Diğerleri > Sis Çanı
25-12-2013
NELER OLDU 13-18 KASIM 2013 (Seçimler, bölücülük, DEİ, özelleştirme, altın, AB, borçlanma, tarım, işsizlik, UÖŞ, Cemaat)

Cihan Dura

25.12.2013


13.11.2013

SEÇİMLER, PARTİLER: BAHÇELİ'NİN MHP'YE SON İHANETİ!

Soru basit: CHP gibi merkezin solundaki bir parti MHP'nin önceki dönem adayı Mansur Yavaş'a "Gel Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayımız ol" niye der?

Keza iktidar partisi AKP, aynı isme "Yenimahalle'yi ancak seninle kazanabiliriz" diye neden ısrarlı olur?

Mansur Yavaş isminin Ankara seçmeninde bir karşılığı olduğu içindir ki bu durum bütün partilerin anketlerine yansıyor.

Realite bu iken soruyorum; Devlet Bahçeli niçin onu aday yapmadı da adı hiç duyulmayan bir ismi çıkararak peşinen havlu attı?

Mansur Yavaş'ın aday olması halinde MHP'nin yüzde 80 ihtimalle Ankara'yı alacağı nerede ise kesin iken Bahçeli neden kazanılacak bir seçimi peşinen peşkeş çekti?

Yavaş'ın adaylığı halinde CHP'nin Ankara'da seçime asılmayacağı ve silik bir adayla dolaylı olarak MHP'ye omuz vereceği dillerde iken Bahçeli niye bu fırsatı tepti?

İşte bu sorular, Bahçeli'nin MHP'nin başına niye oturtulduğu ve orada neden ısrarla muhafaza edildiğini ortaya koyuyor.

2002'de seçime bir buçuk yıl varken Bahçeli'ye kim erken seçim kararını aldırıp AKP'yi iktidara taşıttırdı ise, keza Abdullah Gül'ü kimin emriyle Çankaya'ya çıkardı ise aynı merkez bu sefer "Mansur Yavaş'ı aday yapma, seçilirse koltuğunu kaybeder ve biz de MHP'deki kontrolümüzü yitiririz" demiş ve Bahçeli de bu sebeple Mansur Yavaş'ın üstünü çizmiştir.

Ankara'da yaşayan ve seçmen yapısı ile eğilimleri iyi bilen biri olarak söylüyorum; Mansur Yavaş Büyükşehir'e, Turgut Altınok Keçiören'e aday yapılsaydı, Enver Demirel'le beraber bütün Ankara'yı MHP'nin kalesi yaparlardı; lakin Bahçeli buna izin vermedi.

Bu arada Koray Aydın'dan iyi haber alan Ahmet Takan'ın, "Melih Gökçek, Bahçeli ile gizlice buluştu" haberi neden yalanlanmadı? Bu haber doğru mudur ve eğer doğru ise buluşma niçindir?

Söyleyin lütfen; kendi partisi kaybetsin diye bütün bunları yapan biri için, "Ya rehindir ya da görevli" dersek mübalağa mı etmiş oluruz? ■ Sabahattin Önkibar, Aydınlık, (13.11.2013)

 

BÖLÜCÜLÜK: BARZANİ’NİN DİYARBAKIR ZİYARETİNİN ANLAMI

… Ayrıca Erdoğan Barzani’yi Diyarbakır’a çağırarak Öcalan’a ‘sen yoksan Barzani var, yoluma Barzani ile devam ederim, Kürtlere lider olarak onu sunarım’ mesajı veriyor.

Barzani ile Öcalan arasındaki liderlik çekilmesi bilinen bir durum. Bu açıdan Başbakan’ın takdimi ile Kürtleri selamlayacak Barzani için Diyarbakır ziyareti bulunmaz bir fırsat. Öcalan’ın partisi Kuzey Irak’ta bin oy bile alamazken Barzani’nin Diyarbakır’dan alacağı sempati kuşkusuz Öcalan için anlamlı bir kayıp olacak.

Öcalan karakterinde biri Barzani’nin Erdoğan ile halkı selamlamasını kıskanarak, hatta çatlayarak seyredecektir. Hatta buna karşılık bir cevabı da olur Öcalan’ın. Nitekim daha önceki beyanlarında ‘yapabiliyorlarsa barışı Barzani ile yapsınlar, kanı durdursunlar’ diye meydan okumuştu Öcalan. Öcalan’dan ve PKK’dan benzeri bir çıkışı beklenebilir.

Üçüncü önemli konu kuşkusuz Irak’la ilişkiler konusu. Davutoğlu’nu Merkezî Yönetim’le arayı düzeltsin diye Bağdat’a gönderen Erdoğan, Barzani ile mesafeyi açmamak için onu Diyarbakır’a çağırdı. Buradaki mesaj gayet açık: Bağdat’ı dışlamayız, Barzani’den vazgeçmeyiz...Emre Uslu, Taraf, (13.11.2013)

DEİ: 9 AYDA 5.1 MİLYAR DOLAR KAYNAĞI BELİRSİZ PARA GİRİŞİ YAŞANDI

Merkez Bankası’nın açıkladığı ödemeler dengesi verilerine göre 2013 yılı Eylül ayında “net hata noksan” kaleminde 1 milyar 718 milyon dolarlık kaynağı belirsiz para girişi yaşandı. Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında yaşanan yüksek tutarlı girişlerin etkisiyle, yılın ilk 9 ayı itibarıyla kaynağı belirsiz para girişi 5 milyar 109 milyon dolar oldu.

Merkez Bankası ödemeler dengesi geçici verilerine göre Eylül ayında “net hata noksan” kaleminde 1 milyar 718 milyon dolar düzeyinde kaynağı belirsiz para girişi yaşandı. 2012 yılı Eylül ayında ise 1 milyar 845 milyon dolar düzeyinde gizemli para girişi gerçekleşmişti.

Bu arada 2013 yılı gerçekleşmeleri ele alındığında Ocak ayında Türkiye’ye 208 milyon dolar kaynağı belirsiz para girişi olurken, Şubat ayında 1 milyar 970 milyon dolar, Mart ayında 1 milyar 759 milyon dolar, Nisan ayında 531 milyon düzeyinde kaynağı belirsiz para çıkışı gerçekleşmişti.

Mayıs ayında Türkiye’ye giriş yapan gizemli para 1 milyar 322 milyon dolar düzeyindeydi. Haziran ayında ise 1 milyar 828 milyon dolar kaynağı belirsiz para çıkışı yaşandı. Temmuz ayında yaşanan 4 milyar 849 milyon dolar, Ağustos ayında yaşanan 3 milyar 100 milyon dolarlık gizemli para girişinin ardından, Eylül ayında gerçekleşen 1 milyar 718 milyon dolarlık girişin de etkisiyle yılın ilk 9 ayında net hata noksan kaleminde 5 milyon 109 milyon dolar giriş oldu.

Geçen yıl 9 aylık dönemde 4 milyar 573 milyon dolar düzeyinde kaynağı belirsiz para girişi yaşanmıştı.

Ödemeler dengesinde nereden geldiği ya da nereye gittiği tam olarak ayırt edilemeyen girişin yer aldığı kalem olarak ifade edilen net hata noksan kaleminde, 2012 yılında 1 milyar 166 milyon dolar düzeyinde kaynağı belirsiz para girişi gerçekleşmişti. ■ Sözcü, (13.11.2013)

 

14.11.2013

BU ÖZELLEŞTİRME HİKAYESİ NEYİN NESİ?


Özelleştirme uygulamaları 1984 yılında başladı; 1986 yılından itibaren yükseldi; AKP iktidarlarında tavan yaptı ve hala devam ediyor.

Özelleştirme yanlısı hükümetler bir düzine gerekçe saymışlardı; ama hiçbiri, “özelleştirmeleri borçları ödemek amacıyla yapacağız” dememişti. Oysa şimdi, 30 yıl sonra, özelleştirme gelirlerinin borçların ödenmesine hasredildiği görülüyor.

Ama bu da kayda değer bir iş olmamış. Çünkü elde avuçta ne varsa satılmış; elde edilen gelirin neredeyse üçte biri bu malları satılabilir hale getirme işine harcanmış. Borç ödemelerine geri kalan üçte ikilik kısım gitmiş.

  1. Özelleştirmelerden 1986 – 2013 arası otuz yılda toplam 57 milyar dolar gelir elde edilmiş; ama bunun yalnızca 36,4 milyar doları Hazine’ye gelir olarak aktarılmış. Giderin % 68’i.
  2. Kurumlar satılabilsin diye toplam 16 milyar dolar harcanmış. Giderin % 31’i.
  3. Özelleştirme işlemleri sırasında da 600 milyon dolar para dökülmüş. Giderin % 1’inden fazla.

Özelleştirebilmek için harcanan para hiç yabana atılır değil. Eldeki malı satabilmek için gelirin üçte biri kadar harcama yapmak gerekmişse, "özelleştirmenin faydaları” iyiden iyiye tartışmaya değer bir konuya dönüşmüş demektir: Sahi, durum böyle ise biz bu özelleştirme işini neden yaptık?

Hükümetler, özelleştirme gelirleriyle altyapı yatırımlarının finanse edileceğini ilan etmişlerdi. Böylece özel sektör üretimi şahlanmak için en uygun zemini bulmak olacaktı. Ama süreç sonuna geldiğinde, bu da gerçekleşmedi. Çünkü bunu yapacak Kamu Ortaklığı Fonu 2001 yılından itibaren ortadan kaldırıldı. Böylece “özelleştirme gelirleriyle baraj, otoyol, içmesuyu gibi altyapı yatırımlarını finanse edeceğiz” sözü, “resmi olarak tutulmayan sözler” listesinin başına yerleşti.

Sonuçta, masraflardan sonra elde kalan para Hazine’ye devredilmiştir. Hazine’nin bu parayı borç ödemelerinde kullanmasına ilişkin bir yasal koşul da getirilmiştir. Nitekim Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın para devri, kayıtlarda “Hazinenin iç ve dış borç ödemelerinde kullanılmak üzere Hazine hesaplarına intikal ettirilen tutar” olarak yer aldı. Özelleştirmeden elde kalan para yeni yatırımlara değil, borçların kapatılmasına gitmiştir.

Ne var ki, bu açıdan yaraya gerçekten merhem olduğunu söylemek de pek güçtür. İç ve dış borçlar 2002 yılında 257 milyar dolardı; 2012 yılında 563 milyar dolara yükseldi. Bu tutarlar karşısında 36 milyar dolarlık borç ödemesinin hükmü pek güdük kalmıştır. Kısacası özelleştirmecilik, Türkiye’nin borçlarını kapatmaya da yaramış görünmüyor.


Durum buysa, koskoca bir ülkenin 30 yılını meşgul eden bu özelleştirme hikayesi neyin nesi?

 

1986 - 2013 (Ekim) : Özelleştirme Fonu’nun Rakamları

ÖZELLEŞTİRME GELİRLERİ

50.941.344.898

HAZİNEYE AKTARIMLAR

36.422.074.954

68,38

TEMETTÜ GELİRLERİ

4.695.555.661

İLGİLİ KURULUŞLARA AKTARIM

3.180.378.984

5,97

FAİZ GELİRLERİ

843.441.398

İSTİHDAM ÖDEMELERİ

519.057.482

0,97

TEMİNATIN NAKTE ÇEVRİLMESİ

449.019.103

SERMAYE ÖDEMELERİ

6.794.936.789

12,76

ŞARTNAME GELİRLERİ

25.964.725

BORÇ ÖDEMELERİ

5.736.201.489

10,77

DİĞER GELİRLER

147.118.038

İLAN-REKLAM-DANIŞMALIK GİDER

203.522.604

0,38

TOPLAM GELİRLER

57.102.443.823

DİĞER GİDERLER

250.978.333

0,47

   

İDARİ BÜTÇEYE AKTARIMLAR

154.200.755

0,29

   

TOPLAM GİDERLER

53.261.351.390

100,00

 

Birgül Ayman Güler, http://baguler.blogspot.com, (14.11.2013)

ALTIN 4 YILIN DİBİNDE!

Küresel altın talebi, değerli metaldeki 10 yıllık rallinin son bulması ve Hindistan'da azalan tüketimle dört yılın dibine geriledi.

Dünya Altın Konseyi, küresel altın talebine dair rakamları açıkladı. Buna göre Temmuz-Eylül döneminde küresel altın talebi 869 ton olarak gerçekleşti. Böylelikle altın talebi 2013'ün üçüncü çeyreğinde dört yılın en düşük seviyesine gerilemiş oldu. Bir önceki yılın aynı dönemine göre ise talep yüzde 21 geriledi.

Yönelim Değişti

Dünya Altın Konseyi'nden Yatırım Direktörü Marcus Grubb, piyasadaki yönelimin değiştiğini söyledi. "(Altında) geçtiğimiz 10 yıldakine benzer kazanımlar elde etmek olası görünmüyor" diyen Grubb, "Boğa piyasası sonra ermiş gibi duruyor çünkü son 13 yıldır ilk kez altında kayıplı bir yıl göreceğiz" şeklinde konuştu. 2001'den bu yana her yıl sürekli yükseliş gösteren altın fiyatları 2013'ün başından bu yana ise yüzde 24 değer kaybetti.

Ne Etkili Oldu?

Küresel altın talebinin gerilemesinde dünyanın bir numaralı altın tüketicisi olan Hindistan'da talebin düşmesi etkili oldu. Ülkede lüks ithalatın bir numaralı kalemi olan altın tüketimini azaltmak isteyen hükümetin getirdiği ek vergiler tüketimi olumsuz etkiledi. Hindistan'da üçüncü çeyrekte yüzde 32 düşen altın talebi 148 ton olarak gerçekleşti. Hindistan'ın bu yıl sonunda altın tüketimindeki birinciliğini Çin'e kaptırması bekleniyor. ■ Akşam, (14.11.2013)

EURO AB'Yİ YIKACAK!

Ünlü yatırımcı George Soros, Euro'nun AB'yi yok edeceği yönündeki korkularının doğrulandığını söyledi.

Beş yıl içinde yaşadığı ikinci resesyonun ardından oldukça yavaş bir toparlanma süreci yaşayan Avrupa, pek çok uzmanın Euro para biriminin geleceğini sorgulamasına neden oluyor.

Bu uzmanlardan biri de dünyaca ünlü yatırımcı George Soros.

New York Times, Soros'un, "Korktuğum, Euro'nun kullanılmaya devam edileceği ve Avrupa Birliği oluşumunu yoldan çıkararak, yıkacağıydı. Euro'ya dair en kötü korkularım doğrulandı. Bir dayanışma ortamı yaratılmaya çalışılırken, her ülkenin kendi başına olduğu bir oluşum ortaya çıktı" dediğini yazdı.

Uzmanlara göre Avrupa'nın ortak para biriminde bütünlüğü engelleyen iki önemli sorun var. Bunlardan ilki, Avrupa Merkez Bankası'nın tahvil satamıyor olması. İkinci sorun ise, ülkelerin ortak bir mali politika izleyemiyor olması.

Buna örnek olarak, daha fazla kemer sıkma isteyen Almanya'ya karşı daha fazla teşvik isteyen zayıf bölge ekonomileri gösteriliyor. ■ Akşam, (14.11.2013)

UÖŞ: HAVADA DEV BİRLEŞME

ABD Adalet Bakanlığı, bu yılın Ağustos ayında rekabet kaygılarıyla engellediği Amerikan Airlines ve US Airways'in birleşme kararına onay verdi.

ABD’nin iki büyük havayolu firmasının birleşmesine, düşük bilet fiyatlı havayollarının faaliyetlerini engellememeleri şartıyla izin verildi.

İki şirketin birleşmesiyle 17,2 milyar dolarlık bir yapı oluşması bekleniyor. Birleşme ilk açıklandığında büyüklük 11 milyar dolar olarak açıklanmıştı. Ancak bu miktar US Airways’in artan hisse değeriyle yükseldi.

Şirketler Güvence Verdi

Havayolu firmaları, başta Washington’daki Reagan National ve New York’daki La Guardia olmak üzere kendi kontrollerindeki havaalanlarında düşük bilet fiyatıyla yolcu taşıyan havayollarının faalliyetini engelleyip rekabeti zorlaştırıcı tasarrufta bulunmayacakları konusunda güvence verdi.

‘Rekabet Artacak’

İki havayolu da birleşme sonrasında meydana gelecek yapının, bir süre önce Delta ve United havayollarının oluşturduğu dev firmayla rekabeti artıracağı görüşünü savunuyor.

Tek Havayolu Olmasına Zaman Var

Adalet Bakanlığı ile havayolu firmaları arasında sağlanan mutabakat, federal mahkemenin onayına sunulacak. Firmalar birleşmenin Aralık içinde tamamlanmasını bekliyor. Birleşme sonrası tarife ve fiyat uyumuna geçilecek. Ancak iki firmanın da filolarını tamamen birleştirip tek bir havayolu kuruluşu olmalarının bir kaç yılı bulması bekleniyor. ■Sözcü, (14.11.2013)

BORÇLANMA, HALK: İŞTE VATANDAŞIN BANKALARA KREDİ BORCU

Tüketici kredilerindeki artış sürüyor...

Tüketici kredileri 1-8 Kasım tarihleri arasında 1 milyar 325 milyon TL artışla 240 milyar 658 milyon TL düzeyine yükseldi.

Konut kredilerinin 567 milyon TL artışla 107 milyar 303 milyon TL’ye yükseldiği bu dönemde, taşıt kredileri 6 milyon TL artışla 8 milyar 310 milyon TL oldu.

Merkez Bankası’nın Haftalık Para ve Banka Bülteni’ne göre 1-8 Kasım tarihleri arasında toplam tüketici kredileri 1 milyar 325 milyon TL artışla 239 milyar 333 milyon TL’den 240 milyar 658 milyon TL’ye yükseldi. Bu kredilerin 229 milyar 484 milyon TL’si mevduat bankaları, 1 milyar 520 milyon TL’si kalkınma ve yatırım bankaları, 9 milyar 654 milyon TL’si ise katılım bankaları tarafından kullandırıldı.
Tüketici kredileri, 8 Kasım itibarıyla 28 Aralık 2012’ye göre yüzde 24.15 oranında, 46 milyar 806 milyon TL tutarında artış gösterdi.

-Konut Kredileri 107.3 Milyar Tl’ye Yükseldi-

8 Kasım itibarıyla mevduat, katılım, kalkınma ve yatırım bankalarının 240 milyar 658 milyon TL düzeyinde gerçekleşen tüketici kredilerinin, 107 milyar 303 milyon TL’sini konut kredileri oluşturdu. Konut kredileri bir önceki haftaya göre 567 milyon TL artış gösterdi. 1-8 Kasım haftasında taşıt kredileri 6 milyon TL artışla 8 milyar 310 milyon TL’ye yükselirken, diğer krediler 752 milyon TL artışla 125 milyar 45 milyon TL düzeyinde gerçekleşti. ■Sözcü, (14.11.2013)

ME, Mİ: LA POPULARİTÉ DE FRANÇOİS HOLLANDE CHUTE À 15%

Selon un sondage YouGov pour le Huffington Post et i>TELE, le pourcentage d'opinions favorables pour Jean-Marc Ayrault est lui aussi de 15%.

La chute semble inarrêtable. Après être tombé autour des 20% d'opinions favorables, obtenant ainsi le pire score d'un président sous la Ve République, François Hollande vient de passer un seuil fatidique. Selon un sondage YouGov* pour leHuffington Post et i>TELE publié jeudi, la popularité du chef de l'État chute de six points, atteignant 15% des personnes interrogées. Un désamour inexorable qui touche également le premier ministre, Jean-Marc Ayrault. ■Le Figaro, (14.11.2013)

 

15.11.2013 

MEVSİMLİK TARIM İŞÇİSİNİN YÜZDE 80’İ SİGORTASIZ

Türkiye’de 6,3 milyon tarım çalışanının yaklaşık yarısını mevsimlik işçiler oluşturuyor. ‘Mevsimlik Tarım İşçileri ve Ailelerinin Sağlığının Geliştirilmesi Programı’ kapsamında Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu ve Harran Üniversitesi tarafından Adıyaman ve Şanlıurfa’da ikamet eden toplam bin 21 aileyi kapsayan ve toplam 7 bin 165 kişinin katıldığı bir araştırma yapıldı.

Elde edilen sonuçlara göre mevsimlik tarım işçilerinin yüzde 60’ından fazlası yoksulluk sınırının altında. Son bir yılda 48 farklı ilde tarım alanlarında çalışan işçilerin yüzde 80’inin sosyal güvencesi bulunmazken, ailelerin yüzde 70’e yakını tarlalarda çocuklarıyla birlikte çalışıyor. Yüzde 38,8’i devletten ayni ya da nakdi yardım alıyor. Yardım alanların yüzde 57,1’i yakacak, yüzde 19,8’i eğitim, yüzde 17,5’i özürlü maaşı ve yüzde 10,4’ü gıda yardımı alıyor. Beşte biri yakacak ve gıda başta olmak üzere birden fazla yardım alıyor.

Kötü çalışma şartları sebebiyle bu işçilerin ölüm oranı yüksek. Türkiye genelinde nüfusa göre ölüm oranı hızı binde 6 olarak gerçekleşirken mevsimlik tarım işçilerinde binde 22,6’ya kadar yükseliyor. Bebek ölümleri de Türkiye ortalamasının yaklaşık 3 katı. Mevsimlik işçilerin dörtte üçü çalıştıkları tarlalarda sağlıklı şartlarda banyo ve tuvalet ihtiyacını karşılayamıyor. Üçte ikisi sağlık hizmetlerine, temiz içme ve kullanma suyuna erişememe, yetersiz beslenme; yarısından fazlası elektriğe erişememe, ücretlerin zamanında ödenmemesi, okula gidememe gibi problemler yaşıyor.

Mevsimlik tarım işçilerinin çalışma şartlarının iyileştirilmesi için Sağlık Bakanlığı, Tekfen Holding iştiraki Toros Tarım ve Hollanda Büyükelçiliği’nin desteğiyle geliştirilen proje, mevsimlik tarım işçilerinin hastalıklarının önlenmesine katkıda bulunmayı hedefliyor. Projeye 5 yıl için yaklaşık 1 milyon dolar kaynak ayrıldı. Proje öncülerinden Harran Üniversitesi Tarımda İş Sağlığı ve Güvenliği Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Zeynep Şimşek, “Bu program ile çoğu kadın işçilerden din görevlilerine, muhtarlara, iş aracılarına ve toprak sahiplerine kadar geniş bir kesime dönük eğitim programları düzenliyoruz.” dedi. Toros Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Esin Mete de tarım işçilerini bilinçlendirmeye ve tarımsal üretimde verimliliği artırmaya yönelik her türlü çabaya destek vereceklerini ifade etti. ■. ERHAN ÇAÇAN, Zaman, (15.11.2013)

İŞSİZLİK YÜZDE 9,8'E YÜKSELDİ

Türkiye genelinde işsiz sayısı 2013 yılı Ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 361 bin kişi artarak 2 milyon 806 bin kişiye yükseldi.

İşsizlik oranı ise 1 puanlık artış ile yüzde 9,8 seviyesinde gerçekleşti. Tarım dışı işsizlik oranı 1 puanlık artış ile yüzde 12,3, 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı ise 1,5 puanlık artış ile yüzde 18,7 oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2013 yılı Ağustos ayına ilişkin 'hanehalkı işgücü' istatistiklerini paylaştı. İstihdam edilenlerin sayısı 2013 yılı Ağustos döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 593 bin kişi artarak 25 milyon 960 bin kişiye yükseldi. Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 53 bin kişi azalırken, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 646 bin kişi arttı.

İstihdam edilenlerin yüzde 25,1'i tarım, yüzde 19,1'i sanayi, yüzde 7,2'si inşaat, yüzde 48,6'sı ise hizmetler sektöründe yer aldı. Önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında hizmet sektörünün istihdam edilenler içindeki payı 0,6 puan, sanayi sektörünün payı 0,4 puan artarken, tarım sektörünün payı 0,8 puan, inşaat sektörünün payı 0,3 puan azaldı.

İstihdam Oranı Yüzde 46,6 Oldu

İstihdam edilenlerin oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,3 puanlık artış göstererek yüzde 46,3'den yüzde 46,6'a yükseldi. Türkiye genelinde işgücüne katılma oranı, 2013 yılı Ağustos döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,9 puan artarak yüzde 51,6 oldu. Aynı dönemler için yapılan kıyaslamalara göre; erkeklerde işgücüne katılma oranı 0,7 puanlık artışla yüzde 72,6, kadınlarda ise 1,2 puanlık artışla yüzde 31,3 olarak gerçekleşti.

Kamu İstihdamı

Maliye Bakanlığı tarafından derlenen verilere göre, 2013 yılı 3. döneminde toplam kamu istihdamı 2012 yılının aynı dönemine göre yüzde 2,5 oranında artarak 3 milyon 296 bin kişi olarak gerçekleşti. Mevsim etkilerinden arındırılmış istihdam edilenlerin sayısında 2013 yılı Ağustos döneminde, bir önceki döneme göre 60 bin kişilik artış, işsiz sayısında ise 16 bin kişilik artış meydana geldi. Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücüne katılma oranı bir önceki döneme göre 0,1 puanlık artış ile yüzde 50,9, istihdam oranı ise değişim göstermeyerek yüzde 45,7 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı ise değişim göstermeyerek yüzde 10,1 oldu. Ekonomik faaliyete göre istihdam edilenlerde en fazla artış 48 bin kişi ile inşaat sektöründe gerçekleşti. ■. Zaman, (15.11.2013)

 

BÖLÜCÜLÜK: DİYARBAKIR, KÜRT EYALETİNİN BAŞKENTİ

Türkiye, gene, gerçek gündemi gizleyen, polemik kavgası içinde yuvarlanırken, birileri altımızdan sandalyeyi çekiyor. Biz sazanız ya, atladık Erdoğan’ın attığı oltanın yemine. Özellikle Diyarbakır’da sahnelenen, şenlik havası verilecek olan oyun, Türkiye’nin yeni geri adımının da sembolü.
Hatırlarsanız,
PKK’nın görüşmelerde öne çıkardığı konu Eyalet sistemi. Bağımsız Kürt devletinin, temel taşlarından biri olan, eyaletlere ayrılmış, Federal sistemin içindeki başlangıca geçiş. Bu, ABD veya Almanya gibi demokrasiyi hazmetmiş ve içinde ayrımcılık olmayan ülkeler için, iyi bir yönetim biçimi olabilir. Ama bizim için, topraklarımızda, bağımsız Kürt devletinin ilk adımı demek. Daha önce konuyu ayrıntılı anlatmıştım. Federasyonun açtığı kan gölüne, en güzel son örnek, Irak ve Suriye.
Olaylar, beklediğimiz gibi, alıştıra alıştıra ve hazmettirilerek gelişiyor. İktidar partisinin, Barzani’yi sahneye sokarak düzenlediği toplantı ve şenlik, eyalet sisteminin başkenti olarak adı geçen, Diyarbakır’da düzenleniyor. Geçenlerde, Suriye’deki PKK yanlıları da özerklik ve federasyon yönünde, adım attı
. Bizim olayları geriden izleyen ve her şeye hayret eden Türk basını, bunu da hayretle karşıladı. Ortada başka bir gerçek daha var. Gelecek yıl yerel yönetimler için oy kullanacak olan sizler de, Türkiye’deki yeni federal sistemin temellerini atacak, aynı zamanda onaylayacaksınız.


Büyükşehir belediyecilik sistemi
İktidardaki AKP’nin, gayet sinsi şekilde getirdiği, büyükşehir belediyeler sistemi ile merkezi hükümet sisteminden ayrılma yolu açılıyor. Benim anladığım, bu yeni belediyeler, yakın bir tarihte, federal sistemin de içinde, özerk bölgeler kurma hazırlıklarının başlangıcı. Böylece, PKK’nın başından beri direttiği bir talebi daha, gerçekleşmiş olacak. Bunu da sizler, oylarınızla onaylayacak ve doğrulayacaksınız. Dikkatle incelediniz mi büyükşehir belediyeciliğini. Aynı eyaletlerin kuruluşunu hatırlatıyor.
Ne var eyalet sisteminde? Kendi polis kuvveti. Kendi adli sistemi, kendi parlamentosu ve kendi yasaları. Kendi vergi sistemi. Bir devletin temelini oluşturan her şey. Eyaletler birkaç konuda Federal Merkeze bağlı ve genellikle de merkeze kafa tutar. Eyalet valileri, aynı belediye başkanları gibi seçimle gelir.
Gelelim iç politika konularına. Bu ay sonunda, ABD başkenti Washington, hareketlenecek. Biliyorsunuz, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve son açıklamalarıyla gündemdeki, Erdoğan’ın sözcüsü Bülent Arınç, Washington’a gidiyor. Aslında, CHP başkanının ABD ziyareti, ABD ile yeni bir sayfa açmayı amaçlıyor. Amerikalı yetkililer de, bu partinin, AKP’nin fraksiyonlu modern bir versiyonu olduğunun bilincinde.
Oy için, laiklikten, verilen anayasal tavizlere kadar bir dizi konuda, CHP, Atatürk’ün partisi çizgisinden koptu. Her şeye rağmen bu partinin Washington’da kurduğu büro, oldukça iyi iş çıkarıyor. En azından, Erdoğan ve cemaat tarafından, Amerikalılara farklı bir Türkiye’yi anlatıyor. Ama Washington, Türkiye’deki muhalefet partilerinin, yeni Türk gençliğinin gerisinde kaldığının bilincinde.
Arınç’a gelince, ziyaret, son gerilim öncesi planlanmıştı. New York’taki “Kuzey Amerika Medya Buluşması” adlı toplantıya, bana da davetiye gelmişti. Ama ben gidemeyeceğimi bildirdim. Arınç, New York sonrası, Washington’a geçip orada Anadolu Ajansı bürosunu açacakmış. Sanırım görüşme şansımız olacak. İşte bu karşılaşmada, omurgalı olmasını tavsiye eden patronuna yanıt verme şansı olabilir. Veya her zamanki gibi sözlerinden çark edebilir.
Arınç, açıklamaları öncesinde, yeniden seçime girmeyeceğini ve siyasetten çekileceğini söylemişti. Bu yönden sözleri ya bir tür AKP sonrası siyaset veya cemaat AKP çatlamasının yeni bir örneği. Hatırlarsanız, Arınç’ı Başbakan, Pensilvania’ya hoca efendinin endişelerini gidermek için göndermiş, ancak Arınç, Erdoğan’ı tatmin edecek bir cevapla dönmemişti. Bülent Bey büyük bir olasılıkla cemaatle ilişkiye girecek ve bu görüşmenin sonucu, Arınç’ın çenesini tutup tutmayacağını ortaya koyacak.
Ha, bu arada, her yerde düşen doların, Türk parası karşısında değer kazanması da bizim mükemmel ekonomimizin bir sonucu, tabii yerseniz. ■. Savaş Süzal, Yeniçağ, (15.11.2013)

 

16.11.2013 

BÖLÜCÜLÜK: KATİL BUGÜN DİYARBAKIR’DA

Sevgili okuyucularım, Afrika’nın ilkel ülkelerinde bile devletin onuru, haysiyeti vardır. Zamanında Türkiye de öyleydi ama her şey bunların döneminde altüst edildi.
Ancaaak, şimdi harflerini bile kaldırmaya kalkıştıkları Türkiye Cumhuriyeti gibi bir ülkenin onurunu ve haysiyetini çiğnetecek herhangi bir güç yoktur.
Baştakiler çiğnemeye, yok etmeye yeltense bile Türk Milleti izin vermez.
Türk Milleti’nin en büyük düşmanı olan bir aşiret reisi, adına Barzani denilen herif bugün Tayyip’le birlikte Diyarbakır’ı onurlandıracak!
Tayyip onunla ilgili olarak geçtiğimiz yıllarda şöyle diyordu:
“O bizim muhatabımız olamaz!”
Şimdi muhatabı oldu,
kendisini Diyarbakır’a davet etti!
Birlikte sarmaş dolaş olup gezecekler, açılış yapacaklar, konser dinleyip nutuk atacaklar.

* * *

Adına Barzani denilen ve Kuzey Irak’ta kurulu Kürt devletinin başkanlığını yapan bu herif Türkiye’nin en büyük düşmanı.
O bir katil.
Sayısı yedi bin’e yaklaşan şehitlerimizin katili.
Şehitlerimizi toprağa düşüren ve adına PKK denilen terör örgütü Barzani’nin topraklarında yaşıyor,
şimdi bile orada barınıyor.
Silahlarını, cephanesini, gıdasını genelde Barzani sağlıyor.
Bugün de öyle. PKK’nın üslendiği bölgelerin tümü Barzani’nin toprağı.

* * *

İşte bu adam, işte bu katil, iki gün boyunca Tayyip’in onur konuğu olarak Diyarbakır ziyareti yapacak.
Direklere belki Kürt bayrakları çekilecek.
Duvarlar şimdiden her ikisine de hitap eden hoş geldiniz pankartlarıyla dolduruldu.
Türkçe ve Kürtçe!
İki paralık bir aşiret reisi, ciğeri beş para etmez bir katil, PKK’nın koruyucusu, binlerce asker ve polisimizin şehit edilmesinin ilk sıradaki sorumlusu bugün Tayyip’in konuğu!
Ama herif şımarık.
Arkasında ABD var. Kuzey Irak’ın petrol yataklarını o işletiyor. Para bol!..
Ve Tayyip şimdi Barzani petrolünün, Barzani parasının peşinde.
Çöpçatanlığı ABD yapıyor.
Herif katilmiş, Türkiye’nin bir numaralı düşmanıymış, onlar hiç önemli değil.
Tayyip iktidarına para lazım, petrol lazım.
Vallaha bu uğurda gerekirse Barzani’nin elini bile öper.

* * *

Barzani aynı zamanda Apo isimli katilin de adamı ve koruyucusu. Belki bugün Tayyip’ten Apo’nun eğer mümkünse serbest bırakılmasını isteyecek…
Çünkü
Kürtçü takımı iyice şımardı.
Türk Ordusu karşılarından çekildi. Güneydoğu’da komutanlar Ankara’dan gelen emirler
doğrultusunda artık Kürtçe şarkılar söylüyor, dostluk mesajları veriyor, olup bitenleri görmezden geliyor.
Şımarıklık bir kez başladı mı, tam gaz sürüp gider. Şimdi sıra geldi yerleşim yerlerinin isimlerinin Kürtçe olmasına!..
Diyarbakır-Amed… Van, Wan…
Bitlis, Bedlis… Silvan, Miya Farqin… Adilcevaz, El Cewaz… Ahlat, Xelat… Erzurum, Erzourum!
Bu Kürtçülük olayı dipsiz bir kuyudur, doymak bilmez bir canavardır.
Tayyip ve ekibi bu işin altında ezilip gidecektir.

* * *

Katil Barzani’nin İmralı’daki adamı katil Apo da şımardıkça şımardı. İmralı’da krallar gibi ağırlanıyor. Hükümet şimdi yeni bir karar aldı:
İsteyen gazeteciler, siyasetçiler, avukatlar, ve uluslararası kuruluş temsilcileri, -eğer kabul ederse- Apo’nun ziyaretine gidecekler.
Son demecini birkaç gün önce ziyaretçileri aracılığı ile gönderdi:
“Eylemsizlik için hükümete dört ay daha süre veriyorum. Ondan sonrasına karışmam. Olacaklara hazır olsunlar.”
Apo halka açılıyor.
Bu müjdenin bugün Barzani’ye verilmesi bekleniyor.
Belki Barzani’yi de götürürler, iki katil baş başa konuşup anlaşırlar!
Eğer giderse, Barzani İmralı’ya başucunda asılı bir haritayı da mutlaka götürür!
Güneydoğu bölgemizi de içine alan Büyük Kürdistan haritası…
İran, Irak, Suriye ve Türkiye!..
Ve Tayyip kendisinden bir istekte bulunur:
“Yerel seçimler yaklaşıyor, ağırlığını koyup bana yardım et… Kürt seçmeni bana yaklaştır…”
Katille görüşme niçin Diyarbakır’da yapılıyor?
Bu sorunun yanıtlarını yukarıda vermiş oldum…
Çünkü okşanması gereken Kürtçülerin merkezi orası.

* * *

Sevgili okuyucularım, iş sadece Barzani’nin resmi Diyarbakır ziyaretiyle kalsa iyi!.. Ancak Kürtçülük olayında başka gelişmeler de var.
PKK’nin Suriye kolu olan PYD, Suriye sınırımızın güney bölgelerini ele geçirdi ve 12 Kasım günü geçici yönetim kurdu.
Kurucu meclis ilan edildi.
İkinci Kürt devleti hemen dibimizde kuruluyor
.
Ankara’daki bizim hacı fışfışlar şaşkın, ağızlarını bıçak açmıyor.
Suriye’yi karıştırırken, “Esad üç ay bile dayanamaz, gidicidir” derken zevkten dört köşe oluyorlardı.
Muhaliflere Esad’ı devirmek için silah ve cephane gönderirken büyük coşku içindeydiler.
Kendileri söylüyor, kendileri inanıyordu.
Günün birinde dibimizde yeni bir Kürt devleti kurulacağını akıllarına hiç getirmemişlerdi.
Hariciye Nazırı Davutoğlu Ahmet geçen gün televizyonda ağlaşıyordu:
“Böyle bir yönetim tek taraflı ilan edilemez. Suriye’yi bölecek davranışlardan kaçınmak gerekir!”
Suriye’yi kendileri böldüler, şimdi kontrol mekanizması ellerinden çıkınca ağıt yakıyorlar.
Tayyip bugün Barzani’den bir istekte daha bulunacak:
“Aman kardeş, bizim sınırda özerk yönetim kurdular, ağırlığını koy da engel ol!”
Barzani elbette “Emrin olur” diyecek, bıyık altından gülecek.

* * *

Barzani, Tayyip, Apo, PKK, PYD…
Hepsi de el ele vermiş, tam gaz çalışıyorlar.
Neyse, bugün Diyarbakır’da bayram var.
Tayyip’in adamı türkücü İbrahim Tatlıses’le Kürtçü türkücü Şiwan Perwer bugün katil Barzani ile Tayyip’in şerefine birlikte konser verecekler…
Apo ile Barzani’nin birlikte öldürttüğü yedi bin şehidimizin aileleri ve yakınları da, en azından bir bölümü, “Ama abicim bunlar Müslüman!” deyip seçimde yine Tayyip’e oy verecek.
Bir acayip Türkiye olduk ki, sormayın gitsin.
Bugün Tayyip-Barzani ikilisini izleyin, utanın. ■. Emin Çölaşan, Sözcü,(16.11.2013)

UÖŞ: 4 BİN KİŞİYİ İŞTEN ÇIKARACAK

ABD'nin önde gelen teknoloji ve havacılık şirketlerinden Lockheed Martin eleman çıkarıyor.

ABD'nin önde gelen teknoloji ve havacılık şirketlerinden Lockheed Martin, ABD hükümetinin harcamalarındaki düşüşe bağlı olarak bazı tesislerini kapatacağını ve 4000 kişiyi işten çıkaracağını bildirdi.

Lockheed Martin, 2015 yılı ortasına kadar Ohio, Arizona, Teksas ve Pensilvanya'dak buluna 4 tesisteki operasyonlarını sona erdirecek. ■. Cumhuriyet,(16.11.2013)

 

17.11.2013 

BÖLÜCÜLÜK: DİYARBAKIR'DA GENEL AF İLANI

Başbakan Erdoğan bölünme açılımı yeni bir aşamaya taşıdı. Günlerdir konuşulan Erdoğan-Barzani buluşması Diyarbakır'da yapıldı.

Toplu açılış töreni adeta açılım mitingine dönüştü. Sahneye ilk olarak Mesud Barzani çıktı.
Sözlerine "Ortadoğu'da yaşayan insanların artık birlikte yaşama günü gelmiştir" diye başlayan Barzani, her kesimden açılım sürecine destek vermesini istedi.

Başbakan Erdoğan ise konuşmasını açılımda gelinen yeni aşamaya ayırdı. Erdoğan, "Barzani'ye Irak Kürdistan Başkanı" dedi.
Erdoğan, Büyük Ortadoğu Projesi'nde Diyarbakır'ı yıldız yapma stratejinden vazgeçilmediğinin mesajını verdi.
Erdoğan, PKK için çıkarılacak genel affı Diyarbakır'dan ilan etti.
Erdoğan'ın konuşması pek çok yere mesajlarla doluydu. Erdoğan, Doğu ve Güneydoğu'da "ben de varım" dedi.
Başbakan, Suriye'nin kuzeyi, Diyarbakır ve Erbil'in birbirine bağlı olduğunu ifade etti.
Sahneye el ele çıkan İbnrahim Tatlıses ve Şivan Perwer de açılım mesajları verdi. Tatlıse ve Perver daha sonra toplu nikah töreninde düet yaptı. ■. Ulusal Kanal,(17.11.2013)

 

BÖLÜCÜLÜK: BARZANİ GELİYOR
Erdoğan, hacıyolu bekler gibi can dostu-onur konuğu Barzani’nin gelişini bekliyor. Aklı sıra Barzani’yi BDPKK’ya karşı kullanıp yerel seçimlerde oy toplayacak! Dede İdris Barzani ile başlayan Baba Molla Mustafa Barzani ile alevlenen Mesud Barzani ile sona yaklaşan Bağımsız Büyük Kürdistan davasının savunucusu, Erdoğan ve Davutoğlu’nun hatırı için yüz yıllık davasından vazgeçecek, öyle mi?.
Türkiye’yi yöneten bir “Devlet Adamı” olsaydı şunu yapardı;
Başta Amerika-İngiltere-Fransa-İran-Irak olmak üzere tüm bölge ülkeleriyle konuşup, şu mesajı verir ve gereğini yerine getirirdi;
“Bu andan itibaren Türkiye Cumhuriyeti Devletine yapılacak silahlı terör saldırıları, hangi devletten gelirse gelsin, anında misliyle karşılık görecektir. Kuzey Irak’ta yuvalanan PKK Narko-Terör örgütü militanları, Türkiye’de bir tane asker veya polis öldürürlerse, bu cinayetlerin müsebbibi Mesud Barzani olacak ve hesap ondan anladığı dille sorulacaktır. TC Devleti bu konuda uluslararası
antlaşmalardan doğan tüm haklarını çekinmeden kullanacaktır.
TC Devleti dost ve düşmanlarının listesini yenilemek istemektedir.” ■. Rıfat Serdaroğlu, http://rifatserdaroglu.com, (17.11.2013)

RTE V CEMAAT: İKİNCİ RİNG…

… RTE, bugünlerde bir başka ringde kadim koalisyon ortağı F.Gülen cemaati ile kapışıyor. Malum; Cemaat kaç zamandır rejimi birlikte inşa etmelerine karşın, iktidarın kendileriyle yeterince paylaşılmadığından yakınıyor. Bunu medyadaki gazete ve televizyonları ile dile getiren Cemaatin, RTE’nin kanadı altında tuttuğu MİT’e geçen yıl tehlikeli salvolar yaptığı hatırlarda. İki taraf da hep karın boşluğunu kolluyorlar ringde ve sürekli birbirlerine karşı gard alıyorlar.

RTE’nin karşı tarafı zayıflatmak için son hamlesi, dersanelerin kapatılması…Dersaneler üstünden hem parasal birikim sağlayan hem de genç kadrolar yetiştiren, bunları Emniyet,Yargı gibi önemli organlara yerleştiren Cemaat için bu hamle, fideliğin kurutulması demek ve günlerdir sert bir kampanya yürütülüyor bu operasyona karşı. Bir yandan da yaklaşan seçim maratonunda AKP ile yolların ayrılabileceğinin tehditi savruluyor. En son Cemaat’in sesi olarak bilinen Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı , “hizmet”in doğrudan bir parti kurma niyeti olmadığını belirtmekle beraber, aba altından şu sopayı göstermeyi ihmal etmiyordu; “ Câmia’nın bir “parti kurmayacağı ve herhangi bir partiye angaje olmayacağı” ilkesi ile Hizmete gönül vermiş kişilerin bireysel tercihleriyle aktif siyaset yapabileceği konuları birbirine karıştırılmamalıdır”…Bunun, “Cemaat partiye dönüşmez ama Cemaatçiler parti kurabilir ya da ittifaklara girebilir” şeklinde tefsiri hiç de yanlış olmayacaktır.

Bu tehdit RTE’nin kafasında sallanırken RTE boş kalır mı? Cemaat’in can damarı dersanelerin kapatılacağı ile ilgili tasarı Milli Eğitim Bakanı’nın önüne sürüldü. Buna da hemen karşı kampanya başlattı Cemaat .

Cemaat kampanyaya AKP’nin içinden ve muhalefetten destek arıyor. Zaman’a yapılan açıklamalarda Meclis Başkanı Cemil Çiçek, “Dershaneler ihtiyaçtan doğdu, ihtiyaç bitmediyse sıkıntı çıkar, ister devletin ister gönüllülerin yaptığı bu dershaneler terör, alkol, uyuşturucu sorununa olumlu tesir ediyorsa bunları desteklemek lazım” derken CHP’li Erdoğan Toprak, “..dershaneleri kapatmak popülizmdir. Ailelerimiz, o dershanelerle eğitim farkını kapatıp üniversite imtihanlarında çocuklarına biraz sans tanımak istiyorlar. Kimsenin bu sansı gençlerimizin elinden alma hakkı yoktur” diyerek cemaat’e omuz veriyordu. MHP’den Zuhal Topçu da, “Eğitimin bu kadar sorunu varken onlarla uğraşmak yerine, onlara çözüm üretmek yerine dershanelerin gündeme alınmasını samimiyetsizlik olarak görüyoruz” diyerek ittifaka katılıyordu. ■ Mustafa Sönmez, http://mustafasonmez.net, (17.11.2013)

 

18.11.2013 

BÖLÜCÜLÜK, CEMAAT: 'İÇİMİZ KAN AĞLIYOR'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) Başkanı ve Kürdistan Demokratik Parti (KDP) lideri Mesud Barzani ile Diyarbakır'da buluşmasının yankıları devam ediyor... CHP Tunceli milletvekili Kamer Genç Erdoğan'ı sert bir dille eleştirdi.

Diyarbakır'da Mesut Barzani'yle buluşan Başbakan Erdoğan'ın konuşmasında 'Kuzey Irak Kürt Bölgesi' yerine ilk kez 'Kuzey Irak Kürdistan Bölgesi' demesi gündeme damgasını vurdu.

CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç Başbakan'ın 'Kürdistan' demesiyle ilgili "Ben ona Recep demiyorum, Tayyip diyorum. Ülkeyi parçalara ayırdı, böldü. İçimiz kan ağlıyor. Amacı ülkeye şeriat hukuku esasına dayalı bir düzenleme getirmek. Türkiye Cumhuriyeti'ni yok etmek. Diyarbakır'da daha önce yaptığı açıklamalarda 'Kürt sorununu çözeceğim' demişti. Bu işin tohumlarını daha o zaman attı. Şimdi artık 'Kürdistan'ı kuracağım' diyecek. Tayyip'in karşısında ülke olarak dimdik durabilmek lazım. Yunanlılar gelmiş 16 adayı işgal etmiş. Kısım kısım parçalanıyoruz. Perde arkasında Tayyip'in yaptığı pazarlıklar var. Yalaka basın da haklıymış gibi çizip duruyor. İnsanların artık uyanması, oynanan oyuna karşı durması gerek. Bunlar hep önceden planlanmış stratejiler. İçimiz kan ağlıyor..." açıklamasında bulundu.

Genç, dershanelerin kapatılmasıyla ilgili "Tayyip'in amacı dershaneleri kapatıp özel okul yapmak. Herkes de biliyor ki bunun arkasında da cemaatler var. Amacı cemaatlere gelir kaynağı oluşturmak. Tayyip bu ülkeye kabus gibi çöktü" dedi. ■ Dilek Kılıç, Cumhuriyet, (18.11.2013)

BÖLÜCÜLÜK: 'BAŞBAKAN'IN, 'KÜRDİSTAN' DEMESİ HOŞUMA GİTTİ'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın davetlisi olarak Diyarbakır'daki programlara katılan Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkanı Mesut Barzani, Başbakan Erdoğan'ın ilk kez kendisini tanıtırken, "Kürdistan" ifadesini kullanmasının çok hoşuna gittiğini ve bunun da önemli bir adım olduğunu söyledi.

Mesut Barzani, Şivan Perwer'in 37 yıl aradan sonra Türkiye'ye gelmesini ise, "20-30 yıl önce gelseydi idam edilirdi. Bugün büyük bir ilgi ve sıcaklıkla karşılandı" diye konuştu.

Diyarbakır'da hafta sonu Başbakan Erdoğan'ın devatlisi olarak gelen ve bazı görüşmeler gerçekleştiren Irak Kürdistan Bölgesel Yönetim Başkanı Mesut Barzani, TRT'nin Kürtçe yayın yapan TRT 6 kanalına açıklamalarda bulundu. Barzani, daha önce defalarca havaalanına geldiği Diyarbakır şehir merkezine ilk kez girdiğini ifade ederek, "Her Kürdün gönlünde olduğu gibi benim gönlümde de Diyarbakır aziz bir kenttir, önemli bir kenttir. Diyarbakır'daki kardeşlerime ilgi ve alakalarından dolayı selam ve saygılarımı sunuyorum. Ben barış için geldim buraya. Buraya gelişimin nedeni barışın arkasında durmak içindi. Kürt halkı olarak barış sürecinin durması ve bozulmasını engellemeliyiz" dedi. ■ Cumhuriyet, (18.11.2013)

 

YABANCI SERMAYE: TÜRK KIRTASİYE DEVİ FRANSIZLARA SATILDI

Geçtiğimiz yılı 95 milyon lira ciro ile kapatan ünlü Türk kırtasıye markası NOKI Fransız kırtasiye devi Hamelin'e satıldı.

NOKI ile Fransız Hamelin arasındaki ilk hisse satışı 2010 yılına dayanıyor. 2010 ile 2013 arasında farklı tarihlerde NOKI'nin toplam yüzde 70 hissesi Hamelin , bugün de kalan yüzde 30 hisseyi alarak şirketin tümüne sahip oldu.

 Derya Büro Malzemeleri A.Ş'nin sahibi olduğu NOKI, 1994 yılında Yusuf Kohen tarafından kurulmuş, 1996 yılında da kardeşi Selim Kohen şirkete katılmıştı. NOKI bugünden itibaren yüzde 100 yabancı sermayeli bir şirket olarak ticari faaliyetlerine devam edecek. Şirket yönetiminde ise bir değişiklik olmayacak ve Kohen kardeşler devam edecekYusuf Kohen, aynı zamanda Tüm Kırtasiyeciler Derneği yönetim kurulu üyeliği görevini de sürdürüyor.2012 yılını 95 milyon TL ciro ile kapatan NOKI, 240’ı mavi yakalı olmak üzere yaklaşık 300 kişi istihdam ediyor

 AVRUPA'NIN KIRTASİYE DEVİ

 Türkiye'ye NOKI'yi alarak giren Hamelin Group, Fransa'nın Caen kentinde 1864 yılında kurulmuş, dört nesildir Hamelin ailesi tarafından yönetilen bir şirket.Toplam 3 bin 500 çalışanı bulunan firma daha çok kıta Avrupasındaki fabrikaları sayesinde üretici kimliği ile öne çıkıyor. Toplam 700 Milyon Euro’luk cirosu ile Avrupa tedarikçileri arasında en büyük ikinci şirket olan Hamelin Group, tüm Avrupa kırtasiye pazarının yüzde 35’ine hizmet veriyor.Şirketin Bantex ve benzeri birçok bölgesel alt markası bulunuyor. NOKI de bunlardan biri olarak kendi markası ile yaşamaya devam edecek. ■ Cumhuriyet, (18.11.2013)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura