Diğerleri > Sis Çanı
23-03-2016
NELER OLDU 13-18 EKİM 2015 (Bölücülük, yabancıya toprak, AB, yabancı sermaye, BOP, işsizlik, azınlıklar, FED, Çin, inşaat)

Cihan Dura

23.3.2016

 


13.10.2015

BÖLÜCÜLÜK, ABD, SURİYE, PKK: ABD’DEN PKK’YA 50 TON SİLAH VE CEPHANE!

Sözde müttefikimiz ABD'den kendi kuklalarına silah ve cephane yardımı.

Erbil’deki ajansların geçtiği haberlere göre Amerika Birleşik Devletleri (ABD) askeri nakliye uçaklarının, Rojava’nın (Suriye Kürdistanı) Haseke bölgesine dün gece 50 ton cephane indirdi.

Silah ve cephanenin dün PKK eşdeşi YPG ve YPJ ile resmen ittifakını açıklayan Suriye Arap Koalisyonu’na, bu grubun güvenilirliğinin ABD tarafından kontrol edilmiş olduğu da kaydediliyor.

Suriye Arap Koalisyonu içinde IŞİD’e karşı YPG ile birlikte çarpışan Cayş el Tuwar, Burkan el Fırat, El Sanadid ve El Cezire Tugayları gibi küçük milis grupları var.

Savaş uçaklarının eşlik ettiği C-17 nakliye uçaklarının ulaştırdığı 112 balya silah ve cephane, Obama yönetiminin eğit-donat sonrası muhalif gruplara yardım için alternatifler arama sürecinin ilk adımı olarak görülüyor.

İndirilen balyalarda küçük silah ve cephane ile el bombası gibi malzemeler bulunduğu kaydediliyor.

CNN İnternational’e konuşan ve henüz resmi açıklama yapılmadığı için adının gizli kalmasını isteyen ABD’li bir yetkili, “Bütün balyalar dost güçlerin eline geçti” dedi.

Amerikan Köpeği Kürt yetkili de açıkladı

Kürdistan Bölgesi Güvenlik Meclisi Enformasyon Kurumu Sorumlusu Toprak Ağası Feodal zalimLahur Şeyh Cengi tarafından dün yapılan yazılı açıklamada ABD’nin 24 saat içinde PYD’ye büyük miktarda silah yardımı yapacağı belirtildi.

Açıklamada, “Kürt halkının geleceği ile ilgili büyük değişiklikler yoldadır. Kürdistan halkının bölgedeki itibarı ve yerinin daha güçleneceği açıkça görülmüştür” denildi.

Kobani’nin IŞİD’in eline geçmemesi için ABD ve koalisyon güçleri ile birlikte tarihi adımlar attıklarına dikkat çeken Cengi, şöyle devam etti:

“IŞİD tüm gücü ile Kobani’ye saldırırken, dünyadaki dostlarımızla yürüttüğümüz büyük diplomasi girişimlerinin ardından güç dengesini değiştirdik. Tarihimizde ilk defa Rojava halkına ve direnişçilerine güvenli bir ortam sağlama şerefi bize nasip olmuştur.”

Cengi, dünyada özgürlük isteyen herkese müjdeli bir haber vermek istediğini, Kürt bölgesinin geleceği ile ilgili uluslararası devletlerden garanti aldıklarını belirtti. ■http://www.millibirlikhaber.com/, (13.10.2015)

YABANCIYA TOPRAK: YABANCIYA 5 MİLYAR DOLARLIK KONUT SATILDI

Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği (KONUTDER) Başkanı Ömer Faruk Çelik, Mütekabiliyet Yasası çıktıktan sonraki 2-3 yıl içerisinde Türkiye konut sektörünün yabancılara yaklaşık 5 milyar dolarlık satış yaptığını söyledi

Cityscape’in bilgi ortaklığı, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), İstanbul Ticaret Odası (İTO), MÜSİAD ile Türkiye İhracatçılar Meclisinin (TİM) desteğiyle sektöre yeni bir ivme kazandırmak için ‘Türk Gayrimenkul Sektörünün Körfez Yatırımcıları ile Buluşması’ etkinliği İstanbul’da gerçekleştirildi. Katar, Kuveyt, Dubai, Suudi Arabistan gibi körfez ülkelerinden gelen 50’ye yakın yabancı yatırımcı ve aracılık şirketinin katıldığı etkinlikte konuşan Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği (KONUTDER) Başkanı Ömer Faruk Çelik, Mütekabiliyet Yasası sonrası sektör olarak Avrupa ve Körfez bölgesinde yoğun bir şekilde Türkiye’nin tanıtımına çıktıklarını dile getirdi. Körfez bölgesinden 50’ye yakın yatırımcının İstanbul’a geldiğini aktaran Çelik, burada 3 gün sürecek etkinlik boyunca yoğun bir şekilde çalışmak istediklerini söyledi.

Satış 20 milyar dolara çıkabilir

Mütekabiliyet Yasası çıktıktan sonraki 2-3 yıl içerisinde Türkiye konut sektörünün yabancılara aşağı yukarı 4-5 milyar dolarlık satış yaptığına işaret eden Çelik, “Pazarın 15-20 milyar dolara çıkacak hacmi var gibi gözüküyor” dedi.

Yabancıların burada alışveriş merkezlerini, hastaneleri, restoranları kullandığını, tarihi ve turistik yerleri gezdiğini söyleyen Çelik, “Türkiye artık bölgesel, küresel bir ekonomi olmaya hızlı bir şekilde devam ediyor. El birliğiyle çalışarak, iş birliğini artırarak bu sektörü nasıl daha fazla kalkındırabiliriz onu konuşacağız” diye konuştu. ■Yeni Mesaj, (13.10.2015)

AB: KKTC, TL'DEN EURO'YA GEÇECEK

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Türk Lirası'ndan çıkarak Avrupa Birliği para birimi Euro'ya geçişi için teknik çalışma başlatıldı.

Ada'da varılacak muhtemel bir çözüme hazırlık amacı taşıyan çalışmalar kapsamında, Avrupa Birliği uzmanları KKTC'ye gelerek Kıbrıslı Türk yetkililerle mesaiye başlayacak.

KKTC'deki Euro'ya geçiş çalışmalarıyla eşzamanlı olarak Avrupa'yla gümrük birliği süreci de yürüyecek. Bu çerçevede KKTC gümrük mevzuatının AB ile uyumlu hale getirilmesi amaçlanıyor.

Rumların 2004 yılında tek yanlı Avrupa Birliği üyeliği nedeniyle, Kıbrıs'ta varılacak olası bir çözümde ortak para birimi, gümrük birliği gibi ekonomik konular başta olmak üzere iki taraf arasındaki birçok konuda AB'ye uyum gerekiyor. 

KKTC'de yapılacak AB'ye uyum çalışmaları çözümden sonra hayata geçecek.

NTV'ye demeç veren KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, dünkü liderler zirvesinde ekonomik harmonizasyon çalışmalarını yürütmek üzere teknik komite kurulmasını kararlaştırdıklarını belirterek, Avrupa Birliği'nden gelecek uzmanlarla Kıbrıs Türk tarafının Euro'ya geçiş hazırlıklarının en kısa sürede tamamlanmasının amaçlandığını söyledi.

Hazırlıkların çözüme yönelik olduğunu belirten Akıncı, anlaşmanın referandumda onaylanmasının ardından KKTC'nin 1 yıllık Euro'ya geçiş sürecinin başlayacağını, bu süre zarfında Türk Lirası'nın yürürlükte olacağını bildirdi. 

Akıncı Euro'ya geçiş, gümrük birliği ve diğer uyum çalışmalarının referandumda "evet" çıkmasından sonraya bırakılabilecek işler olmadığına işaret ederek "Bu bir süreç, Euro'ya geçiş ve gümrük birliği ilk aşamayı oluşturacak, ardından sağlık, çevre ve diğer konularda AB'ye uyum süreci gündeme gelecek" dedi. 

Türk Lirası'ndan Euro'ya geçiş konusunun teknik detaylarının Türkiye'yle de istişare edilerek yürütüleceğine dikkat çeken Akıncı, gümrük mevzuatınınsa vakit kaybedilmeden değiştirilerek "yeşil hat"ın ortadan kaldırılmasının amaçlandığını söyledi.

Brüksel ve New York'taki temasları sırasında Euro'ya geçiş ve gümrük birliği konularının gündeme geldiğini belirten Akıncı, Avrupalı yetkililerin hızlandırma sözü verdiğini, dünkü liderler zirvesinde de Ad hoc komite kurulması konusunda Rum tarafıyla mutabakata varıldığını sözlerine ekledi. ■http://www.ntv.com.tr/, (13.10.2015)

14.10.2015

YABANCI SERMAYE: DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLAR ARTTI

Türkiye`ye doğrudan yabancı yatırım bu yılın sekiz ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 36 artış gösterdi ve 11 milyar 815 milyon dolara yükseldi.

Yurt dışında yerleşiklerin Türkiye'deki doğrudan yatırımları bu yılın sekiz ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 36 artışla 11,8 milyara ulaştı - Ağustos ayında doğrudan sermaye yatırımlarının yüzde 85'i ABD'den yapıldı.

AA muhabirinin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ödemeler dengesi verilerden derlediği bilgiye göre, ülkeye yapılan doğrudan yatırım (net yükümlülük oluşumu) 2015 ocak-ağustos döneminde yüzde 36'lık artışla 11 milyar 815 milyon dolar oldu. Geçen yılın aynı döneminde bu tutar 8 milyar 718 milyon dolar düzeyindeydi.

Net yükümlülük oluşumunun 8 milyar 953 milyon doları sermaye yatırımı, 2 milyar 531 milyon doları gayrimenkul ve 660 milyon doları diğer sermaye yatırımı olarak gerçekleşti.

Aynı dönemde Türkiye'nin yurt dışına doğrudan yatırımı ( net varlık edinimi) yüzde 21 azalarak 4 milyar 244 milyon dolardan 3 milyar 349 milyon dolara geriledi. Net varlık ediniminin 3 milyar 121 milyon doları sermaye yatırımı ve 354 milyon doları diğer sermaye yatırımı şeklinde oldu.

Türkiye'ye net doğrudan yatırım ise bu yılın sekiz ayında 2014 yılı ocak-ağustos dönemine göre 89 artışla 8 milyar 466 milyon dolara yükseldi.

Ağustos ayında Türkiye'ye doğrudan yatırım 1 milyar 538 milyon dolar, yurt içi yerleşiklerin doğrudan sermaye yatırımı ise 266 milyon dolar düzeyinde gerçekleşti.

YATIRIMLARIN 4'TE 1'İ İSPANYA'DAN

Türkiye'de doğrudan sermaye yatırımlarının ülkelere göre dağılımı incelendiğinde 2015 ocak-ağustos döneminde en fazla yatırım yapan ülkeler sırasıyla İspanya, ABD, Rusya, Belçika ve Hollanda oldu.

Bu yılın ocak-ağustos döneminde yurt dışında yerleşiklerin Türkiye'deki 8,9 milyar dolarlık doğrudan sermaye yatırımlarının (yüzde 23,9'luk bölümü (2 milyar 138 milyon dolar) İspanya tarafından yapıldı. Temmuz ayında 2,1 milyar dolarlık doğrudan sermaye girişi İspanya'nın en büyük bankalarından BBVA'nın (Banco Bilbao Vizcaya Argentaria), Garanti Bankası'nı satın almasından kaynaklanmıştı.

Ağustos ayındaki 1,5 milyar dolar olarak gerçekleşen doğrudan sermaye yatırımının yüzde 85'i Goldman Sachs'ın, SOCAR Türkiye'nin yüzde 13 hissesine ödediği 1,3 milyar dolar olduğu görüldü. Sekiz aylık dönemdeki yatırımların yüzde 16,1'i (1 milyar 440 milyon dolar) ABD, yüzde 8,4'ü (754 milyon dolar) Rusya, yüzde 8,1'i (723 milyon dolar) Belçika ve yüzde 7,5'i Hollanda tarafından yapıldı.

YABANCILAR BANKACILIĞA, YERLİLER MADENCİLİĞE YATIRIM YAPIYOR

Yabancı yatırımcılar sekiz aylık dönemde Türkiye'deki yatırımlarının yüzde 29'unu bankacılık, yüzde 14,8'ini elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı, yüzde 14,5'ini kok kömürü ve rafine edilmiş petrol ürünleri imalatı ve yüzde 10,9'ını gıda, içecek ve tütün ürünleri imalatı sektöründe gerçekleştirdi.

Bu dönemde bankacılık sektörüne 2,6 milyar dolar, elektrik üretim ve dağıtımı sektörüne 1,32 milyar dolar ve rafine edilmemiş petrol ürünleri sektörüne 1,3 milyar dolar oldu.

Yerli yatırımcılar ise 2015 ocak-ağustos dönemindeki yurt dışı yatırımlarının yüzde 34,4'ünü madencilik, yüzde 20,4'ünü bilgi ve iletişim, yüzde 8,2'sini bankacılık ve yüzde 6,1'ini inşaat sektöründe yaptı.

Aynı dönemde madencilik sektörüne 1,1 milyar dolar, bilgi ve iletişim sektörüne 636 milyon dolar, bankacılık sektörüne 255 milyon dolar ve inşaat sektörüne 190 milyon dolarlık yaptırım gerçekleştirildi.

YABANCI YATIRIMCI GÜVENİ ARTARAK DEVAM EDİYOR

Odeabank Başekonomisti İnanç Sözer, Türkiye'ye doğrudan yabancı yatırımının devam ettiğini belirterek, cari açığın finansmanında doğrudan sermaye yatırımının arttığına işaret etti.

Geçen yılın ocak-ağustos döneminde doğrudan yatırımların cari açığa oranının yüzde 15 düzeyinde iken, bu yılın sekiz aylık döneminde bu oranın 2 kat artışla yüzde 33'e çıktığına dikkati çeken Sözer, sanılanın aksine doğrudan yatırımların güç kazanarak devam ettiğini söyledi.

Sözer, doğrudan yabancı yatırım verilerine bakıldığında süre gelen risklere ve zorluklara rağmen, yabancı yatırımcıların orta vadede Türkiye ekonomisine olan güvenini artırarak sürdürdüğünü dile getirdi.

DOĞRUDAN YATIRIMLAR TÜRKİYE'NİN JEOSTRATEJİK ÖNEMİN, YANSITIYOR

Ziraat Yatırım Ekonomisti Bora Tamer Yılmaz, Türkiye'de cari açığın 2011 yılında GSYH'ya göre yüzde 10 seviyesine yükselmesinin ardından aynı yıl faaliyete başlayan Finansal İstikrar Komitesi uygulamaları ve TCMB'nin makroihtiyati politikaları dahilinde yüzde 5'e doğru iyileşmekte olduğunu ifade etti.

Bu iyileşmenin yarısından fazlasını makroihtiyati politikalar ve yapısal gelişmelere bağladıklarını söyleyen Yılmaz, iyileşmenin diğer kısmının ise petrol/hammadde fiyatlarındaki malum iyileşme ve Türk lirasındaki değer kaybından kaynaklanmakta olduğunu belirtti.

TCMB'nin, ülkenin makro göstergelerinin dengeli şekilde yönetilmesinin büyümeyi kendiliğinden beraberinde getireceğini düşündüğünü aktaran Yılmaz, şunları kaydetti:

Bu kapsamda geçtiğimiz yılbaşında tüketici kredilerine yönelik devreye alınan uygulamalar sayesinde küresel oynaklığın yükseldiği, iç siyasi ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde Türkiye yüzde 3 üzerinde büyümeyi başarırken cari açığını da daraltmakta. Bu yaklaşımın haftasonu Resmi Gazete'de yayımlanan Orta Vadeli Programa'da yansıdığı görüşündeyiz.

Türkiye'nin önümüzdeki yıllarda cari açığını daraltmayı sürdürmesini bunun sonucu olarak enflasyonun düşmesini ve Türkiye'nin yüzde 4 üzeri büyüme trendini yakalayabileceği görüşündeyiz. Son olarak ağustos ayında Goldman Sachs'ın Socar'a petrokimya yatırımlarına ortak olarak 1,3 milyar dolar tutarında doğrudan yatırım gerçekleştirmesi de Türkiye'nin lojistik açıdan jeo-stratejik önemini yansıtırken, yatırım ortamının da yapısal reformlarla iyileşeceğine yönelik beklentilerle uyumlu değerlendiriyoruz." ■Akşam, (14.10.2015)

YABANCIYA TOPRAK: YABANCI 4,5 MİLYAR DOLARLIK KONUT ALDI

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, yabancıların özellikle konut sektöre yoğun ilgi gösterdiğinin altını çizerek, mütekabiliyet yasasından bu yana yabancıların yaklaşık 4,5 milyar dolarlık konut aldığını açıkladı.

Büyükekşi, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin katılımıyla gerçekleştirilen, Cityscape'in bilgi ortaklığı, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), İstanbul Ticaret Odası (İTO), Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) ve TİM desteğiyle düzenlenen "Türk Gayrimenkul Sektörünün Körfez Yatırımcıları ile Buluşması" etkinliğinin son gününde konuştu.

Katar, Kuveyt, Dubai, Suudi arabistan gibi Körfez ülkelerinden onlarca yabancı yatırımcı ve şirket temsilcisinin etkinliğe katıldığını belirten Büyükekşi, katılımcılarını dünyanın en büyük kentleri arasında yer alan İstanbul'da ağırlamaktan büyük mutluluk duyduklarını belirtti. İhracatçılar olarak Körfez ülkelerini önemsediklerinin altını çizen Büyükekşi, geçen yıl en çok ihracat yaptıkları ilk 5 Körfez ülkesinin Irak, İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Umman olduğunu söyledi. Büyükekşi, sadece bu 5 ülkeye ihracatın 22 milyar doları aştığını vurgulayarak, "Son derece yakın ticaret ilişkileri kurduğumuz Körfez ülkeleri ülkemizin gayrimenkul sektörüne de son dönemde büyük önem gösteriyor. Biz de bundan büyük memnuniyet duyuyoruz. Temennimiz bu iş birliğinin giderek artmasıdır" diye konuştu.

Türkiye'nin, güvenli liman olmaya devam ettiğine dikkati çeken Büyükekşi, gelişmiş ekonomisi, büyük potansiyele sahip sanayisi ve dinamik nüfusuyla geleceğin büyük ekonomilerinden olmaya aday olduğunu kaydetti. Büyükekşi, bu yolda Türkiye'yi 2023 hedeflerine ulaştıracak mega projelerin hızla devam ettiğini belirterek, diğer taraftan coğrafi konum ve inşaat sektöründeki güçlü atılımlarla birlikte gayrimenkul sektörünün yıldızının parladığını aktardı. 2014 yılında gayrimenkul sektörünün tek başına milli gelirin yüzde 4,6'sını oluşturduğunu hatırlatan Büyükekşi, "Dünya çapında konut piyasalarının performanslarını izleyen, Knight Frank Küresel Konut Fiyat Endeksi'ne göre, Türkiye bu yılın ilk çeyreğinde Hong Kong'un ardından 2. sırada yer aldı. Yıllık fiyat artışı endeksi bakımından ise yüzde 18,5 ile Avrupa'da en iyi performans gösteren konut piyasası konumuna yükseldi" ifadelerini kulandı.

"Geçen yıl Türkiye'de, yabancılara yaklaşık 18 bin konut satıldı"

Mehmet Büyükekşi, yabancıların özellikle konut sektöre yoğun ilgi gösterdiğinin altını çizerek, mütekabiliyet yasasından bu yana yabancıların yaklaşık 4,5 milyar dolarlık konut aldığını açıkladı. Geçen yıl ise Türkiye'de, yabancılara yaklaşık 18 bin konut satıldığını vurgulayan Büyükekşi, en fazla konutun 6 bin 500 ile Antalya'da satıldığını dile getirdi. Büyükekşi, ikinci sırayı 5 bin 600 konut ile İstanbul ve üçüncü sırayı ise 1.200 konut satışı ile Aydın'ın aldığını belirterek, bu yılın 8 ayında ise, yabancılara yapılan konut satış sayılarının, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23 artarak, 14 bini geçtiğini kaydetti. Konut alımına en çok ilgi gösteren 5 ülkenin Irak, Suudi Arabistan, Rusya, Kuveyt ve İngiltere olduğunu aktaran Büyükekşi, şöyle devam etti:

"Sizler ülkemizde konut alarak, ülkemizde yaşayarak aynı zamanda Türk markalarına da aşina oluyorsunuz. Kendi ülkenize döndüğünüzde Türk markalarının bilinirliğini artırıyorsunuz. Bu da ülkemizin ihracatına pozitif katkı veriyor. Bunu da yabancılara konut satışının bir diğer olumlu etkisi olarak değerlendiriyoruz. Bu anlamda ülkemizin çok büyük bir potansiyeli var. Sizleri bunu keşfetmeye çağırıyoruz. Ülkemizde kentleşmede hızlı bir atılım söz konusu. Uzmanlaşma, iş bölümü, sürdürülebilirlik ve etkin planlama gerektiren bu dönüşüm sürecini, Türkiye, 2008'den beri başarıyla yürütüyor. 2023 yılına kadar 6,5 milyon konutun dönüştürülmesi bekleniyor. Ekonomik temellerin güçlenmesi, altyapı olanaklarının iyileştirilmesi ve imar projelerinin artmasıyla kentlerimiz ışıltılı bir görünüme, inşa edilen bir çok konut ise dünya standartlarına kavuşuyor. Sizlerle yapacağımız iş birlikleriyle çok daha iyi noktalara ulaşacağımıza inanıyoruz."

"Türkiye'de her yıl birinci el 550 bin konut satılıyor"

KONUTDER Başkanı Ömer Faruk Çelik ise yabancıya konut satışını gündemde çok tuttuklarını belirterek, Türkiye'de her yıl birinci el 550 bin konut satıldığına dikkati çekti. İkinci el ile beraber her yıl 1 milyon 200 bin konut satıldığına işaret eden Çelik, yabancıya konut satışlarında ise bu yıl 20 bin ile kapatacakları bilgisini verdi. Çelik, konferanstan doğru sonuç alınabilirse, her 6 ayda bir bu yatırımcılarla başka firmaları veya başka coğrafyalardaki yatırımcıları bu yatırımcılarla bir araya getirerek konut satışını 2016 yılında 40 bin konuta, ciroyu da 10 milyar dolara ulaştırma temennisinde bulundu. Türkiye'ye önemli bir döviz girdisi sağlayacak bir alan açmayı hedeflediklerini aktaran Çelik, şunları kaydetti:

"Sayın bakanımı burada bulmuşken bir iki talepte bulunmak istiyorum. Biz konut satışlarını ihracat sayamıyoruz ama döviz kazandırıcı hizmet kapsamına almak mümkün gibi görünüyor. Eğer biz her yıl 10 milyar dolarlık minimum döviz girdisi sağlayabileceksek, farklı coğrafyalara da açılabiliriz. Sektörün en önemli problemlerinden biri imar konusu. 1 Kasım'dan sonra nasılsa hükümeti kuracaksınız diye öngörüyoruz. Diyoruz ki; imar kanununa basit bir madde ekleyebilsek de şu imar meselesini çözebilsek. Yeni yapılacak imar planlarında belediyeler, bakanlıklar, imar yapan herhangi bir kurum... Sadece kanuna bir madde eklesek ve 'yeni yapılacak imar planlarında eski haklar korunur' desek. Hemen alelacele projeler yapmayız, uzun vadeli projeler gerçekleştirerek imar problemini çözmüş oluruz. KDV konusunu da disipline etmek lazım gibi geliyor bize. Damga vergisi ve tapu harçlarını da bir miktar daha gözden geçirebilirsek çok mutlu olacağız." ■Milliyet, (14.10.2015)

BÖLÜCÜLÜK, BOP, DERİN MERKEZ: ABD’NİN DOLAPLARI!

Her şey çok hızlı gelişti! Üç gün önce sınırımızın dibindeki Kürt ve Arap güçlerini ABD’nin “Suriye Demokratik Güçleri” adı altında birleştirdiği açıklandı... Bu gücü PYD /YPG, Suriye Arap Koalisyonu ve Süryani Askeri Konseyi oluşturuyordu. Bu güç, PYD/YPG’den en az 20.000, silahlı Arap gruplardan ise 5.000 kişilik bir kuvvetin birleşmesiyle kurulmuştu.

Gücün ana gövdesini PKK’nın uzantısı PYD oluşturuyordu.

Derken önceki gün ABD’nin 50 ton silah ve mühimmat içeren bir kargoyu gece havadan PYD’ nin kontrolündeki Haseke’ye indirdiği ve Suriye Arap Koalisyonu’na teslim ettiği açıklandı. Buradaki ince oyunu stratejist Cahit Dilek işaretliyor:

- Bu yeni oluşumla birlikte özellikle Türkiye’den kaynaklanan ABD sadece PYD/YPG’ye destek veriyor eleştirileri de giderilecek. Silahların teslim adresi olarak Suriye Arap Koalisyonu’nun belirtilmesinin arkasında Türkiye’nin tepkisini çekmemek olduğunu söyleyebiliriz...”

ABD böylece güneyimizde Kürt koridorunun açılmasına açık açık destek veriyor.

Bir başka deyişle altımızı oyuyor.

Hem de bizim İncirlik ve Diyarbakır üslerini kullanarak.

Tabii terörle sersemletilen Türkiye’nin bu konuları tartışacak hali yoktur. Terör Türkiye’nin bu gelişmelere uzak kalmasını sağlamak açısından çok yararlı olmaktadır. … ■Melih Aşık, Milliyet, (14.10.2015)

15.10.2015

BÖLÜCÜLÜK, DERİN MERKEZ, ABD: CIA AJANI HENRİ BARKEY'DEN ADRESE DAYALI TEHDİT

Eylül ayında "Şehirler havaya uçacak" diyerek Türkiye'yi tehdit eden Henri Barkey bu sefer de "İstiklal Caddesi’nde bombalar patlarsa ne olacak!" dedi.

Türkiye'nin, PKK' ya yönelik operasyonlarından rahatsız olan ABD'nin, "operasyonları sonlandır, PKK ile açılıma devam et" baskısı ve tehditleri sürüyor. Türkiye'nin PKK'ya karşı sürdürdüğü operasyonlardan ve PKK'nın ağır kayıplar vermesinden duyduğu rahatsızlığı  dile getiren ABD, Türkiye'yi her fırsatta tehdit etmektende kaçınmıyor.

Washington’daki Woodrow Wilson Merkezi adlı düşünce kuruluşunun Ortadoğu Programı Direktörü, CIA'nın eski Türkiye uzmanı Henri Barkey, Amerikenın Sesi'ne verdiği mülakatta şunları söyledi:

ABD, YPG'ye yardım ediyor

“Türkiye aslında çok zor bir durumda. Bir yandan Türkiye’nin müttefik olarak gördüğü Rusya Esat’a arka çıkmaya başladı. Esat’ın yapamayacağı şeyleri yapıyor. Gerek muhafazakar, gerek cihatçı IŞİD’ci örgütleri bombalıyor. Öte yandan Amerika gidiyor YPG’ye yardım ediyor. Yani bu açıdan Türkiye’nin durumu çok zor.

Ya İstiklal Caddesi'nde patlatırlarsa

Düşünün Ankara gibi Türkiye’nin en iyi muhafaza edilmiş, en çok polisin var olduğu yerde uluorta 100 kişinin canını alan bir katliam yaptılar. Bunu bu kadar kolaylıkla yapmışlarsa, bunu İstanbul’da da, başka yerde de yapabilirler. Türkiye’nin dikkatli davranması lazım. IŞİD’in daha fazla katliamlara sebep vermemesi lazım. Öte yandan yarın öbür gün İstanbul’da İstiklal Caddesi’nde yapsalar ne olacak? Türkiye’nin turizme ihtiyacı var. Türkiye, uluslararası camiayla yakın iktisadi ilişkileri olan bir ülke. Küresel oluşumun parçası. Bütün bunlar çok kötü bir şekilde zedelenebilir. Dolayısıyla Türkiye’nin, IŞİD’i mümkün olduğu kadar çabuk altyapısını sindirip ortadan kaldırması lazım  Ama bunu yapabilir mi hele şu seçim sırasında zannetmiyorum.

Türkiye ile ABD anlaşamıyor

Amerika’nın en çok önem verdiği konu IŞİD’le savaş. Ama Türkiye ile Amerika o açıdan anlaşamıyorlar. Türkiye’de IŞİD’in ortadan kalkmasını istiyor ama bu Türkiye için bu üçüncü derecede önemli bir olay. Türkiye için en önemlisi Kürt meselesi, ikincisi Esat’ın gitmesi, üçüncüsü IŞİD. Halbuki Amerika için IŞİD birinci, Esat ikinci, ama o da çok daha geride gelen. Önemli olan IŞİD’in def edilmesi hem Suriye’den hem Irak’tan. O açıdan bir rahatsızlık var tabii." Dedi. ■Aydınlık, (15.10.2015)

İŞSİZLİK RAKAMLARINDA ARTIŞ

İşsiz sayısı 103 bin kişi artarak 2 milyon 970 bin kişiye çıktı.

Turizm ve inşaat sektörünün en canlı olduğu dönem olan Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarını kapsayan Temmuz döneminde işsizlik yüzde 9.8 ile iki haneye dayandı.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerine göre, Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2015 yılı Temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 103 bin kişi artarak 2 milyon 970 bin kişiye çıktı.

İşsizlik oranı ise bir önceki döneme göre 0.2 puan artarken, geçen yılın aynı dönemine göre değişim göstermeyerek yüzde 9.8 düzeyinde gerçekleşti. Aynı dönemde; tarım dışı işsizlik oranı aynı düzeyde kalarak yüzde 12 olurken, 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı 0.1 puanlık artış ile yüzde 18.3'e çıkarken,15-64 yaş grubunda da bu oran değişim göstermeyerek yüzde 10 olarak gerçekleşti. ■Aydınlık, (15.10.2015)

AZINLIK VAKIFLARINA AKP’DEN KIYAK

Geçmişte devlet tarafından el konulan azınlık vakıflarının değeri milyarları bulan gayrimenkulleri AKP hükümeti döneminde geri verildi. Türkiye’de bulunan azınlık vakıflarının çoğu bu iadelerle gayrimenkul zengini olmuş durumda

Türkiye’de bulunan gayrimüslim (azınlık) vakıflarına en büyük kıyak AKP hükümeti döneminde yapıldı. Geçmiş hükümetler döneminde cemaati kalmadığı için ya da başka sebeplerle devlet tarafından el konulan azınlık vakıflarının taşınmazları, Avrupa Birliği’ne (AB) yaranmaya çalışan AKP hükümeti tarafından bugünkü sahiplerinden alınarak azınlık vakıflarına geri verildi. Bu sayede çoğu azınlık vakfı gayrimenkul zengini olmuş durumda. Bu gerçeği AKP İstanbul 2. Bölge Milletvekili Adayı Ermeni asıllı Markar Eseyan da itiraf etti. Eseyan, “Geçmişte 800 civarında Ermeni Cemaati Vakıf malına el konulmuştu. Bunların 400 tanesinin iade edilmesi bize cansuyu oldu. Bunlar tabi cemaat tarafından takdir ediliyor” dedi. 


Kiliseler AKP’nin kıyağıyla ayakta

Kumkapı’daki Ermeni Patrikhanesini ziyaret eden ve azınlık cemaatlerinin AKP’den memnun olduğunu dile getiren Eseyan şunları söyledi: “Azınlık vakıfları devletteki dönüşümün son derece farkındalar. Geçmişte adeta muhatapsız bir cemaat durumundaydık. Bu AKP döneminde değişti. Özellikle vakıflar yasasının değişmesi ile devletin azınlık vakıflarının mallarına el koyması pratiği sona erdirildi. Bununla da kalınmadı. Geçmişte 800 civarında Ermeni Cemaati Vakıf malına el konulmuştu. Bunların 400 tanesi iade edildi. Bunlar tabi cemaat için çok önemli çünkü vakıflar, bizim okullarımızı, kiliselerimizi ve bütün cemaat organizasyonlarını döndüren kurumlardır. Dolayısıyla bir hayat suyuna kavuştuk. Bunlar tabi cemaat tarafından takdir ediliyor” şeklinde konuştu.,

‘Azınlıklara yaranmak AKP’nin boynunun borcu’

AKP iktidar olduğu dönemde bir taraftan azınlıklara yaranmak için sayısız icraate imza atarken diğer taraftan da bu kıyaklarıyla övünmeyi de ihmal etmedi. Vakıflardan Sorumlu Başbakan Yardımcılığı görevindeyken açıklamalarda bulunan AKP’li Bülent Arınç İzmir’de azınlık temsilcilerine yaptığı bir konuşmasında “Dini azınlıkların inanç gruplarının özgürlük alanlarını son yıllarda olabildiğince genişlettik. Haklarınızı size sonuna kadar vermek bizim boynumuzun borcudur. Bu bizim görevimizdir” demişti. Azınlıklara yapılan jestler konusunda 2014 yılı Şubat ayında Almanya’da Alman Dış Politika Enstitüsü’nde yaptığı bir konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan ise şunları söylemişti: “Hiçbir iktidarın yapmadığını biz yaptık. Ne kadar gayrimenkulleri varsa bunlar Vakıflar Genel Müdürlüğü’müze devredilmişti bizim. Biz bunları meydana çıkardık ve şu ana kadar 2.5 milyar lira değerindeki gayrimenkullerini kendilerine devrettik. Mor Gabriel Kilisesi biliyorsunuz bir sorundu. Bu sorunu biz çözdük. Aynı şekilde Sümela Manastırı’nı biz açtık ve her yıl şimdi orada gidip Ortodokslar ayinlerini yapabiliyorlar. Aynı şekilde Tarsus’ta biz açtık gidip orada ayinlerini yapabiliyorlar. Azınlığın haklarını korumak budur. Biz bunların adımlarını şu anda attık. Ve kendilerine açık açık da söylüyoruz sizin inançlar noktasında sorununuz neyse bize gelin biz bunları çözeriz ve biz bunların adımlarını attık.”  ■Yeni Mesaj, (15.10.2015)

YABANCIYA TOPRAK:YABANCIYA KONUT SATIŞI DA İHRACAT SAYILACAK

AKP Hükümeti, düşen ihracatı artırmanın yolunu buldu

AKP Hükümeti, düşen ihracatı artırmanın yolunu buldu. İstanbul’da düzenlenen ve Körfez ülkelerinden yaklaşık 50 yatırımcının katıldığı Türk Gayrimenkul Sektörünün Körfez Yatırımcıları ile Buluşması etkinliğinde konuşan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Bakanlığın döviz kazandırıcı hizmetlerin yeniden tanımlanması konusunda önemli çalışmaları olduğunu belirterek, Türkiye’nin en önemli ihraç kalemlerinden bir tanesinin de konut olduğunu dile getirdi. Zeybekçi, “Türkiye’nin en önemli ihraç kalemlerinden, yurtdışı döviz gelirlerinden birisi olarak görülmesi isteğinde son derece haklısınız. Döviz kazandırıcı gelirler kategorisine alınması kadar da doğru bir istek olmaz” dedi.

Zeybekci, yabancıya 1923’ten 2012’ye kadar yaklaşık 70-80 bin civarında konut satışı gerçekleştirildiğini belirterek, 2012’den sonra mütekabiliyet düzenlemesiyle bu tarihten önceki toplam rakam kadar satış gerçekleştirildiğini anlattı. Gelecek yılların bu anlamda yüksek potansiyel taşıdığını dile getiren Zeybekci, Körfez ülkelerinden gelen yatırımcılara hitaben, “Burası sizin ülkeniz” dedi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi de yabancıların özellikle konut sektöre yoğun ilgi gösterdiğinin altını çizerek, mütekabiliyet yasasından bu yana yabancıların yaklaşık 4.5 milyar dolarlık konut aldığını açıkladı. Geçen yıl ise Türkiye’de, yabancılara yaklaşık 18 bin konut satıldığını vurgulayan Büyükekşi, en fazla konutun 6 bin 500 ile Antalya’da satıldığını dile getirdi. KONUTDER Başkanı Ömer Faruk Çelik ise Türkiye’de ikinci el ile beraber her yıl 1 milyon 200 bin konut satıldığına işaret ederek, yabancıya konut satışlarında ise bu yıl 20 bin ile kapatacakları bilgisini verdi.  ■Yeni Mesaj, (15.10.2015)

16.10.2015

YABANCIYA TOPRAK: TÜRKİYE’DE KONUT ALANA VATANDAŞLIK GELİYOR

Türkiye’den gayrimenkul alan yabancılara vatandaşlık verilecek. Yabancıya konut satan müteahhit de ihracat kapsamında değerlendirilecek .

KONUTDER Başkanı Ömer Faruk Çelik’in sıkça dile getirdiği konut alan yabancıya vatandaşlık ve yabancıya konut satan inşaat firmasına teşvik ile ilgili konulara yönelik talepler karşılık buldu.

Türk gayrimenkul sektörünün körfez yatırımcıları ile buluşması etkinliklerine konuk olan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, “Üzerinde Al bayrağımız olan tapuya sahip herkes bizim vatandaşımızdır. Bu konuyla ilgili ciddi çalışmalarımız var. Henüz şartlarını tam olarak netleştirmedik ama gayrimenkul alanlara vatandaşlık vereceğiz” dedi.

İhracat kapsamına alınıyor

Zeybekci, yabancıya konut satan inşaat firmaları ile yabancıların konaklama yaptığı otelleri de içine alacak yeni bir düzenleme ile ülkemize döviz getiren sektörleri de ihracat yapıyor gibi kabul edip belli noktalarda gerek KDV iadesi gerekse fuar desteği ile kapsam içine alacaklarını aktardı. Bu konuda inşaat firmalarının yanında olduğunu hatırlatan Zeybekci, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ise tam karşısında olduğunu söyledi.

İmar isteği kabul görmedi

KONUTDER Başkanı Ömer Faruk Çelik’in imara yönelik talepleri ise tam karşılık bulmadı. Zeybekci, bazı bölgelerin imar artışıyla dokusunun bozulacağına dikkat çekerek, imar taleplerinin bölge ve ilçe bazında değerlendirilebileceğini ifade etti. Emine AÇAR, Bugün, (16.10.2015)

(Bir okurun yorumu: Ülkeyi komple terk edelim biz ya)

İŞSİZLİK: DİKKAT… İŞSİZ KALMA SÜRESİ UZADI

Dün Türkiye İstatistik Kurumu Temmuz ayı işsizlik oranlarını açıkladı. Buna göre geçen yılın temmuz ayında 2 milyon 867 bin işsiz varken bu yılın aynı ayında işsiz sayısı 2 milyon 970 bine yükseldi. Ve işsizlik oranı yüzde 9,8 oldu. Bu arada Haziran 2015’te işsizlik oranı yüzde 9,6 düzeyindeydi. Böylece işsizlik bir ay öncesine göre çoğaldı. Yine yaz aylarında işsizlik oranı turizm ve tarım kesiminde artan işgücü talebiyle azalırken bu yıl tam aksine işsizlik çoğaldı. Bu da bize ekonomide büyüme hızının yaz aylarında da gerilediğini gösteriyor.

GENÇ İŞSİZLİK KADINLARDA YÜZDE 23,2 OLDU

Bu arada dün açıklanan işsizlik verilerine göre genç nüfus yani 15-24 yaş arasındaki işsizlik oranı yüzde 18,3’e yükseldi. Özellikle kadınlarda genç işsizlik oranının yüzde 20,1’den yüzde 23,2’ye çıkması dikkat çeken bir gelişme oldu.

Gelelim işsizlik konusunda ortaya çıkan yeni gelişmeye…

Bu yeni gelişme şu; iş arama süresi yani işsiz kalma süresi uzuyor. İş arayanlar uzun süre iş bulamıyorlar. Ve kalıcı işsizlik artıyor.

BİR YILDIR İŞ ARAYIP BULAMAYANLARIN SAYISI YARIM MİLYONA YAKLAŞTI

Niye böyle bir tespit yapıyoruz?

Yapıyoruz, çünkü iş arama sürelerine göre işsizleri incelediğimizde; bir yıldır iş arayıp bulamayanların sayısı geçen yılın temmuz ayında 396 bin düzeyindeyken bu yılın aynı ayında 421 bine yükseldi. Yine geçen yılın temmuz ayında 2 yıldır iş arayanların sayısı 119 bin düzeyindeyken bu yılın aynı ayında 156 bine yükseldi. Bildiğiniz gibi işsiz kalma süresinin yükselmesi ülke ekonomisine olan güvenin azalmasına ve toplumda karamsarlığın artmasına neden oluyor. Bu türden işsizlik suç ve terör olaylarını da artıran bir işsizlik oluyor. Çünkü ülke ekonomisine güvenin azalması kişiyi karamsarlığa ve ardından bunalıma sürüklediğinden bireylerin suça ve teröre yönelme eğilimi çoğalıyor. Dolayısıyla işsizlik sürelerinin uzaması işsizlerin topluma negatif dışsallıklarını artırıyor.

Kısaca işsizlik artarken iş arama süresinin uzaması iktidarın ekonomiyi yönetemediğini bize açıkça gösteriyor.

İKTİDARIN DÜNYADA KRİZ VAR PROPAGANDASI DOĞRU DEĞİL, ÇÜNKÜ EN YÜKSEK İŞSİZLİK TÜRKİYE’DE

Bu arada Türkiye’deki işsizlik oranının aynı kategorideki ülkeler arasında en yükseğe ulaştığını belirtelim.

Niye böyle bir tespit yapıyoruz?

Yapıyoruz, çünkü yükselen ülkelerden Brezilya’da işsizlik oranı yüzde 7,6, Meksika’da yüzde 4,3, Malezya’da yüzde 3,2, Arjantin’de yüzde 6,6, Güney Kore’de yüzde 3,4, Şili’de yüzde 6,5, Pakistan’da yüzde 6,0 oranında seyrediyor. İşte bu sıraladığımız ülkelerde işsizlik oranları, Türkiye’nin yüzde 9,8 düzeyine yükselen işsizlik oranının epeyce altında bulunuyor.

AKP 13 YILDA İŞSİZLİK SORUNUNU ÇÖZEMEDİ, HATTÂ SON VERİLERE GÖRE DERİNLEŞTİRDİ

Anlayacağınız iktidarın söylediği gibi “dünyada kriz var biz ne yapalım” propagandasında doğru değil. Türkiye’de, işsizlik, benzeri ülkelerden daha yüksek olduğuna göre demek ki bu ülkenin ekonomisi iyi yönetilemiyor. Bildiğiniz gibi ekonomide iyi yönetimin ölçüsü işsizliğin azalması oluyor. Oysa Türkiye’de işsizlik artmaya devam ediyor. O hâlde AKP’nin 13 yılda işsizlik sorununu çözemediğini, istihdamı artıran projeleri hayata geçiremediğini söyleyebiliriz. ■Süleyman Yaşar, Taraf, (16.10.2015)

17.10.2015

YABANCIYA TOPRAK: (TÜRKİYE’DE BİR ALMAN FAŞİST)

(Bir facebook üyesinin notu: ) Geçen gün, Türk'le evli bir Alman kadınla tanıştım. 
Kocası olan bizim Türk, aslan gibi yakışıklı, ama tek kelime Almanca bilmiyor ve konuşulanları hiç anlamıyor. 
Alman hatun ise, sıradan görünüşlü ve geveze bir kadın. 
Türkiye'de yaşıyor ve Alman faşisti! 
Türkiye topraklarında, epi topu 500 metre kare alana sahip, ancak o küçük dünyasında, bir Almanya yaratmış olmayan kafasındia.
Bize kendi memleketimizde, 500 metre kare Almanya'ya ziyarete gitmişiz gibi davrandı.
Her şey Almandı onun için 500 m2 alanda...

*
Almanca konuşuyoruz diye, bizim de Türk olduğumuzu unuttu!
Sanırım, tipimiz onu yanılgıya düşürdü, kıyımızda köşemizde, bir Alman aradı!
Hakkını yemeyeyim, çok misafirperverdi. İkram ettiği kahve ve uyduruk kekini bile, Alman keki diye ikram etmez mi?
Ama, bir ara Türk olduğumuzu gerçekten unuttu!
Başladı Türklere sövmeye eteği düşük paçoz!!!
Türkiye'de 15 senedir yaşamaktan çok mutlu acuze, sahibi Türk olanların ülkesinden gitmeye hiç niyeti yok!

*
2.Şahıs olarak lafa karışmak istemedim.
Şunu düşündüm, "bu Türk'ün iyiki bu kadından çocuğu olmamış".
İçimize, bir Türk düşmanı daha dünyaya gelmiş olacaktı.
Aids mikrobu gibi, hücreleri taklit eden içimizdeki düşman.
Zira, doğacak çocuğu o kadın yetiştirecekti!

*
Diğer konuda, es kaza kapımdan geçerse, bayrağımı suratına sallayıp,şöyle diyeceğim;
"Her santimetresi bize ait Türkiye'de olduğunu hatırlatırım!"
Arkasından da, Almanların bize söylediği gibi, şöyle demeyi düşünüyorum;
"Scheiss Auslaender rauss!"...
Tercüme etmeyeceğim, google amcaya sorun.
Ama benim ülkemde bana sövene, iltifat edecek halimde yok herhalde. ■ Facebook’tan,

(17.10.2015)

(Benim yaptığım yorum: Yalnızca aklıma gelen düşünceleri yazıyorum:
-Adı geçen "Alman faşisti" Türkiye'de sadece 500 m2 alan sahibi olabilir ama, benzeri binlerce Alman faşist, ülkemizde en az 50 milyon m2 toprağımızı ele geçirmiş durumda. Ve toprak ve konut satışları bütün hızıyla devam ediyor.
-O kadının çocuğu olmayabilir, ya Türkiye'de yerleşmiş diğer on binlerce Alman kadının? Üstelik bu hükümet sayesinde yakında Türk vatandaşı da olacaklar.
-Yapılan hakaretlere tepki gösterilebilirdi, hak ettiği yanıtlar verilerek, veya derhal toparlanıp o mekân terk edilerek. Saygılarımla.)

18.10.2015

'FED, ÇİN'İ DİKKATE ALMAK ZORUNDA'

Çin Xi'an Jiaotong Liverpool Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Göncü, "Fed hiç rahat hareket edememekte ve Çin ekonomisindeki gelişmeleri dikkate almak zorunda" dedi.

Çin Xi'an Jiaotong Liverpool Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Göncü, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırımında ciddi bir etkisi bulunmaması nedeniyle gelişen ülkelere göre karar vermesinin söz konusu olmadığını belirterek, "Ancak Fed zaten hiç rahat hareket edememekte ve Çin ekonomisindeki gelişmeleri dikkate almak zorunda" dedi.

AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Göncü, Fed'in global ekonomideki durgunluk tehlikesinin yakın olduğu ve bunun ABD'ye etkisinin ciddi olacağı yönünde ikna olması durumunda, faizlerin uzun süre daha bu seviyede kalabileceğini ifade etti.

Gelişmekte olan ülkelerin Fed'in yarattığı belirsizlikten rahatsız olduğunu anımsatan Göncü, belirsizliğin devamının da bir bakıma yatırım kararlarının ertelenmesine neden olduğunu dile getirdi. Göncü, özellikle Türkiye gibi sıcak paraya dayalı büyüyen ekonomilerin faizlerin artırılmasından zarar görecek olsa dahi belirsizliğin sona erdirilmesinden yana olduğunu söyledi.

Çin Finans Bakanı Lou Jiwei'un ise geçen hafta sonu gerçekleşen IMF toplantısında Fed'e faizleri artırmama çağrısında bulunduğuna dikkati çeken Göncü, "Çin, ekonomisinin yavaşladığı bir sırada global olarak düşük faiz ortamının devamını destekliyor. Aynı şekilde ABD açısından da faiz artırımı için optimal koşulların oluştuğu şüpheli. Global ekonomide işler iyi gitmiyorken bakanın açıklamaları buna dikkat çekmek amacını taşımakta" diye konuştu.

"Faiz artırımından, emtia üreticisi ekonomiler de olumlu etkilenecek"

Ahmet Göncü, Fed'in öncelikle ABD iç piyasasını dikkate aldığını ancak iç piyasayı etkileyebilecek yurt dışı kaynaklı şokları da faiz artırımında değerlendirmeye dahil ettiğini anlatarak, "Dolayısıyla birinci kriter ABD iç piyasasında beklenen enflasyonda yukarı yönlü bir trend. ABD iç piyasasında henüz bu trend oluşmadığından Fed'in faiz artırımını 2015 yılında yapmasını beklemiyorum" şeklinde konuştu.

Öte yandan Fed'in uzun süreli belirsizlik görüntüsü vermesinin de iç piyasası için tehlikeli olabileceğine işaret eden Göncü, şöyle devam etti:

"Özellikle bankacılık sektörü faiz artışı beklentisiyle rezervleri kredi olarak kullandırmak yerine Fed'de tutmayı tercih etmekte. Şahsi beklentim Fed'in 2016 yılı başlarında küçük bir faiz artışı yapacağı ve bu sayede piyasalardaki belirsizliği ortadan kaldırmayı amaçlayacağı yönünde. Kısa sermaye akımlarına bağımlı gelişmekte olan ülkelerse faiz artırımından bir miktar olumsuz etkilenecek olsalar da global ekonomide işlerin toparlanması en nihayetinde yine sıcak paranın gelişmekte olan ülkelere akmasını sağlayacaktır. Öte yandan ABD dolarının bir miktar daha güçlenmesiyle ve Çin kaynaklı ihracatın artmasıyla emtiaya talebi de artacaktır. Böylece emtia üreticisi ekonomiler de olumlu etkilenecektir."

Göncü, Fed'in rahat hareket etmesini engelleyen iki önemli unsur bulunduğuna değinerek, "Birincisi; iç piyasada büyümenin ve özellikle iş gücü piyasasının oldukça kırılgan olması. İkincisi; AB'de yeni bir parasal genişleme olasılığı varken faiz artırmanın zorluğu" dedi.

Çin ekonomisinin yavaşlaması ve beraberinde emtia üreticisi ekonomileri sürüklemesinin oldukça ciddi gelişmeler olduğunu anımsatan Göncü, "Sonuç olarak Fed zaten hiç rahat hareket edememekte ve öyle veya böyle Çin ekonomisindeki gelişmeleri dikkate almak zorunda" ifadelerini kullandı.

Göncü, gelişmekte olan ülkelerin isteklerinin Fed üzerinde çok ciddi bir etkisi bulunması için bu ülkelerdeki yavaşlamanın ABD ekonomisini tehdit edecek boyutta olması gerektiğini vurgulayarak, "Fed'in tüm gelişmekte olan ülkelere göre karar vermesi söz konusu olmaz. Zaten ihracatçı olmayan gelişmekte olan ülkeler tek seferlik bir faiz artırımından fazla etkilenmeyeceklerdir" değerlendirmesini yaptı. ■ Cumhuriyet,  (18.10.2015)

YABANCI SERMAYE, İNŞAAT: İNŞAAT SEKTÖRÜ YABANCI YATIRIMCILARA TÜRKİYE KAPISINI AÇTI!

Cumhuriyet Gazetesi'nin köşe yazarlarından Ceren Kumbasar bugünkü yazısında inşaat sektörünü ve inşaat sektörünün ülkeye faydasını anlatıyor. İşte o yazı...

İnşaat sektörü geçen hafta KonutDer'in organizasyonunda bir araya geldi. Etkinlik, Türkiye'de daha önce yatırım yapmamış ve bu pazarla detaylı olarak ilgilenmemiş, büyük hacimli yatırımlarıyla dünyada isimlerinden bahsettiren firmaları Türk pazarıyla bir araya getirdi. Bu anlamda sektör için gerçekleştirilen en önemli ve verimli toplantılardan biriydi. Ancak bu etkinliğin en dikkat çekici kısmı, ekonomi bakanının inşaat sektörüne nihayet yaktığı yeşil ışıktı. Uzun zamandır inşaat sektörünün proje geliştiricileri, el yordamıyla kendi imkânlarıyla sektörde hareket yaratmaya çalışıyorlar. Bu çabalar, bir sürü "şeye"e rağmen gösteriliyor. Zira uzun zamandır inşaat sektörü bırakın desteklenmeyi adeta bir üvey evlat muamelesiyle karşı karşıya. Üstelik biraz destekle, sektörün nasıl Türkiye ekonomisinin lokomotifi olduğu, nasıl bir potansiyel yarattığı bu kadar aşikarken. Sektör ekonominin sorunu olan her derdin devasıyken. İstihdam her geçen gün artarken ve kayıt dışının önüne geçilmişken, sadece 10 yılda yerli ürün kullanma oranını yüzde 20'den yüzde 85'e çıkarmışken, 100 tane olan ve yerli üretim yapan alt sektörünü 220 alt sektör haline getirmişken, yabancı yatırımcılara Türkiye kapısını ilk açan sektör olmuşken.

İnşaat sektörü ne istiyor?

İnşaat sektörü önünün açılmasını, güvenilir firmaların iş yaparken ecel terleri dökmemesini istiyor. Üstelik bahsedilen şeyler teşvikler, vergi muafiyetleri değil. Sadece adil ve tutarlı bir sistematik. Özetlemek gerekirse; Yabancıya Satış konusunda, vergilerle ilgili, imar kanunuyla ve tapuyla ilgili zaten gelişmekte olan ülkelerde bile çoktan düzenlenmiş olması gereken maddeler.

1- Yabancıya satış konusu;

a- Kademeli olarak vatandaşlık hakkı,

b- Hukuki prosedürün kolaylaşması,

c- Satışın ihracat kapsamında değerlendirilmesi,

2- Vergi düzenlemesi

a-150 metrekarenin altındaki evlere uygulanan yüzde 18'lik verginin yeniden düzenlemesi

b- Damga vergisi Bir inşaat bitene kadar 15 kez ödenmesi konusu, tutarın standart ve tek seferde ödenmesi

c- Tapu harçlarının yeniden yapılandırılması

3- İmar Kanunu Eski hakların korunması konusu

4- Tapu kayıtlarının düzenlenmesi Tapuda kayıtlı olan satış tutarlarının gerçek tutarları yansıtması için gerekli düzenlemeler.

Bu düzenlemeleren yapılmaması, sektörün sırtında her geçen gün artan bir yük oluşturuyor. Her geçen gün artıyor çünkü ülkenin koşulları her geçen gün zorlaşıyor. Sadece yabancı değil yerli yatırımcı için de alım iştahını arttırmak, işleri biraz kolaylaştırmak gerekiyor. Aksi takdirde, bu kadar büyük bir konut ihtiyacı ve yabancı yatırımcı ilgisi olduğu halde sektör ivme kaybedecek. Kendi ellerimizle kendimizi baltalamış olacağız, ki bir süredir yapılan uygulamalar böyle.

Konutder Başkanı Ömer Faruk Çelik'in çok önemli tespitiyle bitirelim. "Bizyılda 10 milyar dolarlık yabancıya konut satarız ama devlet ve bürokrasi bizim önümüzü açmalı." Ceren KUMBASAR, Cumhuriyet,  (18.10.2015)

 

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura