Diğerleri > Sis Çanı
19-12-2012
NELER OLDU 25-31 KASIM 2012 (Kaynak, bölücülük, altın, özelleştirme, borçlandırma, AB, kriz, BOP, eğitim, yolsuzluk, tarım)

Cihan Dura

19.12.2012


25.11.2012 

KAYNAK KULLANIMI: ESAS HEDEF RANT YARATMAK

Taksim’de halkın yeşil alanı kemirile kemirile şu anda gördüğümüz kısım kaldı. Bir de oraya yeniden Topçu Kışlası yapılmak isteniyor. Orası aslında sadece rant getirici bir tesis olacaktır.

- Gezi’nin kemirilmesi 1950’li yılların ortalarında Hilton Oteli’nin yapımıyla başlamadı mı?

D.H.- Evet. Hilton orayı kesti. Derken Orduevi’ni yaptılar. Ardından eski vakıflar oteli, bugünkü Ceylan Intercontinental geldi. Daha sonra belediyenin de katkılarıyla Hyatt Oteli yapıldı. Son olarak da Harbiye Kültür Merkezi oraya getirildi.

Dolayısıyla, halkın yeşil alanı kemirile kemirile son parça olarak şu anda gördüğümüz kısım kaldı. Oraya da yeniden Topçu Kışlası yapılmak isteniyor. Evet, o kışla tarihiydi ama mimari tarz olarak çok da değer ifade eden bir yapı değildi. Zaten o kışla kullanılmadığı için sonradan Taksim Stadı’na dönüştürülmüştü.

Bu kışlanın doğru dürüst bir rölövesi yok. Zaten yapılmak istenen kışla değil. O çevredeki öbür kışlalar bugün eğitim amaçlı kullanılıyor.

- Peki, yapılmak istenen kışla değilse nedir?

D.H.- Orasının aslında rant getirici bir tesis olacağı, rezidans, alışveriş merkezi yapılacağı ifade ediliyor. Hatta buz pisti yapılacak diyenler bile var. Anlaşılıyor ki daha o konuda bir karar da verilmemiş.

Aslında bu tür projelerin İstanbullularla paylaşılarak yapılması gerekir. Taksim için bunun en doğru yolu açılacak bir yarışmanın jürisinin kurulmasıydı. Bu jüri geniş araştırmalar yapar, yarışmanın şartnamesini hazırlardı. Ne yapılacağı konusunda bir toplumsal uzlaşmaya varılırdı. ■ Cumhuriyet,  25.11.2012

BÖLÜCÜLÜK: KATALONYA’DA AYRILIK ÇANLARI

İspanya’dan ayrılığı savunan partilerin mecliste çoğunluğu sağlaması bekleniyor

İspanya’nın doğusundaki Katalonya özerk yönetiminde halk, bağımsızlık yanlısı siyasi partilerin mecliste çoğunluğu sağlaması beklenen erken seçimler için sandık başına gidiyor. Katalanlar seçimden iki yıl sonra bu kez bağımsızlık için referanduma gitmeyi planlıyor.

Katalonya’daki en büyük siyasi parti olan ve ekonomik krizin etkisiyle ilk kez bağımsızlık yanlısı politika izleyen Yönelim ve Birlik Partisi’nin (CIU) lideri Artur Mas, önceki gün seçmenlerine hitaben yaptığı konuşmada bağımsızlık sözcüğünü telaffuzdan kaçınsa da Katalan parlamentosunda mutlak çoğunluğu elde edecek bir seçim sonucu çıkmaması halinde bile, “Katalonya’nın egemenliğine yönelik Katalanların kendi geleceklerine karar verme hakkının sağlanacağı bir kamuoyu yoklaması yapılmasını garanti edeceklerini” söylüyordu.

Durgunlukla boğuşan ve 4 kişiden birinin işsiz olduğu İspanya’da, Katalanların büyük bölümü ekonomideki kötü gidişattan Madrid’i sorumlu tutuyor. Katalanlar, Madrid’den, ödedikleri vergiden çok daha azını aldıklarını düşünüyor. İşin tuhafı, Katalan bağımsızlığının destekçilerinin büyük bölümünün kökenlerinin Katalan olmaması. Bağımsızlıkçılar, çoğunlukla İspanya’nın başka bölgelerinden gelen ve Katalonya’nın ekonomik olarak tek başına daha güçlü olacağına inanan seçmenler.

Bağımsızlık yanlısı politikaya geçmişten bu yana en fazla desteği veren, CIU’yu “bağımsızlık fikrini çalmakla” suçlayan Katalonya Cumhuriyetçi Solu (ERC) partisinin de erken seçimlerde oylarını artırması bekleniyor.

Katalonya’da ikinci büyük siyasi parti olan ancak parti içi sorunlardan dolayı son yıllarda oy kaybeden Katalonya Sosyalist Partisi (PSC), bağımsızlık yerine özerklik hakları daha gelişmiş, federal bir Katalonya talep ediyor. PSC’ye göre Katalanların 3’te 2’si kendisini hem Katalan hem de İspanyol hissediyor.

Katalonya’da, İspanyol milliyetçiliğinin tek savunucusu olarak gözüken Katalonya Halk Partisi (PPC) ise, İspanyol devleti ile hiçbir şekilde bağları koparmadan, Katalonya’nın özerklik statüsünün “güncelleştirilmesini” istiyor. Katalonya’nın İspanya’ya bağlı olarak yoluna devam etmesini savunan Ciutadans partisi de, bağımsızlık yanlısı siyasi partilerin ekonomik krizi kullandığı görüşünde.

Yaklaşık 5 milyon 250 bin seçmenin kayıtlı olduğu seçimler öncesinde yapılan son yoklamalar Mas’ın partisinin 135 koltuklu parlamentoda 60-64 sandalye almasının beklendiği yönündeydi. CIU ile diğer bağımsızlık yanlısı partilerin mecliste çoğunluğu alması bekleniyor. ■ Cumhuriyet,  25.11.2012

KAYNAK KULLANIMI: ÇAMLICA’DAKİ ‘HAYAL’ET!

Önce, Başbakan’ın “hayal”ini işittik... “Çamlıca’da görkemli bir cami istiyorum” diyor ve ekliyordu: “Bütün İstanbul’dan görülmeli.”

Derken hayalin “karar”a dönüştüğü açıklandı; ancak demokratik ülkelerdeki gibi belediye meclis kararına değil, monarşilerdeki gibi hükümet kararına! Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın “çaresiz şehirciler”i de Bakan’ın talimatıyla “Camili Çamlıca Planı”nı yaptılar.

Belediyenin yılda binlerce plan tadilatı yapabilen meclisi ise olanı biteni seyrederken, mimar Başkan şunu söylemekle yetindi: “Çamlıca Camisi için imar yetkisi Bakanlıkta.”

Kimse demedi ki: “İstanbul’un simgesi bir tepede belediye nasıl söz sahibi olamaz?”

Sözde yarışma

Soru hâlâ yanıt bekleyedursun; Başbakan’ın hayalindeki 15 bin m2’lik cami için açılan sözde “Mimari Proje Yarışması” da alelacele sonuçlandırıldı.

Yarışmayı düzenleyen ise bu kez ne Bakanlık, ne de belediyeydi; bu işi görev olarak üstendiği anlaşılan “İstanbul Cami ve Eğitim Kültür Hizmet Birimleri Yaptırma ve Yaşatma Derneği”ydi...

Yani, İstanbul’un türkülerinde, şarkılarında, şiirlerinde, öykülerinde, romanlarında, gönüllerinde taht kuran eşsiz Çamlıca’sının “kader”i; üstelik Başbakan’ın hayaliyle birlikte artık bir cami derneğinin elindeydi.

Şartnameye göre jüri, “gerektiğinde görevden alınma”yı(!) sineye çekebilenlerden oluştu. Yani jüri üyeleri -eğer kararları beğenilmezse- üyelikten uzaklaştırılmayı; yarışmacılar da projeleri hakkında “ilan edilmemiş kişiler”in karar vermesini, baştan kabul ettiler!

Ancak çoğunluğu TOKİ mimarlarından oluşturulan seçici kurul “bile”mesleki sorumluluğu önemsemiş olmalı ki “birinciliğe değer” proje bulamadı. Demek ki tasarımların hiçbiri, ne Çamlıca’ya ne de Başbakan’ın hayaline yakışıyordu...

İşte bunun üzerine görevi ille de “Çamlıca’ya cami dikmek” olduğu anlaşılan dernek, ikinciliği kazanan “Sultanahmet Camisi’nin taklidi”projeye karar verdiklerini kamuoyuna açıkladı.

“Asırlardır mesire” niteliğindeki Çamlıca Tepesi’ne 30 bin kişilik taklit camiyi, 105 metrelik 6 ezan ve 1 saat minaresiyle oturtan bayan mimarlar dediler ki: “Türk ve İslam mimarisinin anıtsal eserinden ilham aldık.”

Karar Başbakan’ın

Sonucu kıyasıya eleştiren sayısız isim arasında ikisi “anlam”lı… Örneğin “Bu proje ciddi bir mimari çalışma değil; İstanbul, aceleye gelmiş taklit projeye teslim edilemez” diyen mimar Sinan Genim, aynı zamanda AKP’nin geçen yerel seçimlerdeki Kadıköy Belediye Başkan Adayı’ydı.

Benzer şekilde “Projeyi hiç beğenmedim, eskiyi taklit edemezsiniz” diyen de Haliç Metro Köprüsü’nün tasarımcısı mimar Hakan Kıran. (Vatan-17 Kasım 2012)

Peki, Çamlıca bu pespayeliğe kurban mı edilecek?

Yanıtı bence yine Başbakan verecek. O masum “hayal”inin adeta korkunç bir “hayalet”e dönüşmesini onaylayacak mı? İstanbulluların kuşaktan kuşağa “Çamlıca’daki Hayalet”le yaşamalarına gönlü razı olacak mı? ■ Oktay Ekinci, Cumhuriyet,  25.11.2012

 

26.11.2012 

ALTIN: YASTIK ALTINDA 5 BİN TON ATIL BİR ŞEKİLDE DURUYOR

İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Erdal Aral, Türkiye'de yastık altında hala sisteme kazandırılmamış 2 bin ila 5 bin ton arasında altın olduğunun tahmin edildiğini dile getirdi. Aral: Bankaların altın toplama günleri bu altınların ekonomiye kazandırılmasında etkili olacak

İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Erdal Aral, Türkiye'de altın en çok tercih edilen ve bilinirliği en yüksek yatırım aracının altın olduğunu vurgulayarak, 'Böyle olmakla birlikte, yatırımcılar söz konusu tasarruflarını finansal sistemin dışında yastık altında saklıyor. Türkiye'de yastık altında 2.000 ila 5.000 ton arasında altın olduğu tahmin ediliyor' dedi.
İŞ Bankası ve İstanbul Altın Rafinerisi (İAR) arasında yapılan protokol çerçevesinde İş Bankası şubelerinde gerçekleştirilen Altın Buluşmaları'na devam ettiklerini kaydeden Aral'ın verdiği bilgilere göre, etkinlik kapsamında altınlarını ya da ziynet eşyalarını İş Bankası şubelerine getirenlerin altınlarının 995/1000 saflıktaki gram karşılığı, şubelerde görevli bulunan İAR eksperleri tarafından belirleniyor. Aral, 'Altınlarını şubeye getiren müşterilerle mutabık kalınması sonucunda, belirlenen gramajda altın müşterilerin Vadesiz Altın Mevduat hesabına aktarılarak kaydileştiriliyor' diye konuştu.

Kuyumcularda altın buluşmaları
ARAL Gülaylar Grubu ile gerçekleştirilen işbirliğiyle sektörde bir ilke imza attıklarını belirterek 'Kuyumcularda altın buluşmaları yapıyoruz. İk olarak İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir, Kocaeli, Konya ve Mersin illerimizde Gülaylar Grubu'nun 35 noktadaki mağazasında verildi' dedi. ■ Akşam,  26.11.2012

ÖZELLEŞTİRMEDEN 10 YILDA 38 MİLYAR $ GELİR SAĞLANDI

2013 Yılı Bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonu'nda konuşan Maliye Bakanı Şimşek hükümetleri döneminde yapılan özelleştirmelerin kazançlarını değerlendirdi. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, AK Parti hükümetleri döneminde toplam 38 milyar dolar özelleştirme geliri elde edildiğini bildirdi.

 

Şimşek, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın 2013 Yılı Gider Bütçesi için teklif ettiğimiz ödenek tutarı 23,6 milyon lira olduğunu, yapılması planlanan bu giderin 22 milyon lirasının Özelleştire Fonu'ndan karşılanacağını dile getirdi.

AK Parti hükümetleri döneminde toplam 38 milyar dolar özelleştirme geliri elde edildiğini belirten Şimşek, şöyle konuştu:

"1986 yılından bu yana toplam 45,1 milyar dolar tutarında özelleştirme gerçekleştirildiği göz önünde tutulursa bu alandaki başarımız daha net ortaya çıkacaktır. Ancak şunu da belirtmek isterim, Hükümet olarak biz özelleştirmeyi bir gelir kapısı olarak görmüyoruz. Aksine, orta ve uzun vadede yatırımları, istihdamı ve verimliliği artıran bir olgu olarak değerlendiriyoruz. Zira hükümetlerimiz döneminde ülkemizin büyüme potansiyeli ve kalkınma hızının artmasına, kamunun üzerindeki istihdam ve finansman yükünün azalmasına büyük katkı sağlayan özelleştirme uygulamalarına öncelik verdik. Bundan sonra da bu uygulamalara aynı kararlılıkla devam edeceğiz. ■ Dünya,  26.11.2012

BORÇLANMA, HALK: KREDİ KARTI SAYISI İKİYE KATLANDI

Türkiye'de bireysel kredi kartı sayısı 4 yılda iki katına çıktı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye'de bireysel kredi kartı sayısı 4 yılda yüzde 100'ün üzerinde artarak 68 milyon 152 bine ulaştı.

Bireysel kredi kartları sayılarına il bazında bakıldığı zaman da, büyük şehirlerin ilk 5'deki yerlerini kaptırmadığı görüldü.

Beklendiği üzere en yüksek kredi kartı sayısı 23 milyon 651 bin 196 ile İstanbul'da kaydedildi. Listede İstanbul'u, 6 milyon 112 bin 756 kredi kartıyla başkent Ankara izlerken, onu 4 milyon 178 bin 966 kredi kartıyla İzmir izledi. Antalya, 2 milyon 486 bin 789 kredi kartıyla dördüncü sırada yer alırken, listenin beşincisi 2 milyon 437 bin 390 kredi kartıyla Adana oldu. ■ Dünya,  26.11.2012

 

ÖZELLEŞTİRME: TÜRKŞEKER'İN TAŞINMAZLARI ÖZELLEŞTİRİLİYOR

Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ'ye (Türkşeker) ait Aksaray, Samsun ve Ağrı'daki muhtelif taşınmazlar özelleştirilecek.

Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan ilana göre, Türkşeker'e ait Aksaray, Samsun ve Ağrı illerinde bulunan muhtelif taşınmazlar ve üzerindeki varlıklar ''satış'' yöntemi ve ''pazarlık'' usulü uygulanarak özelleştirilmek üzere grup halinde ihale edilecek.

Özelleştirilecek toplam alanlar, Aksaray'da 22 bin 834 metrekare, Samsun'da 16 bin 647 metrekare, Ağrı'da ise 122 bin 831 metrekare olarak belirlendi. ■ Dünya,  26.11.2012

 

AB’DEKİ KRİZ FENA VURDU

Danışmanlık şirketi Grant Thornton’un 40 ülkede 3 bin 50 yönetici ile gerçekleştirdiği araştırmaya göre Euro bölgesindeki kriz her 10 işletmeden 4’ünü vurdu. Euro bölgesi krizinin global etkisi yaklaşık 2 trilyon dolar!

Denetim, vergi ve danışmanlık firması Grant Thornton’un dünya genelinde gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre, her 10 işletmeden 4’ü Euro bölgesinde yaşanan ekonomik krizden olumsuz şekilde etkilendi. Grant Thornton’un araştırması, bu etkinin yaklaşık 2 trilyon dolarlık bir gelir kaybına yol açtığını ortaya koyuyor. Krizin hala devam etmekte olduğu ve uzun vadeli olumsuz potansiyel etkileri de dikkate alındığında, bölge ile iş yapan şirketlerin gelecekte bölge ile iş hacmini azaltmayı planladıkları araştırmanın sonuçlarından bir diğeri olarak ortaya çıkıyor.
Yöneticilerin cevaplarından ortaya çıkan istatistikler çarpıcı ve etkileri değişken. Dünya ortalamasına bakıldığında, yüzde 40’lık bir oran ile negatif etkilendiklerini belirten grubun yarısından fazlası (yüzde 54), krizin işletme gelirlerini yüzde 3’ten daha fazla düşürdüğünü ifade ediyor ve her 3 işletmeden 1 tanesi (yüzde 32’lik bir grup) en az yüzde 6’lık bir gelir kaybı yaşadığını ifade ediyor. Dünyanın en büyük ekonomisi olan Amerika’da ise katılımcıların yüzde 11’i, Euro bölgesindeki krizin, gelirlerini yüzde 10 veya daha fazla düşürdüğünü ifade ediyorlar.

Türkler ne düşünüyor?
Araştırmaya Türkiye’den katılanlarda ise negatif etkilendiklerini belirtenlerin oranı yüzde 56. 40 ülkenin ortalaması ile kıyaslandığında (yüzde 40) Türkiye’de negatif etkilendiklerini belirtenler 16 puan daha fazla. Araştırma sonuçlarına göre, Euro bölgesi krizinin etkileri daha çok Avrupa ülkelerinde hissedilirken, dünyanın geri kalanı da Avrupa kıtası ile yarışır durumda. G7 ülkeleri katılımcılarının yüzde 37’si, BRIC ülkeleri katılımcılarının yüzde 36’sı ve Latin Amerika katılımcılarının yüzde 30’u negatif bir etkiden bahsediyorlar. Türkiye yüzde 56 ile en çok etkilenen ülkeler arasında. Bu grupta başı çekenler ise, yüzde 88 ile Yunanistan, yüzde 82 ile İspanya ve yüzde 74 ile İtalya. ■ Yeni Mesaj,  26.11.2012

 

27.11.2012

AB, KRİZ: PİYASALARIN GÖZÜ YUNANİSTAN'DA

Dünya piyasaları Yunanistan'a odaklanmış durumda. Haftalardır süren görüşmelerde son aşamaya gelindi. Yunanistan'ın önümüzdeki haftaları çıkarabilecek nakdi kalmadı. Kredi diliminin onaylanmasını bekliyorlar. IMF'nin de içinde bulunduğu Eurogoup, Yunanistan için karar verecek. Bu yazının yazıldığı sıralarda görüşmeler devam ediyordu. Yunanistan neredeyse tüm ön koşulları karşıladı. Beklentim, kredi diliminin onaylanacağı yönünde. Yunanistan'ın 30 kusur milyar euroluk kredi dilimine kavuşması piyasaları 'geçici' de olsa olumlu etkileyebilecektir. Olumlu etkinin 'geçici' olmasını beklememin arkasındaki temel gerekçe ise, ABD'deki mali uçurum riski. Konuyu birkaç kez köşemde işlemiştim, ancak tekrar hatırlatmakta yarar görüyorum. Çünkü hem dünya ekonomisi hem de tüm piyasalar için son derece kritik bir risk faktörü. ■ Erkin Şahinöz, Takvim,  27.11.2012

 

AB, KRİZ: AVRUPA’DA SULAR DURULMUYOR

Tüm dünyada iş çevreleri krizin geriletilebileceğine inanmıyor

Belçika’da çiftçiler, başkent Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu binasının yakınında kriz dolayısıyla düşen süt fiyatlarını protesto etti. Protestolar sırasında çiftçiler; traktörlerle sokakları işgal etti, polislerin üzerine süt püskürttü. Yunanistan’da ise eczacıların 48 saatlik grevi dolayısıyla eczaneler kapalı kaldı. ■ Cumhuriyet,  27.11.2012

KAYNAK KULLANIMI: KANGAL AYAKLANDI

Alevilerce kutsal sayılan alanda altın arayacaklar

Sivas’ın Kangal ilçesindeki Bakırtepe mevkisinde Alevilerce kutsal sayılan alanda Demir Export şirketi tarafından siyanürle altın aranması için başlatılan çalışmalar, Alevi dernekleri, sivil toplum örgütleri ve yöre halkınca protesto edildi. Maden Teknik Arama (MTA) Kangal ilçesinde Yama Dağı’nın uzantısında yer alan sönmüş bir volkanik bir dağ olan Bakırtepe mevkisinde altın tespit etti ve bölgede kırk yıldır demir, krom çıkaran Demir Export firmasına 2006 yılında işletme ruhsatı verdi. Firma eylül ayından itibaren bölgede siyanür ile altın aramak için harekete geçti.

Firmanın ÇED toplantıları köylüler tarafından protesto edildi. Kangal Dernek Federasyonu Başkanı İsmail Erdem, eski Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Ali Balkız, Çetinkaya Belediye Başkanı Gazi Şentürk ile Eğricek, Elkondu, Bulak, Dışlık, Kaklım, Akçaşehir, Akçakale, Pınargözü köylüleri Çetinkaya beldesinde düzenledikleri toplantıyla siyanürlü altın arama çalışmalarını protesto etti. Eski ABF Genel Başkanı Ali Balkız, “Buradaki dünyaca ünlü doktor balıkların, nesli tükenmekte olan kangal köpeklerinin soyunun tamamen bitmesi demek. Tüm köylerin yüzyıllardır kurban adadıkları, kurban kestikleri, kutsal saydıkları bir ziyaretgâhtır. Doğaya, yaşama, tarihe, kültüre olduğu kadar inanca da bir saldırı var” diye konuştu. ■ MEHMET MENEKŞE, Cumhuriyet,  27.11.2012

GÜNDEM DEĞİŞTİRME:  BİLDİKLERİ GİBİ BİR DİZİ ÇEKSİNLER BİZ DE İZLEYELİM

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın tepki göstererek yargıyı göreve çağırdığı “Muhteşem Yüzyıl” dizisinde Valide Sultan’ı canlandıran sanatçı Nebahat Çehre, tepkide asıl amacın gündem değiştirmek oludğunu söyledi. Hürriyet gazetesinin internet sitesine açıklama yapan Çehre, “Bu, sonuçta tarihi olaylardan yola çıkılarak senaryolaştırılmış bir dizi. Zaten başında bunun bir hayal ürünü olduğu belirtiliyor. Bence burada amaç gündem değiştirmek. Memlekette bu kadar sorun varken, bunu gündeme getirmek niye, anlamadım. Bu anlatılanların gerçeği yansıttığına inanmıyorsa ellerinde çok büyük imkânlar var, bildikleri gibi bir dizi çeksinler, biz de izleyelim” dedi. ■ Cumhuriyet,  27.11.2012

GÜNDEM DEĞİŞTİRME:  ERDOĞAN’DAN TARİH DERSLERİ!

Gündem değiştirmekte başarılı bir siyaset adamı olan Erdoğan, hafta sonu Kütahya’da yaptığı bir konuşmada, kamuoyunun dikkatini hızla yükselen et fiyatlarından, tırmanmakta olan enflasyondan, akaryakıt zamnından alıp, bir televizyon dizisine kilitlemeyi başardı!

Dünürün gazetesi bile, dün “emeklilerin mecburen vejetaryen olduğu”ndan söz ederken, Başbakanımızın güney sınırımızda huzur bırakmayan Suriyeli başkaldırıcılar yüzünden Akçakale’de okulların bu ders yılında bir gün açık, üç gün kapalı olmasına kalıcı çözüm aramak yerine, Doğuş Grubu’nun sahibi olduğu bir televizyon kanalında 70’inci haftadır ekranda bulunan bir kurmaca dizi ile kavga etmesi, düşündürücüdür. … ■ Orhan Birgit, Cumhuriyet,  27.11.2012

AB: KRİZ GİTMEK BİLMİYOR

Avro bölgesi krizi işletmelerde yaklaşık 2 trilyon dolarlık gelir kaybına yol açtı. Grant Thornton’un araştırmasına göre 40 ülkede yapılan araştırmaya göre Avro bölgesindeki kriz her 10 işletmeden 4’ünü vurdu. Türk yöneticilerin yüzde 62’sine göre, krizin etkileri önümüzdeki 12 ayda artacak

Denetim, vergi ve danışmanlık firması Grant Thornton’un dünya genelinde gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre, her 10 işletmeden 4’ü Avro bölgesinde yaşanan ekonomik krizden olumsuz şekilde etkilendi. Bu etki, yaklaşık 2 trilyon dolarlık bir gelir kaybına yol açtı. Türkiye’deki yöneticilerin yüzde 62’si, dünyada da yüzde 70’i krizin etkilerinin önümüzdeki 12 ayda derinleşeceğini düşünüyor.

40 ülkede, 3 bin 50 CEO, yönetici direktör, yönetim kurulu başkanları ya da diğer kıdemli ‘C seviye’ yöneticilerle yapılan araştırmanın diğer bazı sonuçları şöyle:

* Yüzde 40’lık bir oran ile negatif etkilendiklerini belirten grubun yarısından fazlası (yüzde 54), krizin işletme gelirlerini yüzde 3’ten daha fazla düşürdüğünü ifade ediyor ve her 3 işletmeden 1 tanesi (yüzde 32’lik bir grup) en az yüzde 6’lık bir gelir kaybı yaşadığını ifade ediyor.

* Türkiye’den katılanlarda negatif etkilendiklerini belirtenlerin oranı yüzde 56. 40 ülkenin ortalaması ile kıyaslandığında (yüzde 40) Türkiye’de negatif etkilendiklerini belirtenler 16 puan daha fazla. En çok etkilenenlerin başını yüzde 88 ile Yunanistan, yüzde 82 ile İspanya çekti. ■ Cumhuriyet,  27.11.2012

 

28.11.2011 

GÜNDEM DEĞİŞTİRME, KARŞI-DEVRİM: KIYAFET DEVRİMİ!

Sözde ileri demokrasi diye adlandırılan bu dönemin özelliklerinden biri de milyonları ilgilendiren haberlerin artık tartışılmaması, tepeden inme kararlarla bir gecede yürürlüğe konması...
Son örnek milyonları ilgilendiren kılık kıyafet yönetmeliği...
Yönetmelik dün Resmi Gazete’de yayınlanmadan önce kimsenin haberi olmadı.
Tepeden inme yönetmeliğe göre okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve liselerde kılık ve kıyafet serbest olacak. Kız öğrenciler, ortaokul ve liselerde, seçmeli derslerde başlarını örtebilecek.
Eğitim İş Sendikası Başkanı Veli Demir:
- Buradaki asıl amaç, türbanı
anaokulu dahil tüm okullara sokmaktır, diyor, türbanın okullara girmesi, başını örten ve örtmeyen öğrenciler arasında kamplaşmalara da yol açacaktır. Siyasi iktidarın, sonraki adımı ise karma eğitime son vermek olacaktır.
Okul formasının yararı nedir? Veli Demir anlatıyor:
- Okul forması öğrenciler arasındaki sosyo-ekonomik farkları kapattığı gibi öğrenciler için aidiyet duygusu yaratır ve geliştirir. Serbest kıyafet uygulaması ise ülkemizde yaşanan sosyo-ekonomik farklılıkları, gelir dağılımındaki adaletsizliği okullarımıza yansıtır. Bu uygulamayı ancak toplumun gelir düzeyini eşitlemiş bir devlet yapabilir. Bu uygulama okullarımızda korkunç
yoksulluk manzaraları ortaya çıkaracaktır. Ekonomik durumu güçsüz olan ailelerin çocukları ciddi travmalar yaşayacaktır. Çocuklar arasında marka rekabeti başlayacak, “bugün ne giyeceğim” kaygısı ön plana çıkacaktır... Eşitsizlik daha göze batıcı hale gelecek, fakir çocuklar ezilecektir... ■ Melih Aşık, Milliyet,  28.11.2012

Ortaya yine bir sis bombası attı Recep Usta “ecdadım benim, Sultan Süleyman’ım” diyerek… hepimiz kaybolup gittik o dumanlar içinde. İşte dumanlar dağılınca gördüğümüz acı gerçek… CD)

KRİZ, AB: YUNANİSTAN’I YİNE KURTARDILAR

 

Euro Bölgesi maliye bakanları ve IMF, 12 saat süren toplantıda, ekonomik darboğazdaki Yunanistan’ın uzun vadeli borcunu düşürmek için anlaştı. Yunanistan’a 43,7 milyar Euro’luk yeni kredi dilimine onay sürecinin başlatılmasının kararlaştırıldığı anlaşmaya göre, kredi faizleri düşecek, vadeler uzayacak ve ödemeler ertelenecek.

Euro Bölgesi maliye bakanları ve Uluslararası Para Fonu (IMF), Yunan ekonomisini iflastan kurtaracak gerekli yardım dilimini acilen serbest bırakabilmek için dün gece, bu ülkenin borçlarının azaltılması için anlaşmaya vardı. Uluslararası kreditörler 12 saat süren görüşmeler sonunda Yunanistan’ın borcunun ‘saç tıraşı’ ile 40 milyar Euro düşürülerek, 2020 yılına kadar gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranının yüzde 124’e indirilmesine karar verdi.

Önemli bir başka gelişme de bakanların, Yunanistan’ın borcunu 2022 yılına kadar ‘yüzde 110’un ciddi oranda altına indirmek’ için adımlar atılacağını açıklamaları oldu. Bu, 2016’dan itibaren Yunanistan’ın borçlarından bir kısmının silinmesi gerekeceğinin işareti oluyor. Çünkü Yunanistan’ın bu yıldan başlayarak faiz dışı fazlaya dönmesi bekleniyor. Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble, Yunanistan’ın tüm şartları yerine getirdiği ve faiz dışı fazlaya ulaştığı zaman, gerekirse toplam borcunun düşürülmesi için yeni önlemler düşünülebileceğini söyledi. Eurogroup Başkanı Jean-Claude Juncker de, Yunanistan’ın çökmenin eşiğindeki bankalarını güçlendirmek, memur ve emekli maaşlarını ve diğer borçlarını ödeyebilmek için kullanacağı önemli bir acil yardım diliminin 13 Aralık’a kadar ödenmesi için gerekli onayı vereceklerini açıkladı. Yunanistan, şartları yerine getirdikçe aşamalı olarak 43,7 milyar Euro yardım alacak. Yardım miktarının üçte birinden az olan IMF katkısı ise gelecek haftalarda Yunanistan’ın yapacağı tahvil geri alımının tamamlanmasından sonra ödenecek. IMF Başkanı Christine Lagarde, Fon’un programdan çekilmeyi düşünmediğini söyledi. Yunanistan’ın borç yükünü hafifletmek için Euro ülkeleri maliye bakanları Atina’ya, devlet kredilerinin faizlerini düşürmeye, vadelerini 15 yıl daha uzatmaya ve 10 yıllık bir ödemesiz dönem tanıma gibi avantajlar verdi. Euro Bölgesi ayrıca Yunanistan’ın özel sektördeki tahvillerinin geri alınmasını da finanse edecek. Yetkililer geri alımda Euro başına 35 cent fiyat hedeflendiğini söyledi. Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Mario Draghi toplantıdan çıkarken, “Maliye bakanlarının aldıkları kararları memnunlukla karşılıyorum. Bu kararlar belirsizlikleri ortadan kaldıracak ve Avrupa ve Yunanistan’a güveni güçlendirecektir.” dedi. ■ Zaman,  28.11.2012

 

 

29.11.2011

BOP: ANLAMADINIZ MI?
Suriye sınırına Patriot füzesi yerleştiriliyor ya...
Bazıları bunun sebebini bir türlü anlamak istemiyor.
NATO; açıklama yaptı ve dedi ki: 'Patriotların kumandası bizde olacak.'
Demekki AKP'li Hüseyin Çelik'in, 'Füzelerin tetiği bizim elimizde olacak.' sözü yanıltmaca imiş.
Yani; bu füzeler Türkiye'nin güvenliği için değil.
***
Ya nedir?
El cevap: İran; nükleer silah üretmek peşindedir. Bu da İsrail'i korkutmaktadır. İsrail; ikide bir; 'İran'ın nükleer tesislerini vuracağız.' diye açıklama yapıyor.
Böyle bir saldırı olursa İran; İsrail'e füze saldırısı yapacaktır. Çünkü İran'ın kendi ürettiği füzelerin menzili artık İsrail'i kapsamaktadır.
İşte İsrail-İran çatışması olur ise...
İran da İsrail'e füze sallarsa...
Bunu bizim Malatya'da bulunan radar görecek.
Patriotun başındaki Hollandalı veya Alman da işarete göre tetiğe dokunacak...
Patriot; İran füzesinin önüne çıkacak; ona çakılıp yok edecek.
İsrail de korunmuş olacak.
Bu Patriot işi tamamen bundan ibarettir.
İnanıp inanmamak da AKP'ye oy veren Mümin-Müslim kardeşlerimin ve bacılarımın işidir. Üstüne üstlük Patriot'ların parasını da sizin cebinizden alacaklar. İsrail'i korumak için kurduğunuz uzay kalkanınız hayırlı olsun ey Müslümanlar... ■ Rıza Zelyut, Güneş,  29.11.2012

GÜÇLÜ GELECEK İÇİN TASARRUF ŞART

Gelecek yıl başından itibaren BES’in emeklilik sisteminden çok tasarruf ve birikim sistemine dönüşeceğini ifade eden ING Emeklilik Genel Müdür Yardımcısı İhsan Çevik, yeni düzenlemeyle müşteri sayısında ciddi artış olacağını söyledi.

Çevik, Bireysel Emeklilik Sistemi’ndeki (BES) yeni yasal düzenlemelerin Türkiye’de “Biriktir, biriktir, biriktir” dönemini başlatacağını belirtti. 1 Ocak 2013 tarihinden itibaren BES sisteminin, tek başına emeklilik sistemi olmaktan çıkıp, ülkemizin en ciddi tasarruf ve birikim sistemlerinden biri haline dönüşeceğini ifade eden Çevik, “Bu yapılan düzenlemelerle Türkiye bir gerçeği kabul etmiş oluyor.

Güçlü bir gelecek için toplumun çoğunluğunu tasarrufa itmek ve yatırıma teşvik etmek gerekiyor. Uzun vadede ülkemiz ekonomisine çok büyük katkı sağlayacağına inanıyorum” dedi. ■ Cumhuriyet,  29.11.2012

AB, KRİZ: PORTEKİZ AYAKTA

Borç krizine çözüm olarak sunulan ancak ekonomik durgunluğu tetiklediği için Avrupa’yı yeni bir krizin eşiğine getiren, tartışmalı kemer sıkma tedbirleri, borçlu hükümetlerce bir bir uygulanmaya devam ediyor. Portekiz, önceki akşam memur ve emekli maaşlarının yanı sıra sağlık harcamalarında kesinti ve vergilere yüksek artış getiren 2013 bütçesini onayladı. Karar binlerce kişi tarafından parlamento binası önünde protesto edildi. ■ Cumhuriyet,  29.11.2012

AB, KRİZ: ÜÇ BÜYÜK EKONOMİ DURDU

Ekonomi Servisi - Avrupa’daki borç krizinin, önümüzdeki yıllarda AB’nin üç büyük ekonomisi olan Almanya, Fransa ve İngiltere’yi daha fazla etkileyeceği öngörülüyor. Bu ay 17 üyeli Avro bölgesinin resmen resesyona girmesinin ardından, üç büyük gücün geleceğine dair endişeler de arttı.

Citigroup Kıdemli Avrupa Ekonomisti Guillaume Menuet, son aylarda derinleşen krizin etkilerinin merkez Avrupa ülkelerinde de hissedildiğini belirterek, “2015’e kadar Almanya, Fransa ve İngiliz ekonomilerinin yıllık yüzde 1’den fazla büyümesini beklemiyoruz” dedi.

Londra merkezli Capital Economics Avrupa Ekonomisti Ben May de “Asya pazarında düşük büyüme sebebiyle ihracat pazarlarında yavaşlama olacak. Avrupa’da iç talepte de yavaşlamanın devam ettiğini göreceğiz. Alman ekonomisinin 2013 sonunda yüzde 1, Fransa’nın ise yüzde 2 küçülmesini bekliyoruz” değerlendirmesini yaptı.

Avrupa’da önümüzdeki dönemde en ciddi değişikliğin ise Yunanistan’ın Avro Birliği’nden ayrılması olacağını savunan May, “Yunanistan’ın 2013’ün ortasında birlikten ayrılacağını düşünüyoruz” diye konuştu. ■ Cumhuriyet,  29.11.2012

 

30.11.2011 

EĞİTİM, DEĞİŞTİRME: ELLER GİDER MERSİN’E...
Hani derler ya;
“Eller gider Mersin’e biz gideriz tersine” ..
Türkiye’de okullarda üniforma zorunluluğu kaldırılırken, gelişmiş ülkelerde durumun nasıl olduğundan bilginiz var mı?..
Eğitim alanında daha gelişmiş ülkelerde tam tersi bir süreç yaşanıyor. Marka bağımlılığı ve haksız rekabet yüzünden, gelişmiş Batılı ülkelerde üniformanın terk edilip serbest giyime geçilmesi yolundaki uzun süreç tersine dönmüş. Uzmanlar, “Dünya eğitim liginde” Türkiye’nin üstünde yer alan ABD, İngiltere, Japonya, Hong Kong, Singapur, Avustralya ve Arjantin gibi ülkelerde üniforma giyildiğine dikkat çekiyor. İsrail ve İtalya gibi ülkelerde de birkaç yıldır üniformaya dönüş süreci yaşanıyor.
Eğitim müfredatının tamamen içini boşaltan AKP Eğitim Bakanlığı, elleriyle hazırladığı okullardaki disiplinsizlik ve başı boşluk sürecinin üzerine tüy dikti. Bombayı koydular; toplumdaki sosyal kaynama ve huzursuzluğu ana okullarına kadar indirdiler. Allah öğretmenlerimize Peygamber sabrı versin. ■ Ahmet Takan, Yeniçağ,  30.11.2012

YOLSUZLUK, KAYNAK KULLANIMI: ÜÇÜNCÜ BOĞAZ KÖPRÜSÜ HAYIRLI OLMASIN!

<a href='http://adsrv.prodestek.com/www/delivery/ck.php?n=af8575be&cb=INSERT_RANDOM_NUMBER_HERE' target='_blank'><img src='http://adsrv.prodestek.com/www/delivery/avw.php?zoneid=72&cb=INSERT_RANDOM_NUMBER_HERE&n=af8575be' border='0' alt='' /></a>

Üçüncü Köprü Beykoz ile Tarabya arasında yapılacakmış... Hayırlı olsun diyemeyeceğim. İstanbul'a bir köprü yeter de artardı. Üçüncü köprünün yapılması hem şehrimiz hem Türkiye için bir felaket olacaktır. Çünkü:

Şehir daha da büyüyecek, nüfusu 30 milyon olacaktır. 72 milyonluk bir ülke 30 milyonluk şehri kaldırmaz.

Rantçılar, arazi spekülatörleri bu üçüncü köprüden büyük servetler vuracaklardır.

Üçüncü köprü ile birlikte Kocaeli yarımadasının batı bölümü yerleşime açılacak ve ormanlar mahv edilecek, yüzlerce milyar dolarlık vurgunlar vurulacaktır.

İstanbul'un nüfusunun 4 milyonu geçmemesi gerekirdi. İstanbul'u yakın tarihte rantçılar bu hale getirmiştir.

Rant ne demektir?.. Küçük bir örnek vereyim: Yapılaşmaya izin verilmeyen bir yerde 50 dönümlük bir tarla veya arazi var. Değeri, dönümü 10 bin liradan 500 bin lira. Birileri allem ediyor kallem ediyor, bu araziyi yapılaşmaya açıyor, üzerine yüksek binalar veya lüks villalar yaptırılacak... 500 bin liralık tarlanın değeri 10 milyon lira, belki daha fazla oluyor. Aradaki fark ranttır.

Bu rantın ülkenin, devletin, halkın kasasına girmesi gerekir. Bizde girmiyor, birileri paylaşıyor.

Yakın tarihte İstanbul'da yekun olarak trilyonlarca dolarlık rantlar oluşmuş ve birilerinin cebine girmiştir.

İktidardaki partiyi ve şu anda hizmet gören belediyeleri kasd etmiyorum. Yakın tarihte yapılmış kötülükleri hedef alıyorum.

Zemzemle yıkanmış gibi temiz olanlar varsa gocunmasınlar...

İstanbul'un nüfusunun 4 milyonu geçmesi, geçirilmesi Türkiye için büyük bir felaket olmuştur. Böyle bir büyümeye izin veren politikacılar ve belediyeciler haindir. Ne haini? Vatan haini...

İstanbul şu anda 20 milyonluk bir mega kent midir? Değildir, çünkü kent olması için:

Mâmur (bayındır) olması gerekir. İki cihan devletine başkentlik yapmış Eminönü bölgesine bakalım, binaların % 60'ı terk edilmiş, harabe halinde. Süleymaniye, Cibali, Fener, Balat, Ayvansaray sanki yangın yeri, viranelik.

Şehir olmak için en az 10 milyon kitaplı çok zengin bir kütüphane bulunması gerekir.

İstanbul bugünkü haliyle dünyanın en büyük köyü veya mezraasıdır.

Peygamberimizin bir hadîs-i şerifinde şöyle buyuruluyor:

Her gün bir melek şöyle nida eder: Ey bu gün doğanlar, ölmek üzere doğunuz, dünyaya geliniz... Ve, ey bugün yapılan binalar!.. Yıkılmak, harap olmak için yapılınız...

Tüp geçit yapılıyor... İkinci bir tüp geçidin yapılması planlanıyor... Üçüncü köprünün inşaatına başlanacak...

Oldu olacak, dördüncü ve beşinci köprüleri de yapsınlar... Kocaeli yarımadasındaki ormanların yarısını yapılaşmaya, betonlaşmaya açsınlar... Tüp geçitlerin sayısını beşe çıkartsınlar... İstanbul büyüsün de büyüsün, nüfusu 50 milyon olsun...

Trilyonlarca dolar rantlar yensin... Fena mı olur, "Dünyanın en büyük şehri bizde..." diyerek kasılırız.

Normal ölçülerde 75 kilo olması gereken bir insan, şişe şişe 175 kilo olursa neye döner?.. Rantçılar İstanbul'u böyle yaptılar. ■ Mehmet Şevket Eygi, Milli Gazete,  30.11.2012

TARIM: TARIMDA MUHTEŞEM ÇÖKÜŞ

Çin'den fasulye, kayısı ve kuru sarmısak, İtalya'dan ıspanak, ABD'den fındık, Güney Afrika'dan satsuma mandalini, Şili'den sofralık üzüm, İran'dan karpuz, İtalya ve Şili'den elma, Kosta Rika'dan kavun, İtalya'dan kuru üzüm, İran'dan kuru kayısı ile lahana ve İspanya'dan marul ithal eder hale gelindi.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, Türkiye fındık, kayısı, incir, kiraz, vişne, ayva ve haşhaş tohumu olmak üzere yedi ürünün üretiminde dünya sıralamasında başı çekerken, özellikle son yıllardaki kötü tarım politikaları ve iklim değişikliklerinin neden olduğu olumsuzluklar nedeniyle tarım sektöründe ciddi sıkıntılar başladı. Girdi maliyetlerinin yüzde 7.8 arttığı ülkede, hayvancılıktan pamuğa, hububattan sebzeye kara bir tablo oluştu.

2012 tarım sektörünü değerlendiren Türkiye Ziraatçılar Derneği (TZD) Başkanı İbrahim Yetkin’in verdiği bilgiye göre, tarım işletmeleri kredi borcu altında ezildi. TZD araştırma servisinin hazırladığı rapora göre Türkiye’nin tarım gerçeği özetle şöyle:

* Çiftçinin elektrik dağıtım şirketlerine borcu 2.1 milyar TL, faiz tutarı 1.8 milyar TL’ye vardı.

* Çiftçinin Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine borcu 22 milyar 300 milyon liraya yükseldi.

* Çiftçinin bankalara kredi borcu geçen yıl sonu itibarıyla 32 milyar TL oldu.

* DPT’nin araştırmasına göre 2015’te Türkiye’de 170 bin ton civarında et açığı oluşacak.

* Doğu ve Güneydoğu sınırlarından yapılan hayvan kaçakçılığındaki olağanüstü artış sıkıntıyı katlayacak.

* Bu bölgede üretici geçen yıl 500-600 liraya sattığı koyunu şu anda 300-350 liraya satamıyor. Geçen yıl 10-11 liradan satılan canlı hayvanın kilosu, şimdi 6-7 lira.

* Bir süt ineğinin günlük yem maliyeti 10 TL. Bu yıl samanın kilosu yüzde 400 arttı. Geçen yılki saman masrafı 100 lira idi.

* Yem açığı 13-14 milyon ton.

* Bu yıl tarıma 7.5 milyar lira destek verildi. 2013 bütçesinde çiftçiye ayrılan destek miktarı 9 milyar lira olarak belirlendi. Artış yeterli değil.

* Buğday üreticisinin dekara yaptığı mazot harcaması 56 TL. Mazot desteği olarak aldığı prim 4 TL. Destek, masrafın yüzde 7’sini karşılıyor.

* Tarımda yılda 3.5 milyar ton mazot kullanılıyor. Bu mazotun ÖTV ve TDV’si 9 milyar TL tutuyor. 2013’te verilecek 9 milyar TL’nin tamamı çiftçinin ödediği mazot parasından alınan ÖTV ve KDV olarak geri alınacak.

* 2012 ithalat kalemlerine bakıldığında Çin’den fasulye, İtalya’dan ıspanak, ABD’den fındık, Güney Afrika’dan satsuma mandalini, Kosta Rika’dan kavun, Türkmenistan’dan portakal, Arjantin’den limon, Bulgaristan’dan nar, Çin’den kayısı ve kuru sarmısak, İran’dan kuru kayısı ile lahana ve İspanya’dan marul ithal edildi.

* Üretim açığı bir kenara bırakılsa bile fındık gibi dünyada bir numara olduğumuz üründe bile ithalat yapılıyor.

* Üretim açığı olan birçok üründe küçük bir destekle açığı kapatmak mümkün. Olcay Büyüktaş Akça, Cumhuriyet,  30.11.2012

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura