Diğerleri > Sis Çanı
06-12-2013
NELER OLDU 25-31 EKİM 2013 (Altın, DEİ, yabancı sermaye, dış açık, Atatürk, yabancıya toprak, TSK, AKP, özelleştirme)

Cihan Dura

6.12.2013


25.10.2013 

ALTIN: ALTINDA GÜÇLÜ YÜKSELIŞ TRENDI

Altının onsu uluslararası piyasada doların güç kaybetmesinden bulduğu destekle yükseliş isteğini devam ettirirken, piyasa profesyonellerine göre de altında yükseliş trendi güçlenebilir

Altının onsu uluslararası piyasada doların güç kaybetmesinden bulduğu destekle yükseliş isteğini devam ettirirken, güvenli liman olma özelliğini yitirdiği yorumlarına karşılık piyasa profesyonellerine göre altında yükseliş trendi güçlenebilir.

Veriler Tetikledi

ABD Merkez Bankası'nın (FED) parasal genişlemeyi yavaşlatma konusunda elinin zayıfladığını belirten analistler, bunun doların değer kaybetmesine ve altının ons fiyatının kısa vadeli kritik direnç seviyelerini test etmesine neden olduğu yorumunu yaptı. Gelen satışlarla 1.330 - 1.345 seviyelerinin kırılması durumunda kırılma yönüne doğru hareketin ivme kazanabileceğini ifade eden analistler, ABD'de açıklanacak makroekonomik verilerin yön üzerinde belirleyici olacağını tahmin ediyor.

Yukari Eğilim Sürer

ALB Menkul Değerler Araştırma Müdürü Yeliz Karabulut, 1.320 dolar seviyesi civarlarından yukarı yönlü sert hareket yapmasına neden olduğunu belirtti. Karabulut, altının 1.330 dolar seviyesi üzerinde kaldığı sürece yukarı eğilimini koruyabileceğini öngördü. Altın, 8 Kasım'da açıklanacak olan ekim ayı verisinin de düşük gerçekleşeceği beklentisiyle Fed'in en yakın yılbaşına kadar parasal genişlemeyi yavaşlatmayacağı beklentisi güçlendi.

1.355-1.365 dolar aralığı gündemde

Altın ve Para Piyasaları Uzmanı Mehmet Ali Yıldırımtürk ise 'ABD'de beklentilerden düşük gerçekleşen eylül ayı Tarım Dışı İstihdam verisi sonrası, 8 Kasım'da açıklanacak olan ekim ayı verisinin de düşük gerçekleşeceği beklentisiyle FED'in en yakın yılbaşına kadar parasal genişlemeyi yavaşlatmayacağı beklentisi güçlendi. Bu da önceki günden bu yana piyasalarda coşkulu bir görünüm oluşturdu' dedi. ■ Yeni Şafak, (26.10.2013)

 

26.10.2013

DEİ: DEV AÇIK!

 Türkiye’nin yurtdışı varlıkları ile yurtdışına olan yükümlülüklerinin farkı olarak tanımlanan net uluslararası yatırım pozisyonu açığı, 2013 yılı Ağustos ayı itibarıyla 375 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Türkiye’nin yurtdışı varlıkları ile yurtdışına olan yükümlülüklerinin farkı olarak tanımlanan net uluslararası yatırım pozisyonu açığı, 2013 yılı Ağustos ayı itibarıyla 375 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Merkez Bankası 2013 yılı Ağustos ayı Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) Gelişmeleri’ni açıkladı. Buna göre 2013 Ağustos sonu itibarıyla, Türkiye’nin yurtdışı varlıkları, 2012 yıl sonuna göre yüzde 6.1 oranında, 12 milyar 981 milyon dolar tutarında artışla 225 milyar 660 milyon dolar düzeyinde gerçekleşti. Varlıklar, bir önceki aya göre yüzde 2.9 oranında, 6 milyar 399 milyon dolar tutarında artış gösterdi. Türkiye’nin yurtdışı varlıkları, 2012 yılı sonunda 212 milyar 679 milyon dolar, Temmuz 2013’te ise 219 milyar 262 milyon dolar düzeyinde gerçekleşmişti. Türkiye’nin yurtdışı yükümlülükleri Ağustos 2013 itibarıyla 600.2 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2012 yılı sonunda Türkiye’nin yurtdışı yükümlülükleri 633 milyar 990 milyon dolar, Temmuz 2013’te 636 milyar 999 milyon dolar düzeyinde bulunuyordu. “Uluslararası Yatırım Pozisyonu” (UYP) ülkelerin döviz durumunun Cari İşlemler Dengesi dışında bir başka göstergesi. Ülkenin döviz varlıkları ile döviz yükümlülükleri (borçları) arasındakı fark Uluslararası Yatırım Pozisyonu Açığı olarak ifade ediliyor. Bu veriyle ülkelerin net döviz varlığının veya açığının (borcunun) ne olduğu belirleniyor. ■ Yeni Mesaj, (26.10.2013)

YABANCI SERMAYE: DÜNYA DEVLERİ TÜRKİYE’YE YATIRIMI GÖRÜŞECEK

Ekonomi Bakanı Çağlayan, Başbakan Erdoğan başkanlığında 31 Ekim'de toplanacak 8. Yatırım Danışma Konseyi'ne, ciroları 572 milyar dolara. istihdamı 1.4 milyon kişiye ulaşan 17 dünya devi şirketin başkanı ve CEO'sunun katılacağını belirtti.

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında 31 Ekim'de toplanacak 8. Yatırım Danışma Konseyi'ne, ciroları 572 milyar dolara, istihdamı 1.4 milyon kişiye ulaşan 17 dünya devi şirketin başkanı ve CEO'sunun katılacağını bildirdi.

Ekonomi Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, 8. Yatırım Danışma Konseyi Toplantısı İstanbul’da Başbakanlık Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde gerçekleştirilecek.

Bakan Çağlayan, Yatırım Danışma Konseyi'nin, Türkiye’yi uluslararası yatırımcılar için daha güvenli liman haline getirme yolunda çok önemli bir mihenk taşı olduğunu ifade etti.

Bu yıl 90. yılı kutlanacak Cumhuriyet'in, 100. yılı olan 2023 için ortaya koydukları hedefler doğrultusunda daha güçlü bir Türkiye için çalışmalarını büyük bir kararlılıkla sürdürdüklerini belirten Çağlayan, Türkiye’nin 2023'te dünyanın en büyük 10 ekonomisi içerisinde yer almasının, 500 milyar dolar mal ve 150 milyar dolar hizmet ihracatı yapan bir ekonomik kapasiteye ulaşması için iş ortamının kalitesini uluslararası standartlarda daha rekabetçi bir yapıya kavuşturmasının önemli öncelikleri olduğunu vurguladı.

Bu bağlamda, yatırım-üretim-istihdam-ihracat zincirinin vazgeçilmez bir parçası olan uluslararası doğrudan yatırımların artması ve Türkiye’nin uluslararası yatırımcıların şu an olduğu gibi gelecekte de artan oranda tercih ettiği bir yatırım yeri niteliğini sürdürebilmesi için yatırımlarla ilgili düzenlemelerin rasyonel hale getirilmesinin önemli bir gereklilik olduğuna işaret eden Çağlayan, yatırım ortamının rekabet gücünü artıracak gerekli düzenlemeleri tespit ederek politika önerileri geliştirmek, yatırım sürecinin her safhasında ulusal ve uluslararası yatırımcıların karşılaştığı idari engellere çözüm üretmek üzere bakanlık koordinasyonunda ilgili tüm kamu kurumları ve özel sektör temsilcisi sivil toplum örgütlerinin, Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu'ndaki (YOİKK) çalışmalarına son dönemde hız kazandırdıklarını belirtti.

Çağlayan, YOİKK çalışmalarına uluslararası bir bakış açısı kazandırmak ve Türkiye'nin uluslararası alanda yatırım yeri olarak imajını güçlendirmek amacıyla Başbakan Erdoğan başkanlığında her yıl toplanan Yatırım Danışma Konseyi'nin, yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik değerlendirmelere önemli katkı sağladığını kaydetti.

Yatırım Danışma Konseyi’nin 8. Toplantısında, daha önceki tüm toplantılara katılım sağlayan ve yatırım ortamının iyileştirilmesi konusunda Türkiye’nin işbirliği içerisinde olduğu Dünya Bankası, Başkan Jim Yong Kim tarafından en üst seviyede temsil edilecek.

Toplantıya 10 farklı ülke ve 12 farklı sektörde yer alan ve toplam cirosu 572 milyar dolar, toplam istihdamı 1 milyon 375 bin olan çokuluslu şirketler ve uluslararası kuruluşları temsilen 17 konsey üyesi katılacak.

Toplantıda, Dünya Bankası, Air Liquide (Fransa), Alstom (Fransa), Avrupa Yatırım Fonu, Burgan Bank Grubu (Kuveyt), Citigroup (ABD), Eldorado Gold Corporation (Kanada), Energy Allied International (ABD), E.ON SE (Almanya), Hitachi Ltd. (Japonya), Huawei Technologies Co. Ltd. (Çin Halk Cumhuriyeti), Khazanah Nasional Berhad (Malezya), Medtronic (ABD), Nesma Holding Co. Ltd.(Suudi Arabistan), Sumitomo Rubber Ind. Ltd. (Japonya), Thyssenkrupp AG (Almanya), VINCI (Fransa) firmalarının yanı sıra, Türk iş dünyasını temsil eden YOİKK paydaşı sivil toplum kuruluşlarından Türkiye İhracatçılar Meclisi, Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Uluslararası Yatırımcılar Derneği başkanları yer alacak. ■ Dünya, (26.10.2013)

 

27.10.2013

DEİ, DIŞ AÇIK: CARİ AÇIĞI ÖNEMSEMEYENLER BU YAZIYI İYİ OKUSUN

 

Dalgalı kur politikası, otomatik kur dengesini sağlayan bir sistemdir. Eğer bir ekonomide cari açık varsa, döviz talebi artar. Döviz kuru yükselir. Ülkenin rekabet gücü artar. Diğer şartlar da uygun ise ihracatı artar. Ödemeler bilançosu dengeye gelir. Türkiye ye giren kısa vadeli sermaye (sıcak para ) , yabancıya gayrimenkul satışlarından gelen döviz, yine yabancıya satılan kamu altyapı ve özel sektör işletmelerinden gelen döviz ile doğrudan yapılan fiziki yatırımlardan gelen döviz miktarı ile kısa ve uzun vadeli net dış kedilerin toplamı, cari açıktan daha fazla olduğu için, cari açığa rağmen döviz ihtiyacı artmıyor ve döviz fiyatları baskılanıyor. Türkiye’nin rekabet gücü düşüyor. Dış açıklar oluşuyor.

Ebetteki kalite, verimlilik ve tanıtım ihracatı artırır. Ancak karşı devletlerin eli armut toplamıyor. Onlar daha iyisini yapmak istiyor. Bu şartlarda kur daha etkili bir rekabet aracı oluyor.

Öte yandan, Büyüme de ithalat talebini ve cari açığı artırır. Ancak dünyanın en hızlı büyüyen ülkesi Çin’de tersine cari fazla var. Çünkü Çin milli parası olan yunanın değerini düşük tutuyor ve aramalı ve hammaddeyi büyük oranda kendi üretiyor. Bizde büyüme düştü ve fakat cari açık devam ediyor. Çünkü son on yılda düşük kur nedeniyle daha ucuza geldiği için aramalı ve hammaddeyi ithal ediyoruz. Üretimde bazı sektörlerde yüzde 70, ihracatta yönelik üretimde ise yüzde 80 oranında ithal aramalı ve hammadde kullanıyoruz. Kısa sürede bu ithalatı düşürürsek üretim de düşer. Bu nedenle İthalata bağımlı olmaktan 2-3 yıllık bir zaman süresi içinde tedrici kur artışı ve yerli üretime dönerek kurtulabiliriz.

Cari açığın ekonomik ve sosyal etkileri, ülkenin geleceğini ipotek altına alıyor.

1. Cari açık finansmanı risk oluşturdu

Cari açık sonuçta dış borca dönüşüyor. Türkiye’nin dış borcu , 2002 yılında 129,6 milyar dolar iken , bu sene başında 367.2 milyar dolara ulaştı. Yani son on yılda dış borç stoku , 237.6 milyar dolar arttı. Dış borçların GSYH’ ya oranı yüksek değil ve fakat Türkiye’nin ödeme gücü düşüktür. Çünkü bir yandan döviz kazancımız sınırlıdır. Bir yandan da dış borç faizi ödüyoruz ve yabancı bankalar ve şirketler dışarıya kar transferleri yapıyor.

Sonuç olarak , cari açığın finansmanı , kendisi gibi ekonomi için risk oluşturuyor.

2.Sıcak para kırılganlığı artırdı. Kısa vadeli sermaye, spekülatif kazanç peşindedir. Kazancını artırmak için, hızlı hareket eder. İlk olumsuz etkisi kırılganlığı artırmasıdır. Spekülatif piyasanın oluşmasına, borsanın hızlı iniş ve çıkışlarına neden olmuştur.

3.Kısa vadeli sermaye, çıkışı belirsiz dış borç etkisi yapıyor. Sıcak para stokunun yüksek olması, sürdürülmesi konusunda tereddütler yaratıyor ve psikolojik olarak güvensizlik yaratıyor. Kaldı ki stok yanında kısa vadeli sermayenin çok hızlı girip çıkması da kırılganlığı artırıyor.

4. Net hata ve noksanın ödemeler dengesindeki payı yüksektir. Kaynağı belli olmayan döviz girişi ekonomide kırılganlığı artırmaktadır. Mali politikalar ve döviz politikası ve mali planlama açısından belirsizlik yaratmaktadır. Cari açığın çözümü konusunda yanlış sinyal vermiş olmaktadır.

5. Sıcak para yabancı yatırım sermayesini engelledi. Kırılganlığı artırdığı için, sıcak paranın olduğu ülkelere uzun vadeli yabancı yatırım sermayesi gitmiyor. Türkiye ye gelen yabancı yatırım sermayesi, doğrudan uzun vadeli sıfırdan yatırım yapan sermaye şeklinde değil de, mevcut işletmelerin tamamını satın alan veya bir kısım payını satın alan yabancı sermaye girişi şeklinde oldu. Giren doğrudan yatırım sermayesine Türkiye’de mevcut yabancı yatırımların tevsii ve modernizasyon gibi amaçlarla ithal ettikleri yatırım malları da dâhildir.

6 . Cari açık gelir dağılımını bozucu etki yaptı.

Cari açığın finansmanında kullanılan dış borçları ve faizini toplum ödeyecektir. Eğer dış borçlar, ekonomide bir dar boğazı aşmak için veya altyapı gibi doğrudan yatırım yapmak için alınmış olsaydı, artan verimlilik ve gelir yaratması nedeniyle kendi kendini öderdi veya cari açık yatırım malı ithali nedeniyle ortaya çıkmış olsaydı, yatırım hacmini ve üretim kapasitesini artırmış olurdu.

Öte yandan değerli TL nedeniyle lüks tüketim mallarını kullananlara, varlık satışları ve dış borçlar nedeniyle bu malları kullanmayanlardan gelir transferi yapılmış oluyor. ■ Esfender korkmaz, www.esfenderkorkmaz.com, (27.10.2013)

 

 

28.10.2013 

ALTIN FİYATLARI DAHA NE KADAR YÜKSELİR?

Fed’in 2014'e kadar varlık alımlarını sürdüreceği beklentisiyle altın fiyatlarındaki yükselişin devam edeceği tahmin ediliyor.

CNBC anketine katılan ekonomistler, altının ons fiyatında yükselişin devam edeceğine işaret etti.

Ankete katılan ekonomistler, piyasalarda ABD Merkez Bankası Fed’in 2014 ortalarına kadar aylık 85 milyar dolarlık tahvil alımını sürdüreceği beklentisinin olduğunu, bunun da değerli metalin ons fiyatını desteklediğini dile getirdi. Ekonomistler altının ons fiyatının 1400 dolara yaklaşacağını ancak aşamayacağını öngördü.

ABD Destekledi

Fanvestments şirketinin analistlerinden Matt Fanning, “ Dolar ın değer kaybetmesi, devam eden nicesel genişleme ve borsaların rekor seviyeleri, teknik olarak altını destekleyen faktörler. Bir süre teknik olarak 1333 dolar seviyesi dirençti daha sonra aşıldı” dedi. Altının onsu geçen hafta yüzde 1,7 değerlendi. Altında ABD’nin merakla beklenen istihdam rakamlarının beklentilerin altında kalmasının etkisi oldu. Değerli metalin onsu şu anda 1350 dolardan işlem görüyor.

Fed Bekleniyor

ABD Merkez Bankası Fed'in bu hafta iki gün sürecek toplantılarında varlık alımlarıyla ilgili yeni açıklamalar yapılması bekleniyor. Piyasalarda, ABD ekonomisinden gelen son verilerin beklentilerin altında kalmasından dolayı, Fed’in varlık alımlarına Mart 2014’e kadar devam etmesi bekleniyor.

Ortam Altını Destekleyecek

Lear Capital şirketinin analistlerinden Scott Carter, “Bu yıl geri çekilme gündemden düştü. 2014’ün sonlarına doğru varlık alımlarında azalma ya da alımlarının durdurulması zor gibi görünüyor. Bu da altında fiyat artışını destekleyecektir” diye konuştu.

 

Hindistan Etkisi

Altının değerlenmesinde doların diğer para birimleri karşısında değer kaybetmesi ve Hindistan’da başlayacak festival ve düğün sezonunun fiziki alımları artırmasının da etkisi büyük. Uzmanlar dünyanın en büyük altın alıcılarından olan Hindistan’ın bu dönemde çok fazla harcama yaptığına dikkat çekiyor. Societe General ekonomistleri, Hindistan etkisiyle altında Kasım ayında yüzde 3,5’lik bir değerlenmenin yaşanabileceğine işaret etti. ■ Internet Haber, (28.10.2013)

GÖZLER FED’DE

Küresel piyasalar geçen hafta parasal genişlemeye yönelik iyimserlikle pozitif seyrettikten sonra bu hafta çarşamba günü açıklanacak ABD Merkez Bankası (Fed) kararlarına odaklandı.

ABD’de geçen hafta açıklanan tarım dışı istihdam verisinin beklentileri karşılayamaması sonrasında gelecek ay verisinin de kötü geleceği, dolayısıyla Fed’in parasal genişlemeyi yavaşlatmak için 2014′ün ilk çeyreğini bekleyebileceği beklentilerinin artmasına neden oldu. Parasal genişleme ile ilgili iyimserlikle hisse senedi piyasalarında genel olarak pozitif bir seyir izlenirken, faizler geriledi, dolar diğer para birimleri karşısında değer kaybetti.

Dow Jones endeksi geçen haftanın son işlem gününü yüzde 0,39 oranında yükselişle 15.570 puandan tamamlarken, S&P 500 endeksi yüzde 0,44 değer kazanarak kapanış rekorunu 1.760 puana geliştirdi. Bugün ABD’de bekleyen konut satışları ve sanayi üretimi verilerinin takip edileceğini belirten analistler, çarşamba günü açıklanacak Fed kararlarına kadar piyasalardaki pozitif havanın devam edebileceğini kaydediyor.

Avrupa tarafında da Almanya borsası öncülüğünde yükseliş eğiliminin devam ettiği görüldü. DAX endeksi cuma günü yüzde 0,06 oranında sınırlı bir yükseliş kaydederken, gün içi gördüğü en yüksek seviye rekorunu 9.011 puana, kapanış rekorunu ise 8.986 puana geliştirdi. Fransa’da CAC 401 endeksi cuma günü yüzde 0,08 oranında düşüş kaydederken, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,12 oranında değer kazandı. Analistler, DAX endeksinin 9.000 seviyesinin psikolojik direnç olarak etkili olabileceğini belirterek, gelebilecek satışların gücünün ve avro/dolar paritesinin seyrinin takip edileceğini söylüyor.

Yurt içinde ise ABD’de parasal genişlemenin yavaşlatılmasına yönelik tedirginliklerin kısa vadede azalması ile gösterge tahvilin bileşik faizi yüzde 7,60′ın altına gerilerken, BIST 100 endeksi 79.000 puanın üzerine yükseldi. Bu hafta Fed’in kararlarının piyasaların yönü üzerinde ana belirleyici olacağını ifade eden analistler, bugün yarım gün ve yarın tatil olması nedeniyle haftanın ilk işlem gününde sınırlı işlem hacmiyle yatay bir seyir izlenebileceğini tahmin ediyor. Analistler açıklanmaya başlayan 3. çeyrek bilançolarının hisse bazlı hareketleri öne çıkarabileceğine dikkati çekerek, BIST 100 endeksinde 79.500 seviyesinin direnç, 78.500 seviyesinin ise destek konumunda olduğunu kaydediyor.

Piyasaların bugün takip edeceği veriler şöyle:

15.15 ABD, eylül ayı sanayi üretimi ve kapasite kullanım oranı

16.00 ABD, eylül ayı bekleyen konut satışları

16.30 ABD, Dallas Fed ekim ayı imalat sanayi endeksi. ■ Sözcü, (28.10.2013)

 

 

29.10.2013 

ATATÜRKÇÜLÜK: TAM BAĞIMSIZLIK NEDİR?

Geçmişte yaşanan savaşların ve işgallerin altında yatan en önemli neden, bir veya birkaç milletin diğer milletleri sömürmesi, kaynaklarını kullanmasıydı. Bugün ABD’nin Irak’ı işgal etmesinin temel nedeni petroldür. Bu gerçek bugün daha çok su yüzüne çıkmıştır. ABD, Irak’ta yeni elçilik binası yaptırmakta ve 12.000 kişinin çalışması planlanmaktadır.
Atatürk’ün tam bağımsızlık anlayışı ve tam bağımsızlığa verdiği önemi, bugün Türkiye’nin üstüne oynanan oyunlara bakarak daha iyi anlıyoruz. Atatürk’ün tam bağımsızlık anlayışında, siyasi anlam kadar ekonomik bağımsızlık da kastedilmiştir.
Bu çerçevede Kurtuluş Savaşı Türkiye’nin yalnızca Yunanistan veya diğer işgalcilerle yaptığı bir savaşla sınırlı değildir... Kurtuluş Savaşı aynı anda ekonomik bağımsızlık savaşıdır. Ülkenin birlik ve beraberlik alt yapısıdır. Bu temel felsefe şimdilerde eskitilmek isteniyor. Bunun içindir ki bu temel felsefeyi statüko olarak değerlendirenler var. Globalleşmeyi sömürü düzeni olarak planlayanların istedikleri tam budur.
Küreselleşme olarak tarif edilen Yeni Dünya Düzeni bir günde kurulmuş bir strateji değil, kökeni imparatorluklar ve sömürgeler dönemine dayanan bir plandır. Bu plan, önce yükselen ekonomiler şeklinde spekülatif piyasalar yarattı. Sonra medyayı kontrol altına aldı.
“Medyayı kontrol eden beyinleri kontrol eder. Beyinleri kontrol eden ise, toplumları kontrol eder.’’Bu sözü 1984 isimli romanında George Orwell belirtmişti. George Orwell, 20. yüzyıl İngiliz edebiyatının önde gelen kalemleri arasındadır. Bin Dokuz Yüz Seksen Dört adlı romanı ve bu romanda yarattığı Big Brother (Büyük Birader) kavramı ile tanınır.
Küreselleşen ülkelerin ulusal politikadan taviz vermeleri gerekmez. Söz gelimi Çin böyle bir taviz vermediği için sürekli cari fazla vermektedir. Zira küreselleşmenin en önemli sömürü düzeni cari açıktır. Cari açık veren ülkelerin kaybı, savaşlarda verilenlerden daha ağırdır. Söz gelimi Türkiye son onbir yılda 400 milyar dolar cari açık vermiştir. Bunu bize tüfek zoruyla yaptıramazlardı. Ancak, IMF ve Kemal Derviş vasıtasıyla Türkiye’ye dikte ettirilen politikalar bu sömürü düzenini yaratı.
Ayrıca, bugün milli sanayinin yüzde 60 kadarı yabancı kontrolündedir. Bankaların yarısı yabancı sermayesindedir. Kamu altyapı yatırımlarının bir kısmı özelleştirme yoluyla yabancılardadır. Bu nedenle her yıl kâr transferi oluyor. Bu transferler de sömürü düzeninin bir parçasıdır.
Cumhuriyet bayramında, Atatürk’ün iktisat anlayışını bir defa daha hatırlamakta yarar var. Atatürk’ün bağımsızlık anlayışı:
* Ekonomide de tam bağımsızlık. Tam istikrar...
* Halk için akılcı çözümler.
* Ulusal çıkarları kollayan ekonomik ilişkiler.
* Açık ve şeffaf devlet.
Kurtuluş Savaşı’nda; Rusya, Türkiye’ye destek sağlamıştır. Savaş sonrası, Atatürk Rusların empoze etmek istediği “sosyo-ekonomik” sistemi kabul etmemiştir.
Ekonomide ideolojinin esiri olunmamış, ekonomik ve sosyal altyapıya göre ülke çıkarları ön planda tutulmuştur. 1923-1932 arasında liberal ekonomi ile yeterli sermaye birikimi sağlanamadığı için, 1932’den sonra bu birikim ve yatırımlar devlet eliyle olmuştur.
Türkiye, Osmanlı borçlarını ödemiş, ABD’den aldığı 10 milyon dolar dışında dış borç almamış, dış ticaret açıkları vermemiş, ayrıca 1932 sonrası sanayi planları ve kamu yatırımları ile yüksek büyüme sağlanmıştır. Bugün özelleştirdiğimiz kamu altyapı yatırımlarının çoğu ve fabrikaların çoğu bu yıllarda yapılmıştır.
Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun. ■ Esfender Korkmaz, Yeniçağ, (29.10.2013)

YABANCIYA TOPRAK: YUNANLAR İSTANBUL’DA DEV GÖKDELEN ALDI

Levent’teki 170 metrelik ‘Kristal Kule’yi Finansbank aldı. Alıma imza atan bankanın sermaye sahibi Yunan finans devi National Bank of Greece

İstanbul’da sıradışı gayrimenkul satışlarından biri yaşandı. Levent’te inşa edilen dev gökdeleni tek kalemde Yunanlar satın aldı. Satıcı Soyak grubu olurken, alımı yapan firma Finansbank oldu. Böylece bankayı 2006 yılında bünyesine katan Yunan National Bank of Greece (NBG) İstanbul’da iddialı bir gayrimenkul yatırımına imza attı.

Milliyet gazetesinden yer alan habere göre bu işlemle Türkiye’deki en büyük gayrimenkul alımlarından birini gerçekleştiren Finansbank Kristal Kule ismiyle yapılan binanın yeni sahibi oldu. Bankanın bu bina için Soyak’a yaklaşık 600-700 milyon lira ödemeyeceği belirtiliyor. Finansbank inşaatı teslim aldıktan sonra genel merkezini Kristal Kule’ye taşıyacak.

Novartis’in arazisine yapıldı
Soyak grubu, Kristal Kule’nin yapıldığı arsayı 2005 yılında Novartis’ten satın almıştı. 17 milyon dolar ödenen arsa Tekfen Tower ile Sapphire’in arasında konumlanıyor. Uzun süre arsayla ilgili proje çalışmalarını sürdüren Soyak, o dönem iddialı bir proje yapacağını açıklamıştı. Daha sonra bu projeden vazgeçen firma arsayı satışa çıkarmıştı. Ocak 2008’de 150 milyon dolara satışa sunulan arsaya gelen 135 milyon dolarlık teklifi reddeden Soyak, satıştan vazgeçmişti. Sonunda bölgede ofis projesi yapmaya karar veren Soyak, 2009’da ruhsat almıştı.

Konuyla ilgili konuşan Soyak’ın CEO’su Emre Çamlıbel, Kristal Kule’nin toplam inşaat alanının 100 bin metrekare olduğunu söyledi. Projenin inşaatının bu yılın sonunda tamamlanacağını ve Finansbank’a teslim edeceklerini anlatan Emre Çamlıbel, “2.5 yıl önce Kristal Kule’nin inşaatına başladık. Yılsonunda inşaatı tamamlayıp, Finansbank’a teslim edeceğiz. Sadece inşaat için 136 milyon euro kredi kullandık” diye konuştu.

Levent’te 40 katlı gökdelen
40 kattan oluşan Kristal Kule’nin tamamının ofis olarak tasarlandığını ifade eden Çamlıbel, “Kristal Kule’yi A+ ofis projesi olarak tasarladık. Leed sertifikasını alacak” dedi. Kulenin çizimini ABD’den Pei CoopFreed&Partners ve Has Mimarlık tasarladı. 40 kata ve yaklaşık 170 metrelik yüksekliğe sahip projeyi Soyak Grubu’ba bağlı olan Koru Gayrimenkul geliştiriyor.
Yunan NBG kârını transfer edemiyor

Soyak’tan Kristal Kule’yi satın alan Finansbank, Esentepe, Levent, Etiler ve Ümraniye’de bulunan tüm birimlerini yeni kuleye taşıyacak. Soyak Grubu ile yaptığı anlaşma gereği, Kristal Kule’ye 2014’te taşınmayı planlayan banka, yılsonundaki teslimin ardından iç dekorasyonun tamamlanmasından sonra kuleye taşınacak. Kule’nin 1 yıl içinde kullanıma hazır hale gelmesi bekleniyor.

Sermaye sahibi Yunanistan’ın en büyük bankası olan NBG, Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı ortaklı tüm bankalar gibi BDDK’nın aldığı karar gereği elde ettiği karları yurtdışına transfer edemiyor, içeride tutmak zorunda. BDDK, 2008 yılında dünyada global krizin patlak vermesinden bu yana bankaların kâr dağıtımına izin vermiyor. Bankanın 2012 yılı kârı 900 milyon TL’yi buldu. Finansbank’ın 2013 yılının ilk yarısındaki net dönem kârı ise 503 milyon lira oldu. ■ Sözcü, (29.10.2013)

 

30.10.2013 

TSK: İSTEDİLER DİYE İSTİFA ETMEM

Çankaya Köşkü'ndeki 29 Ekim Resepsiyonu'na katılan Genelkurmay Başkanı Necdet Özel flaş açıklamalarda bulundu.

Orgeneral Necdet Özel, “Beni hedef tahtasına oturtursanız bir süre sonra beni de bulamazsınız. İstifa kişisel bir iştir. Ahmet, Mehmet istedi diye istifa etmem. Ben buraya elimi taşın altına sokarak geldim. Çok zor bir dönemde geldim. TSK her türlü siyasi akımdan uzak durmalıdır. Silahlı kuvvetlerde zaafiyet olursa bu durum Türkiye ’nin bekasını etkiler.” diye konuştu. ■ Radikal, (30.10.2013)

 

(İKİ OKUR YORUMU: Akılsızlığın cezası! - Ali Fakı

Kendi ülkesinin çıkarlarını en öne koyarak, tam bağımsız ve özgürce düşünerek, bilim ve teknoloji üretme ve ülkeyi ilgilendiren tüm alanlarda uygulama yetenekleri geliştiremeyen kurumlar (TSK başta olmak üzere!) başkalarının oyuncağı ve aleti olmaya mecbur olurlar! A.B.D. soğuk savaş yıllarında TSK'yı kendi amaçları için, Türkiye halkına karşı başarılı bir şekilde darbeler yaptırarak kullanmıştır. Şimdi de, "Ilımlı İslam" ve "Arap Baharı" projelerine uygun olarak, TSK ile kedinin fare ile oynadığı gibi oynamakta, istediği şekle sokmakta, telekulak şebekeleri ve cemaatları kullanarak kadrolarını ve diğer kurumlarını darmadağın etmekte ve Türkiye Cumhuriyetini büyük felaketlere yol açabilecek risklere sokarak tüm ülkeyi bir yap-boz deneme tahtasına çevirmektedir. Akılsız bırakılmış başın cezasını vucudun diğer kısımları çeker!

*

Aranızda bir fark yok - brotherlouie

Tarihte kenan evren'den farklı anılmayacaksınız sayın özel. Kenan evren darbe yaparak gericiliği hortlattı, siz ise hortlayan bu gericilere karşı eliniz kolunuz bağlı Cumhuriyet'in yıkılmasını izliyorsunuz. Halkın paşası olmak varken NATO'nun paşası olmayı tercih eden siz ve sizin gibiler elbet günü gelince yargılanacaksınız. )

 

AKP, EKONOMİ: 90 YILLIK CUMHURİYET’İN 10 YILDA İÇİ BOŞALTILDI

90 yıllık Cumhuriyet’in Türkiye’ye tüm kazandırdıklarını AKP hükümeti, 10 yılda sıfırla çarparak, geriye içi boş bir Cumhuriyet bıraktı 

AKP hükümeti, kendisinin değirmenine su taşımaktan başka iş görmeyen muhalefet partileriyle işbirliği halinde devlet ve milletimize ait maddi ve manevi en temel değerlerin içini boşalttı.

Demokratik açılım ve “terör ile pazarlık” sürecine dair yeni dönem yasal düzenlemelerle Cumhuriyet’in ve Türk milletinin omurgası üzerinde operasyonlar yapılıyor.

90. yılında Türkiye Cumhuriyeti devletimizin, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti niteliklerinden hangisi sağlam kaldı?

Devletin kurum ve erklerinde, bir avuç rantçı yandaşın ve AKP vükelasının akraba-ı taallukatının söz sahibi olduğu bir manzara arz eden yeni yapı, Cumhuriyetimizin hangi kuruluş karakterine uyuyor?!

Amerika’ya, Avrupa Birliği’ne, küresel sermayedarlara, Haçlı tetikçisi NATO’ya ve Vatikan’a endeksli mandacı siyaset anlayışının içini boşalttığı yeni Cumhuriyeti ile, manda ve ecnebi himayesini kabul etmeyip Kurtuluş Mücadelesi başlatan azim ve inancın oluşturduğu Türk Cumhuriyeti, birbiriyle mukayese dahi edilemeyecek kadar farklı dünyalardır.

Anadolu’dan Balkanlara uzanan coğrafyanın medeniyet kimliğinde ve kuruluş temellerinde Hacı Bektaş Veli’nin nefesi, Ehl-i Beyt öğretileri, birlik mayası ve torunu Cemalettin Çelebi’nin M. Kemal Atatürk’le işbirliği ve duası bulunan Türk Cumhuriyeti ile; Amerika’nın icazeti, Haçlı’nın himmeti ve AB’nin talimatı bulunan  ve Türk milletini 36 etnik parçaya bölüp içi boşaltılan, Alevisi bir tarafa Sünnisi bir tarafa savrulan, Ehl-i Beyt’e sırtını dönerek Emevi siyasetine ram olanların yeni Cumhuriyet’lerinin ne alakası olabilir?!

Tapusu Lozan Anlaşması olan Cumhuriyet ile, 

delik-deşik edilmiş ve hiçbir sağlam Lozan maddesi kalmamış yeni Cumhuriyet’in hiçbir alakası kalır mı?!

AKP ve onun değirmenine su taşımaktan gayrı iş görmeyen payanda muhalefet, demokrasinin, Cumhuriyet’in, hukukun, İslam’ın, Aleviliğin, Sünniliğin… hülasa her şeyin içini boşalttılar. Kendi koltukları için istismar edebilecekleri kıvama soktular.

Devlet ve milletin hazinesini de boşalttılar. Cumhuriyet tüm maddi miras ve işletmelerini de kendi ikballeri ve biraz daha koltukta kalma ihtirasları uğruna heba edip peşkeş çektiler.

Yıllarca süren bir Kurtuluş savaşlarından çıkan ve yokluk-yoksullukla boğuşan Türk milleti, dişinden-tırnağından artırarak şeker fabrikaları kurdu, tekstil, süt, demir, çimento fabrikaları yaptı, yollar, demir yolları, köprüler, limanlar inşa etti. Uçak fabrikası kurdu. Gölcük Tersanesi; Alpullu, Uşak, Eskişehir, Turhal şeker fabrikaları; Nuri Demirağ Uçak fabrikası, Ankara Fişek Fabrikası, Eskişehir Hava Tamirhanesi, Kayaş Kapsül ve Kırıkkale Mühimmat fabrikaları; Gemlik Suni İpek,  Bünyan Dokuma, Bakırköy Bez, Kayseri Bez, Konya Ereğli Bez, Malatya Bez, Nazilli Basma fabrikaları; Eskişehir Kiremit, Ankara Çimento, Sivas Çimento, Zonguldak Taş Kömürü, İzmit Kağıt ve Karton, Isparta Gülyağı fabrikaları, SEKA, TEKEL, ETİ MADEN, SÜMERBANK gibi binlerce fabrika ve işletmeler o yokluk döneminde inşa edilmiştir.

AKP hükümeti bu Cumhuriyet mirasının tamamına yakınını elden çıkarttı, yerli-yabanc yandaşlara peşkeş çekti. TÜPRAŞ, TELEKOM, PETKİM, ERDEMİR, SEKA, SÜMERBANK, ETİ BAKIR, ETİ KROM, ETİ ALÜMİNYUM, Şeker fabrikaları, limanlar başta olmak üzere satmadık bir şey bırakmadı. 200’u aşkın katrilyonluk devlet işletmelerini, onlara ait tesis, arsa ve lojmanlarını, limanları, barajları elden sattı, elden çıkarttı. 46.8 milyar gelir elde etti. Bu paranın kısmını reklam ve pazarlamaya harcadı, geri kalan kısmı ise AKP hükümetinin bir yıllık dış borç faizine dahi yetmedi. 90 yıllık Cumhuriyet’in içi boşaltılmış Hazinesi tamtakır kuru bakır duruyor. 

Bütün bu peşkeş ve siyasi yolsuzluklar yapılırken; muhalefet sadece seyretti. AKP’nin halk nezdinde biten kredisini geri iade edecek faklı gündemlere takıldı. Gündem sapıttı; AKP’nin değirmenine su taşıdı.

Cumhuriyet’in madden ve manen içini boşaltanlar, onun Meclis’inde iktidar ve muhalefet koltuklarını işgal eden çözümsüz, ilkesiz, projesiz siyasilerilerdir.

Bu süreçte madden ve manen Cumhuriyet’in içinin boşaltıldığını Türk milletine haykıran, bir devlet, siyaset, ilim, gönül, halk ve hak adamı var: Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş.

Prof. Dr. Baş, sadece tezgahlanan hortumlamayı, peşkeş ve yolsuzlukları haykırmıyor; Milli Ekonomi Modeli’ni ışık yakıyor, iktidar ve muhalefet fenersiz yakalanıyor.

Nitekim Rusya başta olmak üzere 150’yi aşkın devlet onun modelini uygulayarak şahlanıyor, dünyada söz sahibi oluyorlar; Prof. Dr. Baş, Türk milletinin bu gerçeği görmesini ve Cumhuriyet emanetini, onun içini boşaltanlara değil de, içini dolduranlara teslim etmesini bekliyor.

Prof. Dr. Baş, Anadolu’dan Balkanlara uzanan geniş vatan sathını Ehl-i Beyt nefesiyle yeşerten ve birlik mayasıyla yoğurup bizi Türk milleti yapan Hacıbektaş Veli gerçeğini hatırlatıyor. Cumhuriyet’in temelinin de Hacıbektaş ocağında atıldığına ortaya koyuyor. Alevi-Sünni, Caferi-Nusayri, Kürt-Laz, Arap Acem soy ve sopumuz ne olursa olsun milletimizi Türk milleti, devletimizi de Cumhuriyet yapanların bu inanç ve mana ocakları olduğunun altını çiziyor. Yüreklerimizi o günlerin aynı sevgi, aynı birlik, aynı inanç ve aynı bağımsızlık karakteriyle yoğuruyor; Türk milleti kendine gelsin, huzur bulsun, zengin olsun diye uğraşıyor. Cumhuriyetimizin içini tekrar dolduracak olan işte bu anlayıştır. Tercih ise Türk milletindir.

 ■ Mehmet Emin Koç,Yeni Mesaj, (30.10.2013)

 

31.10.2013 

ALTIN VE DOLAR

İstanbul serbest piyasada dolar 1,990, avro 2,7390 liradan güne başladı. Şu anda doların satış fiyatı 1,9927 lira, avronun satış fiyatı ise 2,7140 lira...

Altın Düşüşe Geçti 

ABD Merkez Bankası FED'in dün yapılan toplantı sonrası, ayda 85 milyar dolarlık tahvil alımlarını sürdürme kararı almasına karşın, varlık alımlarını azaltacağı beklentisi ve ABD ekonomisindeki iyileşme verileriyle altın düşüşe geçti. Dün FED toplantısı öncesi onsu 1.350 doların üzerinde seyreden altın, bugün 1.323 dolar seviyesine kadar geriledi.  ■ Akşam, (31.10.2013)

ÖZELLEŞTİRME: THY DE SATILIYOR

THY'nin yüzde 49,12 hissesinin özelleştirilmesi için McKinsey ile danışmanlık sözleşmesi imzalanıyor.

Türk Hava Yolları'nın kamuya ait yüzde 49,12 hissesinin özelleştirme çalıştırmaları kapsamında, McKinsey Danışmanlık ile danışmanlık hizmet alımı sözleşmesi imzalanacak. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Borsa İstanbul'a yaptığı açıklamada, THY ve iştiraklerinin idari, mali, hukuki durumlarının, maliyet yapılarının analizi, operasyonel performanslarının belirlenmesi, büyüe stratejilerinin izlenmesi ve gerektiğinde özelleştirme stratejilerinin belirlenmesine yardımcı olmak amacıyla danışmanın seçildiğini belirtti.

Yüzde 49,12 oranındaki kamu payı özelleştirme kapsam ve programında bulunan THY'de, özelleştirme çalışmalarına yönelik daha önce imzalanan danışmanlık hizmet alım sözleşmesi 3 Mart'ta sona ermişti. THY'nin yüzde 49,12 hissesi ÖİB'in elinde bulunurken, yüzde 50,88 hisse ise halka açık. ■ Cumhuriyet, (31.10.2013)

DEİ, AÇIK: 9 AYLIK TİCARET AÇIĞI 75.1 MİLYAR DOLAR

Eylül ayında dış ticaret açığı yüzde 7,6 artarak 7 milyar 502 milyon dolara çıktı.

Dış ticaret açığı Eylül ayında 7.5 milyar dolar oldu. Dış ticaret açığının eylül ayında 7.5 milyar dolar bekleniyordu. 9 aylık ticaret açığı ise 75.1 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Türkiye İstatistik Kurumu ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat 2013 yılı Eylül ayında, 2012 yılının aynı ayına göre yüzde 1,3 artarak 13 121 milyon dolar, ithalat yüzde 3,5 artarak 20 623 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Eylül ayında dış ticaret açığı yüzde 7,6 artarak 6 milyar 972 milyon dolardan 7 milyar 502 milyon dolara çıktı. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2012 Eylül ayında yüzde 65 iken, 2013 Eylül ayında yüzde 63,6’ya geriledi.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; 2013 Eylül ayında bir önceki aya göre ihracat yüzde 2,7, ithalat yüzde 3 arttı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; 2013 yılı Eylül ayında önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 1,3 artarken, ithalat yüzde 0,2 azaldı. ■ Dünya, (31.10.2013)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura