Diğerleri > Sis Çanı
17-08-2014
NELER OLDU 25-30 HAZİRAN 2014 (Borçlanma, yabancı sermaye, IŞİD, seçimler, FED, Millî İrade, sanayi, bölücülük, inşaat, tarih, tasarruflar, faiz, )

Cihan Dura

17.8.2014


25.6.2014 

BORÇLANMA, ÖZEL SEKTÖR: SANAYİNİN DEVLERİ, BORÇ BATAĞINDA

İstanbul Sanayi Odası (İSO), Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşunu açıkladı. Rapora göre sanayi devlerinin bankalara borçları 238 milyar liraya ulaştı. Özel sektör firmalarını borç stoku yüzde 25 arttı, bu borcun yüzde 63’ünün kısa vadeli olması kaygı verici olarak yorumlandı. Şirket borçlarının özkaynaklara oranı da yüzde 57 ile son 10 yılın zirvesine çıktı.

Son 10 yıldır cazibesini inşaat ve enerji sektörüne kaptıran imalat sanayii borç batağına düştü. İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) açıkladığı ‘Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2013’ raporuna göre geçen yıl Türkiye’nin en büyük şirketleri elde ettikleri kârın yarısını borçlarına ödedi. İSO 500’ün geçen seneki faaliyet kârı 36,5 milyar lira olarak açıklandı. Sanayi devlerinin bankalara borçları 238 milyar liraya ulaştı.

Bunun 19 milyar lirasını finansman gideri olarak kaydeden şirketler, 2012’de ise 25 milyar liralık faaliyet kârının 8,6 milyar lirasını borca ayırmıştı. Bu sene neredeyse kârlarından borca ayırdığı payı 3’e katlayan şirketlerin özkaynaklarının içinde borcun oranı ise son 10 yılın zirvesine çıkarak, 20,4 puan artışla yüzde 132,4’e yükseldi. Bu rakam 2011’de yüzde 116, 2012’de yüzde 112 idi. Gelişmiş ülkelerde ise yüzde 70 seviyesinde. Uzmanlara göre bu yüksek oran kaynak yapısı açısından risk oluşturuyor. Araştırma sonuçlarına göre 500 şirketin toplam borcu ise 2012’ye göre yüzde 25 artarak 238 milyar liraya ulaştı. Bunun 54 milyar lirası kısa vadede ödenmesi gereken borçlardan oluşuyor. Yaklaşık 74 milyar lirası ise uzun vadeli borç. Bu tabloda mali borçlarda da yüzde 30’a yakın artış yaşayan şirketler, 2013’ü 124 milyar liralık mali borçla kapattı. 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesini açıklayan İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, iç tasarrufların yüzde 12 seviyesine indiği bir ortamda şirketlerin borçlanmayı daha çok yurtdışından karşıladıklarını, borçların şirket kârlılığını tehdit ettiğini vurguladı. 500 büyükteki borçların aktif toplamının da bir önceki yıla kıyasla yüzde 52,3’ten yüzde 58’e çıktığına işaret eden Bahçıvan, bu rakamın da son 10 yılın zirvesine çıktığını ifade etti. Borçlanmanın etkisiyle kâr eden şirketlerin sayısı 2013’te 2012’ye göre 437’den 371’e gerilerken, zarar eden şirket sayısı da 63’ten 129’a çıktı. Erdal Bahçıvan, “2008’deki kriz sebebiyle oluşan olağanüstü durumları saymazsak son 10 yıldır bu kadar yüksek kâr eden şirket sayısına ilk kez rastlıyoruz.” dedi. … ■ ARİF BAYRAKTAR, Zaman, (25.6.2014)

 

YABANCI SERMAYE: "TÜRKİYE'Yİ SAT, RUSYA'YI AL"

ABD'nin en büyük bankalarından Bank of Americe Merrill Lynch, (BofA Merrill Lynch) yatırımcılara Türkiye varlıklarını satıp yerine Rusya'dan alım yapmalarını önerdi.

BofA Merrill Lynch'in 2014 yılının ilk yarısında Türkiye ve diğer bölge ülkelerini değerlendirdiği raporunda, "Türkiye (varlıkları), özellikle Avrupa Merkez Bankası'nın faiz indirim etkisiyle güçlü yükseldi; artık kârları toplama zamanı geldi. Ayrıca artık Türkiye hakkında daha ihtiyatlıyız. Türkiye'da politik risk yükseliyor ve ülke artık kredi notlarına daha hassas duruma geldi" uyarısı yapıldı.

BofA Merrill Lynch raporunda, varlıkların çapraz sınıflandırmasında da, kredi notuna olan duyarlılığı ve yükselen jeopolitik riskler nedeniyle en çok Türkiye konusunda kaygı duydukları da vurgulandı.

Ukrayna krizi nedeniyle kısmen izolasyon ile karşı karşıya kalan Rusya hakkında daha pozitif konumda oldukları da vurgulanan BofA Merrill Lynch raporunda, "Yeni yaptırımlar beklemiyoruz" denildi. Raporda, Türkiye gibi dış sermaye akımlarına dayanmayan Rusya'nın küresel piyasalardaki yükselişten daha fazla yararlanacağı öngörüsüne de yer verildi. ■ Cumhuriyet, (25.6.2014)

 

26.6.2014 

BOP, IŞİD: ERDOĞAN IŞİDDEN KORKUYOR, ÇÜNKÜ?

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın IŞİD’e hala terörist bile diyememesi manidar değil mi?

Peki, niye mi diyemiyor?

IŞİD’in ortaya çıkıp;

Ama bizi sen eğitmedin mi?!

Ama bize Türkiye sınırlarını sen açmadın mı?!

Ama bize silahı ve para sen vermedin mi demesinden!

Derse ne mi olur?

Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Erdoğan böyle bir İslamcılık imajı ile seçmenin karşısına çıkmak istemiyor zira bizim toplum dine saygılı olsa da katilliği kutsayan, kestikleri başlarla futbol oynayan, ciğer söken ve üç aylık bebekleri bile rehin alanlara hiçbir suretle itibar etmez. Dolayısı ile Tayyip Erdoğan IŞİD ile Beşar Esad’ı devirme adına kurdukları esrarengiz ilişkiler ortalığa saçılsın istemiyor. ■ Sabahattin Önkibar, Yeni Mesaj, (26.6.2014)

SEÇİMLER: SAMSUN NÜFUSUNUN YARISI 'DEVLET YARDIM' ALDI

Samsun Valiliği'nin Sosyal Yardımlaşma Vakfı aracılığıyla ihtiyaç sahibi ailelere yaptığı yardımların 2013 yılına ait dökümü üzerinden yapılan bir hesaplama, kentin yaklaşık yarısının 'devlet yardımı' aldığını gösteriyor.

Samsun Valiliği tarafından, kentte 2013 yılında yapılan devlet yardımlarının dökümüne ilişkin veriler 1 milyonu aşkın nüfusa sahip bir büyük şehir olan kentte, vatandaşların yaklaşık yarısının ‘yardım’ aldığını gösteriyor.

Bir milyon 261 bin 810 nüfusa sahip Samsun'da geçtiğimiz yıl nakdi, gıda,
eğitim , giyim, barınma, sağlık, engellilere bakım, kömür yardımı gibi değişik kalemlerde 247 bin 213 kişi devletten para aldı. 217 milyon 793 bin 250 lira tutan bu yardımların yanı sıra 41 bin 997 ton kömür dağıtıldı. Yardım alan kişilerin, bu yardımları bir aile adına aldığı düşünüldüğünde ve bu sayı en az iki ile çarpıldığında 500 bin kadar insanın, yani Samsun nüfusunun yarısına yakınının devletten bir şekilde yardım aldığı ortaya çıkıyor. Sosyal Yardımlaşma Vakfı kanalı ile yardımları dağıtan kaymakamlık yetkilileri ise devletin yardım elinin vatandaşın yanında olmasının güzel bir şey olduğuna ancak dağıtılan yardımların insanları tembelleştirdiğine dikkat çekiyor.

Samsun Valiliği tarafından yapılan 2013 yılı çalışmalarına göre Sosyal Yardımlaşma Vakfı kanalı ile devletin, ihtiyaç sahibi ailelere değişik kalemlerde yaptığı yardımlarda büyük bir artış gözleniyor. Samsun'da 2010 yılında dağıtılan yardımlar 13 milyon liradan 2013 yılında 26 milyon liraya ulaştı. Geçtiğimiz yıl nakdi, gıda, eğitim, giyim, barınma, sağlık ve diğer alanlarda 107 bin 996 aile devletten yardım aldı. 30 bin 352 kişi şartlı eğitim ve sağlık yardımları kapsamında yardım alırken, 38 bin 063 aileye toplam 41 bin 997 ton kömür dağıtıldı. Yaşlılara yönelik yapılan yardımlardan 26 bin 522 kişi yararlanırken yine engelli ve engelli yakınlarına yönelik yardımlardan 31 bin 531 kişi istifade etti. Engelli vatandaşların evde bakım hizmetlerinden yararlanan kişi sayısı ise 10 bin 346'ya ulaşmıştı. Ortalama verilen ücret ise 770 lira. Evde Bakım Hizmetleri için devlet 2013 yılında yaklaşık 90 milyon yardım dağıttı. Resmi nikahlıyken eşi vefat eden ve hiçbir sosyal güvencesi olmayan 3 bin 590 kadına iki ayda bir olmak üzere 500 maaş bağlandı. 2 bin 403 muhtaç asker ailesine toplam 2 milyon 725 bin yardım yapıldı.
'YARDIMLAR VATANDAŞI TEMBELLEŞTİRDİ'
Sosyal Yardımlaşma Vakfı'nın yaptığı yardımları halka ulaştıran kaymakamlar, yardımların dağıtılmasına farklı bir pencereden bakıyor. Yapılan yardımların devletin vatandaşına sahip çıkması adına önemli olduğunu ancak bu yardımların amacının dışına çıktığına dikkat çekerek, insanları tembelleştirdiğinin altını çiziyor. Yapılan sosyal yardımların insanların çalışma ve üretme arzusunu körelttiğini ve tembelliğe ittiğinin altını çizen kaymakamlar, "Yardım bağlanan vatandaş, çalışma arzusu veya iş arayışından vazgeçiyor. Biz her ne kadar dikkat etsek de bu sosyal yardımlar insanlarımızı tembelleştiriyor." eleştirisinde bulunuyor. ■ Radikal, (26.6.2014)

 

27.6.2014

FED, KRİZ: YENİ KRİZ GELİŞEN ÜLKELERDEN ÇIKACAK

Morgan Stanley Asya Eski İcra Kurulu Başkanı Stephen Roach, "Fed'in politikası finansal kaosa yol açacak" dedi ve yeni krizin gelişen ülkelerden kaynaklanacağını söyledi.

Morgan Stanley bankasının eski yöneticilerinden Stephen Roach, bir sonraki krizin aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bir dizi gelişen ülkeden çıkabileceğini söyledi.

CNBC'ye özel bir röportaj veren Roach, "Fed'in çılgınca yürüttüğü parasal genişleme politikası artık mali istikrarı görmezden geldiği bir aşamaya ulaştı. 4,3 trilyon dolarlık bilançosuyla Fed çıkış stratejisinde bile varlık ve kredi piyasaları için tehlikeli bir yol izliyor. Fed mali kaosa zemin hazırlıyor. Kendimizi bir sonraki krize hazırlamalıyız. Bu kriz nereden gelir, tam olarak bilmek zor. Ama cari açığı yüksek olan gelişen ülkeler, yani Hindistan, Endonezya, Brezilya, Güney Afrika ve Türkiye, bir sonraki krizin çıkış noktası olabilir" dedi.

AVRUPA İNCE ÇİZGİDE YÜRÜYOR
Yale Üniversitesi profesörü Roach'a göre Avrupa Merkez Bankası ise ince bir çizgide yürüyor. Roach, "Avrupa Merkez Bankası, Fed veya Japonya Merkez Bankası gibi değil. Her adımı iki kere düşünerek atıyor. Ancak ince bir çizgide yürüyor. Çünkü ısırmadan havlamaya devam ederse piyasalar bunun hesabını sorabilir. Dolayısıyla Avrupa Merkez Bankası ya sözlerinin arkasında durmalı, ya da susmalı” dedi. ■ http://www.ntvmsnbc.com, (27.6.2014)

 

MİLLİ İRADE, MİLLİ EGEMENLİK: BOŞ KÂĞIDA İMZA!

AKP Milletvekili Ramazan Can, önceki gün Meclis'te AKP'li milletvekillerine boş bir kağıt imzalattırmış...

Bir saate yakın bir sürede AKP'li vekillerin tamamına yakını imzalamış o boş kağıdı...

O kağıdın üstü, AKP'li tüm vekiller imza attıktan sonra doldurulacakmış ve "Başbakan Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığına aday gösterildiği dilekçe"ye dönüştürülecekmiş...

***

İyi de... Nereden belli?

Ya Ramazan Can o belgenin üzerine, "Biz aşağıda imzası olan milletvekilleri, topluca milletvekilliği görevimizden istifa ediyoruz" yazarsa...

Ya; imza atan isimlerin kendisine yüzer bin lira borçlu olduğunu ifade eden bir şeyler karalarsa...

Ya; o beyleri faili meçhul cinayetlerin sanığı haline dönüştürecek itiraflar döşenirse...

O zaman ne olacak?

"Öyle bir şey asla olmaz mı" diyorsunuz?

Ben de biliyorum olmayacağını...

Ama "imza","Olmaz canım, kimse kötüye kullanmaz" duygusallığıyla atılmaz...

Zaten öyle atılıyorsa, "imza"ya gerek olmaz.

İmza "en resmi" eylemdir...

Bu yüzden de imzalı her kağıt, "resmi bir belge"dir.

***

Şimdi her zamanki gibi Başbakan'a yaranmak için boş kağıda imza atan, suratlarına en dokunaklı maskelerini geçirerek "imza attıkları kalemleri ömür boyu saklayacaklarını" söyleyen o vekillere soruyorum:

Bu millet sizi, iradenizi bir başkasına devredesiniz diye mi seçti?

O yüzden mi her ay 15 bin liraya yakın maaş alıyorsunuz?

Madem önünüze gelen her boş kağıdı imzalayacaksınız; o zaman sizin dünya görüşünüz, kişisel farklılıklarınız, özgürlüğünüz nerede kalıyor?

***

Kısacası... İmza ne kadar "bireysel irade"yse...

"Boş kağıda imza" da o kadar "teslimiyet"in belgesidir!

Biat ve teslimiyet de günümüz dünyasında acizliktir.

AKP'li seçmenlere söylüyorum:

İşte; sizin vekilleriniz...

"Tepe tepe kullanın" diyemiyorum; çünkü sizin yerinize birileri zaten bu işi fazlasıyla yapıyor! ■ Mustafa Mutlu, Aydınlık, (27.6.2014)

SANAYİ:  SANAYİSİZLEŞİYORUZ

Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD) Başkanı Ali Yücelen, Türkiye ekonomisindeki büyümenin yanıltıcı olmaması gerektiğini; altyapı ve inşaattan çok sanayiye dayalı daha nitelikli bir büyüme için acil yapısal önlemler alınması gerektiğini söyledi.

Türk sanayisinin kan kaybettiğini belirterek, daha nitelikli bir büyüme için acil yapısal önlemler alınmasını isteyen Yücelen, Türkiye’de yaratılan katma değerde imalat sektörünün payının son 10 yılda 5 puan düşerek yüzde 17.7 olarak gerçekleşmesini, “Türkiye sanayisizleşiyor. Bunun en yakın örneği Yunanistan. Ekonomi üretmeyi, istihdam etmeyi bırakırsa bunun faturası çok acı olur” diye konuştu. ■ Aydınlık, (27.6.2014)

 

28.6.2014 

BÖLÜCÜLÜK: YENİ TÜRKİYE İMRALI’DA İNŞA EDİLİYOR

PKK, sevinçten göbek atıyor. Öcalan İmralı’dan, AKP Hükümetinin TBMM’ye sevk ettiği “çöz(üm)ülme” paketi konusunda “Yasa tarihi bir gelişmedir” açıklamasını yapıyor. Hasip Kaplan, “tasarı son derece önemli” diye sevincini dile getiriyor. Çünkü herkes gibi PKK’lılar da Öcalan’ın AKP Hükümetine önerdiği yol haritasının AKP Hükümeti tarafından adım adım uygulandığını görüyor. 30 Mart seçimleri sonrasında PKK bir dizi terör eylemi başlatarak, Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken, Erdoğan’ı ağır bir tehdit altına aldı. İnisiyatifi tamamen PKK’ya kaptırmış olan Erdoğan, seçimlere takriben 1.5 ay kala PKK terörünün daha da artarak seçim sandığına yansımaması için Öcalan’ın ortaya koyduğu ve PKK’nın talep ettiği yol haritasını uygulamaya soktu. Meselenin özü, Erdoğan’ın kurulduğunu ilan ettiği “Yeni Türkiye” Öcalan’ın imzasını taşıyor.

İkinci Yunan ordusu
Erdoğan ve AKP’nin beğenmedikleri Türkiye Cumhuriyeti, İstiklal Harbi’nin sonucunda Yunan ordusunu ve Batı emperyalizmini yenerek kurulmuştu. Yeni Türkiye ise emperyalistlerin gözetimindeki Oslo masasında Yunanlı generallerin “İkinci Yunan Ordusu” diye nitelendirdikleri PKK karşısında, yenilginin sonucu olarak kuruluyor. 2011’den bu yana Güneydoğu Anadolu bölgesinde PKK ikinci devleti oluşturuyor. Ordu kışlalara çekilmiş. Polis karakollardan çıkamıyor. Kendisini savunmak için ateş açıp PKK’lı öldüren askerlerin silahları elinden alınıyor. Köy korucuları PKK tarafından katlediliyor. Şehirlerarası yollar günlerce kesiliyor. PKK “şehitlikleri”, PKK asayiş, PKK mahkemeleri... Sanki Türk ordusu, PKK terör çetesine yenilmiş ve yenilgi sonrasında PKK ile bir anlaşma imzalıyoruz. Müzakere süreci denilen süreç, PKK’nın taleplerinin Türk halkına adım adım yutturulması süreci şeklinde ilerliyor. 2010’da “PKK ile görüşmedik, görüşmeyeceğiz. Bunu iddia eden şerefsizdir” dedikten dört yıl sonra görüşmelerin yasal çerçevesini oluşturan yasa taslağını Öcalan’ın arzu ettiği şekilde TBMM’ye ve Öcalan’a yolluyor. Çünkü artık TBMM egemenliği Abdullah Öcalan ile paylaşıyor da onun için. Öcalan “hayır” derse, TBMM’nin bu tasarıyı yasalaştırmasının anlamı kalmayacak.

Aciz duruma düşüldü
Türkiye’de PKK’ya yenilen AKP Hükümeti Kuzey Irak’ta da Barzani’ye yenilmiş durumda. 9 Ocak 2007’de “Kerkük’te oldu bitti peşinde koşanlara bu uyarıyı bugünden yapmak zorundayım” diyen Erdoğan 2014 Haziran’ında Kerkük’ün Barzani tarafından işgal edilmesine hiç ses çıkarmadı. 76 milyonluk Türkiye, 4 milyonluk Kuzey Irak karşısında aciz duruma düştü. Üstelik, bu Kuzey Irak, ekonomik olarak yaşamasını sadece ve sadece Türkiye’ye borçlu. Ankara’nın Kuzey Irak’a ekonomik ambargo kararı alması durumunda en geç 2 hafta içinde Kuzey Irak’ta yaşam durur. Kuzey Irak’ın bağımsızlığını ilan etmesi Kerkük’ü işgal etmesine bağlı idi. Barzani, muhtemelen IŞİD ile iş birliği içinde (Bir İngiliz gazetesi; IŞİD, Barzani ve Türkiye iş birliği içinde iddiasını gündeme getirdi.) Kerkük’ü işgal etti. Barzani’yi durduramayan AKP Hükümeti, Kerkük’ü Barzani’ye hediye etmeyi, şimdi “Kerkük petrolleri bizim üzerimizden ihraç edilecek, yani bize muhtaç” diye izah etmeye çalışıyor.

Hükümet tarihe geçecek!
Oysa, Barzani’nin amacı Akdeniz’e kadar uzanan alanda petrol boru hatlarının da üzerinde geçtiği Büyük Kürdistan’ı kurmak. Üstelik, Türkiye’de mevcut süreç Güneydoğu Anadolu’da bir federe devletin kurulmasına doğru hızla ilerlerken, Barzani amacına çok da uzak görünmüyor. Barzani’nin muhtaç oluşunu çok abartmamak lazım. Özetle; AKP Hükümeti, Kürtlere Türkiye’de federe devlet, Kuzey Irak’ta bağımsız devlet hediye ederek tarihe geçecek. “Yeni Türkiye” Graham Fuller’in kitabının adı idi. Yeni Türkiye’nin anayasal yapısını ise Abdullah Öcalan İmralı’da yazıyor.  ■ Ümit Özdağ, Yeniçağ, (28.6.2014)

 

İNŞAAT: KONUT FİYATLARI BALON YAPTI

TÜİK’in açıkladığı konut fiyatları endeksine göre, 2010 yılından, Mart 2014’e kadar geçen 3 yıl 3 ayda, genel olarak konut fiyatları yüzde 50.59 oranında arttı. Yeni konut fiyatları yüzde 51.01oranında arttı.
Aynı dönemde TÜFE olarak fiyatlar genel seviyesi yüzde 30.42 oranında arttı. Yani konut fiyatları artışı nominal olarak neredeyse enflasyonu ikiye katlamış oldu. Ancak enflasyonun etkisini giderdikten sonra reel artış yüzde 15.6 oldu.
Aynı 3 yıl 3 ay içinde inşaat maliyetleri ise nominal olarak yüzde 34.92 ve enflasyonun etkisi giderildikten sonra reel olarak 3.45 oranında arttı. Demek ki konut fiyatlarındaki artış, inşaat maliyetlerindeki artıştan ileri gelmiyor. Konut fiyatlarının şişmesinden ileri geliyor.

 

Türkiye’de İstanbul dahil bazı bölgelerde konut stoku var. Buna rağmen konut satışı ve fiyatlar neden artıyor? Bunun en önemli nedeni eksi reel faizdir. 2011yılından bugüne kadar banka mevduat net reel faizleri hep eksi oldu. Eksi reel faiz paranın satın alma gücünü eritir. Bunun için ihtiyacı olmayanlar da parası mevduatta erimesin diye gayrimenkul ve özellikle konut aldı.
Bir başka neden, daha güvenli ve kaliteli konut talebinin artmasıdır. Söz gelimi İstanbul’da konut stoku var ve fakat aynı zamanda da yeni projelere talep var.
Konut stoku ve konut talebi de bölgelere göre değişiyor. Yine TÜİK’e göre Mart’tan Mart’a son bir yılda konut fiyatları en fazla Kilis, Adıyaman ve Gaziantep bölgesinde arttı. Bu bölgede bir yıllık nominal artış yüzde 21.37 ve reel artış oranı ise yüzde 12 oldu. Buna karşılık konut fiyatlarının en az arttığı bölge ise, Diyarbakır ve Şanlıurfa oldu. Bu bölgede konut fiyatları nominal olarak yüzde 2.82 arttı, reel olarak ta yüzde 5 oranında düştü.

 

Öte yandan yabancılara yapılan konut satışlarında da artış var. Geçen sene Ocak- Mayıs arasında ilk 5 ayda 4.451 konut satıldı. Bu sene aynı dönemde 6.804 konut satıldı. Yabancıların en çok konut aldığı üç il sırasıyla, Antalya, İstanbul ve Aydın oldu.
Merkez Bankası Ödemeler Bilançosu’na göre de, 2013 yılı Nisan ayında son bir yıl itibariyle, yabancıların Türkiye’den gayrimenkul alımı 2.7 milyar dolar olurken, bu sene aynı dönemde 3.5 milyar dolara yükseldi.
Geçen sene Nisan ayında Türkiye’den gayrimenkul alan yabancılara uygulanan oturma izni bir yıla çıkarıldı. Daha önce bu süre 3 ay idi. Yabancılara getirilen bu kolaylık yabancıların konut alımını teşvik etti. ■ Esfender Korkmaz, Yeniçağ, (28.6.2014)

 

TARİHE SAYGI: MİLLETE KÜFÜR EDEN MEHMET CENGİZ'E SATILAN TARİHİ KORUDA YANGIN

Üsküdar’daki Fethipaşa Korusu içindeki Hüseyin Avni Paşa köşkünde yangın çıktı. Yangına çok sayıda itfaiye müdahale etti. Yangın sonucu tarihi köşk kül oldu. Yangın kontrol altına alındı.

Üsküdar Sultantepe Mahallesi'nde bulunan Hüseyin Avni Paşa Korusu'nda bulunan Hüseyin Avni Paşa Köşkü'nde saat 16.30 sıralarında yangın çıktı. Görgü tanıklarının verdiği bilgiye göre çatıda başlayan yangın ahşap olan köşkte hızlıca yayıldı. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin müdahalesine rağmen köşk kısa sürede küle dönüştü. Alevler koru içindeki ağaçlara da sıçradı. İtfaiyecilerden bazıları ağaçları söndürmeye uğraştı. Küle dönen köşkün içindeki ahşapların bir kısmı yangın nedeniyle yıkıldı. Köşkü tamamen söndürmek için havadan helikopterle de müdahale ediliyor. ■ Cumhuriyet, (28.6.2014)

 

29.6.2014 

TASARRUFLAR, FAİZ: MERKEZ BANKASI'NIN FAİZ KARARLARI NE ANLAMA GELİYOR?

Türkiye Merkez Bankası, piyasalardaki 0,50'lik beklentinin aksine, 0,75'lik faiz indirime gitti. Gazeteci Zülfikar Doğan, Merkez Bankası'nın bu kararının, Türkiye'nin ekonomik verileri ve gelişen piyasalardaki konumu ışığında ne anlama geldiğini yazıyor.

Merkez Bankası'nın (MB) merakla beklenen, kritik önemdeki 24 Haziran Para Politikaları Kurulu (PPK) toplantısından da, Başbakanı mutlu edecek bir faiz indirimi kararı çıkmadı.

PPK, geçen ay Başbakanın "Sen milletle dalga mı geçiyorsun?" diyerek tepki verdiği, 0,50'lik indirimin ardından 24 Haziran'da da 0,75 puanlık bir indirime gitti. Piyasalardaki beklenti, 0,50'lik bir indirimdi.

MB son kararıyla politika faizini 8,75'e düşürmüş oldu. Bir yandan Türkiye, MINT (Malezya, Endonezya, Nijerya, Türkiye) ülkeleri sınıflandırmasında, 2050'nin ekonomik devleri arasında gösteriliyor olsa da, bugünün gerçeği Türkiye ekonomisinin 'en kırılgan' 5 ekonomi arasında, (Brezilya, Hindistan, Endonezya, Güney Afrika, Türkiye) ilk sırada olmasıdır.

Yani enflasyon, cari açık, dış ticaret açığı, dış kaynak (doğrudan yatırım ve sıcak para) ihtiyacı gibi sıkıntıları ön planda olan bu ülkelerle Türkiye, küresel piyasalarda para bulmak için yarış halinde.

Dış kaynak akışı olmazsa sıkıntı daha da büyüyecek. Oysa Türkiye'den kaynak çıkışı söz konusu.

Kaynak akışını cezbetmenin yolu ise faiz. O zaman MB'nın neden faiz indiriminde, Başbakanın tüm ısrarına rağmen ağırdan aldığını, bazı veriler ışığında daha iyi anlıyoruz.

Küresel piyasalardan para bulmak, finansman çekmek zorunda olan bu 'kırılganlara' bakıldığında, Türkiye'de politika faizi 8,75'e indi ama Brezilya'da yüzde 11. Hindistan'da 8, Güney Afrika'da 5,50, Endonezya'da 7,5.

Brezilya faiz rekabetinde önde. Negatif göstergelerden enflasyonda ise Türkiye beş ayda yüzde 9,66 ile ilk sırada. Brezilya 6,3, G. Afrika 6,6, Hindistan 8, Endonezya 7,3. Yani Brezilya'da faiz-enflasyon makası, 5 puan faiz lehine.

Tasarruf oranı düşük

Tüm bunların dışında, tasarruf eğilimi açısından ise Türkiye yüzde 12,6 ile son sırada. Bu oran, Endonezya'da yüzde 31, Hindistan'da 30, Brezilya'da 16, Güney Afrika'da 13,2.

Tasarruf oranı en düşük olduğu için de en çok açık veren, en çok kaynağa ihtiyacı olan da yine Türkiye. Bu da, Türkiye'yi kırılganlar arasında 'en kırılgan' yapıyor. O yüzden, MB'nın eli-kolu bağlı.

Avrupa Merkez Bankası'nın negatif faize geçişi, ABD'nin sıfır faizde devam kararıyla bir umut belki para akışı hızlanır diye, gözü yollarda bekliyor.

Yani MB, ne Başbakana meydan okuyor, ne de dalga geçiyor. Mevcut ekonomik gerçekler ışığında "el mahkûm" davranıyor.

İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) en büyük 500 Sanayi Kuruluşu Araştırması da bu acı gerçeği sergiliyor. 2013'te 500 büyüğün borçlanması, önceki yıla göre yüzde 25,4 artarken, özkaynak artışları yüzde 6,1'de kalmış. Kısa vadeli borçlardaki artış vahim. Faiz ödemelerinde yüzde 32,7 artış olmuş. Kârlar yüzde 8,5 gerilemiş, erimiş.

Kısaca 500 Büyük'ün verileri, bir anlamda Küresel Finansal krizin yaşandığı 2008 dönemindeki gibi, sanki üzerlerinden bir ekonomik kriz geçmişçesine kötü. Bu kötü tablo 2014'e de devretmiş durumda.

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan da onun için diyor ki: "Sanayici maalesef, kur ve faize yenildi".

Özel sektör dış borcu, Türkiye tarihinde ilk kez 203 milyar dolara ulaştı. Kur arttıkça borç katlanıyor. Çünkü borçların yüzde 55'i dolar, yaklaşık yüzde 40'ı da euro cinsinden. Kısa vadeli, yani bir yıl ve daha az sürede ödenmesi gereken borç ise 170 milyar dolara yaklaşıyor.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'un Merkez Bankası ve düzenleyici-denetleyici özerk üst kurulların bağımsızlının, Türkiye'nin bağımsızlığından daha önemli olmadığını söyleyip, "Bununla ilgili yasal düzenlemelere gideceğiz" sözlerinin zamanlaması bu ekonomik tabloda, daha kritik bir sürecin başlayacağını işaret ediyor. ■  Zülfikar Doğan, Cumhuriyet, (28.6.2014)

 

30.6.2014

SANAYI: TÜPRAŞ, ‘FORTUNE 500‘ÜNDE TEPESINDE

TÜPRAŞ 41,7 milyar liralık net satış ile "Fortune 500" listesinde ilk sırada yer aldı

Türkiye’nin en büyük 500 şirketini belirleyen Fortune 500 Türkiye sıralamasının yedincisi, düzenlenen basın toplantısıyla Fortune 500 Türkiye Editörü Kenan Şanlı ve Finar/Dun & Bradstreet (D&B) Türkiye Genel Müdürü Didem Taner tarafından açıklandı.

Toplantıda verilen bilgilere göre, TÜPRAŞ'ın 41 milyar 78 milyon lira net satışla ilk sırada yer aldığı listede, bu şirketi 24 milyar 979 milyon lira net satış geliriyle OMV Petrol Ofisi ve 23 milyar 206 milyon lira net satış geliriyle Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt AŞ izledi. Net satış gelirini 18 milyar 776 milyon liraya çıkaran Türk Hava Yolları, dördüncü sırada yer aldı.

17 milyar 845 milyon net satış geliri ile Opet’in beşinci sırada yer aldığı listede, 15 milyar 382 milyon lira net satış gelirine sahip olan Türkiye Elektrik İletim altıncı, Shell&Turcas Petrol ise 13 milyar 997 milyon lira net satış geliri ile listede yedinci sırada yer aldı.

Türk Telekom 13 milyar 190 milyon net satış geliri ile sekizinci sıradaki yerini korurken, bir önceki yıl 13’üncü sırada olan Enka, ciddi bir atak yaparak 12 milyar 459 milyon lira net satış geliri ile 2013 listesine dokuzuncu sıradan girdi.

Fortune 500 Türkiye listesinin en önemli sürprizlerinden birini ise BİM yaptı. Önceki yılki listede 14’üncü sırada olan BİM, 11 milyar 848 milyon lira net satış geliri ile bu yıl ilk 10 arasına girmeyi başardı.

"İSO 500"DE DE TÜPRAŞ

İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) 'Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu" 2013 yılı araştırması sonuçlarında ilk sırayı geçmiş yıllarda olduğu gibi yine Türkiye Petrol Rafinerileri AŞ (TÜPRAŞ) aldı. ■ Akşam, (30.6.2014)

BORÇLANMA: BORÇ STOKU 578.9 MİLYAR TL

Hazine Müsteşarlığı 2014 yılı birinci çeyreğine ilişkin kamu net borç stoku ve AB tanımlı genel yönetim borç stoku verilerini açıkladı.

Kamu net borç stoku 2014 yılı birinci çeyreği itibarıyla 2013 yılı sonuna göre yüzde 2.9 oranında azalışla 191.8 milyar TL olurken, AB tanımlı genel yönetim borç stoku yüzde 2.2 oranında artışla 578.9 milyar TL düzeyinde gerçekleşti.
Hazine Müsteşarlığı 2014 yılı birinci çeyreğine ilişkin kamu net borç stoku ve AB tanımlı genel yönetim borç stoku verilerini açıkladı. Üçer aylık dönemler itibarıyla yayımlanan verilere göre 2014 yılı birinci çeyreği sonu itibarıyla kamu net borç stoku 2013 yılı sonuna göre 5.8 milyar TL tutarında, yüzde 2.9 oranında azalışla 191.8 milyar TL oldu. Kamu net borç stoku 2013 yılı sonunda 197.6 milyar TL düzeyinde gerçekleşmişti.

-AB TANIMLI BORÇ STOKU ARTTI-

2014 yılının ilk çeyreği itibarıyla AB tanımlı genel yönetim borç stoku ise 2013 yılı sonuna göre yüzde 2.2 oranında, 12.6 milyar TL tutarında artışla 578.9 milyar TL oldu. 2013 yılında AB tanımlı genel yönetim borç stokunun GSYH’ye oranı yüzde 36.3 düzeyindeyken, 2014 yılının ilk çeyreğinde yüzde 35.9 oldu. ■ Akşam, (30.6.2014)

Bölücülük: Postal öpücü’ dediler önünde diz çöktüler!

Kandil muhafızı Kerkük işgalcisi Barzani, kendisini küçümseyen AKP ile iş ortağı oldu! Davutoğlu’nun ”Kak“ (Ağabey) dediği Barzani bugün bir petrol şeyhine dönüştü

Bir zamanlar adı anılmazdı
AKP, bir zamanlar küçümsediği Mesud Barzani karşısında tüm kırmızı çizgilerini unuttu. ABD’nin Irak işgaliyle koruma altına alıp kukla devlet kurdurduğu Barzani’nin ne Türkiye toprağında gözü olması ne Kandil’deki PKK’lıları himaye edip koruması ne de malum planlarla iç savaşa sürüklenen Irak’ta Türkmen kentlerine el koyması iktidarın peşmergeyle petrol ticaretini engelledi.

İşlenmiş petrol ürünü istiyor
Barzani, Irak’ta IŞİD’in en büyük rafineri olan Beyci’yi ele geçirmesinin ardından işlenmiş petrol ürünleri için de kendisini AKP kongresinde ‘onur konuğu’ yapan ve kırmızı halıyla karşılayan ortağına yöneldi. Türkiye’ye daha fazla petrol ihracatı öneren Barzani yönetimi, karşılığında akaryakıt, motorin gibi ürünler istedi. Barzani’ye ‘şimdilik acil ihtiyaçlarının karşılanacağı’ sözü verildi.

Babasının izinden ilerliyor!
AKP’nin iş ortağı Barzani, Türkiye’den toprak isteyeceğini 1966 yılında ilan eden babasının yolunda yürüyor. Temmuz 2010’da Mısır televizyonuna konuşan Mesud Barzani; Irak, Suriye, İran ve Türkiye’den alınacak topraklarda “Bağımsız Kürdistan” kuracağını ilan etmekten çekinmemiş ve şöyle demişti: Türkler, Farslar ve Arap ulusu gibi Kürtler de devlete sahip olmalı!

Postal öpücüler
İktidarlarının ilk yıllarında, Irak’ın toprak bütünlüğünü savunan ve Irak’ın kuzeyindeki Kürdistan’a asla izin vermeyeceklerini söyleyen AKP’liler, 2008’de ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney’ın Ankara’ya getirdiği “Kürdistan tebligatı” nın ardından ağız değiştirmişti. Bugün Kürdistan’ı resmen tanıma aşamasına gelen AKP’lilerin, tebligattan önce söyledikleri sözler şöyleydi:
Abdullah Gül (Cumhurbaşkanı- 2007): (Barzani’nin “Türkiye operasyon yaparsa kendimizi savunma hakkımızı kullanırız” açıklaması üzerine) Bana bu tür kişilerle ilgili sorular sormayın. Benim muhataplarım bellidir. Tanımayız.
Tayyip Erdoğan (Başbakan- 2007): Barzani muhatabımız olamaz. Kendisi terör örgütüne yataklık yapar durumda. Bana o kişiyi sormayın.
Cemil Çiçek (Hükümet Sözcüsü- 2006): Terörle ilgili şu ülkenin yöneticisi, filanca aşiret şeyhi, dünün postal öpücüleri şöyle demiş, böyle demiş... Şu anki terör algılamamızda bir değişikliğe neden olmaz. ■ Yeniçağ, (30.6.2014)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura