Diğerleri > Sis Çanı
10-08-2014
NELER OLDU 13-18 HAZİRAN 2014 (Dolar, bölücülük, BOP, OMT, altın, işsizlik)

Cihan Dura

10.8.2014


13.6.2014

DOLAR, PETROL, BORSA: MUSUL OLAYI DOLAR'I VURDU

Amerikan doları Irak’ta yaşanan rehine krizi ve uluslararası piyalarda yaşanan dalgalanmanın etkisiyle adeta uçuşa geçti. Dün 2.1060 liradan günü tamamlayan dolar, güne yükselişle başladı. Güne 2.1180 seviyesinden başlayan dolar, saat 10.45 itibarıyla bankalararası piyasalarda 2.1242 seviyesinde işlem görüyor.

Yaşanan bu dalgalanma Euro’yu da etkiledi. Dün serbest piyasada 2.8520 liradan alıcı bulan Euro, güne 2.8730 liradan başladı. Euro saat 10.45 itibarıyla 2.8839 liradan alıcı satılıyor. 

PETROLDE ARTIŞ

Musul'da yaşanan gelişmelere ilişkin kaygılarla artmaya başlayan petrol fiyatları son 9 ayın en yüksek seviyesine çıktı. Irak opec'in ikinci büyük petrol ihracatçısı konumunda.

Brent türü petrolün varil fiyatı 113.27 dolarla Eylül 2013 tarihinden bu yana en yüksek seviyeyi gördü.  Amerikan ham petrolünün varil fiyatı da Eylül 2013'ten beri en yüksek seviye olan 106.71 dolara ulaştı. Barclays'den Helima Croft, Irak'tak olası bir saldırıda enerji tesisinde çalışanlarının bölgeden çıkabileğini ve üretimin düşebileceğini söyledi. 

20 DOLAR BİRDEN FIRLAR MI?

İngiliz The Telegraph gazetesinin haberine göre petrolde en kötü senaryoyu Saxo Bank’ın Başkan Yardımcısı Ole Hansen açıkladı. Hansen brent petrolün varil fiyatının 20 dolar daha yükselerek 130 dolar sınırını aşabileceğini ifade etti. Hansen, “Eğer petrolde bu tip bir fiyat artışı gözlenirse halen kırılgan olan global ekonomi tekrar resesyon tehlikesiyle karşılaşır” dedi.

BORSA DÜŞÜŞTE

Öte yandan Borsa İstanbul 100 (BIST 100) endeksi, güne önceki  kapanışa göre 427,74 puanlık düşüşle 79.406,59 puandan başladı. Borsa’daki satış dalgası ilerleyen saatlerde de devam etti. Saat 10.45 itibarıyla Borsa İstanbul yüzde 0.74 düşüşle 79.244 puan seviyesinde…■ Cumhuriyet, (13.6.2014)

 

14.6.2014

BÖLÜCÜLÜK, BOP: IŞİD, KÜRDİSTAN’I KURUYOR

Bugün köşemi Dr. Tuğçe Varol Sevim’e bıraktım. “Suriye’deki Esad rejimini yıkması ve Katar’dan başlayarak, Suudi Arabistan’dan geçecek ve Suriye’ye ulaşacak olan Selefi doğal gaz boru hattı yolunun açılması ve İsrail doğal gazının Esad tehlikesi bertaraf edilerek Türkiye’ye taşınması için başta Katar ve Suudi Arabistan tarafından beslenen IŞİD, asli görevini yerine getiremeyince ikinci plana yönelmiştir. Sanılanın aksine IŞİD’in Musul’a saldırmasında şaşılacak bir taraf olmadığı gibi zaten beklenen bir durumdu. IŞİD aylardır Irak’ın boru hatlarına ve inşaatlarına, elektrik trafolarına ve diğer enerji hatlarına saldırmakta idi. Ellerine çöllerdeki boru hatlarının haritaları verilen bu adamlar arasında topografik haritaları okuyabilenler de olmalı ki çöllerin ortasında boru hatlarını bulup patlatıyorlardı. Daha önce “Kerkük, Humus Olacak” ve “Türkiye, Barzani’ye Teşekkür Edecek” minvalinde yazılar yazan bir araştırmacı olarak belirtmek isterim ki IŞİD’in esas hedefi Kerkük’ün Barzani’ye teslim edilmesi ve Kürdistan’ın kurulmasıdır. Meselenin özünde ilahi ve dini değil, enerji ve para ile ilgili bir strateji mevzusu bulunmaktadır.
IŞİD çok açık bir şekilde Irak’ın enerji ile ilgili ana damarlarına bir saldırı düzenlemiştir. Sadece Musul’u ele geçirerek petrol yatakları ve Kerkük-Ceyhan boru hattının kontrolünü de ele geçirmiş durumdadır. Bunun dışında Musul’un güneyindeki Irak’ın en zengin doğal gaz kaynakları olan Akkas rezervlerinin olduğu bölgeye de saldırmıştır. Ayrıca Akkas bölgesi yine İran-Irak-Suriye’ye ulaşmasının da önünü şimdilik kesmiş gözükmektedir. İran’ın gazını Irak ve Suriye’den taşıma ihtimali ortadan kalkacak olursa, Tahran’ın Türkiye alternatifini tercih etmesi çok büyük ihtimaldir. Halen İran’ın 35bcm gazını taşıyacak bir boru hattını Başbakan’a yakın bir iş adamı tarafından devlet teşviki de alarak inşa edildiği bilinmektedir. Yalnız bu gazı göndereceğine dair İran ile imzalanmış henüz net bir anlaşma yoktur.
IŞİD’in nihai hedefi ise Kerkük’tür. Bu strateji de meyvesini vermeye başlamıştır çünkü Irak ordusu Kerkük kentinin savunmasını tamamen Barzani Peşmergelerinin kontrolüne bırakmıştır. Böylelikle Kürdistan’ın resmi bir devlet olarak kurulmasının önündeki son engel de ortadan kalkmıştır. Çok kısa bir süre içerisinde Kerkük başkentli Kürdistan’ın da ilanı söz konusu olabilir ve hem IŞİD hem de Perşmergeler ile mücadele edemeyecek durumda olan Bağdat hükümeti de bu durumu kabullenmek zorunda kalabilir. Bu bağlamda IŞİD, Kürdistan’ın geleceğinin güvencesi anlamına gelmektedir.
Bu arada gözden kaçmaması gereken bir başka meselede Erbil petrolünü ilk kez satın alan Rus devlet şirketi Rosneft ve ona destek olan BP’nin birden ortaya çıkmasıdır. Esasen Irak’ın güneyinde de petrol sahaları olan ve Bağdat hükümeti ile iş yapan BP de böylece Bağdat hükümetine bir darbe indirmiştir. BP, Rosneft şirketine halen ortaktır ve şirketin uluslararası yaptırımlar altında kalmasını da engellemeye çalışmaktadır. ABD’nin engellemeleri ile Erbil petrolü günlerdir bir rafineri tarafından kabul edilmemiştir ve aniden ABD yaptırım listesindeki bir şirketin yöneticisinin (CEO Igor Sechin) bulunduğu şirket ilk kez petrolü satın almıştır. IŞİD, bir yandan Kürdistan’ın kurulmasına yardım etmekte bir yandan da gözleri Doğu Ukrayna’dan da uzaklaştırmaktadır. Oysa ki olaylar nedeniyle Rusya, Doğu Ukrayna’da bir koridor açılması talebinde bulunmuştur. Bir başka deyişle IŞİD, Irak topraklarını işgal ederken, Rusya’nın da dünya kamuoyunun meşguliyeti nedeniyle Doğu Ukrayna’ya bir askeri operasyon düzenlemesi beklenebilir.
Sonuç olarak Ankara’nın istihbarat ve dış politikası böbürlenmesi ile IŞİD’ın adım adım Musul’a ilerleyişinden haberinin olmaması, Dışişleri Bakanı’nın IŞİD’ın Musul’a girmeye başladığı saatlerde ABD’ye gitmesi tartışılması gereken konulardır. Bir yandan Musul’da Türk diplomatik tutsakları bulunurken koskoca Musul ve Kerkük coğrafyasındaki bütün Türkmenler IŞİD tehlikesi altındadır. Türkiye, Türkmenler için askeri bir müdahale yapacak olsa, IŞİD’ın elinde Türk diplomatlar var. Yine Türkiye, diplomatlar için askeri bir müdahale yapacak olsa tüm Türkmenler hedef haline gelecektir. Diğer yandan IŞİD’in Türkiye’de de saldırılar düzenleme ihtimali bulunmaktadır. Gelinen durumda eğer diplomatları, Barzani Peşmergeleri IŞİD ile müzakere ederek teslim alıp da Türkiye’ye teslime ederse buna şaşırmamak gerekir. Çünkü, IŞİD’in Irak’a saldırması ve Erbil ile Bağdat’ın arasına yerleşmesi başlı başına Kürdistan’ın kurulması için bir operasyondur.” ■Ümit Özdağ, Yeniçağ, (14.6.2014)

BOP, PETROL: KUZEY IRAK PETROLÜNÜ RUS ROSNEFT SATIN ALDI

 

Kuzey Irak Yönetimi, Bağdat yönetiminin tüm engelleme çabalarına rağmen tek başına Türkiye üzerinden dünya piyasalarına sevk ettiği ham petrolünü Rus Rosneft satın aldı.

Irak’ta çıkarılan petrolü sadece kamu petrol şirketinin satmaya yetkili olduğunu savunan merkezi hükümet iki yıldan bu yana Kuzey Irak yönetimi ile petrol gelirlerinin nasıl paylaşılacağı ve satılacağı konusunda mücadele ediyor.

BP ile birlikte işletiyor
Kuzey Irak yönetimi, kendi sınırları içinde çıkarılan petrolü Türkiye’ye gönderiyor. Petrol Mayıs ayı sonunda uluslararası piyasalara sevk edilmek üzere Türkiye’den gemilere yüklenmeye başladı. Irak merkezi hükümeti bir taraftan özerk Kuzey Irak yönetiminin tek başına petrol satmasını engellemeye çalışırken, diğer taraftan da ülkenin ikinci büyük kenti Musul’u Salı günü ele geçiren radikal İslamcı militanları kentten çıkarmak için Kürt yönetimine bağlı askeri güçlerinden destek istiyor. Irak hükümeti düzenli olarak Kürt petrolünü alan Avusturyalı enerji şirketi OMV’yi daha önce kara listeye almıştı. Hükümet ayrıca ülkedeki zengin petrol yataklarıyla ilgilenen şirketlerin gözünü korkutmak için de büyük petrol sahalarını işletme anlaşmalarında değişiklik yapabileceğini söylemişti. Kürt petrolünü Almanya’da BP ile birlikte işlettiği rafineri için satın alan Rosneft’in Irak’ta büyük bir projesi bulunmuyor. Rafineriyi işleten Ruhr Oel şirketinin ana ortağı BP ise Irak’ın en büyük petrol sahası olan Rumaila’yı işletiyor. İki şirket de Kürt petrollerini satın alınmasına dair sorulara cevap vermedi. Reuters AIS Live gemi izleme verileri ve nakliyat kaynaklarının verdiği bilgiye göre tanker, piyasa değeri yaklaşık 30 milyon dolar olan petrolü İtalya’nın Trieste Limanı’na götürdü.


Sevkiyat devam ediyor
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Kuzey Irak’tan ham petrol akışının devam ettiğini söyledi. Yıldız, Rusya’nın Ankara Büyükelçiliğinde düzenlenen milli gün resepsiyonu öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Musul’daki gelişmelere yönelik bir soru üzerine, Yıldız, “Kuzey Irak’tan günlük yüz bin varil civarında olan ham petrol akışında herhangi bir değişiklik yapılmış değil. Sevkiyat devam ediyor” dedi. Musul’daki son durumla ilgili Dışişleri Bakanlığının gerekli açıklamaları yapacağını belirten Yıldız, sadece enerjiyle alakalı gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunacağını kaydetti. Kuzey Irak’tan gelen ham petrolün, yine Kuzey Irak tarafından yapılan ihalelerle satıldığını ifade eden Yıldız, “Üretilirse biz taşırız. Taşınan petrol de piyasalara aktarılıyor. Biz taşımadan sorumluyuz” diye konuştu. ■ Yeniçağ, (14.6.2014)

 

BOP, BÖLÜCÜLÜK, KÜRDİSTAN:  GİRDİK Mİ ÇIKMAYIZ!

Peşmerge Bakanlığı, Kürt bölgesi dışında kalan Kerkük dahil tüm Kürt yerleşim birimlerinde denetimi sağladıklarını ve bir daha buralardan çıkmayacaklarını bildirdi.

Kürt parlamenterler de Bağdat’ı terk ederek Kuzey Irak’a döndü. IŞİD gruplarının önce Musul’u, ardından Selahaddin ve Kerkük bölgelerinde bir çok yerleşim birimini çatışmasız bir şekilde ele geçirmesi ardından, Kürt yönetimi güçleri Irak askeri birliklerinin terk ettiği Kerkük’ün denetimini aldı. Peşmergeler, Kerkük çevresinde IŞİD çeteleri ile çatışmaya girerken, kentin güney batısındaki bazı ilçe ve köyleri geri aldı. Şiddetli çatışmalar sonucu Kerkük’ün Til el-Werd ilçesi alındı. Peşmergeler gün içinde düzenledikleri operasyon sonucu, kentin 50 km güney batısındaki Haviçe ilçesine bağlı El Multeka beldesini IŞİD’den geri aldı. ■ Yeniçağ, (14.6.2014)

 

15.6.2014 

BÖLÜCÜLÜK: HALİDİ NAKŞİLER BU TUZAĞIN FARKINDA MI?

Nakşibendilik Türk ama izlenen siyaset hiç de öyle değil...   

Her şey PKK’nın Anadolu’da çıkarılmış on altı isyanı sahiplenmesiyle başladı…

Türk tarihine her nedense Kürt isyanları olarak yazılmış bu on altı isyanı inceledim…

Amacım; bu isyan siyasetini çözebilmek ve PKK’nın foyasını meydana çıkarmaktı…

1514 Yavuz Sultan Selim-Şah İsmail savaşı, Çaldıran’dan yola çıktım…

İzlediği bu ayrılıkçı Kürt siyasetiyle Başbakan Erdoğan’ın Cemaati’ne ulaştım.

Başbakan Erdoğan Halidi Cemaati'nin İstanbul/Gümüşhanevi tekkesinden idi…

Ve sonrası çorap söküğü gibi geldi…

Bakınız nereye ve nelere ulaştım…

 

Halidi Cemaati’nin halifesi Halid-i Bağdadi, Süleymaniye’den.

Onun ilk halifesi Şeyh Abdusselam Barzani, Barzan’dan…

İkinci halifesi Şemdinli’den Seyit Taha, Şemdinli’den…

1880-1961 arası Kuzey Irak ve Doğu Anadolu’da çıkarılmış olan ve adına da Kürt isyanları denilen on isyanın tertipleyicisi ve yöneticisi işte bu iki aile; Tahazedeler ve Barzaniler…

Tahazadeler Kürt değil, Barzaniler aşiret değil…

 Bu isyanların öncesine baktım…

Türk tarihine ilk Kürt isyanı diye yazılan 1806 Abdurrahman Paşa isyanından 1855 Bedirhan isyanları arasında geçen elli yılda altı isyan çıkarılmış ve bunları yapan üç aile; Baban, Soran ve Bedirhan…

 1908-1918 arasında kurulan ve adının başında Kürt ve Kürdistan olan örgütleri inceledim…

Bu örgütleri kuran işte bu isyanları çıkartanların çocukları, toplam beş aile; Tahazadeler, Barzaniler, Baban, Soran ve Bedirhan…

 Bu isyanlarla günümüzdeki Barzani, Talabani, Asala ve PKK’yı inceledim…

Hepsinin aynı coğrafyadan çıkış yaptığını tespit ettim: Kuzey Irak; Süleymaniye, Barzan ve Şemdinli…

Hepsinin aynı siyasi hedefe gittiğini gördüm; Anadolu ile Asya arasında bir tampon devlet kurmak…

PKK-Asala bir yana, hepsinin aynı Cemaat’in müritleri olduğu ortaya çıktı; Halidi Cemaati…

 Halidi Cemaati’nde yetişen Türk siyasetçilerini araştırdım…

Karşıma iki cumhurbaşkanı, iki başbakan ve diğerleri çıktı; Özal, Erbakan, Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan, Cüneyt Zapsu, Bülent Arınç..

 Tamamı belgelere dayalı bu araştırmanın sonucu şunu gösteriyor;

AKP siyaseti on bir yıllık siyaset değil, iki yüz yıllık bir geçmişi var ve bu siyasetin amacı Anadolu ile Asya arasına tampon bir devlet kurmak, böylece Anadolu’nun Asya ile bağını kesmek…

Adına Kürt diyerek isyan çıkartan, tertipleyen ve yönetenlerin başları Kürt değil, Kürt kökenli kardeşlerimiz tuzağa çekilmiş…

Türk tarihine Kürt isyanları olarak yazılmış on altı isyanı çıkartan beş aile; Baban, Soran, Bedirhan, Barzani ve Taha…

Anadolu’da doğrudan hiç Kürt isyanı olmamış, hepsinin çıkış noktası Süleymaniye-Barzan-Şemdinli hattı…

 Baban, Bedirhan ve Soran beylerini bey yapan 1514 Çaldıran Savaşı; Şah İsmail’e karşı Yavuz Sultan Selim’e destek veren bu üç aşiret bey yapılmış...

Taha ve Barzanileri Cemaat yapan Sultan II. Mahmut; Bektaşilere karşı Halidileri desteklemiş…

Ve günümüzde AKP siyasetini yönetenler, bu beş yüzyıllık tarihsel olayların uzantısı ve iki yüz yıllık isyan siyasetinin takipçileri olarak karşımıza çıkıyor…

 

Bu belgelere dayalı gerçeklik Türk tarihini yeniden yazdırabilir.

Kürt kökenli kardeşlerimiz bu gerçeği bilirse eğer, Barzani-Talabani-PKK’ya verdiği desteği çekebilir.

AKP Cemaati’ne destek veren insanlarımız da bu gerçek karşısında nasıl bir siyasetle karşı karşıya olduğumuzu görebilir ve AKP’ye verdiği desteği çekebilir.

 Ben tek başıma Türk Milleti’nin düşürüldüğü bu tuzağı görebilmesini sağlama imkanına sahip değilim ama siz, bu konuda kamuoyunun bilgilendirilmesi için destek verebilirsiniz; okuyunuz ve anlatınız…

Sözlerime kanıt olarak, “Cemaat ve Barzani” adlı kitabı gösteriyorum, her sözümüz bu kitapta belgelidir.  ■ Erdal Sarızeybek, http://www.sarizeybekhaber.com/haberler/halidi-naksiler-bu-tuzagin-farkinda-mi-h705.html

 

16.6.2014 

BOP, OMT: TÜRKİYE PKK İLE BLOK OLACAK MUSUL KERKÜK'Ü ALACAK

CNN TÜRK'te Ankara Günlüğü programında Hande Fırat, Utku Çakırözer ve Hüseyin Yayman, IŞİD'in Musul'u işgal etmesini tartıştı.

Irak'ın bölünebileceği uyarısında bulunan Hükümet'e yakınlığı ile bilinen Vatan Gazetesi yazarı Hüseyin Yayman, "Domino etkisi yaratacaktır. Bütün bölgedeki sınırların değişmesi anlamına gelecektir. Çok belli ki burada Utku'nun söylediği bloklar var. Bir tarafta İran- Maliki- Esad, arka planda büyük abi olarak Rusya var. Diğer tarafta Sünni blok var. Türkiye- Kürdistan Bölgesel Yönetimi, belki de BDP'yi PKK'yı içine alan başka bir blok bir hat olacak" dedi.

Yayman, "Ben önümüzdeki dönemde Irak'ın bölünme senaryoları üzerinden tekrar Türklerin rüyası Musul-Kerkük tartışmalarının daha fazla gündeme gelebileceğini düşünüyorum" dedi. Irak'ın üçe bölünme tartışmalarının oluduğunu söyleyen Yayman, Musul-Kerkük'ün Türkiye'ye bağlanabileceğini söyledi.

Programın bir diğer konuğu CHP Genel Başkan Yardımcısı Aytun Çıray da, Irak’ta yaşanan son gelişmelerin ardından Musul ve Kerkük’ün Türkiye’ye katılması yönünde yapılan tartışmalara değinerek, “Bu iş bu kadar kolaysa hemen yarın girsinler ne bekliyorlar. Biz de arkalarındayız. Biz barıştan yanayız. 21. yüzyılda ne bizim başkalarının topraklarında gözü olmalı ne de başkalarının bizim topraklarının gözü olmalı” ifadelerini kullandı.

“HEMEN YARIN GİRSİNLER NE BEKLİYORLAR”

Irak krizi vesilesiyle Misak-ı Milli tartışmasının gündeme geldiğinin anımsatılması üzerine Çıray, “Kim istemez Musul-Kerkük Türk toprakları içinde olsun. Ama dış dış politikada ‘yurtta sulh, cihanda sulh’ lafı bir korkaklığın eseri değildir. Bu 600-700 yıllık o tecrübenin bir sonucudur. Bütün bu problemlerin petrol ve enerjiden çıktığına itirazı olan var mı? bütün bu meselelerin petrolün nasıl çıkartılacağına ve nasıl paylaşılacağı konusu üzerinden çıktığına itirazı olan var mı? Yok. Bu tür hayallerin peşinden koşmak Türkiye’yi böler” dedi.

Musul ve Kerkük’te her şeyin zayıfladığını kaydeden Çıray, “Bu kadar basitse, ne bekliyoruz? Hemen 3 tane uçak… 8 bin tane IŞİD’linin aldığını 700 bin tane Türk ordusu alamıyorsa ayıptır. Ama bu doğru değildir” değerlendirmesinde bulundu. ■ odatv, (16.6.2014)

 

BOP: HAYALDİ GERÇEK OLDU, “KÜRDİSTAN”

İngiltere'de yayımlanan Times gazetesi, “Kuzey Irak'taki şiddet ve kargaşa ortamının Kürtlere bir anda, tam bağımsızlıklarına kavuşma ve asırlık rüyaları olan Kürdistan devletini kurma fırsatı sunduğunu” yazdı.

Kürtlerin hızla, zengin petrol yataklarının bulunduğu ve gelecekteki başkentleri olarak gördüğü Kerkük'ün denetimini ele geçirdiği belirtilen yazıda, "Güçlü Kürt ordusu Peşmerge, güneye ilerleyen Irak Şam İslam Devleti örgütünden gelebilecek bir saldırıyı püskürtmeye hazır" deniyor.

Michael Binyon imzalı analiz şöyle devam ediyor:

"Şiilerin hakimiyetindeki, bocalayan Nuri el Maliki hükümeti, artık hiçbir şekilde Kürtlere otoritesini dayatacak ve açık piyasada petrol satmasını engelleyebilecek durumda değil.

TÜRKİYE İÇİN “İSTİKRAR” UNSURU

Kürtlerin eski, güçlü düşmanı Türkiye, Kürdistan'ı şimdi yaşamsal önemde bir istikrar tamponu ve potansiyel bir ekonomik ve siyasi müttefik olarak görüyor.

"Erbil'deki birçok kişi Başbakan Neçirvan Barzani'den IŞİD'in zaferi ve Bağdat'taki panik halinden yararlanarak, eski Osmanlı topraklarında İngilizler ve Fransızlar tarafından çizilen sınırları yeniden belirlemesini ve Irak devletinden ayrıldıklarını ilan etmesini istiyor.

Bu kişiler, Batı yatırımlarıyla güçlenen ekonomisi, siyasi istikrarıyla Kürdistan'ın kendisini rahatlıkla savunabileceğine ve Batı tarafından bir ılımlılık vahası olarak kabul göreceklerini savunuyor.

Bununla birlikte böyle bir adım riskli olur. Maliki Hükümeti ayakta. Binlerce Şii savaşçı Maliki'nin yardım çağrısına olumlu yanıt verdi. Bir İranlı generalin Irak ordusunu seferber etmek için Bağdat'a geldiği söyleniyor. Amerikalılar yardım önerdi ve bölgeye savaş gemileri gönderiyor. Kürtlerin, Irak hükümetinin doğrudan petrol ihraçlarını engelleme girişimlerini durdurabileceği beklentisi de boşa çıkabilir. Dünya petrol pazarları davalardan çekiniyor ve iki tanker dolusu Kuzey Irak petrolüne alıcı bulunmadı.

Ne Bağdat ne de IŞİD ve diğer cihatçı gruplar dahil Iraklı Sünniler, Kürtlerin bağımsızlığını kabul etmeye hazır. Kürt liderlerin kaybedebileceği çok şey var. Cihatçılarla savaşmak ve Bağdat'a meydan okumak bölgenin istikrarını tehlikeye atabilir. İzlenecek olası politika iki tarafın da zayıflaması umuduyla cihatçılar ve Bağdat'la çatışmaya girmekten kaçınmak olabilir." ■ odatv, (16.6.2014)

 

17.6.2014 

DOLAR 1,5 AYIN ZİRVESİNDE: 2,15'İ AŞTI

Dolar/TL bankalararası piyasada ABD'de beklentilerden yüksek gelen TÜFE verisinin ardından 2,15'İ aşarak 1,5 ayın zirvesini gördü.

Bankalararası piyasada güne 2,1460 seviyesinden başlayan dolar/TL gün içinde en düşük 2,1312'ye kadar geriledikten sonra, ABD'de açıklanan mayıs ayı TÜFE verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesinin ardından küresel piyasalarda dolara olan talebin artmasına paralel yükselişe geçti.

ABD verileri öncesi 2,14 seviyelerinden alıcı bulan dolar/TL, veri sonrasında 2,15'i görerek 24 Nisan'dan bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. ■ Cumhuriyet, (17.6.2014)

 

ALTIN ZİRVEDEN DÖNDÜ

Altın, Fed toplantısı öncesi, Irak ve Ukrayna'daki gelişmelerle 3 haftanın zirvesinde geri çekiliyor.

Altın, bugün başlayan ve iki gün sürecek olan Fed toplantısı öncesinde, yatırımcıların Irak ve Ukrayna'daki gelişmeleri değerlendirmesi ile üç haftanın en yükseğinden yaşadığı düşüşü genişletiyor.

Spot altının onsu yüzde 0.7 kadar gerileyerek 1,263.58 doları görmesinin ardından, Singapur saati ile 14:26'da 1,265.10 dolardan işlem gördü. Altın dün 1,284.96 dolara kadar yükselerek 27 Mayıs'tan bu yana en yükseği görürken, ABD'de fabrika üretiminin beklentiyi aşması ve konut sektörü güveninin bir yıldan bu yana en dik artışı kaydetmesi ile kazançları sildi.  

Altın, 2013 yılında Fed'in tahvil alımlarını azaltacağı beklentisi ile 12 yıllık yükselişi sonlandırarak gerilerken, 2014 yılında yüzde 5.3 yukarıda. Fed bu yıl tahvil alımlarını dört kez azalttı. ■ Cumhuriyet, (17.6.2014)

 

İŞSİZLİK: DİSK-AR: İŞSİZ SAYISI 5 MİLYON 238 BİN

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), Mart ayında Türkiye'de gerçek işsizlik sayısının 5 milyon 238 bin, gerçek işsizlik oranının ise yüzde 17 olduğunu iddia etti.

DİSK-AR, TÜİK tarafından açıklanan Hanehalkı İşgücü Anketi Mart 2014 dönem sonuçlarını değerlendirdi. DİSK-AR, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) Şubat 2014 dönemiyle birlikte yeni bir hesaplama yöntemi kullandığını belirterek, "TÜİK yeni yöntemi ile hem işsiz sayısını 3 milyonun altında gösterdi hem de işsizlik oranını çift haneden kurtardı. Oysa Türkiye'de işsizlik gerçeğinde bir değişiklik olmadı. Sadece işsizlik daha da gizlenmiş oldu. Örneğin son 1 aydan 3 aya kadar başta umutsuzluk olmak üzere çeşitli nedenlerle iş arama kanallarından birini kullanmayan ancak işe başlamaya hazır olanlar önceki hesaplamalarda işsiz kategorisinde değerlendirilirken yeni seride istihdamda kabul edilmiyorlar" iddiasında bulundu.

Raporda, Mart 2014 döneminde umudu olmadığı için ya da diğer nedenlerle son 1 aydır iş arama kanallarını kullanmayan ve işe başlamaya hazır olduğu halde bu nedenle işsiz sayılmayanlar da dahil edildiğinde işsizlik oranının yüzde 9.7 değil, yüzde 17, işsiz sayısının da 2 milyon 747 bin değil, 5 milyon 238 bin kişi olduğu öne sürüldü. Raporda, kendine uygun tam zamanlı bir iş bulamadığı için haftada bir saat bile olsa karın tokluğuna çalışanların, çalıştığı işten memnun olmayıp değiştirmek isteyenlerin sayısının 1 milyon 281 bine ulaştığı belirtildi. Raporda ayrıca, çaresizler, umutsuzlar ve resmi işsizlerin toplam sayısının 6 milyon 519 bin kişi olduğu vurgulanırken, geniş istihdam içindeki payının ise yüzde 21.2 olduğu savunuldu. ■ Cumhuriyet, (17.6.2014)

 

18.6.2014 

--

 

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura