Diğerleri > Sis Çanı
25-03-2015
NELER OLDU 25-31 ARALIK 2014 (Petrol, faiz, bölücülük, altın, yabancı sermaye, AKP, BOP, FED, yabancıya toprak, borçlanma, bankacılık, kaynak kullanımı)

Cihan Dura

25.3.2015


25.12.2014

OPEC, PETROL KRİZİNİN GÖLGESİNDE TOPLANDI

Petrol fiyatlarında son 6 ayda görülen yüzde 50’ye yakın sert düşüşün etkileri sürüyor.

Kasım ayı sonunda gerçekleşen Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) toplantısında üretimi kısmama kararı alınmıştı. O tarihlerde 70 dolar seviyesinde olan Brent tipi petrolün varil fiyatı, şu günlerde 60 dolar civarında seyrediyor. Al Jazeera ve Reuters’da yer alan bir habere göre OPEC, bakanlar seviyesinde Birleşik Arab Emirlikleri’nin (BAE) Abu Dabi kentinde 3 gün sürecek bir toplantı gerçekleştiriyor. Toplantıda, petrol fiyatlarındaki yüksek düşüş, bunun petrol üreticilerine etkileri ve sorunun nasıl üstesinden gelineceği konuları ele alınacak. Toplantının açılış konuşmasını yapan BAE Enerji Bakanı Süheyl Bin Muhammed Mazrui, “Petrol fiyatlarındaki büyük düşüş, büyük bir ekonomik yük oluşturacak. Buradaki önemli sebeplerden biri ise OPEC dışındaki bazı petrol üreticilerinin sorumsuz bir şekilde üretimidir” dedi. OPEC’in petrol arzında kısıtlamaya gitmeme kararının doğru olduğunu savunan Mazrui, dünyanın tüm petrol üreticilerine 2015 yılında üretimlerini artırmamaları çağrısında bulundu. ■ Aydınlık, (25.12.2014)

 

FAİZ: MERKEZ BANKASI POLİTİKA FAİZİNİ DEĞİŞTİRMEDİ

TÜRKİYE Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Para Politikası Kurulu (PPK) Aralık ayı toplantısı sonrasında politika faizini değiştirmediğini açıkladı. Bir hafta vadeli repo ihale faizi yüzde 8.25’te sabit bırakıldı. TCMB ayrıca faiz koridorunda da bir değişiklik yapmadı. Faiz koridorunun üst sınırı olan gecelik marjinal fonlama oranı yüzde 11.25’te ve alt sınır olan gecelik borçlanma faizi ise yüzde 7.50’de korundu. ■ Aydınlık, (25.12.2014)

 

BÖLÜCÜLÜK: RUS UZMANDAN PKK’YA YANIT: KORİDOR HAYALİ BİR PROJE

Cemil Bayık’ın ‘Avrupa’yı Rusya’dan kurtarırız’ açıklamasını siyasi uzman Geoplitica Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Leonid Savin’e sorduk. Savin ‘Hayali bir Kürt Devleti’ üzerinden Avrupa’ya gaz sağlama politikası Türkiye’nin parçalanması anlamına gelir’ dedi.

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık’ın Alman Die Zeit gazetesine AB’yi batıdan kurtarabiliriz başlığıyla verdiği ropörtajı ve Türkiye Rusya ilişkilerini Rusya’dan uzmanlara danıştık. Geopolitica Dergisi genel yayın yönetmeni Leonid Savin’in konuyla ilgili Aydınlık’a verdiği demeçte, Cemil Bayık’ın bahsettiği “kontrolünü almak istediği” bölgenin , Suriye’nin kuzeyi, yani egemen bir devlete ait olduğunu, diğer bir deyişle mesele ayrılıkcılık meselesi olduğunu ifade etti. Savin,  Avrupa ve Amerika’nın bu durumda söz konusu “Bağımsız Kürdistan”ı himayeleri altına almaları ve buranın güvenliği için  Kosova’da olduğu gibi Kürtlere bir garanti vermeleri gerektiğini belirtti.

Bu senaryoyu Benjamin Netenyahu’nun daha önce belirttiği gibi İsrail’in de  Ortadoğu’da “Bağımsız Kürt Devleti’ni” destekleyeceklerini açıkca beyan ettiğini belirten Leonid Savin, bu durumun Şam ve Rusya da dahil olmak üzere Suriye’nin müttefiklerinin kabul edemeyeceği bir şey olduğunu ifade etti.

BÖLGE BARUT FIÇISI

Savin ayrıca, “Rusya zaten anlamsız yaptırımlarla sıkıştırılmaya çalışıldığı bir dönemde, Rusya’nın Suriye’ye yeni savaş teknolojisi ve silah desteği vermesi ciddi  anlamda gündemde. Fakat bu işin askeri ve politik yönü ve enerji problemini çözmek için kimseye bir garanti vermiyor. Gazın Avrupa’ya Türkiye toprakları üzerinden verilmesi gerek ve bu konu son zamanlarda resmi ağızlarca Avrupa ve Amerika’ya karsı sıkça gündeme getiriliyor. Turkiye’den ayrılarak bağımsız bir Kürdistan kurma süreci Irak, Iran ve Suriye’nin de bölünmesine neden olur. Dolayısıyla “Hayali bir Kürt Devleti” üzerinden Avrupa’ya gaz sağlama politikası Turkiye’nin parçalanması anlamına gelir.

Bunun dışında Rusya’nın Kürtler üzerindeki doğrudan etkisi de söz konusu. Avrupa alternatif gaz kaynaklarının Gazprom’un ihtiyaçları (ilgi alanı) ile ilgili olup olmadığından hiçbir zaman emin olamaz. Rusya, aracılar kullanarak da gaz anlaşması yapabilir” ifadelerini kullandı. Leonid Savin, toplam olarak bakıldığında bu önerinin gerçekliğe uygun olmayan bir spekülasyondan ibaret olduğunu ve bölgenin şu an bir barut fıçısı haline geldiğini, Avrupa’nın ise bu soruna dahil olmak gibi bir niyetinin görünmediğini vurguladı. Son olarak, bir tek ABD’nin bu konuda kimi girişimlerde bulunabileceğini ifade eden Savin, ABD’nin projelerinin özellikle de Ortadoğu’da nasıl sonuçlandığı hepimizin malumu olduğunu belirtti.

SİYASİ İŞBİRLİĞİ ŞART

Moskova Devlet Diplomasisi Enstitüsü öğretim üyesi Vladimir Avatkov ise Türkiye- Rusya ilişkileri konusunda gazetemize yaptığı açıklamada “Bugünkü durum Rus-Türk ilişkileri için kritik. Geliştirdiğimiz ekonomik  bağlantılar yüksek seviyede bulunurken sınavdan geçmekte ve daha da geliştirilmek üzere. Ama böyle ekonomik ittifaktan siyasi işbirliğine geçmemiz lazım. Bunun için de siyasi ve milli irade lazım. Gaz da bu çerçevede ikili çıkarlara uygun bir durum geliştirebilir, ondan dolayı da yeni bir gerçek ile uyanırız ya da sadece uyanacacağız. Uyanmaya çalışacayız. Karar bizlerde” ifadelerini kullandı.

PKK’YA AB DESTEĞİ LAZIM

Avatkov sözlerine “Rus bağımlılığı konuşulurken ABD bağımlılığını da aklımızda tutalım. Hangisi daha büyük? Rusya gaz satıp sadece iş yapar, bir kimsenin bağımlılığını istemez. PKK için de tabii Avrupa’nın desteği lazım. Son Türkiye’deki soruşturmalar çerçevesinde, Rus-Türk ilişkilerinin geliştirilmesi çerçevesinde Batı için Türkiye yeni bir oyun alanı olabilir” ifadelerini kullandı.

KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık, Almanya’nın önde gelen haftalık gazetesi “Die Zeit”‘a konuşmuş ve ABD’nin Ortadoğu’da PKK’ya muhtaç olduğunu söylemişti. Bayık  Avrupalı çevreleri PKK’nın geçmişini tartışmaya Kandil’e davet etmişti. Bayık AB’ye, Rus gazına bağımlılıktan kurtulmak için PKK desteği sunarken, Türkiye ile IŞİD’i eşit gördüğünü belirtmişti. Röportajda Avrupa Birliği’ne ittifak teklif eden Bayık, “Biz olmadan Avrupa Rus gazına bağımlılıktan kurtulamaz demişti. Mehmet Yaşar Yıldız, Aydınlık, (25.12.2014)

 

26.12.2014 

EKONOMİYE "ALTIN" DESTEK

İstanbul Altın Rafinerisi (İAR) Başkanı Halaç: "Altın bankacılığı teşvik edilirse ekonomiye 20 milyar dolar kaynak girer."

İstanbul Altın Rafinerisi (İAR) Başkanı Özcan Halaç, İAR olarak 2011 yılında başlattıkları altın toplama projesi kapsamında bugünkü değerle yaklaşık 1,5 milyar dolarlık kayıt dışı bir tasarrufun sisteme girdiğini belirterek, "Yastık altında olduğunu tahmin ettiğimiz tutarın, yani 5 bin tonun yüzde 1'i bile değil... Altın bankacılığının teşvik edilmesiyle bu 5 bin tonluk yastık altı altının yüzde 10'u ekonomiye kazandırılabilirse, ekonomiye 20 milyar dolar kaynak girişi sağlanmış olur" dedi.

AA muhabirine sektöre ilişkin açıklamalarda bulunan Halaç, emtia türü olarak bilinmesine karşın altının aynı zamanda önemli bir finansal enstrüman olduğunu, altın bankacılığının ise kısaca altının bankacılık sistemi içinde değerlendirilmesi olarak tanımlanabileceğini anlattı.

Altın bankacılığının halktan hurda altın toplanması, altın hesabı, altın hesaplarına faiz ve kar payı verilmesi, altın kredisi, şubelerden gram altın satışı, altın havalesi gibi ürünleri ve hizmetlerinin bulunduğunu söyledi.

İAR'nin Türkiye'nin ilk resmi altın rafinerisi olmakla beraber, yaptığı ilkler ve gerçekleştirdiği projelerle, sektörün öncü şirketi konumunda olduğunu dile getiren Halaç, İAR'nin kurulduğu günden bu yana, güvenilir, özverili ve yenilikçi yapısını sürdürdüğünü, 2009 yılından bu yana, bankalara, altın bankacılığı alanında, çözüm ortağı olarak hizmet verdiğini anlattı.

Halaç, İAR'ın öncülüğünde, şube ve ATM'lerden gram altın satışının, hurda altın toplama gibi projelerin hayata geçişinin, altın bankacılığına olan ilginin artmasını sağladığını ifade ederek, İAR'nin altın bankacılığındaki önemli ürün ve hizmetlerin proje sahibi olarak, halktan altın toplama projesinde 11 banka ile şubelerden gram altın satış projesinde ise 5 banka ile iş ortaklığı yaptığını vurguladı.

2011 yılında başlayan halktan altın toplama projesi öncesinde, Türkiye'de altın bankacılığı hacminin oldukça düşük olduğunu hatırlatan Halaç, "2010 yılında altın bankacılığı hacmi sadece 34 ton ve 2,4 milyar TL idi. Halktan altın toplama projesinin hayata geçmesinden sonra oluşan farkındalığın büyük etkisi ve bankalarca kaydi olarak satılan altın hacminin genişlemesiyle, bugün altın bankacılığı alanında 205 tonluk ve 17 milyar TL'lik büyüklüğe ulaşmış bir hacim mevcut" diye konuştu.

"Hesap sayısı 2,2 milyonu aştı"

Özcan Halaç, şubeden gram altın satışı, vadeli altın hesapları, altın toplama gibi ürünlerle genişleyen ürün yelpazesinin, altın bankacılığına olan ilgiyi oldukça arttırdığını yineleyerek, bu durumun, altın bankacılığı müşteri sayısının da önemli ölçüde artmasını sağladığını dile getirdi.

2010 yılı sonunda mevduat bankalarındaki altın hesap sayısının 400 bin iken, 2013 sonu itibarıyla bu rakamın 2,2 milyonu aştığına işaret eden Halaç, gelinen noktanın beklentilerin ve potansiyelin çok altında olduğunu söyledi.

Tasarruf oranları açısından ülke olarak yıllardır istenilen noktaya gelinemediğini belirten Halaç, şöyle devam etti:

"Aslında ülkemizde hane halklarının tasarrufu mevcut ancak, bu tasarrufların önemli bir kısmı maalesef kayıt dışı. Kayıt dışı bu tasarrufun en başında ise altın gelmekte. Altın bankacılığının önemi de tam olarak burada. Yeterli destek sağlanması durumunda altın bankacılığı aracılığıyla bu kayıt dışı tasarruflar kısa sürede finansal sistem içerisine girecektir. Yastık altı olarak tabir ettiğimiz bu kayıt dışı altınların miktarının, 5 bin ton olduğunu tahmin ediyoruz. Bu yastık altı altın tasarrufunun ekonomik büyüklüğü, yaklaşık, 200 milyar dolar.

Altın yatırımcılarının, yatırım yapılabilecek, en avantajlı altına ulaşabilecekleri erişim noktalarının başında bankaların olması ve altın hesapların, banka ayrımı olmaksızın 100 bin TL'ye kadar devlet güvencesinde olması, yatırımcıları bankalara yöneltmektedir. Daha önce müşteriler altınlarını genellikle devlet güvencesi ve sigorta kapsamında olmayan kiralık kasalarda saklıyorlardı. Altına yatırım yapmak isteyen kişiler, altınlarını bankada mevduat olarak değerlendirdikleri zaman, hem altınları faiz veya kar payı ile çoğalıyor hem de hırsızlık gibi risklerden kurtuluyorlar."

Halaç, teşviklerin yanı sıra halkın altın bankacılığı konusunda bilgilendirilmesinin önemine işaret ederek, halkın altın ve altına dayalı yatırım ürünleri konusundaki bilgisinin yetersiz olduğunu söyledi.

İAR olarak 2011 yılında başlattıkları altın toplama projesi kapsamında bugüne kadar yaklaşık 40 ton altının, yastık altından çıkarak finansal sisteme girdiğini belirten Halaç, bugünkü değerle yaklaşık 1,5 milyar dolarlık kayıt dışı bir tasarrufun sisteme girdiğini kaydetti.

Ancak bu tutarın, potansiyelin çok gerisinde olduğuna dikkati çeken Halaç, "Yastık altında olduğunu tahmin ettiğimiz tutarın, 5 bin tonun, yüzde 1'i bile değil... Altın bankacılığının teşvik edilmesiyle bu 5 bin tonluk yastık altı altının yüzde 10'u ekonomiye kazandırılabilirse, ekonomiye 20 milyar dolarlık bir kaynak girişi sağlanmış olur. Bu orandaki bir kayıt dışı altının ekonomiye kazandırılması hayal değil, doğru adımlar atılırsa bunun birkaç senede gerçekleştiğini görebiliriz" ifadelerini kullandı.

Halaç, TCMB'nin 2011 yılında TL zorunlu karşılıklar yerine altını kabul etmeye başlamasının, dünyada bir ilk olduğunu ve bunu çok başarılı bulduğunu belirterek, TCMB tarafından bankalara, TL için tutulması gereken zorunlu karşılıklar yerine belli bir oranda altın tutabilme olanağı tanındığını aktardı.

Bu oranın arttırılmasının, bankaların altın bankacılığına olan ilgilerini artıracağını dile getiren Halaç, bundan sonra TCMB'nin zorunlu karşılık olarak kabul ettiği altınların, en azından bir kısmının, halktan toplanmış fiziki altınlardan olması gerektiğini söyledi.

Halaç, böylece, bankaların bu kaynağın sisteme dahil edilmesi için daha fazla uğraş vereceğini, bunun da büyüme için gerekli olan iç kaynak ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlayacağını kaydetti.

"Yastık altı altın, ekonomimiz için çok büyük bir güç ve gizli bir silahtır"

Özcan Halaç, altın hesaplara verilen faiz oranlarının ve kar payı oranlarının artmasının, halkın altın bankacılığına olan ilgisini de artıracağını belirterek, kayıt dışı altının finansal sisteme girmesiyle bankaların da ucuz bir kaynağa, likiditeye kavuşacağını dile getirdi.

Ayrıca, altının bankalar arası transferinin yapılabilmesinin altını daha likit hale getireceği öngörüsünde bulunan Halaç, bu gibi yeniliklerin sektörün genişlemesine katkı sağlayacağını dile getirdi.

Altının, dünyanın herhangi bir ülkesine rahatlıkla ihraç edilebilecek bir ürün olduğunu belirten Halaç, altın bankacılığının gelişmesinin, altın sektörünün de gelişmesine katkı sağlayacağını, altın ihracatının bundan olumlu etkileneceğini anlattı.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın kadınlara yönelik mikro kredi projelerinde altının teminat olarak kabul edilmesinin mikro kredilerden faydalanan kişi sayısını arttıracağını belirten Halaç, sözlerini şöyle tamamladı:

"Altın teminatına ilaveten, Kredi Garanti Fonu'nun da desteğiyle bu krediden yararlanabilecek kadın sayısında artış olacaktır. Kadınlar, ellerinde atıl olarak tuttukları altınları bankalara teminat olarak göstererek, Kredi Garanti Fonu'nun da desteği ile kredi alabilecek, bu sayede hem ekonominin içinde yer alabilecek hem de ekonomik özgürlüklerine sahip olabileceklerdir. Bu teşvikler kapsamında altının sermaye ve para piyasalarında, hazine işlemlerinde, bankalar ve finansal kuruluşlar arasında gerek hisse senedi gerekse repo, tahvil, senet ve para piyasalarında bir teminat olarak kabul edilmesi, altının kullanım alanını çoğaltacaktır." . ■ Dünya, (26.12.2014)

 

YABANCI SERMAYE: YABANCI YATIRIMIN GSYH'YE ETKİSİ 84 MİLYAR DOLARA ULAŞTI

Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED), uluslararası yatırımların katma değerini inceledi

Son 10 yılda Türkiye’ye yapılan yeni Uluslararası Doğrudan Yatırımlar (UDY) tarafından sağlanan ekonomik katkı, 2013 sonu itibariyle GSYH üzerinde yıllık 84 milyar dolar artış etkisine ulaştı. 2004-2013 arasındaki istihdam artışının yüzde 36’sının yeni UDY’ler tarafından karşılandığı, böylece 1.9 milyon kişiye iş imkânı yaratıldığı belirlendi.

Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED), ‘Türkiye’nin Sürdürülebilir Kalkınmasında Uluslararası Doğrudan Yatırımların Katma Değeri’ başlıklı projesini kamuoyuyla paylaştı. Uluslararası danışmanlık şirketi Mc- Kinsey’nin katkılarıyla hazırlanan çalışmada, Türkiye’ye doğrudan yatırım yapan uluslararası şirketlerin uzun vadeli yatırımlarının, ülke ekonomik ve sosyal kalkınmasında oynadığı rol ortaya konuldu. Rapora göre, 2004-2013 arasında Türkiye’ye yapılan yeni UDY’ler tarafından sağlanan ekonomik katkı, 2013 sonu itibariyle GSYH üzerinde yıllık 84 milyar dolar artış etkisine ulaştı. Bu ekonomik katkı, Türkiye’nin 2013 GSYH’sinin yüzde 10.2’sini ve incelenen dönemdeki GSYH artışının yüzde 19.4’ünü oluşturdu. UDY’nin Türkiye’deki istihdama katkısının da incelendiği raporda, 2004-2013 dönemindeki istihdam artışının yüzde 36’sının yeni UDY’ler tarafından karşılandığı ve böylece 1.9 milyon kişiye iş imkânı yaratıldığı belirlendi.

YASED Başkanı Serpil Timuray, çalışmaya ilişkin yaptığı açıklamada, “Türkiye’ye doğrudan yatırım yapan uluslararası şirketler, ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasında ve küresel rekabet gücünün artırılmasında stratejik katkı sağlamaktadır. Raporumuz, uluslararası doğrudan yatırımların, Türkiye’de Ar-Ge yoğunluğu, ihracat artışı, istihdam artışı, KOBİ’lerin gelişimi ve küresel arenada rekabet edebilecek standartlarda bir eko-sistemin yaratılmasında sağladıkları katma değeri ve kaldıraç etkisini çarpıcı rakamlarla ortaya koymaktadır” dedi.

1.9 milyon kişiye istihdam yaratıldı

Timuray, Türkiye’ye gelen uluslararası yatırım stokunun 2013’te 146 milyar dolara ulaştığını belirtti. Bu rakamın 2002’de sadece 18 milyar dolar olduğunu hatırlatan Timuray, son 13 yılda uluslararası yatırım stokunun 10 kat arttığına işaret etti. Timuray, “Türkiye, yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik sürdürülen çalışmalarla, bugüne kadar ülkemize gelen yatırım miktarından çok daha fazla yatırım çekme potansiyeline sahip bir ülke konumuna gelmiştir. Yaptığımız çalışmaya göre, 2004-2013 arasında yeni yapılan uluslararası doğrudan yatırımlar, 2013 sonu itibariyle Türkiye GSYH’sine yıllık 84 milyar dolar katkı sağlamaktadır. Bu ekonomik katkı İstanbul’un GSYH’sinin yarısına, İstanbul hariç Marmara Bölgesi’nin GSYH’sinin yüzde 70’ine, Ege Bölgesi’nin GSYH’sinin de yüzde 90’ına denk gelen bir büyüklüktedir” diye konuştu. Timuray ayrıca, 2004-2013 arasında gelen yeni UDY’nin, 1.9 milyon kişiye istihdam yaratarak, Türkiye’nin 2013 yılı istihdamının yüzde 7.9’unu ve bu dönemdeki istihdam artışının yüzde 36’sını oluşturduğunu vurguladı. YASED Başkan Yardımcısı Galya F. Molinas da “2009- 2018 arasında öngörülen yeni UDY’nin ekonomik katkısının, 2018 yılı GSYH’sinin yüzde 12.2’sini oluşturması beklenmektedir” dedi. ■ Dünya, (26.12.2014)

 

27.12.2014

AKP, BOP: HİKÂYEYİ BAŞTAN ANLATMAK GEREKİRSE…

… Erbakan hükümeti düştü ve derin devletin dizayn ettiği yeni bir hükümet olarak ANASOL-M kuruldu. Apo teslim edildi, Ecevit tasfiye edilmeye çalışıldı.. Yaşananları biliyorsunuz.

Refah Partisi tasfiye edilince, Erdoğan, Arınç ve Gül, Politik Araştırmalar Merkezi (PAM) adını verdikleri bir merkezde buluşarak yeni bir arayışa girdiler..

Cemaat için “dikensiz gül bahçesi” hayalleri gerçek olmadı.

Burada biraz geriye gitmek gerek..

Biz, MÜSİAD’dan Ali Bayramoğlu, Faizsiz Finans Kuruluşları Vakfı başkanı Prof. Dr. Haşmet Başer, Sigortacı Dr. Alaeddin Büyükkaya, Dr. Murat Yalçıntaş ve ben KOMBASSAN’ın desteğinde, ortaklığında SPAG Stratejik ve politik Araştırma ve Geliştirme şirketi kurmuştuk ve daha Refahyol Hükümeti dağılmadan Türkiye’nin, Türk Tanıtma Fonu üzerinden açılan ABD, AB ve BM’deki lobisi için ihaleye girmek üzere çalışmalar yapmıştık. Şirket hükümete de kurumsal danışmanlık hizmeti verecekti. ABD, İngiltere ve Brüksel’de temaslarda bulunduk. S&P ile görüşmeler yaptık. Daha kuruluşumuzun ilk ayında, ABD, AB ve dünyanın dört bir yanından gelen stratejik araştırma merkezlerinin ziyaret akınına uğradık.

Söz konusu ihale dosyası Abdullah Gül’ün masasında bekliyordu. En kapsamlı teklif dosyası bizimdi. Gül bir türlü ihaleyi açmadı. Son gün giderken Çiller bir reklam ajansına bu işi verdi dediler. Gül niye imzalamadı bu dosyayı. Bu hep kafama takıldı. PAM aslında o günlerde fikir olarak ortaya çıkmıştı. Gül ve arkadaşları bizim projemizi PAM’ı hayata geçirip birlikte yürütmek için bir çalışma yapmışlar, ama bir türlü kendi hazırlıklarını tamamlayamadıkları için bu ihale açılmamış.

Bu PAM 28 Şubat’tan sonra, yeniden canlandırıldı ve AK Parti’nin kuruluş süreci bu çatının altında şekillendi.

Bu konu burada bitmeyecek.. 28 Şubat’la ilgili Sincan’daki Kudüs Gecesi neyin nesi idi, Erdoğan şiir okudu diye mi hapse atıldı. Yarın ve öbür gün de bu konu devam edecek. Anlattıklarım tarihe şahitliğimdir. ■ Abdurrahman Dilipak, Akit, (27.12.2014)

 

YABANCI SERMAYE: İKİ YABANCI ŞİRKETTEN BİRİ İSTANBUL'DA

Türkiye'de faaliyet gösteren 41 bin 131 uluslararası sermayeli şirketin yarısından fazlası (24 bin 489) İstanbul'da bulunuyor. İstanbul'u, 4 bin 365 şirketle Antalya, 2 bin 462 şirketle Ankara, 2 bin 89 şirketle İzmir izliyor.

AA muhabirinin ekonomi bakanlığı verilerinden derlediği bilgilere göre, 2014 yılı Ekim ayı itibarıyla uluslararası sermayeli şirket sayısı geçen yılın aynı dönemiyle karşılaştırıldığında yüzde 13,8 artarak 41 bin 131'e ulaştı. Bu dönemde AB ülkeleri ortaklı girişimlerin sayısı 19 bin 228'e ulaştı. AB ülkelerinin ortak olduğu şirketler arasında Almanya 5 bin 991 şirketle başı çekerken, bu ülkeyi 2 bin 760 şirketle İngiltere, 2 bin 428 şirketle Hollanda ve bin 198 şirketle İtalya takip etti.

Söz konusu şirketlerin illere göre dağılımına bakıldığında, İstanbul 24 bin 489 yabancı ortaklı şirketle ilk sırada yer alırken, bu ili 4 bin 365 şirketle Antalya, 2 bin 462 şirketle Ankara, 2 bin 89 şirketle İzmir, bin 531 şirketle Muğla, 975 şirketle Mersin, 626 şirketle Bursa, 581 şirketle Aydın, 555 şirketle Gaziantep, 444 şirketle Kocaeli izledi. Diğer illerdeki uluslararası sermayeli şirket sayısının toplamı ise 3 bin 14 oldu.

İstanbul'da bulunan uluslararası sermayeli şirketlerin 9 bin 438'i toptan ve perakende ticaret, 3 bin 957'si gayrimenkul kiralama ve iş faaliyetleri, 3 bin 388'i imalat sanayisi sektörlerinde faaliyet gösteriyor. ■ Milliyet, (27.12.2014)

YABANCIYA TOPRAK: ‘KÖRFEZ’Lİ YATIRIMCILAR MÜLKE KOŞTU

Mütekabiliyet yasasından sonra Türkiye’den mülk edinen Ortadoğuluların sayısında önemli oranda artış meydana geldi.

2013 yılında 735 bin metrekare mülk edinen Körfez sermayesi, bu yılın ilk on ayında 2 milyon metrekare yer satın aldı. Yasadan önce Körfez ve Ortadoğu ülkelerinin Türkiye’de mülk edinmesi daha zor şartlara bağlıydı. Direkt mülk edinemedikleri için bu ülkelerin vatandaşları Türkiye’de şirket kurarak mülk alıyorlardı.
Eva Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı, Körfez yatırımcıların en çok İstanbul’da mülk aldığını, İstanbul’u, Yalova, Sakarya, Bursa, Kocaeli ve Trabzon’un izlediğini söyledi. Yazıcı, şunları söyledi:
“Yabancıların alan bazında Türkiye’ye yaptıkları yatırımları incelediğimizde 2014 senesinde 2013’ün ilk dokuz ayına göre yüzde 78 daha fazla alana yatırım yaptıklarını görüyoruz. Yatırım yapan kişi sayısı da yüzde 66 arttı. Körfez ülkeleri payının nasıl değiştiğini incelediğimizde 2014 senesinde 2013’e göre yüzde 167 daha fazla yatırım yaptıklarını görüyoruz. Yatırım yapan kişi sayısı bir önceki yıla göre yüzde 200’ün üzerinde artmış. Körfez ülkelerinin yabancı yatırımcılar içindeki payı yüzde 25’ten yüzde 38’e çıkmış durumda.” ■ Milliyet, (27.12.2014)

 

FED, KRIZ: ABD EKONOMISI FENA DEĞIL AMA KÖTÜ HABER DE VAR

Janet Yellen ABD Merkez Bankası’ndaki görevinin ilk yılını neredeyse dolduruyor ve çok başarılı bir yaklaşım içinde olduğunu söyleyebilirim.
Yellen Şubat 2014 tarihinde iş başına geldiğinde ABD FED politikası sadece işsizlik durumuna endeksli idi. İşsizlik yüzde 6.5 değerinin üstünde kaldığı sürece faizi sıfıra yakın tutmak şeklinde bir politika sürdürülüyordu.
2 ay sonra işsizlik yüzde 6.5 değerinin altına indiğinde FED söylemini değiştirdi ve ekim ayında bono alma işlemlerini durdurduktan sonra faizlerin “considerable time” yani epey uzunca bir süre sıfır düzeyinde kalacağı söylemi gündeme getirildi. Bu ayki toplantıda ise FED söylemine “patience “ yani sabırlı olma vaadi söyleme hakim oldu.

Artık işsizlik kritik gösterge değil
Yellen banka içinde bir konsensüs yaratmak için farklı bir yöntem de kullanıyor. Daha öncekilerden Greenspan tartışmanın dağılmaması için önceden bir konuşma yapar ve de kendi görüşünü de çaktırmadan empoze ederdi. Bernanke ise en son konuşur ve tartışmaları sonunda özetlerdi. Yellen ise resmi FED politika toplantılarından önce üyelere telefon ederek, özel görüşmeler yaparak, her toplantıdan evvel görev arkadaşlarının bir konsensüs durumuna gelmesini sağlamaya çalışıyor. Ama tabii FED gibi bir işyerinde egolar o kadar kuvvetli ve medyada da çıkarları temsil eden o kadar çok kişi var ki, eleştiri gelmeden de olmaz tabii.
Ülkemize gelirsek 2013 yılı mayıs ayında saçma sapan ve abartılı kokulara kurban olmuştuk, erkenden panik yapmıştık. Şimdi de benzer şekilde panik yapma eğilimindeyiz. Son dönemde ABD’den bazı alanlarda iyi haberlerin de gelmeye başlamış olması 2015 yılında FED erkenden faiz artışı yapar söylemine abone olan bir sürü kötümser Türk medya mensubu ve finans sektörü çalışanı ordusunu gene yarattı.
Aşağıda son iki haftada ilan edilen ABD ekonomi haberlerinin bir özetini verelim ve durumu değerlendirelim. Ama unutmayın artık işsizlik en kritik gösterge değil, FED’in diğer hedefi enflasyonun 2015 yılı için yüzde 2 düzeyine çıkması, bunun ne zaman gerçekleşeceği de esas tartışılması gereken konu. Haber listesine bakın ve kararınızı kendiniz verin!
Peki haberler iyi mi? İyi haber de var kötü haber de!
En iyisi ABD GSYİH 3. çeyrek reel büyüme verisi tahmini aralık ayında yüzde 3.9 düzeyinden yüzde 5 düzeyine revize edildi . Bu pozitif bir haberdir, ama yıllıklaştırılmış yüzdedir. Gene de oldukça yüksek bir veri.
University of Michigan tüketici güven endeksi aralık ayının ikinci yarısında 0.2 düştü.
“Core PCE” denen tüketici fiyat endeksi kasım ayında düşerek yüzde 1.4 düzeyine indi. (Hedef yüzde 2 idi)
Kasım ayında bireysel gelir aydan aya 0.4 oranında artış sergiledi.
Dayanıklı tüketim malları siparişlerinde kasım ayında yüzde 3 artış beklenirken yüzde 0.7 düştü.

Şu anda panik gerekmiyor
Yeni tek aile konutları satışları kasım ayında yüzde 1.6 daraldı. Mevcut konutların satışları da kasım ayında yüzde 6.1 daraldı. Yeni konut inşaatı başlangıcı da kasım ayında yüzde 1.6 daraldı ama bu mevsim ile ilişkili olabilir.
Üretici fiyatları endeksi de kasım ayında yüzde 0.2 daraldı.
İkaz ediyorum. Henüz iyi haberler ile kötü haberler bir arada gelmekte. Özellikle ABD enflasyonunun düşmesi ve konut sektöründe genel kötüleşme Yellen açısından kabul edilebilir kötüleşmeler değil. Yani aslında şu anda FED paniği gerekmiyor! ■ Deniz Gökçe, Akşam, (27.12.2014)

 

 

 

 

 

28.12.2014 

BÖLÜCÜLÜK: CİZRE'DE SON DURUM: KEPENKLER KAPALI

Şırnak Cizre İlçesi’nde dün 3 kişinin yaşamını yitirdiği, 5 kişinin de yaralandığı olaylardan bugün de gerginlik devam ederken, esnaf işyerlerini açmadı. Nur Mahallesi'nde eylem yapmak isteyen gruba polis müdahale etti. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, yaptığı açıklamada Cizre'deki olaylarla ilgili "Bu açıkça Kandil'e nanik yapmaktır. 'Ben sizi takmıyorum' demektir" diye konuştu.

PKK’nın gençlik yapılanması Yurtsever Demokratik Gençlik Hareketi (YDG-H) ile Hüda-Par yanlıları arasında dün çıkan olaylarda, oğlu Hüda-Par yöneticilerinden olan 65 yaşındaki Abdullah Deniz ile YDG-H’li gruptan 19 yaşındaki Yasin Özer ile Nur Mahallesi’ndeki evine gitmek isterken kurşunların hedefi olan 15 yaşındaki Barış Dalmış yaşamını yitirmişti. Cizre Devlet Hastanesi’nde ön otopsileri yapılan 3 kişinin cenazeleri, dün Diyarbakır Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

Fırın ve eczaneler dışında dünden beri esnafın kepenk açmadığı ilçede gergin bekleyiş sürerken, dün olayların meydana geldiği Nur Mahallesi’ne hakim tepelere zırhlı araçların konuşlandırıldı. İlçe merkezindeki stratejik noktalarda polis zırhlı araçlarla sık sık devriye görevi görüyor.

"BU KANDİL'E NANİK YAPMAKTIR"

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, yaptığı açıklamada Cizre'deki olaylarla ilgili "Bu açıkça Kandil'e nanik yapmaktır. 'Ben sizi takmıyorum' demektir" diye konuştu.

Akdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz her şey yolunda derken en son biliyorsunuz Kandil'den bir açıklama yapıldı; 'Eğer birileri eylemde yüzünü kapatırsa, molotof atarsa bunlar bizden değil, ajandır'. Bir gün sonra Cizre'de olaylar oldu. Birileri yüzünü kapattı, gidip molotof attı, insanların evini yakmaya çalıştı. Bu, açıkça Kandil'e nanik yapmaktır, 'ben sizi takmıyorum' demektir. İşte ne zaman sonuca yaklaşsak provokatörler devreye giriyor, hemen süreci bozmak istiyor.

Kamu düzeni ve güvenliğinden asla taviz vermeyiz. Cizre'yse Cizre, Silopi'yse Silopi, neresi olursa olsun devletin polisi, askeri orada olacak, vatandaşı koruyacak. Hiç kimse durumdan vazife çıkartmasın. Devlet, vatandaşının can ve mal güvenliğini koruyabilecek güç ve kudrete sahiptir" Hürriyet, (28.12.2014)

 

YABANCIYA TOPRAK: YABANCIYA SATIŞ ARTACAK

YABANCILARIN Türkiye’den gayrimenkul alımını arttıracak bir platform kuruldu.

Google ve Reidin’in içerik desteği verdiği ve İstanbul Ticaret Odası’nın desteklediği “realestatenews.com.tr’’ aracılığıyla 2015 yılında ülke ekonomisine 1 milyar dolarlık katkı sağlanması hedefleniyor. Platformun kurucularından Ahmet Kasım Değerli, Kadir Kalfa, Cem Has ve Emre Ulutürk, 20 markalı konut projesinin tanıtıldığı realestatenews.com.tr ile yabancı yatırımcıların sorularına yanıt vereceklerini, ev almak isteyenleri de Türkiye’de ağırlanacaklarını söyledi. Hürriyet, (28.12.2014)

(YABANCIYA GAYRİMENKUL SATIŞININ BİR SAKINCASI DAHA! Bir okurun yorumu: Geçen sene Kalkan'a gittim, ev sahibim ingiliz değildi ama yanımızdaki iki ev ingilizlerindi. Emekli maaşı ile ev almış, şimdi Türklere kiraya veriyor, tek kuruş da vergi vermiyor. … Yabancıya konut satarsanız, kendi halkını kendi memleketinde kiracı yaparsın. Türkiye'de çalışıp, bizimle aynı şartlarda çalışan ve kazanan insanların ev almasını kastetmiyorum. Çok daha gelir düzeyi yüksek ülkelerden insanların gelip Türklerin kısıtlı topraklarında ev almasını ve bizi kiracı yapmasını, ev ve kira fiyatlarının alınamayacak seviyelere gelmesini eleştiriyorum.)

 

29.12.2014 

BORÇLANMA, HALK: KREDİ KARTINA İYİCE ALIŞTIK

Kredi kartları ve banka kartlarıyla yapılan harcamaların hanehalkı harcamalarına oranı bu yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 40.2 oldu. Kasım ayında kredi kartları ile 37.2 milyar TL tutarında ödeme yapıldı

Hükümet kredi kartı kullanımını teşvik ediyor. Bundan dolayı her geçen gün kredi kartı kullanımı daha da yaygınlaşıyor. Hükümetin daha fazla vergi geliri elde etmesine de sebep olduğu için teşvik edilen kredi kartlarıyla yapılan harcamaların, hanehalkı harcamalarına oranı yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 40.2’ye ulaştı. Bankalararası Kart Merkezi (BKM), kartlı ödeme sistemlerinde kasım ayına ait verilerine göre kasım ayı sonunda kredi kartı sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1 artarak 57.1 milyona yükselirken, banka kartı sayısı ise yüzde 5 artışla 104.7 milyona ulaştı. Kartların, hanehalkı harcamalarına oranı artmaya devam ediyor. Ödemelerin kayıt altına alınmasını sağlayarak devletin daha fazla vergi geliri elde etmesine aracılık eden kartların, hanehalkı harcamalarına oranı yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 40,2 oldu. Bu değer yılın ilk çeyreğinde yüzde 36.1 ve ikinci çeyreğinde ise yüzde 38.8 olmuştu.

Kartla ödeme büyüdü

Kartlı ödeme verileri incelendiğinde kredi kartları ile ödeme tutarının 2013 yılının kasım ayına göre yüzde 15 büyüdüğü görülüyor. Kasım ayında kredi kartları ile 37.2 milyar TL tutarında ödeme yapıldı. Banka kartları ile yapılan ödeme tutarı ise 2.5 milyar TL oldu ve bir yıl öncesine göre büyüme oranı yüzde 27 olarak gerçekleşti. Kartlı ödeme sistemleri için önemi hızla artan ticari kredi kartları ile yapılan ödemeler ise kasım ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 36’lik hızlı bir büyüme gösterdi. Kasım ayında 7 milyar TL’lik ödemede kullanılan ticari kredi kartlarının, kredi kartları ile yapılan ödemeler içerisindeki payı yüzde 19’a ulaştı. ■ Yeni Mesaj,  (29.12.2014)

 

30.12.2014

 

BANKACILIK, YABANCI SERMAYE: AZERİLER TÜRK BANKACILIK PAZARINA GİRDİ

BDDK, Pasha Bank'a, Taib Bank'ın çoğunluk hissesini satın alarak Türk bankacılık pazarına girmesi için izin verdi

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK), merkezi Azerbaycan'da bulunan Pasha Bank'a, Taib Bank'ın çoğunluk hissesini satın alarak Türk bankacılık pazarına girmesi için izin verdiği bildirildi.

Pasha Bank ile Aksoy Holding'den yapılan ortak açıklamaya göre, Pasha Bank Yönetim Kurulu, özellikle Azerbaycan, Türkiye ve Gürcistan arasında artan ekonomik faaliyetlerden dolayı müşterilerinin ihtiyaçlarına daha kolay cevap verebilmek için Türk bankacılık piyasasına girmeye karar verdi.

Taib Bank'ın çoğunluk hisselerinin satın alınması yoluyla Aksoy Holding ile ortaklık yapma kararı alan Pasha Bank'ın üst düzey yöneticisi Farid Akhundov, şunları kaydetti:

"Aksoy Holding ile bu ortaklığa girme konusunda çok heyecan duyuyor ve Türk şirketleri ile yakın çalışabileceğimiz için sabırsızlanıyoruz. Türk piyasasının Azerbaycan, Gürcistan ve bölgedeki diğer ülkelerde yatırım fırsatları arayan küçük ve orta ölçekli girişimciler için büyük potansiyel arz ettiğini düşünüyoruz. Aynı şekilde yerel projelerin potansiyelinden faydalanmak isteyen Azeri yatırımlarının da Türkiye'ye getirilmesine aracılık etmek istiyoruz."

Aksoy Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Batu Aksoy da ortaklığın Türkiye'de ve bölgede büyümek isteyen işletmeler için başarılı bir bankacılık platformu sunacağını ifade etti. ■ Dünya,  (30.12.2014)

 

31.12.2014 

KAYNAK KULLANIMI: 800 YILLIK AĞAÇLAR YOK EDİLDİ!

Antalya'nın eşsiz doğal güzelliklere sahip Hisançandır'da açılan bir mermer ocağı nedeniyle 800 yıllık sedir ağaçlarının kesildiği görüntülendi.

Antalya'da düzenlenecek Expo 2016'nın sembol çiçeği şakayığın da doğal yaşam alanı olan bölgede açılan mermer ocağının, sedir katliamını acilen durdurması istendi.

Antalya Valiliği Çevre Kurulu tarafından 'heyelan bölgesi' ilan edilen Hisançandır'ın Ekizce Yaylası'nda açılan mermer ocağı nedeniyle yüzlerce yıllık sedirlerin kesildiğini gören grup üyeleri, büyük tepki gösterdi.

Asi Yaban Keçileri grup rehberi Metin Atasayar, bu sedir ormanlarının Roma İmparatorluğu, Bizans, Selçuklu Devleti, Osmanlı İmparatorluğu ve ardından Türkiye Cumhuriyeti'ni gördüğünü belirtti. Atasayar, yüzyıllardır ayakta olan bu sedirlerin yaşamlarının, AKP iktidarı döneminde sonlandırıldığını söyledi.

'Kestiğiniz ağaçlar size tabut olacak'


Metin Atasayar, "Kestiğiniz ağaçlar size tabut olacak. Hisarçandır Ekizce Yaylası ve çevresi Antalya Valiliği tarafından heyelan bölgesi ilan edilmiş bir bölgedir. Toprağı yerinde tutabilen, masif kaya kütleleri ve sedir ağaçlarıdır. Mermer adına kayaları yok ediyorsunuz, ağaçları yok ediyorsunuz. Geçmişte orada fotoğrafladığımız aşağıdaki antik kent kalıntılarını ne yaptınız? Sahipsiz ülkeme ne zaman sahip çıkılacak?" diye sitem etti.

Gözlerinin önünde motorlu testerelerle sedir ağaçlarının kesilişine tanıklık etmenin çok üzücü olduğunu kaydeden Atasayar, "Buraya yeni şantiye kurmuş mermer ocağı firması tarafından yapılan bu katliam bir an önce durdurulmalı. Yetkililerin, çevrecilerin ve doğa sporları gruplarının ayaklanması, harekete geçmesi gerekiyor" dedi.

A Platformu Sözcüsü Hediye Gündüz, en görkemli sedir ormanlarının bulunduğu Ekizce Yaylası'nda mermer ocağı açılmasını hem doğaya, hem de Antalya'ya ihanet olarak nitelendirdi. ■
http://www.onyediyirmibes.com,  (31.12.2014)

 

BORÇLANMA: DIŞ BORÇ 400 MİLYAR DOLARA DAYANDI

Türkiye'nin brüt dış borç stoku üçüncü çeyrek sonu itibarıyla 396.8 milyar dolar oldu.

Hazine Müsteşarlığı, Türkiye'nin üçüncü çeyrek sonu itibarıyla bazı borç stoku verilerini açıkladı.

Türkiye brüt dış borç stoku 3.çeyrek sonu itibarıyla 396.8 milyar dolar oldu.

Brüt borç sokunun içinde özel sektör borçlarının toplam dış borç stoku içerisindeki payı 275.2 milyar dolar ile yüzde 69.4 ve kamu kesimi borçlarının payı 118.6 milyar dolar ile yüzde 29.9 oldu.

Türkiye kamu net borç stoku 3.çeyrek sonu itibarıyla 177.9 milyar TL oldu.

Türkiye, AB tanımlı genel yönetim borç stoku 3.çeyrek sonu itibarıyla 553.7 milyar TL olarak gerçekleşti.

Türkiye net dış borç stoku 3.çeyrek sonu itibarıyla 233.4 milyar dolar oldu. TCMB'nin borçlarının toplam dış borç stoku içerisindeki payı ise 2.9 milyar dolar ile yüzde 0.7 oldu. ■ Dünya,  (31.12.2014)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura