Diğerleri > Sis Çanı
15-07-2015
NELER OLDU 25-30 NİSAN 2015 (Dolar, yabancı sermaye, gelir dağılımı, Atatürk’e saygısızlık, borçlanma, kayıt dışı, altın, bankacılık, FED, tasarruflar)

Cihan Dura

15.7.2015


25.4.2015

DOLAR DA YENİ ZİRVE: 2,74 TL

Gelişen piyasalara sahip ülkeler arasında en çok değer yitiren para birimi olan Türk Lirası’ndaki düşüş sürüyor. TL’nin yılbaşından bu yana dolar karşısındaki kaybı yüzde 16’yı aştı. Seçimler yaklaşırken politik baskı sebebiyle faiz artırma seçeneğini kullanamayan Merkez Bankası, doların yükselişine engel olamıyor. Dolar dün 2,74 TL ile rekor tazeledi.

Seçim sonuçlarına dair belirsizliğin TL’de oluşturduğu satış baskısı sürerken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) TL’deki değer kaybına siyasi nedenlerle tepki gösteremeyeceği endişesi satışın daha da belirginleşmesine ve TL’nin hem Dolar hem de sepet bazında rekor seviyelere gelmesine neden oluyor.

Bankacılar petrol fiyatlarının yükselmesinin de TL’deki değer kaybında etkili olduğunu belirtirken, TCMB’nin piyasadaki satışı kontrol altına almak adına bugüne kadar attığı dolaylı ve etkisi sınırlı adımlara daha etkili bir adım eklememesi halinde kurdaki yükselişin devam edebileceğini belirtiyor.

İstanbul Analytics ekonomisti Atilla Yeşilada dün sabah yayımladığı notta, “TCMB gülünç denecek kadar cılız adımlar atarak enflasyon beklentilerindeki yükseliş ve kurun oynaklığına karşı çaresiz olduğunu bir kez daha dosta düşmana ispat etti. Tahvil ve döviz tarafı TCMB’nin en azından enflasyon ve kur cephesinde bozulmayı kayda geçirip, işler daha kötüye giderse faizlerle oynayarak müdahale edeceğini beyan etmesini bekliyordu. TCMB belki Ankara korkusundan ya da zaten ivmesini tamamen yitiren ekonominin iyice durmasından çekinerek bu adımı atmayınca, hemen dolara alım geldi.” dedi ve ekledi: “Bir yanda yatırımcıların seçim riskini göze almasını gerektirecek hiçbir heyecan içermeyen ekonomi, öte yanda dolar endeksinin güçlenmesine karşı önlem almaktan aciz bir Merkez Bankası. Bu görüntü mayıs için hiçbir umut vaat etmiyor.” ■ Zaman(25.4.2015)

UÖŞ, YABANCI SERMAYE: AKARYAKIT DEVİ TOTAL TÜRKİYE'DEN AYRILIYOR

İş dünyasına hukuksuz müdahaleler, ve siyasi baskılar yabancı yatırımcıyı endişelendiriyor. Finans devleri Citigroup, Royal Bank of Scotland (RBS) ve HSBC’nin Türkiye’den çıkma kararı almasının ardından benzer bir karar da Fransız enerji devi Total’den geldi. Şirket, akaryakıt dağıtımından çıkmak için Societe Generale’e yetki verdi.

Akaryakıt sektöründeki düzenlemelerin kâr marjları üzerindeki baskısı artarken, Fransa merkezli petrol ve gaz şirketi Total, Türkiye’deki akaryakıt dağıtım faaliyetlerini satmak üzere Societe Generale’i yetkilendirdi. Avrupa’da akaryakıtın en pahalı olduğu ülkelerden birisi olan Türkiye’de yüzde 60’ı aşan vergi oranları ve sektördeki sert düzenlemeler, dağıtım şirketlerinin kârlarını baskılıyor. Konu hakkında bilgi sahibi bir bankacılık kaynağı, “Total, Türkiye’de akaryakıt dağıtım sektöründen çıkmak için Societe Generale’e yetki verdi. Sektörde kârlılık ciddi baskı altında, alıcı bulmaları halinde diğer yabancı şirketler de aynı yolu izleyebilir.” dedi.

Total ve Societe Generale yetkililerine ulaşılamadı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) akaryakıt dağıtım şirketleri ve bayilerinin kâr marjlarını sınırlamak üzere dönem dönem tavan fiyat uygulamasına gitmesi; bayilik sözleşmelerinin 2010 yılından itibaren beş yıl ile sınırlanması, 2011 yılından itibaren akaryakıt istasyonlarında finansal ve hizmet promosyonları dışındaki tüm promosyonların yasaklanması, gelirler ve kârlar üzerinde baskı oluşturdu. Özellikle 18 Eylül 2010 tarihinden itibaren bayilik sözleşmelerinin beş yıl ile sınırlanması ve bu sürenin bu yıl içinde dolacak olması, akaryakıt şirketlerinin mevcut bayilerini koruyabilmeleri ya da yeni bayi edinebilmeleri için yüksek tutarlarda bütçeler ayırmalarını gerektiriyor. ■ Zaman(25.4.2015)

 

26.4.2015 

GELİR DAĞILIMI: ÜLKEDE GELİR VE SERVET DAĞILIMI İYİCE BOZULDU

Büyümeden pay alamayan, kamusal varlığın yandaşlara fütursuzca paylaştırıldığı koşullarda seçmenin, adil bölüşüm vaadine kulak kabartması boşuna değil

Seçim bildirgelerinde hem CHP’nin hem HDP’nin bölüşümü adilleştireceklerine dair sözlere yer vermelerine toplumun olumlu reaksiyonu boşuna değil. Çünkü, hem gelirin hem servetin dağılımında var olan adaletsizlikler AKP döneminde azalmak bir yana, arttı ve tepkileri artırdı.

AKP, birer propaganda metnine dönüştürdüğü resmi raporlarda, her fırsatta, maaş ve ücretlerin enflasyonun altında kalmadığını iddia eder, gelir dağılımında eşitsizliğin azaltıldığından söz eder. Oysa gerçek böyle değil. Kendi metinlerinden gidelim. Kalkınma Bakanlığı, 2015 programının 130. sayfasında, kamu işçileri, özel sektör işçileri, memurlar ve asgari ücretlilerin, net reel gelirlerindeki artışlarına, yani enflasyondan arındırılmış ücret ve maaş artışlarına yer veriyor. 2005-2014 döneminde büyümenin yıllık artışı yüzde 4,3’ü bulurken gelir artışları ne olmuş? Ya da şöyle soralım; ekonomideki büyümeden çalışan sınıf pay alabildi mi?

BÖLÜŞÜM GERÇEKLERİ
Sayıları yaklaşık 500 bini ancak bulan kamu işçilerinin reel ücretleri 2005-2014 döneminde her yıl artmak bir yana yüzde 0,2 ya da binde 2 azalmış görünüyor. SGK, özel sektör (kayıtlı) işçi sayısını 2014 için 11 milyon olarak veriyor. Bunların 5 milyon kadarının “asgari ücretle” çalışan olduğunu Maliye Bakanlığı’nın muhtasarla ortaya çıkan vergi dökümlerinden anlıyoruz. Asgari ücretin üstünde eline para geçen özel sektör işçilerinin, 2005-2014 döneminde ücretleri, enflasyon karşısında yılda ortalama ancak yüzde 0,5 artmış görünüyor. Ama gelin görün ki, milli gelir pastası aynı dönemde yılda yüzde 4,3 artmış.Yani büyüyen pastadan, o pastanın gerçek üreticisi işçiler pay alamamış.

Sayıları 2,5 milyonu bulan memurların ise net reel maaşları yılda yüzde 3,7 artmış. Memurlar da, milli gelirdeki artışın yarım puan altında kalmış.

Gerçek sayıları en az 5 milyon olarak tahmin edilen asgari ücretlilerin 10 yıllık net reel asgari ücret artışları yüzde 2,3. Böylece milli gelirdeki yıllık artışın yine 2 puan gerisinde kalmışlar.

AKP rejimi, sadece asgari ücretin genel seviyesini ayarlayarak genel ücret düzeyini bir yere getirmiş görünüyor. Ama genel ücretler, zaten asgari ücretten çok yüksek olmadığı için, işçiler büyümenin nimetlerinden yararlanamamış. Özetle, çalışan sınıf, büyümeden pay alamadığı gibi AKP’li yıllarda yoksullaştıkları söylenebilir. Durum ayda 1.100 TL maaşa talim eden 10 milyon emekli için de farklı değil.

SERVET EŞİTSİZLİĞİ
Gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderilmemesinin yanında, gözlerden kaçmayan bir gerçek de şu; kamu varlıkları KİT’ler, kamu arsaları yani “kamu serveti”, birtakım AKP yandaşlarına peşkeş çekilerek toplumsal mülk olmaktan çıkarılıp “yandaşlaştırıldı.” Böylece gelirin yanı sıra servet dağılımı da iyice bozuldu. Belediyelerde, devlet ihalelerinde kayırmalar isyan ettirdi. Yandaş muhafazakâr zenginlerin lüks mekânları, yaşam tarzları, cipleri göze batmaya ve homurtulara yol açtı.

AKP’li yıllarda 2001 krizini acı reçeteyle onaran IMF-Derviş operasyonları sayesinde enflasyon tek haneye indi. Çalışanlar, büyümeden pay almasalar da, bu enflasyonla baş edebilen bir ücret artışına sabrettiler; bankalardan borçlanabildikleri ve düşük ücretle de olsa iş bulabildikleri için AKP’ye oy verdiler. Ama, son yıllarda iş azaldı, gelir yetmez, borçlar çevrilemez oldu. Sızlanmalar başladı. Kamu varlıklarının yağmalanması ise öfkeyi kabarttı. Büyümeden pay alamayan, kamusal varlığın yandaşlara fütursuzca paylaştırıldığı koşullarda, seçmenin adil bölüşüm vaatlerine kulak kabartması boşuna değil. ■ Mustafa Sönmez,  Birgün, (26.4.2015)

 

27.4.2015

ATATÜRK’E SAYGISIZLIK: KUVVACILARIN KARARGAHI HARABEYE DÖNDÜ

Anadolu’da ilk kurulan Kuvayı Milliye karargahı bakımsızlıktan harabeye döndü.

KARARGAH, Konya Beyşehir’de  Mayıs 1919’da  Kuvayi Milliye öncülerinden Süleyman Sırrı Koydemir tarafından yaptırılmıştı.Karargah, Osmanlı konağı olmasına rağmen daha sonra Süleyman Sırrı tarafından önemli kararların alındığı Kuva-yi Milliye karargahına dönüştürdü. Binbaşı Nazım Paşa, Refet Bele ve Vali Cemal Paşa önemli toplantılarını burada yapmış, milli mücadeleninin önemli stratejik kararlarının burada almışlardı. 

1.Dünya Savaşı’nın başlamasıyla Konya İtalyanlar tarafından işgal edildi. Beyşehir’de belli çevre edinen Süleyman Sırrı, Kuvayi Milliye’ye destek vermeye başladı. Kendi adına yaptırmış olduğu konağı Anadolu’da ilk kurulan Kuvayi Milliye karargahı haline getirdi ve savaş için burada asker toplamaya başladı. Süleyman Sırrı, bir süre sonra Kuva-yi Milliye’nin kentteki önderi haline geldi ve karargaha dönüştürdüğü konakta, Milli Mücadele için önemli hizmetler verdi. Konak 1985’li yıllara kadar Süleyman Sırrı’nın torunları tarafından kullanıldı, ancak daha sonra şehirde kalan son varisi vefat edince konağa sahip çıkılmadı. Konak, sonunda bakanlığa götürüldü, Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından tescil edildi.

Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Hüseyin Muşmul,Aydınlık’a şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu tür yapılarımız tescil edilsin ya da edilmesin gelecek nesiller aktarılaması açısından sahip çıkılmalı.  Bu yapıyı korumanın sadece mirasçılarına bırakılması da çok yanlış, tarihi yapılarımıza tüm halkın sahip çıkması gerekir.  Beyşehir Eski Belediye Başkan Yardımcılığı yapmış olan Hakkı Kırcan ise, “Bizim bütün tarihi eserlere sahip çıkmamız gerekir. Belediye ile mirasçıların uzlaşarak   karargahın restorasyonu için başlanması gerekiyor” diye konuştu.
BELEDİYE TOPU MİRASÇILARA ATTI
Beyşehir Belediye Başkanı Murat Özaltun da sorunun mirasçılardan kaynaklandığını iddia ederek şöyle konuştu: “Biz eski binaları restore ediyoruz ancak bu tür binalar restore edilirken mirasçılarından izin almak gerekiyor. Bu karargah binasının da yaklaşıK 15 mirasçısı var. Biz girişimimizi yaptık ancak mirasçılar birleşip uzlaşmaya varamadıkları için bir koruma girişiminde bulunamıyoruz. Şu anda orada birine bir şey olsa kimse mesul tutulamaz.”  (15.4.2015) Dilek Doğan / Merve Arslan, Aydınlık, (27.4.2015)

BORÇLANMA: BABACAN’DAN BORÇ FATURASI İTİRAFI

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Kanal 7’de Başkent Kulisi programında gündeme ilişkin soruları cevaplandırdı. Türkiye’deki büyüme rakamlarının neden düştüğüne ilişkin bir soruyu cevaplandıran Babacan, 2009 krizinin en dip noktasından sonra Türkiye’nin 2010-2011 yıllarında yüzde 9’lar civarında büyüdüğünü, bunun kredilendirilen iç tüketimden geldiğini, cari açığın yüzde 10’a çıktığını söyledi. 2010-2011 sonrasında büyüme modelinin ihracata yönlendirildiğini anlatan Babacan, “Yani büyümemizin kaynağı tabii ki iç tüketim olacak ama iç tüketim makul ve gelirimiz nispetinde olacak. Yoksa borçla harçla, ilerideki refahtan çalmış oluyorsunuz” değerlendirmesinde bulundu. 

Oysa, Babacan’ın da kabinede olduğu 12 yıllık AKP döneminde merkezi yönetim borç stoku yüzde 124 arttı. 2003 yılı sonunda 282.8 milyar TL olan toplam borç, 2015 yılı Mart sonu itibarıyla 633.5 milyar TL’ye ulaştı. Özel sektörün uzun vadeli dış borcu da 2003’te 30 milyar dolarken 2015 Şubat ayı itibarıyla 165 milyar dolara, 2004’te 10 milyar dolar olan kısa vadeli borcu ise 42 milyar dolara çıktı. Babacan böylece, borçla harça ekonomiyi büyüterek ‘’ilerideki refahtan çalmış’’ olduklarını itiraf etti. ■ Aydınlık, (27.4.2015)

 

FARKLI BİR ŞEY YAP, DERSİM: CANLI TANIĞI DERSİM İSYANINI ANLATTI

SALİHA Karakaş, 1919 doğumlu. 96 yaşında. Aslen Tunceli Çemişgezekli. Babasının memuriyetinden dolayı Hozat ilçesinde doğmuş. Karakaş, 1938 Dersim harekatı sırasında 19 yaşında. Olayların yaşandığı sırada Çemişgezek’te... Yaşananların canlı tanığı... Harekat sürecini ondan dinledik. Hatırladıklarını, kayınvalidesi, annesi ve büyüklerinden dinlediklerini anlattı. Seyit Rıza ve adamlarının köylere baskın yaparak köylülerin mallarına el koyduğunu, insanları öldürdüğünü söyleyen Saliha Karakaş, “Dersim’de katliam olmadı” diyor. 

İşte Saliha Karakaş’ın anlattıkları:

Çemişgezek’e baskın olacak dediler. 19 yaşındayım. Sadece Çemişgezek değil. Dersim, Hozat, Pertek, Erzincan’ın kazaları... Bütün gençler silahlandı, nöbet tutmaya başladı. Biz kadınlar evlerde toplandık. Tespih çektik, dualar ettik. Her tarafta baskınlar oluyor, insanlar ölüyor. Bu günlerce devam etti. 

İSYANLARIN BAŞINDA SEYİT RIZA VAR

İsyanların başında Seyit Rıza ve adamları vardı. Erzincan, Çemişgezek, Keman, Pülümür...  O taraflarda Koçuşağı diye bir aşiret vardı. İnsanlar onlardan çok çekti. Gelir senin köyünü basar, malını mülkünü alır, karşı çıkarsan da öldürürdü. Bizim memleketin ortasından çay akardı. Orada değirmenler vardı. Gelirler buğdaylarına el koyarlar, değirmenciyi de öldürüp giderlerdi. 

Kayınvalidem, “Kızım bu isyanları çıkartan askerleri, insanları öldüren hep Seyit Rıza’dır” derdi. Seyit Rıza adamlarına emir veriyor. Köylere baskın yapıyorlar. İnsanların malını mülkünü alıp gidiyorlar. Mal mülk dediğim de davar, at, katır. 

İSYANCILAR 200 ASKERİ FIRAT’TA BOĞDU

Bunlar aşiretti. Aşiret reisi de Seyit Rıza idi. İnsanları vahşice öldürüyorlardı. Halk, Seyit Rıza ve adamlarından çok korkardı. Fırat nehri eskiden sallarla geçilirdi. 200 asker Fırat’tan geçmek için geliyor. Salları işletenler de bu isyancılar. Askerler geceye kalıyor. Sala biniyorlar. Salın sahipleri gece ışıkları kapatıyorlar. Kendileri tabi geçit yerlerini biliyorlar. Ama zavallı askerler nereden bilecek geçit yerlerini. 200 asker orada boğuluyor. Bu zalimlik değil mi? 

Annemin amcası, davarları toplar kasaplara satarmış. Adı Mevlüt efendi. Bir gün geliyorlar işte “Mevlüt efendi şuraya şu kadar davar getirdik. Sen ne kadar paran varsa al gel” diyorlar. Adamcağız düşüyor bunların arkasına. Şehirden çıktıktan sonra bu zavallının başını taşla eziyorlar. Parasını alıp gidiyorlar. Jandarma ölüsünü bulup getiriyor.  Annemin dayısı. Ailesi Çemişgezek’te, kendi Hozat’ta memur. İzinde memleketine gelirken isyancılar yolunu kesiyor. Genç çocuk daha. Yalvarıyor yakarıyor her şeyimi alın ama beni öldürmeyin diye. Atını, her şeyini alıyorlar. “Bağışlıyoruz ama bir yerini keseceğiz, burnunu mu keselim kulaklarını mı?” diye soruyorlar. “Bari kulaklarımı kesin” diyor. Adamcağızın kulaklarını kesiyorlar. 

2 JANDARMAYI BALTAYLA ÖLDÜRDÜLER

Biz Ovacık’tayız. Yüzbaşı ile evlerimiz yakın. Oranın postasını da jandarmalar getiriyor. Jandarma Elazığ’dan Hozat’a geliyor. 2 jandarma postayı almış gelirken yolda zavallılara pusu kuruyorlar. Arkalarından baltayla vuruyorlar. Öldürüp silahlarını alıp gidiyorlar. Ben ozaman 11 yaşındaydım. Adamların cesetlerini getirdiler. Gözümle gördüm. Matem tutuldu, mevlüt okundu. Bu hadiseyi hiç unutmam. 

İsyan çıktı. Devlet bu isyanı elbette bastıracaktı. Hem askerler öldü hem de isyancılar. Bir iki sene korku içinde yaşadık. Çatışmalardan sonra sağ kalan isyancıları devlet başka illere gönderdi. Birkaç sene sonra Tunceli vilayeti kuruldu. Af çıktı ve bazıları geri geldi, bazıları gittikleri yerde kaldı. 

ALEVİLER ATATÜRK’Ü ÇOK SEVER

Atatürk’ü herkes, hele Aleviler çok severlerdi. Hala severler. Ben orada yaşadım, hiçbir kötü laf duymadım. Ben Cumhuriyet çocuğuyum. Cumhuriyetle büyüdüm. Cumhuriyetten sonra bütün kazalarda okullar açıldı. Bütün kadınlar okula gitti. Okuma yazma öğrendiler. ■ Sinem Gülcan, Aydınlık, (27.4.2015)

 

28.4.2015 

YABANCI SERMAYE: FRANSIZ ESSİLOR, GÖZLÜKÇÜ MERVE'YE ORTAK OLDU

Dünya devi gözlük üreticisi Fransız Essilor Optica, birçok dünya markasının Türkiye distribütörü olan Merve Optik’in yüzde 65 hissesinin devralınması işlemleri için Rekabet Kurumu’na başvuru yaptı.

Gözlük üreticisi Fransız Essilor Optica, Türkiye pazarına girdi. Şirket, gözlükçü Merve Optik’in yüzde 65 hissesinin devralmak üzere Rekabet Kurumu’na izin başvurusu yaptı. Bu ortaklık kurumun incelemesinden sonra kesinleşmiş olacak. Fransız şirket Essilor, gerekli izinlerin alınmasının ardından yüzde 65 hisse alımıyla Merve Optik’in kontrolüne sahip olacak.

160 yıl önce kurulan 40 binden fazla çalışanı olan Essilor, global bir gözlük şirketi. 100 ülkede faaliyet gösteriyor. 2001 kriziyle Türkiye pazarından çıkan Essilor, Avrupa’da yaşanan ekonomik krizle Türkiye’ye geri dönüş kararı almış ve 2012’de Yeda Tora Optik firmasının yüzde 70’ini almıştı. Fransız dev aynı yıl Opak Optik’in de yüzde 51’ini satın aldı. 2015 yılının ilk çeyreğinde 1 milyar 659 milyon euro gelir elde eden Essilor’un piyasa değeri 24.7 milyar euro seviyesinde.

Yönetim Kurulu Başkanlığını Ali Demirel’in yaptığı Merve Optik,1986 yılında kuruldu. Merve Optik, güneş ve optik gözlük olarak Osse, Mustang, Hawk, R.Cavalli, Ferre, Swarovski gibi birçok markanın yanı sıra, cam sektörünün başında gelen Hawk ve Hoya markalarının da Türkiye distribütörü. ■ Dünya, (28.4.2015)

 

SGK: HER 3 ÇALIŞANDAN BİRİ KAYIT DIŞI

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Kayıt Dışı İstihdamla Mücadele Daire Başkanı Savaş Alıç, Türkiye'de her 100 çalışandan 32’si kayıt dışı çalıştığını belirterek "Kabaca bir hesapla 3 çalışanımızdan 1'i maalesef kayıt dışı durumunda" açıklamasını yaptı

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun kayıtlı istihdamın teşvik edilmesi, konu hakkında farkındalığın artırılması ve kayıt dışı istihdamın azaltılması amacıyla başlattığı yeni projesi 'Etkin Rehberlik ve Denetim Yoluyla Kayıtlı İstihdamın Teşviki Projesi' kapsamında, SGK yöneticileri gazetecilerle bir otelde bir araya geldi. Toplantıya AB Türkiye Delegasyonu’ndan Sosyal Politika ve İstihdam Sektör Yöneticisi Zeynep Aydemir Koyuncu, SGK AB ve Dış İlişkiler Daire Başkanı Harun Hasbi, SGK Kayıt Dışı İstihdamla Mücadele Daire Başkanı Savaş Alıç ile SGK Edirne İl Müdürü Hayrettin Karbuz katıldı.

1.5 milyon işyerine 2 bin denetmen

Türkiye’de aktif 1.5 milyonun üzerinde işyeri olduğunu ve SGK da 2 bin kadar denetmen olduğunu ifade eden SGK Kayıt Dışı İstihdamla Mücadele Daire Başkanı Savaş Alıç, "Sosyal güvenlikle alakalı hizmetlerimizin kalitesinin arttırılmasına çalışıyoruz. Kurumlar arası bilgi ve veri paylaşımı yaparak çapraz denetimler suretiyle kayıt dışı istihdamla mücadele ediyoruz. Denetim sisteminin etkinliği sağlamaya çalışıyoruz. Çünkü müfettişleri ve denetmenleri birlikte ele aldığımızda bugün itibariyle 2 bin kişi denetim elemanı var. Aktif 1.5 milyon işyeri var. Bizim bu kadar denetim elemanıyla 1.5 milyon üzerindeki aktif işyerini denetlemenin zaten imkanı yok. Denetimler sınırlı oluyor ama etkinliğini arttırabilirsek daha verimli çalışmalar yapmış oluyoruz" dedi.

Her 3 kişiden 1'i kaçak

Türkiye’de 2015 yılı Ocak ayı kayıt dışı istihdam verilerini açıklayan daire başkanı Alıç, her 3 kişiden birinin kayıt dışı çalıştığını söyledi. Kadınların, erkeklere bu konuda daha çok mağdur durumda olduğunu kaydeden Alıç, "Türkiye’de 2015 Ocak ayı verilerine baktığımızda 2002 yılında yüzde 52 seviyesinden yüzde 32’ye geldik. Yani her 100 çalışanlar 32’si kayıt dışı çalışıyor. Kabaca bir hesapla 3 çalışanımızdan biri maalesef kayıt dışı durumunda. Kadınlarda kayıt dışı istihdam oranı, erkeklere göre daha fazla olduğunu görüyoruz. Neredeyse 2 kadın çalışımızdan biri sigortasız çalıştırılırken, erkeklerde bu oran daha düşük. Kadınlarda kayıt dışı istihdam oranı yüzde 48.44, erkeklerde ise yüzde 29.29" diye konuştu.

En yoğun kayıt dışılık tarımda

Kayıt dışı istihdam konusunda takip ettikleri sektörleri ve oranları da açıklayan Savaş Alıç, en yoğun kayıt dışılığın tarım sektöründe görüldüğünü belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tabi sektörlerde bu anlamda takip ettiğimiz alanlar. En fazla kayıt dışı istihdamın olduğu alan tarım sektörü. Yüzde 80’lerin altına hiç düşmedi. Belki 10 yıldır yüzde 85’ler seviyesinde seyrediyor. Tarımdaki kayıt dışı istihdam en son 2014 yılı itibariyle yüzde 81.27 oranı. En az kayıtlık görünen alan sanayi. 2014 verilerine göre yüzde 20.26 sanayide kayıt dışılık oranı. Hizmet sektöründe ise yüzde 21.09. En fazla kayıt dışı istihdamın olduğu sektörler ise şöyle; tarım, ormancılık ve balıkçılık en başta geliyor. Yüzde 82.27 seviyesinde. İkinci olarak bayındırlık ve inşaat sektörü geliyor. Onunda oranı yüzde 36.61, ulaştırma ve depolama işleri yüzde 33.01 oranı ile onları takip ediyor. Kültür-sanat, eğlence sektörleri de kayıt dışı istihdamın yoğun olduğu sektörler olarak sıralanıyor. En az kayıt dışı istihdam olan sektörler ise yüzde 3.32 ile finans ve sigorta faaliyetleri, kamu yönetimi ve savunma yüzde 4.12, eğitim hizmetleri yüzde 3.8"■ Dünya, (28.4.2015)

 

DOLAR: TÜRKİYE 'İKİ DÜNYANIN' EN ÇOK KAYBEDENİ

Uzmanlar Türkiye’nin gelişen ve gelişmiş piyasalarda doların yükselişinden en kötü etkilenen ekonomi olduğunu belirtiyor.

- Geçtiğimiz hafta Türk Lirası’nın dolar karşısında rekor düşük seviyeleri görmesinin ardından, küresel bir endişede gözler Türkiye ekonomisine çevrildi. Uzmanlar dolar cinsinden dış borçların geri ödenme maliyetlerinin ciddi artış yaşadığını vurgulayarak, Türkiye’nin para biriminin düşmesinin ihracata bir katkı sağlamadığına dikkat çekiyor. Para biriminin düşüşünün Euro Bölgesi’nde gerçekleşen parasal genişlemenin ardından olduğu gibi, ürünleri daha rekabetçi hale getirerek ihracatı artırması gerektiğini belirten uzmanlar, Türkiye’de bu durumun gerçekleşmediğini, bir çok şirketin lira olarak elde ettiği cirolarla dolar borcunu ödemekte zorlanacağını belirtiyor. Türkiye’nin dış borcunun yüzde 58’e yakın bir kısmının dolar cinsinden olduğunu vurgulayan uzmanlar Euro Bölgesi’ne yapılan ihracatın toplamın yüzde 30’unu oluşturduğunu vurguluyor. TL’nin dolar karşısında son dönemde negatif ayrışmaya başlaması uzmanların dikkatini çekiyor. Dolar endeksi gerilerken dolar/TL yükselişini sürdürüyor. 

İhracat Avrupa’ya ama euro karşısında düşmedi 

Finansal istikrar riskinin arttığı belirtilen Reuters analizine göre son bir yılda dolar karşısında yüzde 20 değer kaybederek 2.74 tarihi rekor seviyesini gören lira, en büyük ihracat yaptığı bölge Avrupa olmasına rağmen, euro karşısında bir yıl öncesine göre sadece yüzde 0.1 değer kaybetti. Capital Economics’den William Jackson “Bir şekilde Türkiye gelişmiş ve gelişen piyasaların en çok kaybedeni” diye konuştu. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye’nin ihracatının yüzde 40’tan fazlasının Avrupa Birliğine gerçekleştiğini vurgulayan Jackson “Borçlarının büyük bir çoğu dolar cinsinden ama ihracat Euro Bölgesi’ne gidiyor. Türk Lirası’nın dolar karşısında değer kaybetmesi işin ticaret tarafına bir katkı sağlamadı, borçların maliyetini yükseltti” diye konuştu. 

Türkiye’nin geçtiğimiz ay açıklanan ihracat verileri bir yıl öncesine göre yüzde 13.4 düşüş yaşarken, ithalat ise sadece yüzde 5.6 geriledi. Bu durumun Türkiye’nin cari açığını geçtiğimiz yıla göre yüzde 14.8 artırdığı belirtilen analizde küresel petrol fiyatlarındaki artışın lirada dolardakinden daha fazla olmasının durumu daha da olumsuzlaştırdığı vurgulandı. Brent Petrol Yemen’deki hava harekatı ve Husi ayaklanmasının yarattığı jeopolitik riskle dört buçuk ayın en yüksek seviyesine gelerek 65.44 dolardan işlem görürken WTI 57.26 dolara yükseldi.

‘TCMB, euro 3.10’u görürse faiz artıracak’

SEB analisti Per Hammarlund “Lira euro karşısında kayda değer şekilde değer kaybetmezse Türkiye Merkez Bankası lirayı koruyamayacak” diye uyarı yaptı. Öte yandan ocak sonundan bu yana da liranın euro karşısında yüzde 9 değer kaybederek 2.95 seviyesine kadar gerilediğini belirtti. Hammarlund euro/ TL kurunun 3.10 noktasına geldiğinde Türkiye Merkez Bankası’nın şahinleşerek faiz artıracağını öngörüyor. HİLAL SARI, Dünya, (28.4.2015)

 

 

29.4.2015 

YABANCI SERMAYE: TÜRKİYE İŞ BANKASI AVEA HİSSELERİNİ TÜRK TELEKOM'A SATIYOR

Türkiye İş Bankası ve Grup şirketleri, ellerindeki Avea hisselerini Türk Telekom’a 875 milyon TL karşılığında satıyor.

Türkiye İş Bankası, banka ve Grup şirketlerinin elinde bulunan Avea İletişim Hizmetleri AŞ (Avea) hisselerinin satışı konusunda Türk Telekomünikasyon AŞ (Türk Telekom) ile anlaşmaya vardı.

İş Bankası ile Grup şirketleri; Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları AŞ, Trakya Yatırım Holding AŞ, Anadolu Hayat Emeklilik AŞ, Efes Holding AŞ ve Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi’nin Avea’nın çıkarılmış sermayesinin yüzde 10,0035'lik kısmını temsil eden ortaklık paylarının, 875 milyon TL bedelle şirketin ana hissedarı olan Türk Telekom’a satışına ilişkin pay devir sözleşmesi bugün imzalandı.

İş Bankası Grubu’nun iştirakler stratejisinin ana unsurlarından birini oluşturan esas faaliyetlere odaklanılması kapsamında, Türk Telekom’un verdiği 22 Nisan 2015 tarihli teklifin değerlendirilmesiyle imzalanan anlaşma sonrasında pay devri, gerekli yasal izinlerin alınmasının ardından gerçekleştirilecek. Satış bedeli, pay devir tarihinden itibaren yaklaşık 4,5 yılda ve toplam 6 taksitte ödenecek.

Konuyla ilgili olarak Türkiye İş Bankası’ndan yapılan açıklamada, banka ve Türk Telekom Grubu arasında uzun yıllardır devam eden ve pay devri ile pekişen olumlu işbirliğine işaret edilerek, bu işbirliğinin önümüzdeki yıllarda da artarak devam etmesinin beklendiği ifade edildi.

Mart 2000’de Ulaştırma Bakanlığınca açılan GSM 1800 Lisans İhalesi’ni kazanan İş Bankası ile Telecom Italia’nın oluşturduğu konsorsiyum tarafından Eylül 2000’de kurulan İş Tim Telekomünikasyon Hizmetleri AŞ (Aria), Şubat 2004’teki Aria-Aycell birleşmesinden bu yana Avea markası ile mobil iletişim hizmetleri sunmaya devam ediyor.  ■ Dünya, (29.4.2015)

YABANCI SERMAYE: VALENTİNO`NUN SAHİBİ BOYNER`E ORTAK OLUYOR!

İtalyan moda devini 2012 yılında satın alan Katarlı `Mayhoola for Investments` sektördeki ikinci büyük yatırımını Boyner Tekstil ve Perakende Yatırımları A.Ş`ye yaparak şirlete ortak oluyor.

Daha önce İtalyan moda devi Valentino’yu satın alan Katar merkezli 'Mayhoola for Investments', sektördeki ikinci büyük yatırımını Boyner Perakende ve Tekstil Yatırımları A.Ş.’ye yaptı. Boyner Grup’un,  Altınyıldız, Ay Marka, Beymen ve Boyner Büyük Mağazacılık şirketlerinin sahibi olan halka açık şirketi Boyner Tekstil ve Perakende Yatırımları A.Ş. özkaynaklarını 885 Milyon TL artırma kararı aldığını açıkladı. 

Mevcut hissadarların rüçhan haklarının kısıtlanması yolu ile yapılacak sermaye artışının tamamı dünyanın önde gelen moda ve perakende sektörü yatırımcılarından Katar merkezli 'Mayhoola for Investments' fonu tarafından karşılanacak.
 

SEKTÖRDEKİ İKİNCİ BÜYÜK YATIRIM

Böylece sektördeki ikinci büyük yatırımını yapan 'Mayhoola for Investments', Boyner Perakende ve Tekstil Yatırımları A.Ş.’de yüzde 30,7 paya sahip olacak. 

Şirketten yapılan açıklamaya göre Mayhoola’nın bu yatırımında danışmanlığını Katar’ın önde gelen yatırım bankalarından QInvest LLC yaptı.
 
2014 CİROSU 3.2 MİLYAR LİRA

Boyner Grup son 3 yılda YKM’nin %100’ünü, Boyner Büyük Mağazacılık hisselerinin %67’sini ve Beymen’in % 50’sini satın alarak Boyner Tekstil ve Perakende Yatırımları A.Ş.’yi Türkiye’nin en büyük perakende yatırım şirketlerinden biri haline getirdi. Boyner Tekstil ve Perakende Yatırımları A.Ş.’nin (BOYP) 2014 yılı konsolide cirosu yıllık %20 büyümeyle 3,16 Milyar TL olarak gerçekleşmişti. Bu ortaklıkla BOYP, sermaye yapısını güçlendirerek geçmişteki hisse alımları için gereken finansal kaynağı da sağlamış Sermaye artışının SPK ve ilgili diğer kurumlarca onayının sonrasında Boyner Perakende ve Tekstil  Yatırımları’nın BİST’te halihazırda işlem gören hisselerinin oranı yüzde 14,5 olacak. ■ Akşam, (29.4.2015)

 

YABANCI SERMAYE: ABD'Lİ ENERJİ ŞİRKETİNDEN TÜRKİYE'YE YATIRIM

ABD'li enerji şirketi NGPI, Türkiye'de yaklaşık 400 milyon dolar yatırımla, 100 megavat kapasiteli jeotermal santrali kuracak.

Şirketin internet sitesinde yer alan duyuruya göre, yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteren NGPI, Türkiye'de de bu alanda yatırım yapacak. 

Yılsan Holding, Mineks International ve DCM Energy ile ortaklık kuran şirket, üç aşamalı inşa edilecek ve toplam kapasitesi 100 megavat olacak jeotermal santrali kuracak. Santralin 10 megavatlık birinci aşaması 2015, 40 megavatlık ikinci aşaması 2016 ve 50 megavatlık kısmı da 2017 sonunda işletmeye alınacak.

Kullanım ömrü 20 yıl olarak planlanan söz konusu santralin toplam maliyetinin 400 milyon dolar olacağı tahmin ediliyor.

Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Chirinjeev Kathuria, Türkiye'de doğal kaynakların 20 yıl içerisinde elektrik üretiminde kullanılması için ciddi bir potansiyelin olduğunu belirtti.

Yılsan Holding Başkan Yardımcısı Tuncay Yıldırım ise yerel ihtiyaçları karşılayacak enerji projelerini hayata geçirmeyi kendilerine görev edindiklerini ve Türkiye'de jeotermal enerjiyi harekete geçirecek teknolojiyi tesis etmek için istekli olduklarını kaydetti.

Jeotermal enerjide 31 Mart 2015 itibarıyla 427 megavat kapasiteye sahip olan Türkiye, 2023'te bu kapasiteyi 1000 megavat seviyesine çıkarmayı hedefliyor. ■ Akşam, (29.4.2015)

ALTIN ALMALI MI, SATMALI MI?

Altındaki yükselişi satış fırsatı olarak gören uzmanlar 'altını satmanın zamanı'nın geldiği görüşünde.

Gedik Yatırım Danışmanlığı Araştırma Müdürü Üzeyir Doğan ve Saxo Capital Menkul Değerler Uluslararası Piyasalar Direktörü Özgür Hatipoğlu, altın fiyatları hakkında konuştu ve yatırım tavsiyesinde bulundu.

Altındaki yükselişi satış fırsatı olarak gören uzmanlar 'altını satmanın zamanı'nın geldiği görüşünde.

Dolardaki artışın altın fiyatlarına yansıması da dolaylı olduğu için burdan kar etmek isteyenlere dolara direkt olarak yatırım yapması önerildi. ■ Akşam, (29.4.2015)

 

30.4.2015 

YABANCI SERMAYE, BANKACILIK: DÜNYA DEVİ HSBC TÜRKİYE'DEN AYRILIYOR

HSBC, Türkiye'deki bireysel bankacılık operasyonunu satmak istediği belirtildi. Reuters'ın konuyla ilgili geçti haberde, sürecin kolay işlemeyeceğine işaret edildi.

Türkiye dahil dört ülkedeki sorunlu operasyonları konusunda adım atmak isteyen HSBC'nin  Türkiye'deki bireysel bankacılık operasyonlarını satmak istediği belirtilirken, konu hakkında bilgi sahibi kaynaklar bunun kolay bir süreç olmayacağı görüşündeler.

HSBC CEO'su Stuart GulliverŞubat sonunda yaptığı açıklamada, bankanın Türkiye, Brezilya, Meksika ve ABD'de sorunlu devam eden faaliyetlerinin düzeltilmesi için 1-2 yıl süre tanıdığını aksi takdirde daha sert önlemler alacaklarını açıklamıştı.

Konu hakkında bilgi sahibi dört kaynak bankanın bireysel bankacılık faaliyetlerini satmak için çalışmalara başladığını söylediler. Ancak,
 Türkiye'de 300'den fazla şubesi bulunan banka için bu satış kolay olmayabilir.

"KOLAY BİR SATIŞ OLMAYACAK"

"Bu kolay bir satış olmayacak. Büyük Türk bankaları zaten çok şubeli ve
HSBC'nin şubelerini almak onlar için çok anlamlı değil" diyen bir bankacı, "Türkiye'ye yeni girmek isteyen bir banka da şubelerden ziyade bankacılık lisansını almak isteyecektir. Mevcut konjonktürde de Türkiye bankacılık sistemine girmek için bir iştah var diyemeyiz" diye konuştu.
HSBC konu hakkında yorum yapmadı.

Maliyetlerini azaltmak ve yapısını sadeleştirmek isteyen 
HSBC'nin, Brezilya'da da bireysel bankacılık faaliyetlerini satması bekleniyor.

Kaynaklardan biri, 
HSBC'nin Türkiye operasyonu için likidite sorunu yaşamayan Katarlı ya da Çinli bankalardan talep gelebileceğini söyledi.

Kârlılıkta yaşadıkları sorunlara rağmen 
HSBC için Türkiye'de varlığını sürdürmenin önemli olacağını söyleyen bir başka bankacı, "Kurumsal ve ticari faaliyetlerini sürdürmek isteyeceklerdir" dedi.

HSBC TÜRKİYE GEÇMİŞİ

Türkiye pazarına 1990 yılında giren 
HSBC, 2014 yılında 55.9 milyon lira zarar açıkladı. Bankanın toplam aktifleri ise 2013'teki 36.23 milyar lira seviyesinden 33.8 milyar liraya geriledi. Türkiye Bankalar Birliği'nin verilerine göre, HSBC'nin 2014 Mart ayında 316 olan şube sayısı 2015 Mart itibariyle 291'e gerilerken, aynı dönemde 5,967 olan personel sayısı da 5,536'ya indi.

Türk bankacılık sektöründe 2013 yılında
 Citibank, Türkiye'deki bireysel bankacılık faaliyetlerini Denizbank'a satmıştı. ■ Bugün, (30.4.2015)

 

FED MERAKLA BEKLENEN KARARI AÇIKLADI

Fed, Nisan ayı Açık Piyasa Komitesi toplantılarını sonladırırken, beklendiği gibi faizi yüzde 0-0,25 aralığında sabit bıraktı.

FED yetkilileri, faizlerin değiştirilmeme kararının oy birliği ile alındığını söyledi.

Yetkililer, "İlk çeyrekteki yavaşlamanın ardından, ekonomi ılımlı büyümeye devam edecek.
 ABD tüketici güveni artmaya devam ediyor" denildi.

Yetkililer, bugün gelen ve beklentilerin oldukça altında olan büyüme verisinin kış şartlarından kaynaklandığını ve geçici olduğunu söyledi.

Fed yetkilileri, istihdam artışının hızının yavaşladığını ve işsizliğin durağan olduğunu da ifade etti.

Yetkililer, düşük enflasyonun kısmen enerji fiyatlarındaki düşüş ve enerji dışı ithal fiyatlarındaki gerilemeden kaynaklandığını da ifade etti ve şöyle dedi:

"Enflasyon Fed'in yüzde 2 hedefinin altında seyretmeye devam ediyor."

HAZİRAN SEÇENEĞİ HALA GÜNDEMDE

Yetkililer, faiz artışı için Haziran seçeneğini açık bırakırken, piyasa uzmanları Eylül ayında da faizin artabileceğine işaret ediyor.

Yetkililerin Haziran seçeneğini açık bırakması, bugün diğer önemli para birimleri karşısındaki sepette son iki ayın en düşük seviyesini gören doların biraz değerlenmesini sağladı.

PİYASA NE TEPKİ VERDİ?

ABD merkez bankası'nın açıklamasının ardından, gün içinde 1.1187 dolar düzeyine kadar yükseldikten sonra 1.1149 dolar düzeyine kadar çekilen euro, karar açıklandıktan sonra gerilemeye başladı.

Euro 1.1115 dolar düzeyine kadar çekilirken, açıklama öncesinde 2.65 liranın altında olan dolar yükselişe geçerek 2.66 lirayı da geçerek 2.6615 liraya kadar çıktı. ■ Bugün, (30.4.2015)

DOLAR, 2016 SONUNA KADAR GÜÇLÜ KALACAK

CapItal Economics Başekonomisti John Higgins, “ABD ve başlıca ticaret ortaklarının para politikalarının, doları desteklemeye devam edeceğini düşünüyorum” dedi.

ABD’de bu hafta düzenlenecek ABD Merkez Bankası (FED) Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısı öncesinde artan dolar talebi küresel piyasaları baskı altında tutmaya devam ederken, uzmanlar FED’in faizleri arttırması halinde dolardaki rallinin süreceği görüşünde birleşiyor. FED, ekonomiyi desteklemek için 2008’den bu yana gösterge faiz oranını sıfıra yakın seviyede tutarken, uzmanlar Haziran ayından önce faiz oranlarında değişim beklemiyor. AA muhabirine konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Higgins, son 4 yıla bir bütün olarak bakıldığında, dolardaki rallinin beklentilerden ayrışarak, ABD ve diğer yerlerdeki kısa vadeli faiz oranları ile örtüştüğünü söyledi. Higgins, diğer para birimlerinin, dolar karşısında düşüşünün sürmesini ve doların güçlü seyrini 2016 yılının sonuna kadar sürdürmesini beklediğini kaydetti. ■ Yeniçağ, (30.4.2015)

 

TASARRUF SAHİPLİĞİ 2015’İN 3 AYINDA %13,2’E ÇIKTI

INGBank Bireysel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Barbaros Uygun, “2014’ün ikinci yarısında yüzde 11,5’e gerileyen tasarruf sahipliği oranı, 2015’in ilk çeyreğinde 1,7 puan artış bile yüzde 13,2’ye ulaştı
Bu artış çok yüksek olmasa bile tasarruf sahipliği oranının düşüş eğiliminden yükselişe geçmesi açısından önemli bir resim çiziyor” dedi. “Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması” nın 2015 yılı ilk çeyrek sonuçlarını açıklayan Barbaros Uygun “Bu sonuçlar, ülkemizin tasarruf haritasını çıkarırken çok önemli bir göstergeyi oluşturuyor. TL ve döviz mevduatlarını bir arada değerlendirdiğimizde kentli nüfusunda tasarruflarının yarısından çoğunu mevduat ürünlerinde değerlendirdiği ortaya çıkıyor.” diye konuştu. ■ Yeniçağ, (30.4.2015)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura