Diğerleri > Sis Çanı
02-07-2014
NELER OLDU 19-24 MAYIS 2014 (İç bedhahlar, madencilik, seçimler, UÖŞ, özelleştirme, devletçilik, işsizlik)

Cihan Dura

2.7.2014


19.5.2014 

İÇ BEDHAHLAR: TAKSİM'DE 2 DAKİKALIK TÖREN İSYANI

Taksim'de düzenlenen 19 Mayıs töreni 2 dakika sürünce törene katılanlar isyan etti. Kadıköy ve Beşiktaş'ta da bayram buruk kutlandı.

19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle, Taksim Cumhuriyet Anıtı'nda, İstanbul Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü tarafından tören düzenlendi.

Tören, İstanbul Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü personeli, sporcu öğrencilerin yanısıra, bazı siyasi parti temsilcilerinin de katılımı saat 10.00'da başladı. Yapılan anons ile İstanbul Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü İbrahim İlhami Koç, anıta çelenk bıraktı. Daha sonra saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı okundu.

2 dakikalık tören

İstiklal Marşı'ndan sonra, törenin bittiği anons edildi. Bu sırada kortejden çıkan İşçi Partisi Beyoğlu İlçe Başkanı Zafer Bilgin, “Tören nasıl sona eriyor. Daha siyasi partilerin çelenkleri konmadı. Cumhuriyet'in kurucusu Cumhuriyet Halk Partisi'nin, İşçi Partisi'nin, Milliyetçi Hareket Partisi'nin çelenkleri konmadı. Nasıl bitiyor tören. Bu nasıl tören? Kim düzenliyor bunu. Cumhuriyet tekten yok. 19 Mayıs ve siyasi partiler var" sözleri çevredeki bir grup tarafından alkışlandı.

Bu sırada Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, İşçi Partisi, Demokratik Sol Parti ve Genç Parti'nin çelenkleri anıta konuldu.

“BÖYLE YASAKSAVAR BAYRAM KUTLAMASI OLMAZ"

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Umut Oran ise, “Bugün 19 Mayıs. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun en önemli bayramlarından bir tanesinin 95. yıldönümünü kutluyoruz. Bu önemli ve anlamlı tarihi günde maalesef İstanbul'da bir bayram kutlaması ve bayram protokolü olmamaktadır. Ne ilin valisi, ne ilin belediye başkanı burada. Ne de ciddi bir devlet protokolü yapılmış durumda. Göstermelik bir bayram kutlaması yapılmış durumda. Bunu kabul etmek mümkün değil. Böyle yasaksavar gibi bir bayram kutlaması olmaz. Olayı bu hale getirenleri biz de kınıyoruz. Bunun da böyle olmaması için her türlü mücadeleyi sonuna kadar vereceğiz. Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkmak Atatürk Cumhuriyeti'ne sahip çıkmak bizim en doğal hakkımız. Bu ülkede bugün yönetimde olanların da bu kurallara, bu duyarlılığa saygı duymaları gerekir" dedi. ■ Cumhuriyet, (19.5.2014)

MADENCİLİK: MADEN PATRONU KÂRINI 5’E KATLADI

Düşük maliyetle yüksek kâr elde eden madencilik sektörü yılın ilk çeyreğinde 221 milyon TL kâr elde etti. Maden patronlarının kazancı, halka açık şirketlerin toplam kârını 5.5’e katladı.

Maden şirketleri düşük işçi ve iş güvenliği maliyetleriyle kârına kâr katarken, sektörde yetersiz iş güvenliği tedbirleri nedeniyle işçi ölümlerinin önüne geçilemiyor. Borsaya açık şirketlerin bilançolarına göre halka açık şirketlerin ilk çeyrekte toplam kârı yüzde 4 civarında olurken maden şirketlerinde kârlılık yüzde 22’ye ulaştı. Türkiye’nin en büyük maden faciasının yaşandığı Soma Madeni’nin sahibi Soma Holding Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gürkan’ın iki yıl önce Hürriyet’e verdiği röportajda söylediği ve çok tartışılan “Türkiye Kömür İşletmesi Soma’da kömürü kendisi çıkarırken tonunu 130- 140 dolara mal ediyordu. Biz ihaleye girip tonu TKİ’ye yüzde 15’lik rödovans payı dahil 23.80 dolara çıkarma taahhüdü verdik” sözleri, gözleri sektördeki kazanç-maliyet eksenine yeniden çevirdi. Geçen hafta borsadaki şirketlerin ilk çeyrek bilançoları tamamlandı. Buna göre borsadaki tüm şirketlerin kârı yüzde 4 olurken, maden şirketlerinin kârı bu oranı 5.5 katına ulaştı. Borsadaki maden şirketlerinin bilançolarına göre sektördeki firmaların net kâr marjı oldukça yüksek ve düşük maliyetleriyle kârlılıklarını artırıyorlar. Üç aylık verilere göre borsadaki 343 sanayi ve hizmet şirketinin toplam satış geliri 127 milyar TL, kâr rakamı 5.4 milyar TL. Buna göre firmaların yılın ilk çeyreğindeki ortalama net kâr marjı yüzde 4.2 oldu. Aynı dönemde maden şirketlerinin satışları 993 milyon TL’yi buldu. Gerçekleşen kâr ise 221 milyon TL’ye ulaştı. Bu da maden firmalarının ortalama kâr marjının yüzde 22.3’e yaklaştığını gösteriyor.

Özelde ölümler 7 kat daha fazla

Genel Maden-İş Sendikası’nın araştırmasına göre, 2000-2012 yılları arasında Türkiye’nin en büyük kömür havzası olan Zonguldak havzasında işletilen özel madenlerdeki ölüm oranı, kamunun işlettiği madenlerden 7 kat fazla çıktı. Araştırmada şunlara dikkat çekildi:4 2002-2012 arasında özel sektörde 100 bin ton başına düşen ölüm oranlarında azalma yaşansa da, Türkiye Taş Kömürü Kurumu (TTK) işletmelerinde denetimler ve kâr odaklı olmayan üretim anlayışı nedeniyle ölüm oranları daha az yaşanıyor. 4 Kamuda 100 bin tonluk kömür üretimi başına 0.24 işçi ölümü yaşanırken, bu oran özel sektörde 1.66’ya çıkıyor. 4 Bölgedeki denetimsiz kaçak kömür işletmelerinde yaşanan ölümler de dikkate alındığında aradaki fark daha da büyüyor. Özel ve kaçak işletmelerdeki ölümler kamudaki ölümlerin 12 katını buluyor. ■ Cumhuriyet, (19.5.2014)

 

20.5.2014

İHTİYAÇLAR, SEÇİMLER: YAS BİTTİ, GERÇEKLERE DÖNELİM... 

Akp Yine Soma'da Birinci Parti Olacak...

Bugün bir arkadaşım, telefonla aradı. Sohbet ederken laf lafı açtı derler ya, bir ay kadar önce ortak bir arkadaşımızın intihar ettiğini söyleyince şok oldum... ''Neden?!'' dedim, ''İflas etti, bunalıma girmiş.'' dedi. 
 

Emekliydi arkadaşımız. Malum emekli maaşıyla geçinmek zor. İş yapayım demiş, batmış... Hem emeklilerin haline hem de bir dostun acı haberini bu kadar geç öğrendiğime üzüldüm. Hepimiz dünya telaşından; eşimizi, dostumuzu, arkadaşlarımızı arayıp sormaya zaman ayıramıyoruz...

'' Zaten madencilerin ölümüne içim kan ağlıyordu; bir de üstüne bu, tuzu, biberi oldu.'' deyince, arkadaşım, ''Madencilere neden üzülüyorsun?'' diye sordu.

'' Üzülmemek elde mi?''

''İşine bak!''

 Değer verdiğim bir arkadaşımdı, fikirleri benim için önemliydi. ''Niye?!'' diye sordum.

''Biliyorsun, eltimler Soma'da oturuyor. İzmir'e kaçmışlar. Her dört evden birinden cenaze çıkmış, diğer üç ev de  cenaze evinin akrabası. Ağıtlardan, çığlıklardan psikolojisi bozulmuş.''

''İyi de neden işine bak, diyorsun?!''

''Son seçim sonuçlarına bakman yeterli.''

''Yapma. İş, aş nedeniyle, korkuyla ve tehditle oy verdiklerini söylüyorlar.''

''Her şeyin bir sebebi var. Bu bir uyarı... İnşallah uyarıyı dikkate alırlar ya... Sanmam.... Çıkarlar her şeyin önünde gelir...''

'' Hiç bir şey evlattan, babadan, kardeşten daha değerli değildir.''

''Arkadaşım, galiba bugün çok duygusalsın, sen akıllısındır, gerçekçi düşünsene. Ölen öldü... Artık hiç biri geri gelmeyecek. Geride kalanlar yaşamak zorundalar. Yaşamak için beslenmek, barınmak, giyinmek gibi ihtiyaçlar var. Birde geride kalan çocuklar, onların eğitimleri...''

Düşündüm...

Öncelerden her yerde şehit ailelerinin eylemleri vardı. Ya da bir çok eylemin içindeydiler. Artık yoklar...

Birileri, '' Şehit ailelerine; ev verildi, maaş verildi, susturuldu...'' demişti. Birileri de, '' Korkutuldu, sindirildiler...'' demişti.

Yarım saat geçmeden Başbakanın tokatladığı, bizim yüreğimizin parçalandığı  genç, Kanal 24 de konuşuyordu. Başbakanının kendini tokatlamadığını, korumalardan dayak yediğini söylüyor, '' Başbakanım, sever de döver de... Başbakanımdan özür diliyorum...'' diyordu.

Kanım dondu....

Elbette ki korkutulmuş, tehdit edilmiş, sindirilmişti...

Hemen  seçim sonuçlarına baktım... O bölgede oyları AKP silmiş, süpürmüş...

Sonra aklıma 17 Ağustos depremi geldi. Depremde çöken binaların müteahhitleri şu an AKP  milletvekilleri ya da önemli yerlerde bürokrat... Gölcük, Kocaeli, Sakarya, Düzce gibi yerlerin son seçim sonuçlarına baktım... AKP silmiş süpürmüş....

Ölen madencilerin ailelerine, TOKİ' den bir barınak, düşük bir maaş ve çocuklarının eğitim giderlerini karşıladılarmı, iş tamam... Zaten bankalardan borçlarınız siliniyor müjdesi verildi. 

Hacı hoca takımını da avutmaya gönderdiler. Neymiş, ölenin arkasından ağlamak, ağıt yakmak günahmış... Feryat eder, ağlanılırsa, ölenler cennete gidemezmiş... Oysa ölenin arkasından ağlamak, ağıt yakmak biz Türklerin genlerinde var... Bu tamamen genlerimizle ilgili... Bizleri bir şekilde susturarak, genlerimizle oynuyorlar...

Şehit aileleri artık yoklar... 

Depremzedeler oyunu yine AKP ye veriyor...

Ölen madencilerin geride kalan acılı aileleri, gerek yaşamlarını sürdürebilmek için gerekse tehditlerden, korkuyla yine AKP' ye oy verecekler... Zaten hacı hoca takımı DİN' le avutmaya gittiler... Öğrenilmiş çaresizlik...Koca bir atı bir fideye bağlamak gibi...

Ben yine başa dönüp intihar eden arkadaşımı düşündüm.  Sonra son bir yıl içerisinde intihar edenlerin sayısını araştırdım...

Bir yılda tam 3.225 kişi intihar ederek ölmüş... 

Kayıp çocuk sayısı son üç yıl içerisinde 27.000'ni aşmış...

Sebebi ekonomi...

Yani hergün her yerde bir maden ocağı çöküyor sanki... Rakamlar bunu gösteriyor. Ve öğrenilmiş çaresizlik yine AKP'ye oy verdiriyor...

Ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, ekonomiyle ilgili sözlerinden sadece biri, '' Tam bağımsızlık, ancak mali bağımsızlık ile mümkündür. Bir devletin maliyesi bağımsızlıktan yoksun olunca, o devletin bütün hayat ışıklarında bağımsızlık felç olur.'' 

Atamızın bu sözünün ailelere, bireylere nasıl yansıdığını görüyoruz... 

Muhalefet partileri, sosyolog ve ekonomistlerle ortak çalışarak, durumu değerlendirmeli, öğrenilmiş çaresizliği ortadan kaldırmalılar. Yoksa her geçen gün, şartlar, öğrenilmiş çaresizlik zincirine yeni vatandaşları ekliyor... ■ Pembe Tunçel, http://www.mevzuvatan.com/ (20.5.2014)

BÖLÜCÜLÜK: GENELKURMAY: PKK 15 SALDIRI DÜZENLEDİ

Genelkurmay Başkanlığı, bölücü terör örgütü PKK'nın son dönemde düzenlediği saldırılarla ilgili açıklama yaptı.

Genelkurmay Başkanlığı, bölücü terör örgütü PKK'nın son dönemde düzenlediği saldırılarla ilgili açıklama yaptı.

Bölücü terör örgütü PKK mensupları tarafından Doğu ve Güneydoğu illerinde ve kırsal kesimlerde 12–19 Mayıs tarihleri arasında 15'in üzerinde saldırı gerçekleştirildiği belirtildi.

Yeni karakol binasına Doçkalarla saldıran terör örgütü mensuplarına bölgede bulunan askeri birliklerin karşılık verdiği, ayrıca örgüt üyelerinin iki kardeşi de evinden kaçırmak istemesine bölge halkı ve askerler engel olduğu kaydedildi.

Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre, 19 Mayıs'ta 34'üncü Hudut Tugay Komutanlığının konuşlu bulunduğu Hakkâri’nin Şemdinli ilçesine bağlı Ortaklar'ın yaklaşık 10,8 kilometre güneydoğusunda yer alan bin 69 rakımlı Tepe Üs Bölgesinde, yeni karakol binası inşaatı ve hudut emniyetinin sağlanması maksadıyla görevli Komando Bölüğü unsurlarına, 10.50-11.30 saatleri arasında, Kuzey Irak Zerva Yaz Kampı bölgesinden, DOÇKA silahı ile 30-35 atım taciz ateşi açıldı. Teröristler tarafından açılan taciz ateşine bölgede bulunan askerler tarafından anında karşılık verildi.

Yapılan karşı atışları müteakip, taciz ateşi kesildi. Meydana gelen olay sonucu herhangi bir zayiat meydana gelmediği öğrenildi. ■ Bugün, (20.5.2014)

Altın fiyatlarında korkulan oldu (Altın fiyatlarında son durum)

Altın fiyatlarında yaşanan belirsizlik altın talebini son 4 yılın dibine düşürdü. Dünya Altın Konseyi rakamlarına göre altın talebi 2014 yılının ilk çeyreğinde yüzde 39 azalarak 283 tona geriledi.

Altın fiyatlarında yaşanan belirsizlik altın talebini son 4 yılın dibine düşürdü. Dünya Altın Konseyi rakamlarına göre altın talebi 2014 yılının ilk çeyreğinde yüzde 39 azalarak 283 tona geriledi.

Altın fiyatlarında yaşanan belirsizlik altın talebini son 4 yılın dibine düşürdü. Dünya Altın Konseyi rakamlarına göre altın talebi 2014 yılının ilk çeyreğinde yüzde 39 azalarak 283 tona geriledi.Altın fiyatlarında geleceğe yönelik belirsizlik devam ederken yatırımcıların altın tercihlerinde büyük farklılıklar yaşandığı ortaya çıktı.

Dünya Altın Konseyi'nin Altın Talebi Trendi raporuna göre yatırımcılar külçe ve para altın talep etmeyi adeta durdurdu. 2014'ün ilk 3 ayında fiziki altın talebi bir önceki yıla göre yüzde 39 düşerek 283 tona düştü. Bu seviye son 4 yılın en düşük seviyesi olarak dikkat çekti.

TÜRKİYE'DE DE SERT DÜŞTÜ

Altına olan fiziki talep Türkiye'de de sert düşüş yaşadı. Bir önceki yıl ilk 3 ayda Türkiye’nin altın talebi 47,2 ton olurken, bu yıl aynı dönem yüzde 42 azalarak 27,2 tona geriledi.

Altın Konseyi'nin raporunda yatırımcıların altın fiyatlarının geleceğine yönelik net sinyaller almadığı için fiziki altın talebinden vazgeçtiği vurgulandı. Buna karşılık 2013'te de yatırım talebi seviyesinin yüksek olduğuna dikkat çekildi.

2013 yılındaki büyük kaybın ardından altın fiyatları kaybının bir kısmını bu sene toparlamış yüzde 7'ye yakın değer kazanmıştı. Altın fiyatları şu sıralar uluslararası piyasalarda 1292 dolar seviyesine yükseldi.

FİYATLAR YUKARI ÇIKMAKTA ZORLANIYOR

Integral Menkul Değerler Analisti Tuğba Özay Çin'de altına uygulanan yeni vergilerin talep düşüşünde etkili olduğunu belirtirken talep düşüşünün altın fiyatlarının 1307 dolar seviyelerin üstüne çıkmasını zorlaştırdığını belirtti. Özay "Son dönemlerde olumlu ABD verileri ve Rusya-Ukrayna krizi arasında sıkışmış altın kotasyonların da satış baskısının yine ön plana çıktığını görüyoruz. Burada satış baskısını destekleyen olumlu ABD verilerinin yanında Dünya Altın Konseyi’nin açıklamış olduğu raporda özellikle dünyanın en büyük altın ihracatçısı Çin’de uygulanan yeni vergiler sonrası altına olan talebin ilk çeyrekte yüzde 15 düştüğü görülüyor.

Aynı zamanda altına olan fiziki talebe baktığımızda 6 ve 3 aylık altın swap faizi oranlarının pozitif seyrettiğini yani altına olan talebin azalmasını desteklediğini görüyoruz. Diğer yandan altın destekli exchange traded fonlarındaki (ETF) satışlar ve merkez bankalarının daha az alım yapması da yüzde 15 düşüş yaşanmış olmasının sebepleri arasında. Her ne kadar Rusya Ukrayna krizinde tedirginliğin artması sonrası alımların ön plana çıktığını görsek de 1305-1307 seviyeleri yukarı yönlü kırılmakta zorlanıyor" diye konuştu. ■ Bugün, (20.5.2014)

 

MADENCİLİK: FACİADAN GÜNLER ÖNCE ORTAYA ÇIKAN 'FARE' DETAYI

Soma'da herkes facianın yaşandığı madende zehirli gaz seviyesinin bir süredir yüksek olduğunu anlatırken, dört gün öncesinde fareler bile ocağıi terk etmiş.

Madenden sağ kurtulan Serkan Köse’nin babası Mehmet Köse, Diken.com.tr'den Semin Sezerer'e konuştu. Oğlu, konuşamayacak kadar kötü durumda olan baba şunları söyledi: “Farelerin kaçıştığını söylüyordu. ‘Fareler bizim çıkış kapımıza gidiyor baba’ diyordu bana. 20 gündür gaz yüzünden baş ağrıtacak kadar ağır bir havada çalışmak zorunda olduklarını söylüyordu.”

‘Bir haftadır yemek yemiyordu’

Serkan’ın annesi sözü devralıyor ve oğlunun yemesi için yanına verdiği yemeklerin son dört gündür hiç ellenmeden geri geldiğini anlatıyor: “Su içindelermiş bir haftadır, yemek yiyemiyorlarmış.”

Madendeki banyo sularının da artık bulanık olduğundan yakınan Serkan, annesinin dediğine göre bir haftadır eve çamur içinde dönüyormuş.

Son zamanlarda göçük o kadar ciddi hale gelmiş ki daha önce ayakta yürüdükleri yolu dizlerinin üzerinde sürünerek ancak kat edebilmişler.

Bakanların yemeği için işçiden para mı kesiliyor?

Mehmet Köse’nin bir iddiası da, madeni ziyaret edecek olan bakanlara verilecek yemekler için işçilerin yevmiyelerinden 20 TL kesinti yaptıkları. Köse, “Bir yandan bunlar olurken, biz şimdi borç batağındayız. Oysa 10 yıl öncesine kadar bankanın kapısını bilmezdim” diyor.

‘Ramazan Doğru’ya bir hafta önce şikâyet etmişler’

Serkan’ın faciadan bir haftaki önce sözlerini de aktarıyor babası: “Bugün yarın bir şey olacak. Burası bize mezar olacak. Ramazan Doğru’ya bile şikayet etmişler. Kimse oralı olmadı.” ■ Cumhuriyet, (20.5.2014)

 

21.5.2014 

UÖŞ:DÜNYANIN EN DEĞERLİ ŞİRKETİ GOOGLE

Google, Apple'ın dünyanın en değerli şirketi unvanını ele geçirdi.

Millward Brown’ın Dünyanın en değerli 100 markası BrandZ araştırmasına göre Apple yüzde 20 kan kaybederek değeri 148 milyar dolara düştü.

Google ise yüzde 40 büyüyerek 159 milyar dolarlık bir değere ulaştı. Google’ın bu atılımını yeni yatırımları Google Glass, Android ortaklıkları ve akıllı saatler sağladı. Google bu sayede son çeyrekte 15.4 milyar dolar ciro yaparak 3.45 milyar dolar kar elde etti.

Aynı araştırmaya göre internet devi Facebook da yükselişte. Yüzde 68 büyüme kaydeden sosyal paylaşım platformu,36 milyar dolarlık değeri ile 21'inci sırada yer alıyor.

En hızlı bübüyenlerden biri de Çin merkezli internet devi Tencent. Yüzde 97 büyüme ile 53 milyarlık değere ulaşan internet şirketi 7 basamak yükselerek 14'üncü sıraya yükseldi.

Millward Brown’ın verilerine göre, Samsung yüzde 21, Yahoo yüzde 44 ve Siemens ise yüzde 36 büyüme kaydetti.
Twitter 14 milyar dolarlık değeri ile 71'inci, LinkedIn 12 milyar dolarlık değeri ile 78'inci sırada yer aldı. ■ Bugün, (23.5.2014)

 

22.5.2014 

ÖZELLEŞTİRME: İSTANBUL’U SATIŞA ÇIKARDILAR

Özelleştirme Yüksek Kurulu, İstanbul’da 2 bin dönümlük 71 taşınmazı özelleştirecek. Özelleştirilecek yerler arasında doğal sit, arkeolojik alan, dere yatakları, yollar, belediye hizmet alanı, yeşil alan, askeri bölge, tarımsal üretim teknolojileri geliştirme parkı ve dini tesis de bulunuyor. Bu alanlara imar izni çıkarılıp rant elde edileceği tahmin ediliyor.

Özelleştirme Yüksek Kurulu, İstanbul’da 71 taşınmaz için özelleştirme kararı aldı. Kent genelinde yaklaşık 2 bin dönüm arazi bu kapsamda imara açılacak. Özelleştirilen taşınmazlar arasında yapılaşma yasağı olan dere yatakları ile yol, dini tesis, belediye hizmet alanı gibi parsellerin olması da dikkat çekiyor. Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şube Başkanı Sami Yılmaztürk, “Kim imarı olmayan yol, enerji nakil hatlarında kalan bir araziyi alır? Ya da belediye hizmet alanında kalan bir araziyi alıp ne yapacak vatandaş? Belediye binası mı inşa edecek? İstanbul’da imarlı alanlar bittiği için imarı olmayan alanları düşük değerle elden çıkarıp ardından imara açarak değerini yükseltecekler” dedi.

Resmi Gazete’te 8 Mayıs günü yayımlanan Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı’na göre Sarıyer Gümüşdere’de 590 bin 343 metrekarelik dere koruma, rekreasyon, dinlenme alanı, Rumelifeneri’nde toplam 28 bin 450 metrekarelik askeri alan, Kartal Gümüşpınar’da 257 bin metrekarelik yeşil alan ve yol, Silivri Alibey’de 56 bin 557 metrekarelik tarımsal üretim teknolojileri geliştirme parkı özelleştiriliyor. Çatalca Kaleiçi’nde 193 bin metrekarelik plansız alan, 197 bin 512 metrekarelik tarım alanı da bu kapsamda yapılaşmaya açılıyor. 8 bin 473 metrekarelik tarım alanı ise Eyüp Kemerburgaz’da özelleştirilecek. Fatih Binbirdirek’te 12 parselde toplam 16 bin 800 metrekarelik arkeolojik alan da özelleştirme kapsamında.

Cami alanı da satılık

Rumelifeneri’nde 21 bin metrekarelik açık spor tesisi ve yol, Silivri Alipaşa’da toplam 30 bin metrekarelik yol, park, dini tesis alanı, Çatalca Kaleiçi’nde 75 bin metrekarelik tarım ve enerji nakil hattı koruma kuşağının da özelleştirilmesi de tepkilere neden oldu. Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şube Başkanı Sami Yılmaztürk, şu anki imar durumuna göre yapılaşmaya gidilemeyecek bu arazileri satın alanların; daha sonra imar mevzuatını ve anayasaya aykırı şekilde buralara imar verileceğini bildiğini söyledi.

Yok pahasına

Özellikle Sarıyer Gümüşdere’de 3. köprü alanında kalan doğal sit olan ormanlık alanın özelleştirilme kapsamına alındığına dikkat çeken Yılmaztürk “3. köprü ve yeni havalimanı üzerindeki arazilerin hiçbiri yeşil alanı korumak için değil, rant kazanmak için yok pahasına satılacak. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ya da İBB tarafından yapı yasağı olan kamu alanları imara açılacak” dedi. Fatih’teki arkeolojik alandaki özelleştirmeye de tepki gösteren Yılmaztürk, “Dünyada arkeolojik değerleri gün yüzüne çıkarmak ve sergilemek için kamu özel mülkiyeti satın alır. Biz de ise tam tersi oluyor” dedi. ■ Özlem Güvemli, Cumhuriyet, (22.5.2014)

 

23.5.2014 

ÖZELLEŞTİRME: KALAMIŞ YAT LİMANI İÇİN DEVLER YARIŞTI KOÇ GRUBU KAZANDI

Türkiye'nin en büyük marinası olan Kalamış yat limanı ihalesi az önce tamamlandı. Koç Grubu'na bağlı Tek-Art ile Safi Gayrimenkul arasında kıran-kırana geçen ihaleyi Koç Grubu kazandı.

Türkiye Denizcilik İşletmeleri AŞ'ye ait Fenerbahçe Kalamış Yat Limanı'nın ihalesini 664 milyon dolarla çoğunluk hissesi Koç Holding'e ait olan Tek-Art Kalamış ve Fenerbahçe Marmara Turizm Tesisleri AŞ kazandı.

İhalede zarflardan çıkan en yüksek tutar 376 milyon dolar olurken, ilk elemeli turda Akın Holding-Edip Gayrimenkul Ortak Girişim Grubu (OGG) elendi. İkinci turda en yüksek teklif 469 milyon dolar oldu ve Taşyapı İnşaat Taahhüt Sanayi elendi.

495 milyonla başlayan açık artırmalı turda Dati Yatırım Holding elenirken, Tepe-Kaya OGG ihaleden çekildi. Ardından, Ağaoğlu Şirketler Grubu'nun da yer aldığı Akdeniz İnşaat (Ağaoğlu Şirketler Grubu) - Yılport Holding OGG teklifin 600 milyon doları geçtiği ihaleden çekildiğini açıkladı.

Koç Holding'in yüzde 75.92 hisseye sahip olduğu Tek-Art, 1999 yılından beri Setur Marinalar Zinciri altında marinanın işletmesini sürdürüyordu. İhaleyle yat limanının 30 yıl süre ile işletme hakkı devri yöntemiyle özelleştirilmesinin pazarlık aşaması tamamlanmış oldu. ■ Bugün, (23.5.2014)

 

ÇÖZÜM DEVLETÇİLİK

Türkiye’nin toplumsal, ekonomik ve hatta siyasal sorunlarının ağırlaşmasında,devletçiliğin silinmesinin büyük payı vardır. Ekonomik ve toplumsal gelişmenin motoru olabilecek kamu teşebbüsleri, devletçilik, Türkiye’yi engelleme, gelişmesini önleme, karanlığa gömme sinsi planının bir parçası olarak toplumun tepkisizliğindende yararlanarak yerli işbirlikçilerin de katkısıyla yok edildi; kamu teşebbüslerine,ekonominin kara delikleri dendi, kaynak tüketiyor, israf ediyor, bütçe açığına yolaçıyor suçlamasında bulunuldu.
KİT’ler özelleştirildiğinde “yatırımlar artacak, bütçe açığı ortadan kalkacak, işsizlik azalacak, kârların yükselmesiyle vergi gelirleri de artacak, her şey eskisinden iyi olacak, ekonomi kamburlardan kurtulacak, ekonomik büyüme hızlanacak”şamatası yapıldı. Bu tür masallarla halk uyutuldu, kamu malları yandaşlara peşkeş çekildi; özelleştirme gelirleri ile bütçe açığının bir bölümü kapatıldı, sonra da sıkı disiplinli maliye politikası diye övünüldü. Gerçek sonuçlar alınmaya, görülmeye başlandı. İmalat sanayiinin GSYH içindeki payı yüzde 20’lerden yüzde 15.6’ya kadar geriledi, ülkede ara malı üretimi azaldı, cari işlemler açığı büyüdü, Türkiye’nin dış borcu 400 milyar ABD Doları’na dayandı, kamunun iç ve dış borcu 600 milyar TL’yi aştı; çeşitli istatistiki hünerlere karşın işsizlik oranı yüzde 10’u aştı, iç göçler hızlandı, bölgeler arası gelir dağılımı daha da bozuldu, iş kazaları arttı. Bu ekonomik ve toplumsal sonuçlar, daha yaşanacak olumsuzlukların öncüsü, bir halk deyişiyle turpun büyüğü arkadaki heybede
Türkiye’de devletçilik, yalnız ekonominin fiziki eksiklikleri devletçe giderilsin, özelkesimin üretmediği mal ve hizmetleri kamu üretsin, karma ekonomi modeliuygulaması anlamında değildir. Devletçilik, toplumun değer yargılarında, düşünceyapısında değişimi, demokratik düzene yaraşır insan davranışları geliştirmeyi,toplumal sorunların çözümünü, çevrenin korunmasını, eğitimi, bölgelerarası gelirdağılımının düzeltilmesini insanların yaşam düzeyinin yükselmesini, emekçilerinezilmemesini, yeterli gelir elde etmelerini, işletmelerin yönetiminden başlayarak ülke yönetiminde söz sahibi olmalarını amaçlayan bir toplumsal mühendislik hareketidir. 
Dış güçler tarafından devletçiliğin bu özelliği, ulaşmak istediği amaçlargörüldüğünden, yerli işbirlikçilerle birlikte, toplumun duyarsızlığından da yararlanarak devletçilik silinmeye çalışılmıştır. Ülkenin gerçek kara delikleri KİT’ler değil, kamuya yük olan politikacılardır. 
Türkiye’de ileri teknikler uygulayan yatırımlar gerçekleştirilecekse ara ve sermaye malı üretimine yönelinecekse, bölgelerarası gelişmişlik farkları azaltılacaksa, ekonomide darboğazlar giderilecekse, ihracatta iç katma değeri yüksek ürünlerin payı yükseltilecekse, sendikal hareketler gelişecekse, emeğin hakkı korunacaksa bunlar ancak devletçilik yoluyla gerçekleşebilecektir.
Soma faciası, kızgınlık, infial duyulması gereken bir toplumsal suç, bir insanlıksuçudur. Gerçekten Soma’da üretim sürsün, insanlar boşu boşuna ölmesin, işbulsun ve yeterli ücretler alsınlar, yaşam kaliteleri yükselsin istiyorsak bunun yoludevletçiliktir. Devletçiliği savunurken, kamuda çalışanların toplumsal çıkarlarıkoruyan, düzgün, özverili çalışan, erdemli kişiler olacaklarını umut ediyor,öngörüyorum.
Bu ülkede nitelikli, erdemli insan yeterli değilse, olanlar da bir şekilde savruluyorsazaten hiçbir şekilde sorunları çözme olanağımız, şansımız yok demektir. Lafüretmeyi bırakıp, somut çözüm yolları bulup uygulamaya koyalım. Sosyal amaçlıdevletçilik sömürüyü önleyici insancıl çözüm yoludur.  ■ Öztin Akgüç, Cumhuriyet, (23.5.2014)

 

24.5.2014

İŞSİZLİK: İŞSİZ GENÇLER

Soma’daki maden faciasından sonra Zonguldak’daki bir başka madene alınacak 150 kişilik bir kadro için yaklaşık 4 bin kişi başvurdu. Başvuranların büyük bir bölümü hatta yüzde 60’ın üzerindekilerin yaşlarının 23 ile 29 arasında olduğu dikkat çekiyor.
Üniversite yerleştirme sınavlarına günler kala yüzbinlerce genç sınavda başarılı olmak için ter döküyor.
Amaçları üniversiteyi kazanıp, okuyup iyi bir iş bulmak. Peki üniversiteyi bitirip iş bulmak mümkün oluyor mu?
Türkiye’de resmi işsizlik oranı yüzde 10.9. Bu yıllardır böyle gidiyor. Avrupa veya diğer ülkelerden belki bir iki puan daha fazla ama genel rakam o kadar da ürkütücü değil. Bu rakamların detayına baktığınızda Türkiye’nin acı gerçeğini görüyorsunuz. Soma’daki 150 kişilik kadroya neden 4 bin kişinin başvurduğunu daha iyi anlıyoruz.

İşsizlik yüzde 23.8
Devlet İstatistik Kurumu’nun verilerine göre, Türkiye’de yaşları 20-24 arasında olan nüfusun yüzde 23.8’i işsiz. Yani üniversiteyi bitirmiş yüzbinlerce genç işsiz. Bu gençlerin büyük bir bölümü halen ailelerinden aldıkları harçlıkla yaşamaya, iş bulmaya çalışıyor.
Yıllarca hep Çin hikayeleri duyduk. Çin’deki işgücünün çok ucuz olduğunu ve insanların burada köle gibi çalıştırıldığını hep okuduk. Bugün resmi rakamlar Türkiye’nin neredeyse Çin’i geçtiğini gösteriyor. Genç nüfusun yüzde 23.8’i işsiz olurken iş bulan gençlerin ise yüzde 50’sinden daha fazlası asgari ücret ile yani bin liranın altında bir rakama karın tokluğuna çalışıyor. Aslında bu paraya karın tokluğu da demek yanlış. Çünkü Türkiye’de hele büyük şehirlerde 2 bin TL’nin altı açlık sınırı olarak kabul ediliyor.

Hizmet sektörü
İşsiz gençler tam bir sömürü aracı haline geldi. Gençlerin etini de kemiğini de kullanmaya hizmet sektörü deniliyor. Türkiye’de hizmet sektörü hızla büyüyor. Peki nedir bu hizmet sektörü? Adı üzerinde hizmet veren sektör. Lokanta , sinema ve turizmden tutun da finans sektörünün bir çok kolunda hizmet veren sektör. Bütün dünyada genç nüfus üretime yöneltilirken bizde ise ne yazık ki hizmet söktürüne yönlendiriliyor.
Nasıl olsa genç nüfus işsiz ve çaresiz.
Bu gençleri kullanan sektörlerden biri de bankacılık. Bankacı olmak isteyen yüzbinlerce genç bankaların insan kaynaklarından gelecek bir haberi bekliyor. Bu başvurular bankaların gençleri nasıl biraz daha sömürme formülünü geliştirmelerine neden oldu.
Direkt satış elemanı olarak yeni bir iş alanı yarattılar.
Bankalar bu işsiz onbinlerce genci iş görüşmesine çağırıyor ve onları asgari ücret ve prim karşılığı sigorta ve kredi kartı satmak için işe alıyor. İşe alınan bu gençlerin bir şubesi veya bir mekanda masası yok. İş alanı sokaklar. 24 saat çalışıyor adeta. Ne kadar çok sigorta veya kredi kartı satarsa o kadar prim alacak. Satamadığı ay sadece asgari ücret alacak. Ayrıca bu öyle aylarca da devam etmiyor. 3 ay yeterince satış yapmayan genç hemen işten çıkartılıyor ve yeni bir genç işe alınıyor.
Bu şekilde kullanılan yüz binin üzerinde genç var. Bu gençler devletin resmi istatistik kurumuna göre işsiz sayılmıyor ama bir süre sonra işsiz kalacakları kesin. Bu gençlerin hiç bir güvencesi yok. Üstelik sürekli olarak işten kovulma baskısı ile stresle yaşıyor.
Şimdi soruyorum size, bankaların direkt satış elemanı olarak çalışma ile Soma’daki madenlerde çalışma arasında ne fark var. Birinde hemen ölüyorsun, diğerinde sürünerek her gün acı çekerek... ■ Remzi ÖZDEMİR, Cumhuriyet, (24.5.2014)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura