Diğerleri > Sis Çanı
07-11-2013
NELER OLDU 19-24 EYLÜL 2013 (Çevre, dincilik, kriz, Dolar, FED, İslam, azınlık, bölücülük, altın, UÖŞ, BOP, işsizlik)

Cihan Dura

7.11.2013


19.9.2013 

ÇEVRE, KAYNAK KULLANIMI:  ‘GİDİN ORMANDA YAŞAYIN’

Partisinin ilçe başkanları toplantısına katılan Başbakan Erdoğan’ın geçiş güzergâhı üzerinde bulunan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı binası önünde 2 kadın ODTÜ arazisinden yol geçirilmesini protesto etti. Polis ekipleri Erdoğan’ın ‘Ağaç kesme metro yap’, ‘ODTÜ ormanı birinci derece sit alanıdır’ dövizleri açan kadınları görmemesi için büyük çaba harcadı. Başbakan Erdoğan’ın geçişinin ardından eylemcilerin önündeki barikat kaldırıldı. Ancak tüm çabalara rağmen Başbakan’ın eylemcileri gördüğü anlaşıldı. Erdoğan toplantıda yaptığı konuşmada, ODTÜ’den yol geçirilmesini protesto edenlerin “Yol istemiyoruz, orman istiyoruz” pankartı açtıklarını belirterek “Böyle bir pankart olabilir mi? Üniversite gençliği bu pankartı asıyor. Üniversitene sen o yollarla gidiyorsun. Orman isteyenler için orman bol. Ormansa... Sizleri ormanlara gönderelim ormanlarda yaşayın. Hiç olmazsa şehirde yaşayanları rahatsız etmeyin” diye konuştu.
Erdoğan, “Şurada altgeçit yapılmış, o canım seramikleri bu vandallar kırdılar. Bunun anında yenisi yapılabilir ama bunları bir müddet milletin görmesi lazım” diye konuştu. Gezi eylemleri sırasında kullandığı çapulcu sözüne yönelik eleştirilere değinen Erdoğan, İsmet İnönü’nün Dersim olayları sırasında “Çapulcuları derdest ettik” ifadesini kullandığını, o dönemki Tan gazetesinin kupürlerini açıklayacağını söyledi. Taksim yayalaştırma projesine yönelik eleştirilere de tepki gösteren Erdoğan, “Biz bunların tamamıyla bir plan proje içerisinde devamını düşünen insanlarız. 90 artı uzatmalar var. Bunları oynayacağız, daha yapacağımız işler var” dedi. ■ Cumhuriyet, (19.9.2013)

 

DİNCİLİK, SİYASAL İSLAM: İLKÖĞRETİM OKULUNDA TESETTÜR

Balıkesir’in Ayvalık ilçesi Küçükköy beldesindeki Macit Ataklı İlköğretim ve Ortaokulu’na bir süre önce tayinle gelen Türkçe öğretmeni Elif K’nin derslere çarşafı anımsatan siyah tesettür kıyafetiyle gelmesi velilerin tepkisini çekti.
Erzurum’un Aşkale ilçesinden geçen cuma günü eş durumu nedeniyle gelen Elif K’nin kıyafetinden rahatsız olan veliler, konuyu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne aktardıklarını dile getirdi. Okul Müdürü Mehmet Rauf Gürleyük ve Elif K. açıklama yapmaktan kaçınırken İlçe Milli Eğitim Müdürü Erkan Bilen, “Türk Eğitim-Sen’in ülke genelinde aldığı bir karar uyarınca, okullara serbest kıyafetle gitme uygulaması var. Öğretmen arkadaşımız aynı sendikaya kayıtlı olduğu için bu kıyafetle derslere giriyor olmalı. Bizim için kılık kıyafetten çok bir öğretmenin öğrencisine katma değer olarak vereceği önemlidir” dedi.
Eğitim-İş Ayvalık Baştemsilcisi Nahil Filiz ise okullarda öğretmenlerin serbest kıyafetle derslere girmesine ilişkin bir yasa tasarısının hazırlandığın ancak Elif K’nin suç işlediğini öne sürdü. ■ Cumhuriyet, (19.9.2013)

KRİZ, AB: DEV BİR ŞİRKET DAHA YUNANİSTAN’I TERK EDİYOR

Ekonomik krizle boğuşan Yunanistan’da şirket iflasları sürerken büyük şirketler de teker teker merkezlerini başka ülkelere kaydırıyor. Son bir yıl içinde Coca Cola ve süt mamülleri üreten Fage grubundan sonra ülkenin en büyük metalurji grubu Viohalko da merkezini Avrupa’ya taşıma kararı aldı.
Viohalko açıklamasında, merkezini Brüksel’e taşıma kararı aldığını belirterek buna gerekçe olarak kısa ve uzun vadeli yükümlülükleri karşılamak için yerel bankacılık sisteminden kredi alınamaması ve ülkedeki yüksek vergilendirmeye işaret etti. Viohalko’nun, yaklaşık 1 milyar Avro’luk hisse senedini Yunan borsasından çekmesiyle piyasaların olumsuz etkilenmesi bekleniyor. ■ Cumhuriyet, (19.9.2013)

DOLAR, ALTIN: FED ALIM HIZINI DÜŞÜRMEDİ

ABD Merkez Bankası (Fed), aylık 85 milyar dolarlık varlık alımlarının hızını düşürmedi. Federal Açık Piyasa Komitesi’nin (FOMC) iki günlük toplantısının ardından, karara yönelik açıklama yapıldı.
Açıklamada, beklenenin aksine Fed, varlık alımlarının hızında düşüşe gitmedi. Ekonominin hala desteğe ihtiyacı olduğu belirtilen açıklamada, Fed’in varlık alımlarında indirime gitmeden önce ekonomik toparlanmanın sürdürülebilir olduğuna yönelik daha fazla kanıt görmek istediği kaydedildi.
Buna göre Fed, şimdilik aylık 85 milyar dolarlık varlık alımları programına devam edecek.
Açıklamada, ekonominin ılımlı büyüme gösterdiği, istihdam piyasasında da gelişme yaşandığı ifade edildi. İşsizlik oranlarının ise yüksek kalmaya devam ettiği, enflasyonun da komitenin uzun vadeli hedefinin altında seyrettiği bildirilen açıklamada, uzun vadeli enflasyon beklentilerinin ise sabit kaldığı kaydedildi.Açıklamada, artan tutsat oranları ile mali politikaların büyümeyi dizginlediğine işaret edildi. ABD Merkez Bankası, işsizlik oranının en azından yüzde 6,5’ye düşene kadar kısa vadeli sıfıra yakın faiz politikasını aynı şekilde sürdüreceği kriterini de korudu.

Dolar 1.95’e düştü

Fed’in kararı ile rahatlayan piyasalarda büyük hareketlilik yaşandı. New York borsası hızla yükselişe geçerken, dolar diğer para birimlerine karşı değer kaybetmeye başladı. Kararın piyasalara etkisi büyük oldu. Uluslararası piyasada karar öncesi 2 TL civarında seyreden dolar 1.97 TL seviyesinin altına düşerek 1.9659 TL’ye kadar düştü. Dolarda kayıp önce yüzde 1.77’yi geçti. Ardından Fed Başkanı Ben Bernanke’nin açıklamalarının ardından dolardaki düşüş daha da hızlandı. Dolar Bernanke toplantısı sırasında 1.9554 TL’ye geldi. Dolarda günlük kayıp yüzde 2.15’i bulurken TL dolar karşısında dünyada en çok değer kazanan para birimleri arasında yer aldı.
Karar öncesi uluslararası piyasalarda 1300 dolardan seyreden altının onsu günlük yüzde 3’ün üstünde artarak 1340 dolara çıktı. ■ Cumhuriyet, (19.9.2013)

 

20.9.2013

DOLAR, FED: BERNANKE BIZIM BEKLEDIĞIMIZI YAPTI

2 MAYIS gününden bu yana uluslararası finans sektörü üyeleri ve medyada yapılan kökten yanlış tahminler ve analizlere ülkemizdeki analist, medya, yorumcu ve akademisyenler de abone oldu ve FED Başkanı’nın söylemediği bir şeye, yani likidite azaltmaya yakında başlayacağına inanıldı ve bu nedenle pozisyonlar alındı. Biz ise Bernanke ilk ağzını açtığı mayıs ayından bu yana defalarca adamın neler dediğini ve demediğini özetledik ve 17-18 Eylül tarihi dahil hep likidite konusunda hiçbir önlem alınmayacağını yazdık. Tabii bu konuda benim gibi düşünen başka insanlar da vardı, örneğin NTV-CNBC için New York’tan yorum yapan Selim Atalay veya İş Yatırımdan Şant Manukyan gibi uzmanlar. Ama piyasa geneli uçmuş gitmişti.

Esas haksızlık yapılan kişi Bernanke

Üstelik FED Başkanlığı tartışması kime gitmeli konusunda Yellen-Summers totosu oynandığında da Summers’ın kendi partisi olan Demokratlar tarafından desteklenmeyen biri olduğundan hareketle Janet Yellen’in hem akademik hem de insani kaliteler nedeniyle daha iyi bir aday olduğunu vurgulamıştık. Sonunda Summers istifa etti ve Yellen’in atanma şansı yüzde yüz olmasa da çok yükseldi.
Esas haksızlık yapılan kişi ise Ben Bernanke idi. O önce Cumhuriyetçiler tarafından atanmış ama ikinci dönemine ise Obama tarafından getirilmişti. Bir dönem daha atanabilirdi. Ama Obama Demokrat Parti içinde destek kaybetmemek için Bernanke’ye kötü davrandı ve yeniden atamadı. Bernanke de Jackson Hole toplantısına katılmayarak protestosunu çekti.

Bitmedi, bir toplantı daha var

18 Eyül’de de eldeki veri ve tahminleri ön plana çıkartarak bazılarına göre sürpriz bir şekilde, biz göre beklendiği gibi, “değişiklik yok” konuşmasını yaptı.
Bernanke 31 Aralık tarihinde resmen görevden ayrılacak. Ama aralık ayında da bir FED Para Politikası toplantısı daha var. O toplantıda da çok dramatik bir şeyler yapmaz. Olsa olsa küçük bir adım atar. Bu tezimizi neden vurguluyoruz?

Gitmeden son dakika golu atar mı?

FED tabii ki sonunda likiditeyi daraltmak zorunda. Bu gerçekleştiği zaman da hazine bonoları satarak likiditeyi geri çekecek. Arzı artan menkul kıymetlerin değerleri düşerken, bu menkul kıymet sınıfının faizleri yükselecek. Bu da ABD Doları’nın değerini yükseltecek. Bu da hem ABD hem de henüz tekleyen başta Avrupa olmak üzere gelişmiş ülkelerin toparlanmasını engelleyecek, bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde ise daha da kur değişikliği yaratacak. Tüm Güney Asya, Ortadoğu’da başta Türkiye olmak üzere gelişen ülkeler, Afrika’daki ve Latin Amerika’daki gelişen ülkeler de likidite daraltılmasından nasibini alacaklar. Büyümeleri yavaşlar, paraları değer kaybeder, enflasyon yükselir.
Peki siz Bernanke’nin yerinde olsa idiniz, Başta Avrupa ve gelişen ülkeler olmak üzere milyarlarca insanın hayatına ekonomik anlamda bir darbe vurarak giden, gaddar denerek işten ayrılan Merkez Bankası Başkanı olarak hatırlanmak ister miydiniz?

Özür dilemeye başlasanız iyi olur

Bence istemezdiniz, ben de istemezdim, Bernanke de salak değil, aslında çok iyi bir ekonomist, geçmişi de çok iyi biliyor, ama siyaset kurbanı oldu. Yakın çalışma arkadaşı Yellen atanırsa da yaklaşım aynen devam edecek.
Bu durum ülkemizde kur riski olan şirket ve iş insanları için en az üç ay daha kur riskinden kaçmak için zaman kazanılmış demek. Kur riskinizi elinizden geldiğince azaltın. Henüz vakit var. Çünkü likidite sonunda azaltılacak.
Yarın Bernanke’nin konuşmasının teknik detaylarını aktaracağım. Çünkü önemli teknik veriler açıkladı. Piyasacılar Başçı’dan da özür dilemeye başlasa iyi olur. ■ Deniz Gökçe, Akşam, (20.9.2013)

DOLAR: BAŞÇI: 3 PIYASA: 0

Merkez Bankası Başkanı'nın her vurduğu gol oldu, ilk yarıda hat-trick yaptı

Önce Suriye müdahalesi masadan kalktı. Sonra Summers yarıştan çekildi. Şimdi de Fed parasal genişlemeye devam dedi. Dolar 1.92 olacak diyen Erdem Başçı’nın tahminlerinin hepsi tuttu. Dolar gün içinde 1.93’ü gördü.

 

Piyasalarda Fed bayramı yaşanıyor. Tahvil alımına aynen devam etme kararı alan Fed’in açıklamasıyla birlikte piyasalarda yaşanan olumlu hava dün de devam etti. 2 hafta önce 2.07’yi test eden dolar iyice gevşeyerek 1.94’e indi. Tabii dolardaki bu sert düşüş akıllara tek bir kişiyi getiriyor: Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı doların ateşinin yükseldiği dönemde televizyonlar karşısında sergilediği rahat tavırlarla ‘Dolardaki yükselişi çok önemsemeyin. Yıl sonunda kur 1.92’ye inecek. İnmezse bana sorarsınız’ diyerek çoğu merkez bankası başkanının asla yapmayacağı bir açıklamayı yapan Başçı, dikkatleri üzerine çekmişti.

ELEŞTİRİ YAĞMURUNA TUTULDU

Açıklama sonrası gerek ekonomi yönetiminden gerekse muhalefet kesiminden yoğun eleştiri alan Başçı’nın kendine bu kadar güvenmesinin altında yatan nedenler masaya yatırılmıştı.
Kimi Fed’le imzalanan gizli bir swap anlaşmasından bahsetmişti kimi ise bunun Başçı’nın önsezilerinin bir ürünü olduğundan. Peki bu nasıl oldu? Başçı neye güvendi? İlk olarak şunu söylemekte fayda var. Piyasalarda son dönemde yaşanan gerginliğin iki temel nedeni vardı. Birincisi Fed’in 85 milyar dolarlık tahvil alımlarını eylülle birlikte azaltacağı korkusu. İkincisi ise Suriye’ye yapılacak olası bir askeri operasyon endişesi.

2.20 OLASILIĞI KONUŞULUYORDU

Gerginliğin etkisiyle dolar 2.03’e kadar çıkarak rekorunu kırmıştı. Kimileri korkulanın gerçekleşmesi halinde doların 2.20’ye çıkacağını söylüyordu.

MARADONA ÖRNEĞİYLE YUMUŞATTI

Böyle bir ortamda kameraların karşısına geçen Başçı, iki konu hakkında iddiada bulundu. Bir Suriye’ye operasyon olmayacak. İki Fed musluğu hemen kısmayacak. Belki bunları direkt olarak söylemedi. Fakat ortaya attığı bu iddianın gerçekleşmesi için söz konusu iki koşulun bir araya gelmesi önemliydi.

AÇIKLAMALARI KURU 2.09’A TAŞIDI

Piyasalar Başçı’nın açıklamalarına sert tepki gösterdi ve dolar 2.09 ile rekorunu geliştirdi. Fakat bugün dolar 1.94’e indi. Ve artık yıl sonu hedefi konusunda Başçı’nın eli çok daha rahat.

REHAVET YOK, DAHA MAÇ BİTMEDİ

Madem Merkez Bankası Maradona örneği verdi biz de futbol benzetmesiyle devam edelim. Başçı piyasaya karşı 3-0 önde desek de maç henüz bitmedi. Ve 2.5 ay ekonomi için uzun bir süre. Sonunda piyasaya inanılmaz bir geri dönüş yapıp Başçı’yı mağlup edebilir. ■Onur Demirhisar, Akşam, (20.9.2013)

 

21.9.2013 

İSLAM, DİNCİLİK: TUNUSLU KADINLARIN ‘SEKS CİHADI’

Tunuslu kadınların, “seks cihadı” için Suriye’ye gittiği, burada İslamcı savaşçılarla ilişkiye girip hamile olarak ülkelerine döndükleri bildirildi. Tunus İçişleri Bakanı Lütfi bin Ciddu, mecliste önceki gün yaptığı konuşmada, “20, 30, 100 militanla birlikte oluyorlar. ‘Cihad el nikâh’ adına cinsel ilişkiye girdikten sonra hamile kalıp geri dönüyorlar” diye konuştu. “Cihad el nikâh”, bazı Selefi gruplar tarafından cihadın meşru bir şekli olarak kabul ediliyor ve çok sayıda kişiyle evlilik dışı ilişkiye izin veriliyor. Bin Ciddu, kaç Tunuslu kadının Suriye’ye gittiği ve hamile olarak ülkeye döndüğü hakkında bilgi vermedi. İçişleri Bakanı, göreve geldiği mart ayından beri 6 bin Tunuslu gencin Suriye’ye gitmesine engel olduklarını da söyledi.

Tunuslu savaşçılar da Türkiye üzerinden gidiyor

Tunuslu 20 yaşındaki Ayşe, “İslam bayrağını taşıma” bahanesiyle bir kadının üniversite öğrencisi genç kızları nasıl kandırdığını anlatıyor. Ayşe de Suriye’ye gitmeye ikna olan 14 genç kadın arasındaymış. Babasının durumu keşfetmesiyle, bütün aile devreye girmiş, güç bela Ayşe’yi bunun İslama aykırı olduğuna ikna etmişler. 3 bin Tunuslunun savaşa gittiği, önemli bir bölümünün öldürüldüğü, Tunuslu gençlerin Türkiye üzerinden Tunus’a geçtiği belirtiliyor. ■Cumhuriyet, (21.9.2013)

İLK ‘AZINLIK ÜNİVERSİTESİ’ YOLDA

İstanbul’daki Merkez Rum Kız Mektebi Vakfı, Türkiye’de bir azınlık vakfınca kurulacak “ilk üniversite” için çalışmalara başladı. Vakfın başkanı Prof. Ersi Abacı Kalfoğlu, azınlık vakıflarına mal iadesi kapsamında kendisinin de mezun olduğu Merkez Rum Kız Lisesi’nin binasının iade edildiğini belirterek Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün de konuyu değerlendirdiğini söyledi. ■Cumhuriyet, (21.9.2013)

PİYASALARDA FED COŞKUSU KISA SÜRDÜ

Önceki gün ABD Merkez Bankası’nın (Fed) aylık 85 milyar dolarlık tahvil alımına devam etme kararıyla rekor üstüne rekor piyasalar dün yeniden düşüşe geçti. Piyasaları bu sefer de Fed’in tahvil alımlarını ekimde azaltacağı endişesi sardı.
St Louis Fed başkanı James Bullard’ın, bankanın ekim ayı toplantısında tahvil alımlarını bir miktar azaltabileceği şeklinde yorumlanan açıklamasıyla Borsa İstanbul’da (BIST) kayıp yüzde 2’yi aştı. TL değer kaybederken 10 yıllık faizler de yüzde 9’un üzerini gördü.
Bloomberg Televizyonu’na konuşan Fed para politikasına karar veren Açık Piyasa Komitesi üyelerinden James Bullard, ekonomiye dair açıklanacak verilere göre ekimde tahvil alımlarının azaltılmasının mümkün olduğunu söyledi.
BIST 100 endeksi açıklamanın ardından 77 bin 649 puana kadar geriledi. Endeks günü 78.697 puandan tamamladı. Önceki gün yüzde 3 değer kazanarak 1.95’in altına inen dolar/TL, Fed açıklamalarının etkisiyle 1.9870’i gördü. Serbest piyasada dolar 1.9770 TL’den kapandı.
ABD, Asya ve Avrupa borsalarında yaşanan ralli de dün son buldu. Avrupa’da endeksler hafif ekside ve artıda dalgalandı. Asya Pasifik borsalar endeksi yatay kapandı. ABD borsaları ise rekor yükselişten sonra hafif düştü. Altın ve petrol de yükselişi koruyamadı. Altın yüzde 1.5 civarında kayıpla 1352 dolar seviyesinden işlem gördü. Brent petrol de 109 dolar civarından kapandı. ■Cumhuriyet, (21.9.2013)

 

22.9.2013

FEDDOLAR VE ALTIN IN YOL HARİTASI

Dünya ekonomisi dolar üstünde duruyor... ABD Merkez Bankası olan FED kararları, dünya ekonomisini etkiliyor. Dört ay önce FED, Eylül’den itibaren her ay yaptığı, ayda 85 milyar dolarlık tahvil alımını kısacağını açıklamıştı. Bu karar uluslararası sermaye hareketlerinin etkiledi. Gelişmekte olan ülkelerden yabancı sermaye kaçışı oldu. ABD’de hazine kağıtlarının faizi 2.9 ’a çıktı. FED bu gelişmelerden korktu ve ayda 85 milyar dolarlık tahvil alımına devam edeceğini açıkladı. Zevahiri kurtarmak için de bu kararını görünüşte işsizlikte azalma şartına bağladı.
Aslında ekonomide para politikası, iktisat politikasının önemli bir ayağıdır. Para politikasını ekonomi yönetimi belirler. Ne var ki küreselleşme sürecinde hiçbir ekonomi kendi para politikasını belirleyemiyor. Dünya para politikasını da artık dolar belirliyor.
Bu nedenle ekonominin yol haritasına da artık dolar karar verdiğine göre, bizim doların yol haritasını çizmek gibi bir lüksümüz olamayacaktır.
İkinci Dünya Harbinden sonra bozulan dünya ekonomisine istikrar getirmek için ve dünya ticaretinin önünü açmak için, ABD’de Bretton Woods kasabasında 1944 yılında Birleşmiş Milletler Para ve Finans Konferansı yapıldı. İmzalanan anlaşmaya göre bir ons altın 35 dolar olarak bağlandı. Bu sistem ABD’nin altın taahhüdünden vazgeçmesi ile 1971 yılında sona erdi.
35 dolar olan bir ons altın 1974’te 400 dolara, 1980’de 820 dolara çıktı. 2000 yılında tekrar 300 doların altına indi. Şimdi artan altın fiyatı halen geçen senenin altındadır. Mart 2012’de 1700 doları gören altının ons fiyatı şimdi 1325 dolardır.
Doların spekülatif para olması yetmedi, dünyanın altın standardından çıkmasından sonra altın fiyatları da spekülatif nitelik kazandı.
Türkiye’de dolar öncelikle FED kararlarına bağlıdır. Sonra da doları artıran ve düşüren iç faktörler mevcuttur.
Türkiye’de Dolar kurunun artışını frenleyen faktörler :
1.Merkez Bankası dolardaki aşırı artışlara müdahale ediyor. İki nedenle ediyor. Birincisi, dolar kurundaki artış, ithalat fiyatlarını ve enflasyonu artırır endişesidir. İkincisi ise, Türkiye’nin 350 milyara yükselen toplam dış borç stoku ve 126 milyar dolara ulaşan kısa vadeli dış borç stokunun olmasıdır. Dolar kurundaki artış, dış borç yükünü artırıyor ve ödeme riski yaratıyor.
2.Bu sene sonuna doğru varlık barışından 25-30 milyar dolar girişi olacak. Döviz girişi belirli bir zaman için kur artışını frenleyecektir.
3.Bankalarda 120 milyar dolar döviz tevdiat hesabı var. Dövizdeki yükseliş olduğu zamanlarda, bazı hesap sahipleri bu hesaplarını bozduruyor.
Buna karşılık doların artış yönünde etkileyen faktörler mevcuttur:
1)Merkez Bankası 1003 temel yılı ve TÜFE bazlı reel kur endeksine göre, Türk lirası Eylül ayında yüzde 11.5 daha değerlidir. Yani reel kur endeksine göre dolar kurunun 2.20 olması gerekiyor. Olmazsa ne olur? Dolar üstünde artış yönünde bir baskı oluşur.
2)Cari açık, döviz ihtiyacını artırıyor. Şimdilik bu ihtiyaç sıcak para girişi ile karşılanıyor. Sene sonuna doğru da varlık barışından döviz gelecek. Ancak FED’in yeni kararına rağmen, dünya ekonomisinde yeniden balon oluşmuş olması, yabancı sermaye hareketlerinde endişeye yol açmıştır. Bu nedenlerle cari açığı eskisi kadar kolay finanse etmek imkanı olmayacaktır. Bu da kurun artması yönünde bir baskı oluşturacaktır. ■Esfender Korkmaz, Yeniçağ, (22.9.2013)

 

AKP, BÖLÜCÜLÜK: ÖRTÜLÜ İHANET!

Terörle müzakere sürecinde demokratikleşme paketini açıklamaya hazırlanan hükümet, vereceği tavizlere milletten gelecek tepkiyi önlemek için pakete başörtüsünü de ekledi. En fazla bölücüleri memnun edecek paket, bu formülle vatandaşa hazmettirilecek

Gözler hükümetin bir süredir üzerinde çalıştığı terörle müzakere paketinde. Önce bu hafta açıklanacağı söylenen paketin açıklanması ay sonunda bırakılmıştı. Hükümetten “önümüzdeki hafta içinde yeni demokratikleşme paketini kamuoyuna duyuracağız” açıklaması geldi. Hükümetten yapılan “Çalışmaları tamamlayıp paketi açıkladığımızda toplumun her kesimi memnun olacak” açıklaması da oldukça dikkat çekti. Hükümetin iddiasına göre hazırlanan paket hem PKK’yı hem de Türk halkını memnun edecek. İmralı’da terörist başı Öcalan ile yapılan görüşmeler ve BDP- PKK cephesinden gelen açıklamalarla şekillenen paketin toplumun her kesimini nasıl memnun edeceği ise merak konusu.

Halka sus payı!

Kulis bilgilerine göre hükümet BDP-PKK cephesinin taleplerinin karşılanacağı pakete halktan gelecek tepkileri dizginlemek için kamuda başörtüsü takılmasına esneklik getirmek gibi bazı düzenlemeler yaptı. Ancak bu esneklik yasalarla değil yönetmeliklerle sağlanacak. Bu da başörtüsü sorununa kökten bir çözüm getirmek yerine meseleyi hükümetlerin insafına terk etmek anlamı taşıyor. Hükümetin bu durumu seçim meydanlarında “biz iktidardan gidersek, gelecek hükümet başörtüsünü yeniden yasaklar” şeklinde vatandaşa karşı bir koz olarak kullanmasından endişe ediliyor. Siyasi analistlere göre hükümet, bu uygulama ile hem halkı terör örgütüne verilecek tavizler karşısında susturacak hem de başörtüsünü bir istismar aracı olarak kullanmaya devam edecek.

PKK-BDP cephesi ne istiyor?

Pakette BDP- PKK cephesinin taleplerinin büyük oranda karşılandığı belirtiliyor. BDP eş başkanı Selahattin Demirtaş ve diğer BDP milletvekillerinin de katıldığı bir basın toplantısı düzenleyen Ahmet Türk talepleri hükümetten şu taleplerde bulunmuştu.

1. Anadilde eğitim.

2. Anayasal güvence.

3. Kendi kendini idare etme, bir başka ifadeyle self - determinasyon. Bu madde ‘özerklik talebi’ olarak da okunabilir.

4. Kürtçenin resmi dil olarak kabul edilmesi.

5. Öcalan’ın kamuoyu ve halkla iletişimi önünde engellerin kaldırılması.

6. KCK tutuklularının derhal serbest bırakılması.

7. Yüzde 10 seçim barajının kaldırılması ve BDP’ye hazine yardımı.

8. Devlet ve hükümetin, Suriye’nin kuzeyinde terör örgütü PKK’nın Suriye kolu PYD ile savaşan taraflara her türlü yardımı kesmesi.

Dini azınlığa yeni tavizler veriliyor

Önümüzdeki hafta açıklanması beklenen pakette dini azınlığa da yeni tavizler veriliyor. Paketin Azınlık vakıflarına mal iadesi, Heybeliada Ruhban Okulunun açılması, Fener Rum Patrikhanesinin statüsü gibi konularda da tavizler içerdiği ifade ediliyor. ■Yeni Mesaj, (22.9.2013)

 


23.9.2013

 ALTIN DA BEKLENEN FIRTINA BAŞLADI

 

ABD Merkez Bankası'nın piyasaları etkileyecek kararlarının arifesinde altın düşüşe geçti. Uluslararası piyasalarda onsu 1300 doların altına düşen altın 1298 dolarla 8 Ağustos'tan bu yana en düşük seviyesinde bulunuyor.

ABD Merkez Bankası Fed'in dün başlayan toplantısı piyasaları etkilemeye başladı. Aylık 85 milyar dolarlık varlık alımı yapan Fed'in bu rakamda azaltıma gideceği beklentisi başta altın olmak üzere piyasalarda hareketliliğe yol açtı.

Altın uluslararası piyasalarda ons başına 1300 doların altına gerileyerek bir eşiğin daha altına düştü. Altın şu dakikalarda 1298 dolardan işlem görüyor. Altın bu seviye ile 8 Ağustos'tan bu yana en düşük seviyesine geriledi.

ALTINDA KRİTİK SEVİYE 1250 DOLAR

ABD Merkez Bankası Fed'in başta tahvil alım azaltımı olmak üzere kritik kararlarını bu akşam açıklaması bekleniyor. Uzmanlar kararlardan sonra altın için 1250 dolar seviyesinin kritik destek olmasını bekliyor.

EN KÖTÜMSER TAHMİN
Altın hakkında en kötümser tahminleri ise ünlü yatırım bankası Goldman Sachs'ın analistleri yapıyor. Bankanın emtia analistlerinden Jeffrey Curriye altın fiyatlarının zayıf ABD verileri ardından yükseldiğini 2014 yılında bu yükselişin son bulacağını söyledi. Currie altının 2014 yıl içinde bugünkü değerinden yüzde 20 düşerek 1050 dolar seviyelerine geleceğini iddia etti. Currie bu tahminine gerekçe olarak ABD ekonomisinde yaşanacak toparlanmayı gösterdi. ■Hürriyet, (23.9.2013)

 

UÖŞ: İNTER ENDONEZYALI'YA SATILIYOR

İtalyan Futbol Kulübü İnter'in yüzde 70'i Endonezyalı işadamı Erik Thorir'e satılıyor.

İtalya ve Avrupa’nın dev futbol kulüplerinden FC Inter'in Başkanı Massimo Moratti’nin, kulübün çoğunluk hisselerinin satışı konusunda Endonezyalı iş adamı Erik Thorir’le ön anlaşmaya vardığı bildirildi.

Uzun süredir mavi-siyahlı kulüple ilgilenen milyarder Thorir ile Başkan Moratti’nin, Fransa’nın başkenti Paris’te yaptıkları görüşmede, kulübün yüzde 70 hissesinin, Endonezyalı iş adamına satışı konusunda ön anlaşmaya vardıkları belirtildi.

Hisselerin devrine ilişkin anlaşmanın gelecek hafta imzalanmasının beklendiği kaydedildi. Konuyla ilgili görüşleri basında yer bulan Başkan Massimo Moratti, "Biraz daha görüşmeliyiz, ama her şey yolunda giderse, bir ay içinde bu iş tamamlanır" dedi.

Hisselerin devrinden sonra kulüpte başkan olarak kalıp, kalmayacağı yönündeki bir soruyu ise Moratti, "Sanmıyorum" diye yanıtladı. Moratti, FC Inter Başkanlığını 1995 yılından bu yana sürdürüyor.

Endonezyalı iş adamı Erik Thorir
ABD 'li futbol kulübü DC United'in de sahibi. ■Radikal, (23.9.2013)

 

24.9.2013

ALTIN FIYATLARI, DOLAR VE BORSADA SON DURUM

Borsa İstanbul günün ilk seansında yatay seyretti. Altın küresel piyasada Çin'in bayram tatili öncesi dalgalanmalar yaşarken dolar 2 TL'yi geçti. Ancak öğleden sonra yine 2 TL altına geriledi.

Borsa İstanbul 100 (BIST 100) endeksi, ilk seansı dünkü kapanışına göre 87,32 puanlık yükselişle 76.895,21 puandan tamamladı.

Borsa İstanbul'da işlem gören hisse senetleri ortalama yüzde 0,11 oranında değer kazanırken toplam işlem hacmi 1,3 milyar lira oldu. Yükselen döviz kuru ve faizlerin etkisiyle ilk seansta bankacılık endeksi yüzde 0,47, holding endeksi ise yüzde 0,17 oranında düşüş kaydetti.

Güne alıcılı başlayan Borsa İstanbul'da, BIST 100 endeksi en yüksek 77.495,92 puanı gördükten sonra Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'nın yakın planda faizlerde herhangi bir değişiklik yapılmayacağını söylemesi ve döviz kurundaki yükselişin faiz politikası üzerinde etkisinin olmadığını belirtmesi ile döviz piyasasında volatilitenin arttığı görüldü. Küresel piyasalarda doların diğer para birimleri karşısında değer kazanmasının da etkisiyle dolar/TL 1,9950 seviyesinin üzerine çıkarken, BIST 100 endeksi ilk seansta en düşük 76.623,99 puana kadar geriledi.

Analistler, endeksin 77.000 puanın altında kaldığı sürece kademeli olarak satış baskılarının artabileceğini belirterek, dolar/TL'de ise 2,00 - 2,01 seviyelerinin direnç konumunda olduğunu kaydediyor.

ALTIN DÜŞÜŞTE

Hafta boyunca düşüşünü sürdüren altının onsu, Çin'deki bi haftalık tatil öncesi sabah saatleri sert alımlarla 1.328 dolara yükselmesine karşın tekrar 1.315 dolara geriledi. Dünya üzeridne Hindistan'dan sonra en çok altın ithal eden ülke Çin. Bu ülkede bayram tatilleri öncesi yoğun altın alımlarının yaşanıyor.

DOLAR 2 TL'Yİ GÖRDÜ

İstanbul serbest piyasada dolar 1,9860, avro 2,6810 liradan güne başladı. Öğle saatlerine doğru dolar 1.9848 TL seviyesine gerileyen dolar öğleyin tekrar yükselişe geçti ve 2.0035 TL seviyesini gördü. Öğleden sonra düşüşe geçen dolar tekrar 1.9987 TL seviyesine indi.

ALTINDA SON DURUM

Gram Altın 84.6 TL  Çeyrek Altın 138.3 TL  Yarım Altın 276,7 TL (15:50 İtibariyle) ■Akşam, (24.9.2013)

 

 

OMT, BOP, SURİYE: DAVUTOĞLU, 'TEREDDÜT' DEĞİL SAVAŞ İSTİYOR

  • BM Genel Kurulu kapsamında New York'ta bulunan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu TRT Haber'e konuştu. Davutoğlu, ABD ve İngiltere'nin halkın baskısıyla Suriye'ye askeri müdahale konusunda tereddütleri bulunması hakkında ‘‘Demokrasilerde böylesi konular iç kamuoyunun tereddütlerine bırakıldığı zaman maalesef istenilmeyen sonuçlar çıkabiliyor" ifadesini kullandı.

BM'nin gündeminin Suriye olduğunu belirten Davutoğlu, ‘‘Şu ana kadar maalesef bölgesel ve küresel inisiyatifler Suriye rejimini baskıcı yöntemlerle halkı sindirme politikasından vazgeçiremedi. Bu konjonktürde elimizde ümitli olmamız için maalesef bir veri yok. Çok ciddi kaygılarımız var. Şu ana kadar uluslararası toplumun Suriye konusunda verdiği sınav da iyi bir sınav değil" diye konuştu.

'Türkiye yalnızlaştırılmak isteniyor mu?’ şeklinde bir soruya ise Davutoğlu, ‘‘İçerde ve dışarıda böyle bir efsane üretmeye kalkışanlar oldu. Birçok dışişleri bakanı benimle (BM’de) görüşmek için nerdeyse sıraya giriyor. Bu nasıl bir yalnızlaşma? Bu efsaneyi üretenler aslında son dönemde Türkiye’nin dış politikada oluşturduğu paradigmayı sarsmaya çalışıyorlar. Birileri böyle bir algı oluşturmaya çalışıyor. Birileri Türkiye’yi belli süreçlerin dışında tutmak isteyebilir. Büyük ülke haline geldiğinizde sadece övgü almazsınız’’ cevabını verdi.

İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin başa gelmesiyle İran devlet politikalarında köklü değişliklerin hemen beklenmemesine vurgu yapan Davutoğlu, ‘‘Köklü devlet geleneğine sahip ülkelerde değişim ve süreklilik birlikte seyreder. Yani bir anda büyük bir değişim beklentisi oluşturmamak lazım’’ şeklinde konuştu. ■Evrensel, (24.9.2013)

 

 

İŞSİZLİK: GENÇ İŞSİZLİĞİ YÜZDE 30’U BULDU

  • Türkiye’de gençlerin en büyük sorunlarından birisi işsizlik. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü’nün (DİSK-AR) raporuna göre gençlerde işsizlik oranı yüzde 30’a dayandı.

Haziran 2012 dönemi ile Haziran 2013 dönemleri arasında işsizlik oranı yüzde 0.8 puan artış kaydederek yüzde 8.8 oldu. Gençlerde ise resmi işsizlik oranı 1.4 puan artarak yüzde 17.1’e yükseldi. Umudu olmadığı için ya da diğer nedenle son 3 aydır iş arama kanallarını kullanmayan ancak işe başlamaya hazır olduğu halde işsiz sayılmayan gençler dahil edildiğinde bu oran yüzde 26’ya ulaşıyor.

İŞ ARAMAYANLAR DAHİL EDİLDİĞİNDE

822 bin işsiz gence karşı 615 bin çalışmaya hazır ancak umutsuzluk başta olmak üzere çeşitli nedenlerle iş aramayan genç bulunuyor. DİSK-AR eksik ve yetersiz istihdam edilenlerle genç işsizliği yüzde 30 civarında hesaplıyor. Yeni resmi işsizlerin yüzde 36.8’i, geniş tanımlı işsizlerin yüzde 34’ü 15-24 yaş genç işsizliğinden kaynaklanıyor.

AB GİBİ OLSAYDI İŞSİZLİK % 33 OLURDU

DİSK-AR raporunda Türkiye’de çalışma çağındaki her iki kişiden birinin çalışmadığına da dikkat çekiliyor. İşgücüne katılım oranı Haziran 2013 dönemi için yüzde 51.9 düzeyinde. Raporda konuyla ilgili şu bilgilere yer veriliyor: “AB ülkeleri için EUROSTAT 2011 yılı verilerine göre işgücüne katılım oranı yüzde 71.2 düzeyinde. Türkiye’de iş isteyenlerin ve istihdam edilenlerin oranı (işgücüne katılım) AB-27 ortalaması kadar olsaydı, Türkiye 10 milyon 719 bin kişiye daha ilave iş yaratmak zorunda olacaktı. Bu kişilerin iş bulamaması veya kendi işini kuramaması halinde işsiz sayısı 13 milyon 244 bin olacaktı. Buna göre işsizlik oranı ise yüzde 33. düzeyine çıkacaktı.” ■Evrensel, (24.9.2013)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura