Diğerleri > Sis Çanı
14-11-2013
NELER OLDU 25-30 EYLÜL 2013 (Yolsuzluk, faiz, UÖŞ, yabancıya toprak, Atatürk’e saygısızlık, karşı-devrim, Derin Merkez, konjonktür, RTE, Dolar, dincilik, özelleştirme, Milli İrade, dış borç, bölücülük)

Cihan Dura

14.11.2013


25.9.2013

AKP’YE YOLSUZLUK BASKINI

Adapazarı ve Mudanya belediyelerinde ‘ihaleye fesat’ soruşturması başlatıldı

Adapazarı ve Bursa’da AKP’li belediyelere yönelik operasyon düzenlendi. Adapazarı’nda AKP’li Belediye Başkanı Süleyman Dişli ile Belediye Başkan Yardımcısı Rıdvan Özüm’ün de aralarında bulunduğu 6 kişi ‘ihaleye fesat karıştırmak’ suçlamasıyla gözaltına alındı.
Sakarya Cumhuriyet Savcılığı tarafından sürdürülen yolsuzluk iddialarıyla ilgili araştırma sonunda gözaltına alınan 6 kişiye bir alışveriş merkezinin yapılması sürecinde yöneltilen suçlamalar olduğu bildiriliyor. Adapazarı’nda yapımı günlerce tartışılan Sangarius adlı alışveriş merkezi ve spor kompeksi ihalesi konusunda yürütülen soruşturma kapsamında gerçekleştirilen operasyonun kapsamının genişletilebileceği bildirildi.

Mudanya’da 30 gözaltı

Bursa’da da AKP’li Mudanya Belediyesi’ne baskın düzenledi. Aralarında 2 belediye başkan yardımcısı, bazı AKP’li meclis üyeleri, bürokratlar ve belediye ile iş yapan müteahhitlerle esnafın da bulunduğu 30 kişi gözaltına alındı. Mali polisin elinde 60 kişilik gözaltı listesinin olduğu da öğrenildi. Operasyon kapsamında, belediyenin son yıllardaki kimi tartışmalı ihaleleri ve alımlarıyla ilgili belgeler incelenmeye alındı. Gözaltıların, “rüşvet, zimmet, vergi usul kanununa muhalefet, evrakta sahtecilik” iddialarına dayanılarak yapıldığı bildirildi.
Öte yandan AKP’li Refik Yılmaz’ın başkanvekili seçilmesiyle tartışmalı sürece giren Gemlik Belediyesi de dün kurşunlandı. ■ Cumhuriyet, (25.9.2013)

FAİZ: DOLAR BAŞÇI’YA ZIT

Merkez Bankası Başkanı Başçı ‘Dolar 1.80’e de inebilir ama faizler böyle kalır’ deyince kurlar yükseldi

Piyasadaki son hareketliliğe Başkan Başçı’nın ‘kısa vadede faizlerde bir değişiklik beklenmemesi’ yönündeki açıklamaları neden oldu. Dış piyasalardaki bozulma da buna eklenince 1.9865 seviyelerinde olan dolar/TL, en 
son 18 Eylül’de gördüğü 2.0035’e yükseldi.

Denizli’de düzenlenen para politikaları konulu konferansta konuşan Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, “Dolar 1.80 de olabilir” dedikten sonra kurlar yükseldi. Dolar, Amerikan Merkez Bankası’nın (Fed) tahvil alımını azaltmaya fiili olarak başlamasının piyasaları etkilemeyeceğini ve önümüzdeki yıl sermaye girişinin artması durumunda doların 1.80 TL seviyesine gelebileceğini, olmazsa da 1.92’de karar kılabileceğini ileri süren Başçı’ya nazire yaparak 2.00 seviyesini aşarken faizler de yükselmeye başladı. Piyasadaki son hareketliliğe Başkan Başçı’nın “kısa vadede faizlerde bir değişiklik beklenmemesi” yönündeki açıklamaları neden oldu.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergei Ryabkov’un ABD ile ülkesi arasında Suriye hakkındaki görüşmelerin yolunda gitmediği ve Rusya’nın, kimyasal silahlar hakkında varılan anlaşmanın ABD’nin olası bir askeri müdahalesini sadece ertelemiş olmasından endişelendiğini söylemesi, piyasalarda olumsuz tepki buldu.
Başçı’nın açıklamaları öncesinde 1.9865 seviyelerinde olan dolar/TL, dış piyasalardaki bozulmanın da etkisiyle kademeli olarak en son 18 Eylül’de gördüğü 2.0035’e kadar yükseldikten sonra, saat 13.32’de 2.0025 seviyesine geldi. Dolar günü 2.0030 den kapattı. ■ Cumhuriyet, (25.9.2013)

UÖŞ: BLACKBERRY SATILDI

Mali krizden kurtulamayan teknoloji devi 4.7 milyar dolara satıldı. İçine düştüğü mali krizden bir türlü kurtulamayan Kanadalı akıllı telefon üreticisi BlackBerry’nin yeni sahibi Fairfax Financial oldu.
BlackBerry’den yapılan yazılı açıklamada, liderliğini Fairfax Financial Holding’in yaptığı bir konsorsiyumun 4.7 milyar dolarlık teklifinin kabul edildiği ve şirketin tüm hisselerinin bu konsorsiyuma devredildiği bildirildi.
Mike Lazaridis tarafından 1999’da kurulan ve farklı özellikleri nedeniyle cep telefonu piyasasında bir dönem adından bahsettiren BlackBerry, mali krizi aşabilmek için en son 4500 çalışanını işten çıkaracağını açıklamıştı. ■ Cumhuriyet, (25.9.2013)

26.9.2013 

YABANCIYA TOPRAK: ÇİN, UKRAYNA’DAN TARIM TOPRAĞI ALIYOR

Libya’dan sonra Çin de Ukrayna’da tarım için toprak satın alıyor.. Çin Devlet Tarım şirketi Xinjiang Production and Construction Corps. ve Ukrayna KSG Agro şirketi arasında varılan bir anlaşma uyarınca, Çin birkaç yıl içinde Ukrayna’da 3 milyon hektarlık ekime elverişli toprak satın alacak. Söz konusu topraklar Ukrayna’nın Dnyepropetrovszki bölgesinde bulunuyor. Bölge zengin tahıl üretimiyle tanınıyor. Bu anlaşmanın ilk adımı olan ve toplam değeri 2.6 milyar dolar olan Ukrayna - Çin gıda işbirliği programı Ağustos sonundan itibaren yürürlüğe girdi. Birkaç yıllık bir zaman dilimi içinde Çin şirketinin mülkiyetine geçecek olan toprak miktarı, Ukrayna tarıma elverişli topraklarının % 7’sini oluşturuyor.
Ukrayna sınırları içinde Çin şirketi tarafından denetlenecek olan bu topraklar, Hollanda’nın ya da İsrail’in yüzölçümünden de büyük. Dünyada tarıma en elverişli toprak olarak bilinen “kara toprak” ların % 30’una sahip olan Ukrayna ise bu alışverişle avantajlı duruma geldiği kanısında. Planlara göre Çin uzun vadede Çinli nüfusun tarım ve gıda ihtiyaçlarını, başka ülkelerdeki ancak mülkiyeti kendine ait tarım alanlarındaki üretimle karşılayacak. ■ Yeniçağ, (26.9.2013)

ATATÜRK’E SAYGISIZLIK: ATATÜRK BÜSTÜ YERLERDE

Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yalova Benim Kentim'dir" dediği Yalova'da Atatürk büstü bir kenara atılmış şekilde duruyor.

Yalova'nın Çiftlikköy ilçesinin Laledere köyünde taşımalı eğitim nedeniyle kapanan Laledere Köyü İlköğretim Okulundaki Atatürk büstü bir köşeye atılmış durumda bulundu.

Odatv'nin haberine göre; metruk durumda olan ve bakımsızlıktan çürümeye terk edilen Laledere İlköğretim Okulu’nun hali bir yana, Atatürk büstünün konulduğu kaidenin üzerinde eski ayakkabıların olduğu, Atatürk büstünün ise kenarda bir köşeye tellerin arkasına atıldığı gözlendi. 100 haneli 360 nüfuslu köyde hizmet veren ilköğretim okulu köy nüfusunun ve öğrenci sayısının azalması üzerine kapanmıştı. ■ Cumhuriyet, (26.9.2013)

 

KARŞI-DEVRİM: KURBAN DERİSİ TOPLAMA YETKİSİ TÜRK HAVA KURUMU'NDAN ALINDI

Kurban Bayramı öncesi herkesi yakından ilgilendiren karar sessiz sedasız uygulamaya girdi. Resmi Gazete'de bugün yapılan değişiklikle, Türk Hava Kurumu'nun kurban derisi ve bağırsak toplama yetkisi elinden alındı. Kurumun elinden alınan yetkileri arasında fitre ve zekat zarfı dağıtmak suretiyle yardım toplama da yer aldı.Cumhuriyet, (26.9.2013)

DERİN MERKEZ, TETİKÇİ: MADURO'YA SUİKAST GİRİŞİMİ

Venezuela Devlet Başkanı Maduro, girişimin ardında iki eski Amerikalı yetkili olduğunu belirtti.

CARACAS - Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, kendisini hedef alan bir suikast girişimi nedeniyle New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarına katılamadığını açıkladı.

Devlet televizyonundan halka seslenen Maduro, bilgi kaynağının ortaya çıkmaması için girişimin ayrıntıları ile ilgili bilgi vermeyeceğini belirtti.

ABD Başkanı Barack Obama'nın suikast girişiminden haberinin olmadığına inanamadığını söyleyen Maduro, olaydan iki eski Amerikalı yetkili Roger Noriega ve Otto Reich'ı sorumlu tuttu.

Maduro, Noriega ve Reich'ı daha önce de hükümetini devirmeye çalışmakla suçlamıştı. ■ Dünya, (26.9.2013)

 

27.9.2013

YOLSUZLUK: PROFESÖRLERE ORGAN BASKINI

Başkent merkezli olmak üzere 17 ilde “organ çetesine” yönelik düzenlenen operasyonda 16 kişi gözaltına alındı. Zanlılar arasında iki profesörün de yer aldığı öğrenildi. Çetenin, yoksul yurttaşlardan para karşılığı böbrek satın aldığı, nakil işlemini de donör ile hastayı akraba gibi göstererek yaptığı öğrenildi. Ankara, Adana, Antalya, Çorum, Eskişehir, İstanbul ve İzmir’in de arasında bulunduğu 17 kentteki baskında, 15 kişinin böbreklerini sattığı, 10 kişinin de böbrek aldığı tespit edildi. Çetenin, baskından önce 4 böbrek nakline aracılık ettiği, 9 naklin ise operasyonla engellendiği belirtildi.

Çetenin bazı nakilleri Mısır’da yaptığı, gözaltına alınanlar arasında vize işlemlerini yürüten elçilik yetkililerinin de bulunduğu kaydedildi. Zanlıların tetkik işlemlerini İbni Sina Hastanesi’nde yaptırdığı, hastane çalışanı bir kişinin de gözaltında bulunduğu iddia edildi. ■ Cumhuriyet, (27.9.2013)

(Yalnız tahsil insanı etmiyor adam. İlle bir şey daha lazım: maya mı desem, ahlak mı desem, vicdan mı desem.)

EKONOMİK KONJONKTÜR: BÜYÜME BAŞKA BAHARA

Fitch Ratings’e göre cari açık riski büyük olan Türkiye fırtınanın dibinde değil ama oldukça yaklaşıyor

Fitch ülke notları birimi kıdemli direktörü Rawkins’e göre ülkeye net sermaye girişi giderek yavaşlayacağı için Türkiye’de büyüme başka bahara kalacak. Çünkü Türkiye’nin yüksek dış finansman riskleri ve yüksek bir cari açık var. Bu ikisi ülke ekonomisini dış gelişmelere karşı daha hassas ve kırılgan hale getiriyor. Müdahale edilmezse Türkiye’nin 2011’de kaçınmaya çalıştığı sert iniş söz konusu olabilir.

Fitch ülke notları birimi kıdemli direktörü Paul Rawkins, cari açık ve iç tasarrufların yetersizliği nedeniyle dış gelişmelere karşı oldukça hassas ve kırılgan bir yapıya sahip olan Türkiye’ye sermaye akışında ani bir duruş olursa büyüme için ciddi bir tehdit oluşacağını ve ülke ekonomisinin ciddi bir resesyon yaşayabileceğini söyledi.
Türkiye için en büyük tehlikenin “ani duruş riski” olduğunu belirten Rawkins, “Türkiye’nin mükemmel fırtınanın dibinde olmadığını, ancak oldukça yaklaştığını” belirterek şunları söyledi:

Notu neden artırmıştık? 2012’de Türkiye’nin notunu hangi sebeplerden artırdık? Bunlardan biri ‘yumuşak iniş’. Türkiye’nin acaba bir çakılmayı engelleyip engelleyemeyeceğiydi ve Türkiye’nin bundan kaçınmasının, esnekliğinin ve aynı zamanda direncinin de artmasında etkili olduğunu gördük. Bu, güçlü yanlarının da teyidi idi. Güçlü kamu finansmanı ve sağlam bir bankacılık sistemi özellikle kilit noktalar. Henüz sağlıklı olarak belirlenen sınırlar dışına çıkmış bir risk söz konusu değil. Tablonun oldukça olumlu bir resim arz ettiğini söylemek mümkün.

Türkiye’nin kırılganlıkları: - Türkiye’de yüksek dış finansman riskleri ve yüksek bir cari açık var. Bu ikisi de Türkiye’yi dış gelişmelere karşı daha hassas ve kırılgan hale getiriyor.
- Büyümenin daralması iç tasarrufun düşük olmasından kaynaklanıyor. Eğer sermaye akışında ani bir duruş olursa o zaman bu büyüme için ciddi bir tehdit oluşturacak ve Türkiye ciddi bir resesyon yaşayabilir. Türkiye için en büyük risk, şu anda cari açıkla birlikte ‘ani duruş riski.’
- Bu kadar ciddi bir cari açığı kısa vadeli borçlarla finanse etmek mümkün değil. Bu yüzden politika yapıcılarının artık optimum büyüme oranının ne olduğunu gözden geçirmesi şart.
- Türkiye’nin gelecek yıllarda GSYH/cari açık oranının yüzde 6’lar seviyesinde tutulması durumunda bu sürdürülebilir. Ancak daha fazla artarsa doğrudan yabancı yatırımlarla finanse edilmesi gerekebilecek.

Krize karşı tamponlar: Buna karşılık güçlü bir hükümet yapısının bulunması, banka ve hanehalkları bilançolarının Avrupa’dan daha olumlu olması... Türkiye şu anda ödemeler dengesi krizinden uzakta görünüyor. Bankacılık sistemi güçlü. Aynı zamanda para politikasında ve döviz kuru politikasında geçmişte görülmeyen ciddi bir esneklik söz konusu.

Zayıf noktalar artıyor: Düşük bir iç tasarruf söz konusu. Bu da aslında kendi notu olan BBB- ortalamasının altında ve bu da bir cari açık şeklinde kendini yansıtmakta. Aynı zamanda yüksek enflasyon ve kredi büyümesi, resmi hedeflere ulaşmada muğlaklık sebebi. Faiz dışı harcamalarda ise yüksek bir artış olduğu göz ardı edilemez.

Peki ne yapmalı? Türkiye’nin daha düşük bir cari açık hedefine ulaşmak için de döviz kuru politikasında değişiklikler yapılması gerekir. Aynı zamanda daha dar bir global likidite söz konusu olabilir. Bu da Merkez Bankası’nın faiz oranları stratejisini yenilemesini gerektirebilir.

Ya müdahale edilmezse? Müdahale edilmezse Türkiye’nin 2011’de kaçınmaya çalıştığı sert iniş söz konusu olabilir. Hem iç hem de dış riskler kredi notuna ekonominin oldukça kötü etkilenmesi durumunda etki edebilir. Eğer sermaye çıkışları olur, bunu Merkez Bankası’nın faiz artışları izler ve ekonomiye belirgin bir etki olursa o zaman kredi notunda etki olur.

Politik risk radarımızda: Bir ülkede, ödemeler dengesi krizi, dış borç oranlarında sert artışlar ve ekonomiyi olumsuz etkileyecek büyük bir politik şok kredi notunu etkileyebilir. Türkiye’deki siyasi riski daha yakından takip ediyoruz. Gelecek iki yılda yapılacak üç seçimin yabancı yatırımlara olası etkisi kredi notu açısından da önemli olacak. Seçimler yabancı yatırımları etkileyecek düzeyde değişikliğe neden olursa o zaman kredi notu açısından bir anlam ifade edebilir.

Büyüme yüzde 3.6 olur: Cari işlemler açığı/GSYH’nin 2014’te yüzde 6 civarında olmasını bekliyoruz. Büyümenin bu yıl yüzde 3.6 olmasını, 2014’te ise yüzde 3 ya da altında gerçekleşmesini bekliyoruz. Enflasyonu bu yıl ve gelecek yıl yüzde 7 ile yüzde 8 bandında öngörüyoruz.

Notumuz artabilir mi? Cari açığın GSYH’ye oranı yüzde 5’in altına düşer ve fonlama kalitesinde de sürdürülebilir bir artış yaşanırsa neden olmasın. (Fitch, Türkiye’nin kredi notunu yatırım yapılabilir seviye olan “BBB-” olarak not görünümünü ise durağan olarak açıklamıştı.) ■ Cumhuriyet, (27.9.2013)

 

RTE: HER YERİ OYNAYAN ADAM...

Kimisi elini tutamaz...
Kimisi sözünü tutamaz...
Kimi göz koyar; gözünü tutamaz...
Kimi yer; boğazını tutamaz...
Kimi kaçar...
Demek ki ayağını tutamadı...
Kimi dilini tutamaz..

Bu hiçbir yerini tutamıyor...

Eli; Suriye’de...
Kolu; Mısır’da...
Parmağı; Afrika’da...
Bir ayağı; Amerika’da...

Öbür ayağı boşta kaldı...
“Gazze’ye inşallah Amerika dönüşü gideceğim” dedi...
Gidemiyor tabii...
Tek ayakla...

 

Yumruğu; yargı...
Bileği; polis...
Çenesi; kanun...
Medya; avucun içi...
Sermaye; kucak...

 

Kulağı; bizim telefonlarda...
Parmağı; tiyatroda, büfede, eczanede, camide, ormanda, üniversitede, kreşte, balkonda, tribünde...
Saçta, başta, etekte, ana rahminde, yatak odasında...

Burun?
Soktu misal; seçmeli derse...
Velilerin “Peygamber Efendimizin Hayatını” seçmelerini istedi...

Matematik; 5 saat...
Seçmeli dersi de koyarsan; din iman 6 saat...
Çağdaş eğitimi görüyor musunuz?..

 

Sonra köprü yapmak için Japonları, kafana bomba düşmesin diye Almanları, kayıp pilotunu bulsunlar diye Amerikalıları, petrolünü çıkartsınlar diye Kanadalıları, uydu televizyonunda gözükmen için Fransızları, inekler süt versin diye Hollandalıları, üşümemek için Rusları, su içmek için İtalyanları çağırırsın...

Kafa?..
Ortaçağda... ■ Bekir Coşkun, Cumhuriyet, (27.9.2013)

DOLAR: TÜRK LİRASI İKİLİ BASKI ALTINDA

* Dünya piyasaları ABD’deki bütçe tartışmaları ile gergin günler geçirirken Türkiye’de Merkez Bankası’nın faizler konusundaki açıklamalarının da etkisiyle lirada katmerli düşüş yaşanıyor.

Dünya piyasaları ABD’deki bütçe tartışmalarına odaklanırken Türkiye’de Fitch’in açıklamaları gündemi oluşturdu. Bunlara ek olarak Merkez Bankası’nın kısa vadede lirada değerlenme sağlayacak yeni bir adım atmayacağı yolundaki kanaatin de etkisiyle kurda yukarı doğru hareket sürdü.
Endişeler nedeniyle önceki akşam saatlerinde başlayan yükseliş ardından dolar/TL dün 2.02 seviyesine yaklaştıktan sonra gün içinde genel olarak dar bantta dalgalandı. Ancak saat 17.00’de açıklanan ABD’de bekleyen konut satışları verisinin beklentilerden kötü gelmesi ardından 2.01’in altına geriledi. ABD’de bekleyen konut satışları ağustosta yüzde 1 olan beklentilerin üzerinde yüzde 1.6 azaldı.
Reuters’a görüş açıklayan bir bankacı, “ABD’de işsizlik maaş başvurularının beklentilerin altında açıklanması sonrası faizlerde bir miktar yükseliş gördük. Fed yetkililerinden Lacker’ın konuşması da olumsuz yansıdı bir miktar. Öte yandan ABD’de bekleyen konut satışları verisi beklenenden kötü gelince kurun 2.01’in altına indiğini gördük” dedi. ■ Cumhuriyet, (27.9.2013)

 

28.9.2013 

DİNCİLİK, SİYASAL İSLAM:  BU MÜSLÜMANLIKSA BEN DEĞİLİM

Müslüman ülkelerde meydana gelen kanlı olaylara tepki gösteren Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, “Eğer bu Müslümanlıksa, ben Müslüman değilim” dedi.

Alparslan Üniversitesi’nin Muş’ta düzenlediği konferansta konuşan Kılıç, özellikle Müslüman ülkelerde yapılan vahşete değinerek, şöyle konuştu: “Pakistan’dan tutun, Afganistan, Hindistan gibi özellikle İslam ülkelerini şöyle bir analiz edecek olursak Irak, İran, Suriye, Mısır, Fas, Tunus ve Cezayir tam bir yangın yeri. Buradaki insan onurundan bahsetmeye mecalimiz yok. Birisi canlı bomba oluyor patlamalar yaşanıyor. Bu nasıl bir kültürdür, bu nasıl bir inançtır? ‘Bir insanı öldüren, bütün insanlığı öldürmüş gibidir. Bir insanı kurtarmış, bütün bir insanlığı kurtarmış gibidir’ diyen bir öğretinin, bir inancın sahibi olan bu ülkelerde bu vahşeti ne diye izah edeceğiz?

Eğer bu Müslümanlıksa ben Müslüman değilim. Bir kilisenin içine girip orayı patlatıp, 80-100 insanın ölümüne sebep olmak; dinin neresinde buna izin var. Kafası kesilen, koparılan, iç organları ellerinde gezdirilen böyle bir vahşeti, böyle bir insanlık dışı hareketi İslamla, Müslümanlıkla nasıl izah edebilirsiniz? Bu inancın insanlarının böyle bir şeyi yapmasına asla ihtimal vermiyorum. Bu hak ihlallerine baktığınız zaman İslam coğrafyasında görüyorsunuz.” ■ Cumhuriyet, (28.9.2013)

(Bu Atatürk’ün “ikinci din” dediği dindir. O, yüzyıllar boyunca oluşan, öz İslam’ı iğrenç bir kabuk gibi kaplayıp gizleyen bu uydurma dine karşı mücadele etmiştir. Ama siz bunu anlamadınız, ya da anlamaz göründünüz. Cehaletiniz veya çıkarlarınız sebebiyle, siz de Atatürk’e karşı savaş açtınız. Kendinizi de mahvettiniz, bizi de, İslam âlemini de!... cd)

ÖZELLEŞTİRME, NEOLİBERALİZM, UÖŞ: DEVLETİN YIKIMI

Devletle vatandaş arasındaki en önemli bağlardan biri ‘kamu hizmeti’ ve ‘vergi’dir. Devletten kamu hizmeti alan vatandaş, vergisini seve seve veriyordu. Kamu hizmetleri de özelleştirilince, vatandaşın devlete ve haliyle vergiye bakışı olumsuz yönde değişti. Bazı vatandaşlar, “devletten kamu hizmeti alamıyorum, o zaman benim de vergi vermemem gerekir” demeye başladı. Bir başka deyişle, hesapsız kitapsız özelleştirmeler, devletin altını oydu ve yıkımına sebep oldu.

Kamu hizmetlerinin özelleştirilmesiyle devlet, etki altına alındı, işlevsiz bir hayalete dönüştürüldü ve yasaların içi boşaltıldı. Devlet, artık vatandaşlarına güven ve sağlam bir gelecek duygusu veremiyor. Hastane, ulaşım, posta ve iletişim sistemleri gibi en temel kamu hizmetlerini özelleştirmiş bir devlet, bu duyguyu verebilir mi? Elbette veremez. Hâsılı özelleştirmeler, vatandaşlığı geri plâna attı, müşteri olmayı öne çıkardı, devletin düzenleyicilik yeteneğini ve saygınlığını büyük oranda aşındırdı.

Özelleştirmelerin, devlet üzerindeki tahribatını Jürgen Habermas şöyle anlatır: “Devletler, günümüzde, kendilerini milli bir ekonomi ya da milli sınırlardan çok, piyasalar tarafından kuşatılmış görüyorlar.” Habermas, tespitlerini şöyle sürdürüyor: “Milli devletin, piyasalar tarafından politikanın dışına itilmesiyle devlet, vergi toplama kapasitesini, büyümeyi ateşleme gücünü giderek kaybeder, bu da yasal dayanaklarının ayakları altından kaymasına yol açar, işlevsel hiçbir şey devletin bu kaybına karşılık olamaz.”

Özelleştirmeler sonucu, devletin tek gelir kaynağı vergiler kalmıştır. Onu da devlete vermemek için, özellikle ulus ötesi şirketler, her çeşit hileye başvuruyorlar. Devletsiz bir yönetim arzulayan bu şirketlerin yöneticileri, vergi vermemeyi şu sözlerle savunuyorlar: “Ekonominin lokomotifi biziz. Devlet vergi alıp da ne yapacak? Vatandaşa kamu hizmeti sunmayacağına göre, demek ki vergiyi, verimsiz alanlar da çarçur edecektir.” Görüldüğü üzere, ulus ötesi şirketler, devleti iki taraftan yaylım ateşe aldılar. Bir taraftan kamu hizmetlerinin özelleştirilmesinin yararlarından, öte yandan kamu hizmeti sunmayan devletin vergi almamasından söz ediyorlar.

Ulus ötesi şirketler, vergiyi, mallarının müsadere edilmesi gibi görüyorlar. Onlara göre vergi, bir çeşit gasp ve hırsızlıktır. Bu anlayıştan hareket ederek, vergiden kaçınmayı ve vergi kaçırmayı bir hak kabul ediyorlar. Bunun da uluslararası düzeyde çözümünü buldular. “Vergi Cennetleri” olarak adlandırdıkları ülkeleri, her türlü vergi ve denetimden uzak bir şekilde düzenlediler. Ulus ötesi şirketler, vergi cennetlerinin mutlak bir zorunluluk olduğunu şöyle savunuyorlar: “Vergi memurları bize saygılı davranmıyor, en küçük bir yanlıştan dolayı şerefimizle oynuyorlar. O bakımdan vergi cennetleri, şerefimizi korumamız için şarttır.”

Vergi cennetlerine akan paraların bir kısmı yasal yollardan, bir kısmı da silâh ve uyuşturucu kaçakçılığından, terör, şantaj ve cinayetlerden elde edilmektedir. Bu paralar, vergi cennetlerinde birbirine karışıyor, yani yasal ve yasa dışı paraları ayırmak imkânsızlaşıyor. Bu da, “örgütlü suç”un doğmasına neden olmuştur. Onun içindir ki, örgütlü suçla mücadele etmek isteyenler, işe vergi cennetlerinden başlamak zorundadırlar. Bu konuyla ilgili Alman istihbarat örgütü eski başkanı Eckart Werthebch şöyle der: “Örgütlü suç, sahip olduğu dev boyutlu parasal imkân sayesinde ekonomik hayatımızı, toplumsal düzenimizi, kamu yönetimimizi, adalet sistemimizi, hayatımızın her alanını gizlice etkiliyor… Bunun sonucu örgütlü suçun kurumsallaşması olacaktır. Bu sürecin önü alınmadığı takdirde, devlet, vatandaşlarının sivil özgürlüklerini ve haklarını koruyamaz hale geldiğini görecektir.” İşte böyle, devlet yıkıma uğratılırsa, onun yerini örgütlü suç alır. O durumda da huzur, güven, özgürlük ve barış hayal olur. ■ M. Hilmi Yıldırım, Yeni Mesaj, (28.9.2013)

 

29.9.2013 

: KOÇ GRUBU'NA AİT RMK MARİNE ŞİRKETİNİN İHALESİNİ KAZANDIĞI MİLGEM PROJESİ İHALESİ İPTAL OLDU.

Başbakan Erdoğan’ın katıldığı toplantıda ihalenin yenilenmesine karar verildi.

Denizaltı Savunma Harbi ve Keşif Karakol Gemisi (MİLGEM) projesi kapsamında 3 Ocak 2013 tarihli Savunma Sanayii İcra Komitesi toplantısında alınan karar da iptal edildi. İptal edilen kararda, MİLGEM Projesi kapsamında üretilecek gemiler Koç grubuna ait RMK Marine tarafın yapılacaktı.

Koç Grubu Tarafından Kazanılan İhale İptal Edildi

Açıklamada, Denizaltı Savunma Harbi ve Keşif Karakol Gemisi (MİLGEM) projesi kapsamında 3 Ocak 2013 tarihli Savunma Sanayii İcra Komitesi toplantısında alınan karar da iptal edildi. İptal edilen kararda, MİLGEM Projesi kapsamında üretilecek gemiler Koç grubuna ait RMK Marine tarafın yapılacaktı. Toplantıda alınan karara göre, ilk 2 gemi gibi 3′üncü ve 4′üncü gemiler de İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda inşa edilecek ve kalan 4 gemi için ihale tekrar edilecek. ■ Sözcü, (29.9.2013)

(Hükümetin başı milli egemenliği, milli iradeye aykırı olarak kullanıyor. cd)

 

30.9.2013 

ALTIN FIYATLARI, DOLAR VE BORSA’DA SON DURUM

ABD'deki bütçe tartışmalarının siyasi krize dönüşmesi sonucu piyasalar haftaya gergin başladı. Borsa İstanbul günün ilk seansını düşüşle kapatırken dolar 2.03 TL seviyeslerinde. Altının onsu ise 1,340 doların altında.

ABD'deki kriz piyasaları etkiledi. ABD'de otomatik bütçe kesintilerinin yarından itibaren devreye girmesiyle birlikte bu ülkede büyük bir siyasi bir kriz kapıdayken bu gerginliğin etkisi tüm piyasalarda kendisini gösterdi.

BORSA DÜŞÜŞTE

Borsa İstanbul 100 (BIST 100) endeksi, ilk seansı cuma günü kapanışına göre 412,17 puanlık düşüşle 74.360,17 puandan tamamladı.

Borsa İstanbul'da işlem gören hisse senetleri ortalama yüzde 0,55 oranında değer kaybederken toplam işlem hacmi 1,2 milyar lira oldu. İlk seansta bankacılık endeksi yüzde 1,09, holding endeksi ise yüzde 0,67 oranında düşüş kaydetti.

Analistler, küresel piyasalara paralel olarak satıcılı seyreden Borsa İstanbul'da, açıklanan ağustos ayı dış ticaret açığının 7 milyar dolar ile beklentilerin altında kalmasına rağmen tepki alımlarının sınırlı kaldığı görüldü.

BIST 100 endeksinin 74.000 seviyesinin gün içi destek konumunda olduğunu ifade eden analistler, olası yükselişlerde ise 75.000 seviyesinin direnç konumuna gelebileceğini tahmin ediyor.

AlLTIN ABD DESTEKLİ YÜKSELİŞTE

Altın, ABD'de bütçe konusunda anlaşmaya varılamamasının güvenli liman alımlarını artırması sonucu yükselişe geçti. Altın fiyatları, ABD'de hükümeti çalışamaz hale getirecek bütçe kesintilerinin başlamasına saatler kala bir çözüm bulunamamasının güvenli liman alımlarını artırması sonucu yülselişe geçti.

Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Temsilciler Meclisi'nin bütçe kesintilerini önlemek için Başkan Barack Obama'nın sağlık alanında düzenleyeceği reformları bir yıl erteleme kararı almasının ardından, güvenli liman olarak kabul edilen spot altın yüzde 1.3 yükselişle ons başına 1,354.35 dolara kadar çıktı. Altın, 20 Eylül'den bu yana en yüksek seviyesine çıkmasının ardından değer kaybederek 1,339.40 dolara gerilerken şu sıralar 1.336,89 dolar seviyesinde işlem görüyor.

DOLAR İNİŞLİ ÇIKIŞLI

ABD'deki bütçe krizi ile dolar TL karşısında yükselişini sürdürdü. İstanbul serbest piyasada 2,0410 TL seviyesinden başlayan dolar, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının ek para sıkılaştırmaya gidip döviz ihalesi açmasıyla tekrar 2.03 seviyelerine indi. Dolar şu sıralar 2,0362 TL, euro ise 2,7507 TL seviyesinden işlem görüyor

ALTINDA SON DURUM  Gram Altın 87,9 TL  Çeyrek Altın 144,8 TL Yarım Altın 291,6 TL (13:30 itibariyle) ■ Akşam, (30.9.2013)

DIŞ BORÇ STOKU 367,3 MİLYAR DOLAR

Yılın ikinci çeyreğinde Türkiye'nin brüt borç stoku 367,3, net dış borç stoku ise 217,1 milyar dolar olarak gerçekleşti

Türkiye’nin brüt dış borç stoku, ikinci çeyrek itibariyle 367,3 milyar dolara ulaştı.

Hazine Müsteşarlığı, 2013 yılı ikinci çeyreğine ilişkin Türkiye’nin brüt dış borç stoku geçici verileri ile net dış borç stoku verilerini açıkladı.

Buna göre, Türkiye brüt dış borç stoku, Haziran sonu itibarıyla 367,3 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Brüt dış borç stokunun yüzde 68,7′sini (252,3 milyar dolar) özel sektör borçları, yüzde 29,6′sını (108,6 milyar dolar) kamu kesimi borçları, yüzde 1,7′sini de (6,4 milyar dolar) Merkez Bankası borçları oluşturdu.

Kamu kesimi dış borçlarının büyük bir çoğunluğu orta-uzun vadeli dış borçlardan oluştu. Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na ekli “I, II ve III” sayılı cetvellerde yer alan kamu idarelerinden oluşan merkezi yönetim dış borç stoku da 2013 yılı ikinci çeyrek sonu itibarıyla 81,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu miktarın 52,4 milyar dolar tutarındaki kısmı, uluslararası finansal piyasalarda gerçekleştirilen tahvil ihraçları stokundan oluştu.

Merkezi yönetim dışında kalan mahalli idareler, fonlar, kamu bankaları, KİT’ler ve diğer finansal olmayan kamu kuruluşlarının toplam dış borçları ise ikinci çeyrek sonu itibarıyla 27,4 milyar dolar tutarında gerçekleşti.

- Özel sektör dış borçları

Kısa vadeli özel sektör dış borcu da Haziran sonu itibarıyla 109,3 milyar dolar oldu. Bu tutarın 70,6 milyar dolarını bankacılık sektörünün borçları oluşturdu.

Özel sektörün ikinci çeyrek itibarıyla orta-uzun vadeli dış borçları ise 143 milyar dolar olarak hesaplandı. Finansal olmayan kuruluşlar 82,9 milyar dolar ile uzun vadeli özel sektör dış borç stoku içinde en büyük paya sahip oldu.

Merkez Bankası uzun vadeli dış borçları ise yılın ikinci çeyreğinde 5,4 milyar dolar, kısa vadeli dış borçları ise 0,9 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Dış borç istatistiklerinde büyüklüklerin dolar cinsinden ifade edilmesi uluslararası bir standartken, bu durum, yayınlanan istatistiklerdeki dış borç büyüklüklerinin çapraz kurlarda gerçekleşen hareketlerden etkilenmesine yol açıyor. Bu çerçevede, bu yılın Mart-Haziran döneminde dış borç stoku, döviz kuru değişikliklerinden dolayı yaklaşık 0,4 milyar dolar tutarında artış gösterdi.

- Net dış borç 217,1 milyar dolar

Türkiye’nin 2013 yılı ikinci çeyreği itibariyle net dış borç stoku da 217,1 milyar dolar oldu. ■ Sözcü, (30.9.2013)

BÖLÜCÜLÜK: İHANET PAKETİ!

Recep Tayyip Erdoğan, dillere destan ‘Reformları’nı nihayet açıkladı! Kendisinin ifade ettiği gibi AKP’nin Washington’da kurulurken verdiği vaadlere uygun bir paket daha. Batının emirlerini yerine getirmezse deliğe süpürüleceğini bilenler, bir paket daha patlattı.

Bu bir KORKU paketidir. Bunun en iyi göstergesi, Tayyip Erdoğan’ın ilk 45 dakikayı ‘PAKETE ALIŞTIRMA’ tiradına ayırmasıdır. Bu PAKET’e giriş tiradı, Tayyip Erdoğan’ın ‘Psikolojik TERSKÖŞE’ uygulamalarının en mükemmel örneğidir.

TERSKÖŞE’ye GAZİ MUSTAFA KEMÂL adıyla başlamıştır ardından "Paket"ini şehit ailelerine adamıştır, sonra ‘demokrasinin nimetleri’ni anlatmıştır. ‘Sıkılmış yumruklar çözülecek’, ‘Silahlar değil fikirler konuşacak’tır!

‘Birlik beraberlik’ her cümle başındadır. Bölünme Paketi, ‘Yine birileri Türkiye bölünüyor diyecek’ cümlesiyle korunmaya alınmıştır.

İstiklâl marşımızın, yedi düvele karşı durmayı ifade eden ‘KORKMA’ ünlemi, ‘Türkiye’yi bölüp parçalamaktan KORKMA!’ olarak ifade edilecektir.

Hastaya 45 dakika boyunca anestezi verilecek, sonra neşter vurulacaktır!

Her iki cümleden birinde MİLLÎ İRADE’den bahsedilecek, ama KÜRESEL ÇETENİN İRADESİ TECELLİ EDECEKTİR!

Başbakanın referansları Avrupa Birliği ve ABD istihbarat uzmanı ‘akillerin’ halkın protestolarıyla gerçekleşen zoraki çalıştaylarıdır!

Bu paket, yıllardır süren emperyal projenin bir diğer adımıdır. Daha fazlası da yakında başımızda patlayacaktır.

1)Türk milletinin kafasına inen balyoza karşı çıkanlar NEFRET SUÇUYLA YARGILANACAKTIR!

2)Seçim sistemi batıda AKP, güneydoğuda BDP iktidarına yarayacak şekilde yasalaşacaktır.

3) Misyoner faaliyetlere gün doğacaktır.

4) Tekke ve zaviyeler artık yasaldır.. Tüm DİNİ-DAR olanlar, Muaviye zihniyetini istedikleri gibi yayacaklardır. İstedikleri gibi yardım toplayacak, yeni deniz fenerleri ortalığı kaplayacaktır.

5) Türkçe artık resmi dil değildir. Ben Türküm demek ayıptır.

6) Cumhuriyet’in köy, ilçe, illere verdiği isimler değiştirilecektir.

8) Kamusal alanlarda kişiler burka, peçe, türban, şalvar giyebilecektir.

9) Mor Gabriel Manastırı koca arazisiyle Süryani cemaatine verilmiştir. Kanla yıkanan Türk toprakları çetelerin emriyle el değiştirmektedir.

10)TOPLANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞLERİ NEREDEYSE İMKÂNSIZ HALE GELMİŞTİR.

Vatana ve Milletimize hayırlı olsun! ■ MİB, (30.9.2013)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura