Diğerleri > Sis Çanı
25-08-2013
NELER OLDU 25-31 TEMMUZ 2013 (RTE, yabancıya toprak, faiz, UÖŞ,özelleştirme, Atatürk’e saygısızlık, yolsuzluk, servet, kamuoyu, bölücülük,Milli İrade)

Cihan Dura

25.8.2013


25.7.2013

RTE: ‘STRASBOURG’DA YARGILANIRSIN’ 

Haber Merkezi - Avrupa’da sanat dünyasının en önemli isimleri, dün İngiltere’de yayımlanan The Times gazetesine tam sayfa ilan vererek Gezi Parkı eylemlerinde polisin aşırı şiddet uygulaması nedeniyle Başbakan Tayyip Erdoğan’ı eleştirdi. Erdoğan’a Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyesi olduğu ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin bir tarafı olduğu hatırlatılan mektupta, “Sonuç olarak, beş masum gencin ölümüne neden olan emirleriniz, Strasbourg’da bir davaya dayanak teşkil edebilir” denildi.
Mektuba; yönetmen David Lynch, aktör Sean Penn, Sir Ben Kingsley, James Fox, aktris Vanessa Redgrave, Susan Sarandon, Atatürk’ün biyografisinin yazarı Andrew Mango ve Türkiye’den de piyanist Fazıl Say’ın da arasında bulunduğu 30 ünlü sanatçı imza koydu. İlanın tam metni şöyle: “Sayın Bay Erdoğan, aşağıda imzası olanlar, bu mektubu sizin polis güçlerinizin İstanbul’da Taksim Meydanı ve Gezi Parkı ile Türkiye’nin diğer büyük şehirlerindeki barışçı gösterileri, Türk Tabipler Birliği’nin verilerine göre beş kişinin ölmesi, 11 kişinin ayrım göstermeksizin biber gazı kullanımı nedeniyle gözünü kaybetmesi ve 8 binden fazla kişinin yaralanmasına neden olacak biçimde, zalimce bastırmasını en güçlü şekilde kınamak amacıyla yazıyoruz. Ancak, Taksim Meydanı ve Gezi Parkı’nın benzersiz bir şiddet kullanımıyla boşaltılmasından sadece günler sonra, tek suçları sizin diktatoryal yönetimine karşı çıkmak olan bu beş ölüye aldırmadan, İstanbul’da Nuremberg Toplanması’nı hatırlatan bir miting düzenlediniz.

Sizin hapishanelerinizde Çin ve İran hapishanelerindeki sayının toplamından daha fazla gazeteci var. Buna ek olarak göstericileri çapulcu, yağmacı, holigan olarak nitelendirdiniz, hatta bu göstericilerin yabancıların yönlendirdiği teröristler olduğunu söylediniz. Oysa gerçekte, bu göstericiler sadece Türkiye’nin kurucusu Atatürk’ün öngördüğü şekilde laik bir cumhuriyet olarak kalmasını isteyen gençlerdi. Sonuç olarak, bir yandan ülkenizi AB üyesi yapmaya çalışırken, bir yandan Türkiye’nin bir egemen devlet olduğunu söyleyerek, AB liderleri tarafından size yönelik tüm eleştirileri reddediyorsunuz. Size 9 Ağustos 1949’da imzalanmış konvansiyon uyarınca Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nin bir üyesi olduğunu, 18 Mayıs 1954’te Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu’nu imzaladığını ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yetkisini tanıdığını saygıyla hatırlatıyoruz. Bunların sonucunda, beş masum gencin ölümüne neden olan emirleriniz, Strasbourg’da bir davaya dayanak teşkil edebilir. Saygılarımızla...” ■ Cumhuriyet, (25.7.2013)

 

26.7.2013 

 

YABANCIYA TOPRAK: SAAATTIM

 

Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) Yönetim Kurulu Üyesi Işık Gökkaya, mütekabiliyette gelinen son noktayı değerlendirdi.

…evet, evet satılıyor hem de yağmalanırcasına. Yabancıya toprak satışında rekor artış sağlayan düzenlemenin üzerinden yaklaşık bir yıl geçti. Bu kısa sürede VATAN TOPRAĞI adeta yağmalandı. Öyle ki, bir önceki döneme göre yabancıya toprak satışındaki artış ile ülke tarihinin rekoru kırıldı..

YASA ÇIKTI, SATIŞLAR ARTTI

Ekonomideki yama tutmayan açık için elde avuçta ne varsa satan, bedelli askerlikten vergilere kadar pek çok kaleme umut bağlayan hükümet, şimdi de yabancılara gayrimenkul satışından gelecek paraya bel bağladı. Mütekabiliyet Yasası ile yabancılara satıştaki üst sınır 2.5 hektardan 60 hektara çıkartılırken, yasanın ardından yabancıya satışlar yüzde 30.9 artarak 2.64 milyar dolara ulaştı. Hükümetin hedefi ise bu satışlardan 10 milyar dolar elde etmek

SATIŞ BİLGİLERİNE “ANLAMLI” KARARTMA

MAYIS 2012’DE yürürlüğe giren yasayla birlikte patlayan satışlar, 6 aylık sürede 90 yıllık Cumhuriyet tarihinde yapılan toplam satışların yüzde 17’sini oluşturacak seviyeye ulaştı. Bu durumu halktan gizlemek adına Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün resmi internet sitesinde bulunan yabancılara mal satışını il il gösteren menü 2012 yılı başından itibaren kaldırıldı. Gerekçe olarak ise hiçbir ülkede kendi vatandaşları dışındakilerin taşınmaz bilgilerinin yayınlanmadığı gösterildi ve AB uyum süreci çerçevesinde de bu bilgilerin yayınlanmasının “anlamlı” görülmediği belirtildi.

Vatan toprağının yabancılara satılmasının önünü açan mütekabiliyet yasasının çıkmasının üzerinden 1 sene geçmesine rağmen satışlar patladı. 2013’ün ilk çeyreğinde satışlar geçen seneye göre yüzde 89 artarak 720 milyon dolara ulaştı.

Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) Yönetim Kurulu Üyesi Işık Gökkaya, mütekabiliyette gelinen son noktayı değerlendirdi. Gökkaya, yabancılara gayrimenkul satışının önündeki engellerin kalkması ve yabancı mülk satışında ülke sayısının artmasıyla beraber özellikle Körfez ve Orta Doğu ülkelerinden Türkiye’de gayrimenkul alımına yönelik yoğun talep gelmeye başladığını söyledi.

Gökkaya, bu bölgeden gelen yabancı vatandaşların genellikle İstanbul ve Bursa’daki lüks ve büyük konutlara, Avrupalılar’ın ise ağırlıklı olarak kıyı kentlerine ilgi gösterdiğini ifade ederek, özellikle İstanbul’da merkezi bölgelerdeki deniz kıyısında veya deniz manzaralı olan lüks projelere ilginin arttığını kaydetti.

Yabancı zengin vatandaşların taleplerine yönelik olarak geliştirilecek lüks projelerin sayısının artması gerektiğine vurgu yapan Gökkaya, şöyle konuştu:

“Mütekabiliyet yasasıyla beraber 2012’nin son iki çeyreğinde yabancılara gayrimenkul satışında artış yaşandı. Yıl genelinde yabancılara yapılan gayrimenkul satışlarında yüzde 30.9’luk bir artış gerçekleşti. Satışlar 2.64 milyar dolara ulaştı. 2013’ün ilk çeyreğinde yabancılara gayrimenkul satışı, bir önceki senenin aynı dönemine göre yüzde 89 artarak, 720 milyon dolara ulaştı. Mütekabiliyet yasasının meyvelerini 2013 ikinci çeyreğinden sonra vermesi bekleniyor. Yıl sonuna kadar satışların yaklaşık 3 milyar dolara, orta vadede ise 10 milyar dolara ulaşması hedefleniyor.”

Yabancılara Mal Satışı Bilgileri Karartılmıştı

Mayıs 2012’de yürürlüğe giren ve yabancılara mülk satışının önünü tamamen açan Mütekabiliyet Yasası, yabancılara satıştaki üst sınırı 2.5 hektardan 60 hektara çıkartmıştı. Yasayla birlikte adeta patlayan satışlar, 6 aylık sürede 90 yıllık Cumhuriyet tarihinde yapılan toplam satışların yüzde 17’sini oluşturacak seviyeye ulaştı.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün resmi internet sitesinde bulunan yabancılara mal satışını il il gösteren menünün 2012 yılı başından itibaren kaldırılmıştı. Gerekçe olarak ise başta Avrupa Birliği olmak üzere hiçbir ülkede kendi vatandaşları dışındakilerin taşınmaz bilgilerinin yayınlanmadığı gösterilmiş ve AB uyum süreci çerçevesinde de bu bilgilerin yayınlanmasının anlamlı görülmediği belirtilmişti. ■ Millî Gazete, (26.7.2013)

FAİZ ARTIŞINI KİM İSTER?

Faiz (kaba anlatım ile) paranın kirasıdır. Paraya “gel gel yapar”. İnsanlar “para biriktirelim de kiraya verelim” diyerek tasarruf yapmaz. Ama “birikimleri ödenen kira-faiz” tasarrufu teşvik eder.
- İnsanların, kurumların birikimlerini en yüksek fiyattan (faizden) kiraya verme arayışında olmaları doğaldır.
- Buna karşılık parayı kiralayacak olanlar ise, en düşük kira-faiz ile, borçlanmak ister.
Kiranın-faizin miktarını borçlanacak olanın para ihtiyacının büyüklüğü belirler. Borçlanacak olan ne ölçüde borçlanmak zorunda (mecburiyetinde) ise, kira-faiz de o kadar yükselir. Borçlanacak olan mecburiyetten yüksek kiraya-faize razı olur.
(Faizsiz finans kuruluşları, faiz yerine
kâr payı veya kira adı altında, piyasadaki faiz oranlarına eşit ölçüde ödeme yaparlar. Yani “Bedava ekmek- Bedava para” yoktur.)
Borçlular faizin artmasını istemez
Dünya bu. “Kimine kavun... Kimine kelek”. Kelek durumundakiler, borçlular, borçlanacaklar faiz artışı istemezler.
-
Tüketici kredisi kullananlar, kart borcu olanlar, KOBİ’ciler, büyük sanayiciler faizin yükselmesini istemezler.
- Bankalardan kredi kullanmayı düşünenler faizinin yükselmesini istemezler.
- Finans sistemi dışında ticaret aleminde kredili alış-veriş düzeni var. Faiz artınca, bu sistemde ödemeler durur. O nedenle ticaret alemi faizin yükselmesini istemez.
- Borsada parası olan yerliler ve yabancılar faizin yükselmesini istemezler. Faiz yükseldikçe borsada fiyatlar geriler veya hiç olmaz ise artmaz.
- Devletin sattığı
bono ve tahvilleri satın alanlar faizin yükselmesini istemezler. Çünkü faiz yükselince bono ve tahvilin fiyatı geriler. Zarar ederler.
- Bankalar faizin yükselmesini istemez. Faiz yükselince kaynak maliyetleri artar. Krediler riskli hale gelir.
- Merkez Banksı faiz artışını istemez. Enflasyonun kontrolü zorlaşır.
- Hükümet faizin yükselmesini istemez. Hazine TL ile devamlı borçlanıyor. İç borç faizi arttıkça bütçeden faize gidecek pay büyür.
Şimdilerde
Borsa’daki hisselerin yüzde 60’ı yabancıların elinde. Devletin iç borçlanma senetlerinin dörtte biri yabancıların, yarısı bankaların portföyünde. Faiz arttıkça borsaya, bonoya, tahvile para bağlayan yabancılar-bankalar zarar ediyor.
“Piyasa (!)” yüksek faiz istiyor
İyi de... Faizin yükselmesi ile mutlu olacak kimse yok mu? Var. Olmaz olur mu?
-
Türkiye’de büyük miktarda nakit birikimi olan ve bu birikimlerini banka hesaplarında muhafaza edenler ile
- Türkiye’ye bundan sonra (dikkat ediniz bundan sonra) döviz getirerek, yüksek faiz ile dövizini
tahvil ve bonoya bağlayacak olanlar faizin yükselmesini isterler.
Bu arada benim Ayşe Hanım Teyzem de, bankadaki üç-beş kuruşluk birikiminin faizi arttı diyerek sevinir.
Bu durumda TCMB faizi kimin için yükseltti? Döviz girişi kesildi. Döviz kurunun yükselmesi ve oynaklığı (istikrarı kaybetmesi) karşısında yabancı için bizim piyasa cazibesini kaybetti. Yabancıya “gel gel yapmak gerekiyor”... ”Ey yabancı... Korkma gel... Biz faizi yükseltiyoruz” mesajı veriliyor. Açık anlatımla, hedef daha önce gelenler değil. Para getirmesi istenenler.
(Soru: “Piyasa faizin yükselmesini istiyor” deniliyordu... Faiz artırımı oldu. “Piyasa yetersiz buldu” deniliyor. Kim bu piyasa? Acaba faiz lobisi denilen bu “piyasa” mı? Piyasa’nın kim olduğunu bulursak, lobinin kimlerden oluştuğunu da öğreneceğiz.) ■ Güngör Uras, Milliyet, (26.7.2013)

UÖŞ: ALMAN MEDYA DEVİNDEN BÜYÜK SATIŞ

Avrupa'nın en büyük yayıncı kuruluşlarından olan Alman Axel Springer şirketi, Berliner Morgenpost ve Hamburger Abendblatt gazeteleri ile televizyon ve kadın dergilerini 920 milyon avroya Funke Medya Grubu'na sattı.

Axel Springer şirketinden yapılan açıklamada, Funke Medya Grubu ile ön sözleşmenin yapıldığı, satış için birleşme ve kartel dairelerinin onayının gerektiği ifade edildi. Açıklamada, satışa yıl sonuna kadar onay verilmesinin beklendiği, 1 Ocak 2014 tarihinden itibaren söz konusu yayın organlarının resmen Funke Medya Grubun'a geçeceği belirtildi.

İki şirketin ayrıca satış ve pazarlama konusunda ortak şirket kurmak istediği kaydedildi.

Axel Springer Yönetim Kurulu Başkanı Mathias Döpfner, satışa ilişkin yaptığı açıklamada, bu kararı vermenin kolay olmadığını, Axel Springer'in dijital medya şirketi olma yolunda kararlılıkla devam edeceğini söyledi.

Şirket, Berliner Morgenpost ve Hamburger Abendblatt gazetelerinin yanı sıra kadın ve televizyon programı dergileri olan "Hörzu", "TV Digital", "Funk Uhr", "Bildwoche", "TV neu", "Bild der Frau" ve "Frau von heute" dergilerini de elinden çıkardı.

Axel Springer şirketi, Almanya'nın en fazla satan ''Bild'' gazetesini de elinde bulunduruyor. ■ Cumhuriyet, (26.7.2013)

ÖZELLEŞTİRME: SATMAYA DEVAM EDECEĞİZ

MALİYE Bakanı Mehmet Şimşek, Dicle Elektrik Dağıtım AŞ ve Dicle Elektrik Perakende Satış AŞ’nin devir teslim ve imza töreninde yaptığı konuşmada, “Önümüzdeki hafta içerisinde yapacağımız devirler, belki Ağustos’ta yapacağımız son bir devirle birlikte enerji dağıtım şebekelerinin özelleştirilmesi, ki 1984’te ilk defa başladı, tamamlanmış olacak” dedi. Özelleştirmelerin faydalarını(!) anlatan Bakan Şimşek, şunları söyledi:

“Her şeyden önce yatırımın yükünü artık özel sektör çekecek. Özel sektör yatırımları yapacak. Dolayısıyla devletin geliri daha çok eğitime, sağlığa, altyapıya geçecek. Yani bir anlamda devletin finansman yükünü özel sektör üstlenmiş olacak. Ayrıca tüketici açısından çok faydaları var. Ben inanıyorum ki yapılacak bu yatırımlarla ve kayıp kaçağın da azaltılmasıyla bölgede hem sanayicimiz hem de hemşehrilerimiz rahatlayacak. Hizmetin kalitesi artacak. Dolayısıyla tüketicimiz, milletimiz, devletimiz, sanayicimiz kazanacak. Bu nedenle dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesine bir reform olarak bakıyoruz. Bir reform olarak yaklaşıyoruz. Gerçekten büyük bir reform.”

Milli Piyango, Köprü, Otoyollar, Limanlar…

Bakan Şimşek, başarının bir ekip işi olduğuna değinerek, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın çok güzel(!) bir iş çıkardığını söyledi. Bütün kurumların beraber çalıştığını, başarının ortak olduğunu aktaran Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Elektrik dağıtım şebekelerinin özelleştirilmesinin sonuna yaklaştık. Devirlerini yapıyoruz. Ama zaten bugün itibarıyla yüzde 81.5 özel sektörün elinde. Ama bizim özelleştirmeler devam ediyor. Bu yılın ikinci yarısında elektrik üretim santralleri özelleştirmelerine devam edeceğiz. Tabii ki elimizde Milli Piyango, köprü ve otoyollar gibi birçok liman, ikinci halka arzlar gibi portföyümüzde çok geniş şirketler, özelleştirmeler söz konusu. Dolayısıyla Özelleştirme İdaremiz bu konudaki çabalarına devam edecektir. Bu sene bizim özelleştirme hedefimiz 4 milyar liraydı. Çok mütevazı bir rakam. Fakat yılbaşından bu yana özelleştirme idaresi Hazine’ye 5.1 milyar lira aktardı. Ayrıca bugüne kadar özelleştirilmesi tamamlanıp devir işlemi gerçekleştirilen 8.1 milyar dolarlık özelleştirme vardı. Bir de 5 milyar doların üzerinde sözleşme aşamasında olan özelleştirmeler var. Yani özelleştirme açısından son derece başarılı bir yıl geçiriyoruz. Ama yapacak çok şey var. Bunlara devam edeceğiz.” ■ Milli Gazete, (26.7.2013)

 

27.7.2013

ATATÜRK’E SAYGISIZLIK: İLAHİYATÇILARDAN ATATÜRK SANSÜRÜNE İSYAN

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu önceki akşam Ankara’da ilahiyat fakültesi hocaları, Diyanet çalışanlarının sendikalarının yöneticileri ve emekli din adamları ile iftarda buluştu. CHP’nin müftü kökenli İstanbul milletvekili İhsan Özkes’in Gençlerbirliği Sosyal Tesisleri’nde düzenlediği iftara 40’a yakın din adamı ile gazetecilerin Ankara temsilcileri katıldı. Yemek öncesi iftar duasını yapan İsa Varlı’nın “Yaptıkları ve Türkiye’de özgürce ibadet imkânı sağladığı için” Atatürk’e de dua etmesi üzerine söz alan iki konuk şu görüşleri paylaştı:
Abdullah Tosun (Emekli TRT Sosyal İşler Daire Başkan Yardımcısı): Artık camilerde toplantılarda Atatürk’ün ismini bile anmaya korkar hale geldik. Bu mesele bizim için şan, şeref ve haysiyet meselesidir.
Asaf Demirbaş (Emekli TRT Dini ve Ahlaki Yayınlar Müdürü): Bugün mevlit programlarında Atatürk’ün adı anılmıyor. Diyanet İşlerini kuran Atatürk değil mi? Kuran’ı tercüme ettiren Atatürk değil mi? Diyanet’i Atatürk kurdurmadı mı? Niye dua edilmiyor? Mevlitlerde Atatürk’ün adının kaldırılması çok yanlış.
İftara katılan Diyanet çalışanları sendikalarının başkanları ise bu şikâyetlerin genellenmemesi gerektiğini belirterek “Birkaç kendini bilmezin Atatürk’ü hiçe sayıp ismini söylememesi tüm kurumu bağlamaz. Biz tüm Türkiye’yi geziyoruz. Genelde Atatürk ve silah arkadaşları diye zikrediliyor ve edilmeye de devam edecek” karşılığını verdiler.

‘Diyanet AKP’nin arka bahçesi’

Sendika temsilcilerinin ağırlıklı vurguları ise “Diyanet’in AKP döneminde siyasallaştığı” yönünde oldu. Diyanet Vakıf-Sen Genel Başkanı Nuri Ünal, “İnsanlara ötekileştirme yapılıyor. Ayrışma var. Senin adamın benim adamım mantığı. Çalışanlarda tedirginlik var. Milletvekili, il başkanı, belediye başkanı atamalarına müdahale ediyor. Eğer iktidara yakın sendikada değilse, din görevlilerimizi sendikasından dolayı dışlıyorlar” dedi.
Diva-Sen Genel Başkanı Hüseyin Demirci de “Diyanet hiçbir zaman olmadığı kadar siyasallaştı. Çözüm Diyanet’in özerk yapıya geçmesidir. Başkan seçimle gelmeli. Öyle olursa iktidara göre Diyanet olmaz. Başbakan yardımcısının söylemine endeksli Diyanet İşleri başkanı olmaz” diye konuştu.
Emekli müftü ve eski CHP milletvekili Gani Aşık ise “Diyanet İşleri hiçbir zaman bugünkü kadar iktidarın arka bahçesi haline gelmemişti” değerlendirmesini yaptı. Cemevlerinin yasal statüye kavuşması için Diyanet’in katkıda bulunmadığını belirten Aşık, Diyanet İşleri Başkanlığı’nda Alevilerin de temsil edilmesi gerektiğini belirtti.

BEŞ Vakit EZAN Atatürk Sayesinde

Gecenin sonunda konuşan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da bazı çevrelerden Atatürk’e yönelik eleştirilere şu sözlerle karşılık verdi:
“Atatürk büyük bir lider. Arkadaşımızın duasında ettiği gibi öbür dünyaya giderken sadece kefeni ile gitmiş. Bütün mal varlığını topluma bırakmış. Toplu iğne dahi yapamıyorduk, 1925’te uçak fabrikasının temelini atıyor. 1934’te Kayseri’den kalkan ilk uçağımız Ankara’ya iniyor. Haliç’te denizaltı yapmaya çalışıyoruz. 1930’da Merkez Bankası’nı kuruyoruz. Şimdi küçümsediğimiz o demir ağları örüyoruz. Sümerbank’ları, Etibank’ları yapıyoruz. Kimseden borç para istemediler, el avuç açmadılar. Yolsuzluk yapanları Yüce Divan’a gönderdiler. Ben bu insana ‘Müslüman değilsin’ dersem haksızlık yapmış olmaz mıyım? Eğer bu ülkenin minarelerinde 5 vakit ezan okunuyorsa o insanların sayesinde oldu.” ■ Cumhuriyet, (27.7.2013)

RANT EKONOMİSİ, YOLSUZLUK, ZENGİNLİK: SULUKULE’YE DÖNDÜLER

* Kentsel dönüşümde Taşoluk’a sürülen 317 Roman aile, yeni yerlerinde tutunamadılar

Sulukule’de evlerinden sökülerek Taşoluk’a yerleştirilen Roman 317 ailenin tümü Karagümrük’teki mahallelerine geri döndü. Lüks konutların arka sokaklarında, Balat’ta, Fener’de, Ayvansaray’da ve Karagümrük’te tutunmaya çalışıyorlar. Romanlar evlerini mecburiyetten yok pahasına sattıklarını, yerleştikleri yeni evlerin de yıkılma söylentileriyle yüz yüze olduğunu söyledi.
Sulukule Gönüllüleri Derneği Başkanı psikolog Özlem Soysal, Sulukuleli çocukların yaptığı resimlerden örnek vererek “Bir çocuk 2 resim çizmişti. Biri rengârenk, ‘önce’ yazmış. Diğeri kurşun kalemle, güneş ve çocuklar ağlıyor, buna da ‘sonra’ yazmış” dedi. Soysal, “Çocuklar savaştaki çocuklardan kötü durumdaydılar” diye konuştu.

100’e alıp 600’e sattılar

Yaklaşık 2 yıldır Sulukule’nin çevresindeki evlerin de yıkılacağı söylentisinin dolaştığını ifade eden Soysal, “Bu insanlar Taşoluk’tan oranın fiziksel olarak Roman yaşam biçimine uygun olmadığı için geri döndüler buralara. Beyoğlu’nda limon satıyorlar. İşleri gece 3-4 gibi bitiyor ve Taşoluk’a dönemiyorlar” dedi.
Soysal, Sulukule’de ve çevre semtlerde kiraların yükseldiğinin de altını çizerek “İnsanların evlerini 100 bin ila 125 bin TL arası satın aldılar. Şimdi evler 600 bin TL’den satılıyor. Bu ahlaksızca birşey” diye konuştu. ■ Cumhuriyet, (27.7.2013)

ÇEVRE, KAYNAK KULLANIMI: DOĞA ÖLÜYOR

Mermer ocakları yüzünden dağlar ve göller sessiz

Burdur’da sayıları 200’ü bulan mermer ve taşocakları, bölgedeki doğal yaşamı tehdit ediyor. Doğal çevre morfolojisini bozan mermer ve taş üretimi, aynı zamanda toprak kayıplarına ve buna bağlı olarak topoğrafyada meydana gelebilecek görsel kirliliğe de neden oluyor. Kentte, Söğüt Dağı’nın da mermerciliğe açılacağı haberlerine yurttaşlar tepki gösterdi.
Doğa Derneği Burdur Temsilcisi Ufuk Gökduman, bir an önce önlem alınmasını istedi. Niğde Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Karataş ise hazırladığı raporda, Burdur Gölü’nün suyunun üçte birini kaybettiğini vurgulayarak “Mermer tozu gibi atık maddeler yeraltı su yollarını bloke ettiğinden su seviyesinin düşmesine neden olmaktadır” dedi. Yarışlı köyünden Ali Kaçan, “Doğayı ağır ağır bitiriyor. Ağaçlarımız gidiyor, ormanlarımız gidiyor” dedi.

Flamingolar da giderse

Mermer ocakları, barajlar, tarımda yanlış sulama yöntemleri nedeniyle Burdur Gölü ve civarındaki irili ufaklı gölleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya getirdi. Gölde yaşayan 194 farklı kuş türü ile 10 sürüngen yaşanan değişiklikten olumsuz etkilendi. Göle en yakın sulak alan olan Yarışlı Gölü de mermer ocaklarının tehdidi altında. Göl, flamingoların göç yolu üzerinde bulunuyor ve her yıl binlerce flamingoya birkaç hafta da olsa ev sahipliği yapıyor. Flamingoların bölgeyi terk etmelerinden korkuluyor. ■ Cumhuriyet, (27.7.2013)

MİLLİ İRADE, HALK MECLİSLERİ: DEMOKRASİ ADINA ÖNEMLİ KAZANIM

27 Mayıs’ta Taksim Gezi Parkı’ndaki birkaç ağacın kesilmesi ile başlayan ve kısa sürede Türkiye çapına yayılan Gezi Parkı Direnişi’nin birçok kazanımı oldu. Çevre sorunları, Türkiye’de hiç olmadığı kadar gündem olmaya başladı. Parklarda düzenlenen forumlar, yerel demokrasi adına çok önemli bir adım oldu. Yıllardır Başbakan’ın tekeli altında bulunan gündem de özgürleşti. Son 2 aydır gündemi Başbakan’ın açıklamaları değil, Gezi Parkı olayları belirliyor.
Gezi ruhu Türkiye’nin dört bir yanındaki parklarda forumlarla sürdürülmeye başlandı. Kentin dört bir yanında süren forumlarda her gün değişik bir konu etrafında tartışmalar yapılıyor. Kendi gündemlerini belirleyen forumlar, yaşanan gelişmelerle ilgili hemen eylem kararları alıyor ve uygulamaya koyuyor. Ramazanın başlaması ile birlikte Antikapitalist Müslümanlar’ın 5 yıldızlı otellerdeki lüks iftarlara karşı sokaklarda düzenlediği Yeryüzü Sofraları da eylem gündemine göre şekilleniyor. Nerede bir sorun, tartışma varsa Yeryüzüzü Sofrası o noktada kuruluyor.

#Direnbostan ve Yassıada

Bu süreç sayesinde Fatih’teki 1500 yıllık Yedikule Bostanları’nın kaldırılarak tarım arazilerinin park olarak düzenlenmesi büyük tepkiye neden oldu. İstanbul’un birçok ilçesinde toplanan forumlar bostanlara gidip eylem yaptı, konuyu sürekli gündemde tuttu.
Yassıada ve Sivriada’nın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan imar planı ile turizm adasına çevrilmesi de forumların tepkisiyle karşılaştı. Sivriada ve Yassıada’da forumlar, protesto gösterileri gerçekleştirildi.

Pedala kuvvet

3. köprüye karşı artık her pazar günü bisikletli eylem yapılıyor. Yine forumlarda alınan kararlar doğrultusunda Beşiktaş’ta buluşan bisikletli gruplar 3. köprünün Avrupa yakasındaki ayağı Garipçe’ye pedal çeviriyor.

Tabiat Yasası askıya alındı

Doğayı korumaktan çok kullanmayı amaçlayan, doğal sit’leri kaldıran, korunan alanların ilanında ve yönetiminde bakanlık dışında hiçbir kişi ve kuruma söz hakkı tanımayan Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanun Tasarısı bu süreçte TBMM gündemine gelmesi beklenirken askıya alındı.

Gola Çetu’da geri adım

Tunceli’de Munzur ve Pülümür çaylarının birleştiği noktada yer alan ve Aleviler için kutsal kabul edilen, 16 bin 500 metrekarelik Gola Çetu Parkı için baraj gölü sahasında kaldığı gerekçesiyle mahkeme yıkım kararı vermişti. Oluşan tepkiler ve çevreci duyarlılık üzerine Orman ve Su İşleri Bakanlığı açtığı davayı geri çekerek park ve ziyaret yerinin korunacağını açıkladı. ■ Cumhuriyet, (27.7.2013)

28.7.2013 

UÖŞ: ALMAN DEVLERI BIR BIR IFLAS EDIYOR

Praktiker'den sonra aynı gruba ait Max Bahr da iflas bildirdi.

Yapı marketler zinciri Praktiker'in ardından aynı gruba ait ikinci marketler zinciri Max Bahr da iflas ettiğini açıkladı. Şirketten yapılan açıklamaya göre aşırı borçlanma ve ödeme sorunları sebebiyle Hamburg mahkemesinde iflas başvurusunda bulunulacak. Max Bahr'ın Praktiker içinde bir umut olacağı düşünülürken bu iflasın ortaya çıkması Praktiker'in yeniden düze çıkması ümitlerine darbe vurdu. Uzmanlar ve şirket yöneticileri şimdi şirketlerin nasıl kurtarılacağı ile ilgili yoğun olarak çalışırken iki marketler zincirinin tek elden tek yatırımcıya devredilmesi fikri ağırlık kazandı. Obi, Hornbach ve Hagebau gibi rakip yapı marketleri bu şirketlere ilgilerini saklamıyor. Max Bahr'ın Almanya'da 132, Praktiker'in ise 169 şubesi var. Bu şirketlere ait yurtiçi ve yurtdışında toplam 18 bin çalışanın endişeli bekleyişleri ise sürüyor. ■ Akşam, (28.7.2013)

SERVET: MARK ZUCKERBERG'IN SERVETI 1 GÜNDE 3.7 MILYAR DOLAR ARTTI

Facebook'un beklentilerin üstünde gelen karı, hisselerin değerini bir günde yüzde 30'a yakın artırdı. Bu artış, Facebook'un kurucusu 29 yaşındaki Mark Zuckerberg'in de servetine servet kattı. Zuckerberg'in kasasına 1 günde 3.7 milyar dolar eklendiği tahmin ediliyor.

Sosyal medya ağı Facebook'un kurucusu 29 yaşındaki Mark Zuckerberg, bir günde servetine servet kattı. Facebook'un beklentilerin üstünde gelen ikinci çeyrek bilançosu hisselerde hızlı yükselişe yol açtı. Bir günde yüzde 29,59 değer kazanan Facebook hisseleri 34,36 dolarla son bir yılın en yüksek seviyesine çıktı.

Serveti 16.1 Milyar Dolara Çikti

Hisselerdeki bu artış, Mark Zuckerberg'in de servetinin artmasına yol açtı. Forbes, Zuckerberg'in toplam servetinin bir günde 3.7 milyar dolar arttığının tahmin edildiğini yazdı. Böylelikle mart ayında 13.3 milyar dolarla Forbes milyarderler listesine giren Zuckerberg'in serveti 16.1 milyar dolara çıkmış oldu.

488 Milyon Dolar Kâr

Facebook’un son çeyrek karı beklentilerin üstünde geldi. Şirketin cirosu, 2. çeyrekte yüzde 53 yükselerek 1.81 milyar dolara çıktı. Sosyal medya devinin bazı kalemler hariç 2. çeyrek karı hisse başına 19 cent olmak üzere toplamda 488 milyon dolar olarak gerçekleşti. ■ Akşam, (28.7.2013)

 

RANT, TARİHE SAYGISIZLIK, MİLLÎ İRADE: TMMOB HALİÇ PROJESİNİ YARGIYA TAŞIYOR

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, "Haliç Yat Limanı ve Kompleksi Projesi" ihalesine karşı dava açacağını duyurdu.

Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği'ne (TMMOB) bağlı Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, Haliç Yat Limanı ve Kompleksi Projesi ihalesine karşı dava açacağını duyurdu. Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu konu ile ilgili yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, projenin rant odaklı sürecin bir parçası olduğu belirtilerek, projenin Galataport planları ile birleştirilmesi amacıyla hayata geçirilmeye çalışıldığı vurgulandı. Açıklamada, "Bu proje ile dünyanın en eski ikinci tersanesi ve Tersane-i Amire'nin günümüzdeki karşılığı- olan 558 yıllık Haliç Tersanelerinin, dünya üzerinde başka örneği bulunmayan şekilde ve yaklaşık 6 asırdır gemi yapım işlevini sürdüren tek endüstriyel arkeolojik SİT'in ortadan kaldırılması için yeni bir adım atılmış oluyor" denildi.

 

Projenin kentin ve geleceğinin şekillendirilmesi açısından birçok karar ve ilkeyi ihlal ettiğine dikkat çekilen açıklamada, "Sadece Tersane-i Amire'yi oluşturan alanın bütünlüğünü bozmakla kalmamakta, 2863 sayılı Koruma Mevzuatı, Koruma Kurulu kararları, planlama ve şehircilik ilkeleri, imar mevzuatı vb. uyulması zorunlu mevcut bütün yasal düzenlemeleri de yok saymaktadır" denildi. Açıklamada, ihalenin ulusal ve uluslararası mevzuat yok sayılarak hiçbir planlamaya dayanmayan projeye göre yapılması eleştirilerek, "Bu özelliği ile ihale koruma ve imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine ve bilimine aykırı olduğu için kamu ve toplum yararına açıkça aykırıdır" denildi. ■ Evrensel, (28.7.2013)

 

29.7.2013 

KAMUOYU: OYNATMAYA AZ KALDI

Siyasi atmosfer ruh sağlığını da etkiledi: Komşum beni takip ediyor

Türkiye’nin ruh sağlığı giderek bozuluyor, ruhsal bozukluklar da şekil değiştiriyor. Deneyimli psikiyatrist Prof. Özcan Köknel, son dönemlerde dinlendiği-izlendiği kuşkusuyla kapısını çalan hastalarda büyük bir artış yaşandığını söylüyor ve ekliyor: “Siyasi atmosfer bu eğilimleri besliyor. Bugünlerde ‘komşum beni takip ediyor’ diyenler var.”
Yapılan araştırmaların, Türkiye’nin yüzde 60’ının ruh sağlığının yerinde olmadığını, bu oranın içinden yüzde 20’nin de mutlaka tedaviye ihtiyacı olduğunu gösterdiğini belirterek söze başlıyor Köknel. Madem Türkiye’nin toplumsal psikolojisini masaya yatırıyoruz, ona önce en yaygın korkuları soruyoruz, yanıtlıyor: “Birinci sırada ölüm korkusu yer alıyor. Bunu sırasıyla fiziksel bir hastalık yaşama korkusu ile aklını yitirme korkusu takip ediyor.”
Peki, Türkiye’de ilk sırada yer alan takıntılar hangileri? Köknel, en yaygın olanın temizlik takıntısı olduğunu belirtiyor; “Bu takıntının nedeni, o insanın iç dünyasındaki bir çatışmanın yansıması” diyerek. Bunu takip edenin ise başkalarının yanında kendini güvende hissetmeme, bir başka deyişle sosyal fobi olduğunu söylüyor: “Bu durum, güvensiz yetişmekten kaynaklanıyor. ‘Beni adam yerine koymazlar’ diye düşünüyor kişi.”
Köknel, Türkiye’de son dönemlerde giderek artan bir başka ruhsal bozukluğa da dikkati çekiyor: “İzlenme-dinlenme kuşkusu.”

İzlenme-dinlenme kuşkusu giderek ruhsal hastalıkların hezeyanı haline geliyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi atmosfer nedeniyle “polis beni takip ediyor”, “telefonlarım dinleniyor” korkusu da giderek artıyor. Bugünlerde “komşum beni takip ediyor” diyenler var örneğin. Zaten paranoid bir yapının özelliğidir izlenme-dinlenme korkusu. İçinde bulunduğumuz ortam bu kaygıyı somutlaştırıyor ne yazık ki...

l Bırakın evlenmeyi, karşı cinsle bile konuşamayan bir sürü insan var. Bakın şöyle açıklayayım... Türkiye’de 5 tip aile yapısı var. İlki, ilgili bilgili aile yapısı, çocuğu adam yerine koyanlar. İkinci tip, çocuk merkezli liberal aileler, üçüncüsü çelişkili aileler: Burada babanın evet dediğine anne hayır der, annenin evet dediğine baba hayır der. Dördüncü ve en yaygın model, ataerkil aile. Türkiye’deki birçok sorunun kaynağı da ataerkil aile yapısı zaten. Sosyal fobinin de, cinsel sorunların da kaynağı bu, çünkü karşı cins uzak durulması gereken bir ‘şeymiş’ gibi algılanıyor. Beşincisi de karma tip ailedir, yani tüm diğer tiplerin karışımı olan aileler. ■ MELTEM YILMAZ, Cumhuriyet, (29.7.2013)

BÖLÜCÜLÜK, SURİYE: ‘ÖZERKLİK ARAYIŞI ESAD’A YARIYOR’

ABD’nin önde gelen gazetelerinden Washington Post, Suriye’deki Kürt özerk bölgesi ilan etme planlarının, Devlet Başkanı Beşşar Esad’ı devirme mücadelesini olumsuz etkilediğini iddia etti. Gazete, ülkedeki Kürtlerle Araplar arasında süren çatışmalara da değinerek PYD’nin sınırda kazanımlar elde ettiğini vurguladı.

Gerilim artar

Esad rejiminin güçlendiği bir dönemde muhaliflerin birbirileriyle etkinlik mücadelesine girdiğine dikkat çeken gazete, özerklik planlarını doğrulayan PYD lideri Salih Müslim’in cihatçı grupları Kürt bölgelerinde kabul etmeyeceklerini söylediğini hatırlatarak şu görüşlere yer verdi: “ PYD’nin Washington ve Ankara’nın terör örgütü olarak ilan ettiği PKK ile yakın bağları bulunuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, planları ‘bir hayli provokatif’ olarak niletedi ve Kürt-Arap gerilimini artıracağını ekledi”.  … ■ Cumhuriyet, (29.7.2013)

BORÇLANMA, DIŞ: IMF’YE BORÇ BİTTİ; DIŞ BORÇ YÜZDE 57 ARTTI

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “geçmiş dönemlere ait Uluslararası Para Fonu (IMF) borcunu kapattık” propagandası yaparken; Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, AKP döneminde dış borç stokunun 92.8 milyar TL’den 145.7 milyar TL’ye çıktığını açıkladı. MHP Genel Başkan Yardımcısı Kenan Tanrıkulu’nun soru önergesini yanıtlayan Babacan, AKP döneminde IMF ile imzalanan anlaşma kapsamında alınan kredinin “bütçe finansmanını desteklemek” amacıyla kullanıldığını ifade etti. IMF’den AKP döneminde çekilen kredi de 14 Mayıs 2013’te ödendi.
Babacan, AKP iktidarında Türkiye’de merkezi yönetim borç stokunda yaşanan artışı da açıkladı. Buna göre merkezi yönetim borç stoku 2002’de 242.7 milyar TL iken 2012 yıl sonu itibarıyla 532.2 milyar TL’ye çıktı.
Merkezi yönetim dış borç stoku 2002’de 92.8 milyar TL olarak hesaplanırken, 2012’ye gelindiğinde bu rakam yüzde 57 artışla 145.7 milyar TL’ye yükseldi. ■ MAHMUT LICALI, Cumhuriyet, (29.7.2013)

 

30.7.2013

BÖLÜCÜLÜK: ''TÜRKİYE 20 - 25 BÖLGEYE AYRILABİLİR''

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, tüm Türkiye için özerklik talebinde bulundu. Bütün bölgelerde yerinden yönetimin hayata geçirilmesi gerektiğini savunan Demirtaş, bu kapsamda Türkiye'nin 20 ya da 25 bölgeye ayrılabileceğini söyledi.

 

Hüseyin Yayman, Utku Çakırözer, Hande Fırat sordu, BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş CNNTürk'te yanıtladı.

Demirtaş programda; "Türkiye coğrafyası ekonomik kültürel demografik yapısıyla 20 veya 25 bölgeye ayrılabiliyor. Yerinden yönetim bölgelerine ayrılabilir. Sadece Kürtlere özgü bir özerklik yerine Türkiye'nin katı merkeziyetçi yönetim modelinden vazgeçerek bir yerinden yönetim modelini hayata geçirmesi lazım. Bu özerklik değil yerinden yönetim modeli. Türkiye'nin bütün bölgelerde yerinden yönetim modelini hayata geçirmesi lazım. Ulus devlet modelini özgürleşme yönetimi olarak önermiyoruz.

Kürtlerin devlet kurma hakkı yok değil ama bugün Türkiye'de yaşayan Kürtler bugün bu hakları birlikte yaşam çerçevesinde kullanmak istiyorlar" diye konuştu.

Demirtaş, Kürdistan komşunuz olursa kıyamet kopmaz sözlerinin arkasında durdu. ■Cumhuriyet, (30.7.2013)

 

ÖZELLEŞTİRME: DEVLETİN KASASINA ÖZELLEŞTİRMEDEN 8 MİLYAR GİRDİ

Özelleştirmede yılbaşından bu yana 1 blok satış, 13 bedelli devir işlemi ve 157 tesis ve varlık satışı gerçekleştirildi. Şu ana kadar elde edilen toplam özelleştirme geliri 8 milyar 7 milyon lira oldu.

ANKARA - Özelleştirme uygulamalarından yılbaşından bu yana elde edilen gelir 8 milyar lirayı aştı.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) tarafından yılbaşından bu yana toplam 87 ihale gerçekleştirildi. Bu yıl Temmuz ayına kadar 15 milyar 114 milyon 227 bin liralık imza atıldı ve devir gerçekleştirildi.

Satış ve devir işlemi tamamlanan ilk özelleştirme uygulaması, 7 Ocak'ta sözleşmesi imzalanan TEDAŞ'ın Tekirdağ'daki taşınmazının satışı oldu. ÖİB'in kasasına, söz konusu taşınmazın satışından 10 bin 409 dolar girdi. Bu yıl satış ve devir işlemi tamamlanan en yüksek özelleştirme bedeli ise Elektrik Üretim AŞ'ye (EÜAŞ) ait akarsu santrallerinden elde edildi. EÜAŞ'a ait Göksu Akarsu Santrallerinin özelleştirme bedeli 57 milyon 500 bin dolar, Berdan Akarsu Santralleri 47 milyon dolar, Hasanlar Akarsu Santralleri 30 milyon 850 bin dolar, Kısık Akarsu Santralleri 27 milyon 150 bin dolar oldu.

Özelleştirmede yılbaşından bu yana 1 blok satış, 13 bedelli devir işlemi ve 157 tesis ve varlık satışı gerçekleştirildi. Böylece önceki yıllarda gerçekleştirilen özelleştirme uygulamalarından yapılan tahsilatlarla birlikte özelleştirme geliri 8 milyar 7 milyon liraya ulaştı.

Sözleşmesi imza aşamasındaki kuruluşlar

Özelleştirme çalışmalarında bugün itibarıyla, satış ve devir onayı alınan 29 işletme ve tesisin toplam 4,2 milyar dolarlık satış işleminin sözleşmesi ise imza aşamasında bulunuyor.

Bunlar arasında en yüksek bedel, 1 milyar 725 milyon dolarla TEDAŞ-Toroslar Elektrik Dağıtım AŞ'ye ait. En yüksek satış tutarına sahip ikinci kuruluş ise 1 milyar 227 milyon dolarla TEDAŞ-İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş.

İhaleleri tamamlanan ve özelleştirilmesi onay aşamasında olan 22 kuruluşun toplam satış tutarı da son gerçekleştirilen Salıpazarı Liman Sahası ihalesiyle birlikte 962,4 milyon dolar oldu.

27 yılda 53,4 milyar dolarlık özelleştirme yapıldı

Öte yandan 1986 yılından bugüne kadar 53 milyar 403 milyon dolarlık özelleştirme işlemi yapıldı. Bunun 34,8 milyon doları Hazineye aktarıldı.

Halen özelleştirme kapsam ve programında 21 kuruluş yer alıyor. Bu kuruluşların 10'unda yüzde 50'nin üzerinde kamu payı bulunuyor. Bunun yanısıra, özelleştirme kapsamında 795 taşınmaz, 38 tesis, 2 liman, 8 otoyol, 2 boğaz köprüsü ile şans oyunları lisans hakkı da yer alıyor. ■ Dünya, (30.7.2013)

BÖLÜCÜLÜK: 500 YILLIK DÜZEN

Güneydoğu Anadolu; Padişah Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı topraklarına katıldı. Osmanlı topraklarının tümü "mir toprak" idi. Yani mülkiyet devlete aitti. Ama Sultan Selim; bölgedeki Kürt aşiret ağalarına ve mollalara özel bir ayrıcalık sağladı. Bunları bulundukları bölgelerin derebeyi yaptı. O toprakları da o derebeylerine verdi. Böylece, orası feodal düzenin esiri haline getirildi.

Yavuz Selim'in tek şartı vardı: Kürt derebeyleri; Osmanlı askerine katılıp Alevilere karşı yapılacak savaşlarda yardımcı olacaklardı.

Bölgedeki bu derebeylerini kuvvetlendirme operasyonu Sultan 2. Abdülhamit zamanında yenilendi. 1890'da başlatılan Hamidiye Alayları operasyonunun özü budur.

Kısacası Osmanlı Devleti zamanında bölgede derebeylerinin (ağalar-reisler-mollalar-şıhlar düzeni) egemenliği sağlandı. Böylece oradaki Kürt kökenli nüfus çift cenderede ezildiler. Cumhuriyet rejimi isyanlarla kendisini gösteren bu yapıyı dağıtmak istedi ama beceremedi. Demokrat Parti'nin kurulmasından sonra oyları kontrol eden bu bölgenin feodalları yeniden güçlendiler. ■ Rıza Zelyut, Güneş, (30.7.2013)

 

31.7.2013  

MİLLİ İRADE: KAZ DAĞLARI’NDA ÇADIRLAR ÇOĞALIYOR

Gezi Parkı’na AVM yapılmak istenmesi üzerine parkı koruma altına alan direnişçiler, şimdi de uluslararası maden şirketlerince talan edilmek istenen Kaz Dağları’nı koruma altına aldı.

GÜMÇED ve Gençlik Muhalefeti’nin öncülüğünde Türkiye’nin farklı yerleşimlerinden Edremit Körfezi bölgesine gelen ve Kaz Dağları Milli Parkı’nın Zeytinli beldesinden giriş kapısında çadırlarıyla konuşlanan yüzlerce genç, Kaz Dağları’nın madenci firmalar tarafından talan edilmesine karşı çıkıyor.

Önceki gün başlayan direniş kampının konuk sayısı da her geçen gün artıyor. İlk gün yaklaşık 200 kişi konaklamaya başlarken bu sayı dün itibarıyla 500 kişiyi buldu. Sayının hafta sonu bini geçmesi bekleniyor. Buluşma kapsamında yerel yönetimler gençlere her türlü desteği veriyorlar.

Bir hafta boyunca bölgede kalacak gençler şimdiden cumartesi günü gerçekleştirilecek mitinge hazırlanıyorlar. “Doğa İçin Direniş” adlı miting Zeytinli Altınkum Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenecek. Gençlerin her gün olarak düzenli okuma saatleri bulunuyor. Bunun yanı sıra müzik grupları eşliğinde dans ediyorlar. Kampta gün erken başlıyor ve milli parkta yürüyüşler yapılıyor. Endemik bitkilerin envanteri çıkarılıyor. Alan kare kare fotoğraflanıyor. ■ OZAN YAYMAN, Cumhuriyet, (31.7.2013)

(Bravo bu gençlere!... Milli iradeye sahip çıkıyorlar. Meclis, hükümet yapmazsa, halk yapar! Rejim halkın güçlü denetimi altında değilse, o rejim demokrasi değildir. cd)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura