseldiğini, ilaç tüketiminin 8 yılda 500 milyon kutu arttığını açıkladı.

İlaçlara senede 15.4 milyar TL ödendiğini belirten Türkman, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) yükünün de yıllık 25.3 milyar TL'den 44.1 milyar TL'ye çıktığını bildirdi.

Gediz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Sosyal Hizmet Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Bekir Türkmen, sağlık sistemine mercek tuttu. Yrd. Doç. Dr. Türkmen, Türk Akademisi Siyasi Sosyal Stratejik Araştırmalar Vakfı (TASAV) için 'Türkiye'de Sağlık Sektörü: Gelişmeler, Sorunlar ve Politika Önerileri' konulu rapor hazırladı. Yrd. Doç. Dr. Türkmen'in sağlık hizmetlerini tüm yönleriyle ele aldığı, yurtdışındaki uygulamalarla da karşılaştırdığı çalışmanın en çarpıcı bölümünü ise sağlık harcamaları oluşturdu. Raporda Türkiye'nin sağlık giderlerinin son 10 yılda OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) üyesi 34 ülke ortalamasından 2 kat fazla arttığına işaret edildi. Bu artışta en büyük pay olarak ise gereksiz tedavi ve ilaç kullanımı gösterildi. SGK verilerine göre 2008'de 10.7 milyar TL olan ilaç harcamaları, 2012 itibariyle 14.3 milyar TL'ye çıktı. İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası'na (İEİS) göre de bu tutar 2013'te 15.4 milyar TL olarak gerçekleşti. İEİS kayıtları kutu bazındaki artışı da gözler önüne serdi; ilaç pazarı 2005'te 1.28 milyar kutu düzeyinde iken, 2013'te 1.78 milyar kutuya yükseldi. Böylece ilaç tüketimi yılda neredeyse ülke nüfusu kadar 62.5 milyon kutu, 8 yılda da toplam 500 milyon kutu arttı. Benzer şekilde tedavi harcamaları da 2008-2012 yılları arasında 13.9 milyar TL'den 29.2 milyar TL'ye ulaştı. SGK tarafından finanse edilen yıllık toplam sağlık giderleri bu dönemde 25.3 milyar TL'den 44.1 milyar TL'ye yükseldi.

ANTİBİYOTİKLER ETKİSİZ

Yrd. Doç. Dr. Bekir Türkmen, İlaç Takip Sistemi ve bütçe tavanı uygulamasına rağmen ilaç tüketimi ile gereksiz sağlık harcamalarındaki artışın önüne geçilemediğine dikkat çekti. Yrd. Doç. Dr. Türkmen, gereksiz ilaç tüketimi yüzünden uygulanan tedavilerin etkilerinin de giderek azaldığına değindi, "Dünya Sağlık Örgütü, anti mikrobiyal direncine ilişkin raporunda, antibiyotiklerin basit hastalıklara karşı etkisiz kaldığı ülkeler arasında Türkiye'yi dünyada ilk 3'te gösterdi" dedi.

Gediz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Türkmen, Sağlık Bakanlığı'nın işlevi, planlı kalkınma dönemleri, ulusal ve uluslararası belgeler, nüfus yaşlanma ilişkisi ve hasta yükü gibi konuların da kapsamlı olarak ele alındığı raporda şu önerilerde bulundu:

"İlacın akılcı kullanımının sağlanması için sağlık personeli ve halkımız mutlaka bilinçlendirilmeli. İlaç ve tıbbi cihazların kalitesinin, kullanımının ve bunlara yönelik harcamaların etkinliğini kontrol edecek mekanizmalar oluşturulmalı. Uygulamadaki İlaç Takip Sistemi ve Reçete Bilgi Sistemi verilerine dayalı risk odaklı yaklaşımlar geliştirilmeli. Gereksiz tetkik, tahlil ve tedavi işlemleri için de buna yol açan sağlık kuruluşları ile hizmet sunucularının sosyal sigorta kapsamı dışına alınması gibi önlemler düşünülebilir. Ayrıca, geri ödeme kapsamında olmayan sağlık hizmetlerinin sağlanması amacıyla tamamlayıcı sağlık sigortacılığının teşvik edilmesi, böylelikle tasarrufların artırılması ve gereksiz tüketimin azaltılması da önem arz ediyor." ■ Zaman, (28.7.2015)

GENÇLİK, İŞSİZLİK: GENÇLERİN YÜZDE 66'SI GELECEKTEN UMUTSUZ

Türkiye'de 6 milyon genç ne çalışıyor ne de eğitim görüyor. Bunların 4,7 milyonu ise herhangi bir iş aramıyor. Gençler gelecekleri konusunda da ümitsiz. Amerika merkezli Pew Research Center'ın araştırmasına göre, Türkiye'de 18-29 yaş arasındaki gençlerin sadece yüzde 34'ü halihazırdaki durumdan daha iyi bir ekonomide yaşlanacağını düşünüyor. Yaşlılar gençlere nazaran daha ümitli.

Türkiye'nin umudu olan 15-29 yaş grubu gençlerin 3'te 1'i ne eğitim görüyor ne de çalışıyor. Sayıları 6 milyonu aşan bu gençlerin 4,7 milyonu ise herhangi bir iş de aramıyor. Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu'nun (TİSK), İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı'nın (OECD) yayımladığı ‘2015 Becerilerin Görünümü' başlıklı raporunu ve Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerini esas alarak yaptığı analizde; ülkedeki gençlerin yüzde 31,3'ünü oluşturan ‘ne eğitim gören ne de çalışan nüfus' itibarıyla Türkiye, OECD'ye üye 33 ülke arasında ilk sırada geliyor. TÜİK'in iş aramayanları, umudunu yitirenleri dahil etmediği işsizlik oranı da bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 11 seviyesinde seyretmişti. 2011 krizi dönemindeki yüzde 10,2'nin üzerindeki bu rakama, iş arama ümidini yitiren 635 bin kişi daha katıldığında rakam 2001 krizi döneminin daha da üstüne çıkıyor.

TİSK ve TÜİK verilerinin sonucu ise önceki gün Amerika merkezli araştırma şirketi Pew Research Center'ın 40 ülkeyi kapsayan yeni çalışmasında ortaya çıktı. Araştırmaya göre, Türkiye'de 18-29 yaş arasındaki gençlerin yüzde 66'sı daha kötü bir ekonomide yaşlanacağını düşünüyor. Türkiye'de de 947 kişi ile yüz yüze yapılan araştırmanın sonucuna göre 50 yaş üstündekilerin de yüzde 44'ü ekonominin geleceği hakkında kötümser.

40 ülkeyi kapsayan araştırmada en dikkat çeken konu ise gelişmiş, gelişmekte olan ve geri kalmış ekonomilerdeki yaşlılardan ziyade gençler ekonomileri hakkında iyimser iken, Türkiye'de bu durum tam tersi görünüyor. Türkiye'deki gençlerin sadece yüzde 34'ü gelecekleri hakkında daha iyimser beklentilere sahip. 30-49 yaş aralığındaki nüfusun da sadece yüzde 35'i 15-20 yıl sonra daha iyi bir ekonomiye kavuşacaklarını düşünüyor. Uzmanlar, Türkiye'deki gençlerin çoğunlukla gelecekleri hakkında endişeli olmalarını 2009'dan sonra bozulan ekonomiyle, torpil gibi adalet dışı uygulamalarla, adam kayırmayla açıklarken, 50 yaş üstündekilerinin iyimser olmasını ise yakın geçmişte gördükleri yoksulluğa bağlıyor. Gelişmekte olan ekonomilerdeki en ümitsiz gençler Türkiye'de yer alırken, Türkiye kadar gelişmeyen ülkelerdeki vatandaşların gelecek ekonomileri hakkında daha iyimser olması da dikkat çekti. Nitekim Çin'de vatandaşların yüzde 88'i, Nijerya'da yüzde 84'ü, Hindistan'da yüzde 74'ü, Brezilya'da yüzde 61'i, Arjantin'de yüzde 55'i, Endonezya'da yüzde 51'i, Güney Afrika'da yüzde 47'si, Meksika'da yüzde 41'i, Türkiye'de ise yüzde 40'ı çocuklarının ve gençlerin büyüdüğünde daha iyi bir ekonomik ortamda yaşayacağına inanıyor. Bu oran Vietnam'da yüzde 91, Etiyopya'da yüzde 84, Burkina Faso'da yüzde 71!


Üniversiteli istihdamında Türkiye sondan ikinci

TİSK'in OECD verilerini esas alarak hazırladığı ‘2015 Becerilerin Görünümü' adlı raporda Türkiye'nin, üniversite mezunlarının istihdam oranının büyüklüğü açısından 35 ülke arasında, en alttaki 5 ülke içinde yer aldığına vurgu yapılmıştı. Erkek öğrencilerin mezun olduktan sonraki istihdam puanında yüzde 84,2 ile sondan 5., kız öğrencilerin yüzde 64,6 ile sondan ikinci olduğu araştırmada, İsviçre, Şili, Brezilya, İzlanda, Avusturya, Japonya, Almanya, Norveç ve Çek Cumhuriyeti gibi ülkelerin mezun olan öğrencilere çok kolay iş bulabildiğine dikkat çekilmişti. ■ Zaman, (28.7.2015)

29.7.2015

YABANCI SERMAYE, BANKACILIK: GARANTİ İSPANYOL OLDU

Doğuş Grubu, Garanti Bankası’ndaki payının % 14.89’unu 2 milyar euro'ya İspanyol ortağı BBVA’ya satmak için anlaştı. Doğuş’un payı % 10 civarına inerken BBVA hisseleri ise % 40’a yaklaştı. Yönetim kurulunda ‘aslan payı’ artık İspanyolların

Garanti Bankası’nın iki ana hissedarı olan Doğuş Holding ve İspanyol bankası Banco BilbaoVizcaya Argentaria (BBVA), Doğuş’un elindeki yüzde 14.89 banka hissesinin 2 milyar euro'ya BBVA'ya satılması için anlaşma imzaladı.
37 milyar TL civarı değeriyle borsa İstanbul’un en değerli şirketi olan Garanti’de doğuş grubu’nun yüzde 24.2, BBVA’nın yüzde 25 ve diğer ortakların yüzde 50.7 hissesi vardı.
Satış ile birlikte İspanyol bankasının Garanti'deki payı, yüzde 25'den yüzde 39.9 'a yükselecek. Doğuş Grubu ise, yüzde 10 pay ile Garanti'deki ortaklığını sürdürecek. Bu satış işlemi ile birlikte Türkiye'ye son yılların en büyük doğrudan yabancı sermaye girişi de gerçekleşmiş oldu.

'DNA'mızda var...'
BBVA Yönetim Kurulu Başkanı Francisco Gonzales, "Garanti Bankası'nı tanıdıkça yatırımımızı artırmak istedik. BBVA ve Garanti Bankası, Türk ekonomisinin büyümesine ve Türk iş dünyasına katkıda bulunmayı sürdürecektir" dedi.
Doğuş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk ise şunu söyledi:
"1970'li yılların sonunda başlayan ve bugün artık grubumuzun DNA'sında yer alan bankacılık sektörüne inancımız, BBVA ile 2011 yılında başlayan ortaklığımız süresince geçirdiğimiz başarılı dönem sonucu perçinlenmiştir. Bu sebeple, sektörde varlığımızı devam ettirerek, Garanti Bankası'ndaki ortaklık payımızı yüzde 10 olarak korumaya karar verdik. Grubumuz ve BBVA'nın uyumlu birlikteliği sonucunda başarıdan başarıya koşan bankamızın, var olan vizyonu, insan kaynağı ve yeni ortaklık yapısıyla daha da ileriye taşınacağına dair güvenim sonsuzdur. Garanti Bankası, bugüne kadar olduğu gibi, aynı anlayışı paylaşan ortaklarımızla Türk ekonomisinin hizmetinde olacak ve ekonomik gelişimimizi destekleyecektir." … (20.11.2014) ■ Kadife Şahin, Milliyet, (29.7.2015)

30.7.2015

---

31.7.2015

BOP, IŞİD, BÖLÜCÜLÜK: ASIL IŞİD SAVAŞI ABD UÇAKLARI GELİNCE BAŞLAYACAK

IŞİD operasyonlarının durup PKK operasyonlarının şiddetlenmesini değerlendiren üst düzey kaynak, "PKK tehdit önceliğimiz, asıl IŞİD harekâtı ABD uçakları İncirlik'e gelince başlayacak" dedi. 30 Amerikan F-15, F-16 uçağı İngiltere ve Almanya'daki üslerden İncirlik'e gelecek.

Türk Hava Kuvvetleri’nin 24 Temmuz şafak saatlerinde Suriye’deki IŞİD mevzilerini vurması bir ilkti.

Bir gün önce 23 Temmuz’da IŞİD militanlarının Kilis’te sınır devriyesi gezen Türk askerlerine ateş açıp bir astsubayı şehit etmelerine misilleme idi.

Ama sonradan anlaşıldı ki 22 Temmuz’da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Barack Obama arasındaki bir telefon görüşmesiyle sözü kesilen İncirlik ortaklığının bir parçasıydı aynı zamanda.

***

ABD uzun süredir IŞİD karşıtı operasyonlar için İncirliği istiyordu.

Türkiye diyordu ki;

1- Bunu Beşar Esad’ın devrilmesiyle aynı pakete alalım,

2- Sınır boyunca uçuşa yasaklı, güvenli bölgeler oluşturalım,

3- “Yeni Suriye” oluşumuna bizimle çalışan gruplar da alınsın.

***

Uluslararası ilişkilerde aslında kimsenin istediği tam olarak olmaz, evdeki hesaplar çarşıya uymaz, bu defa da öyle oldu, bir ara yol bulundu:

1- Esad zaten çöküyordu, ama IŞİD artık Esad’dan daha büyük tehdide dönüşmüştü,

2- Uçuşa yasaklı bölge BM’de sıkıntı olacaktı, ama “IŞİD’den arındırılmış bir bölge” ile işe başlanabilirdi,

3- ABD kendi dökümünde olmayan bazı silahlı grupların, mesela Türkiye’nin desteklediği Türkmen Tümenlerinin IŞİD-karşıtı koalisyon bünyesinde görülmesini kabul etti.

***

24 Temmuz’da F-16’ların Suriye hava sahasına girmeden füze atıp hedeflerini vurmasından sonra bir daha IŞİD’e operasyon yapılmadı.

Ama PKK’ya operasyonlar durmadı.

Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde 2012’de başlattığı PKK ile diyalogdan bu yana görülmemiş ölçüde PKK’nın Irak’taki kampları PKK’nın polis ve askerlere saldırılarına misilleme olarak hallaç pamuğu gibi atılmaya başladı.

***

Başbakan Ahmet Davutoğlu 25 Temmuz’da basınla toplantısında “Şimdiye kadarki en etkili harekâtlardan birisi” dedi; isim vermeyen bir kaynak Irak’a hava akınlarının bu kadar yıldır yapılan en şiddetli harekâttan “en az dört kat” daha şiddetli olduğunu söyledi.

Genelkurmay, 190 PKK’lının o akınlarda öldürüldüğünü açıkladı.

Bu durum hem Batı’da, hem Doğu’da endişe kaynağı oldu; PKK hayranlığından değil, PYD’nın işlevinden dolayı.

***

PYD’nin PKK’nın Suriye’deki kardeşi olduğunu bilmeyen yok.

Endişe PKK’ya verilen hasarın Suriye’de IŞİD’e kara gücü olarak direnen en önemli güçlerden olan PYD’yi zayıflatacağı, dolayısıyla aslında IŞİD’i güçlendirmiş olacağı endişesi bu.

İlginç olan, Batı başkentlerinde dillendirilen bu endişenin mesela İran Genelkurmay Başkanı Hasan Firuzabadi tarafından da dile getirilmiş olması.

***

İşi Amerikan düşünce kuruluşu CSIS analisti Jon Alterman gibi “Türkler IŞİD’e karşı işbirliği karşılığında Kürtlere karşı ellerinin rahat bırakılmasını istiyorlar” diyecek noktaya getiren de var.

Ama yine CSIS analistlerinden Bülent Alirıza gibi bu gelişmelerin Türkiye’nin Suriye politikasında “gecikmiş de olsa” bir değişikliğin parçası olabileceğini söyleyen de.

Sanki Alirıza haklı çıkacak gibi.

***

Dün bu soruyu önemli bir konumdaki resmi bir kaynağa sordum ve ismini vermemem sözü karşılığında bazı yanıtlar aldım, sizinle de paylaşıyorum.

Diyor ki kaynağım: “IŞİD artık resmi düşman olarak belirlendi, Başbakan Davutoğlu’nun direktifinden bu yana hazırlıklar başladı. Diğer yandan tehdit önceliklerimiz var. PKK şu anda tehdit önceliğimiz. Bize saldırdıkça da karşılık verilecek. IŞİD’e karşı ise (artık resmi söylem DAEŞ, bunu hatırlatalım) ortak bir mücadeleye katılıyoruz. Burada asıl olarak ABD ve Türk Silahlı Kuvvetleri olacak, belki diğer IŞİD-karşıtı ülkelerden sembolik katılım olur.”

Yani? Yani, Türk Hava Kuvvetleri sadece İncirlik ve (muhtemelen) Diyarbakır, Batman üsleriyle değil, fiilen savaş, nakliye uçakları, helikopterleri, insansız hava araçlarıyla da IŞİD’e karşı fiilen savaşmaya başlıyor.

***

Ne zaman? Tam belli değil, iki hafta içinde olabilir. (Yani Yüksek Askeri Şura (YAŞ) bitmiş, Necdet Özel’in yerine gelecek Genelkurmay Başkanı belli olmuş olacak.)

Neden bekleniyor? Çünkü Amerikan F-15 ve F-16 savaş uçaklarıyla (toplam 30 olacağı bilgisi var) “Reaper” denilen en az iki insansız hava aracının halen bulundukları İngiltere’nin Suffolk ve Almanya’nın Spangdahlem üslerinden İncirlik’e gelip yerleşmeleri bekleniyor.

Dışişleri Sözcüsü Tanju Bilgiç’in önceki gün “her an kullanıma hazır” demesi gibi, bizim kaynağımız da “Onlar hazır olduğunda, biz hazırız” diyor.”

***

İşte bu ortaklığın bir parçası olarak Ankara PYD’yi şu sıra PKK’dan özenle ayırmaya dikkat ediyor. Buna karşın mesela ABD de bu özeni gösteriyor; zaten PKK ikisine göre de “terör örgütü” ama PYD ikisine göre de değil.

Davutoğlu’nun dediği gibi, ancak PYD tarafından Türkiye’ye bir saldırı gelirse, karşılık verilecek, ama yine de mesela IŞİD, ya da PKK gibi “düşman” sayılmayacak.

***

İncirlik anlaşması, sadece Suriye’deki IŞİD hedeflerini vurmayı kapsamıyor, ondan çok daha geniş.

Suriye sınırında (Kilis ve Gaziantep hizasına düşen) Azez ve Cerablus şehirleri arasında yaklaşık 100 kilometre eninde, 40 kilometre derinliğinde bir bölgenin “IŞİD’ten arındırılmasını” da kapsıyor.

Bu bilinen anlamda bir “uçuşa yasaklı” bölge, ya da “güvenli bölge” olmayacak. Türk Silahlı Kuvvetleri şu aşamada özellikle bu bölgenin IŞİD’den arındırılması için operasyon düzenleyecek.

***

Onlara karadan kim mi yardımcı olacak? Özgür Suriye Ordusu ve diğer “ılımlılar” dendiğine pek bakmayın.

Asıl kuvvet, az önce sözünü ettiğimiz Türkmen Tugayları.

Geçtiğimiz günlerde MİT koordinasyonunda Ankara’da bir toplantıda son şekli verildiği ve Amerikalılarla da koordinasyon içinde IŞİD-karşıtı koalisyonla irtibatlandığı bilgisi var.

***

Yani, o bölge IŞİD’den temizlendikçe yerini şimdilik 5 bin küsur olarak ifade edilen Türkmen silahlı gücü alacak, en azından planlanan bu.

Sizin de aklınıza 2014 Ocak ayında jandarma tarafından durdurulan MİT kamyonlarından çıkan askeri malzemenin IŞİD ya da El Nusra’ya değil, Türkmenlere gittiği yolundaki hükümet açıklaması geldi mi?

Benim geldi, bakalım başka ne gibi ayrıntılar çıkar zaman içinde?

***

Bu bölgenin ayrıca Suriyeli mültecilerin Türkiye’ye giriş çıkış ve Türkiye dışında korunarak barındırılmaları için de bir özel bölge olacağı söyleniyor.

Aynı zamanda köprübaşı gibi düşünüldüğünü de söylemiştik ya, ne için köprübaşı olacağı sorusu tabii geliyor akla…

O konuda biraz daha olgunlaşması gereken bilgiler de var, olgunlaşınca hemen paylaşacağım, söz. ■ Murat Yetkin, Radikal, (31.7.2015)

DOLAR GERİLEDİ

ABD'de açıklanan verilerin ekonomik toparlanmanın yavaşladığını göstermesi, rekor düzeylere yaklaşan doları 3 kuruş birden aşağıya çekti.

Türkiye 'deki iç ve dış gerginliklerin etkisiyle 2.7975 liraya kadar çıkıp 2.80 liraya dayanan dolar, ABD verisinin açıklanmasının ardından 2.7610 liraya kadar geriledi.

ABD açıklanan veri, istihdam maliyetlerinin beklentilerin altında yükseldiğini göstermesi, ABD Merkez Bankası'nın Fed'in bu yıl içinde faiz artıracağı beklentisinin zayıflamasına yol açtı. ■ Radikal, (31.7.2015)

UÖŞ: SOLVEY, CYTEC’İ 5,5 MİLYAR DOLAR’A SATIN ALACAK

Belçika kimya endüstrisinin en büyük firması olan Solvey, ABD merkezli kompozit malzeme üreticisi Cytec’in tamamını satın almak için 5,5 milyar Dolar teklif ettiğini bildirdi

Solvey Başkanı Jean-Pierre Clamadieu, Cytec firmasının alımı ile özellikle havacılık, otomotiv ve madencilik sektörleri için ürettikleri malzeme çeşidinin artacağını ifade etti. ABD firması Cytec, özellikle Airbus ve Boeing uçakları yapımında kullanılan kompozit malzemeler üretiyor. Öte yandan, Solvey firması 52 ülkede 26 bin çalışanı ile kimya sektöründe faaliyet gösteriyor■ Yeniçağ, (31.7.2015)

YABANCI SERMAYE: CNBC-E DİSCOVERY GRUBU’NA SATILIYOR

Doğuş Yayın Grubu’na ait haber ve eğlence kanalı CNBC-E, Discovery Communications’a satılıyor

Discovery Communications, Doğuş Yayın Grubu’na ait ulusal yayın yapan haber ve eğlence kanalı CNBC-E’yi satın almaya karar verdi. İki kurum satın alma için anlaştı. Alım işleminin bu sene içerisinde tamamlanması bekleniyor.Böylece Discovery ilk defa Türkiye’de ulusal yayın sektörüne adım atmış olacak. Alım işleminin bu sene içinde tamamlanması bekleniyor. Açıklamaya göre, ortaklığın ilk aşamasında Doğuş Yayın Grubu 1 Eylül itibari ile Discovery’nin Türkiye’deki tek reklam satış temsilcisi olarak atanacak. Doğuş Yayın Grubu; Discovery Channel, Animal Planet ve Discovery Science’ın yerel versiyonları da dahil olmak üzere Discovery’nin tüm ticari portföyünün satışından ve Türk reklamverenleri için sponsorluk olanakları sağlamaktan sorumlu olacak.CNBC-e, alım işleminin sonlanmasına kadar yayınına hali hazırdaki ekibi yönetiminde bugünkü şekli ile devam edecek. ■ Yeniçağ, (31.7.2015)

 

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura