Diğerleri > Sis Çanı
13-11-2012
NELER OLDU 25-31 EKİM 2012 (Bedhahlar, kriz, ABD, DEİ, kadın, din, borçlanma, tarım, yabancı sermaye, borçlanma, özelleştirme)

Cihan Dura

13.11.2012


25.10.2012 

BEDHAHLAR, İÇ: SANKİ ALTIN GÜNÜ

Cumhuriyet resepsiyonunu pastanede düzenlemek isteyen Amasya Valisi A. Celil Öz, tepki çekince ‘Her yerde yapılabilir, düğün salonu da olur’ dedi

Amasya Valiliği’nin bu yıl 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı AKP’den 2007 seçimlerinde milletvekili aday adayı olan Abdurrahman Övündür’e ait bir pastanede düzenlemek istemesi tepki çekti. ADD Amasya Şube Başkanı Metin Kara ve CHP Amasya İl Başkanı Hüseyin Duran, resepsiyonun Amasya Oteli veya Amasya Genelgesi’nin imzalandığı Saraydüzü Kışlası’nda yapılabileceğini belirterek, “Başka yer mi kalmadı” diye sordu. CHP ve ADD, tepki için resepsiyona katılmama kararı aldı.

CHP Amasya İl Başkanı Hüseyin Duran, “Cumhuriyete, giden yolda Kurtuluş Savaşı Amasya’dan başlamıştır. Amasya Genelgesi’nin hazırlandığı Saraydüzü Kışla Binası bu resepsiyon için son derece uygun bir mekândır. Bir pastanede Cumhuriyet kutlanmasına anlam veremedik” dedi.

 ADD Amasya Şube Başkanı Metin Kara da “Resepsiyona katılmayacağız çünkü seçilen yerin Cumhuriyet Bayramı gibi önemli bir günün resepsiyonunun anlamından uzak olduğu kanısındayız. Bu Cumhuriyet ile edindiğimiz edinimlerimizin yavaş yavaş yok edildiğinin bir göstergesidir” diye konuştu.

Amasya Valisi Abdil Celil Öz ise resepsiyonun her yerde yapılabileceğini savunarak “Resepsiyon yapılacak yer bir restoran da, düğün salonu da olabilir. Buradaki tercihte tamamen fiziki mekânın genişliği, sunulan hizmetin kalitesi göz önünde bulunduruldu” dedi. ■ MEHMET MENEKŞE, Cumhuriyet, 25.10.2012

 

26.10.2012 

AB, KRİZ: İSPANYA'DA İŞSİZLİK REKORU

İspanya Ulusal İstatistik Enstitüsü'ne bağlı çalışan araştırma şirketi EPA'nın açıkladığı rakamlara göre, İspanya'daki işsiz sayısı 5 milyon 778 bin 100 ile rekor seviyeye çıktı.

Çalışma yaşına gelmiş her 4 kişiden 1'inin işsiz olduğu İspanya'da işsizlik oranı yüzde 25,02 ile ülke tarihindeki en yüksek seviyeye ulaştı.

EPA'nın verilerine göre, işsiz sayısında 2012 yılının 3'ncü çeyreğinde, 2'nci çeyreğe oranla 85 bin kişilik artış yaşanırken, son bir yılda 799 bin 700 yeni işsiz ortaya çıktı.

İspanya'da tüm bireyleri işsiz olan hane sayısı geçen yıla göre yüzde 21,94 artarak 1 milyon 737 bin 900 olarak belirlendi. Böylece tüm bireyleri işsiz hane sayısı geçen yıla göre 312 bin 700 artış gösterdi.

Bu yılın 3'üncü çeyreği itibariyle 25 yaşının altındaki gençler arasında işsizlik oranı yüzde 52,3 olarak hesaplanırken, toplam genç işsiz sayısı 970 bin 200 oldu.

İspanya'da işsizliğin cinsiyete göre dağılımına bakıldığında kadınlar arasındaki işsizliğin (yüzde 25,41) erkekler arasındaki işsizliğe oranla (yüzde 24,68) daha fazla olduğu belirlendi.

Öte yandan aynı verilere göre, İspanya'da yaşayan yabancılar arasındaki işsizlik oranı yüzde 34,84 olurken, sektörel bazda en fazla işsizlik inşaat ve hizmet sektörlerinde görüldü. Geçici işçi ve otonom çalışanların sayısında da artış kaydedildi. ■ Sabah, 26.8.2012

ABD GENELKURMAY BAŞKANI: BAŞBAKAN İŞİNİ İYİ YAPIYOR

ABD Genelkurmay Başkanı Dempsey, Türkiye’ye insani yardımlar, füze savunması ve terörle mücadele için ekipler gönderdiklerini açıkladı. Başbakan Erdoğan’ın PKK ile mücadelede ABD’nin Bin Laden önerisini reddetmesine ilişkin ise "Bu Başbakan Erdoğan’ın ülkesi. Yaklaşımını sorgulayamam. İşini de son derece iyi yapıyor. Biz ortaklarımıza teklif ederiz. Bazen önerilerimizi kabul ederler, bazen de etmezler" dedi.

ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Martin Dempsey, Savunma Bakanı Leon Panetta ile dün düzenlediği basın toplantısında, Hürriyet’in sorusu üzerine Türkiye’ye konuşlandırılan Amerikan kuvvetleri ve PKK ile mücadelede ABD’nin Türkiye’ye yaptığı teklif meselesine açıklık getirdi. Dempsey, Türkiye’ye istişareler için ekipler gönderdiklerini ve son beş yıldır yürütülen istihbarat paylaşımına dayalı işbirliğinden dersler çıkardıklarını söyledi.

Biz Ortaklarımıza Öneririz

Dempsey, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Frank Ricciardone’nin geçen hafta yaptığı bir açıklamada, PKK’ya karşı mücadelede, ABD’nin Usame Bin Laden’in öldürülmesinde kullandığı yöntemleri Türkiye ile paylaşma önerisi ve Başbakan Erdoğan’ın (bir evde yakalanan Bin Laden’in aksine PKK liderleri mağaralarda sığındığından) öneriye verdiği olumsuz yanıta ilişkin ise şöyle konuştu: "Bu Başbakan Erdoğan’ın ülkesi. Yaklaşmını sorgulayamam. İşini de son derece iyi yapıyor. Biz ortaklarımıza teklif ederiz. Kaldı ki, Türkiye sadece yakın bir ikili ortak değil, NATO ittifakından ortak. Onlara tecrübelerimizi paylaşmayı öneririz. Ayrıca onların tecrübelerinden yararlanırız. Bazen önerilerimizi kabul ederler, bazen de etmezler. Ben bundan bir iletişim kopukluğu olduğu sonucunu çıkarmam." ■ Hürriyet, 26. 10.2012

(Türkiye için “Erdoğan’ın ülkesi” demiş. Almanlar da Osmanlı için “Enver’in ülkesi” derlermiş. Tuhaf benzerlik. cd)

 

27.10.2012

DEİ, TEKNOLOJİ: TÜRKİYE VE TEKNOLOJİ İTHALATI

Başbakan Tayip Erdoğan Cep telefon ithalatına giden paraya çok acıyor. Biraz da canını yakıyor. Düşünün her ay milyonlarca dolar Apple’ye, Samsung’a ve daha bir çok şirkete gidiyor.
Başbakan çok haklı.
Türkiye 1 iphone 5 telefona ödediği dövizi geri kazanabilmek için en az bin çorap üretip ihraç etmesi gerekiyor. Türkiye’ye son bir yılda giren sadece iphone 4s ile kıyasladığımızda milyarlarca çorap veya milyonlarca gömlek veya tırlar dolusu domates-meyve ihraç etmemiz gerekiyor.
Bu elbette bir ülkenin başbakanının canını yakar.
Canı yanan sadece başbakan değil, aslında 70 milyonluk Türkiye.
2005 yılında Davos’da yapılan bir toplantıda, dünyaca ünlü teknoloji şirketi HP’nin CEO’su Rusya’ya teknolojik destek vereceklerini söyleyince Vlademir Putin çok sert çıkmıştı:
“Rusya’nın insan kaynağı yok mu ki siz bize yardım edeceksiniz!”
Putin’in bu duruşu Rusya’da gurur duyulan bir olay olmuştu.
2012 yılına geldiğimizde Rusya yazılım ve teknolojik yatırım alanında Amerika ile yarışamasa da kendi kendine yeter bir ülke haline gelmiştir.
Rusya’da bugün bilgisayarları için kendi yazılımını yazmakta Rus şirketleri kendi markalarını yaratmak için çaba harcamaktadır.
Gelelim Türkiye’ye.
Ülkemizde ne oluyor?
Ülkemizde tam gaz teknoloji ithalatı sürüyor.Türk malı olarak lanse edilen ürünlerin yüzde 98’i Çin malı. Çin’den parçaları getir monte et ve sat!
Sonuç böyle olunca Türkiye tıpkı mehter takımı gibi bir ileri bir geri yapıp duruyor.
Gelelim cep telefona. Neredeyse Türkiye’nin ithalatındaki en büyük kalem.. Cep telefonuna Türkiye her zaman para verecektir. Genç bir nufus ve reklam bombardımanı malesef Türkiye’yi döviz konusunda sıkıntıya sokmakta.
Türkiye bu konuda ne yapmalı?
Türkiye teknoloji eğitimini okullara sokmalı. Özellikle donanımdan çok yazılım konusunda yatırım yapmalı, yurtdışındaki beyinlerimizi Türkiye’ye gelmelerine teşvik etmeliyiz. Bugün google, Microsoft, Facebook ve daha bir çok şirkette yüzlerce Türk yazılım mühendisi çalışmakta. Onları devlet olarak Türkiye’ye davet etmeliyiz.
Yerli otomobil sevdası ile yanıp tutuşan ancak sadece lafta kalan proje yerine kendi cep telefonumuzu tasarlamalıyız. Üretmeliyiz demiyorum tasarlamalıyız. Çünkü cep teknolojinde kullanılan gerek işlemci gerekse cipler Çin’de üretilmekte Amerikalı dev şirketler bile Çin’de almakta. 3 dolara alınan işlemcilerle oluşturulan cep telefonları yazılımlarla markalaşmakta ve biz dahil dünya ülkeleri milyarlarca dolar ödemekte.
Türkiye kendi yazılımını yapacak beyne ve kapasiteye sahip.
Sahipi olmadığı tek şey devletin düzenleyici politikası.
Bence başbakan Erdoğan her ay ithalat rakamlarında cep telefona ödenen paraları gördüğünde “Biz nİye yapamıyoruz” diye sinirlenmeli. ■ Remzi Özdemir, Yeniçağ, 27.10.2012

KADIN: OTORİTEŞİDDETİ

Türkiye’de her gün 5 kadın, eşleri, sevgilileri ya da yakınları yani tanıdıkları erkekler tarafından öldürülüyor. Eski kocası ya da boşanmak üzere olduğu kocası tarafından öldürülen kadınların oranı yüzde 47. Koruma talebiyle polise ya da savcılıklara başvuran kadınların yüzde 73’ü korunmadı ve öldürüldü. Haklarında koruma kararı alınan, sığınmaevlerinde olan kadınların bile yüzde 27’si öldürüldü.

Yaklaşık 7 ay önce yürürlüğe giren 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kâğıt üzerinde kaldı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, yalnızca Bursa’da bir Şiddet Önleme Merkezi açtı. ■ SİBEL BAHÇETEPE, Cumhuriyet, 27.10.2012

İKİNCİ DİN, HURAFELER: İŞLERİ ARTTIRAN MEZAR!

SAMSUN’un Kavak ilçesinde mermer ustası Hamit Yerişkin (31), reklam amacıyla işyerinin yanında bulunan 3 katlı inşaatın çatısına mermer mezar yerleştirdi. Vatandaşların, mermer mezarı türbe sanarak ziyarete gelmesi sonucu Yerişkin’in işleri arttı. Yerişkin, “Boş mezara dua edenler de oldu. Mezarı türbe sanıp kabir ziyaretine bile gelenler oldu. Biz vatandaşlara anlatıyoruz ama ziyaretçi akınına uğruyoruz” dedi. ■ Cumhuriyet, 27. 10.2012

BORÇLANMA, BİREYSEL: YURTTAŞIN CEBİNDE PARA KALMADI

TESK Başkanı Palandöken’e göre, milyonlarca kart borçlusu icra takibiyle karşı karşıya. Palandöken, bankaların yurttaşı faiz ve masraf batağından kurtarmasını istedi.

Ekonomi Servisi - Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, özellikle dar gelirli vatandaşların borç içinde yaşadığını belirterek, piyasalarda paranın dönmediğini vurguladı. Vatandaşın maaşını aldığı gün parasını kart borcuna ve banka kredisine yatırıp, cepleri boş gezdiğini dile getiren Palandöken, “Kalabalık görünen yerlerde çarşı pazarda beklenen alışveriş yok. Kart borcu 370 milyon, tüketici kredisi 1.5 milyar lira artarak vatandaşın bankalara olan toplam borcu bir haftada 245 milyar liraya dayandı” dedi.

Palandöken’in açıklamasında verdiği bilgiye göre, tüketicinin bankalara olan borcu her geçen gün artıyor. TESK Başkanı, piyasadaki durumu şöyle aktardı:

- 2011 yılının başında 216 milyar olan toplam borç, 2012 ekimde 245 milyar TL’ye ulaştı. Tüketici kredileri 162 milyar TL’den 178 milyar 836 milyon TL’ye, kredi kartı harcamaları 53 milyar 900 milyon TL’den yüzde 24 artışla 66 milyar 113 milyon TL’ye çıktı.

- Kara listeye girenlerin sayısı 2012 ekime kadar 600 bin, toplamda 2.3 milyon vatandaşımız icra takibiyle karşı karşıya. Aileleri ile birlikte 10 milyon kişi etkileniyor.

- 21 milyon kişinin cebinde 52 milyon civarında kredi kartı var. Yüksek limitleri sayesinde rahat rahat harcama yapılan, ödeme vakti geldiğinde kara kara düşündüren kredi kartınızın borcunun yarısından azını bir yıl içinde 3 defa ödeyenler, nakit çekemiyor ve limit artıramıyor. O karttan bu karta nakit çekerek ödeme yapan ve günü kurtaran 6.5 milyon vatandaşa şimdi yasak geldi.

- Bunun sonucunda sıkıntıya giren ve borcunu ödemekte zorlanan vatandaşlar fırsatçılara yöneliyor. Bankaların bu duruma son verip elini taşın altına koymalarını bekliyoruz. Vatandaşı bu faiz ve masraf batağından çıkarmalılar. ■ Cumhuriyet, 27. 10.2012

 

28.10.2011 

DEİ, KRİZ: İHRACATTA AVRUPA'NIN PAYI YÜZDE 38 OLDU

TÜRKİYE'den yapılan ihracatta AB'nin payı, ekonomik kriz nedeniyle % 47'den 38'e düştü. Ege İhracatçı Birlikleri'nden yapılan açıklamaya göre, Türkiye, Eylül- Ocak 2011 döneminde AB üyesi ülkelere 47 milyar 65 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirirken, bu rakam 2012 yılının aynı döneminde yüzde 9.4'lük düşüşle 42 milyar 641 milyon dolar oldu. ■ Takvim, 28.10.2012


TARIM: ORGANİK TARIM ATAĞA KALKTI

Türkiye'de organik tarım üretimi 1 yılda yüzde 116 arttı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın organik tarıma yönelik destekleme politikalarıyla Türkiye'de 2010'da 1 milyon 343 bin ton olan üretim, geçen yıl 2 milyon 905 bin ton olarak gerçekleşti. Organik tarım yapılan alan 2002'de 90 bin hektarken, 2011'de 615 bin hektara çıktı. ■ Takvim, 28.10.2012


YABANCI SERMAYE: ŞİRKET AVINA ÇIKTI

Karaca Kestelli, Türkiye’ye büyük ilgi olduğunu söyledi

Bankacılık, telekom, hızlı tüketim ve perakende sektörleri ile özel yatırım fonlarına danışmanlık yapan Bain&Company’nin Türkiye Yönetici Ortağı Karaca Kestelli, Türkiye’ye büyük ilgi olduğunu söyledi. Özellikle yabancı fonların yatırım arayışında olduğunu belirten Kestelli, “Avrupa ve Amerika’dan fonlar için Türkiye cazip. En son 25 milyar doları kontrol eden dünyanın en büyük fonlarından birinin yöneticisi Türkiye’de hangi yatırımları yapabileceklerini konuşmak için bize geldi” dedi.

Dünyanın en büyük iş stratejisi danışmanlık firmalarından biri olan Bain&Company, geçtiğimiz Mayıs ayında dünya çapındaki 47’nci ofisini İstanbul’da açtı. Bankacılık, telekomünikasyon, hızlı tüketim ve perakende ile özel yatırım fonları olmak üzere 4 aktif sektörde danışmanlık yapan Bain&Company’nin Türkiye Yönetici Ortağı Karaca Kestelli, Türkiye’ye yurtdışından büyük ilgi olduğunu söyledi.

Para koyanlar da geliyor

Özellikle yabancı fonlar açısından Türkiye’nin çok cazip olduğunu kaydeden Kestelli, “Hemen hemen her gün Türkiye pazarına girmek isteyen fonlar kapımızı çalıyor. Avrupa ve Amerika’dan fonlar çok ilgili. Pazara nasıl girecekleri konusunda ciddi araştırmalar yapıyorlar, Türkiye’ye gelmek istediklerini belirterek bizden yardım istiyorlar. Son olarak 25 milyar doları kontrol eden dünyanın en büyük fonlarından birinin yöneticisi Türkiye’nin nasıl bir pazar olduğunu ve hangi yatırımları yapabileceklerini konuşmak üzere bize geldi” diye konuştu.

Çok büyük fonlara para koyan yatırımcıların da Türkiye’yi yakın takibe aldığını anlatan Karaca Kestelli, “Türkiye’deki büyüme bu ilginin en önemli nedenlerinden biri. Kendi bulundukları coğrafyalarda yüzde 1’lerde büyüme olurken Türkiye’de oranlar çok daha yüksek. Doğal olarak gözlerini Türkiye pazarına çeviriyorlar. Fonlar ve yatırımcılar en fazla hızlı tüketim ve perakende, hizmet, sağlık ve eğitim kurumlarıyla ilgileniyor” dedi.

Türkler bölgeye yayılıyor

Türk firmalarına yönelik satın alma ve birleşmelerde de çok ciddi artış olduğunu belirten Kestelli, “Akmerkez ve İstinyePark’ta gördüğünüz Türk markalarının hepsine büyük ilgi var. Market markaları da potansiyeli yüksek bir kanal olarak görülüyor“ diye konuştu. Türk markalarının ise özellikle tüketim ve perakendede bölgesel oyuncu olma merakı olduğunu vurgulayan Karaca Kestelli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu anlamda Türk markaları için Balkan ülkeleri ve Irak ciddi pazarlar olarak öne çıkıyor. Bu pazarlarda olan markalar varlıklarını güçlendirmek, olmayanlar ise geç kalmadan pazara girme uğraşı veriyor. Suriye de hedef pazarlardandı ama siyasi gelişmeler yüzünden markalar planlarını erteleme yoluna gitti. Sonuç olarak Türk markaları başarılı işlere imza atıyor. Yurtdışında da markalaşmak istiyorlar ve sözünü ettiğimiz pazarlarda yabancı rakiplerine göre bir adım öndeler.”

ARAŞTIRMA YAPILIYOR

Karaca Kestelli, Türkiye’ye yeni girdikleri için ev ödevlerini iyi yapmaya çalıştıklarını söyledi. Kestelli, bankalarla ilgili bir araştırma yaptıklarını ve önümüzdeki ay araştırmanın sonuçlarını açıklayacaklarını kaydetti.

Türk şirketlere ilgi büyük

Türkiye’de son birkaç yılda fonlar dev alımlara imza attı. Dünya çapında yaptığı yatırımların toplam değeri 50 milyar euroyu bulan BC Partners, Migros’un çoğunluk hissesini 1.98 milyar liraya aldı. 250 milyon TL cirolu Penti’nin yüzde 30’unu ABD‘li Carlyle Grubu satın alırken hazır giyim markası Koton, yüzde 50’sini özel girişim sermayesi Turkven’in sahibi olduğu Hollanda merkezli Nemo Apparel BV’ye yaklaşık 500 milyon dolara sattı. Mehmet Ali Aydınlar ile Abraaj Capital’in yüzde 46’şar payla eşit ortaklığa sahip olduğu Acıbadem’de çoğunluk Malezyalı kamu yatırım fonu Khazanah’ın sağlık sektöründe faaliyet gösteren birimi Integrated Healthcare Holdings (IHH) şirketine geçti. Satış bedeli 1.26 milyar dolar oldu. Memorial Sağlık Grubu da yüzde 40 hissesini İngiliz Argus Capital ve Quatar First investment şirketlerine sattı. ■ Necla Dalan, Vatan, 28.10.2012

 

29.10.2011 

ALTIN FİYATLARI

Geçen haftaki yazımızda altın fiyatlarını işlemiştik. Büyük merkez bankalarından gelen 'altın pozitif' haberlere rağmen altın fiyatlarının 1.790 dolar direncini aşmakta zorlandığını aktardık. Ve altın fiyatlarında ana yükseliş trendi içinde düzeltme olasılığının yüksek olduğundan bahsettik. Hedef düzey olarak ons başına 1.700 dolar seviyesini gösterdik. Altın geçen hafta boyunca zayıf bir eğilimin içindeydi. Fiyatın 1.700 dolara kadar gerilediğini gördük. Petrol fiyatlarındaki gerileme de altın fiyatlarının düşmesinde etkiliydi. Bu eğilimin önümüzdeki günlerde yavaş yavaş tersine dönmesi olasılığını yüksek görüyoruz. Özellikle de altın fiyatları açısından çok belirleyici olan euro-dolar paritesi 1.29'un üzerinde tutunabildikçe. Altını takip eden yatırımcılara euro-dolarda bu seviyeyi gözlemlemelerini tavsiye ediyoruz.
6 Kasım tarihindeki ABD seçimleri öncesinde altında çok sert bir bozulma beklemiyoruz. Haliyle de altın 1.700 dolar seviyelerinden yeniden yükselişe geçebilir.


Notumuz yükselebilir
Özellikle geçen Cuma günü ABD ve diğer gelişmiş ülke borsalarındaki sert düşüşlere rağmen İMKB'deki yükseliş devam etti. Endeks haftayı 70.700 seviyesinden kapattı.
Türkiye'nin notunun 'yatırım yapılabilir' seviyeye yükseltileceği yönündeki beklentilerin giderek kuvvetlendiğini görüyoruz. Hatta bazı aracı kurumlar not artışı için tarih aralığı dahi vermeye başladı. Bu beklenti diri kaldıkça İMKB'deki yukarı yönlü eğilimin devamını bekliyoruz. İlk hedef 72.000 olarak görünüyor.

Euro-dolar paritesi

Yurt dışı piyasalarda son iki haftadır yaşanan düzeltme ve risk iştahındaki hafif çaplı düşüşe rağmen euro-dolar paritesi 1.29'un üzerinde kaldı. ABD seçimleri yaklaşıyor. Seçimler öncesi ve sonrasında piyasalarda yeniden bir toparlanma olabilir. Risk iştahında beklediğimiz artışa paralel olarak da euro-dolar paritesinin yeniden 1.32'lere doğru yönelmesi kuvvetle muhtemel. ■ ERKİN ŞAHİNÖZ, Takvim, 29.10.2012

 

30.10.2011 

ASIL OPERASYON AKP’DEN ÖNCE MHP’YE YAPILDI!

… AKP iktidarı, medyadaki yandaşları ile birlikte Atatürk’e ve Cumhuriyetin kuruluş felsefesine savaş açtığı için Türk gençliğinin önderliğinde yüzbinlerce insan, engellemelere rağmen Ankara’da toplandı.. Bunun ne anlama geldiğini, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da “Artık bütün açıklığı ile ortaya çıkmıştır ki AKP’nin baskısı şiddeti zulmü arttıkça, hukuk ayaklar altına alındıkça ona karşı demokratik direniş de artacak ve halk AKP’ye dur diyerek onu da geldiği gibi gönderecektir. Çünkü bu halk Cumhuriyet’ten yanadır, Cumhuriyet karşıtları dün olduğu gibi bugün de kaybetmeye mahkumdur, kaybedecektir” sözleriyle ortaya koydu..
Burada üzücü olan, Milliyetçi Hareket Partisi’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, sistemli bir şekilde Cumhuriyeti ortadan kaldırma girişiminde bulunan bir iktidarın yanında mevzi almasıdır. Bu durum, AKP’den önce asıl operasyonun MHP’ye yapıldığının ve milliyetçilerin uzun zamandır Devlet Bahçeli eliyle kontrol edilmekte olduğunun net bir göstergesidir. Cumhuriyetin temellerinin, iktidar tarafından ABD ve AB desteğiyle havaya uçurulduğu bir dönemde, milliyetçiler sessiz kalamaz. Sessiz kalırlarsa, cumhuriyetin yıkılmasına seyircilik etmiş olurlar.
Nitekim CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz, “Devlet Bahçeli, Suriye tezkeresinde aynı şekilde davrandı, anayasa değişikliği oylamasında aynı şekilde davrandı. En son olarak da bu Cumhuriyet Bayramı yasaklamalarına karşı ilkesiz bir tavır sergiliyor. Çok sıkıştığı anlarda, AKP’yi Bahçeli kurtarıyor. MHP tabanının da bu davranışı asla onaylamadığını düşünüyorum. MHP tabanının gereken duruşu göstermesini umuyorum” diyor..
MHP tabanı, kendi partisi üzerindeki istihbarat operasyonuna son vermelidir. MHP tabanı Atatürk ve Cumhuriyet’e yönelik saldırılara da artık dur demelidir. ■ Arslan Bulut, Yeniçağ, 30.10.2012

BORÇLANMA, HALK: 'PİYASADA PARA YOK, BORÇLA YAŞIYORUZ'

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, piyasada para olmadığını ve borçla yaşandığını belirterek, ''Vatandaş harcamalarda kredi kartına yüklenmiş durumda. Son bir haftada kredi kartı 370 milyon lira, tüketici kredisi 1,5 milyar lira artarak vatandaşın bankalara olan toplam borcu 245 milyar liraya dayandı''dedi.

Palandöken, yaptığı yazılı açıklamada, özellikle dar gelirli vatandaşların borç içinde yaşadığını ve piyasalarda paranın dönmediğini kaydetti. İnsanların maaşını aldığı gün özellikle kart borcuna ve banka kredisine yatırdığını, sonra da cepleri boş olarak gezdiğini iddia eden Palandöken, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

''Vatandaş harcamalarda kredi kartına yüklenmiş durumda. Son bir haftada kredi kartı borcu 370 milyon lira, tüketici kredisi 1,5 milyar lira artarak vatandaşın bankalara olan toplam borcu 245 milyar liraya dayandı. Kartla harcamalarda yaşanan artış aynı zamanda borcunu ödeyemeyen vatandaşımızın sayısını da artırdı. Kara listeye girenlerin sayısı 2012 yılının Ekim ayına kadar 600 bin ve toplamda 2,3 milyon vatandaşımızın da icra takibiyle karşı karşıyadır. Aileleri ile birlikte düşündüğümüzde etkilenen sayı 10 milyona dayanmaktadır. Bankaların bu duruma son verip elini taşın altına koymalarını bekliyoruz. Vatandaşı bu faiz ve masraf batağından çıkarmalılar.''■ Akşam, 30.10.2012

İŞSİZLİK, .. SİGORTASI: İŞSİZLERE 12 YILDA 5.2 MİLYAR LİRA

Son 12 yılda işsizlik sigortası kapsamındaki kişi sayısı 5 milyondan 12 milyona çıktı. 2,7 milyon kişiye 5.2 milyar liralık ödeme yapıldı

İŞKUR'UN işsizlik sigortası uygulama verilerine göre, işsizlik sigortası kapsamındaki kişi sayısı ve ödeme miktarı hızla artıyor. Buna göre, prim kesintisinin yapılmaya başlandığı 2000 yılının Haziran ayında 5 milyon 254 bin 125 olan sigortalı sayısı, 2012 Temmuz ayı rakamlarına göre 12 milyon 107 bin 944'e ulaştı. 2002'de 93 bin 436 olan işsizlik sigortasına başvuru sayısı 2012 Eylül sonu itibarıyla 433 bin 712, toplamda ise 3 milyon 448 bin 251 olarak gerçekleşti. 2002'de 82 bin 879 olan işsizlik ödeneğini hak eden sayısı ise 2012 Eylül sonu itibarıyla 267 bin 166 oldu. Bugüne kadar işsizlik ödeneğini hak eden 2 milyon 690 bin 429 kişiye 5 milyar 249 milyon 592 bin 546 lira ödeme yapıldı.

EN ÇOK ÖDEME İSTANBUL'A
İşsizlik sigortasını hak eden sayısı bakımından İstanbul ilk sırada. İstanbul'da Eylül ayı itibarıyla hak eden 830 bin kişiye 1 milyar 787 milyon 760 bin 788 lira ödeme yapıldı. İzmir'de 210 bin kişiye 412 milyon, Bursa'da 182 bin kişiye 362 milyon, Ankara'da 181 bin kişiye 353 milyon ödeme yapıldı. ■ Akşam, 30.10.2012

ALTIN: 'YASTIK ALTI PLANI' TIKIR TIKIR İŞLİYOR, BANKALAR BAYRAMDA

2010 yılında 2.4 milyar TL olan kıymetli maden hesabı, 2011'de 14.3 milyar TL'ye çıktı. Geleneksel yatırımın banka kasalarına asıl taşındığı yıl ise 2012 oldu

HALKIN geleneksel yatırımları arasında yer alan altınların yastık altından banka kasalarına taşınması için atılan adımlar, bankalara bayram ettirdi. 2010 yılında sadece 2.4 milyar TL olan kıymetli maden hesabı, bu yılın ilk yarısında 16.5 milyar TL'yi buldu. Artışta iki karar etkisini gösterdi. Bunlardan ilki, bankaların kıymetli maden depo hesabı açılabilmesine izin verilmesi oldu. İkincisi de, Merkez Bankası'nın piyasada likiditenin artırılmasına yönelik olarak 2011 yılı Ekim ayından itibaren zorunlu karşılıkların altın olarak da tutulabileceğine karar vermesiydi.

Daha 5 Bin Ton Var!
KIYMETLİ maden depo hesapları, 2010 yılında 2,4 milyar TL, 2011 yılında 14,3 milyar TL, 2012 yılı Haziran ayı itibarıyla da 16,5 milyar TL olarak gerçekleşti. Tahminler, Türkiye'de 5 bin ton civarında bir yatırımın yastık altında tutulduğu yönünde. ■ Hakkı KURBAN, Akşam, 30.10.2012

 

31.10.2011  

ALTINDA YIL SONU FİYATI NE OLUR?

Fiyatı artan tek metal olan altında, yatırımcıların yıl sonu ve gelecek yıllara ilişkin fiyat öngörüleri, Ekonomi Bakanlığı'nın raporuna yansıdı.

AA muhabirinin Ekonomi Bakanlığı'nın raporundan aldığı bilgilere göre, Temmuz 2011-2012 döneminde altın dışında tüm metallerin fiyatlarında yüzde 20-30 oranında düşüşler yaşandı.

Fiyatı en çok düşen metaller kalay ve nikel olurken, fiyatı artan tek metal altın oldu.

Altın yatırımcıları, altının ons fiyatının yıl sonuna kadar 1.800 dolar seviyesine yükseleceğini, 2013'te 2 bin dolar sınırını aşacağını, 2014 sonunda ise 2 bin 400 dolara ulaşacağını öngörüyor. ■ Akşam, 31.10.2012

 

BORÇLANMA: DIŞ BORÇLAR HEPİMİZİN BORCUDUR

İç ve dış borç stoku açıklanırken, yalnızca kamu iç borç stoku açıklanıyor... Çünkü devletin aldığı iç borçlar hepimizi ilgilendiriyor. İç borçlarla yapılan bütçe harcamaları hepimiz için yapılıyor. Yine bu borçlar hepimizin vergileri ile geri ödeniyor.
Dış borçlara gelince, ister devlet alsın, ister özel sektör alsın dış borçlar Türkiye’nin dış borcudur. Nedenleri ise:
1) Dış borç alındığında, Türkiye’ye döviz veya mal ve hizmet olarak kaynak girişi oluyor. Kaynak girişi, iç tasarruf açığını kapatıyor. Milli gelirin artmasına imkan veriyor. Büyüme hızı artıyor. Bundan da herkes yararlanıyor.
2) Dış borç anapara ve faizleri geri ödendiğinde ise tersine kaynak çıkışı oluyor. Ekonomide büyüme olumsuz etkileniyor. O kadar ki, geri ödenen dış borç anapara ve faizleri ile yine yurt dışına faiz ve kar çıkışı ile birlikte değerlendirilirse, bunlardan oluşan toplam kaynak çıkışı, büyüme oranından daha fazla ise, ülkede fakirleşme başlar.
3) Dış borcu ve faizini geri ödemek için TL’yi ayrıca dövize çevirmek gerekir. Bu durum dövize olan talebi artırır. Döviz fiyatları artar. Sıcak para girişinin bir yerde durması kaçınılmazdır. O zaman kur artışı, ithalat yoluyla enflasyonu artırır. Döviz sıkıntısı ortaya çıkabilir. Döviz her zaman bizim yumuşak karnımız olmuştur. Bol sıcak para girişi, bu sorunu unutturmasın. Çünkü Türkiye’ye ciddi fiziki yatırım için döviz gelmiyor. Hatta karlı işletmeleri satın almak için gelen yabancı yatırım sermayesinde de azalma var.
2012 ikinci çeyrekte Türkiye’nin brüt dış borç stoku 323.5 milyar dolardır. Dış borç stoku geçen sene aynı döneme göre 16.8 milyar dolar artmıştır.
Öte yandan 2002 yılında toplam dış borç stoku 129.6 milyar dolar idi. Yani AKP iktidarında 193.6 milyar dolar arttı. Başka bir ifade ile son 10 yılda Türkiye 2002 yılına kadar geçen 80 yıldan daha fazla dış borç aldı.
Toplam dış borçların, 212.5 milyar doları özel sektöre aittir.
Dış borç stokunun ağır olup olmadığı, ekonominin ödeme kapasitesine bağlıdır.
1) Dış borçlar için her sene faiz ödüyoruz. Son yıllarda faizde düşme var. Ancak yine de geçen sene 1.1 milyar dolar faiz ödemişiz. Faiz yükü dış borç yükünü artırıyor.
2) Dış borçların uzun veya kısa vadeli olması da, dış borç yükünü etkiler. Türkiye’nin toplam dış borçları içinde 99 milyar doları bir yıldan kısa, 224.5 milyar doları da uzun vadelidir. Uzun vadeli dış borçlar, bir ödeme planı yapmaya daha elverişlidir. Kısa vadeli dış borçlar, konjonktürün daralma dönemlerinde sorun olabiliyor.
3) Dış borçlarda bir gösterge de dış borçların milli gelire oranıdır. Bu oran düşük olursa, yük daha az demektir. Türkiye’de bu oran yüzde 40’tır. Ancak yüksek büyüme ve yüksek yabancı sermaye girişi olursa, yük azalır. Çünkü ekonominin ödeme kapasitesi artar. Aksi halde ödeme kapasitesi düşük olur. Dış borç ödeme sorun yaratabilir.
4) Toplam dış borç stokunun ihracata oranı yüksekse, bu durumda ödeme kapasitesi düşük demektir. Türkiye’de bu oran 225.2’dir ve yüksektir. Bu demektir ki ödeme kapasitesi düşüktür.
5) Özellikle kısa vadeli dış borçların ödenmesi açısından, TCMB rezervleri de önemli bir göstergedir. Türkiye’de TCMB rezervleri dış borçların dörtte biri kadardır. Hatta rezervler kısa vadeli borçlardan daha azdır. Bu durumda, dış borç yükünün ağır ve dış borç ödeme riskinin olması demektir.
Özet olarak; Türkiye’de tasarruf yatırım açığı devam ettikçe, cari işlemler açığı devam ettikçe, varlık satışları azaldıkça, Türkiye’nin dış borçları artacaktır. Bugün riskli olan dış borç stoku daha da ağır bir yük olacaktır.  ■ Esfender Korkmaz,Yeniçağ, 31.10.2012

ÖZELLEŞTİRME: OTOYOL VE KÖPRÜLERE TALİPLER

Koç Holding, Gözde Girişim ve Malezyalı UEM Group, otoyol ve köprülerin özelleştirme ihalesine teklif verecek.

Koç Holding, Gözde Girişim Sermayesi ve Malezyalı UEM Group Berhad, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) tarafından gerçekleştirilecek otoyollar ve köprülerin özelleştirilmesi ihalesine teklif vermek için ortaklık sözleşmesi imzaladı.

Gözde Girişim ve Koç Holding'den KAP'a gönderilen açıklamalara göre, ortak girişim grubunda Koç Holding yüzde 40, UEM Group Berhad yüzde 40 ve Gözde Girişim Sermayesi yüzde 20 paya sahip olacak. ■ Dünya, 31.10.2012

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura