Diğerleri > Sis Çanı
04-09-2015
NELER OLDU 19-24 HAZİRAN 2015 (BOP, altın, Dolar, bankacılık, medya, yabancı sermaye, ABD, tarım, yabancıya, toprak, sanayi, bölücülük, savurganlık, küreselleşme)

Cihan Dura

4.9.2015


19.6.2015

BOP, BÖLÜCÜLÜK: SURIYE‘DE DEHŞET SENARYOSU

ABD'nin hava desteği ile Tel Abyad’ı PYD’ye devreden İŞİD şimdi de Azez’e yöneldi.

Muhalifler, ABD’nin hava saldırısıyla Azez'te göç dalgası başlatıp kenti boşaltmayı hedeflediğini söyledi. Azez'i savunan muhalifler bu adımın ardından kentin PYD’ye bırakılacağını ileri sürdü.

Suriye'de ilan ettiği iki kanton arasında stratejik öneme sahip Tel Abyad'ı tek kurşun atmadan IŞİD'ten alan PYD, planın ikinci aşamasını tamamlamak için Özgür Suriye Ordusu'na bağlı grupların elinde tuttuğu Azez şehrine saldırıyor. Azez'in PYD'ye geçmesiyle Suriye'nin kuzeyindeki “Kürt devleti”nin sınırları şekillenecek ve muhaliflerin elinde bulunan 2 sınır kapısından biri düşmüş olacak.

IŞİD İKİ KEZ SALDIRDI

PYD'nin Ocak 2014'te ilan ettiği kantonlardan Cizire ile Kobani, Tel Abyad'ın PYD kontrolüne geçmesiyle birleşti ve kantonlar arasındaki boşluk kalkmış oldu. Afrin Kantonu ile, Kobani-Cizire kantonları arasında PYD'nin elinde olmayan küçük bir boşluk daha bulunuyor. Azez şehri ve Babüsselam Sınır Kapısı, PYD'nin değil Suriyeli muhalif birliklerin elinde. Azez'in PYD'nin değil de Suriyeli muhaliflerin kontrolü altında olmasıyla Afrin ile diğer iki kanton arasında toprak bütünlüğü sağlanamıyor.

EN BÜYÜK GRUPLAR AZEZ'İ SAVUNUYOR

Tel Abyad'ı kaybederek merkezi Rakka'ya gerilemek zorunda kalan IŞİD ise, şimdi Azez şehrine ve sınır kapısı Babüsselam'a göz dikmiş durumda. Güçlerini Cerablus'tan Azez şehrine yönlendiren IŞİD ile diğer muhalifler arasında zaman zaman çatışmalar yaşanıyor. Ancak şu an IŞİD ile muhalifler arasında büyük bir muharebe başlamış değil. IŞİD'in tehdidiyle yüz yüze olan Azez'i şu an ülkenin en büyük muhalif silahlı gruplarından Ahrar'uş Şam Hareketi, Ceyş'ul İslam, Tevhid Tugayı, Sukur'uş Şam, Liva'ul Hak, Ensar'uş Şam, Kürt İslam Cephesi ile El-Kaide'nin Suriye kolu Nusra Cephesi kontrol altında tutuyor. Bu grupların Suriye'nin genelinde savaşan yaklaşık on binlerce askeri bulunuyor.

DEHŞET TEORİSİ

Muhalif kaynaklara göre IŞİD, Azez'i tıpkı Tel Abyad'da olduğu gibi PYD'ye vermek için almak istiyor. Muhaliflerin teorisine göre şehre önce IŞİD girecek, ardından ABD hava bombardımanına başlayacak, daha sonra ise binlerce kişilik göç dalgası Türkiye sınırına hareket edecek. dünya bu insani dramla uğraşırken karadan ABD'nin birliği gibi hareket eden PYD'ye bağlı YPG güçleri, Azez'i kontrol altına alıp kantonlar arasındaki toprak bütünlüğünü sağlayacak. Aynı zamanda hem Kuzey Suriye'de bir Kürt devletinin sınırları şekillenecek hem de muhaliflerin elinde bulunan 2 sınır kapısından 1'i daha kaybolmuş olacak.

İKİNCİ IRAK MODELİ

ABD, PYD'yi Irak'ta IŞİD'e karşı kullandığı İran destekli Şii milis orduları gibi hareket ettiriyor. Irak'ta IŞİD'e karşı kullanılan Şii para-militer unsurlar da ABD'nin hava bombardımanın ardından hedef bölgeleri kontrol altına almaya çalışıyor. Suriye'de de önce ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri hava bombardımanı yapıyor ardından karadan PYD güçleri yerleşim yerlerine giriyor. PYD, şu an 6 sınır kapısını elinde tutuyor. Meydani Ekbez, Kobani, Rasulayn, Tel Abyad, Derbesye ve Andivar sınır kapıları kapalı da olsa PYD kontrolünde. Suriye'nin en önemli Kürt bölgelerinden biri olan Kamışlı'daki sınır kapısında ise hala 2 bine yakın Esed askeri bulunuyor. ■ Akşam, (19.6.2015)

ALTIN FIRLADI!

Altın, Fed`in politika sıkılaştırmasının kademeli olacağını işaret etmesinin ardından kazançlarını genişletti. Altının onsu 1.200 doları zorlarken, çeyrek altın ise 1 günde 4 lira birden arttı.

Altın, Fed'in politika sıkılaştırmasının hızının kademeli olacağını işaret etmesinin ardından doların düşmesi ile birlikte sert yükseldi. Palladyum, Çarşamba günü ayı piyasasına girmesinin ardından, bir yılı aşkın sürenin en düşük seviyesi yakınında işlem gördü.

1.200 DOLARI ZORLUYOR!

Altının onsu yüzde 1.80 yükselerek 1.197 dolara ulaşırken, kritik seviye olan 1.200 doları zorluyor.

Singapur'da Phillip Futures Pte. yatırım analisti Howie Lee "Altın yönünü güvercin Fed'den alabilir ve kısa vadede yeniden yönünü 1,200 dolar seviyesine çevirebilir," dedi ve "İlk faiz artırımı Eylül'de yapılacak gibi görünüyor, ancak genel olarak, Aralık ayını da gözardı etmeyeceğim" dedi.

ÇEYREK ALTIN 1 GÜNDE 4 LİRA ARTTI

Öte yandan yurtiçinde ise çeyrek altın yüzde 2.56 yükselişle 172 liraya kadar yükseldi. Dün çeyrek altın Kapalıçarşı'da 168 liradan satılıyordu. ■ Akşam, (19.6.2015)

DOLAR 2.71'İN ÜZERİNDE

Fed sonrası kurda iyimserlik sürerken piyasalarda siyasi gelişmeler ve Yunanistan izleniyor

ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz oranlarını piyasaların beklediğinden daha yavaş artıracağı sinyalini vermesi dolar/TL'de aşağı yönü desteklese de yurtiçinde henüz hükümetin kurulma sürecinin netleşmemiş olması bu iyimserliği sınırlıyor. Küresel piyasalarda ise Yunanistan gelişmeleri izleniyor. Bankacılara göre TL'deki ana seyri belirlemede yeni hükümetin kurulma süreci ana belirleyici olmayı sürdürürken bu konuda yaşanabilecek gelişmeler piyasayı her iki yönlü etkileme potansiyeline de sahip.

Fed öncesi 2.7350'li seviyelerde işlem gören ve Fed desteğiyle 2.71'in altını test eden dolar/TL bu sabah güne 2.7139/2.7168 seviyesinde başladı. Gelişmekte olan para birimlerinde dolar karşısında dün yüzde 1'e ulaşan değer kazançları yaşanırken, TL'deki değer kazancı yüzde 0.1 civarında kaldı. Bankacılar TL'nin gelişmekte olan piyasalardan negatif ayrışmasının henüz seçim sonrası hükümetin kurulma sürecinin netleşmemesine bağladılar.

Dolar, Fed'in piyasaların beklediğinden daha yavaş artıracağı beklentinin ardından dün açıklanan düşük enflasyon verilerinin de desteğiyle büyük para birimleri karşısında değer kaybetti. Dolar endeksi bu gelişmelerin sonrasında bir ayın en düşük seviyesi olan 93.563'e yaklaşarak 94.016'dan işlem gördü. ABD'den dün açıklanan verilerde çekirdek enflasyonun Mayıs ayında yüzde 0.1 arttığı görülürken, Fed'in faiz artışında yavaş davranabileceğine dair beklentileri de yükseltti.

Euro ise 1.1440 seviyelerine çıkmasının ardından dolar karşısında hafif değer kazancıyla 1.1373 seviyesinden işlem gördü. Euronun dolar karşısındaki haftalık değer kazancı yüzde 1'e yaklaştı.

Bugün iç piyasada Merkez Bankası'nın açıklayacağı beklenti anketi izlenirken dış piyasada ise izlenecek önemli bir veri gündemi bulunmuyor. Ancak dış piyasalarda Yunanistan ile ilgili gelişmeler piyasalar tarafından yakından izleniyor.

Euro bölgesi liderleri, Atina ve uluslararası kreditörlerin hâlâ bir anlaşmaya varamamasının ardından bankalardan mevduatların hızla çekilmesi ve hükümet gelirlerinin düşmesiyle beraber Pazartesi günü olağanüstü bir toplantı gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Yetkililer, Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) toplantıya verdiği bilgide Yunan bankalarının Pazartesi günü açık olup olmayacağının henüz netleşmediğini söylediğini belirtti. Yunanistan'ın Uluslararası Para Fonu'na (IMF) yapacağı kritik ödeme için 12 gün bulunuyor. ■ Dünya, (19.6.2015)

BANKACILIK, YABANCI SERMAYE: BNP PARİBAS FORTİS'İN TEB'DEKİ ORTAKLIK PAYI YÜKSELDİ

BNP Paribas Fortis'in TEB'deki ortaklık payı yüzde 17,25'ten yüzde 21,04'e yükseldi

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), BNP Paribas Fortis Yatırımlar Holding AŞ'nin Türk Ekonomi Bankası (TEB) AŞ'deki doğrudan ortaklık payının yüzde 17,25'ten yüzde 21,04'e yükselmesine izin verdi.

BDDK'nın internet sitesinde yer alan kurul kararında, "BNP Paribas Fortis Yatırımlar Holding AŞ'nin borsadan pay edinimi neticesinde Türk Ekonomi Bankası AŞ'deki doğrudan ortaklık payının, yüzde 17,25'ten yüzde 21,04'e yükselmesine, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 18'inci maddesi uyarınca izin verilmesine karar verilmiştir" ifadelerine yer verildi. ■ Dünya, (19.6.2015)

BOP, SURİYE, BÖLÜCÜLÜK: TEL ABYAD DÜŞERKEN KÜRT KORİDORU GENİŞLİYOR

Vatan Partisi yönetici ve uzmanları her vesile ile Suriye ve Irak politikalarımızın Türkiye için bir intihar olduğunu yazdı, çizdi, konuştu... Dileyen arşivleri inceleyebilir! Beşar Esad karşıtı ve Barzani lehindeki politikaların Irak ve Suriye’yi bölünme ve parçalanmaya sürükleyeceğini duyurdu. Bir şey daha söyledi: “Irak ve Suriye’yi bölen süreçler, dönüp dolaşır Türkiye’yi de böler!”
Şimdi hükümete yakın gazeteler hem de manşetten PKK’nın Suriye kolu olan PYD’nin, ABD desteği ile Arap ve Türkmenlere de katliam yaparak, sınırımızın yanı başında yeni bir devlet kurmak üzere olduğunu okuyucularına duyuruyorlar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan diyor ki “Tel Abyad bölgesinde Araplar ve Türkmenlerin hedef alındığı gibi bir hava var. O bölgeden yaklaşık 15 bin Arap ve Türkmen Türkiye tarafına geçti. Onların boşalttığı yerlere PKK ve PYD yerleştiriliyor. Bu pek hayra alamet değil! Hassasiyetlerimizi herkesin göz önünde bulundurması lazım!” Hemen şunu söyleyelim. Herkes kendi işine bakar. Sadece güler geçerler! Eğer aklınız varsa ve bileğinize güveniyorsanız, ya tek başınıza ya da yapacağınız ittifaklarla oyuna girersiniz, onurlu bir şekilde ülkenizin çıkarlarını, gerekirse bedel ödeyerek savunursunuz. Bakın, İran’ın Kudüs Kuvvetleri hem Irak’ta hem de Suriye’de cirit atıyor.
Şimdi de Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu’nu dinleyelim: “Türkiye’deki sığınmacı sayısı 2 milyona ulaştı. Omuzumuzdaki yük büyüyor. Sığınmacılar için şimdiye kadar 6 milyar dolardan fazla harcadık. Uluslararası toplumdan aldığımız para ise sadece 300 milyon dolar.”
Hani “semer vuran çok olur” derler ya! 300’ü bile iyi almışsınız!
Göç dalgasına gelince! Onu kimse durdurmayacak, bilakis teşvik edecek. ABD uçakları yanlışlıkla (!) bombalar yağdıracak. Bölge Arap ve Türkmenlerden temizlenecek ki Kürtler kaygısızca ve coşkuyla cirit atabilsin! Devlet kurarken, nüfus, sayım, demografik yapı gibi formaliteler var ya!
Geçmişin kısa özetini yapalım:
- CIA ve PENTAGON, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) gibi etkisiz muhalif grupları kurarken ve bunları silahlandırırken, bu silahların IŞİD gibi radikal dinci örgütlerin eline geçeceğini biliyordu. Bu girişim IŞİD’i silahlandırma planının alt unsuruydu. Bu hususlar şimdi basına sızan resmi belgelerde yer alıyor.
- IŞİD, CIA ve İsrail’in bir oyuncağıydı. Onlar kurdu, destekledi ve kendi hedefleri için kullandı. Bu konular bugünlerde Batı’nın çok satılan gazetelerinde, kanıtları ile birlikte yer alıyor.
- IŞİD, Irak’ta Kürt bölgesini, Kerkük’ü de içine alacak şekilde tarihi Sünni Arap ve Türkmen topraklarına doğru genişletmek ve daralan alanda Sünni bir Arap devleti kurmak ve böylece Irak’ı fiili olarak üçe bölmek için kullanıldı, kullanılacak!
- IŞİD, Suriye’de bir Kürt devleti kurmak ve onu denizle buluşturmak için kullanılıyor. Suriye’yi bölme planlarının etkili bir vasıtası oldu.
- ABD, Suriye’nin kuzeyinin Türkmen ve Araplardan temizlenmesi ve Kürtlerin önünün açılması için AKP hükümetlerinin ısrarla teklif ettiği, sığınmacılar için “güvenli bölge” tesisini ve bu alanın, “uçuşa yasak bölge” de ilan edilerek güçle korunmasını kabul etmedi.
- Tel Abyad’ın PYD’nin eline geçmesi ile bölgedeki gelişmeler ülkemizin hayati çıkarlarını tehdit eden kritik bir boyut kazandı. Muhtemelen kısa dönemde ABD’nin hava ve örtülü kara desteği ile PYD ve PKK Halep’e saldıracak. Bunun ise ülkemize yönelik bir milyon kişilik bir göç dalgasını tetiklemesi kaçınılmaz görülüyor.
- İç sorunları ile boğuştuğu için ve biraz da Türkiye’ye tepki olarak PYD’ye geniş bir özerklik veren ve karşılığında Suriye’nin birlik ve bütünlüğü için destek arayan Beşar Esad, şimdi daha büyük bir ayrılıkçı sorun ile karşı karşıya kalmıştır.

ÜLKEMİZDEKİ AKTÖRLERİN KONUMU:
- Geçmişte Kobani (Arap Pınarı) için özel tezkere isteyen Yeni CHP’in, seçim sürecinde kendi oylarını bile HDP’ye (PKK) yönlendirdiği düşünülürse, genel politikası doğrultusunda, IŞİD’in insanlık düşmanı olduğu gibi söylemlerin arkasına gizlenerek, ABD ve PYD’in yanında yer alması yüksek bir olasılıktır. HDP (PKK) bütünüyle emperyalist güçlerin hizmetinde olacaktır.
- MHP’in, doğrudan ABD’yi karşısına almasa bile, Türkiye’nin milli çıkarları doğrultusunda PKK/PYD karşıtı bir tavır alacağı ve milli politikalara karşı çıkmayacağı düşünülmektedir.
- AKP içindeki Gül’e yakın, emperyalist merkezler ve Cemaat ile uyumlu kanadın ABD politikaları ile çatışmayan bir çizgide olacağı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakın kanadın ise daha dengeli bir tutum içinde olacağı değerlendirilmektedir.
- Ülkedeki oligarşik çevreler ve gayrı millî sermaye ABD politikalarını destekleyecektir.

NE YAPILMALI
- Bu tür uluslararası krizlerde bir ülke hayati çıkarlarını korumak için iki konuda asla taviz vermez: “Kararlılık ve Süratli Reaksiyon” Öncelikle, “bir oldubitti ile yaratılan mevcut statükonun asla kabul edilmeyeceği”, bu statükonun “de facto” bir duruma dönüşmesine izin verilmeyeceği, devlet düzeyinde sert bir üslupla gündeme getirilmelidir.
- Derhal bölge ülkeleri ile ortak bir politika arayışı içine girilmeli, Rusya ve Çin gibi Avrasya güçlerinin desteği aranmalıdır.
- Bölge Suriye devletinin sınırları içindedir. Girişilecek her türlü eylemde uluslararası meşruiyet için Suriye yönetimi ile eşgüdüm içinde hareket edilmelidir.
- ABD ve Batı’nın Türkiye’nin bölgedeki çıkarlarını yok saydığı ve ülkemizi bölecek gelişmelerin odağında olduğu açık, kesin ve net bir şekilde görülmüştür. Bu durum Cumhurbaşkanı düzeyinde, “Bu pek hayra alamet değil!” şeklinde özetlenmiştir.
- Her devletin birinci görevi, varlığını devam ettirmek, birlik ve bütünlüğünü korumaktır. Türkiye, tek başına kalsa bile, sınırlarımızdaki uğursuz gelişmeleri engelleyebilecek yeteneklere sahiptir. Türkiye, jeopolitik akıl ve stratejik vizyon ile mevcut yeteneklerini buluşturduğunda, sadece caydırıcı gücü ile bu belayı def edebilecek kudrettedir.
- Türkiye milli güç unsurlarını çok uluslu görevler, uluslararası sorumluluklar, barışı koruma görevleri için değil, kendi hayati çıkarlarını korumak maksadıyla kullanmasını öğrenmelidir. ■ Soner Polat, Aydınlık, (19.6.2015)

20.6.2015

MEDYA, İKTİDAR VE ARSIZLIK…

Medya için demokrasinin “dördüncü gücü” sözü, Batı’da icat edilmiştir. Yasama, yürütme ve yargının yanında bir tür sivil denetleme gücü olarak medya… Burjuva demokrasisinin iyi kötü işlediği, çalıştığı memleketlerde bu önerme bir yere kadar belki doğru olabilir ama bizimki gibi, hele son 13 yılı faşizme evrilmiş bir ülkede medya, değil dördüncü güç, yasama-yargı-yürütmeyi tek elinde tutma heveslisi Kaçak saraylının aleti haline getirildi.

AKP VE MEDYA
AKP öncesinde de medya sahiplerinin, iktidara karşı bir “silah” , bir şantaj aleti olarak kullandığı medya, AKP ile birlikte el değiştirdi o kadar. Dinç Bilgin’in Sabah-ATV grubu ile Uzanların Star grubunu eline geçiren RTE, biata zorladığı Aydın Doğan’ı dengelemiş oldu. Bunun üstüne bir de TMSF kıskacındaki Karamehmet’in medyası geldi. O zamana kadar koalisyon ortağı FG Cemaati’nin elinde de zaten epeyi medya yığınağı vardı. Hatta “Taraf” gibi operasyonel bir gazete de kurdurmuşlardı.

Şahenk, Ciner, Demirören gibi politik İslam ile ilgisi olmayan ama devrin nimetlerini ıskalamamak için medyalarını RTE’nin emrine koşarak onun yanında saf tutanların katkısıyla Ak faşizm medya niceliği açısından hegemonyayı pekiştirdi. Bütün bunlara bir de TRT ve AA’nın tepe tepe kullanılmasını, RTÜK’e hükmedilmesini ekleyin…

Yine de Ak faşizm, bu ezici medya niceliği üstünlüğüne rağmen, kitlelerden istediği onayı alamadı, 7 Haziran’da iktidardan indirildi, RTE’nin başkanlık hevesi kursağında kaldı. Şimdi de haklarındaki tüm hukuk dışılıkların, suç isnatlarının yargıya taşınmaması için aynı medya gücünü umutsuzca kullanma derdindeler.

KAR MI, SİLAH MI?
Medya, güya bir “endüstri” ama ana amacı “kâr ve sermaye birikimi” olmayan yegâne endüstri. Daha çok da bir tür “silahlı kuvvetler”. Koca bir ordu besliyorsun, harcıyorsun, ama doğrudan gelir olarak geri dönüşü yok, dışsal ekonomi sağlıyor, ama bolca para yutarak... Medya da öyle. Reklam gelirleri, gazete satış gelirleri, medyanın giderlerini karşılamaz. Ya ne olur? Bir takım havuzlardan bol bol para akıtılır medya çarkını döndürmek için. Devletin çeşitli ihalelerini, özelleştirilen KİT’lerini kayırmayla , korumayla alanlardan, iktidara medya katkısı sağlanır. Medyanın zararı, öteki şirketlerin getirileri ile kapatılır. Havuz medya lafı havadan üretilmedi. Tapelerde var.

Ancak, işler yolunda giderken para akıtılmaya değer bulunan medya çarkı, iktidar yitirilmeye başladığında teklemeye başlar. Para akışı durur, rüzgâr kesilir. Dümen kırılır. Şimdi o günlere doğru gidiyoruz. Oluşacak yeni koalisyon hükümetine göre dümen tutuşları değişmeye başladı patronların. İzleyin bakın, ne dönüşler olacak…

İKTİDAR NÖBETİ
Her iktidar kaybı ile beraber, medya iktidarında da el değiştirmeler, dükkânı kapamalar yaşanır. AKP’nin tırmanışı ile Doğan’ın nasıl küçülmeye zorlandığını biliyoruz. Şahenk, Ciner ve Demirören’in nasıl biat ettiklerini gözlemledik. Sadece patronlar mı? Onlarla beraber onların yürütme gücü kurmaylar, yayın yönetmenleri, yazarlar da aynı teslimiyeti izlediler, ayak uyduramayanlar tek tek tasfiye edildi. 2007 öncesi NTV kadrosunu hatırlayın. Kaç kişi kaldı onlardan geriye…Ya da Demirören öncesi Milliyet ve Vatan …Neydiler, ne oldular... “Biat bizim kültürümüzde yok” lafının ardından bileği, kolu burkulan Doğan medyanın inişi çıkışı… Ve onunla beraber medya yöneticilerinin iniş çıkışı…Gezi sırasında CNN Türk’te penguen medya duruşu…

HESAP VEREBİLİRLİK
Siyasetçiler, 4-5 yılda bir , belki daha kısa periyotlarla seçmene gider, oyla testten geçerler. Seçimi kaybeden siyasetçiler, iktidardan taslarını taraklarını toplayıp çekilirler. Medya iktidarında ise patronlarının uzantısı yayın yönetmenlerinin, editörlerin, yazarların yeri kolay kolay değişmez. Adeta onlar hancıdır, siyasetçiler yolcu…Ne hükümetler eskittik, kimler geldi kimler geçti, diye kaynatırlar da…Yetmez, gazeteci şapkasıyla bir de milletvekili olurlar…

Oysa, medya bir iktidar odağıysa, onu yönetenlerin, ona yön verenlerin de dönem dönem kendilerini oylatmaları, hesap vermeleri gerekmez mi? Kime? Tabii ki medyadaki diğer çalışanlara ve okurlara, izleyicilere….Hatta reklamverenlere…

DEMOKRASİ
Kimilerine fantastik gelse de hep şunu savunurum; Medya patronu ile editoryal kadronun yazılı bir protokolü olmalı, aralarında da kalın bir perde. Editoryal kadro sadece ve sadece okuruna hesap vermeli, çalışanların da karar sürecine katılımıyla…

Her yerde demokrasi istiyorsak, medyada da demokrasi olmalı. Yayın yönetmenleri, editörler, belli periyotlarda çalışanların oylamasına tabi tutulmalı, okurlara, izleyicilere hesap veren mekanizmalar oluşturulmalı…

Her devrin gazetecisi, televizyoncusu, arsızlıkların bir bedeli olacağını bilmeli, basın konseyleri, gazeteci cemiyetleri, sendikaları, meslek etiğine daha çok önem vermeli, bu kavramların içi doldurulmalı, hakkı verilmeli. ■ Mustafa Sönmez, Birgün, (20.6.2015)

"OTOMOTİV ÜSSÜ"NÜ YABANCI SERMAYE YATIRIMLARI SIRTLADI

Otomotiv ve tekstil sektörlerinin kalbi konumundaki Bursa'da yapılan "İlk 250 Büyük Firma Araştırması" ile yabancı ortaklı ya da tamamı yabancı sermayeli şirketlerin kentin üretim, ihracat ve istihdamına etkisi ortaya konuldu. Araştırma kapsamında hazırlanan listedeki yabancı ortaklı ya da tamamı yabancı sermayeli 37 firma, 2014 yılı itibarıyla 250 firmanın toplam cirosunun yüzde 43,40'ını, ihracatının yüzde 72,16'sını, istihdamının da yüzde 25,54'ünü gerçekleştirdi.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından gerçekleştirilen "İlk 250 Büyük Firma Araştırması"nın sonuçlarındaki rakamsal verilerden yaptığı derlemeye göre, 250 firma, 2014 yılı itibarıyla 65 milyar 822 milyon 266 bin lira ciro, 10 milyar 575 milyon 723 bin dolarlık ihracat gerçekleştirirken, 127 bin 327 kişiyi istihdam etti.

Büyük çoğunluğunu Alman şirketlerin oluşturduğu, Fransa, İtalya, İngiltere, İspanya, ABD, Japonya, İsviçre, Güney Kore, Hollanda ve Finlandiya gibi ülkelerden sermaye ortaklıklarının ya da doğrudan yatırımların bulunduğu 37 firma ise 28 milyar 566 milyon 470 bin lira ciro ve 7 milyar 632 milyon 164 bin dolarlık ihracat gerçekleştirip 32 bin 529 kişiye istihdam sağladı.

Hazırlanan listedeki toplam cironun yüzde 43,40'ını, ihracatın yüzde 72,16'sını sağlayan yabancı sermayeli firmalar, istihdamın da yüzde 25,54'üne sahip oldu.

Listedeki ilk üç şirket yabancı sermayeli

Listede ilk 3 sırada yer alan, yabancı ortaklı OYAK Renault ve Tofaş Türk Otomobil Fabrikası AŞ ile yüzde 100 yabancı sermayeli Bosch Sanayi ve Ticaret AŞ ise toplam 19 milyar 787 milyon 735 bin lira ciro ve 6 milyar 140 milyon 626 bin dolarlık ihracata imza atıp 18 bin 720 kişiyi istihdam etti.

Bu üç firmanın cirosu bile 250 firmanın cirosunun yüzde 30,06'sını, ihracatının ise yüzde 58,06'sını karşıladı. Yine sadece bu üç firmanın sağladığı istihdam, 250 firmada çalışanların yüzde 14,70'ini oluşturdu. ■ Hürriyet, (20.6.2015)

BÖLÜCÜLÜK, BOP, IŞİD, TÜRKMENLER: IŞİD İLE PYD’NİN HEDEFİ BAYIR BUCAK

Suriye Türkmen Kitlesi Koordinatörü Samir Hafez, “Kürt devleti için ilk işaret verilmişti. Plana göre IŞİD Kürtlerin önünden çekilecek, Türkiye’deki 20 bin Kürt mülteci de geri dönecek. Bölge kanton ilan edilmeli. Tek kalemiz Bayır Bucak için silahlanmak şart” dedi.

ABD’nin 1918 tarihli Wilson planında sınırları çizilen 22 ülkeli yeni Orta Doğu haritasında Türkiye’nin güneyi boyunca uzanacak sözde “Kürdistan” için sıra en büyük engel Bayır Bucak Türkmenlerine geldi. Suriye Türkmen Kitlesi Genel Koordinatörü Samir Hafez, bombalanıp IŞİD’den temizlenen yerlere PYD’nin yerleştiğini, bölgedeki Arap ve Türkmenlerin göçe zorlandığını söyledi. Hafez, Kürtlerin önündeki en büyük engelin Bayır Bucak Türkmenleri olduğunu, burada da IŞİD’in kullanılacağını söyledi, “Bu bölge kanton ilan edilmeli” dedi.

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura