Diğerleri > Sis Çanı
03-07-2015
NELER OLDU 19-24 NİSAN 2015 (yabancı sermaye, bölücülük, özelleştirme, Dolar, boçlanma, istihdam, UÖŞ, insan ticareti, RTE)

Cihan Dura

3.7.2015


19.4.2015 

YABANCI SERMAYE: 'KİĞILI YABANCIYA SATILIYOR'

Yabancı yatırımcıların Türk markası avının son hamlesi Kiğılı oldu. Abdullah Kiğılı, “Masadayız. Çoğunluk hisseyi de satabiliriz” diyor. Kiğılı, soyadını taşıyan markanın yönetimini bırakmayacağını söylüyor.

Ortaklık için yabancı fonlarla görüştüklerini açıklayan Kiğılı Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Kiğılı, “Epey bir yol aldık. Arzu ettiğimiz istediğimiz belli bir değeri var markanın. 2015 yılında yabancı bir fon işletmemize girerse sürpriz olmaz. Ya bitecek ya bitecek” dedi.

Şartlara bağlı olarak Kiğılı’nın çoğunluk hisselerini de satabileceklerini söyleyen Kiğılı, “Çoğunluk da olabilir azınlık hisse de olabilir. Azınlık da çoğunluk da olsa görüştüğümüz fonlar işin başında beni görmek istiyorlar. Benim de sıhhatim müsaade ettiği müddetçe 3-5 yıl zarfında şirketi yönetmeye devam edeceğim” diye konuştu.

Sultanhamam’da çıraklıktan başlayan iş hayatınız, markalaşma için verdiğiniz uzun uğraşlarla devam etti. Şimdi ise yabancılarla ortaklık görüşmeleri yaptığınız söyleniyor. Bu haber doğru mu?

Evet, şu anda görüşmelerimiz sürüyor. Epey bir yol aldık. Arzu ettiğimiz istediğimiz belli bir değeri var markanın. Çok şükür değerli bir marka. bugün 225 mağazası olan Türkiye’nin en büyük erkek giyim markasıyız. Tahmin ediyorum bu yıl Allah nasip ederse bitirmiş olacağız. Yani 2015 yılında artık bir yabancı fon işletmemize girerse sürpriz olmaz.

Şirketin ne kadarlık hissesini satmayı düşünüyorsunuz?
Şartlara bağlı, çoğunluk da olabilir azınlık hisse de olabilir. Azınlık da çoğunluk da olsa görüştüğümüz fonlar işin başında beni görmek istiyorlar. Benim de sıhhatim müsaade ettiği müddetçe 3-5 yıl zarfında şirketi yönetmeye devam edeceğim.

Peki bu süre sonunda bir emeklilik hayaliniz var mı?
Emekli olmayı hiç düşünmedim. Bu yönde hiç hayalim olmadı. En büyük hobim işim. Zaten bir hissem olacak. Her Sabah şirkete gidip oradaki havayı teneffüs etmem lazım ki yaşamımı uzun hale getireyim.

Çoğunluk hissesini satmanız durumunda, bu sizi duygusal olarak nasıl etkiler?
İş hayatında duygusallığa yer yok. 50 yıllık ticaret hayatında bir çok şey öğrendim. Onlardan birisi de bu. Duygusal davranırsan büyüyemezsin. Ticarette duygusallık yoktur. Şartlar neyi gerektiriyorsa onu yapmak durumundasın.

Bu satışa Abdullah Kiğılı markası da dahil mi?
Hem Kiğılı, hem de Abdullah Kiğılı markaları dahil. Bir fon ortak alarak şirketi mali açıdan daha da güçlendiriyorsunuz. O fon sizi yurtdışına rahatlıkla taşıyabiliyor. Fonların girdiği her şirket büyümüş. Bu yıl zarfında artık son kararımızı vereceğiz. Ya bitecek ya bitecek.

Ortaklık size ne sağlayacak?
225 yurtiçi, 17 tane de yurtdışı mağazamız var. Ortaklıkla birlikte Avrupa pazarına gireceğiz. Bir yıl içinde Balkan ülkelerine girmiş olacağız. Üç yıl içinde bizim için Türkiye’de deniz bitiyor. Denizin bittiği yerde ben nehirde mi boğulayım. Bu nedenle ortaklık kurmanın vakti şimdi geldi.

Deniz bitiyor derken...
Şu anda Türkiye’nin 67 ilinde mağazamız var. Geriye 14 vilayet kaldı. Üç yıl içinde de buralarda açmış oluruz. Bu da yetmiyor, ilçelerde, karayollarında mağazalar açıyoruz. Bunun için planlarımız hazır. Üç yıl sonra Türkiye’deki tüm yatırımlarımızı yapmış olacağız. Bunun sonucunda doğal olarak yurtdışında yatırım yapacağız.   Türk hazır giyimin önü açık. Git gidebildiğin kadar... ■ Akşam(19.4.2015)

 

BÖLÜCÜLÜK: ÇERKESLERİN İKİ MÜFREDAT İSYANI

Ortaokullarda Adige (Çerkesce) dilini öğretmek için Kiril alfabesiyle hazırlanmış müfredat uygulanırken Milli Eğitim Bakanlığı Latin alfabesiyle hazırlanmış yeni bir müfredat daha kabul etti. Böylece bir dersin iki müfredatı olması gibi ilginç bir durum ortaya çıktı. Çerkesler ise anavatanları Kafkasya’da kullanılan alfabenin kiril alfabesi olduğunu ifade ederek, çocuklarına dillerinin Latin alfabesiyle öğretilmesine karşı çıktı. Birçok ilde eylem yapan Çerkesler şimdi de Latin harfleriyle hazırlanmış müfredatın kaldırılması için internet üzerinden imza kampanyası başlattı.

 

İMZA KAMPANYASI

 

Milli Eğitim Bakanlığı 2012 yılında Kafkas Dernekleri Federasyonu tarafından kiril temelli Adige alfabesiyle hazırlanan Adigece dili müfredatını kabul ederek uygulamaya geçirdi.Bu uygulama devam ederken Adige Dil Derneği tarafından Latin harflerle hazırlanmış farklı bir müfredat, 27 Şubat 2015 tarihinde Bakan tarafından imzalandı ve Tebliğler Dergisinin Nisan sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu duruma itiraz eden Çerkesler Bakanlığın “Dersin iki müfredatı da yürürlülükte kalsın veliler hangisini istiyorsa onu seçsin” önerisiyle karşı karşıya kaldı.

 

Taraf’a konuşan KAFFED Başkan Yardımcısı Ünal Uluçay ise bu öneriye karşı çıkarak “Adigece sınıfının açılması için 10 öğrenciye ihtiyaç var. Bu sayıyı zor buluyoruz. Bir de bu 10 öğrenci iki müfredat arasında dağılırsa Adigece sınıfı bile açılmaz” dedi. Uluçay “Biz Çerkeslerin anavatanında kullanılan resmi alfabe, kiril temelli Adige Alfabesi. B u durum; Osmanlıcayı Latin harflerle öğretmeye benziyor. Bu dili Latin alfabesiyle öğrenen çocuk Adige edebiyatından bir kitap ya da anavatandan gelen bir belgeyi okuyamaz” dedi. Çerkeslerin yeni müfredatın iptali için Change.org’da da başlattığı imza kampanyası ise sürüyor. ■ SÜMEYRA TANSEL, Taraf,  (19.4.2015)

 

 

AKP: 77 Milyonla nasıl helalleşecekler? Namaz kılan hırsızlar türedi

Bülent Arınç’a yazdığı mektupla yeniden gündeme gelen Burhan Özfatura’yla siyasetin dününü ve bugününü konuştuk. Özfatura, “Reza’nın uçağıyla umreye gidince Allah affedecek zannediyorlar.” diyor.

Bülent Arınç’a yazdığı mektup dikkat çekiciydi eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Burhan Özfatura’nın. 40 yıllık dostluklarının hatırına daha fazla içinde tutamayıp köprüden önce son çıkışta Arınç’a bir ikazda bulunmak istemiş. Başbakan Yardımcısı’ndan mektuba cevap gelmese de onun vicdanı bir nebze de olsa rahat. ANAP ve DYP dönemlerinde siyaset yapmış deneyimli bir isim olan Özfatura, siyasette dünü ve bugünü değerlendirdi.

Arınç'a yazdığınız mektup çok konuşuldu. Size bu mektubu yazdıran duygu neydi?

Bülent Arınç'la dostluğumuz 1975'ten bugüne gelen 40 yıllık bir dostluk. 1976'da o günün yönetimi beni hedefe aldı burnumu sürtmek için. Maliye mensupları için yemekhane, çocuklar için kreş, bekarlar için lojman yaptırdım. Bunların hepsi suç sayıldı. Bülent Arınç, bir kuruş bile talep etmeden bütün davaları üstlendi. Hepsinden beraat ettim. Ona minnet borcum var. Şu anki AKP şablonuna uygun olmadığını biliyorum.

Partinin önde gelen isimlerinden biri nasıl uymuyor o şablona?

Çünkü Bülent, yolsuzluklara katılmaz, harama tenezzül etmez, hakikaten mütevazıdır. Hiçbir görev onu şımartmadı. Bunlar AKP'de görünmeyen şeyler. Türkiye tam bir yolsuzluklar ülkesi oldu. Bülent'in yüzü hiç gülmüyor. Arada bir vicdanı konuşuyor, güzel şeyler söylüyor ama mehter marşı gibi bir ileri iki geri yapıyor. Suç işlemese bile suç ortağı. Böyle olması bence ahirette Allah'ın önünde hesap vermesini zorlaştırır.

Bazı gerçekleri 7 Haziran'dan sonra açıklayacağını söyledi...

Dün geçti, yarın meçhul, tek kullanacağımız gün bugün. Hiçbirimizin Cenab-ı Hak'la mukavelesi yok. Kaldı ki 7 Haziran'dan sonra konuşmasının bir anlamı yok. Gerçekleri anlat ki, uyutulan millet kendine gelsin. Türkiye garip bir havanın içinde. Dinin içi boşaltıldı. "Haram helal ver Allah'ım, kulun doymaz yer Allah'ım" prensibi. Haram parayla, Reza'nın uçağıyla umreye gidince, Allah affedecek zannediyorlar.

Geçmişten bugüne baktığınızda ‘Bülent'i hiç tanımamışım' dediğiniz oluyor mu?

Hiç tanımamışım demiyorum ama yakıştıramadığım davranışlar oluyor. Suçu ve suçluları savunmak ona mı kaldı? Darbe dönemleri dâhil, sözünü esirgemeyen biriydi. Bu Cumhurbaşkanı onu nasıl böyle esir aldı anlamıyorum. Bülent'in kimseye vefa borcu yok. Aksine herkes onun sırtına binerek yükseldi. Ekibe baktığımda en kalitelisi. Onun Abdullah Gül'e, Erdoğan'a bir borcu yok. Allah'a borcu var. Öbür tarafta kendisini onlar kurtarmayacak.

Namaz kılan hırsızlar türedi

Arınç gibi, partide bir zamanlar ağırlığı olan isimlerin sizce şimdilerde neden sözü geçmiyor?

Sessiz kalırsan, suça iştirak edersin. 30-40 yıldır tanıdığım 60 kişi çıktı ve şu an hepsi suskun. ‘Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır' diye edebiyat yapıyoruz ama herkes dilsiz. Özal'a da, Tansu Hanım'a da, ilk başlarda Erdoğan'a da söylediğim bir hadis-i şerif vardı: “Cenab-ı Hak sevdiği yöneticilere açık sözlü danışmanlar lütfeder. Sevmediklerine dalkavukları musallat eder.” Şimdi dalkavuklar etrafta. Devamlı şirk suçu işleniyor. Erdoğan'ı putlaştırıyorlar. "Bizim için ikinci peygamber gibi, dokunmak sevaptır." diyorlar. Rabb'im ne kadar sabırlı, bunları taş etmiyor. Ne yaparsa yapsınlar iki şey ödenmez, kul hakkı ve şirk. Bunlar baştan aşağı bu suça bulaşmışlar.

Halkın bu kadar güvendiği, sevdiği bir partinin, siyasilerin değişmesi sizi şaşırtıyor mu?

2002'de ben bile yuttum. Sonra gördüm ki, her şey senaryo. 'One minute' diyor, İsrail'le arkada ilişkiler kuruluyor, oğlunun gemileri gidip geliyor. Nereye baksanız arkasından çirkin bir senaryo çıkıyor.Dünya hırsı inancının önüne geçiyorsa, mal mülk hırsı varsa değişim kaçınılmaz.  77 milyon kişinin hakkı üzerlerinde, nasıl helalleşecekler, düşünmüyorlar. Milletteki paronayayı da anlamıyorum.

Nasıl?

Eskiden bizi sevmeseler bile “Bu namaz kılıyor hırsızlık yapmaz.” diyorlardı. Şimdi namaz kılan hırsızlar türedi. Bunlar iktidara geldiğinde beş vakit namaz kılan oranı yüzde 40, şimdi yüzde 18. Her şeyi yozlaştırdılar.

Gitmemek için her türlü operasyonu yapacaklar

Bugün yaşananların geçmiş dönemde benzerlerine rastladınız mı?

Bırakın geçmişi, Türk tarihinin en karanlık dönemlerinden birini yaşıyoruz. Hiçbir dönem bu kadar yozlaşma, baskı, haksızlık, kıyım, iftira, hakaret olmamıştır.

7 Haziran seçimlerine dair öngörünüz nedir?

8 Haziran doğum günüm. Doğum günü hediyesi olarak Allah'tan AKP'den kurtulmuş olmayı istiyorum. (Gülüyor) Allah korusun AKP kazanırsa, fiilen bölünme hukuki hale gelecek. Türkiye de bir daha demokratik seçimlerin olması yıllar alacak. Ülkesini seven herkesin mutlaka gidip oy vermesi lazım. Eğer cumhurbaşkanlığı seçiminde oy kullanmayan 15 milyon kişi vatana ihanet etmeseydi Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanı olamazdı. Gitmemek için her türlü operasyonu yapacaklar. AKP'nin olmadığı bir koalisyon dönemi gelir diye umut ediyorum. Ama aday seçimlerinde MHP de CHP de özenli değildi. CHP'de bir sürü gazeteci vekil adayı var. Gazete mi çıkaracak, ülkeyi mi yönetecek?

AKP haram parayla kuruldu

İzmir, AKP için hâlâ tabu. Bu tabuyu yıkmak için size hiç teklif geldi mi?

Daha kurulmadan evvel kuruculuk, adaylık teklif edildi. Yerel seçimlerde belediye başkanlığı da teklif edildi. Ama ilk günden bu yana din ve dünya konusunda görüşlerim bunlardan farklı. Kul hakkı açısından hassasiyetleri yok. Belediye başkanlığı dönemlerini de biliyorum. Albayraklar'ın İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığında nasıl zengin edildiğini aşama aşama biliyorum. Bizim dünyalarımız ayrı. Ben Allah'tan başka hiç kimseye biat etmem. AKP kurulurken içinde yer almadım çünkü helal parayla kurulmadığını biliyordum. Bilgiler geliyordu. Milli Görüş camilerinin nasıl banka şubesi haline çevrildiğini, Kanal 7'nin nasıl kurulduğunu biliyorduk. Zahid Akman'ın çantalarla nasıl para getirdiğini anlatıyorlardı bana. AKP, parti kurmak için parayı nereden buldu? Kuruluşu haram parayla olan bir partide ne işim var?

Turgut Özal'ı yakından tanıyan bir isimsiniz. AKP'nin ve Erdoğan'ın ‘Özal'ın devamı’ söylemlerini her iki dönemi bilen biri olarak nasıl yorumluyorsunuz?

Ne devamı Allah aşkına. Hiç alâkası yok. Tamamen halkı uyutma edebiyatı. Kabul etmek lazım ki, AKP demagojiyi, beyin yıkama operasyonlarını, gündemi işgal etme operasyonlarını çok iyi yapıyor. Muhalefet de zokayı yutuyor.

Sadece muhalefet mi? Ya vatandaş?..

Vatandaş yutmaya mütemayil. Bu cukkadan bana ne düşer hesabı yapıyor. Herkes cebine bakıyor. Böylesine çıkarcı bir ülke olduk. Kaçakçılık, uyuşturucu, sapıklık, zina, kadına şiddet zirve yaptı. Uyuşturucu son 3 yılda 17 kat artmış. Bu uyuşturucu nereden, nasıl geliyor, hepsini devlet biliyor. Ama engel olmuyor. Çünkü içlerinde kendi yandaşları var. Paralel iftiralarına sarılarak bu ülkenin terörle, hırsızlıkla mücadele eden evlatları dağıtıldı. İstihbarat tamamen çöktü. Savcı pisi pisine şehit edildi. MİT, ne iş yapıyor? MİT fişlemelerle uğraşıyor. MİT Cumhurbaşkanı'nın talimatlarını yerine getirmekle meşgul. Bütün kurumlar sahibinin sesi oldu. MİT, RTÜK, Diyanet, BDDK, TMSF, TRT, AA… Bu ülke buna layık değil. Vatandaş bunları görmüyor. Ama benim gözüme uyku girmiyor. Bunların bir numaraı müsebbibi AKP iktidarı. Her şeyi dejenere ettiler, herkesi çıkarcı yaptılar. Kasa, masa, nisa. Kimini belirli görevlerle, kimini parayla, kimini de kadınla ifsat ettiler. TUĞBA KAPLAN, Zaman,  (19.4.2015)

 

20.4.2015

ÖZELLEŞTİRME, YABANCI SERMAYE: CAMERON, LLOYDS BANK HİSSELERİNİN SATIŞINI PLANLIYOR

İngiltere Başbakanı David Cameron, İngiltere’nin önde gelen bankalarından Llyods Bank’ın toplam değeri 9 milyar sterlini bulan hisselerinin satışının planlandığını söyledi.

İngiliz yayın kuruluşu BBC’nin açıklamasına göre, İngiltere Başbakanı David Cameron, "Satış kamu borcumuzu azaltacak milyarları geri getirebilir" ifadesini kullandı.

İngiltere’nin daha önce mart ayında açıklanan bütçesinde de Lloyds Bank’ın toplamda 9 milyar sterlin değerinde hissesinin satışının planladığı belirtilmişti. Öte yandan bankanın gelecek dönemde yaklaşık 4 milyar sterlin değerindeki hisselerinin ise özellikle küçük yatırımcılara satılmasının planladığı ifade ediliyor. İngiliz Hükümeti'nin planlamasına göre 250 ila 10 bin sterlin değerinde hisse paylarının bireysel küçük yatırımcılara sunulabileceği kaydediliyor.

İngiltere bütçesinde toplamda öngörülen 9 milyar sterlin değerindeki Lloyds Bank’ın hisselerinin halka arzında,  küçük bireysel yatırımcılara sunulacak 4 milyar sterlinlik satışın ardından geriye kalan 5 milyar sterlinlik kısmın ise kurumsal yatırımcılara satılacağı belirtiliyor.

İngiltere Başbakanı Cameron, bir önceki İşçi Partisi hükümeti döneminde Llyods Bank için yaklaşık 20 milyar sterlin değerinde bir kurtarma paketi uygulandığını belirterek, "Kamu bu bankayı kurtardıktan sonra, yatırımlarının geri dönmeyeceğinden korktu. Şimdi geri döndüğünü görüyor" dedi.

İşçi Partisi’nden Gölge Maliye Bakanı Chris Leslie ise Başbakan Cameron’ın Lloyds hisselerine ilişkin satış önerisinin 2009’da yapıldığını anımsatarak, "Burada en önemli olan vergi mükelleflerinin en iyi değeri karşılık olarak alması" değerlendirmesini yaptı.

Öte yandan Muhafazakar Parti’nin lideri ve İngiltere Başbakanı David Cameron’ın Llodys hisselerini kurumsal ve küçük yatırımcıya satarak kamu borcunu azaltma isteğinin gerçekleşme olasılığı büyük oranda 7 Mayıs’ta yapılacak olan genel seçimlerin sonucuna bağlı olacak.

Birleşik Krallık'ta genel seçime ilişkin yapılan son anketler İşçi Partisi'ni bir puan farkla Muhafazakar Parti'nin önünde gösteriyor. İki büyük siyasi partiyi sırasıyla Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi (UKIP), Liberal Demokrat Parti ve Yeşil Parti takip ediyor. Ülkede 7 Mayıs'ta yapılacak genel seçim sonucu yine bir koalisyon hükümeti kurulması bekleniyor.

İngiltere’de bu yılın ilk çeyrek sonu verilerine göre kamu borcu yaklaşık 1,56 trilyon sterline ulaşarak Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın yüzde 81,58’i olarak kaydedildi. ■Akşam(20.4.2015)

DOLAR KRİTİK SEVİYEYİ AŞTI

Geçen hafta 2.7305'e kadar yükselerek rekor kıran dolar/TL bu sabah 2,69’un altında güne başladı. Dolar/TL saat 14:15 itibariyle 2,7027 seviyelerinden işlem görüyor.

Fed'in faiz artırımını öteleyebileceği beklentisiyle küresel piyasalarda dolar geçen hafta uzun bir aradan sonra ilk kez değer kazandı. Kur dolardaki değer kazancının durmasıyla tarihi rekordan bir miktar uzaklaşırken seçim sonrasına dair siyasi belirsizlikle TL'deki negatif ayrışma ise devam ediyor. 

Geçen hafta 2.7305'e kadar yükselerek rekor kıran dolar/TL bu sabah TSİ 08.32'de Cuma gününe göre düşüşle 2.6810/2.6840 seviyesinden açıldı. Aynı saatte sepet bazında TL ise  2.7842/2.7883 seviyesindeydi. 

TL'deki Cuma gününe göre değer kazancı ise Çin'in zorunlu karşılıklarda 2008'den beri en keskin indirime gitmesi destekledi. 

Dolar endeksi geçen ay gördüğü 12 yılın zirvesi olan 100.390 seviyesinin ABD ekonomisine yönelik zayıf sinyaller veren son verilerin ardından Haziran ayında faiz artırılacağı beklentilerinin hafiflemesine paralel olarak yönünü aşağı çevirdi. Dolar endeksi 97.5'in altına inerek 8 Nisan'dan bu yana en düşük düzeyi test etti. ■Akşam(20.4.2015)

İSTİHDAM: TAŞERON İŞÇİ SAYISI 1,5 MİLYONU BULDU

Belediyeler ve sağlık kuruluşları, kadrosuz, güvencesiz, haklarından mahrum insanların boğaz tokluğuna çalıştırıldığı işyerleri halinde

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 1 milyon 482 bin 690 kişi taşeron işçi olarak çalışıyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba’nın 1 yıl önce taşeron işçilerle ilgili yönelttiği soruya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik yazılı cevap verdi. Bakan Faruk Çelik, cevabında 2014 sonu itibariyle Türkiye’deki taşeron işçi sayısının 1 milyon 482 bin 690 olduğunu bildirdi.

Veli Ağbaba, bakanın yazılı cevabını değerlendirirken, “’Ülkeyi A.Ş. (anonim şirket) gibi yönetmek gerekiyor’diyenler, Türkiye’yi tam bir taşeron 

cumhuriyetine çevirdi” dedi. Taşeron sisteminin çalışanları gelecek güvencesinden yoksun bıraktığını ifade eden Veli Ağbaba, “İstanbul’da 330 bin, Ankara’da 151 bin, İzmir’de 76 bin 500 işçi, yarınsız. 1,5 milyon taşeron işçi güvencesiz bir şekilde çalıştırılıyor. Gerçek rakamlar bunun çok çok üstünde. Hepsi yarınsız. 12 yıllık iktidarında AKP,  emek sömürüsünün en vahşi koşullarını dayattı. Sonuç ortada. Bunun en bariz göstergesi taşeron işçi sayısındaki artış.” dedi. Sayıları 1,5 milyona ulaşan taşeron işçilerin, CHP iktidarında kadroya sahip olacağını söyleyen Veli Ağbaba, AKP iktidarının işçi düşmanı olduğunu ve 1,5 milyon taşeron işçiyi kapitalizmin en vahşi koşullarına mahkum ettiğini, ancak, bu duruma bir son vereceklerini ifade etti. Veli Ağbaba, “8 Haziran sabahı, Türkiye’de taşeron sistemi tarih olacak” dedi. ■Yeniçağ(20.4.2015)

 

21.4.2015

UÖŞ, YABANCI SERMAYE: TÜRK DEVİNİN YÜZDE 75'İNİ İSTİYOR

Austrian Post, Aras Kargo'daki payını %25'ten %75'e yükseltmeyi planlıyor

Lojistik şirketi Austrian Post'un yöneticisi Georg Poelzl, şirketin Türkiye'de büyümek istediğini ifade ederek, Aras Kargo'da yüzde 25 olan paylarını yüzde 75'e yükseltmeyi planladıklarını söyledi. Poelzl, basına yaptığı açıklamada, Aras Kargo'da 2013 yılında aldığı yüzde 25 payın ardından hisse satın alma opsiyonunu kullanarak 100 ile 150 milyon euro karşılığında şirketteki payını artıracağını belirtti.

Poelzl Aras Kargo'nun yıllık gelirlerini 280 milyon euro civarında, yani şirketin Avusturya paket nakliyat işlerini kadar büyüklükte olduğunu belirtti. ■Milliyet(21.4.2015)

BORÇLANMA, HALK: KREDİ KARTI SAYISI 58 MİLYON OLDU

Kredi kartı sayısı mart ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,4 artarak tarihinde ilk defa 58 milyona yükseldi.

Bankalararası Kart Merkezi (BKM), kartlı ödeme sistemlerinde mart ayına ait verileri açıkladı. BKM verilerine göre, Türkiye’de mart ayı sonu itibarıyla banka kartı sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 artarak 102 milyondan 108 milyona yükseldi. Aynı dönemde kredi kartı sayısı da 200 bin adet artarak 58 milyon ile tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı.

Banka kartı adetlerindeki yükseliş ödeme tutarlarına da yansıdı. Mart ayında toplam 42,3 milyar TL tutarında kartlı ödeme yapılırken, bu ödemelerin 39,4 milyar TL’si kredi kartları, 2,8 milyar TL’si ise banka kartları ile gerçekleştirildi. Yıllık bazda kredi kartı ödemeleri yüzde 19, banka kartı ödemeleri ise yüzde 25 arttı.

Kart kullanımındaki artışa karşın kart kullanıcıları borçlarını zamanında ödemeyi sürdürüyor. Bu sayede kart borçluluğunda 2014 yılı başından itibaren yaşanan düşüş trendi mart ayında da devam etti. 2014 sonunda 72,5 milyar TL olan toplam kart borçları üç ay içerisinde 71,9 milyar TL’ye kadar geriledi.

- “2015 temassız ödemelerin daha hızlı yaygınlaşacağı bir yıl olacak”

BKM Genel Müdürü Dr. Soner Canko konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 2,9 büyüdüğü 2014 yılında “Hanehalklarının Tüketimi”nin yüzde 1,3 arttığını anımsatarak, “Kartlı ödemelerdeki yavaşlamaya rağmen kartlı ödemelerin hanehalkı tüketimine oranı artarak yüzde 38 oldu. Bu oran 2013′te yüzde 37, 2012′de ise yüzde 35. Böylece bu yıl daha fazla ödeme kartlar sayesinde kayıt altına alındı ve nakitsiz ödemelere bir adım daha yaklaşılmış oldu” ifadelerini kullandı…. ■Sözcü(21.4.2015)

 

22.4.2015 

PETROL ÜN FİYATI 61 DOLARIN ALTINA GERİLEDİ

Suudi Arabistan`ın Yemen`de hava saldırılarını durdurduğu açıklamasının ardından Brent petrolün fiyatı 61 doların altına geriledi.

Petrol fiyatları Ortadoğu'da jeopolitik gerilimi azaltan Suudi Arabistan'ın Yemen'de hava saldırılarını durdurduğu açıklamasının ardından dünkü kayıplarını bugün arttırdı. Brent petrolün fiyatı 61 doların altına geriledi. 

Buna karşılık enerji sektörü liderleri artan talebe odaklandıklarını ifade ederek, fiyatların tekrar yükselişe geçebileceğini belirtiyorlar. Petrol fiyatları bu ay Ortadoğu'daki gerilim ve ABD'deki petrol kuyusu sayısının gerilemesine paralel olarak yaklaşık 10 dolar yükseldi.

Başlıca petrol ticaret şirketlerinin yetkilileri ise fiyatların bu yıl yeni dip seviyeleri görmeyeceğini düşündüklerini ifade ediyorlar.

Dünyanın en büyük petrol ticaret şirketi Vitol'un başında bulunan Ian Taylor dünkü açıklamalarında, "Fiyatların ikinci çeyrekte bir defa daha gerilediğini görebiliriz, ancak bu yılın dip seviyelerinin altına inileceğini sanmıyorum" dedi ve ABD dışındaki talep büyümesinin "etkileyici" olduğunu ifade etti. ■Akşam(22.4.2015)

KAYNAK KULLANIMI: TARTIŞMALI BAHÇEŞEHİR GÖLETİ SATILDI

Uzun süre tartışmalara konu olan İstanbul Bahçeşehir’deki gölet alanı ile ilgili ihale bugün yapıldı.

Bahçeşehir Göleti ile ilgili ihale ise bugün yapıldı. İhale Makro İnşaat ile Atmaca Grup arasında geçti. Hürriyet’ten Dinçer Gökçe’nin haberine göre, ihalede en yüksek teklif Atmaca tarafından verildi. 103 milyon liralık teklif ile ihale teknik olarak tamamlanmış oldu.İhaleyi kazanan firmanın 11 bin metrekare inşaat yapma izni var. Konut alanına yasak bölgede yapılacak ticari alanların yüksekliği ise 6 metreyi geçemeyecek.

Sunny Markası İle Üretim Yapıyor

İhalede en yüksek teklif veren Atmaca Grup’un esas faaliyet alanı ev elektroniği alanında yoğunlaşıyor. Sunny markası ile faaliyet gösteren Atmaca bu alanda 1979’dan beri faaliyet gösteriyor. Şirket Esenyurt’da bulunan 110 dönüm kapalı alanda faaliyet gösteriyor. Şirketin sitesinde yer alan bilgiye göre Türkiye’nin 3.’üncü en büyük yerli üreticisi olduğu kaydediliyor. ■Sözcü(22.4.2015)

(Okur yorumları: -Bir Bahçeşehir sakini olarak yapılan talanı bizzat görüyor ve yaşıyorum. AKP Belediyelerinin girdiği yerde hayat kalitesi maalesef düşüyor. Onlar için her şey para ya da paraya tahvil edilebilecek rant. Doğa ve çevreye saygı, sağlıklı toplum inşaası ve insan hayatı değersiz ya da gereksiz.

-Talanın belgesi; insanın seyrederken gözleri doluyor;olmaz olamaz böyle katliam olamaz dedirten cinsden.Yaz,söyle değişen bir şey yok.Bu kafa gitmeden bu soygun bu talan devam edecek.Bu gidişata dur diyecek tek güç halkın direnme gücü;gezi ruhunun tekrar canlanması gerekiyor.Sonunda ülkede basacak toprak parçası bulamayacağız. )

İNSAN TİCARETİ: PARAYI İNSAN KAÇAKÇILARI KAZANIYOR

Akdeniz’de son bir hafta içinde 1200’den fazla kaçak göçmen, batan iğreti teknelerde hayatını yitirdi. Libya'da Avrupa'ya kaçmayı bekleyen 1 milyona yakın Suriyeli ve Afrikalı olduğunun açıklanması bu drarmların bitmeyeceğini ortaya koydu 

İslam coğrafyası kan deryası içinde... Yemen, Suriye, Libya, Afganistan ve Somali’de iç savaşlar ya da daha hafif anlatımıyla iç çatışmalar devam ediyor. Sadece bu ülkelerde 80 milyon civarında Müslüman yaşıyor. Bunun yanı sıra aralarında Pakistan, Nijerya, Sudan, Mısır gibi kalabalık İslam ülkelerinin de yer aldığı çok sayıda ülkede kargaşa eksik olmuyor. Bunlara Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Fildişi Sahili, Liberya ve Gine gibi Sahraaltı Afrika ülkeleri ilave edilince tablo iyice grileşiyor. Yukarıda bahsi geçen ülkelerde yaşanan kaosun sorumlusu genel hatlarıyla Batı dünyası ve onların yerli piyonları... Durum bu olunca ülkelerinden umudunu kesen milyonlarca insan, ekonomik kriz içinde olsa da, işsizlik tavan yapsa da, en azından silahlı çatışmanın olmadığı Avrupa’ya kaçmaya çalışıyor. Avrupa’ya ulaşabilmenin iki tane kestirme yolu var: Türkiye üzerinden Yunan Adalarına geçmek ya da Libya üzerinden İtalya’ya ulaşmak... Her iki güzergâhta her gün onlarca kaçak ölümden dönüyor ancak çok sayıda garip kişinin mezarı Akdeniz ya da Ege’nin suları oluyor. Doğrusu geçen hafta Akdeniz’de yaşanan facialar şunu ortaya kodu ki, Batı dünyası yol açtığı kargaşaları sonlandırmak gibi bir düşünce içinde değil. Dahası her batan tekneye olumlu bakılıyor zira bunun yeni göç akımlarını engelleyici olacağı zannediliyor. Ancak batan tekneler, o teknelerin battığından habersiz olan on binlerce göçmen adayını hedefinden vazgeçirmiyor. 

Esas sorumlu Avrupa Birliği ve ABD

Akdeniz’de Libya açıklarında geçen hafta yaşanan ve yaklaşık 800 göçmenin hayatını yitirdiği facia, Avrupa’da sorunun daha yüksek sesle tartışılmasını sağladı. Financial Times gazetesi, göçmenlerin ölümlerinden Brüksel’in yani AB’nin sorumlu tutulduğunu aktardı. AB içinde her ülke sınır kontrol sorumluluğunu kendisi üstleniyor. AB’nin icra organı Avrupa Komisyonu bu hususta etkin değil. AB üyesi devletler Komisyon’a harekete geçmesi çağrısı yapsa da para koyma konusunda isteksiz davranıyor. Çözüm konusunda da AB üyesi devletler fikir ayrılığı içinde. Öte yandan İngiliz Guardian gazetesinin Avrupa editörü Ian Traynor, “Mesele göçmen politikasına geldiğinde Avrupa yok oluyor. Avrupa’da göçle ilgili konularda Brüksel’deki kurumların çok az yetkisi var. Ne kadar Suriyeli alacağına Brüksel değil, İngiltere karar veriyor. İltica hakkı veya sınır dışı kararları da Berlin veya Alman bölgesel yetkililerin idaresinde... Avrupa’nın göç politikası, ulusal politikaların sınırladığı ve kültür ile tarihin şekillendirdiği çok farklı 28 ulusal sistemin yamalandığı büyük bir kargaşa” görüşünü seslendiriyor. Ortadoğu ve Afrika’daki sorunların başlıca müsebbibi olan ABD’den ise bu konuda ses seda çıkmıyor! 

Parayı insan kaçakçıları kazanıyor

Göçmenlerin kaçak yoldan Avrupa’ya transferi büyük bir sektör oldu. Yeni bir hayat aramak için yola çıkanların aralarında denizi ilk kez görenler de var. Çocuklarını, hatta bebeklerini tehlikeye atanlar da. Peki neden? Sömürülerek ve kötü yönetilerek viraneye çevrilmiş bir ülkeden kaçmak ilk cevap... Bir kişinin Afrika’dan ya da Afganistan gibi bir ülkeden Avrupa’ya transferinin bedeli yaklaşık 8 bin Euro... Afganistan’da ya da Pakistan’da bu parayı kazanmak kolay değil... Bu ülkelerde maaşlar taş çatlasa 100 Euro düzeyinde. İnsanlar Batı’ya gitmek için evlerini, arsalarını kısaca mal varlıklarını satıyor. Sonuç da kimi zaman denizden boğulmak ya da en iyi ihtimalle Yunanistan ya da İtalya gibi ülkelerin kimi şehirlerinin varoşlarında köhne bir ev ve birkaç 100 Euro’luk maaşa çalışılabilecek zor bir iş oluyor.  ■RECEP BAHAR, Yeni Mesaj(22.4.2015)

YABANCI SERMAYE: KANADA TARIMINDA ARAP SERMAYESİ

Dünyanın en büyük hububat üreticilerinden Kanada, tahıl ürünlerinin pazarlamasında tekel konumunda olan CanadianWheatBoard’ın (Kanada Hububat Kurulu) yüzde 50,1 hissesini özelleştirdi

Kanada Federal Hükümeti’nin son yasal düzenlemesi ile tekel yapısına son verilen Kanada Hububat Kurulu’nun çoğunluk hisseleri, son satışla Suudi Arabistan’ın tarımsal yatırım alanındaki en büyük şirketi SaudiAgriculturalandLivestockInvestmentCompany (SALIC) firması ile Hollandalı BungeLimited’in ortak şirketi Global GrainGroup’a (G3) geçti.  Kurulun yüzde 49,9 hissesi ise Kanadalı hububat üreticilerinde kaldı. G3 şirketi, çoğunluk hisselerini, Kanada Hububat Kurulu’na 250 milyon dolarlık yatırım yapma taahhüdü karşılığında aldı.

Kanada Tarım Bakanı GeryRitz, yaptığı açıklamada, son düzenlemenin ve gelinen noktanın, Kanada çiftçisi için büyük kazanç olduğunu kaydetti. Kurul üzerindeki tekelin kaldırılmasıyla, hiçbir şeyin uzağa gitmeyeceğini bildiren Ritz, şirket merkezinin de Winnipeg’de kalmaya devam edeceğini, bunun eyalet ekonomisi için ayrı bir kazanç olacağını ifade etti.

Kanada Federal Hükümeti, 2011 yılında aldığı bir kararla Kanada Hububat Kurulu’nun hububat pazarlamasındaki tekeline son vermişti. Kararda, 2016 yılına dek, hükümet temsilcileri ve seçilmiş çiftçi üyelerle yönetilmesi kararlaştırılan kurulun, 2017’den itibaren tamamen özelleşmesi hükme bağlanmıştı. ■Yeniçağ(22.4.2015)

RTE: BÖLÜCÜLÜK: BAYRAK

… Yine Allah ile kandırmaya çalışıyor; ta 2002’den beri yaptığı gibi.

Baktı ki iş zorda. Baktı ki, milliyetçi muhafazakârlar kaçışta. Baktı ki sosyal demokratlar gerçeklerle yüzleşti.

Çanakkale zaferinin 100’üncü yılını bahane edip yine milliyetçi muhafazakâr motiflerin üzerinden yeni bir algı operasyonuna girişti Recep Erdoğan.

Cumhurbaşkanlığına tanıtım filmi hazırlattı. Ezan var, namaz var. Arif Nihat Asya’nın  “Dua”  şiirini de kendi seslendirdi. Bununla da yetinmedi; filmde kendine rol verdirdi; şehitliğe çiçek bırakıyor, ellerini açmış dua ediyor.

Karşımızda yine ettiği büyük yemine sadık kalmayan ama dua edip milleti bilmem kaçıncı kez kandırmaya çalışan  “siyasetçi” ...

Bölücü terör örgütü ile yaptığı ortaklığı 7 Haziran’a kadar unutturmaya çalışıyor. Erdoğan, Çanakkale’de yalan yere dua ederken Ankara’nın göbeğinde Ulus’ta Seymenler Ortaokulu’nda geçtiğimiz Cuma günü, İstiklal Marşı töreninde bazı öğrenciler İstiklal Marşı’yla dalga geçti. Aynı grup arkadaşlarını da yönlendirerek “Kürdistan Kürdistan” diye bağırdılar ve PKK sloganlarıyla zafer işareti yaptılar. Olay ile ilgili okulda tutanak tutuldu. Pazartesi günü okula gelindiğinde ise Türk Bayrağı  indirilmiş, yerlerdeydi. ■ Ahmet Takan, Yeniçağ(22.4.2015)

 

23.4.2015 

-

24.4.2015

ÖZELLEŞTİRME: TÜRKŞEKER'İN 9 TAŞINMAZI SATILACAK

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın Resmi Gazete'de yayımlanan ilanına göre, Afyonkarahisar, Aksaray, Ankara, Bitlis, Edirne, Erzurum ve Iğdır'daki Türkşeker AŞ'ye ait taşınmazların satışı gerçekleştirilecek.

Taşınmazlar, üzerinde bulunan varlıklar ile birlikte belirtilen parsel grupları halinde satış yöntemi ve pazarlık usulüyle ihale edilecek.

Geçici teminat bedeli 20 bin ile 250 bin lira arasında değişen ihaleler için teklif verme süresi 26 Mayısta sona erecek. ■ Dünya(24.4.2015)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura