Diğerleri > Sis Çanı
18-09-2013
NELER OLDU 19-24 AĞUSTOS 2013 (Gümrük Birliği, borçlanma, demokrasi, altın, eğitim, Atatürk, Dolar, RTE, özelleştirme, FED, kocakulak, bankalar, kriz)

Cihan Dura

18.9.2013


19.8.2013 

AB: GÜMRÜK BİRLİĞİ FATURASI 221 MİLYAR DOLARI GEÇTİ

İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (İSMMMO), Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) tam üyelik sürecinde eylül ayında yarım yüzyılı geride bırakmaya yaklaştığını, üye ülkelerle Türkiye arasındaki Gümrük Birliği sonrası gerçekleşen dış ticaret açığının toplamda 221 milyar doları geçtiğini bildirdi.

İSMMMO'nun "Türkiye-AB: Bitmeyen Senfonide 50 Yıl" adlı raporuna göre, AB yolunda en heyecan verici gelişme olarak görülen Gümrük Birliği ile dış ticarette verilen açık son beş yılda 100 milyar dolara yaklaştı, toplamda ise 221 milyar doları aştı.
Raporda Türkiye'nin, Avrupa Birliği'ne başvurduğunda üye sayısının 6 olduğu, bugün ise üye sayısının 28 ülkeye ulaştığı belirtilerek, Türkiye'nin hala kapıda bekleyen bir ülke statüsünde olmasının da kamuoyunda AB'ye olan güveni erozyona uğrattığı kaydedildi.
Rapora göre, Türkiye, Gümrük Birliği'nin imzalandığı 1996 yılını izleyen dönemde AB'ye ihracatta patlama bekledi, ancak açıklanan verilerde tam tersi bir görüntü ortaya çıktı.

Türkiye, AB ülkeleri arasındaki ticari ilişkide sürekli eksi bakiye verdi. Dış ticaretteki negatif denge son beş yılda hızla arttı. 1996-2009 arasında yıllık ortalama 10 milyar dolar seviyesinde açık verilirken, 2010 yılında bu açık 19,5 milyar dolar, 2011 yılında 28,8 milyar dolar, 2012 yılında da 28,2 milyar dolar oldu. Son beş yılın toplam açığı 100 milyar dolara yaklaşırken 2013 yılının ilk 5 aylık döneminde açık 12 milyar doları buldu. 1996’dan mayıs sonuna kadar verilen açık ise 221 milyar doları aştı.

STA'DA KAPSAM DIŞI
Rapora göre, Türkiye ile AB arasındaki ticari ilişkilerin çarpıcı bir göstergesi de hem ithalatta hem de ihracatta, AB ülkelerinin payının göreceli olarak azalması oldu.
Türkiye, Gümrük Birliği Anlaşması'nı imzalarken AB ile ticaretin artacağı ve taraflar arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin en üst düzeye çıkacağı varsayılıyordu. Oysa veriler karşılıklı bağımlılığın giderek azaldığını da ortaya koydu. Gümrük Birliği Anlaşması'nın imzalandığı 1996 yılında Türkiye'nin toplam ithalatı içinde AB ülkelerinin payı yaklaşık yüzde 56 seviyesindeyken, 2012 yılına gelindiğinde bu oran yüzde 37'ye düştü. Rapora göre, Türkiye her 100 dolarlık ihracatının 54 dolarını AB ülkelerine gerçekleştirirken, bu oran 2012 yılına gelindiğinde yüzde 38,8'e kadar düştü.
AB ile ticarette beklenen ivmenin sağlanamamasının önemli nedenlerinden biri de Türkiye'nin karar süreçlerinden uzak tutulması oldu. AB Türkiye ile bir anlaşma imzalamış ve Gümrük Birliğini sağlamış olmakla birlikte birleştirilmiş bu gümrük sahası ile ilgili karar sürecine Türkiye'yi dahil etmiyor. AB herhangi bir ülke ile Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzaladığında ilgili ülke AB'nin Türkiye de dahil ortak gümrük sahasına, anlaşma çerçevesi içinde ticaret yapabiliyor. AB ülkeleri de ilgili ülke pazarında aynı haklardan yararlanıyor. Ancak Türkiye, ilgili ülkenin ihracatını ithalatçı ülke olarak söz konusu anlaşma çerçevesinde değerlendirmek zorunda kalırken "AB üyesi" olmadığı için aynı ülkeye ihracatta söz konusu anlaşma hükümlerinden yararlanamıyor. ■ Birgün, (19.8.2013)

BORÇLANMA: HALK BORCUNU ÖDEYEMİYOR

Bankalar Birliği'nin haziran ayı verilerine göre, yılın ilk altı ayda kredi kartı ve ferdi kredi borcunu ödeyemeyenlerin sayısı 680 bin 168'e çıktı. Geçen yılın tamamında (12 ayında) bu rakam 822 bin 87'ydi.
Kredi kartı borcunu ödemeyenlerin sayısı 398 bin 310, kredisini ödeyemeyenlerin sayısı 281 bin 858 oldu.
Borcunu ödeyemeyenlerin sayısı aydan aya giderek artmaya başladı. Kredi kartı borcunu ödemeyen kişilerin sayısı ocakta 75 bin, şubat ve martta 70 bin civarındaydı. Nisanda 87 bine çıktı, mayısta 100 bine dayandı. Haziran ayında bu sayı 120 bin 515 oldu.
Yıllar itibarıyla bakıldığında 2013 yılının sadece altı aylık sonuçları yıllık rakamları aştı. Kriz yılı 2009'un tamamında kredi kartı borcunu ödemeyenlerin sayısı 277 bindi. 2010 ve 2011 yıllarında sayı 220 bin seviyelerindeydi. 2012 yılında ise 453 bin 656’ya yükseldi. Bu yıl altı ayda 398 bin 310 olan sayının, artış trendinin sürmesi halinde yıl sonu rakamı 700 bine ulaşabilecek. ■ Birgün, (19.8.2013)

 

20.8.2013

AKP, RTE, DEMOKRASI: BAŞBAKAN ERDOĞAN'DAN FLAŞ MISIR AÇIKLAMASI: ARKASINDA İSRAIL VAR

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, parti genel merkezinde gerçekleştirilen AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuşuyor.Başbakan Erdoğan'dan flaş bir açıklama geldi: Mısır'da ne diyorlar 'demokrasi sandık değildir', arkasında neresi var, İsrail var

 

-12 yılı hizmetlerle, eserlele Türkiye'ye demokrasimize yaptığımız tarihi nitelikteki katkılarla geride bıraktık. AK Parti 12 yaşına ulaştı. 12 yıl çok uzun süre değildir. AK Parti Selçuklu, Osmanlı, Cumhuriyet çınarının kökü derinlerde olan ulu çınarın gövdesinden gıdasını alan partidir.

AK PARTİ'YE AÇILAN DAVALARI BİR İNCELEYİN

-Bizi şiddete sevk etmek için tuzaklar kuranlar, tahrik edenler her zaman oldu. Bizi ezmek, bizi yok etmek, silmek için kendilerine gerekçe arayanlar oldu. Ama hiçbirine bu gerekçeyi vermedik, bu bahaneyi sunmadık. Silah ve şiddet davasından şüphe edenlerin tercihidir. Biz halkımıza güvendik, gayri meşru yollara hiç heves etmedik. İçinde siyaset yaptığımız partilerin hangi gerekçelerle lütfen inceleyin. Hatta 2007'de AK Parti'ye açılan kapatma davasını inceleyin. Biz de üzerinde çalışıyoruz. O davalarda silah, hukuk dışı, meşruiyet dışı hiçbir girişim bulamazsınzı. Bulabileceğiniz tek şey emir komuta zinciriyle hazırlanmış gazete kupürleridir. O davada bulamayacağız tek şek hukuksuzluktur.

-AK Parti, sırtını statükoya dayamış bir parti değildir, gücünü, yetkisini, mevcudiyetini, sırrını belli güç odaklarından, belli çevrelerden devşirmiş bir parti değildir, Hakka, millete inanarak bu günlere ulaşmıştır.

-Eğitim hakkımız elimizden alındı. Her seferinde sabır dedik. İşte bugün bu seviyelere o sabrın, tahammülün neticesi olarak ulaştık. Buradan öteye de yine sabırla harakete geçeceğiz. Haktan ve halkla yol arkadaşlığından vazgeçmeyeceğiz. Sırtını statükoya dayayan, millet dışı odaklara dayayan er ya da geç kaybetmeye mahkumdur.

ARKASINDA İSRAİL VAR, ELİMİZDE BELGELER VAR

-İşte şu anda Batı'nın demokrasi sandık değildir veya demokrasi sadece sandık değildir mantığı o zaman da işlendi ve şimdi bunu yine işlemek isteyenler var. Ama biz diyoruz ki demokrasinin yolu sandıktan geçer, sandık milli iradenin ta kendisidir. Şu anda işte Mısır'da uygulanan da budur. Mısır'da ne diyorlar 'demokrasi sandık değildir', arkasında neresi var, İsrail var. Çünkü elimizde belgeleri var...

'MÜSLÜMAN KARDEŞLER KAZANSA BİLE'...

2011 seçimleri öncesinde Fransa'da yapılan bir oturumda, Adalet Bakanıyla Fransa'dan bir entelektüel o da Yahudi, orada aynen şu ifadeyi kullanıyorlar, 'Mısır'da Müslüman Kardeşler seçimi kazansa da onlar kazanamayacaktır, çünkü demokrasi seçim değildir.' Aynı, uygulama bu. O zaman Batı, demokraside tanımı yakalaması, öğrenmesi lazım. Bu yakalanmaz, öğrenilemezse demokrasinin tanımındaki bu çelişkiler, bu çatışmalar dünyayı bir başka yere doğru taşıyacaktır"

MİLLETİM GEZİ OLAYLARINDA İRADESİNE SAHİP ÇIKTI

Malum gezi olaylarında benim milletim iradesine sahip çıktı. Gerekenlere gereken cevabı verdi. Cam çerçeve indirerek molotof kokteyli atarak değil meydanlarda ne söylenmesi gerekiyorsa yaparak girdi.
Nihai menzile ulaşmış değiliz, daha çok yapacak işimiz var. 2023 var, hatta torunlarımız için 2071 var. Yürümek değil hatta koşmak zorundayız. Biz sabırla bugünlere ulaştık ama sabırsızlık içinde Türkiyeyi o eski günlere taşımak isteyenler var. ■ Akşam, (20.8.2013)

ALTIN FIYATLARI 2 AYIN ZIRVESINDEN DÜŞÜYOR

Haftaya rekor yükselişle başlayıp, son iki ayın zirvesini aşan altın fiyatları bugün yine kaygan zeminde. Dün akşamüstü başlayan hafif düşüş bugün de akşam açıklanacak Fed tutanakları öncesi devam ediyor. Altının onsu 1.380 doları gördüğü dünkü işlemlerin ardından yeni günde 1.360 dolar seviyesinde seyrediyor.

Altın adeta kaygan zemin... Günü gününü tutmayan ve son dönemde bu haliyle yatırımcısını hop oturup hop kaldıran altın, yine hareketli. Haftaya rekor yükselişle başlayıp, son iki ayın zirvesini aşan altın fiyatları bugün yine geri vites yaptı. Altın yatırımcısı akşam saatlerinde açıklanacak ABD Merkez Bankası'nın (Fed) temmuz ayı toplantı tutanaklarında odaklanmış durumda.

1.360 DOLAR SEVİYESİNDE

Dün haftaya dopingle giren ve 1.380 dolara kadar yükselen altın fiyatları akşamüstü dalgalanmaya başlamıştı. Yeni günde ise altının onsu 1.360 dolar seviyesinde seyrediyor.

FED YİNE SAHNEDE

Altında yaşanan yeni dalgalanmanın sebebi ise ABD Merkez Bankası'nın (Fed) yarattığı endişeler. Piyasalara yansıyan yeni spekülasyonlarda Fed'in teşvikleri azaltabileceği endişesi artınca, altın fiyatları da düşüşe geçti.

'TEKRAR DÜŞER' DEMİŞTİ

Ancak bu yükselişin kısa süreli olacağını öngören görüşler de var. Duke Üniversitesi Uluslararası Ekonomi Profesörü Campbell Harvey yaptığı açıklamada, "Altın fiyatlarının bundan sonraki dönemde aşağı yönlü seyir izlemesi olasılığı daha fazla" demişti.

ALTIN FİYATLARINDA SON DURUM

Gram altın 85.9 TL
Çeyrek altın 148.8 TL
Yarım altın 294.8 TL (14.30 itibariyle) ■ Akşam, (20.8.2013)

 

 

21.8.2013 

EĞİTİM PLANLANMAZSA

MUTLAKA planlama isteyen bir iş varsa o da ulusal eğitimdir. Planlanmazsa ne olur derseniz, bugünün Türkiyesi’ne bakmak yeter. Ne yazık ki eğitim sistemimiz, eğer buna sistem denebilirse, tam bir içler acısıdır. Bu acının başlıca nedeni, hiç kuşkusuz genel plansızlıktır, ama AKP iktidarının okullar düzenine getirdiği son değişiklikler sorunu büsbütün içinden çıkılmaz duruma getirmiştir. Artık ne çocuklarla gençler neyi nerede nasıl öğreneceklerini biliyorlar, ne de ana babalarla öğretmenler nasıl bir basamaktan sonra hangi mertebenin geleceğini görebiliyorlar.
Tam bir keşmekeş.

Son çıkmaz, meslek liseleri vesilesiyle yaşanmakta. Hangi mesleğin hangi yaştan sonra ne kadar süreyle nerelerde öğretileceği belli değil. Teknolojideki gelişmelere ve mesleklerdeki uzmanlaşmalara göre eğitim basamaklarına ne gibi yenilikler getirileceği bilinmiyor. Düzenlemelerde nasıl bir plandan kalkarak kararlar alınacağı da belli değil.

Oysa eğitim planlaması için yararlanılacak elemanlar hiç de eksik sayılmaz. Gazi Eğitim Enstitüsü’nün kuruluşundan beri yalnız çeşitli branşlarda öğretmen yetiştirilmesine değil, öğretim yöntemlerinin çağdaşlaştırılmasına da önem verildi. Yeni üniversitelerin eğitim fakülteleri yine aynı amaçla kuruldu.
Kısacası, bilgi birikimi ve istatistik veriler açısından ekonominin ve sosyal gelişmenin gereksinimlerine uygun bir planlama yapmaya elverişli düzeye erişilmediği söylenemez.

Kimsenin bu konuda mazeret ileri sürmek hakkı yoktur. Eldeki malzemede eksiklik varsa, eksiklikten söz edenler aynı zamanda o eksiklikleri gidermek sorumluluğunu taşıdıklarını da unutmamalıdırlar.

Aslına bakılırsa, gerçekleştirilip başarılması için zorlamaya ya da ekstra teşvike gerek göstermeyecek bir durumla karşı karşıyayız. Sabah akşam her fırsatta eğitim sözünün edildiği ve her olumsuzluğun eğitimsizliğe bağlandığı bir toplumda eğitim düzeyini yüceltecek bir planlamadan kaçmak affedilir bir sorumsuzluk değildir. ■ Mümtaz Soysal, Cumhuriyet, (21.8.2013)

GERİCİLİK, ATATÜRK’E SAYGISIZLIK: ÖĞRETMEN KİTAPLARI ATA’SIZ

Eğitim-İş, Zambak Yayınları’nın 1. Sınıf Türkçe Öğretmen Kılavuz Kitabı’nda “İstiklal Marşı, Öğrenci Andı ve Atatürk posterine bilinçli olarak yer verilmediğini” açıkladı

Eğitim İş Genel Başkanı Veli Demir, 2013-2014 eğitim öğretim yılında okutulacak ders kitapları ile öğretmen kılavuz kitaplarının bir kısmının okullara teslim edildiğini, Zambak Yayınları’nın 1. Sınıf Türkçe Öğretmen Kılavuz Kitabı’nda “İstiklal Marşı, Öğrenci Andı ve Atatürk posterine bilinçli olarak yer verilmediğini” açıkladı.
Demir, yaptığı yazılı açıklamada, ders kitaplarının hazırlanması ile ilgili olarak yönetmelikte, “İlköğretimin 1, 2 ve 3. sınıflarına ait kitaplarda, yaprağın ön yüzünde Türk bayrağı ile birlikte İstiklal Marşı’nın ilk iki kıtası; yaprağın arka yüzünde Öğrenci Andı; üçüncü yaprağın ön yüzünde Atatürk resmi ve resmin alt kısmında Mustafa Kemal Atatürk yazısı bulunur” hükmünün yer aldığını anımsattı.

‘Marş da yok ant da’

Eğitim-İş Genel Başkanı Veli Demir, “Daha önce Milli Eğitim Teşkilatı’nı düzenleyen mevzuattan Atatürk’ü tamamen silen, ulusal bayramların kutlanmasına yasak getiren, ders kitaplarından Atatürk İlke ve İnkılâpları’na uygunluk koşulunu kaldıran MEB’in Atatürk karşıtlığı kontrolden çıkmış bulunuyor. AKP’nin geçmiş dönem politikalarının devamı olan bu uygulama, siyasi iktidarın Türk ulusuna Atatürk’ü unutturarak, ulusal kimliği yok etme amacının bir parçasıdır” dedi. ■ Cumhuriyet, (21.8.2013)

DOLAR’IN ATEŞİ DÜŞMEDİ

Merkez Bankası’nın borç verme faizini yükseltmesinin ardından ilk tepki olarak kur ve faiz geriledi. Ancak bunun etkisi uzun sürmedi. 1.9420’ye kadar gerileyen dolar/TL ve yüzde 9.14’e kadar inen gösterge faiz kısa bir süre yeniden yükselişe geçti.
Bunun üzerine Merkez, son bir buçuk ayın en büyük satışını gerçekleştirdi. 200 milyon dolarlık döviz satım ihalesi açan Merkez, en son 10 Temmuz’da 650 milyon dolarlık döviz satım ihalesi açmıştı. Merkez o tarihten bu yana günlük hep 50 milyon dolarlık döviz satış ihalesi açıyordu.
Son müdahalenin ardından dolar yeniden 1.94’lü seviyelere indi. Serbest piyasada dolar 1.95 TL’den gösterge faiz de yüzde 9.45’ten günü tamamladı. ■ Cumhuriyet, (21.8.2013)

 

22.8.2013 

RTE: “BATI’NIN AJANI” NE DEMEK?

Tayyip Erdoğan’ın, 2011 yılında Paris’te bir toplantıda, İsrail Adalet Bakanı Livni’nin yaptığı konuşmaya dayanarak, “Mısır’daki darbenin arkasında İsrail var, elimizde belgesi var” diye konuşması, çok sert tepkiyle karşılandı. Beyaz Saray Sözcüsü Josh Earnest, “Erdoğan’ın sözleri saldırgan, delilsiz ve yanlış” derken, Netanyahu’nun danışmanı, “saçmalık” dedi.
“Elimizde belge var” dediğiniz zaman, gerçek bir delil olacak. Yoksa, sadece bir konuşmayı esas alarak, “2011 seçimleri öncesinde Fransa’da yapılan bir oturumda İsrail Adalet Bakanı ile bir entelektüel konuşuyor. O da Yahudi. ’Mısır’da Müslüman Kardeşler seçimi kazansa da onlar kazanamayacaktır. Çünkü demokrasi sandık değildir’ diyor. O halde Mısır’daki olayların arkasında İsrail var” derseniz, size de her türlü suçlama yapılabilir.
Nitekim Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Ahmed el Mussalamani, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Tayyip Erdoğan’ı kastederek, “Batılı bir ajandan vatanseverlik dersi almaya ihtiyacımız yok” dedi.
Mısır resmi haber ajansı MENA, bazı Mısırlı bakanların “sağlıklı ya da adil” olan hiç kimsenin bu sözleri kabul edemeyeceğini söylediğini bildirdi.


***


Uluslararası ilişkiler, aklına gelen her şeyin söyleneceği bir alan değildir. Karşınızda Türkiye’nin munis muhalefet liderleri yok! Hemen faturayı önünüze koyarlar. Mesele şu ki hatanız yüzünden faturayı ülkeniz öder!
Zaten, “Mısır’dan sonra sıra Türkiye’de” diye kendiniz söylüyor ve Gezi eylemlerini de Mısır’daki darbeyi düzenleyen küresel güçlerin planladığını iddia ediyorsanız ve buna da inanıyorsanız daha tedbirli davranmak zorunda değil misiniz?
Üstelik, İsrail asıl sizin ortağınız ise...
Stratfor yazışmalarında, Tayyip Erdoğan’ın, Kissinger’e “Bir noktada İsrail’le köprüleri atıp, İslam dünyasına yaklaşacağını” söylediği belirtiliyor ve Kissinger’ın “Erdoğan, İslam dünyasının lideri olma niyetinde” dediği anlaşılıyordu.
Erdoğan, köprüleri “One minute” tiyatrosu ve Mavi Marmara gemisi baskını sırasında attı ama sonradan Suriye, Irak, Ürdün, Lübnan ve Mısır ile Türkiye’nin iyi ilişkilerini ortadan kaldırdı. Aslında ’One minute’tiyatrosu Erdoğan’ın İslam dünyasında liderliğini sağlamak için İsrail’in bilgisi dahilinde planlanmıştı...
One minute gösterisinden bir ay önce Tayyip Erdoğan ile Ankara’da görüşen İsrail Başbakanı Ehud Olmert, gezisinde kendisiyle birlikte bulunan İsrail’in Jerusalem Post gazetesinden Herb Keinon’a, “Erdoğan, ülkede yükselen laik muhalefet karşısında meşruiyetini sağlamlaştırmak için yüksek profilli bir uluslararası diplomatik başarıya ihtiyaç duyuyor” demişti.
Öyle ki tiyatrodan sonra Tayyip Erdoğan’ı karşılamaya gelenler, “3. Abdülhamit” pankartı taşıyordu! Arap kamuoyu da zokayı yutmuştu. Mısır’da gençler “Tayyip Erdoğan keşke bizim başkanımız olsa” diyordu.


***


Peki ne oldu da bütün ilişkiler bozuldu?
Trabzon’da çok kullanılan “Sokma akıl, yedi adım gider” diye bir söz vardır.
Erdoğan’ın dış politikası, milli politika değildi. Zaten Büyük Orta Doğu Projesi Eş Başkanlığı da kendisine ABD Başkanı tarafından görev olarak verilmişti! Bütün bunları, içerideki iktidarını güçlendirmek için yapıyordu. Fakat öyle bir an geldi ki bütün politikaları duvara çarptı. Şimdi sadece onun değil, Türkiye’nin başı belada!
İşte çözüm paketi hazırlaya hazırlaya bakın nereye geldi? BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “İdeolojik ve tel örgülerle sınırlar çizenler bilsin ki, o yapay sınırlar gitmiştir artık” dedi.
Yani, Türkiye’de bir siyasi parti başkanı, ülkenin sınırlarını tanımadığını açıklıyor. Erdoğan hâlâ açılım yapıyor! ■ Arslan Bulut, Yeniçağ, (22.8.2013)

DEMOKRASİ, SEÇİMLER: SEÇİM Mİ, YOKSA İRADE KATLİAMI MI?

Bir tarafın eline ‘en son teknoloji’ ürünü, ‘en gelişmiş’ silahları veriyorsunuz, diğer tarafın elinde bulunan ‘kazmaları’ ve ‘kürekleri’ dahi topluyorsunuz.
Sonra da diyorsunuz ki:
- “Buyurun adil bir şekilde mücadele edin, kaybeden de kazanan da hakkına razı olsun.”
Peki, böyle bir hal ve şerait içerisinde, kimin kazanacağı ta başından belli değil mi?
‘Demokrasi’ kavramını yeterli görmeyip, kendilerine ‘ileri demokrasi’ adı veren bir takım ülkelerde ne yazık ki vaziyet aynen bu şekildedir.
Bir tarafın emrine ‘bütün kitle iletişim araçlarını’ tahsis ediyorsunuz, diğer tarafın elindeki birkaç cılız basın yayın organını da ‘baskı’ altına alıp susturuyorsunuz.
Kamuoyunu sürekli ‘kaos senaryoları’ ile bombardımana tutup, vatandaşı ‘bir tarafa’ yönelmeye zorluyorsunuz.
Sonra da diyorsunuz ki:
- “Buyurun seçime, herkes boyunun ölçüsünü alsın. Sandık milli iradenin tecellisidir.”
Peki, böyle bir ortam içerisinde sandıktan çıkacak olan sonuç, baştan belli değil mi?
O zaman ne gerek var ‘seçim’ yapıp da göz boyama?
Bunun adı ‘seçim’ midir?
Yoksa ‘fiili durumu’ usul icabı vatandaşa onaylattırıp ’meşruiyete’ kavuşturma oyunu mudur?


***


Sandıktan çıkacak olan sonucun ‘vicdanlarda’ da tecelli etmesini, kabul görmesini istiyorsanız eğer, o zaman adam gibi ‘gereğini’ yapacaksınız.
‘Hakka’, ‘hakkaniyete’, ‘adalete’ uygun bir seçimin gerçekleştirilebilmesi için ilk önce ‘silahların eşitliği’ prensibini hayatiyete geçirecekseniz.
Vatandaşın, iradesini ‘her türlü etkenden’ uzak, ‘hür’ ve ‘bağımsız’ biçimde sandığa yansıtmasının önündeki bütün fiili ve hukuki engelleri kaldıracaksınız.
Sandık başına gidecek olan herkesi, geniş çaplı bir ‘eğitim seferberliğine’ tabi tutacaksınız; kendilerine birer ‘teba’ değil, ‘vatandaş’ olduklarını öğreteceksiniz.
Milletin ‘haber alma’ ve ‘bilgi edinme’ kaynaklarını çeşitlendirecek; tamamen ‘kontrol altına’ girmiş olan medyayı ‘bağımsızlık’ ve ‘tarafsızlık’ temelinde yeniden yapılandıracaksınız.
Kamuoyunu belli bir hedef doğrultusunda ‘yanlış yönlendirmeyi’ amaçlayan her türlü ‘dezenformasyona’, ‘bilgi kirliliğine’ son vereceksiniz.
Millet iradesinin, ‘ekonomik’ bağlantılar ile ‘satın alınmasının’ önüne geçeceksiniz.


***


Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu ve millet iradesinin önünde ‘fiili engel’ teşkil eden diğer bütün yasal mevzuatta ‘köklü değişikliklere’ gideceksiniz.
Siyasi partileri, ‘lider hegemonyasından’ kurtaracaksınız, genel başkanların elinde toplanmış olan yetkilerin ‘parti organları’ arasında paylaşılmasının önünü açacaksınız.
Partilerin yapısını seçmenlerin yönetimde ‘aktif bir şekilde’ yer almalarına ve her fırsatta verdikleri oyların ‘denetimini’ yapmalarına uygun bir hale getireceksiniz.
Partilerin içerisine nüfuz eden ‘hemşehriciliğe’, ‘etnik kökene’, ‘mezhebe’, ‘meşrebe’, ‘menfaate’ dayalı ‘organize yapılanmaları’ dağıtacaksınız.
Milletvekillerinin, belediye başkanlarının, encümen üyelerinin ‘genel merkezlerin’ataması ile değil, bizzat ‘seçmenler’ tarafından belirlenmesi için ‘ön seçim’, ‘dar bölge’, ‘tercih hakkı’ kurumlarını etkin bir şekilde işleteceksiniz.
Seçime katılacak bütün partilere, kendilerini ifade edebilmeleri, propagandalarını yapabilmeleri için ‘eşit imkan’ ve ‘eşit fırsat’ sağlayacaksınız.


***


‘Demokrasinin’ gerekleri yerine getirilmeden, ‘Siyasi Partiler Kanunu’, ‘Seçim Kanunu’ değiştirilmeden, ‘seçim barajı’ kaldırılmadan, ‘tek parti iktidarının’ hegemonyası altında yapılacak bir seçim asla ve asla ‘meşru’ bir seçim olamaz.
Peki ya ne olur?
Milletin iradesinin ‘hile’ ve ‘desise’ ile sakatlanması olur.
‘Milli irade katliamı’ olur. ■ İsrafil K. Kumbasar,Yeniçağ, (22.8.2013)

DOLAR*IN ATEŞİ DÜŞMEZSE 'ACİL TOPLANTI' OLABİLİR

TCMB'nin artan döviz müdahalelerinin tansiyonu düşürmemesi ve kurda dalgalanmanın artması halinde PPK'yı acil toplantıya çağırabileceği belirtiliyor.

ABD Merkez Bankası'nın tahvil alımlarını azaltacağına dönük endişelerin gelişmekte olan piyasalardan çıkışları hızlandırması, TCMB'nin adımlarının yetersiz
kaldığı endişeleriyle birleşince TL, ana para birimleri karşısında ve sepet bazında rekor düşük seviyeleri görürken; TCMB'nin artan döviz müdahalelerinin tansiyonu düşürmemesi halinde PPK'yı acil toplantıya çağırması bekleniyor.

TCMB faiz koridorunun üst bandını 50 baz puan artırdığı PPK kararlarının etkisini güçlendirmek üzere dün ve bugün parasal sıkılaştırmaya yönelik ek adımlar attı ancak gelişmekte olan piyasalarda satış baskısının yüksek olması, kur ve sepetin rekor seviyelerden uzaklaşmasına izin vermiyor.

Kıdemli bir ekonomist, "Önceliğin döviz satışları olması makul çünkü bunun için PPK'nın toplanmasına gerek yok. Ancak tansiyon sürerse faiz tarafında adım atmak gerekir ki o zaman PPK'nın acil toplantıya çağrılması gerekiyor. PPK faiz koridorunun üst bandını yeterince artırırsa bu yatıştırıcı olabilir ancak sonrasında da politika faizinin de uyum sağlaması gerekiyor" dedi.

PPK, 20 Ağustos'ta açıkladığı kararlarında politika faizini ve faiz koridorunun alt bandını değiştirmezken, koridorun üst bandını 50 baz puan artırarak yüzde 7.75'e çıkardı; ancak piyasa yapıcı bankalara yaptığı fonlama faizini yüzde 6.75 olarak bıraktı.

Ekonomistler, iki yıllık ve 10 yıllık gösterge tahvil faizlerinin yüzde 9.5-10 seviyesinde olduğu bir dönemde yüzde 4.5 olan politika faizi ve yüzde 7.75 olan gecelik borçverme faizi ile uyumsuzluğa işaret ediyorlar. ■ Dünya, (22.8.2013)

ALTIN DİBİ GÖRDÜ MÜ?

Altında dip seviyenin görülmüş olabileceğini düşünen JPMorgan ve Bank of America fiyatların yükseleceği görüşünde.

Bloomberg tarafından yapılan bir ankete göre fiyatlar bu yılın dördüncü çeyreğinde ons başına 1,300 dolar seviyesinde gerçekleşecek.

Bank of America fiyatların artacağı yönünde en büyük iddiayı ortaya atarken, 4. çeyrek fiyat ortalamasının 1,495 dolar olacağı tahmininde bulunuyor.

JPMorgan ise önümüzdeki yılın sonuna kadar her çeyrekte yükselen bir ortalama gerçekleşeceği tahmininde bulunuyor.

Bazı yatırımcılar altına yönelik güvenlerini kaybederken, sarı metalin Nisan ayında ayı piyasasına girmesi üzerine John Paulson ve George Soros gibi yatırımcılar da altın pozisyonlarında düşüşe gittiler. Asyalı alıcılar Eylül 2011'de zirvenin görüldüğü 1,921.15 dolar seviyesinin yüzde 29 altında olan fiyatlardan yararlanmak istiyor.

Fed tutanakları sonrası düştü

Spot altın ABD Merkez Bankası Fed'in Temmuz ayı toplantı tutanaklarının açıklanmasıyla geri çekildi. Açıklamalar öncesinde de kayıplı seyreden altın, bugünkü seansa 1367 dolardan başladıktan sonra 1361 dolara kadar geriledi.

Kapalıçarşı'da son durum

İstanbul Kapalıçarşı'da 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı 87,55 lira, Cumhuriyet Altınının satış fiyatı ise 595,00 lira oldu. ■ Dünya, (22.8.2013)

ÖZELLEŞTİRME: REYTEK HİSSELERİ ÖZELLEŞTİRİLECEK

REYTEK Tütün Sanayi ve Ticaret AŞ'de bulunan yüzde 48 oranında kamu hissesi blok olarak özelleştirilecek.

ANKARA - Gayrimenkul AŞ'nin iştiraki REYTEK Tütün Sanayi ve Ticaret AŞ'de bulunan yüzde 48 oranında kamu hissesi blok olarak satış yöntemi ile özelleştirilecek.

Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın (ÖİB) Resmi Gazete'de yayımlanan ihale duyurusuna göre, ihale, kapalı zarf içerisinde teklif almak ve görüşmeler yapmak suretiyle ''pazarlık usulü'' ile gerçekleştirilecek. İhale Komisyonunca gerekli görüldüğü takdirde ihale, pazarlık görüşmesine devam edilen teklif sahiplerinin katılımı ile açık artırma şeklinde sonuçlandırılabilecek.

İhaleye gerçek veya tüzel kişiler ile ortak girişim grupları katılabilecek. Teklif sahiplerinden ihaleye katılabilmeleri için gereken 500 bin lira geçici teminat, nakit olarak veya banka teminat mektubu şeklinde alınacak. ■ Dünya, (22.8.2013)

 

23.8.2013

AMERİKAN EKONOMİSİ, FED, DOLAR, BORSA: PİYASADA BÜYÜK ÇÖKÜŞ

Fed endişeleriyle Türkiye’den kaçış hızlanıyor, dolar tarihi zirvede, borsa dibe çöküyor

PİYASALAR ALLAK BULLAK: Tahvil alımının azaltılmasıyla ilgili belirsizlik piyasalardaki kayıpları hızlandırdı. Dolar/TL 1.99’u aştı. 10 yıllık tahvil faizleri ise çift hane oldu. Borsa yüzde 2 çakıldı.

ZOR GÜNLER KAPIDA: Türkiye’nin son aylarında ciddi bir küçülme yaşayacağını dile getiren ekonomistlere göre dış politikadaki tavır ve ekonomide bugünkü temponun sürmesi finansal krize yol açar.

FAİZ ARTIRIMI GEREKEBİLİR: Merkez Bankası, iki gündür parasal sıkılaştırmaya yönelik ek adımlar atsa da, kur ve sepet rekor seviyelerde kalmayı sürdürüyor. Uzmanlara göre Merkez’in faiz artırması gerekebilir.

ABD Merkez Bankası’nın (Fed) dün açıkladığı toplantı tutanakları, tahvil alım programının eylülde azaltılıp azaltılmayacağıyla ilgili ipucu vermeyince piyasalar altüst oldu. Gelişmekte olan ülkelerden para kaçışı hızlanırken Türkiye, yüksek cari açığı nedeniyle yine en fazla etkilenen ülke oldu. Dolar rekor kırdı, 10 yıllık tahvil faizleri çift haneyi görürken; borsa hızlı düşüşünü sürdürdü. Piyasalardaki gidişat 2001 krizindeki çöküşün yeniden yaşanacağı korkularını da beraberinde getirdi.

Kur 1.99’u aştı

ABD Doları, Fed tutanaklarının açıklanmasının ardından 1.9935 ile rekorunu yeniledi. Güne 1.9788 liradan başlayan dolar Merkez Bankası’nın (TCMB)tüm çabalarına rağmen tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü. Sepet bazında TL ise yine tarihi zirve olan 2.3252’ye yükseldi.
TCMB, dolardaki yükselişin sürmesi üzerine 350 milyon dolarlık döviz satış ihalesi açtığını duyurdu. Bankadan yapılan açıklamada, “Ek parasal sıkılaştırma (EPS) günlerinin her birinde saat 16.30’da yapılacak döviz satış ihalelerinin her biri için geçerli olacak güncel minimum satış tutarı saat 10.30’da ilan edilecek” denildi. Duyurulan minimum satış tutarı bilgisi gerekli görülmesi halinde gün içinde en fazla bir kereyi aşmamak kaydıyla yukarı yönde güncellenebileceği belirtildi. Açıklamaya göre EPS döneminde en son duyurulan minimum satış tutarı EPS’yi takip eden ilk normal gün için de geçerli olacak.
Merkez’in açıklaması döviz satışıyla ilgili belirsizliği kısmen de olsa azaltsa da kurdaki yükselişin önünü kesemedi. 350 milyon liralık ihale sonrası 1.98 TL civarında olan dolar 1.9935’e çıkarak rekor tazeledi. Serbest piyasada dolar 1.9930 TL’den kapandı.

Borsa yüzde 2 düştü

Parasal genişlemeye yönelik tedirginlikler nedeniyle önceki gün 3.47 düşen Borsa İstanbul (BIST) düşüşünü sürdürdü. İkinci seansın başlamasıyla borsada kayıplar yüzde 3’ü aştı. Bankacılık endeksi yüzde 4.37’ye kadar düştü.
Öğleden sonra ABD’de açıklanan haftalık işsizlik başvurusu verilerinin tahminlerden iyi gelmesi sonrası kayıplar yüzde 2’lere geriledi. Borsa İstanbul, günü yüzde 2.03 düşüşle yılın en düşük seviyesi olan 68 bin 300 puandan tamamladı. ■ Cumhuriyet, (23.8.2013)

 

24.8.2013

KOCAKULAK:'ÇOCUĞUNUZA KADAR FİŞLEDİK' İTİRAFI

MİT'in yalanladığı fişleme haberlerini, Bakan Mehmet Şimşek doğruladı.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek önceki gün katıldığı bir televizyon programında tarihî bir itirafta bulundu. Bakan, Taraf gazetesinin gündeme getirdiği ve MİT’in yalanlamaya çalıştığı yurttaşların fişlenmesine ilişkin haberi açıkça kabul etti. Şimşek programda, “Kimin nereye uçtuğunu, çocuğunun bilgilerini, bankadaki para hareketlerini, apartman aidatlarını biliyoruz. Zaman içerisinde önlerine koyacağız. Devir değişiyor” dedi.


PROTOKOL KAPSAMINDA

Söz konusu haberde, THY’de uçanbyurttaşların, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı kurumlarda okuyan öğrenci ve ailelerinin tüm özel bilgileri, attıkları mailler, tapu kayıtları ve postanelerde yapılan tüm işlemlerin protokoller kapsamında MİT’e aktarıldığı belirtiliyordu. Taraf'ın haberine göre maillerimizden telefonlarımıza, fotoğraflarımızdan aldığımız puanlara, telefon bilgilerimizden aile ve yakınlarımızın özel hayatına varıncaya kadar tüm bilgiler “Çok Gizli” damgalı protokollerle MİT’e veriliyordu. Anayasa’ya ve Türk Ceza Kanunları’na göre yapılan bu işlem suçtu.


YALANLAMAYA ÇALIŞTI

Daha sonra MİT şu ifadelerle haberi yalanlamaya çalışmıştı: “Ağırlıklı faaliyetlerini bölgesel ve küresel stratejik sorunlara yönelten teşkilatımızı kendi halkını fişleme gibi çağ dışı bir uygulama faaliyetinin içinde göstermek; gerçek dışı olduğu kadar, haksız ve mesnetsizdir.

MİT, 2937 sayılı Kanun ve diğer mevzuatla kendisine verilen görevleri yerine getirmekte ve yetkileri kullanmaktadır. Söz konusu haber/yorumlarda istismar edildiği şekilde hukuki dayanaktan yoksun, özgürlüklere aykırı ve demokratik toplum değerleriyle bağdaşmayan hiçbir çaba, eylem ve faaliyet içerisinde bulunmamaktadır.

Esasen, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın milli iradenin emrinde olmasını hazmedemeyen, yeni vesayet arayışında olan yerel ve uluslararası odakların bir süreden beri Teşkilatı ve yöneticilerini karalama gayretinde oldukları kamuoyunca malûmdur.”


Bayraktar da doğrulamıştı

THY Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu da protokol bilgisini yalanlamıştı. Ancak bu yalanlamanın yapıldığı gün, PTT Genel Müdürü Osman Tural basın mensuplarının kendisine sorduğu bir soru üzerine, MİT’le protokol yaptıklarını doğruladı. Aynı gün Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım da bir açıklama yaparak özel hayatla ilgili fişlemelerin suç olduğunu açıkladı. Geçen hafta da Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Meclis’te bir soru önergesine verdiği cevapta tapu kayıtlarını MİT’e aktardıklarını doğruladı. Bayraktar ve Tural’ın ardından Şimşek’in de Anayasa’ya ve Türk Ceza Kanunları’na göre suç olan bu uygulamayı kabul etmesi yeni tartışmaları beraberinde getirecek. ■ Cumhuriyet, (24.8.2013)

DOLAR, KRİZ, BORSA: ZOR GÜNLER KAPIDA!

Fed endişeleriyle Türkiye’den kaçış hızlanıyor, dolar tarihi zirvede, borsa dibe çöküyor.

PİYASALAR ALLAK BULLAK: Tahvil alımının azaltılmasıyla ilgili belirsizlik piyasalardaki kayıpları hızlandırdı. Dolar/TL 1.99’u aştı. 10 yıllık 
tahvil faizleri ise çift hane oldu. Borsa yüzde 2 çakıldı.

ZOR GÜNLER KAPIDA: Türkiye’nin son aylarında ciddi bir küçülme yaşayacağını dile getiren ekonomistlere göre dış politikadaki tavır ve ekonomide bugünkü temponun sürmesi finansal krize yol açar.

FAİZ ARTIRIMI GEREKEBİLİR: Merkez Bankası, iki gündür parasal sıkılaştırmaya yönelik ek adımlar atsa da, kur ve sepet rekor seviyelerde kalmayı sürdürüyor. Uzmanlara 
göre Merkez’in faiz artırması gerekebilir. ■ Cumhuriyet, (24.8.2013)

BANKALAR: KOMİSYON SOYGUNU BİTİYOR

Bankaların yüksek komisyon ve ücretlerini tırpanlayacak paketten hesap başına ücrete son verecek düzenleme çıktı. Yeni tebliğe göre bankalar müşteri başına ücret alabilecek.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) geçen hafta tüketici kredileri ve kredi kartı limitleriyle ilgili yönetmelik taslağının ardından gözler ücret ve komisyonlara yönelik tebliğe çevrildi. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) ve BDDK'nın bankalarla yaklaşık 3 aydır yürüttüğü pazarlıkta sona gelindi. BDDK, bankalar ile TBB'nin hazırladığı bankaların maliyet listesini dikkate alarak taleplerini güncelledi. Yürütülen görüşmelerde, 10'a yakın kalemde ücret ve komisyonun kalkması, bazılarının da sadeleşmesi konusunda anlaşma sağlandı.

NAKİT AVANS ZULMÜNE SON

BDDK, hesaptan para çekerken ya da yatırırken ücret alınmamasını istedi. Şu ana kadar yaklaşık 10 kalemde ücret ve komisyonun kalkması konusunda uzlaşı sağlandığını anlatan yetkililer, nakit avans ücreti, faiz dışındakesilen dosya masrafı konusunda ise orta yol arandığını ifade etti. Radikal'in haberine göre BDDK bankalardan kaldırmasını istediği ücret ve komisyon listesini sundu. Yeni düzenleme ile bankalar ücret değişikliğini müşteriye önceden bildirecek. Müşteri bildirimin ardından vazgeçme hakkına sahip olacak. ■ Cumhuriyet, (24.8.2013)

DOLAR'IN TARİHİ REKORU: 2 TL'Yİ GÖRDÜ

Dolar rekor kırarak 2 TL seviyesine geldi. AKP iktidara gelmeden önce 29 mart 2001'de 1 dolar 994 kuruştu.

Dün açıklanan FED tutanaklarının ardından doların ateşi yakmaya devam ediyor.

ABD Merkez Bankası (Fed) tutanaklarının açıklanmasının ardından yükselişini sürdüren dolar ilk kez 2 lirayı gördü.

Gün içinde 1,98'in altını gören dolar, Merkez Bankası'nın döviz satım ihalesi açmasının ardından yönünü yukarı çevirdi.

Dolar saat 16.31 itibariyle 1,9980 ile yeni zirvesini gördü. Yükselişini sürdüren dolar saat 16,54'te 2 liraya çıktı. Yeni zirve Merkez Bankası'nın açtığı 350 milyon dolarlık ihalenin hemen ardından geldi.

SEPET DE REKORDA


Sepet bazında TL de yeni zirve olan 2,3322'ye kadar çıktı.

RÜZGAR MAYIS'TA TERSE DÖNDÜ

Doların yükselişi 16 Mayıs'tan bu yana hızlandı. O tarihte Fed'den gelen "Varlık alımlarının hızını belki de bu yaz azaltabiliriz" açıklaması sonrası dolar 1,84'ün üzerine çıktı.

Fed'in para musluklarını kısacağı korkusu piyasaları diken üstünde tutmaya devam etti. Bu endişe gelişmekte olan piyasalardan kaçışı tetikledi. TL de bundan nasibini aldı ve 11 Haziran'da dolar 1,91'e yaklaştı.

MERKEZ FRENLEYEMEDİ

Temmuz başında ise dolar 1,97'yi de aşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı. Merkez Bankası'nın 8 milyar dolara yakın döviz satışı da doları frenlemeye yetmedi. Fed korkusuyla çıkışını sürdüren dolar bugün 2 liraya çıkarak tarihi zirveyi ilk kez gördü. ■ Cumhuriyet, (24.8.2013)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura