Diğerleri > Sis Çanı
22-05-2015
NELER OLDU 19-24 ŞUBAT 2015 (İşsizlik, yolsuzluk, RTE, AB, Dolar, altın, kriz, yabancı sermaye, siyasal İslam, borçlanma, yabancıya toprak, faiz, özelleştirme)

Cihan Dura

22.5.2015


19.2.2015 

İŞSİZLİK, PETROL: SANAYİ DURDU, BAKALIM ŞİMDİ HÜKÜMET KİMİ SUÇLAYACAK

Dünyada ham petrol fiyatları yüzde 50 oranında azaldı. Ama ham petrol fiyatlarındaki bu gerileme Türkiye’de iç fiyatlara yüzde 15 oranında yansıtıldı.

Niye ham petrol fiyat artışları hemen iç fiyatlara aynı oranda yansıtılırken fiyat düşüşleri yansıtılmıyor peki? Yansıtılmıyor çünkü devlet vergi gelirlerinin üçte birini petrol ürünleri üzerine koyduğu dolaylı vergilerden alıyor. İşte bu nedenle hükümet petrol fiyatlarındaki gerilemeyi iç fiyatlara yansıtmıyor.

Gelelim petroldeki fiyat gerilemesinin Türkiye’de iç fiyatlara yansıtılmayınca neler olduğuna…

Olan şu; dünya ham petrol fiyatlarındaki gerileme diğer ülkelerde aynı oranda iç fiyatlara yansıyınca bu defa Türkiye ihraç ürünlerinde rekabet gücünü kaybetti.

Peki, nasıl anlıyoruz bu rekabet gücündeki kaybı?

Hemen cevaplayalım bu soruyu; önceki gün açıklanan iş gücü verilerine baktığımızda sanayi kesimi Mayıs 2014’te 5 milyon 364 bin kişiyi istihdam ederken aynı sektörde kasım ayında istihdam 5 milyon 273 bin kişiye geriledi. Ekonomide bildiğimiz yeni bir teknolojik gelişme olmadı. O hâlde emek verimliliği de artmadığına göre sanayi kesiminde istihdamın beş ayda yaklaşık 100 bin kişi gerilemesi üretimin azaldığını bize gösteriyor. Tabii bunun nedeni açık, Türkiye’de imalat sanayiinin rekabet gücünü kaybettiği için üretim geriliyor. İşte rekabet gücü kaybının nedeni de petrol fiyatlarının iç fiyatlara yansımamasından kaynaklanıyor.

Niye böyle bir tespit yapıyoruz?

Yapıyoruz, çünkü Türk parası nominal olarak değer kaybettiği hâlde reel olarak değerleniyor. Bir de hemen hatırlatalım, bu arada rekabet gücündeki kayıp nedeniyle beş ayda işsizlik yüzde 8,8’den yüzde 10,7’ye yükseldi. Yani keyfî ekonomik uygulamalar girdi maliyetlerini artırdığından yatırımların yapılmasını engelliyor. Yatırım olmayınca büyüme hızı azaldığından işsizlik çoğalıyor.

Kısaca bir yandan öngörülemeyen hukuk sistemi bir yandan ekonomik akla uygun olmayan vergi tahsilâtı Türkiye sanayiini durdurdu. Bu arada hatırlatalım, faizleri indirmediği için Merkez Bankası’nı suçlayan hükümet petrol fiyatlarını indirmediği için bakalım şimdi kimi suçlayacak? ■ Süleyman Yaşar, Taraf, (19.2.2015)

YOLSUZLUK: VIP ARPALIK… 19 KİŞİNİN ÇALIŞTIĞI ŞİRKETTE 7 YÖNETİM KURULU ÜYESİ VAR!

VIP arpalıklarla ilgili ortaya çıkan yeni bilgiler iktidarın, kamu şirketlerini bürokratlar için ikinci maaş kapısı olarak kullandığını gösterdi. Sadece arpalık için varlığını sürdüren şirketler bile bulunuyor. Bunların en ilginci Toplu Konut İdaresi (TOKİ) bünyesindeki Vakıf İnşaat Restorasyon AŞ.

Zaman gazetesinden İsa Sezen’in haberine göre yıllardır tek işle uğraşan ve sadece 19 işçisi bulunan TOKİ bünyesindeki Vakıf İnşaat Restorasyon AŞ’nin yönetim kuruluna tam 7 üye atanmış. Sayıştay raporuna göre, şirketin personel gideri 2013’te yüzde 27 artarak 1,5 milyon liraya yükseldi.

Şirket, üç yıldır yalnızca İstanbul Üsküdar Çengelköy Mahallesi’nde bulunan Vahdettin Koruluğu’ndaki tarihî binaların restorasyon işiyle uğraşıyor. Şirkette 9’u işçi, 10’u idarî birimlerde olmak üzere 19 personel çalışıyor. Buna karşılık şirketin yönetim kurulunda tam 7 üye var.

Ticarî faaliyetlerdeki büyük daralmaya rağmen 4 kişilik yönetim kurulu önce 5’e önceki yıl da 7’ye çıkarıldı. Üyeler, maaşlarının yanı sıra 3 bin 600’er lira aylık ek ücret alıyor. Şirketin personel giderleri 2013’te yüzde 27 artarak 1,5 milyon liraya yükseldi.

SAYIŞTAY, YÖNETİM KURULU ÜYE SAYISININ DÜŞÜRÜLMESİNİ İSTEDİ

Sayıştay, 2013 denetim raporunda, çağdaş işletmecilik ilkeleri doğrultusunda Vakıf Restorasyon’un yönetim kurulu üye sayısının şirket gerekleri ve iş hacmine uygun olarak düşürülmesini istedi.

Sayıştay’ın Vakıf Restorasyon AŞ’ye ait 2013 denetim raporu kamu kaynaklarının nasıl heba edildiğini gözler önüne serdi. TOKİ, tarihi eser restorasyonu işleri yapmak için Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Vakıf İnşaat Restorasyon AŞ’nin yüzde 50 hissesini 2005’te, yüzde 3 hissesini daha sonra satın alarak şirkette en büyük hissedar konumuna geldi.

İŞ HACMİ

Geçmişte İstanbul, Edirne, Trabzon, Kazakistan gibi yerlerde türbe ve camilerin ağırlıkta olduğu tarihi eserlerin restorasyonunu gerçekleştiren şirketin iş hacmi son yıllarda yok denecek kadar azaldı. Öyle ki şirket, 3 yıldır sadece elindeki İstanbul Üsküdar’daki Çengelköy Mahallesi’nde bulunan Vahdettin Koruluğu’ndaki tarihi binaların restorasyon işiyle uğraşıyor.

Bu durum şirketin gelirlerini de önemli ölçüde azalttı. 2012 yılında 11,9 milyon lira olan gelir 2013’te 4,1 milyon liraya geriledi. 2013’te faaliyet zararı yüzde 7 oldu. Şirket, önemli ölçüdeki faiz geliri sebebiyle 2013 dönemini 204 bin lira kârla kapattı.

ÇALIŞAN SAYISINDA FAZLALIK

Elinde sadece bir iş olan Vakıf İnşaat Restorasyon şirketinde çalışan sayısının fazlalığı dikkat çekiyor. Öyle ki restorasyon işlerinde 6 geçici ve 9 kadrolu işçinin çalıştığı şirkette genel müdür ve hukuk müşavirinin yanı sıra idari işler ve satın almada 7, mali işlerde ise 1 personel görev yapıyor. Toplam 19 kadrolu personele sahip şirketin yönetiminde ise 4’ü TOKİ’den, 3’ü Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden 7 üye bulunuyor.

PERSONEL GİDERLERİ FAZLA

Şirketin Yönetim Kurulu’nda TOKİ Başkan Yardımcısı Ömer Bulut, TOKİ Kentsel Yenileme Daire Başkanı Gürol Konyalıoğlu, TOKİ Uygulama Daire Başkanı Ertuğrul Kurt, TOKİ Teknik İşler Dairesi Başkanı Maşallah Mutlu, Vakıflar Genel Müdürlüğü Meclis Üyesi Aydın Seçkin, Vakıflar Genel Müdür Yardımcısı Rıfat Türker, Vakıflar Daire Başkanı Temel Ünlü yer alıyor. Vakıf İnşaat Restorasyon’un personel giderleri 2013’te 2012’ye göre yüzde 27,1 artarak 1,5 milyon liraya yükseldi. Kişi başı ayda düşen harcama 5 bin 79 lira olarak gerçekleşti. Toplam harcamanın 1 milyon 238’i 19 kadrolu 6 geçici personel için yapılırken, geri kalan 302 bin lira da 7 yönetim kurulu üyesine tahsis edildi. Üye başına aylık 3 bin 600’ar liralık maaş ödendi.

YÖNETİM KURULU ÜYE SAYISINDA ARTIŞ

Vakıf İnşaat Restorasyon şirketinin işlerindeki büyük daralmaya rağmen yönetim kadrosundaki şişkinlik Sayıştay tarafından da tepkiyle karşılandı. Şirketin işlerinde daralma yaşandığı dönemde yönetim kurulu üye sayısı artırıldı. 2010’daki Olağan Genel Kurul toplantısında yapılan değişiklikle Yönetim Kurulu üye sayısı 4’ten 5’e çıkarıldı. 2013 Mart ayındaki genel kurul toplantısında ise denetim kurulunun kaldırılmasını müteakiben yönetim kurulu üye sayısı 7’ye çıkarıldı.

SAYIŞTAY UYARDI

Sayıştay raporunda şirketin yönetim kurulu üyesinin 5’ten 7’ye çıkarılması eleştirilerek, “Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda asgari yönetim kurulu üye sayısını 3’ten 1’e indirilmesine rağmen, şirketin Yönetim Kurulu üye sayısının 5’ten 7 üyeye yükseltilmesinin şirket ihtiyaçlarından kaynaklanmadığı düşünülmektedir. Şirketin halihazırda devam eden bir adet restorasyon projesinin bulunması, yeni iş alma konusunda yaşadığı sıkıntılar ve yapım işinde alt yüklenici kullanma hususundaki istisnanın sona ermesi nedeniyle iş yapma yeteneğinin oldukça azalması da göz önüne alındığında, Yönetim Kurulu üye sayısının 7 olarak tespit edilmesinin şirket gerekleri doğrultusunda belirlenmediği ve faaliyet hacmiyle orantılı olmadığı görülmektedir” ifadeleri kullanıldı.

YETERLİ FAALİYET HACMİ YOK

Sayıştay raporunda ayrıca şirketin esas faaliyet alanı olan tarihi eser restorasyonu konusunda TOKİ ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün önemli bir iş potansiyeli bulunmasına rağmen, şirketin yeterli faaliyet hacmine ulaşamadığı belirtildi. TOKİ ve Vakıflar’ın restorasyon işlerinin ihalelerinde, şirketin tecrübe ve potansiyelinin değerlendirilmesine yönelik girişimlerde bulunulması istendi. Ayrıca şirketin restorasyon işleri müşavirlik hizmeti alımı ihalelerine de katılması bu sayede iş hacminin artırılmasına yönelik çalışmaların yapılması gerektiği belirtildi. ■ Taraf, (19.2.2015)

 

RTE: SARAY’DAKİ SULTAN, TÜRKİYE’Yİ BÜYÜK BİR PATLAMAYA SÜRÜKLÜYOR!

Saray’daki Sultan yine buyurmuş:
“Bu feministler var ya, bunların dinimizle ilgisi yok!”
Ee, n’apalım?
İlle de senin dininden olmaları mı gerekiyor?
Yoksa senin dininden olmayanlar, Erbakan Hoca rahmetlinin bir zamanlar dediği gibi ‘patates dini’nden mi?
Ama bak, dinle hiç ilgileri de olmayabilir.
Sana ne?..
Evet, ne karışıyorsun?
Kadın Allah’ın erkeklere emanetidir” diyen sensin.
Biri de kalkmış tepki göstermiş.
Senin sözün için demiş ki:
“Bu kadına hakarettir.”
Diyemez mi?

Sultan 'Bu feministler var ya, bunların dinimizle ilgisi yok' diye buyurmuş. İlle de senin dininden olmaları mı gerekiyor?

Tepki göstermişsin:
“Yaa senin bizim medeniyetimizle, bizim inancımızla ilgin yok ki.”
Olmayabilir.
İlla olması mı lazım?
Herkesin inancı kendine.
Ne isterse olabilir.
Neye isterse inanır ya da inanmaz.
Karışamazsın.
Ama sen her şeye üstüne vazifeymiş gibi karışıyorsun.
Etek boyuna da...
Çocuk sayısına da...
İçkiye de...
Kızlarla erkeklerin oturup kalkmasına da...
Neyin haber olup olmayacağına da...
Gerçek sanki tekelinde.
Neyin eğri neyin doğru olduğunu bir tek sen biliyorsun.

Öldürülen gazetecinin
son sözünü sana söylediler mi?

Farkında değil misin?
Bu tavrınla her geçen gün Türkiye’yi gerdikçe geriyorsun.
Sayende, koca ülke ‘düşman kamplar’a bölünüyor.
Biliyorsun değil mi?
Geçen akşam bir meslektaşım, Nuh Köklü Kadıköy’de ‘kartopu cinayeti’ne kurban gitti.
Esnaftan biri bıçağını çekti, yüreğine sapladı arkadaşlarıyla kartopu oynayan gazeteci Nuh Köklü’nün.
Ölmeden önce son sözünün, “Ne olur bu bir rüya olsun” dediğini sana söylediler mi?
Veyahut hatırladın mı, yakın zamandaki Esnaf ve Sanatkârlar Şurası’ndaki o sözlerini:
“Esnaf gerektiğinde askerdir, alperendir, kahramandır, polistir, hâkimdir.”
Tabii, işine gelmeyebilir hatırlamak.
Ne alaka diyebilirsin.

Bir kıvılcım patlatır koca ülkeyi

Esnaf bıçağını çekip gazeteciyi öldürdü. 'Esnaf gerektiğinde askerdir, kahramandır, polistir, hâkimdir” sözlerini hatırladın mı?

Ama şunu iyi bil.
Demin belirttiğim gibi, Türkiye gerildikçe geriliyor.
Sen tek adamlık yolunda yürüdüğün sürece de, ‘yüksek tansiyon’dan kurtulamayacak bu ülke.
Bu kadar yüksek tansiyonla devam etmek çok güç.
Gerilim taşınmaz hâle gelir.
Bir gün, hiç beklenmedik bir anda bir kıvılcım patlatır koca ülkeyi.
Gezi’deki gibi...
6-7 Ekim’deki gibi...
Neyin ne olacağını bilemezsin.
Geçen gece Meclis çatısı altında yaşananlar da, bazı AKP’li milletvekillerinin CHP ve HDP’lilere dönük akıl almaz saldırganlıkları da, yaz bir kenara, senin eserin.
Aynen öyle.
Farkında mısın?
Şiddeti nihayet TBMM’ye de getirdin.
Bir an önce geçmesini istediğin iç güvenlik paketi bu ülkede yeni bir şiddet kaynağı olacak.
Çünkü bu yasal düzenleme dikta içindir.
Polis devleti içindir.
Tek adam düzeni içindir.
Türkiye’yi kendi açından dikensiz gül bahçesi yapmak içindir.
Ama bunları başaramayacaksın.
Neyi mi başaracaksın?
Türkiye’yi patlacaksın.
Türkiye’yi bir ‘şiddet sarmalı’na sokacaksın.
Şiddetin şiddeti getireceği bir ‘şiddet sarmalı’na sokacaksın koca ülkeyi...

Türkiye’yi gerdikçe geriyorsun. Bir kıvılcım patlatır ülkeyi. Gezi’deki, 6-7 Ekim’deki gibi... Yakın gelecekten kaygılıyım. … ■ Hasan Cemal, Taraf, (19.2.2015)

 

20.2.2015

AB: ALMANLAR YUNANİSTAN’IN İFLASINI MI İSTİYOR

Yunanistan Avrupa Birliği ve IMF ile imzaladığı finansal yardım anlaşmasının altı ay uzatılmasını istiyor. Bu talebe ilişkin dün Euro Grup Maliye Bakanları Başkanı Jereon Dijsselbloem bir twit ile Yunanistan’ın bugün bir mektup göndereceğini açıkladı.

Bu arada Almanya sözkonusu mektupta Yunanistan’ın kemer sıkmaya devam edeceğini ve reform programını uygulayacağını belirtmesini istiyor.

Peki, “nedir Almanların isteğinin teknik ayrıntısı” diye sorarsanız, hemen cevabını verelim. Almanların isteğinin teknik ayrıntısı şu: Yunanistan 2015’te topladığı vergilerin milli gelirinin yüzde 3’ü ve 2016’da 4,5’i oranındaki kısmını harcamayıp borç stokunun eritilmesinde kullanmalı. Yani yüksek tutarda faiz dışı fazla ayırmalı.

Böylece şu anda yüzde 175 olan kamu borçlarının milli gelire oranının 2020’de yüzde 124’e, 2022’de yüzde 110’a indirmesini istiyor Almanlar. Ama bu kemer sıkma programını 2009’dan beri uygulayan Yunanistan, haklı olarak, yüksek faiz dışı fazla ayırmanın milli gelirinin yüzde 22 oranında azalmasına neden olduğunu ileri sürüyor. Ve Yunanistan Maliye Bakanı Varufakis ekonomiyi canlandırmak için faiz dışı fazlanın yüzde 1,5 oranına indirilmesini talep ediyor.

Tabii bu arada Yunanistan, borçlarımı ödemeyeceğim demiyor. Peki, ne diyor? Borç geri ödeme süresinin biraz uzatılmasını istiyor. Çünkü borçların ödenmesi için ekonominin canlanması şart. Aksi hâlde mevcut programa göre Yunanistan daha da fakirleşecek. İşte Almanlar, Yunanların fakirleşmesini dikkate almadan borcun ödenmesini istiyorlar.

Tabii bu koşullarda Yunanistan topraklarının ucuza kapatılması çok kolaylaşıyor. Anlayacağınız Euro Bölgesi’ndeki diğer ülkeler Yunanistan’ın taleplerine iyimser yaklaşırken Almanların sert bir tutum alması “acaba Almanların Yunanistan üzerinde gizli istekleri mi var” sorusunu akla getiriyor. ■ Süleyman Yaşar, Taraf, (20.2.2015)

ABD’DEN GELEN UYARIYLA DOLAR KISMEN DÜŞTÜ

ABD Merkez Bankası’nın (Fed) dün geç saatlerde yayımlanan toplantı tutanaklarında faizleri erken artırmanın ekonomik toparlanmayı olumsuz etkileyebileceği yolundaki uyarılarıyla dolar geriledi.
Küresel piyasalarda gerileyen dolar Türkiye’de de güne 2.44 liradan başladı ve daha sonra bu düzeyin de altına inerek 2.4370 – 2.4390 lira düzeylerine çekildi.

Fed’in 27-28 Ocak’ta düzenlenen para politikası toplantısına ilişkin tutanaklara göre, karar vericiler, ABD’deki ekonomik toparlanmaya karşın, uluslararası piyasalarda toparlanmanın zayıf kalmasından endişe duyduklarını belirttiler. ■ Taraf, (20.2.2015)

“ALTIN”DAKI “YALANCI BAHAR”

ABD’de konut kredisi (mortgage) krizinin patlak verdiği günden bu yana küresel piyasalarda yaşananlar, hangi şartlarda hangi finansal araçlara yatırım yapılması gerektiğine dair kurs niteliği taşıyor.
Geride bıraktığımız 7 yıl, küresel ekonomi açısından son derece hareketli geçti.
Gelişmiş ülkeler bu süreçte ekonomilerini canlandırmak ve küresel pazardaki ağırlıklarını korumak için para musluklarını sonuna kadar açarken, piyasalarda bugüne kadar görülmemiş düzeyde likidite bolluğu meydana getirdi.
Bu bolluk, “Hangi finansal araçlara yatırım yapılmalı?” sorusuna cevap bulma çabalarına yoğunluk kazandırdı.
Gelişmiş ülkelerdeki risklerin devam etmesi ve faiz oranlarının tarihi düşük seviyelere çekilmesi, fonların bir kısmının gelişen ülke piyasalarına akmasına sebep olurken, diğer kısmının ise özellikle savaş dönemlerinde değer kazanma eğilimi olan “altın”a yatırılmasına yol açtı.
İçinde bulunulan konjonktürden dolayı güvenli liman algısının yüksek olduğu altın, ons başına gördüğü 1.920 dolar seviyesi ile tarihi rekorunu kırdı.
Bu süreç içerisinde, altın ons fiyatında 2.500-3.000 dolar seviyeleri konuşulmaya başlandı.
Çokları bu rüzgârın etkisiyle altına yönelmişken bir anda eğilim tersine dönüverdi.
İlgili dönemde altın fiyatında yaşanan yükseliş sürecini incelediğimizde, 1.500-1.550 dolar seviyelerinin ardından yaşanan hareketlerde, fon yöneticilerinin altın pozisyonlarını kapattığını görebiliyoruz.
O günlerde “altına yatırım yapacak olanların dikkatli olması gerektiğini” söylemekle yetinmediğimizi, altına yatırım yapanların büyük zararlara uğrayacağına dair açık uyarılarda bulunduğumuzu da okuyucularımız hatırlayacaktır.
ALTINDA BUNDAN SONRASI?
Bugün altında ons fiyatının 1.220-1.225 dolar seviyelerinde olduğunu görüyoruz. Bir süredir düşüş eğiliminde olan ve 1.140 seviyelerini gören altın ons fiyatında volatilitenin artmış olduğu gözlerden kaçmıyor. Özellikle de “Yunanistan riski”nin arttığı süreçte 1.300 doları gören altın ons fiyatının, bugünlerde zayıflayan risk algısı ile birlikte tekrar düşüşe geçtiği karşımıza çıkıyor.
Bir başka deyişle, altında yaşanan Yunanistan kaynaklı yalancı bahar sona erme eğilimine girmiş bulunuyor.
Peki, altında fiyatlar ne yöne gider?
Kısa vadede altın fiyatının yönü Yunanistan kaynaklı gelişmelere bağlı. Bilindiği üzere, bu ayın sonunda Yunanistan ile Euro Grubu arasında yapılan kalkınma programı sona eriyor. Programın devam etmesi yönünde anlaşma sağlanamaması halinde Yunanistan’ın temerrüde düşme riski bulunuyor.
Böylesi bir senaryonun gerçekleşmesi durumunda ise altın fiyatının tekrar yükselişe geçmesi beklenir.
Fakat birçok kez ifade ettiğimiz üzere, Yunanistan’ın temerrüde düşmesi, halihazırda birçok sorun ile boğuşan Euro Bölgesi’nin siyasal ve ekonomik yapısının devamı açısından ciddi bir risk. Dolayısıyla, Euro Bölgesi’nin böylesi bir riski göze alarak Yunanistan’ın temerrüde düşmesine izin vermesi düşük bir ihtimal. Yani, altın fiyatlarındaki düşüşün devam etme ihtimali yüksek.
Öte yandan, altının TL fiyatını öngörebilmemiz için dolar kurundaki değişimleri dikkate almamız gerekiyor.
Son dönemde, dolar kurunda yaşanan yükselişin TL bazında altın fiyatlarını da yükselttiği bir gerçek. Peki, ilerleyen süreçte bu eğilim, yani dolar kurundaki artış devam eder mi?
Dolar kurunda geçen hafta yaşanan hareketliliğin yerini gevşeme eğilimine bıraktığını görüyoruz. Bu durum, dolar kurundaki geri çekilmenin TL bazında altın fiyatları üzerinde aşağı yönlü etki meydana getireceği anlamına geliyor.
Sonuç olarak, altında Yunanistan kaynaklı olarak ortaya çıkan yalancı baharın çok da uzun sürmeyeceğini düşünüyoruz.
Dahası, kısa vadeli yükselişlerin aksine Yunanistan’ın borç durumunun sonuca bağlanması ile birlikte altın fiyatında yönün aşağı çevrileceğini de belirtmek gerekiyor.

23.12.2012, Altın Ons Fiyatı - 1.655 $: “Altın ons fiyatında 1.600 doların altına inilmesi durumunda 1.500 bölgesinin gündeme gelme olasılığı yüksek olduğu gibi bahsedilen 1.800 – 1.900’lü rakamların ise artık hayalden öteye gidemeyeceğini düşünüyoruz.”

16.04.2013, Altın Ons Fiyatı - 1.576 $: “Altında kısa vadede dalgalanmaların devam edeceğini öngörüyor olsak da, orta vadede 1.300’lü rakamların görülebileceğini düşünüyoruz.”

30.07.2013, Altın Ons Fiyatı - 1.326 $: “Orta ve uzun vadede yön aşağı… Orta ve uzun vadedeki hedefin
1.100-1.000 dolar seviyeleri olduğunu düşündüğümüz altında geri çekilme kademeli olarak yaşanacaktır.” ■ Ünsal Ban, Yeni Şafak, (20.2.2015)

 

21.2.2015

AB, KRİZ, SICAK PARA: YUNANİSTAN KRİZİNE RAĞMEN SICAK PARACILAR AB İÇİN UMUTLU

BofA Merrill Lynch Fon Yöneticisi Araştırması’na göre, Avrupa Merkez Bankası’nın, bölge ekonomisini canlandırması umulan parasal genişleme programını duyurmasının ardından küresel yatırımcıların Avrupa’ya dair beklentileri büyük ölçüde arttı.

6-12 Şubat 2015 tarihleri arasında yapılan araştırmaya, toplamda 559 milyar dolar değerinde yönetilen varlığa sahip 196 kuruluş ve 459 milyar dolar değerinde fon yöneten 157 fon yöneticisi katıldı.

Önümüzdeki yıl içerisinde hisse senetleri yönünden birinci tercihin Avrupa olduğunu belirten yatırımcıların oranı Ocak ayındaki net yüzde 18 seviyesinden net yüzde 51 gibi rekor bir seviyeye ulaştı.

Net yüzde 55’lik kesim ise şimdiden portföylerinde bölge hisse senetlerine ağırlık veriyor. Bu değişimden en büyük zararı ise ABD gördü. ABD hisse senetlerine ağırlık veren yatırımcıların oranı geçen aydan bu yana 18 puan gerileyerek net yüzde 6’ya düştü.

BofA Merrill Lynch Araştırma Yatırım Baş Stratejisti Michael Hartnett araştırmaya ilişkin, “Avrupa Merkez Bankası küresel deflasyon endişelerini başarıyla ortadan kaldırarak, reflasyonun ilk adımlarını attı” derken, Avrupa Hisse Senedi ve Kantitatif Stratejisti Manish Kabra ise, “Avrupa hisse senetlerine yönelik iyimserlik, temel beklentilerin ötesine geçti. Piyasadaki ‘boğaların’ bu mutluluklarının bozulmaması için ekonominin en kısa zaman güçlü düzelme sinyalleri vermesi gerekli” değerlendirmesinde bulundu.

Araştırmaya ilişkin konuştuğumuz Vatan Gazetesi finans yazarı ekonomist Ali Ağaoğlu, parasal genişlemenin AB’de, ABD’dekine benzer bir durum yaratacağını söyledi.

Basılan paraların üretim yapan şirketlere gitmekten çok bankalara aktığını belirten Ağaoğlu, “Bunlar da bir kısmını sıfır faize rağmen merkez bankalarında tutuyorlar veya borsaya gidiyor’’ dedi.

Avrupa Merkez Bankası’nın yapacağı parasal genişlemenin beklendiği gibi AB ekonomisinde canlanmaya yol açmayacağını öngören Ağaoğlu, eğer üretim yapan işletmelerin tahvilleri alınıp bunlara fon sağlanırsa parasal genişlemenin işe yarayacağını anlattı.

Küresel yatırımcıların Yunanistan’a rağmen AB için iyimser olmasını da değerlendiren Ali Ağaoğlu, “Ben daha önce de belirtmiştim; Avrupa Birliği pahalı bir proje ve Yunanistan’ın borçları bu proje için ucuz bir bedel. Bu kadar pahalı bir proje için bu bedel ödenecektir’’ dedi.

Fakat Almanya’nın başını çektiği kesimin bu bedeli en aza indirerek bu işi en az zararla kapatmak istediklerine işaret eden Ağaoğlu, Yunanistan’ın borçlarının nominal olarak aynı kalacağını ancak vadeye yayılacağı için reel olarak azalacağını belirtti. ■ Recep Erçin, Aydınlık, (21.2.2015)

YABANCI SERMAYE: 6.7 MİLYAR DOLAR DIŞARIYA KAÇTI

2014’te yabancıların Türkiye’ye doğrudan yatırımları gerilerken, dışarıya yerli sermaye göçü ikiye katlandı. Doğrudan yatırım için dışarı giden Türk sermayesi yüzde 89 artışla net 6.7 milyar dolar oldu. 12 yıllık AKP döneminde Türk sermaye göçü 27.5 milyar dolara ulaştı.

Yabancıların Türkiye’den gayrimenkul alımları yüzde 37 artışla 4.3 milyar dolar olurken, yabancı sermayeli firmaların dış ortaklardan kullandığı kredilerde ise net 623 milyon dolarlık geri ödeme yapıldı. Gayrimenkul alımları ve kredi işlemleri de dâhil edildiğinde Türkiye’ye net yabancı doğrudan yatırımı geçen yıl yüzde 2 azalışla 12.1 milyar dolar oldu. Doğrudan yatırım için gelen yabancı sermayeden Türklerin dışarı götürdüğü sermaye düşüldüğünde ise geçen yılki net giriş 5.5 milyara dolarla 2013’tekinin yüzde 38 altında kaldı.

EKONOMİYE AĞIR DARBE İNDİRİR

Açıklamasında “Sermaye, yatırım yaparken; demokrasisi oturmuş, hukuk devleti kökleşmiş; rüşvet, iltimas, kayırmacılık ve yolsuzluğun olmadığı, mevzuat ve kararların günlük ve keyfi biçimde değişmediği, siyasi ve ekonomik istikrarı güçlü ülkeleri tercih eder’’ görüşünü savunan Umut Oran, Türkiye’de kurulmaya çalışılan tek adam rejimi ile demokrasi ve hukuk devletinden uzaklaşmanın içeride ve dışarıda güveni azaltmakta olduğunu vurguladı.

Oran, “Bu durum, ülke kalkınması ve toplumsal refah açısından hayati öneme sahip yatırım ve üretimi yapacak, istihdamı yaratacak sermayeyi ülkeden kaçırmaktadır.

Türkiye giderek dış sermaye çekemez hale gelmekte, yerli sermayenin yurt dışına göçü de ivme kazanmaktadır. Bu gidişat ülkenin ekonomisine, sosyal yapısına, geleceğine ağır darbe indirmektedir’’ dedi. ■ Recep Erçin, Aydınlık, (21.2.2015)

SİYASAL İSLAM, DİNCİLİK: İÇKİ SATAN BÜFELERE ‘SATMAYIN’ NOTU İLE KURAN MEALİ

Muğla’nın Ortaca İlçesi’nde alkol satışı yapan büfelerin kapısına içki satışı yapmamaya çağıran not ile Kuran meali CD’si bırakıldı

Muğla’nın Ortaca İlçesi’nde alkol satışı yapan büfelerin kapısına içki satışı yapmamaya çağıran not ile Kuran meali CD’si bırakıldı

AKP eliyle palazlandırılan gericilik ülkede farklı yaşam tarzlarına saldırıların artmasına neden оluyоr. Özgecan Arslan’ın, Nuh Köklü’nün katledilmesi ile beraber toplumsal gerilim tartışılmaya başlarken farklı yaşam tarzlarına yönelik gerici müdahalelerde her geçen gün artıyor. Son olaylardan bir tanesi Muğla’nın Ortaca ilçesine bağlı Dalyan’da gerçekleşti.

Muğla’nın Ortaca ilçesine bağlı Dalyan’daki Αtatürk ve Gürpınar Caddeleri üzerindeki, bazı içki ve sigara satışı yapan büfe ile marketlere, kimliği belirsiz kişi veya kişilerce, zarfının üzerinde “Lütfen dükkanınızda alkol ve sigara satmaktan vazgeçin. Çünkü bu size ve çevrenize çok zararlıdır ve günahtır. Allah size bunun hesabını mutlaka sorar, para kazanamam diye korkmayın. Çünkü helal yolu tutarsanız Allah işlerinizde bereket verir. Saygılarla” yazılı, Κuran-ı Kerim meali CD’si bırakıldı.

CD’yi ve üzerindeki notu görünce tedirginlik yaşadığını belirten esnaf satışlara devam edeceklerini söyledi. ■ Kemalistler, (21.2.2015)

 

22.2.2015

 YABANCI SERMAYE:  TÜRKİYE'NİN YURT DIŞI VARLIKLARI ARTTI

Türkiye'nin yurt dışı varlıkları 2014 yıl sonu itibarıyla bir önceki yıl sonuna göre yüzde 1,8 artarak 230,1 milyar dolar oldu. Geçen yıl sonu itibarıyla Türkiye'nin yükümlülükleri 2013 yıl sonuna göre yüzde 6,6 artışla 661,3 milyara yükseldi.

Türkiye'nin yurt dışı varlıkları ve yükümlülükleri 2014 yıl sonu itibariyla bir önceki yıl sonuna göre sırasıyla yüzde 1,8 artışla 230,1 milyar dolar ve yüzde 6,6 artışla 661,3 milyar oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2014 Aralık sonu itibarıyla Türkiye'nin uluslararası yatırım pozisyonu (UYP) verilerini açıkladı.

Geçen yıl sonu itibarıyla, UYP verilerine göre, Türkiye'nin yurt dışı varlıkları, 2013 yıl sonuna göre yüzde 1,8 artarak 230,1 milyar dolara, yükümlülükleri ise yüzde 6,6 artışla 661,3 milyar dolara yükseldi.

Türkiye'nin yurt dışı varlıkları ile yurt dışına olan yükümlülüklerinin farkı olarak tanımlanan net UYP, 2013 yıl sonunda 394,1milyar dolar açık vermiş iken, 2014 yıl sonunda açık 431,2 milyar dolara çıktı.

Varlıklar alt kalemleri incelendiğinde, rezerv varlıklar kalemi 2013 yıl sonuna göre 3,7 milyar dolar azalışla 127,3 milyar dolara gerilerken, diğer yatırımlar kalemi 533 milyon dolar artışla 60,9 milyar dolara yükseldi.

Diğer yatırımlar alt kalemlerinden bankaların Yabancı Para ve Türk Lirası cinsinden efektif ve mevduatları, 2013 yıl sonuna göre yüzde 4,9 azalışla 22,1 milyar dolar oldu.

Yükümlülükler alt kalemleri incelendiğinde, Aralık 2014 itibarıyla, doğrudan yatırımlar (sermaye ve diğer sermaye) piyasa değeri ile döviz kurlarındaki değişimlerin de etkisiyle 2013 yıl sonuna göre yüzde 13 artışla 169,1 milyar dolara yükseldi.

PORTFÖY YATIRIMLARI 23,9 MİLYAR DOLAR ARTTI

Portföy yatırımları Aralık 2014 itibarıyla, 2013 yıl sonuna göre 23,9 milyar dolar artış gösterdi.

Yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi stoku 2013 yıl sonuna göre yüzde 18,5 artışla 61,9 milyar dolara çıktı. Borç senetleri alt kalemleri olan yurt dışı yerleşiklerin mülkiyetindeki DİBS stoku yüzde 0,2 artışla 52,2 milyar dolara, Hazine'nin tahvil stoku (yurt içi yerleşiklerce alınan tahvil stoku düşüldükten sonra) ise yüzde 2,6 artışla 38,7 milyar dolara çıktı.

Aynı dönemde, diğer yatırımlar 2013 yıl sonuna göre 2,1 milyar dolar azalma gösterdi. Geçen yıl sonu itibarıyla, diğer yatırımlar altında yer alan yurt dışında yerleşik Türk vatandaşlarının Merkez Bankası'ndaki kredi mektuplu döviz tevdiat hesapları 2013 yıl sonuna göre yüzde 52,6 azalışla 2,5 milyar dolara geriledi.

Söz konusu dönemde, yurt dışı yerleşiklerin yurt içi yerleşik bankalardaki yabancı para mevduatı, 2013 yıl sonuna göre yüzde 7,2 azalışla 34,2 milyar dolar olurken, TL mevduatı da yüzde 21,3 artışla 13,4 milyar dolar oldu.

Bankaların toplam kredi stoku yüzde 8,7 artışla 94,2 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin toplam kredi stoku ise yüzde 2,7 azalarak 93,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. ■ Ortadoğu, (22.2.2015)

BORÇLANMA, HALK: VATANDAŞIN BORÇ YÜKÜ KATMERLEŞTİ

Bankalardaki tüketici kredileri geçen hafta yüzde 0.55 artarak 272.9 milyar liraya çıktı Söz konusu dönemde kredi kartı harcama tutarı ise yüzde 0.27 yükselerek 84.3 milyar lira oldu. Böylece vatandaşların bankalara borcu 357.2 milyar TL’ye çıktı

Bankaların tüketici kredileri, 13 Şubat ile biten haftada bir önceki haftaya göre yüzde 0.55 artarak 272.9 milyar lira, kredi kartı harcama tutarı da yüzde 0.27 yükselerek 84.3 milyar lira oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Haftalık Para ve Banka İstatistikleri’ne göre, 13 Şubat ile biten haftada mevduat bankalarının tüketici kredileri yüzde 0.55 artarak 272 milyar 852 milyon 257 bin liraya çıktı. Kredi kartı harcama tutarı da yüzde 0.27 yükselişle 84 milyar 300 milyon 232 bin lira düzeyinde gerçekleşti. Söz konusu dönemde taksitli ticari krediler ise yüzde 0.87 artarak 162 milyar 949 milyon 709 bin liraya ulaştı.

Konut kredileri 116.3 milyar TL

Bu dönemde mevduat bankalarındaki tüketici kredilerinin 116 milyar 329 milyon 277 bin lirası konut, 5 milyar 997 milyon 60 bin lirası taşıt, 150 milyar 525 milyon 920 bin lirası da diğer kredilerden oluştu.

Geçen yılın aynı dönemine oranla mevduat bankalarındaki tüketici kredileri yüzde 14.02, taksitli ticari krediler de yüzde 29.67 arttı. Bireysel ve kurumsal kredi kartlarıyla yapılan harcamalar 2014 yılının aynı dönemine göre yüzde 7.94 azalışa, yıl sonuna göre de yüzde 1.81 artışa işaret etti. Kredi kartı harcama tutarının 39 milyar 187 milyon 566 bin lirası taksitli, 45 milyar 112 milyon 666 bin lirası taksitsiz olarak gerçekleşti. ■ Yeni Mesaj, (22.2.2015)

 

23.2.2015

YABANCI SERMAYE: YABANCILAR 13 MİLYAR DOLAR GÖTÜRDÜLER

Yabancı yatırımcılar 2014’te elde ettikleri kazançlarından yaklaşık 13 milyar doları Türkiye’den transfer ettiler

Önceki gün Merkez Bankası’nca açıklanan 2014’ün tamamına ait ödemeler dengesi verileri, yabancıların yaklaşık 13 milyar dolarlık kazançlarını resmi yollarla Türkiye’den transfer ettiklerini de ortaya koydu. Bu tutar 2013 yılında 13,5 milyar dolardı.
Toplamı 13 milyar dolara yaklaşan ve resmi yollarla transfer edilen yabancı yatırımcı kazançları içinde faizler en önemli yeri tuttu. 2014’te 5,7 milyar dolara yakın faiz gelirlerini transfer eden yabancıların bu kazancı, toplamın yüzde 44’üne yaklaştı. Faiz transferlerinin 4,7 milyar dolarlık kısmı uzun vadeli alınmış kredilerin karşılığı olarak, 1,3 milyar dolarlık kısmı ise kısa vadeli kredi borçların faiz karşılığı olarak transfer edildiler. Yabancıların faiz kazançlarından transfer ettikleri miktar 2013’te de 5,8 milyar dolar dolayındaydı.

ÖTEKİ KAZANÇLAR
Yabancıların Türkiye’deki yatırımlarından elde ettikleri kazançlardan 2014’te yaptıkları 13 milyar dolarlık transferin yüzde 44’ünü faiz gelirleri oluştururken portföy yatırımı olarak borsadan sağladıkları kazançlardan 2014 yılında da 4,2 milyar dolar çıkardıkları belirlendi. Bu başlıktan yapılan transferler 2013’te 3,7 milyar dolardı. Dolayısıyla yabancıların kâr realizasyonuna 2014’te daha çok gittikleri ve yaklaşık 500 milyon doları daha dışarı çıkardıkları görüldü.

Yabancıların Türkiye’de sanayi ve hizmet sektörlerine yaptıkları doğrudan yatırımlardan sağladıkları kârlardan 2014’te dışarı aktardıkları ise 2,6 milyar doları buldu.Yabancıların kâr transferleri 2013’te 1 milyar dolar daha fazlaydı.
Ödemeler dengesi verileri, yabancıların ücret transferlerinin de 2014 yılında 432 milyon dolar olarak kayıtlara geçtiğini bildiriyor. Ücret transferleri içinde üst düzey yönetici maaşları, futbolcu , sanatçı kazançları gibi alt başlıklar da yer alıyor.

KAYITDIŞI?
Yabancıların kazanç transferleri kayıtlara yaklaşık 13 milyar dolar olarak geçmekle beraber, kazançların bir kısmı yurtiçinde tutularak yeniden yatırıma dönüştürülebiliyor.
Yabancı yatırımcıların bazı kazançları ise resmi olmayan yollarla dışarı transfer edilebiliyor. İthal edilen bazı malların yüksek fatura edilerek kazançların vergisiz dışarı çıkarılması en çok bilenen yöntemlerden biri olarak biliniyor ve literatürde adına “transfer fiyatlaması” deniliyor. ■ Birgün, (23.2.2015)

 

NEGATIF FAIZ NE MENEM IŞTIR?

Bugünlerde ekonomi gözlüğü ile bakıldığında en zor anlaşılabilen şey negatif faiz konusu. Avrupa Merkez Bankası, Danimarka, İsveç ve İsviçre de şu anda negatif faizi olan ülke ve kurumlar. Negatif faiz demek bankalar Merkez Bankasına nakit yatırdıkları zaman bir ücret ödeyecekler demek. Halbuki normalde bankalar Merkez Bankasında fon tuttukları zaman faiz geliri de elde ederlerdi. Bugünkü Merkez Bankası'nın negatif faizi olan dönemde ise bankalar da, kendilerine mevduat yatıranlardan yatırdıkları fonları tutmak için, faiz vermek değil, ödeme talep etmek zorunda kalırlar. Yani işler tersine döner!

Merkez Bankaları neden negatif faiz kullanmaktalar? Merkez bankası ortalığa likidite çıkartırken insanların kredi kullanmasını teşvik etmek istiyor ki ekonomi canlansın. Ama bankalar ellerindeki bonoları satıp Merkez bankasından aldıkları nakiti, kredi olarak vermezlerse ve Merkez Bankası'nda tutma yoluna giderlerse işler karışır (durgunluk döneminde zaten kredi talebi de çok zayıftır) . Merkez Bankası durgunluk döneminde zaten faizleri düşürür. Ama bankalar ellerine geçen nakiti Merkez bankasına yatırırlarsa da kredi artışı hiç olmayacaktır. Bu durumda Merkez Bankası faizi negatif yaparak (yani enflasyon faizden daha büyük) bankaların kendisine fon yatırmasını engellemek ve bankaları kredi vermeye zorlamak ister.
Diğer taraftan faizin düşürülmesi de genelde ülkenin parasının değerini düşürür. İhracatınız da değeri düşen para nedeni ile artabilir, çünkü döviz cinsinden fiyat ucuzlamış olur. Ama bu durum tasarrufçuyu da tasarrufu bırakıp harcamaya gitmeye zorlar.

Amaç ihracatı baltalamamak

Tabii ki iki türlü faiz vardır. Birincisi nominal faiz ikincisi de reel faiz. Önemli olan, dikkat edilmesi gereken, reel faizdir. Reel faiz nominal faiz ile enflasyonun farkına eşittir (tam eşit değildir de şimdilik “yaklaşık” olarak eşittir diyelim ) . Faiz yüksek ise enflasyon altına düştükçe , ama faiz ayni kalırsa, reel faiz yükselir. Negatif reel faiz elde etmek için ise, nominal faiz enflasyonun altında olmalıdır. Reel faiz elde etmek için, eğer enflasyon negatif ise (düşüyor demek) nominal faiz de sıfırın altına yani daha alta düşmek zorundadır.
Amerika’da Merkez Bankası kriz öncesi 2008 Ağustos ayında, gereken likditeden 1.9 milyar dolar fazla para yaratmış durumda iken, bugün 2015 yılında ocak ayında dev miktarda para yarattığı için likidite 2.6 trilyon dolara çıkmıştı (unutmayalım trilyon !) Avrupa Merkez Bankası ise 2008 yılında euro bölgesinde ekstra likiditeyi 1.8 milyar dolardan 2015 yılında 158 milyar euroya çıkarmıştı. Bankalar bu büyük miktarların üzerinden ve faizler de negatif iken, fonları elde tutmaz ve kredi verir varsayımı yapılıyor. Ama bu da kolayca gerçekleşmiyor.
Tabii bir de ülkelerin döviz kuru meselesi var. Negatif faizlerin en büyük etkisi aslında kredi konusundaki etki değil, döviz kurları üzerindeki etki. Avrupa Merkez Bankası faizleri negatif yaptığından beri euro diğer paralara karşı yüzde 20 değer kaybedince ihracat ve büyümeyi arttıracak bir etki ortaya çıkıyor. Ama hele bizim gibi bol miktarda yabancı sermaye hareketi alan ülkelerde ise yabancıların döviz cinsi getirisi yerel para (yani TL) değer kaybettikçe azalıyor ve yabancı fonlar ülkeden kaçmaya başlıyorlar. Danimarka , İsviçre ve İsveç’de negatif faiz euro ile denkliği muhafaza etmek, parayı değerlendirmemek, ihracatı baltalamamak için kullanılıyor. Ama tabii ülkenin kendi vatandaşı da fakirleşiyor. Bizde de TL değer kaybettikçe ihracatçı olmayan vatandaş fakirleşir. ■ Deniz Gökçe, Akşam, (23.2.2015)

YABANCIYA TOPRAK: YABANCILAR KONUTTAN VAZGEÇMIYOR

Bu yılın ocak ayında yabancılara konut satışı geçen yılın aynı ayın göre yüzde 6,8 artarak bin 289'a yükseldi.

Yabancılara konut satışı yılın ilk ayında geçen yıl ocak ayına göre yüzde 6,8 artarak bin 289 oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden derlenen bilgiye göre, yabancıların konut edinimi devam ediyor. Bu yılın ocak ayında yabancılara konut satışı geçen yılın aynı ayında göre yüzde 6,8 artarak bin 207'den bin 289'a yükseldi.

Geçen yıl yabancılara konut satışı bir önceki yıla göre yüzde 55,6 artarak 18 bin 959 adetle tarihi zirvesine ulaşmıştı. Yabancılara 2013 yılında 12 bin 181 konut satışı gerçekleşmişti.

Yabancıların konut satın aldığı iller arasında Antalya liderliği bırakmazken, İstanbul aradaki farkı kapatıyor. Bu yılın ocak ayında yabancılar Antalya'da 392 adet konut satın alırken, bu sayı 2014 ve 2013 yıllarında sırasıyla 464 ve 448 adet düzeyindeydi.

Bu yılın ocak ayında İstanbul, yabancıların en çok konut satın aldığı şehirler sıralamasında 377 adetle ikinci oldu. İstanbul'da yabancılara konut satışı 2014 ocak ayına göre yüzde 55,1 arttı. Yabancılara konut satışında Antalya ile İstanbul arasındaki fark 2014 ocak ayında 221 iken bu yıl 15'e geriledi.

Antalya'nın toplam yabancıya konut satışından aldığı pay bu yılın ocak ayında 2014 yılının aynı ayına göre 8 puan azalarak yüzde 30,4'e gerilerken, İstanbul'un aldığı pay 9,1 puan artarak yüzde 29,2'ye yükseldi.

En fazla artış Yalova'da

Yılın ilk ayında yabancılara konut satışının en fazla arttığı il Yalova oldu. Yalova'da yabancılara konut satışı bu yılın ocak ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 352,4 artarak 21'den 95'e yükseldi.

Yabancılara konut satışında en fazla artış yaşanan ikinci il yüzde 95,2 ile Ankara oldu. Ankara'da yabancılara bu yılın ilk ayında 41 konut satışı gerçekleştirildi.

Yabancıların en fazla konut satın aldığı şehirler içinde Marmara Bölgesi'nin ağırlığı artırırken, Akdeniz ve Ege bölgelerinin ağırlığı azaldı. Geçen yıl ocak ayında yabancılara satılan konutun yüzde 44,2'si Akdeniz bölgesinde, yüzde 36,9'u Marmara bölgesinde ve yüzde 12'si Ege bölgesinde iken, bu yılın ocak ayında bu oran Marmara bölgesinde yüzde 46,7, Akdeniz bölgesinde yüzde 33,4 ve Ege bölgesinde 8,4 oldu. ■ Akşam, (23.2.2015)

 

24.2.2015

FAİZ, DOLAR: ANALİSTLER FAİZ KARARI İÇİN NE DÜŞÜNÜYOR?

Uzmanlar, Merkez Bankası faiz kararını değerlendirdi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 7,75’ten yüzde 7,5’e, borçlanma faiz oranı yüzde 7,5’ten yüzde 7,25’e indirdi.

Kurul, toplantısında sonra yapılan açıklamaya göre, marjinal fonlama oranı yüzde 11,25’ten yüzde 10,75’e, açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla tanınan borçlanma imkanı faiz oranı yüzde, 10,75’ten yüzde 10,25’e, Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 7,5’ten yüzde 7,25’e indirildi.

Bu kararlar içerisinde özellikle üst bantta yapılan indirimin dikkat çekici olduğuna dikkat çeken analistler, bunun da dolarda yükselişin önünü açtığını ifade ediyor.

İşte analistlerin Merkez Bankası faiz kararı sonrasında yaptığı değerlendirmeler:

İntegral Menkul Değerler Araştırma Direktörü Tuncay Turşucu

Özellikle TL’nin sepet karşısındaki değerinin ölçülü bir faiz indirimine alan bıraktığını belirtiyorduk. Nitekim MB’dan ölçülü bir adım gelmiş oldu. Üst bantta yapılan indirim ile gelinen yüzde 10.25 seviyesi halen temkinli bir seviye ve oluşabilecek ani bir kur baskısında MB’nın elinde etkili bir silah olmaya devam ediyor. Ayrıca marjinal fonlama maliyeti de 50 baz puanlık indirim ile yüzde 10.75 seviyesine gerilemiş durumda ve bu da önemli bir silah konumunda. Üst banttaki indirim ile MB’nın banka kredi faizlerinde gevşemeye göz kırpıyor. Ekonomiyi canlandırma yönünde bir adım olarak algılıyoruz.

Açıklama metnine bakıldığında “Kurul, çekirdek enflasyondaki düşüşün devam edeceğini öngörmektedir” cümlesinin girdiğini görmekteyiz. Buradan MB’nın hesaplarını enflasyondaki gerilemenin devam edeceğine göre yaptığını ve buna paralel ölçülü faiz indirimlerinin devam edebileceği mesajını çıkarıyoruz. Nitekim yine açıklama metninde ölçülü faiz indirimine neden olarak gıda ve enerji fiyatlarındaki artan oynaklığı gerekçe gösteriyor. Başka deyişle çekirdek enflasyondaki düşüş sürdüğü sürece ölçülü faiz indirimleri devam edebilir.

Son olarak önceki metinde “…enflasyonun 2015 yılı ortalarında hedefe uyumlu seviyeye geleceği beklenmektedir.” Şeklindeki ifade çıkarılmış ve enflasyon hedefi için bir zaman vermekten kaçınılmış. Bu durum MB’nın enflasyondaki oynaklığın önümüzdeki günlerde artabileceği beklentisi içinde olduğunu gösteriyor.

Enflasyon ile ilgili olarak önümüzdeki aylarda yüzde 6 seviyelerine doğru geri çekilme beklentileri bulunuyor ve bu beklentilere paralel politika faizindeki indirimlerin bu seviye ile uyumlu şekilde devam etmesi normal olacaktır. Alınan karar beklentilere paralel olmasından dolayı ve 25-50 baz puanlık bir indirimin fiyatlara yansıtılmış olmasından dolayı TL üzerinde önemli oynaklıklara neden olmadı. USDTRY halen 2.4755 ve döviz sepeti ise 2.64 ile sabahki seviyelerini koruyor. TL’de 2.50 seviyesinin altında yatay seyirler bir süre daha devam edebilir. Ancak faiz indirim beklentileri devam ediyor olacağından USDTRY’de aşağı yönlü hareketler beklemek yanlış olabilir. Baka deyişle geri çekilmeler sınırlı kalabilir. USDTRY’de bir süre daha 2.45-2.50 arasında dalgalanma görebiliriz. TL üzerinde önümüzdeki dönemde global fon akışları ve Fed Başkanı’nın vereceği mesajlar etkili olacaktır.

Destek Menkul Değerler Murat Tufan

Merkez Bankası PPK toplantısında ki en önemli ayrıntı, faiz koridorunun üst banında yapılan indirim oldu ve 0,50 baz puanlık indirim yapıldı.

Faiz koridoru bu indirim ile 11,25 seviyesinden 10,75 seviyesine çekilmiş oldu. Üst bantta yapılan bu değişiklik, dolar kurunun geri çekilmesini bir miktar sınırlayabilir.

Işık FX Araştırma Müdürü Veli Kocatürk

Merkez Bankası'nın faiz kararı ile piyasa beklentisini karşıladığını düşünüyoruz. Ancak repo faizlerinden ziyade üst bantta yapmış olduğu indirimin daha dikkat çekici. Üst bantta gerçekleşen 50 baz puanlık indirim beklentiden farklı gelmiş. Merkez bu noktada bir miktar risk alarak kurun yukarı yönlü dalgalanmasına izin vermiş görünüyor. Ancak orta bant fiyatlandığı için kısa süreli satış gelse de kur da yükselişin devam edebileceğini düşünüyorum.

Özellikle dışarıdaki gelişmelere bağlı olarak Fed’in faiz artırım sürecinde bulunması gibi faktörlerle kurda artık 2.45 seviyelerinin altında fiyatlamalar zor. TCMB'nin sıkı para politikasına ilişkin yapmış olduğu vurguların da oldukça önemli.

Enflasyon beklentilerine paralel olarak ilerleyen dönemde faiz indirimi yapabilmek adına bir beklenti yaratmaya çalıştığını düşünüyoruz.

A1 Capital Menkul Değerler Analisti Engin Deniz Avcı

TCMB Para Politikası Kurulu toplantısından piyasaların beklentilerinden farklı bir faiz kararının geldiğini söyleyebiliriz.
Piyasa medyan beklentisi hem bant seviyelerinde hem de politika faizinde 50’şer baz puanlık indirim olacağı yönünde olsa da, kimi ekonomistlerin üst bandın sınırlı kalabileceğini de vurguladık.

PPK toplantısından çıkan en dikkat çekici karar marjinal fonlama oranın da (üst bant)yüzde 11,25’ten yüzde 10,75’e indirilmesi oldu. Açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla tanınan borçlanma imkanı faiz oranı yüzde, 10,75’ten yüzde 10,25’e indirildi.

Gelen faiz kararlarının ardından piyasa yatırımcılarında, gelen indirimin zaten fiyatlandığı yönünde bir algının oluştuğu söylenebilir. Ama burada dikkat edilmesi gereken nokta üst bant seviyesi olan marjinal fonlama oranının diğer faiz oranlarına nazaran daha fazla indirilmesiydi. Bu durumunda dolar kurunda gergin bir dönem yaratsa da hükümet yetkilileri ve TCMB’den gelmesi muhtemel açıklamalar ile birlikte yukarı yönlü seyrine devam etmesi beklenebilir. ■ Dünya, (24.2.2015)

ÖZELLEŞTİRME, YABANCI SERMAYE: MİLLİ PİYANGO İÇİN ABD'Lİ ORTAK GELİYOR

Net Holding, Milli Piyango'yu işletmek üzere kurulan şirkette olası azınlık pay satışı için ABD'li Scientific Games ile görüşüyor.

Net Holding, Milli Piyango'yu işletmek üzere kurulan Net Piyango ve Şans Oyunları Ticaret şirketinde olası bir azınlık pay satışı için ABD'li Scientific Games ile görüşmelere başladı.

Açıklamayı KAP'a yapan şirketin hisseleri ilk seansı yüzde 1.51 artıda 4.03 liradan kapattı.

Net Holding'in ortağı olduğu Net Şans şirketinin Hitay Yatırım Holding ile kurduğu ortak girişim grubu Milli Piyango şans oyunlarının 10 yıl süreyle işletme hakkı ihalesini geçen yıl kazanmıştı. ■ Dünya, (24.2.2015)

 

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura