Diğerleri > Sis Çanı
08-04-2016
NELER OLDU 25-31 EKİM 2015 (Eğitim, siyasal İslam, yabancı sermaye, bedhahlar, tarım, Çin, özelleştirme, yolsuzluk, Dolar, FED, UÖŞ, RTE, altın, petrol)

Cihan Dura

8.4.2016

 


25.10.2015

EĞİTİM, SİYASAL İSLAM, DİNCİLİK: İLKOKUL 2'LERE SEÇMELİ ARAPÇA DERSİ GELDİ

Ekim 2015'te yayımlanan karara göre, 2016-2017 öğretim yılında ilkokul 2. sınıflar seçmeli olarak Arapça dersi alabilecek.

Cumhuriyet gazetesinden Figen Atalay'ın haberine göre bu kararda, “Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün 02/07/2015 tarihli ve 45123216-101- E.6877879 sayılı yazısı üzerine MEB Talim ve Terbiye Kurulu’nda görüşülen İlkokul Arapça Dersi (2, 3 ve 4. sınıflar) öğretim programının, 2016-2017 öğretim yılından itibaren 2. sınıftan başlamak üzere kademeli olarak uygulanması kararlaştırıldı’’ deniliyor.

Başkan Prof. Dr. Emin Karip’in ve Kurul üyelerinin adlarının bulunduğu yazıda, ders kitabı, öğrenci çalışma kitabı ve öğretmen kılavuz kitabının takım halinde hazırlanması, hazırlanacak 2. sınıf taslak ders kitaplarının incelenmek üzere Başkanlığa ilk başvurularının 18 Ocak- 1 Şubat 2016 tarihleri arasında yapılması gerektiği belirtiliyor.

MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı ilkokul 2, 3 ve 4. sınıflar Arapça Dersi Öğretim Programı’nda, bu dersin amacı şöyle anlatılıyor:

“22 ülkede yaklaşık 350 milyon nüfusun anadil olarak konuştuğu Arapça, BM’nin kabul ettiği altı resmi dilden biridir. İslam ülkelerinde dini açıdan da önemli olan Arapçanın öğrenilmesi için başta tarihi ve kültürel sebepler vardır. Arapça konuşan coğrafyanın jeopolitik ve stratejik önemi nedeniyle gün geçtikçe önem kazanması, Arapçanın dini sebeplerin yanı sıra ekonomik, turistik, siyasi ve ticari sebeplerle de öğrenilmesini zorunlu kılmaktadır.

Kültür mirasımızda birçok Arapça eserin bulunması, bu dili kültür tarihimiz açısından da önemli kılmaktadır. Gerek Türk- Arap ve gerekse Türk İslam tarihine ışık tutan dillerden biri yine Arapçadır. Ayrıca Arap dünyasıyla artan ilişkilerimiz yetişmiş elemana olan ihtiyacı ortaya çıkarmıştır. Söz konusu nedenlerle Arapça ilk defa ilkokul 2. Sınıftan itibaren bir yabancı dil olarak iletişimsel yaklaşımla, yakından uzağa, basitten karmaşığa, sarmal ve öğrenci merkezli olarak ele alınmaktadır.’’

Eğitim-İş: Seçmeli dersler zorla seçtiriliyor

İlkokul 2. sınıfta seçmeli ders bulunmadığına dikkat çeken Eğitim-İş Genel Başkanı Veli Demir, "Seçmeli de olsa zaten ‘seçmeli dersler’ altında belirli dersler seçtiriliyor. Bunu da zorla seçtireceklerdir" dedi. Demir, "Öğrenciler, kendi dillerinde meramlarını anlatamıyor, dilekçe yazamıyor. Arapça gibi zor dili ilkokul 2. sınıfta öğretme kararı siyasi bir karardır. Doğru bulmuyoruz, yargıya taşıyacağız" diye konuştu. ■ Milliyet, (25.10.2015)

YABANCI SERMAYE, BANKALAR: ÖZYEĞİN FİBABANK’A 2 YABANCI ORTAK ALDI

Hüsnü Özyeğin, Finansbank’ı Yunan NBG’ye satışının ardından, bu kez de yeni kurduğu bankası Fibabanka’ya, Dünya Bankası Kuruluşu IFC (Uluslararası Finans Kurumu) ve EBRD’yi (Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası) ortak etti

Sözleşme ile, her birinin payı yüzde 9.95 olmak üzere IFC ve EBRD’nin toplam yüzde 19.9 oranında fibabanka’ya ortak olmaları konusunda taraflar arasında anlaşma sağlandı. Sermaye artışı yoluyla kurulacak bu ortaklık, ilgili resmi kurumların onayının alınmasını takiben tamamlanacak.  5 yılda 10 misli büyüyen Fibabanka’nın, istikrarlı ve başarılı ilerleyişini IFC ve EBRD ile yapacağı ortaklık sayesinde daha güçlü bir şekilde devam ettirmek için önemli bir adım attığı bildirildi.


‘Hızlı büyüyeceğiz’

Fiba Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü ÖzyeğinYabancı ortaklarımızın da vereceği katkı ile Fibabanka’da büyüme hedeflerimize daha hızlı bir şekilde ulaşmayı hedefliyoruz” dedi.

IFC Başkan Yardımcısı Dimitris Tsitsiragos, “Türkiye’de ilk 10 banka toplam aktiflerin yüzde 85’ini oluşturuyor. Uzun dönemli iş ortağımız Fibabanka ile ortaklığımızı bir adım daha geliştirerek, bankanın rekabetçiliğini artırmasına destek olacağız” diye konuştu.

EBRD Finansal Kurumlar Grup Başkanı Nick Tesseyman ise, “Bugün Fibabanka’ya ortak olmaktan ve Fiba Holding ile yanyana bu gelecek vaat eden bankanın büyümesini desteklemekten gurur duyuyoruz” dedi. ■ Milliyet, (25.10.2015)

BEDHAHLAR, İÇ: MANKURT KİMDİR?

Tayyip Erdoğan, açık mektup yazarak kendisini ve AKP iktidarını Almanya Başbakanı Merkel'e şikâyet eden "liberal-sol aydınlar"ı"mankurt" olmakla suçladı. Toplum içinde fark ettim ki çoğunluk mankurtun anlamını bilmiyor. Bana soranlar arasında öğretmenler de var! Daha önce çok yazdık ama önce mankurtu açıklayalım.

Mankurt tiplemesi, ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov'un "Gün Olur Asra Bedel" romanının ana konusudur. Yalnız, mankurt hayal ürünü bir tip değildir. Tarih boyunca mankurtlar yetiştirilmiştir.

Hüseyin Özbek, mankurtu şöyle özetlemişti:

"Kırgızların ve diğer Türk boylarının komşusu olan Juan Juanlar tutsak aldıkları savaş esirlerinin saçlarını usturayla kazıdıktan sonra kafalarına yaş deve derisinden bir başlık geçirip çöle salarlardı. Çöl sıcağında geçen süre içinde kuruyan deve derisi tutsağın kafasını mengene misali sıkar, korkunç acılar verirdi. Saçlar, kuruyan deve derisinden başlığın etkisiyle kafatasına doğru gelişirdi. Tutsakların birçoğu korkunç acılara ve kızgın çöle dayanamaz, ölür. Yaşayanlar ise bilinçlerini kaybeder. Hafızaları sıfırlanır silinir. Geçmişlerini, ailesini, obasını ulusal köklerini unutur, benliklerini kaybederler. Bu, kafası boş, bedenleri sağlam tutsaklar efendilerine köle itaatiyle bağlanırlardı.

Nayman Ana, eski çağlarda, uzun bir arayıştan sonra, tutsak düşerek mankurta çevrilen oğlunun izini bulur. Ona geçmişini hatırlatmaya çalışır. Ana sıcaklığını kullanarak kendine gelmesi için çabalar. Ne yapsa boşunadır. Çünkü mankurtluğun dönüşü mümkün değildir. Mankurt olan oğlu sonunda anasını oklar, öldürür.

Nayman Ana'nın defnedildiği yer tüm Kırgızlarca kutsal bir ziyaret yeri olarak kabul edilir. Efsanesi de kuşaktan kuşağa günümüze ulaşır."

***

Ülkesindeki durumun düzeltilmesi için kendi yöneticilerini yabancılara şikâyet etmek, elbette aydın tavrı değildir.

Atilla Akar, medyaradar sitesindeki yazısında Erdoğan'ın hedefindeki "Mankurt Aydınlar"ın kökenini Tanzimat dönemine dayandırıyor ve "Şüphesiz Cumhurbaşkanı Erdoğan bu konudaki tepkisinde haklı görünüyordu. Ancak onun da tarihsel ve ironik çelişkisi şuydu ki; hem çok önceden iradesini AB'ye devretmeyi taahhüt etmiş bir devletin cumhurbaşkanı oluşu hem de bir vakitler 'AB'ciliği' neredeyse bayrak edinmiş, her şeyi AB'ye göre düzenleyen, 'bizi niye almıyorlar' diye şikâyet eden, en büyük hedefini 'AB'ye katılmak' olarak tarif eden bir partinin eski genel başkanı bulunuşuydu" diyor...

***

Biz mankurta dönelim... Kendi köklerinden kopanlar, annesini bile öldürebilecek kadar kişiliksizleşir, bırakın insan olmayı hayvandan da aşağı bir dereceye düşer. Hiçbir hayvan, anasını öldürmez.

Vatan da ana gibidir. Meselâ vatana, yabancı güçleri davet etmek, anayı yabancılara teslim etmek demektir.

Kazakların ünlü düşünürü Muhtar Şahanov"Uygarlığın Yanılgısı" adlı eserinde "Dört Ana'sını unutanlar"dan bahseder!

Şahanov'a göre insanın uzun ve zor hayat yolunda ona hayat veren öz anası yanısıra dört ana daha ona kanadını gerer. Bu dört anadan biri ruhumuz ve her şeyimizin temeli Anayurt'tur, ikincisi baba ve atalarımızdan miras Ana Dili'dir. Üçüncüsü, Gönül Zenginliği ve Törelerimiz, dördüncüsü Millî Tarihimiz'dir.

Günümüzde anayurdunun topraklarını yabancılara satanlar yok mu? Millî tarihimizi, kimliğimizi, gönül zenginliğimiz ve törelerimizi ve anadilimizi hiçe sayanlar yok mu? "Keşke İngiliz işgali olsaydı" diyenler yok mu? Dört anasına sahip çıkmayanın; vatan topraklarını, derelerini, akarsularını, yaylalarını, sınır şeritlerini, stratejik kuruluşlarını satanların, milletin adını, millî tarihini ve millî terbiyesini, dolayısıyla birliğini hiçe sayanların, yabancılara özerk yönetimler için söz verenlerin mankurttan ne farkı var? ■ Arslan Bulut, Yeniçağ, (25.10.2015)

26.10.2015

--

27.10.2015

TARIM: 'PAMUKTA REKOLTE KAYBI BÜYÜK '

İzmir Ticaret Borsası (İTB) öncülüğünde oluşturulan rekolte tahmin heyeti, Ege Bölgesi'nde, 2015-16 sezonunda pamuk rekoltesinde bir önceki sezona göre yüzde 38'lik gerileme öngörüldüğünü açıkladı. Ekim alanlarının 2002 yılına göre yüzde 61 gerilediği, üreticisi sayısının da 62 binlerden 12 binlere düştüğü belirtildi.

İTB öncülüğünde yapılan rekolte tahmin çalışmaları, bugün borsa binasının meclis salonunda düzenlenen toplantıyla açıklandı. Toplantıya, İTB Meclis Başkanı Barış Kocagöz, İTB Yönetim Kurulu üyeleri, Ege Üniversitesi'nden öğretim üyeleri, üreticiler ve sektör temsilcileri katıldı. Pamuk rekolte tahmini çalışmasının tamamen bilimsel bir proje olarak yürütüldüğüne dikkat çeken İTB Meclis Başkanı Kocagöz, 16 yıldan bu yana tahmin çalışmalarında uydu görüntülerini kullandıklarını hatırlattı. Çalışmalar kapsamında tespit edilen Ege Bölgesi pamuk ekim alanı verilerinin doğruluk oranının yüzde 100'e yakın olduğunu kaydeden Kocagöz, İzmir Ticaret Odası, Ege İhracatçı Birlikleri, Söke Ticaret Borsası ve Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi'ne teşekkür etti.

Geçen sezonda verim miktarının yüksek olması nedeniyle üretimde iyileşme görüldüğünü belirten Kocagöz, bu sezon Türkiye genelinde hem ekim alanları hem de ortalama kütlü verimin gerilediğine dikkat çekti. Türkiye'de bu sezon 570 bin ton seviyelerinde bir pamuk üretimi gerçekleşeceğinin tahmin edildiğini dile getiren Kocagöz, “Gerileme nedeniyle tekstil sektörü hammadde ihtiyacında ithalatı artıracaktır. 2014/ 2015 sezonunda 1 milyar 400 milyon değerinde 800 bin ton pamuk ithalatı yapılırken, 2015/ 2016 sezonunda pamuk ithalatı 900 bin tonu aşabilecek. Bizler, bu kadar yüksek bir ithalat oranı ile tekstil sanayimizin küresel piyasalarda rekabetçi olamayacağını düşünüyoruz. Bu nedenle, pamuk yıllardır ifade edilen stratejik ürün kimliğini artık kazanmalı ve yıllık 1 milyon ton lif pamuk üretimi stratejik hedefini gerçekleştirecek politikalar hayata geçirilmelidir" dedi.

'Yüzde 38'e kadar gerileyecek'

Çalışmalar kapsamında elde edilen verileri paylaşan İTB Yönetim Kurulu üyesi Bülent Uçak, 2015-16 sezonunda önceki sezona göre bölgede pamuk ekim alanlarının yüzde 9.2 oranında azalarak 82 bin 652 hektara, ortalama kütlü veriminde yüzde 9 gerileyerek dekar başına 413 kilograma kadar düşeceği tahmini yapıldığını anlattı. Uçak, şöyle dedi:

"Son yağmurlar nedeniyle randıman oranının yüzde 38'e kadar gerileyeceği ve mahlıç pamuk üretiminin de 129 bin 803 ton olacağı tahmin edilmektedir. Pamuk ekim alanları 2002 yılında yapılan rekolte tahminine göre yüzde 61 geriledi. Bir dönem önemli miktarda pamuk üreten Ma

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura