Diğerleri > Sis Çanı
28-07-2015
NELER OLDU 13-18 MAYIS 2015 (yabancı sermaye, gelir dağılımı, bölücülük, Dolar, Cumhuriyete kanat, altın, işsizlik)

Cihan Dura

28.7.2015


13.5.2015

YABANCI SERMAYE: YABANCI YATIRIMCI KAÇIYOR

Merkez Bankası’nın dün açıkladığı mart ayı verileri ekonomideki bozulmaya işaret etti. Cari açık 4,9 milyar dolar ile beklentileri aştı. Yurtdışından gelen doğrudan yatırım 620 milyon dolar azalarak 280 milyon dolara düştü. 2014 Mart ayında 696 milyon dolar düşüş kaydeden Merkez’in döviz rezervi, bu yıl martta 6,5 milyar dolar eridi.

İş dünyasına yönelik ayrımcılık (maden başvurularında fişleme), baskılar (muhalif bilinen işadamlarına gelen yüklü vergi cezaları) Türkiye’nin imajını bozdu. Ekonomik büyümedeki düşüş ve hukuk dışına çıkan uygulamalar, Türkiye’ye gelen yabancı yatırımda geçtiğimiz yıla göre büyük düşüş yaşanmasına sebebiyet verdi.

Merkez Bankası 2015 Mart ayına ilişkin ödemeler dengesi verilerini dün açıkladı. Buna göre Türkiye ekonomisinin ‘yumuşak karnı’ cari açık beklentileri aştı. Ocakta 2 milyar 420 milyon dolar, şubatta 3 milyar 529 milyon dolar olan cari açık, martta 4 milyar 961 milyon dolara yükseldi. Cari açık martta aylık bazda yılın zirvesine tırmandı. 2015 Ocak-Mart döneminde ise 10,91 milyar dolar gerçekleşen cari açık, 9,5 milyar dolar olan beklentinin üzerine çıktı. 12 aylık cari açık 45,5 milyar dolara çıktı, bir önceki yılın aynı döneminde cari açık 43,92 milyar dolar idi.

Merkez Bankası’nın açıkladığı verilere göre 2015 yılı Mart ayında yurtdışından gelen doğrudan yatırım, geçtiğimiz yılın aynı ayına göre 620 milyon dolar azalarak 280 milyon dolara geriledi. Aynı ayda yurtdışına çıkan sermaye ise geçen yılın mart ayına göre 82 milyon dolar artarak 411 milyon dolara yükseldi.

Açıklanan veriler son aylarda dövizdeki artışı önleyebilmek için piyasaya dolar satan Merkez Bankası’nın rezervlerinde de büyük azalma olduğunu ortaya koydu. Bir önceki yılın mart ayında 696 milyon dolar düşüş kaydeden rezerv, bu yılın aynı döneminde 6,5 milyar dolar eridi.

Martta portföy yatırımlarında 2,9 milyar dolar net çıkış yaşanırken, yurtdışında yerleşik kişiler hisse senedi piyasasında 580 milyon dolar satım, devlet iç borçlanma senetleri piyasasında ise 444 milyon dolar alım gerçekleşti. Bunun yanı sıra yurtdışına ihraç edilen tahvil ve bonolarda 2,7 milyar dolar geri ödeme yapıldı. Bankalar ve diğer sektörler ise sırasıyla 553 milyon dolar ve 107 milyon dolar borçlanma yaptı.

Martta diğer yatırımlar kaleminden kaynaklanan “net girişler” 988 milyon dolar oldu. Bu ayda yurtiçi bankaların yurtdışındaki mevduat varlıklarında 4,3 milyar dolar, yurtdışı bankaların yurtiçindeki mevduatlarında ise 1,8 milyar dolar artış kaydedildi. Yurtdışından sağlanan kredilerle ilgili olarak bankacılık sektörü uzun vadeli kredi kullanımlarındaki artış sonucu 2,4 milyar dolar kredi kullandı. Diğer sektörler ise 203 milyon dolar geri ödeme yaptı.

Cari açıktaki artış sürecek

Merkez Bankası’nın açıkladığı dış ticaret verilerini değerlendiren Süleyman Şah Üniversitesi İktisat Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fatih Macit, yabancı yatırımların azalmasını güven erozyonuna bağladı. Gelen yabancı yatırımın ne olduğuna da bakmak gerektiğine dikkat çeken Macit, yatırım olarak gözüken tutarın da büyük bir oranda Türkiye’de gayrimenkule yatırım yapanlar olduğunu söyledi. Bunun istihdam ve üretim kapasitesi artırımına katkı sağlamadığına dikkat çeken Macit, özellikle temel sanayiye ve ithalatı azaltacak üretim için yabancı yatırıma ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Fatih Macit cari açığın ihracatta yaşanan gerilemeden dolayı arttığını belirtti. Son üç aydır birçok Avrupa ülkesine ihracatın çift haneli düşüş gösterdiğini kaydeden Macit, cari açıktaki yükselmenin 2015 boyunca devam edeceği tahmininde bulundu. Euro/dolar paritesindeki olumsuz etkinin cari açık üzerinde olumsuz etki oluşturduğunu belirten Macit, ihracatın yıl boyunca baskı altında kalacağını, cari açıkta beklenen düşüşün de gerçekleşmeyeceğini ifade etti. Macit, “FED’in faiz artırımını tekrar gündeme almasıyla paritenin baskı altında kalması veya 2016’dan itibaren Avrupa Birliği ekonomisinin güçlenmesi ve ardından da Türkiye ihracatının artması ile ancak Türkiye’nin cari açığında düşüş beklenebilir.” dedi. ■ SELÇUK KAPUCİ  Zaman, (13.5.2015)

GELİR DAĞILIMI: ZENGİN İLE FAKİR ARASINDAKİ UÇURUM ARTIYOR

Türkiye’de en zengin kesimin geliri en yoksul kesimin gelirinin 7,7 katı büyüklüğe ulaşarak tarihi zirve yaptı.

Bağımsız Büro Sen’in Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ‘Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’ndan derlediği bilgilere göre, zengin ile fakir arasındaki fark son dönemlerin en yüksek düzeylerinde. Yüzde 20’lik gruplarda, en yüksek gelire sahip nüfus toplam gelirden yüzde 46,6 pay alırken, en yoksul kesimin aldığı pay ise sadece yüzde 6,1’de kaldı. Ciddi finansal sıkıntıyla karşı karşıya olan nüfusun oranı ise yüzde 49,7 olarak gerçekleşti. Araştırmaya göre, yüzde 20’lik gruplarda, en yüksek gelire sahip son gruptakilerin toplam gelirden aldığı pay yüzde 46,6 iken en düşük gelire sahip ilk gruptakilerin toplam gelirden aldığı pay yüzde 6,1 oldu. Buna göre, son yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay, ilk yüzde 20’lik gruba göre 7,7 kat olarak gerçekleşti. Bu rakam kentsel yerlerde 7,2 kırsal yerlerde ise 6,5 olarak hesaplandı.

‘Ciddi finansal sıkıntıyla karşı karşıya olan nüfusun oranı’ olarak tanımlanan ve TÜİK’in araştırma kapsamında belirlediği beklenmedik harcamalar, evden uzakta bir haftalık tatil, ödeme zorluğu, iki günde bir et, tavuk, balık içeren yemek, evin ısınma ihtiyacı, çamaşır makinesi, renkli televizyon, telefon, otomobil gibi 9 maddeden en az 4 tanesini karşılayamama ya da mahrum olma durumunu tanımlayan “maddi yoksunluk” oranı ise yüzde 49,7. Nüfusun yarısının ciddi finansal sıkıntıyla karşı karşıya olduğu hesaplandı.

MEMUR AY SONUNU GETİREMİYOR

Bağımsız Büro-Sen Genel Başkanı Remzi Kızılkaya açıklamada, Türkiye’deki ücret ve gelir dağılımı adaletsizliğine dikkat çekerek, “Maalesef Türkiye’de yaklaşık 5 milyon insan 949 TL olan asgari ücret ile ev geçindirmeye çalışıyor. Yine milyonlarca memur ortalama 2 bin 200 TL’lik maaşları ile ay sonunu getirmeye çalışıyor. Araştırmadan da görüleceği üzere, en yoksul ile en zengin arasındaki makas giderek açılmaktadır.” dedi. Kızılkaya, bu yıl memurlar için toplu sözleşme yılı olduğunu ve 2016-2017 yıllarını kapsayacak mali ve özlük haklarının belirleneceğini ifade ederek, yapılacak zamların araştırmada açıkça görülen adaletsizliği giderecek oranlarda yapılması gerektiğini kaydetti. ■ Zaman, (13.5.2015)

BÖLÜCÜLÜK, BOP:  KÜRTLER GİBİ DOSTUMUZ YOK

Irak Kürdistan Bölgesi Başbakan Yardımcısı Kubat Talabani, ABD Başkanı Obama’nın,”Irak’ta ve Ortadoğu’da ABD’nin Kürtler gibi başka dostu yok” dediğini aktardı.

Irak Kürdistan Bölgesi Başbakan Yardımcısı Kubat Talabani, dün yapılan Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası ABD ziyareti hakkında bilgi verdi.

Rudaw’ın haberine göre, Talabani, görüşmede ABD Başkanı Barack Obama’nın Peşmerge Güçleri’ne büyük önem atfettiğini belirterek, ABD’nin Irak’ta ve bölgede Kürtler gibi başka dostları olmadığını söylediğini ifade etti.

ABD siyasetinde kendilerine karşı ciddi bir değişim gördüklerini belirten Talabani, temasların çok olumlu geçtiğini dile getirdi.

Talabani ayrıca, “Bu ziyarette Kürdistan Bölgesi Başkanı geniş bir kapı açtı. ABD, Başkan Barzani’ye ve beraberindeki heyete yaptığı karşılamayı bugüne kadar hiçbir federal bölgenin veya kanton gibi başka yönetim biçimlerinin yöneticilerine yapmadı” dedi.

3 Mayıs’ta ABD’ye giden Irak Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani, ABD Başkanı Barack Obama ve Yardımcısı Joe Biden’la biraraya gelmişti. Görüşme sonrası Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, ABD Başkanı Obama’nın, Irak Kürdistan Bölgesi’ne ve Kürt halkına güçlü desteklerinin süreceği ifade edilmişti. ■ Taraf, (13.5.2015)

 

14.5.2015

 DOLAR: TÜRKİYE DOLARA KARŞI NİYE KIRILGAN

14 Mayıs 2015 00:00Kategori:Yazarlar

En son yayınlanan verilere göre bu ülkede para arzı sürekli artıyor. Tabii bu arada Merkez Bankası’nın döviz rezervleri azalıyor.

Peki, bu durum ne anlama geliyor?

Şu anlama geliyor; Türkiye’nin kırılganlığı artıyor. Oysa Türk parasında son beş ayda yüzde 24 oranında değer kaybı oldu. Bu değer kaybının Türk mallarına talebi artırması gerekiyordu. Ama olmadı. Yaşanan yüksek oranlı devalüasyon aracılığıyla rekabet gücü kazanıldığı için ihracatın artması gerekirken ihracat ilk dört ayda azaldı. Böylece Merkez’in rezervleri de azaldı.

Gelelim şimdi kırılganlığın arttığını gösteren verilere…

Bu ülkede geniş tanımlı para arzı (M2) 2 Mayıs 2014’te 931 milyar lira tutarındaydı.

MERKEZ BANKASI’NIN KIRILGANLIĞI ÇOĞALDI

Peki, şimdi ne oldu?

Geniş tanımlı para arzı yüzde 18,1 oranında artarak 30 Nisan 2015’te 1 trilyon 100 milyar liraya yükseldi. Bu arada aynı dönemde Merkez’in döviz rezervleri 129,5 milyar dolardan 122,8 milyar dolara geriledi.

Böylece teorik dolar kuru 7 lira 18 kuruştan 8 lira 95 kuruşa yükseldi. İşte bu yükseliş Merkez Bankası riskinin ya da kırılganlığının hızla arttığını bize gösterdi. Çünkü geniş tanımlı para arzı ve döviz rezervleri arasındaki ilişki bize Merkez Bankası’nın kırılganlığının azaldığını ya da çoğaldığını gösteriyor. O hâlde para arzı artarken döviz rezervleri azaldığına göre Merkez’in kırılganlığının çoğaldığını söyleyebiliriz.

Bu arada bankaların kısa vadeli dış borçlarının son bir yılda 90 milyar dolardan 96 milyar dolara yükseldiğini belirtelim. Dolayısıyla hem Merkez’in riski, hem de bankaların riski çoğaldığı için yeni bir şok döviz fiyatlarında aniden yükselişe neden olabilir. Örneğin Amerikan Merkez Bankası’nın normal para politikasına dönüp faizleri artırması hâlinde Türkiye ikinci bir şok yaşayabilir. Ve Merkez bu durumda doların yükselişini durduramayabilir.

Anlayacağınız kırılgan bir Merkez Bankamız var. ■ S. Yaşar,Taraf, (14.5.2015)

 

15.5.2015

CUMHURİYET’E KANAT GERENLER: PROF. DR. AYSEL EKŞİ YAŞAMINI YİTİRDİ

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin Kurucu Başkanı ve CHP milletvekili Oktay Ekşi’nin eşi Prof. Dr. Aysel Ekşi, hayata veda etti.

 “TÜRKİYE’de ve Beş Kıt’ada Gençler” isimli son kitabının çıkışını ölüm döşeğinde iken görünce yüzüyle ve bakışlarıyla mutluluk ifade eden Prof. Dr. Aysel Ekşi, Psikiyatri dalında dört kitap yazmıştı. Uluslararası bilim dergilerinde çıkmış İngilizce ve Türkçe makalelerin yazarıydı.

Aysel Ekşi’nin diğer ilgi alanı laik Cumhuriyetin temel değerleriydi. Aysel Ekşi, kendisiyle aynı görüşü paylaşan Prof. Dr. Türkân Saylan, Prof. Dr. Aysel Çelikel, Prof. Dr. Necla Arat, Prof. Dr. Oya Başak, Sümer Ergene gibi arkadaşlarıyla birlikte önce çeşitli paneller, sempozyumlar, konferanslar düzenleyerek “şeriatçı hareketlerin doğurduğu tehdit” konusunda toplumu bilinçlendirmeye çalıştı. 

Türk kadınının laik Cumhuriyeti korumaya kararlı olduğu mesajını ülke yöneticilerine duyurmayı amaçlayan imza kampanyası başlattı. İstanbul Üniversitesi öğretim üyelerinin “Cumhuriyetin Temel Değerlerini” koruma kararlılığını dile getiren birçok deklarasyonun hazırlanmasını, imzalanmasını ve yayınlanmasını sağlayan başlıca aktör oldu.

Ekşi, daha iyi organize olabilmek amacıyla Şubat 1989’da Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ni kurdu ve Haziran 1990’a kadar derneğin başkanlığını yaptı. 

Aysel Ekşi, ÇYDD’deki etkin konumunu arkadaşlarına bıraktıktan sonra da sosyal etkinlikleri organize etmekten geri durmadı. ÇEKÜL Vakfının Yönetim Kuruluna seçildi. Bu sırada “her bireyin yılda tükettiği 7 ağacı telafi etmek için herkesin her yıl 7 ağaç dikmesini” amaçlayan bir kampanyanın fikir babası ve uygulayıcısı oldu. Ayrıca “92 ormanları” adıyla bir ağaç dikme kampanyası başlattı. Bu sayede İstanbul ve çevresine 3.3 milyondan fazla ağaç dikildi.

Aysel Ekşi “Bizim Ülke” isimli derneğin Başkanlığına seçildi. Bu dernek aracılığıyla İstanbul’un yoksul semtlerindeki ilkokul öğrencilerinin yaz aylarında spor, tiyatro, yabancı dil, tabiat sevgisi gibi kavramlarla tanışmalarını, uygar bir toplum bireyi olmalarını amaçlayan etkinliklerde rol almalarını amaçlayan pek çok etkinliği gerçekleştirdi. Aysel Ekşi’nin başlattığı bu model daha sonra bazı vakıflar tarafından da benimsenerek geniş kitlelere ulaştı. ■ Aydınlık, (15.5.2015)

 

16.5.2015 

GENÇ İŞSİZLİK PATLADI

15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı, şubatta 3 puan artarak yüzde 20 oldu. İşe başlamaya hazır olduğu halde çeşitli nedenlerle işsiz sayılmayan gençler dikkate alındığında oran yüzde 29,4’ü buluyor

OCAKTA ZİRVEYE ÇIKMIŞTI     
İşsizlik, şubat ayında geçen yılın aynı ayına göre 1 puan artarak  3 milyon 226 bin kişiye yükseldi. Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı, şubatta geçen yılın aynı ayına göre 401 bin kişi arttı. 2014 yılında işsizlik oranı yüzde 10,2 işsiz sayısı 2 milyon 800 bindi. 

OCAKTA ZİRVEYE ÇIKMIŞTI      

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2015 yılı şubat ayına ilişkin “işgücü istatistikleri”ni açıkladı. TÜİK, işsizlik oranının bir önceki aya göre düşüğünü vurguladı. Aylık 0,1 puanlık düşüş, yıllık rakamı yüzde 11,3’ten yüzde 11,2’e geriletmiş oldu. Ancak binde birlik düşüş, bir önceki ayın binde 4’lük artışının ardından geldi. Ocak ayında da işsizlik, bir önceki yılın aynı ayına göre bir puan artarak Nisan 2010’dan bu yana en yüksek seviyesine ulaşmıştı. 

GERÇEK İŞSİZLİK YÜZDE 21,8

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR)’nün analizine göre geniş tanımlı işsizlik yüzde 18,4. İşsiz sayısı da 5 milyon 779 bin kişi.

Geniş tanımlı işsizlik rakamına, resmi işsizlere, umudu olmadığı için ya da diğer nedenlerle son 4 haftadır iş arama kanallarını kullanmayan, işe başlamaya hazır olduğu halde işsiz sayılmayanlar dahil edilerek ulaşıldı. 

İşinden memnun olmayan ya da daha fazla çalışmak istediği halde düzgün işler bulamadığı için çaresiz kısa süreli işler yapanlar eklendiğinde işsiz sayısı 6 milyon 836 bin kişi oldu. Bunların geniş işgücü içindeki payı ise yüzde 21,8. Yine DİSK’in analizine göre yeni işsizlerin yüzde 40’ı yakın zamana kadar geçici işte çalışanlar. 

Gençlerde işsizlik daha hızlı artıyor. TÜİK verilerine göre 5-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı, şubat ayında 3 puan artarak yüzde 20 oldu. Ocak ayında da genç işsizlik oranı, yüzde 2,3 artmıştı.

YÜKSEKOKUL MEZUNLARINDA 169 BİN ARTTI

Yükseköğretim mezunları arasında işsiz sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre 169 bin kişi arttı. İşsizlikteki toplam artışın yüzde 42’si yükseköğretim mezunu işsizlerin sayısındaki artıştan kaynaklandı. Yükseköğretim mezunu resmi işsiz sayısı 657 bin kişi, resmi işsizlik oranı ise yüzde 10,6.

Gençler için geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 29,4. Geçen yılın aynı dönemine göre tarım-dışı sektörlerde genç işsizlik oranı 2,9 puanlık büyük bir artış kaydetti. 

ÜÇ İŞSİZ KADINDAN BİRİ ÜNİVERSİTE MEZUNU

TÜİK, çalışabilir nüfusu 28 milyon 803 bin kişi, işgücüne katılma oranı yüzde 50,1 olarak açıkladı. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 70,6, kadınlarda ise yüzde 30 oldu.

Kadınlar için resmi işsizlik oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 1,7 puan artarak yüzde 13,2’ye yükseldi. Kadınlarda tarım dışı işsizlik oranı yüzde 17,3. 

DİSK’in analizine göre ise kadınlarda geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 25,8.

Geçici bir işte çalışıp iş bittiği için işsiz kalanlar toplam işsizler arasında en ağırlıklı kesimi oluşturdu. Toplam işsizlerin yüzde 36’sı yani 1 milyon 160 bini geçici işlerde çalışanlar. Yeni işsizlerde (1-2 aydır iş arayanlar) ise geçici bir işte çalışıp, iş bittiği için işsiz kalanların oranı yüzde 40, sayısı 496 bin. 

ÜÇTE BİRİ GÜVENCESİZ

Şubat ayı verilerine göre, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların oranı yüzde 31,7. Bu oran, tarım sektöründe yüzde 80,7, tarım dışı sektörlerde yüzde 20,4 oldu.

İstihdam edilen 25 milyon 576 bin kişinin 17 milyon 304 binlik kısmını ücretli veya yevmiyeliler oluşturyor. Ücretli veya yevmiyelilerin toplam istihdam içindeki payı yüzde 67,7. İstihdam edilenlerin 4 milyon 476 binini (yüzde 17,5) kendi hesabına çalışanlar, 2 milyon 690 binini (yüzde 10,5) ücretsiz aile işçileri ve 1 milyon 106 binini (yüzde 4,3) işverenler oluşturdu. ■ Aydınlık, (16.5.2015)

 

17.5.2015

 YABANCI SERMAYE: PAKTAŞ, ABD'YE ADIM ATMAK İÇİN ŞİRKET AVINA ÇIKTI

30 ülkeye ihracat yapan Paktaş'ın yeni hedef pazarı ise ABD. Şirket bu pazara girmek için ABD'li şirketlerle satın alma ve ortaklık için görüşüyor.

Çoraplarını 30 ülkeye ihraç eden Paktaş'ın yeni hedef pazarı ise ABD. Şirket bu pazara girmek için ABD'li şirketlerle satın alma ve ortaklık görüşmeleri yapıyor. Paktaş CEO'su Onur Kaya, "Çin'in 2.5 milyar dolarlık ihracat yaptığı ABD'ye Türkiye 15 milyon dolarlık çorap ihraç ediyor. Bu pastadan daha fazla pay alabiliriz" dedi.

Çorap sektöründe bir Türk markası yaratma hedefiyle yatırımlarını hızla sürdüren Paktaş, yeni hedef ve planlarını önceki gün İstanbul'da düzenlediği bir basın toplantısı ile açıkladı. Bir aile şirketi olan Paktaş'ın 3. kuşak yöneticisi CEO Onur Kaya, "Kendi alanında Türkiye'den çıkan bir marka olmayı hedefliyoruz. Tasarımı, koleksiyonu, inovatif ürünleri ve ABD'de yaptığı katalog çekimleriyle Paktaş, fason üretimden öte kendi markasını üretme yolunda ilerliyor" dedi.

Üretimin yüzde 40'ı ihracat

Kurulduğu 1959 yılında İstanbul Yeşildirek'te küçük bir atölyede çorap üretimine başlayan Paktaş, bugün 300 çalışanıyla ayda 4 milyon çitf çorap üretiyor. Üretimin 2014 cirosu 40 milyon dolar. Paktaş kendi markasıyla 3 bin 500 satış noktasında tüketiciyle buluşuyor. İhracat yaptığı ülke sayısı ise 30. Yeni hedeflerinin ABD pazarı olduğunu vurgulayan Onur Kaya, bu pazara girmek için ABD'li bir şirketi satın almayı ya da bir şirketle ortaklık kurmayı hedeflediklerini söyledi. Bu pazarda büyük bir potansiyel gördüklerini vurgulayan Kaya, "Çin'in 2.5 milyar dolarlık ihracat yaptığı ABD'ye Türkiye 15 milyon dolarlık çorap ihraç ediyor. Bu pastadan daha fazla pay alabiliriz. Ama bu ülkede kendi markanızla olmak kolay değil bu nedenle inorganik büyüme planlıyoruz" diye konuştu. Onur Kaya, 2016 yılında ise konsept mağaza projesini hayata geçireceklerini açıkladı. İlk olarak İstanbul'da 3 mağaza açacakları bilgisini veren Kaya, bu mağazaların herkesin ulaşabileceği semtlerde açılacağını vurguladı. Kaya, uzun vadede ise yurtdışında da mağazalaşmaya gidebileceklerini söyledi. Aynı zamanda iplik ve kumaş üretimi de yapan şirket, bu ürünlerini Rusya ve Ukrayna başta olmak üzere bu bölgedeki 10 ülkeye ihraç ediyor. Kaya, Türkiye'de yıllık kişi başı çorap tüketiminin 8, Avrupa'da ise 30 olduğu bilgisini verdi.

Kenesavar çorap üretecek

Kaya, Ar-Ge'ye önem verdiklerini vurgulayarak, "Bir kimya grubunun geliştireceği keneyi kaçıran maddeyi çoraba uygulamak konusunda çalışmalarımız sürüyor" dedi. Şirket şeker hastaları için saf gümüş iplikten ürettiği çoraplarda lastik kullanmıyor. Varis çorapları da şirketin ürünleri arasında.

Turizm, inşaat ve organik tarıma yatırım yapıyor

Grup, tekstil sektörünün yanı sıra büyüme hedeflediği inşaat ve turizm alanlarında da yatırım yapıyor. Bu iki alandaki faaliyetler Nazif Otelcilik şirketi bünyesinde yürütülüyor. Turizm yatırımları kapsamında Sultanahmet'te şirketin mülkü olan binayı butik bir otel olarak hizmete açacak. Grup buraya 4 milyon $'lık yatırım yapacak. Turizm yatırımlarını sürdüreceklerini açıklayan Onur Kaya, inşaat sektörüne yönelik yatırımları kapsamında İstanbul Yenibosna'daki bir arazide 2015 yılı içerisinde 300 konutluk bir projenin hayata geçeceğini söyledi. Şirketin ayrıca Florya'daki arazisinde villa tarzı lüks konutlar inşa edecek. Gümüşyaka'da ise yine kendilerine ait 280 dönümlük arazide organik tarım hazırlıkları devam ediyor. AYSEL YÜCEL, Dünya, (17.5.2015)

 

İŞSİZLİK: GENÇ İŞSİZLİĞİ KIRMIZI ALARM VERİYOR

TİSK Başkanı Yağız Eyüboğlu, dünyada ve Türkiye’deki işsizlik sorununa dikkat çekerek, “2014 yılında dünyadaki genç işsiz sayısı 74.7 milyondu. Ülkemizde Ocak 2015 dönemi itibariyle genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 20. Geçen yılın aynı döneminde bu oran
İşsizliğe çözüm için yeni bir adım daha atıldı. Türkiye İş Kurumu ile Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), genç istihdamının artırılması ve işverenin ihtiyacına uygun işgücü yetiştirilmesi amacıyla ‘iş başında eğitim’ için güç birliği yapacak. Türkiye İş Kurumu Genel Müdürü Dr. Nusret Yazıcı ile TİSK Başkanı Yağız Eyüboğlu, İşbaşı Eğitim Programı Protokolü’ne İstanbul’da düzenlenen törenle imza attı. Protokol ile öncelikle genç işsizlere nitelik kazandırılması ve iş imkânı sağlanması amaçlanıyor. Törende konuşan Türkiye İş Kurumu Genel Müdürü Dr. Nusret Yazıcı, “Başta gençler olmak üzere dünya üzerinde farklı ülkelerde yaşayan pek çok insanın önceliği iyi bir eğitim ve dolayısıyla iyi bir iştir. Bunu Birleşmiş Milletler tarafından yapılan Benim Dünyam anketinin sonuçları da teyit etmektedir. 194 ülkeden 560 bin kişinin katıldığı Benim Dünyam anketinin sonuçlarına göre, bireyler için önceliğin ‘iyi bir eğitim’ olduğu ortaya çıkmıştır” dedi.

Genç işsizlerin sayısı artıyor

TİSK Başkanı Yağız Eyüboğlu ise dünyada ve Türkiye’deki işsizlik sorununa dikkat çekti. 2014 yılında dünyadaki genç işsiz sayısının 74.7 milyon kişi olduğunu hatırlatan Yağız Eyüboğlu, “Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) bu sayının 2018’de 75.1 milyona çıkacağını öngörüyor. Ülkemizde Ocak 2015 dönemi itibariyle genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 20 seviyesinde. Geçen yılın aynı döneminde bu oran yüzde 17.7 idi. Bu oran her ne kadar krizin etkilerinden kurtulmaya çalışan bazı gelişmiş ülkelerdeki oranın altında ise de, ortada ‘kırmızı alarm’ veren bir durum var” diye konuştu. ■ERSAN İLTER, Yeni Mesaj, (17.5.2015)

 

18.5.2015

DOLAR NEDEN DÜŞÜYOR?

ABD ekonomisi son dönemde pek güven vermeyecek şekilde gerçekleşen ekonomik veriler nedeniyle teklemeye devam etmekte. Bu da bir yandan ABD Hazine Bonosu fiyatlarını artırırken ve hisse senedi değerlerini aşağıya çekerken, diğer taraftan da doların diğer paralar karşısındaki değerini aşağıya itmekte. Nitekim Türk Lirası da dolara karşı değerlendi.

ABD’de yılbaşından bu yana olan ekonomik gelişmeler yetkililer tarafından bir süredir geçici ekonomik olgular olarak göz ardı edilmeye çalışılırken, Michigan Üniversitesi tarafından iki gün evvel yayımlanan tüketici güven endeksi verileri bakış açısını değiştirdi. Tüketici güven endeksi en son veride son yedi ayın en düşük değerini sergiledi.
Ama diğer yandan da kötü ekonomik veriler peş peşe ortaya çıkmakta.
En kötü yorumlara yol açan 13 mayıs günü yayımlanan nisan ayı perakende satışlar verisi oldu. Nisan ayında beklenen, perakende satışların iyileşen iklim şartları nedeni ile standart kış etkisinden kurtulması ve artması idi. Beklentiler ilk çeyrekteki zayıf tüketim artışının ikinci çeyrekte artarak ekonomi genelini ayağa kaldırması şeklinde idi. Ancak perakende satışlar nisan ayında hiç değişmedi. Satışlar bir yıl evveline göre de sadece % 0.9 artabilmişti. Şubat ayında yüzde eksi 0.5 daralma yaşayan perakende satışları, mart ayında yüzde 1.1 artış yaşamıştı. Ama nisan verisinde ise yüzde 0.0 değişim gerçekleşmişti. Yani veri aynı kalmıştı.
Birçok kimse ve medya geneli de bu durumun Fed’in faiz artışı takviminin daha da ileri itileceği sonucunu getireceği kanısında. Bu nedenle de dolar endeksi düşmekte.
Tabii 14 Mayıs tarihinde ilan edilen üretici fiyatları endeksinin de nisan verisinde yüzde 0.4 daralma sergilemesi beklentileri iyice bozdu. Üretici fiyatları son altı ayda dördüncü defa düşmüş bulunuyor. Hatırlanırsa Fed’in yeni hedefi enflasyonun yüzde 2 düzeyine çıkartılması idi. Bu gerçekleşmiyor. Üretici fiyat endeksi şubat ayında eksi 0.5 düştükten sonra, mart ayında artı 0.2 yükselmiş ancak nisan ayında yeniden eksi 0.4 ile düşüş sergilemişti.
15 Mayıs tarihinde yayımlanan sanayi üretimi ve kapasite kullanımı verileri de oldukça zayıf geldi.
Sanayi üretimi nisan ayında yüzde 0.3 daralmıştı. Şubat ayında yüzde eksi 0.1 olan sanayi üretimi değişimi, mart ayında eksi yüzde 0.3 ve nisan ayında da eksi 0.3 değerinde gelince beklentiler bozuldu.
Toplam sanayi kapasite kullanımı da, şubat ayında yüzde 78.9, mart ayında yüzde 78.6 ve nisan ayında da 78.2 değerlerine gelerek düşmüştü.
Verilerdeki zayıflamanın devam etmesi en çok dolar endeksini etkiledi. Dolar endeksi doların diğer paralara göre değerini gösteren bir endeks. Dolar endeksinde dolar dokuz hafta evvel son 12 yılın en yüksek değerine gelmişti ama şimdi de bu en yüksek değerden yüzde 7 aşağıya düştü.
Veriler kötü devam ederse dolar daha da değer kaybeder, euro daha da değer kazanır ve tabii Fed de faiz artırımını iyice geciktirir. Zaten bu yazarın 2015 yılın son çeyreğinden evvel dolar faiz artırımı beklemediğini bu sütunu okuyanlar bilirler. ■ Deniz Gökçe, Akşam, (18.5.2015)

 

YABANCI SERMAYE: YURTDIŞINDAKİ DOĞRUDAN YATIRIM 6,7 MİLYAR DOLARA ULAŞTI

Türk şirketleri geçen yıl yurtdışındaki doğrudan yatırımlarını yüzde 89 artırarak 6,7 milyar dolara çıkardı

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı'nın (UNCTAD) yayınladığı Küresel Yatırım Trendleri İzleme Raporu'na göre, çok uluslu Türk şirketleri, 2013'teki sınırlı gerilemeye rağmen, son yıllarda yabancı ülkelerdeki doğrudan yatırımlarını istikrarlı bir şekilde artırdı.

Gelişmekte olan ekonomilerin yurtdışı yatırımları geçen yıl yüzde 30 arttı. Asyalı şirketler geçen yıl ilk defa Kuzey Amerika şirketlerini geçerek, en büyük küresel doğrudan dış yatırımcı oldu.

Gelişmekte olan ekonomilerin küresel dış yatırımlar içindeki toplam payı 2007'de yüzde 12 seviyesinde iken geçen yıl bu oran yüzde 36'ya yükseldi. Bu ülkeler yurtdışına toplam 440 milyar dolar doğrudan yatırım yaparken aynı dönemde Kuzey Amerikalı firmaların doğrudan dış yatırımları 390 milyar dolar seviyesinde kaldı.

ABD geçen yıl 337 milyar dolarlık dış yatırım hacmiyle bu alandaki liderliğini korudu. Hong Kong merkezli şirketler 150 milyar, Çinli şirketler ise 116 milyar dolarlık uluslararası doğrudan yatırımla en büyük dış yatırımcı sıralamasında ABD merkezli firmalardan sonra ikinci ve üçüncü olmayı başardı.

Dünyanın üçüncü büyük ekonomisi Japonya'nın, geçen yıl yurtdışı yatırımları ise yüzde 16,3 azalarak 114 milyar dolar oldu. Avrupalı şirketler de aynı dönemde doğrudan yatırımlarını sadece yüzde 2 artırarak 286 milyar dolara yükseltti.

Dünyanın en büyük dış yatırımcısı ABD'nin yurt dışı doğrudan yatırımları da geçen yıl yüzde 2,6 arttı ve 337 milyar dolara ulaştı. ■ Dünya, (18.5.2015)

ALTIN FİYATLARI 3 AYIN ZİRVESİNDE

Geçtiğimiz hafta 4 gün boyunca yükselerek 1220 doların üzerine çıkan altın, yeni haftaya yükseliş eğilimini sürdürerek başladı.

Yunanistan’a dair gelişmelerin yanı sıra Asya tarafında Çin’den gelen teşvik haberleri ve dolardaki zayıflamadan destek bulan altın, geçen hafta boyunca pozitif bir seyir izledi.

Altın, Fed'in kısa süre içinde faiz artırımına gitmeyeceğine işaret eden zayıf ABD verileri ve dolardaki değer kaybının etkisiyle geçen haftanın son işlem gününde 1,227.04 dolar ile üç ayın zirve seviyelerini görmüştü.

Zirve yürüyüşünü devam ettiren altın, bu sabah saat 09:46 itibariyle yüzde 0,45 oranında yükselişle 1129,47 dolardan işlem görüyor.

Analistler, bugün ABD’den gelecek önemli bir veri bulunmamakla birlikte dolar endeksindeki dalgalanmaların altın açısından yakından takip edilmesi gerektiğini belirtiyor.

Analistlere göre; haftaya yukarı yönlü iştahını koruyarak başlayan altın teknik olarak öncelikle yakın direnç kademelerini çalıştırarak ataklarını 1230 ons seviyesi üzerine taşımaya çalışacak. Ancak dolardaki düşüşün zayıflaması ve hafta ortasında açıklanacak olan FED tutanakları etkisi altının agresif tırmanışının hızını kesebilir.

Bu etki ile altın fiyatlarının yakın direnç kademelerinde baskılanmasının ardından tekrar 1220 – 1210 bant aralığına doğru geri çekilmesi beklenebilir. ■ Dünya, (18.5.2015)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura