Diğerleri > Sis Çanı
27-09-2014
NELER OLDU 13-18 AĞUSTOS 2014 (yabancıya toprak, RTE, BOP, döviz, işsizlik, borçlanma, özelleştirme, yolsuzluk, siyasal İslam)

Cihan Dura

27.9.2014


13.8.2013

YABANCIYA TOPRAK: GAYRİMENKULDE ARAP BAHARI

 

Turist olarak geldikleri Bursa’yı sevip daire alan Arap turistler, kentte gayrimenkul sektörünün canlanmasına neden oldu. Yılın ilk yarısında daire satışları yüzde 30 arttı

Arapların tatilde ilk tercihlerinden olan Güney Marmara, son yıllarda gayrimenkul yatırımlarında da yoğun talep görüyor. Otelde konaklamayı tercih etmeyen turist, ya vila veyahut daire satın alıyor ya da kiralamayı tercih ediyor. Bursa’da villalar, günlük 500 ila 1000 dolar arasında; dairelerse 100-500 dolar civarı bedelle kiraya verilirken, gayrimenkulde fiyatlar da artıyor. Öte yandan, Arap turistler Bursa’da satın aldıkları daireleri kiraya vermeye de başladı. Bu duruma ise acente sahipleri haksız rekabet yaratıldığı iddiasıyla tepkili. Arapların, gelecek yıllarda yapacağı yatırımlarla kentin sanayisinde de yer alacağı öngörülüyor.
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Güney Marmara Bölgesel Yürütme Kurulu Başkanı Mehmet Akkuş Arap turistlerin Güney Marmara’ya son 3 yıldır ciddi talep gösterdiğini ve bu tercihlerini tatilin yanı sıra yatırım ve ticarette de kullandıklarını söyledi. Yıllık ortalama 600 bin civarı Arap turistin bölgeyi tercih ettiğine değinen Akkuş, hedefl erini ise 1 milyon olarak açıkladı. Bu rakamın yüzde 80’inin Bursa’yı tercih ettiğini kaydeden Akkuş, “Bursa’ya tatile gelen bir turist, bir sonraki gelişinde muhakkak birkaç yakınını daha getiriyor. Aynı zamanda en az bir tane olmak üzere gayrimenkul yatırımı da yapıyor. Bu genellikle villa ya da daire satın almak oluyor” şeklinde konuştu. ■ Yeniçağ, (13.8.2014)

 

14.8.2013

AKP, RTE V GÜL: GÜL, ERDOĞAN’LA KAVGA EDEBİLİR Mİ

Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi AKP’de dengeleri değiştirdi. Abdullah Gül’ün ‘partime döneceğim’ sinyali, gerek Erdoğan muhaliflerinde, gerekse AKP içinde heyecan yarattı. Ancak Erdoğan ‘parti genel başkanı ile, başbakanın ayrı olması yanlış’ diyerek Gül’e kapıları kapattı.

Bazı analistler Gül’ün kavga ederek parti genel başkanı olacağını düşünüyor ama bu mümkün değil.Nedeni çok basit; Gül, Erdoğan’la kavga edemez. Bunun için hem yeterli silahı yok, hem de Erdoğan’ın kavga etme biçimine karşı Gül’ün yapabileceği çok şey yok.

Gül’ün Erbakan’a karşı aday olduğunu hatırlatıp AKP içinde de benzer bir durumun sözkonusu olabileceğini düşünenler var. Ancak gözden kaçan nokta şu: Gül, 28 Şubat darbesiyle devrilmiş ve ilk seçimlerde oldukça başarısız olmuş, darbe sonrası değişime direnen, devletin çarkları arasında ezilen ve tek çıkış yolu değişim olan Erbakan’ın partisindeki, değişim taraftarlarının ileri ittiği bir adaydı. Değişimi örgütleyip, değişim taraftarlarını arkasında toplayıp çeken bir aday değildi.

Gül’ün AKP’ye dönme sürecinde ise şartlar bambaşka. Öncelikle Gül’ün bu sefer çok başarılı bir parti ve onun başarılı liderine karşı mücadele vermesi bekleniyor. Ayrıca, bu sefer Gül’den bir grubun öne ittiği bir lider değil, bir grubu çekip değişimi mobilize eden bir lider olması bekleniyor. Dahası, bu mücadelede Gül’ün arkasına takılacak parti içi muhalefet, Erbakan’a bayrak açan değişimciler kadar güçlü, geniş tabanlı değil.

Medya gücü açısından da Gül dezavantajlı.Gül, Erbakan’a bayrak açtığında merkez medyanın büyük bölümü değişimcilerin arkasındaydı ve değişimcilerin sesi parti tabanına da, onları çevreleyen geniş kesimlere de ulaştırılmıştı. Şimdi ise medyanın çok büyük kesimi Erdoğan’ın doğrudan kontrolü altında. Gül bayrak açsa bile sesini kısmak iki dakikalık bir mesele...

Kavga araçları bakımından da Gül Erdoğan’la baş edemez.Erdoğan’ın bel altı kavga yöntemiyle Gül’ün başa çıkması mümkün değil. 30 Mart seçimlerinden bu yana Gül ne kadar yalanlasa da, Erdoğan “Gül’ü de dinlediler, onun da kaseti var” diyerek aslında Gül’e karşı gereken mesajı verdi. Gül’ün nesi var nesi yok bilemem ama Erdoğan’ın “Gül’ün de kaseti var” iddiası ile Deniz Baykal’ın başına gelenleri Erdoğan’ın yaptırdığı iddiası birarada düşünülünce tuhaf bir tehdit ortaya çıkıyor...

Ben Gül’ün herhangi bir illegal faaliyetinin olduğunu sanmıyorum. Ancak onun çevresinde birilerinin, işadamlarının, birtakım illegal faaliyetlerinin tespit edilip Gül’ün önünün kesilmesi hesaplanmış olabilir mi(?) diye düşünmeden edemiyorum.

Gül’e karşı yürütülen ve küstahlığa varan bel altı açıklamalar şimdiden başladı bile...

Gül, AKP içindeki iktidar savaşını MİT’e verilen o “Muhaberat Devleti” yasasını onayladığı gün kaybetmişti. Bir istihbarat teşkilatını Erdoğan’ın her tülü talebini karşılayacak şekilde dizayn eden bir yasa düzenleniyor ve bunu Cumhurbaşkanı Gül onaylıyorsa, o yetkilerin Gül’e karşı istihbarat toplamak için kullanılmayacağının hiçbir garantisi yoktur. Nitekim Gül’e karşı yapılan göndermeler ve imalar sadece siyaset içinde kalınacak bir mücadeleye işaret etmiyor.

Gül’ün hiç mi şansı yok?

Gül’ü en büyük şansı kendisine yakın bakanların, Ali Babacan, Nihat Ergün gibi, Erdoğan hükümetlerinin, Erdoğan’a rağmen, en başarılı bakanlar olması. Gül’e yakın bakan ve bürokratları çıkardığında, Erdoğan’ın çevresinde ‘hisli’ bakanlar, kupon arsa avcıları, havuz hesapçıları kalır.

Eğer Gül siyasi bir kariyer düşünüyorsa, AKP içinde, bel altı yöntemlerle siyaset yapanlarla mücadeleye girip adını ve imajını kirleteceğine, kendisine yakın bakan ve kadrolarla çok hızlı bir şekilde yeni bir parti kursun, kirlenmiş AKP imajından da kurtulur en yakın zamanda iktidar alternatifi olur. Gül için en kolay yol bu... ■ Emre Uslu, Taraf, (14.8.2014)

BOP: PETROL 14 AYIN EN DÜŞÜK DÜZEYİNDE

Irak’da IŞİD tehdidinin petrol üretimine zarar vermeyeceği beklentisi ve arz fazlasıyla, brent petrol 14 ayın dibini gördü ve 102 $’a geriledi


Petrol talebindeki azalma ve arzda yaşanan artışa bağlı olarak petrol fiyatlardaki gerileme hız kazandı. Türkiye’nin de fiyatlamada temel aldığı brent petrolünün varili 103 doların da altına inerek, Haziran 2013’ten bu yana gördüğü en düşük düzeye geriledi. Dünyanın en büyük petrol üreticileri arasında sayılan Irak ve Libya’da devam eden çatışma ve gerilimlere bağlı olarak artan arz kesintisi riskine rağmen, küresel petrol arzındaki hızlı artış, fiyatları aşağıya çekmeye devam ediyor.

115 $’I AŞMIŞTI

Irakta, IŞİD militanlarının Musul’u alarak ilerlemeye başladığı haziran ayında 115 dolara kadar çıkan brent petrolünün varil fiyatı dün 102.3 dolara kadar geriledi.

IŞİD GÜNDE 8 MİLYON $ KAZANIYOR

Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) Petrol Piyasası Raporu’nda dünyada arzın yüksek olduğu belirtilerek, IŞİD’in Irak'ta günlük yaklaşık 8 milyon dolar değerinde üretim yapabilecek yedi petrol sahasını elinde bulundurduğu kaydedildi. IŞİD'ın, Irak'ta Ayn Zalah, Batma, Najma, Kayara, Himrin, Acil ve Beled sahalarını elinde bulundurduğu ve bu sahalarda günlük 80 bin varillik üretim yapıldığı belirtildi. Raporda, örgütün, sahalardan elde ettiği petrolü kendi akaryakıt ihtiyacını karşılamak ve kaçakçılık yaparak gelir oluşturmak için kullandığı kaydedildi.

Dev şirketler Kürt bölgesinden çekiliyor

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi bölgesindeki yedi uluslararası petrol şirketi, Erbil kenti yakınlarında IŞİD teröristleri ile peşmerge güçleri arasındaki çatışmalar ve ABD’nin IŞİD’e yönelik hava operasyonları nedeniyle faaliyetlerini askıya alma ve çalışanlarını tahliye etme kararı aldı. Abu Dabi Emirliği Ulusal Enerji Şirketi TAQA, Chevron, Exxon, Oryx, Genel Enerji, Afren ve Hess Corporation, IKBY’deki sorunlu bölgelerde üretimi durdurduklarını ve çalışanlarını tahliye etmeye başladıklarını duyurdu. ■ Taraf, (14.8.2014)

DÖVİZ KURU: SPEKÜLATİF KUR HAREKETLERİ KIRILGANLIĞI ARTIRDI

Döviz kuru, bir birim ülke parasının diğer bir ülke parası cinsinden fiyatına denir. Söz gelimi bir dolar 2.15 lira. Türkiye’de 2001 yılından beri dalgalı kur sitemi uygulanıyor. Ondan önce, sabit kur sistemi uygulandı. 2000 yılında TÜFE olarak enflasyon yüzde 39 oldu, buna karşılık döviz kuru yüzde 20 artırıldı. Döviz kurları üstünde baskı oluştu. Siyasi sorunlarla üst üste gelince 2001 krizi oldu.
Sabit kur sistemini IMF önermişti. Krizden sonra bu sistemin 180 derece tersini, dalgalı kur sistemini önerdi. Ne var ki, Türkiye’de aşırı kur hareketlerini önleyecek vadeli döviz işlemleri önceleri hiç olmadığı sonraları ise cılız olduğu için, aşırı kur hareketleri spekülatif boyutlara ulaştı. Kırılganlığı artırdı.
Aslında, kurlar dünyada da hareketli oldu. Çin’in, milli parası Yuan’ı dolara bağlı olarak tutması, başta ABD ve Avrupa Birliği tarafından tenkit edildi. Çin Yuan’ın değerlenmesi için baskı yaptılar. Çin parasını daha değerli yapmadı, çünkü Yuan değerli olsaydı Çin’in rekabet gücü düşecekti.
Türkiye’de bazı hükümet üyeleri ve MB akıllı davranmadı. Merkez Bankası enflasyonu frenlemek için, hükümet de sıcak para gelsin diye kurların düşük kalmasına ve TL’nin aşırı değer kazanmasına dalgalı kur diyerek göz yumdular.
Türkiye ile ABD ve Euro bölgesi enflasyon farkı arttıkça ve MB ve bu fark hükümetin düşük kur politikası ile birleşince kur baskısı oluştu. Zaman zaman kur hareketleri spekülatif boyutlara ulaştı.
Kur hareketlerini, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından hesaplanan reel efektif döviz kuru endekslerinden anlıyoruz. Bu endeksler “Türkiye’de fiyat düzeyinin dış ticaret yaptığımız ülkelerin fiyat düzeylerine oranının ağırlıklı geometrik ortalaması alınarak ÜFE ve TÜFE bazlı hesaplanıyor.”
Endekste yer alan gelişmiş ülkeler; Almanya, İtalya, ABD, Fransa, İngiltere, İspanya, Belçika, Hollanda, Japonya, Kore, İsviçre, Avusturya, İsveç, Tayvan, Yunanistan, Çek Cumhuriyeti, İsrail, Finlandiya, Danimarka, İrlanda, Slovakya ve Portekiz’dir. Gelişmekte olan ülkeler ise; Çin, Rusya, Romanya, Polonya, Hindistan, Macaristan, Bulgaristan, Tayland, Kazakistan, İran, Suudi Arabistan, Endonezya, Malezya ve Mısır’dır.
Türkiye’de 2006 Haziran ayında kur dengede idi. Reel kur endeksi 100.24 idi. Reel kur endeksinde 100 dengeyi, 100 üstü TL’nin değerli olduğunu, 100’ün altı ise TL’nin değer kaybettiğini gösteriyor.

 

Yukarıdaki tablo kurlardaki spekülatif hareketleri gösteriyor. Bugüne kadar ortalama reel kur endeksi yüzün altına düşmedi. Temmuz ayında bir dolar ortalama 2.12 lira idi. Reel kur endeksi de 109.75 idi. Demek ki Temmuz ayında da TL değerli idi. Türkiye’nin rekabet gücü kazanması için doların en az 2.32 olması gerekiyordu.
Kurlardaki aşırı oynama, ekonomide belirsizlik yaratıyor. Uzun dönemli yatırım hesapları yapılamıyor. Üretimde yüzde 70 oranında ara malı ve ham madde kullanıyoruz. Kurlardaki spekülatif iniş ve çıkışlar üretim maliyetlerini ve enflasyonu etkiliyor. Kur artışı halinde sanayi sektörü ithal ara malı ve ham madde stoğunu yeni kurdan değerlendiriyor. Kur düşünce fiyatlar aşağıya rijit olduğu için, fiyatları düşürmüyor.
Sonuç olarak, kurun spekülatif düzeyde dalgalanması ekonomide istikrarsızlığı artırdı. ■ Esfender Korkmaz, Yeniçağ, (14.8.2014)

 

15.8.2013

 

BOP, IŞİD: TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ

Türkiye’deki olup biteni yine Batı basınından öğreniyoruz. IŞİD militanları başkent Ankara’nın kalbine kadar girmiş vaziyette. Dünyaca ünlü internet gazetesi “Mashable”ın Ankara’nın tarihî Hacıbayram mahallesinden aktardıkları tam manasıyla kan dondurucu. Hani 14 yaşında bir çocuk vardı ya, IŞİD’e katılan, ve yaralanınca militanlar tarafından apar topar sınıra bırakılan? Mashable Hacıbayram’da çocuğun babasına ulaşmış. İnternette sörf yaparken IŞİD’in tuzağına düşen çocuk aniden namaz kılmaya başlamış, okulu bırakmış sonra da kaybolmuş. Mashable hükümeti cihatçıların “üreme alanına” getirmekle suçlayan babanın şu feryadını paylaştı: “Nasıl oluyor da 14 yaşında bir çocuk pasaportsuz sınırı geçebiliyor?

Ve bir soru daha: Neden Hacıbayram?

Mashable’ın verdiği cevap tehlikenin boyutlarını gözler önüne seriyor.

Kentsel dönüşüm adlı rant canavarı Hacıbayram’ı da vurmuş. Yerlerine turistik tesisler, allı pullu dükkânlar dikmek için milletin evleri yerle bir edilmiş Hacıbayram tam bir gettoya dönüşmüş. İşsizlikle beraber suç oranı patlamış. Adı belirtilmeyen “radikal imam” mahallede militan devşirmeye koyulmuş. En az 100 tane Hacıbayramlı genç IŞİD’e katılmak üzere Suriye’ye gitmiş. Memlekete daha kaç tane Hacıbayram var?

Bu sorunun cevabını arayanların başında Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu olsa gerek . Hoca’nın stratejik derinlik peşinde koşarken önümüze koyduğu fatura ortada. 10 Haziran’dan beri IŞİD’in rehin tuttuğu Musul Konsolosluğu görevlileri ne zaman kurtulacak? Bilen var mı?

Rehinelerin başına bir şey gelir” gerekçesiyle basını sansürleyen iktidar Amerika’nın IŞİD’e yönelik hava saldırılarını kamuoyu önünde kınıyor. Ama el altından “Amerikalılara müdahale edin diye sürekli biz bastırdık” haberini yayıyor. Ne hikmetse görüştüğüm üst düzey Batılı yetkililer bu baskılardan bihaberler.

Kimse kendini kandırmasın. Gerçekler ortada: Bölgedeki en yakın stratejik müttefikimiz dediğimiz Irak Kürdistan’ının başkenti Erbil’in IŞİD’e düşmesine ramak kaldı. İmdadına Türkiye değil, İran ve Amerika yetişti. Bir de PKK’nın Suriye kolu, YPG. Sincar Dağı’nda mahsur kalan 20 bin kadar Ezidi’yi, Türkmen, ve Hıristiyan’ı kurtarıp güvenli bölgelere ulaştıran YPG bölgenin yükselen yıldızı, uluslararası basının sevgilisi hâline geldi. Sincar’da şehir yaşamıyla paslandıkları anlaşılan Iraklı peşmergeler IŞİD’in karşısında ilk etapta dağılırken PKK/YPG, “Kürtlerin Küdüs’ü” olarak anılan Kerkük’ü korudu. PKK militanları ise peşmergelerle birlikte Mahmur kasabasını IŞİD’in elinden geri aldı. Sırada Sincar var. Kendisine sahada güçlü müttefik arayan Amerika, Ankara’nın olası itirazlarına kulak tıkayarak gayri resmî dahi olsa İran ve YPG ile IŞİD’e karşı işbirliği başlatırsa şaşırmamak lazım. Oysa YPG ile işbirliğini Türkiye bizzat kendisi başlatmalıydı…. ■ Amberin Zaman, Taraf, (15.8.2014)

İŞSİZLİK DÜŞTÜ

Türkiye'de işsizlik oranı, mayısta bir önceki aya göre 0,2 puan gerileyerek yüzde 8,8 oldu. İşsiz sayısı ise aynı dönemde 2 milyon 579 binden, 2 milyon 551 bin kişiye düştü.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2014 yılı Mayıs ayına ilişkin ’Hanehalkı İşgücü İstatistikleri’ verilerini açıkladı.

Buna göre, Mayıs ayında işsizlik oranı yüzde 8,8 seviyesinde gerçekleşti. Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2014 yılı Mayıs döneminde 2 milyon 551 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise yüzde 8,8 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 8, kadınlarda ise yüzde 10,5 oldu. Aynı dönemde; tarım dışı işsizlik oranı yüzde 10,7 olarak tahmin edildi. 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı yüzde 15,8 iken,15-64 yaş grubunda bu oran yüzde 8,9 olarak gerçekleşti.

Mayıs 2014 döneminde 15 ve daha yukarı yaştaki istihdam edilenlerin sayısı, 26 milyon 538 bin kişi, istihdam oranı ise yüzde 46,7 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 66,1, kadınlarda ise yüzde 27,7 olarak gerçekleşti.

Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 5 milyon 820 bin kişi, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı ise 20 milyon 718 bin kişi olarak gerçekleşti. İstihdam edilenlerin yüzde 21,9’u tarım, yüzde 20,2’si sanayi, yüzde 7,4’ü inşaat, yüzde 50,5’i ise hizmetler sektöründe yer aldı.

İŞGÜCÜNE KATILMA ORANI YÜZDE 51.2

İşgücü nüfusu 2014 yılı Mayıs döneminde 29 milyon 89 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise yüzde 51,2 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,8 kadınlarda ise yüzde 31 oldu.

Maliye Bakanlığı tarafından derlenen verilere göre, 2014 yılı II. döneminde toplam kamu istihdamı 2013 yılının aynı dönemine göre yüzde 4,1 oranında artarak 3 milyon 373 bin kişi olarak gerçekleşti.

Mevsim etkilerinden arındırılmış istihdam sayısı bir önceki döneme göre 6 bin kişi azalarak 25 milyon 996 bin kişiye ulaştı. İstihdam oranı ise 0,1 puanlık azalış ile yüzde 45,7 olarak gerçekleşti.

Mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlerin sayısında 2014 yılı Mayıs döneminde, bir önceki döneme göre 108 bin kişilik artış gerçekleşti. İşsizlik oranı ise 0,3 puanlık artış ile yüzde 9,5 oldu.

Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücüne katılma oranı bir önceki döneme göre 0,1 puanlık artış ile yüzde 50,5, olarak gerçekleşti. Ekonomik faaliyete göre istihdam edilenlerde en fazla artış 41 bin kişi ile hizmet sektöründe gerçekleşti. ■ Milliyet, (15.8.2014)

 

BORÇLANMA, ÖZEL: ÖZEL SEKTÖRÜN BORCU ÖNEMLİ DEĞİL Mİ?

Piyasada genel bir kanı var. Özel sektörün borcu önemli değil. Çünkü o para zaten kendilerinin kredi olarak getirdiği para. Bu nedenle ödeme riski yok. Eğer öyleyse bir açıdan doğru. Ancak bu husus uzun vadeli krediler için söz konusu olabilir. Kısa vadeli borçlar için söz konusu değildir. Çünkü kendi parasını kredi olarak getirenler bunu bilançolarında uzun vadeli krediler hesabında izlerler ve uzun yıllar krediler ödenmez. Her yıl veya kredi vadelerinde devamlı temdit edilir. Öte yandan özel sektör içinde bankaların da yer aldığını unutmayalım...

Ticari krediler hariç dış borçlar dikkate alınması gereken düzeydedir.

1-Bankaların kısa vadeli dış borcu:

Toplam 38.7 milyar dolar kısa vadeli borç var. Bunun 35.5 milyar doları yabancı banka ve kuruluşlara, 3.2 milyar doları tahvil borçları ve ufak bakiyesi Uluslararası Finans Kurumu'na olan borçlardan oluşmaktadır.

2-Bankalar dışındaki finans kuruluşların dış borcu:

Banka olmayan ancak finans hizmetleri yapan kurumların dış borcu toplam 1.8 milyar dolardır.

3-Finansal olmayan kurumların finansal borçları:

Yani reel sektörün borcunun 17.5 milyon doları resmi kurumlara, 3.9 milyar doları ise bankalar, ticari kuruluşlar ve diğerlerine olmak üzere 4.1 milyar dolardır. Bu durumda özel sektörün toplam 44.7 milyar dolar kısa vadeli dış borcu bulunmaktadır. Bunun yüzde 81'i olan 36.3 milyar doları bankaların yurt dışı ticari bankalara olan borcunu göstermektedir. Bu durumda en büyük risk bankalardadır. Reel sektörün ise kısa vadeli toplam borcu 4.1 milyar dolar olarak yüzde 10 civarındadır. Bu oran küçük olmakla birlikte tutar olarak ciddiye alınmalıdır.

Mayıs 2014-31 Aralık 2014 arası toplam dış borç 31.5 milyar dolar. Mayıs-Haziran-Temmuz ayları geçtiği için ödenen veya ödendiği kabul edilen borç tutarı 17.3 milyar dolardır. Bu durumda önümüzdeki 4 ayda ödenecek tutar 16.2 milyar dolardır.

Borcun ortalama vadesi yaklaşık 150 gündür.

44.7 milyar dolar olan özel sektörün dış borcunun 31.9 milyar doları Avrupa ülkelerine, 3.5 milyar doları ABD'ye, 5.9 milyar doları Asya ülkelerine olup 3.1 milyar dolar tahvil borçlarıdır. Afrika ve Avustralya'ya ihmal edilebilir kısa vadeli özel sektör borcu vardır.

Avrupa'da da en borçlu olduğumuz ülke; 14.3 milyar dolar ile Birleşik Krallık (İngiltere), 5.1 milyar dolar ile Almanya, 4.3 milyar dolar ile Belçika, 2.8 milyar dolar ile Hollanda, 1.6 milyar dolar ile Avusturya. Bakiye diğer ülkelere dağılmaktadır.

Ticari krediler dahil kısa vadeli borçlar içinde devletin borcu yoktur.

Toplam kısa vadeli borçlar Mayıs 2014 itibariyle 130.6 milyar dolar. Bunun 18.3 milyar doları bankaların kamu dış borçları, 74.9 milyar doları bankaların özel dış borçları, 1.8 milyar dolar banka dışındaki finansal kurumların özel dış borcu, 34.7 milyar doları ise finansal olmayan kurum ve kuruluşların özel borçlarıdır. Görüldüğü gibi özel sektörün toplam kısa vadeli borcu 35 milyar dolarayakındır. Toplam borçların içinde yüzde 27 olarak nispi pay almaktadır. Bu tutarı, 1 yılda ödenmesi gerektiği için dikkatle izlenmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Not: *Kısa vadeli borçlar 31 Mayıs 2014 tarihi itibariyle olup kaynak Merkez Bankası'dır. ■ Mustafa Pamukoğlu, Aydınlık, (15.8.2014)

 

16.8.2013 

İŞSİZLİK: AĞUSTOS İŞSİZİ 3 MİLYON…

Ma­yıs ayı iş­siz­lik ve­ri­le­ri açık­lan­dı. TÜ­İK, her za­man yap­tı­ğı gi­bi, RTE­’yi mem­nun ede­cek kıs­mı, ha­ber bül­te­ni­nin man­şe­ti­ne çe­kip ger­çek­le­ri dip­le­re atı­yor. İş­siz­lik­te- is­tih­dam­da önem­li olan, mev­sim­sel et­ki­le­ri arın­dı­rıp ver­mek­tir. TÜ­İK, bu­nu yap­mı­yor mu, ya­pı­yor ama iş, ka­mu­oyu­na du­yur­ma­ya ge­lin­ce mev­sim­sel et­ki­le­ri gö­zar­dı ede­ni­ni ve­ri­yor, ma­yıs­ta iş­siz­lik yüz­de 8.8’e düş­tü, di­yor. Ni­san­dan ma­yı­sa art­mış gö­rü­nen 344 bin ki­şi­lik is­tih­da­mın yüz­de 71’i , ya­ni 244 bi­ni ta­rım­dan. Ay­rı­ca 58 bin ki­şi tu­rizm­de, 48 bin ki­şi de in­şa­at­ta iş bul­muş gö­rü­nü­yor… Ya­ni hep mev­sim­lik iş­ler… Böy­le olun­ca iş­siz­lik ni­san­da yüz­de 9 olan dü­ze­yin­den ma­yıs­ta yüz­de 8.8’e düş­müş gö­rü­nü­yor. İş­siz sa­yı­sı da 1 ay­da 28 bin azal­mış gös­te­ri­li­yor.

Ger­çek ne?

Oy­sa, mev­sim­sell­li­ği dik­ka­te alan iş­gü­cü-is­tih­dam-iş­siz­lik ve­ri­le­ri ne gös­te­ri­yor TÜ­İK’­in? Ni­san­da yüz­de 9.2 olan işs­zi­lik ora­nın ma­yıs­ta yüz­de 9.5’e çık­tı­ğı­nı gös­te­ri­yor. İş­siz sa­yı­sı­nın 2 mil­yon 619 bin­den 2 mil­yon 727 bi­ne çık­tı­ğı­nı gös­te­ri­yor. Mev­sim­sel et­ki­le­ri dik­ka­te alır­sa­nız 1 ay­da 108 bin ki­şi art­mış iş­siz sa­yı­sı. Ön­ce­ki aya gö­re yüz­de 4’ün üs­tün­de ar­tış de­mek.
Öy­le böy­le de­ğil, çok sert bir ar­tış bu. Ama sür­priz de­ğil. Unut­ma­ya­lım ki, ma­yıs­tan bu ya­na sa­na­yi üre­ti­mi dü­şü­yor, iç sa­tış­lar iyi­ce ya­vaş­la­dı, eği­tim gi­bi ya­zın is­tih­da­mı aza­lan sek­tör­ler­de iş­siz sa­yı­sı art­tı.
Bu yı­lın ma­yıs ayın­da ula­şı­lan 2 mil­yon 727 iş­siz sa­yı­sı , kü­re­sel kri­zin et­ki­si­ne gi­ri­len 2008 yı­lı­nın ara­lık ayı iş­siz sa­yı­sı­na ya­kın. 2008’de içi­ne gi­ri­len yo­ğun iş­siz­lik dal­ga­sı 2009 bo­yun­ca ar­ta­rak sür­müş­tü.

Ağus­tos iş­si­zi…

Bu ve­ri­ler, gö­rü­nen eği­lim, son ve­ri­si açık­la­nan ma­yıs­tan son­ra­ki ay­lar­da, ya­ni ha­zi­ran, tem­muz ve or­ta­sı­nı geç­ti­ği­miz ağus­tos­ta iş­siz­li­ğin sü­rek­li tır­man­dı­ğı­nı, ma­yıs­ta­ki tem­po­yu ko­ru­yor­sa, ra­hat­lık­la iş­siz sa­yı­sı­nın 3 mil­yo­nu bul­du­ğu­nu bi­ze söy­lü­yor.
Ma­yıs ayı­nın iş­gü­cü 28 mil­yon 723 bin ve her ay 100 bin art­ma eği­li­mi için­de. Her ay iş­gü­cü pi­ya­sa­sı­na gi­ren­ler iş bu­la­ma­dık­la­rı, he­le ki işi olan­lar iş­le­rin­den çı­ka­rıl­dık­la­rı tak­tir­de, ağus­tos or­ta­sın­da iş­siz sa­yı­sı­nın, hem de “res­mi­” iş­siz­le­rin sa­yı­sı­nın 3 mil­yo­nu bul­du­ğu­nu söy­le­ye­bi­li­riz.
Ağus­tos ayın­da iş­gü­cü 29 mil­yo­nu geç­miş­se ve iş­siz sa­yı­sı da 3 mil­yo­nu bul­duy­sa, bu res­mi iş­siz­lik ora­nı­nın çift ha­ne­ye ge­çe­rek yüz­de 10.3’ü bul­ma­sı de­mek­tir. Tür­ki­ye, 3 mil­yo­nu aş­kın iş­siz sa­yı­sı ile 2009 kri­zin­de şu­bat ayın­da ta­nış­mış­tı ve o yı­lın ni­san ayın­da iş­siz sa­yı­sı 3 mil­yon 254 bi­ni, ora­nı da yüz­de 14’ü bul­muş­tu.

Ta­rım dı­şı ve genç…

Res­mi ola­rak yüz­de 9.5’e çı­kan iş­siz­lik ora­nı, ta­rım dı­şa­rı­da bı­ra­kıl­dı­ğın­da yüz­de 11.5 ola­rak ken­di­si­ni ifa­de edi­yor. Ma­yıs­ta ta­rım dı­şı iş­siz­li­ğin ni­sa­na gö­re ya­rım pu­an, ge­çen ma­yı­sa gö­re de 1.3 pu­an art­tı­ğı­nı gö­rü­yo­ruz. Bu ora­nın ba­zı met­ro­pol­ler­de da­ha yük­sek ol­du­ğu, geç­miş is­ta­tis­tik­ler­den bi­li­ni­yor. Ör­ne­ğin İz­mi­r’­in iş­siz­li­ği Tür­ki­ye or­ta­la­ma­sı­nın her za­man 4-5 pu­an üs­tün­de sey­re­di­yor. Bu, Ada­na-Mer­si­n’­i içe­ren Çu­ku­ro­va­’nın ta­rım dı­şı iş­siz­li­ği için de böy­le. Gü­ney­do­ğu ise ta­rım dı­şı iş­siz­li­ği yüz­de 20’ler gi­bi deh­şet se­vi­ye­ler­de ya­şı­yor.
Genç iş­siz­li­ği de alarm ve­ri­yor ve ge­çen ma­yıs­tan bu ya­na 1 pu­an ar­ta­rak yüz­de 17.3’e çık­mış du­rum­da.

Bü­yük iş­siz­lik

AKP re­ji­mi, 2015 se­çim­le­ri­ne doğ­ru sa­de­ce iç si­ya­si mü­ca­de­le­sin­de de­ğil, eko­no­mi­de de önem­li kan ka­yıp­la­rı­na uğ­ra­ma­ya baş­la­dı. Dı­şa­rı­dan ser­ma­ye gi­ri­şi bir yıl­da yüz­de 60 azal­dı. Sa­na­yi üre­ti­mi ye­rin­de sa­yı­yor. İçe­ri­de ko­nut, oto­mo­bil, be­yaz eş­ya stok­la­rı dağ­lar gi­bi. İş­siz­ler, bü­tün bun­la­rın so­nun­da 3 mil­yo­nu bul­muş di­ye­bi­li­yo­ruz. Bir de, son 4 haf­ta­da iş ara­ma­dı­ğı için iş­siz sa­yıl­ma­yan 2.5 mil­yon iş­siz var ke­nar­da… On­la­rı da ka­tar­sa­nız 5.5 mil­yon iş­si­zi olan bir mem­le­ket­te, res­mi­si yüz­de 10’u, gay­ri res­mi­si yüz­de 17’yi bu­lan iş­siz­lik ora­nı olan bir mem­le­ket­te, kim, ne­den iş­siz­lik ka­bu­su ya­şa­tan bir ik­ti­dar­dan mem­nun ol­sun?
Hal­ka inip an­lat­mak ge­rek, iş­siz­li­ğe ne­yin ne­den ol­du­ğu­nu ve na­sıl aşı­la­ca­ğı­nı…■ Mustafa Sönmez, Sözcü, (16.8.2014)

AKP İKTİDARINDA NE KADAR ÖZELLEŞTİRME YAPILDI?

AKP hükümeti 50 milyar dolarlık özelleştirme yaptı

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 18 Kasım 2002 – 15 Mayıs 2014 arasında, özelleştirme kapsamına alınan 102 adet kuruluşa ait hisse ve varlıklar ile 8 adet kuruluşta özelleştirme kapsamına alınan varlıkların toplam 50 milyar 813 milyon 582 bin 843 dolar bedelle özelleştirildiğini, bu kapsamda toplam 44 milyar 3 milyon 235 bin 560 doların tahsil edildiğini bildirdi. …■ Sözcü, (16.8.2014)

 

17.8.2013 

İŞSIZLIK ARTIYOR!

“Betam” veya Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi araştırmacıları Dr. Seyfettin Gürsel , araştırmacı Mine Durmaz ve Melike Kökkızıl mayıs ayı dönemi işsizlik ve istihdam verilerinin özetini yayınladı. Betam verileri “mevsim etkilerinden arındırılmış” olarak kullanmakta ve daha güvenilir olan “tarım dışı” gelişmeleri detaylandırmakta. Ayrıca mayıs dönemi demek, “Nisan, Mayıs ve Haziran” aylarının ortalaması alınıyor demek.

Özet bir ifade ile ve mevsim etkilerinden arındırılmış işgücü verilerine göre, tarım dışı işsizlik, Mayıs 2014 döneminde bir önceki döneme kıyasla 0,4 yüzde puan artarak yüzde 11,5 seviyesine ulaşmıştır. Bu dönemde tarım dışı istihdam 11 bin düşerken tarım dışı işgücünde 91 bin kişilik bir artış görüldü. İnşaat ve sanayi istihdamı sırasıyla 45 bin ve 9 bin kişi azalırken hizmet istihdamı 41 bin kişi arttı. Nisan-Mayıs-Haziran dönemini kapsayan mayıs verisi ikinci çeyrekte büyümedeki yavaşlamaya paralel olarak işsizliğin arttığını gösteriyor. Kariyer.net verileri işsizliğin Haziran 2014 döneminde de artmaya devam edeceğini gösteriyor.

İstihdamda düşüş dikkat çekiyor

TÜİK’in açıkladığı işgücü verilerine göre Mayıs 2014 döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre tarım dışı işgücü 1 milyon 267 bin (yüzde 5,8), tarım dışı istihdam ise 978 bin kişi (yüzde 5) artmıştır, tarım dışı işsiz sayısı ise yıllık 289 bin artmıştır. Yıllık değişimler Şubat 2014 döneminde yapılan revizyondan etkilenmektedir ancak yine de bir önceki döneme kıyasla yıllık istihdam artışlarındaki gerileme dikkat çekiyor.

Tarım dışında yüksek artış var

Mevsim etkilerinden arındırılmış verilere göre mayıs döneminde nisan dönemiyle kıyaslandığında tarım dışı işgücü 91 bin artarak 23 milyon 49 bin olmuştur. Tarım dışı istihdam ise 11 binlik bir azalışla 20 milyon 398 bine ulaşmıştır. Böylelikle tarım dışı işsiz sayısı 102 bin artmış, tarım dışı işsizlik oranı Mayıs 2014 döneminde Nisan 2014 dönemine kıyasla 0,4 yüzde puan artarak yüzde 11,5 seviyesine ulaşmıştır.

Haziranda artmaya devam edecek

Betam araştırmacılarından Barış Soybilgen'in Kariyer.net verilerine dayanan tahmin modeli Mayıs döneminde işsizliğin artacağını önceden tahmin etmişti. Beklentilere paralel olarak mayıs ayında işsizlikte büyük bir artış meydana geldi. Tahmin modelinde ocak ayından itibaren artış trendine giren seri, önümüzdeki Haziran 2014 dönemi için de artışa işaret etmektedir. Ayrıca Betam tahminleri ve ekonomik göstergeler ikinci çeyrekte büyümenin de ilk çeyreğe kıyasla önemli ölçüde yavaşladığını göstermektedir.
Tarım Dışı İşsizlik Oranı ve Kariyer.net İlan Başına Başvuru Sayısı

 

Deniz Gökçe, Akşam, (17.8.2014)

 

NÜFUS: İSTANBUL‘UN NÜFUSU 130 ÜLKEYI GEÇTI

Cumhuriyetin ilk yıllarında 1927 sayım yılında 806 bin 863 kişi olarak açıklanan İstanbul'un nüfusu, 2013 sonu itibarıyla 14 milyon 160 bin 467 kişiye ulaşarak mega kente dönüştü.

AA muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden yaptığı hesaplamalara göre, 76,6 milyonluk Türkiye'nin yüzde 18,4'ünü İstanbul'un nüfusu oluşturuyor. Başka bir deyişle ülkedeki her 100 kişiden 18,4'ü İstanbul'da ikamet ediyor.

Nüfusuyla Küba, Belçika, Yunanistan, Macaristan, Tunus, Portekiz, Çek Cumhuriyeti, BAE, İsveç, Beyaz Rusya, İsviçre, Avusturya'nın da aralarında bulunduğu 130 ülkeyi geride bırakan İstanbul, son 5 yılda nüfusuna 1 milyon 245 bin 309 kişi ekledi.

Kilometrekareye düşen 2 bin 275 kişi ile aynı zamanda Türkiye nüfusunun en yoğun olduğu kent olan İstanbul nüfusuyla yaklaşık 3 Ankara, 6,5 Antalya ve 187 Bayburt ediyor. Nüfus artışı durmayan ve 2009-2013 döneminde yıllık ortalama 249 bin kişi artan İstanbul'un nüfusuna her 4 ayda bir Bayburt, her 6 ayda bir Giresun ve her yıl da bir karaman eklendi.

Cumhuriyetin 100. yılında 16,5 milyon olması bekleniyor

Resmi istatistik rakamlarına göre cumhuriyetin ilk yıllarında 1927 sayım yılında 806 bin 863 kişi olarak açıklanan İstanbul nüfusu, 1945 yılında 1 milyonu aştı. 1950 yılında 1 milyon 166 bin 477 kişi olarak belirlenen nüfus, 1960 yılında 1 milyon 882 bin 92 kişi, 1965 yılında 2 milyon 293 bin 823 kişi, 1970 yılında 3 milyon 19 bin 32 kişi, 1980 yılında 4 milyon 741 bin 890 kişi, 1985 yılında 5 milyon 842 bin 985, 1990 yılında 7 milyon 309 bin 190 kişi, 2000 yılında da 10 milyon 18 bin 735 kişiye ulaştı.

TÜİK projeksiyonlarına göre İstanbul'un nüfusunun 2015 yılında yaklaşık 14,6 milyon, 2020 yılında 15,8 milyon, 2023 yılında da 16,5 milyon kişiyi aşması bekleniyor. ■

 

18.8.2013 

MADENCİLİK, YOLSUZLUK: AKP’LİLER MADENE GİRDİ

301 madencinin öldüğü Soma katliamının ardından yapılan incelemede, son 12 yılda kurulan 52 maden şirketinin 36’sı, AKP’li vekil, bakan veya parti yöneticisine ait çıktı

“Duman oluruz” diyerek Sayıştay’ın, kamu kurumlarının hesaplarını incelemesini örtülü olarak izin vermeyen AKP’nin, maden şirketlerinin büyük kısmını da yıllardır denetlemediği tespit edildi. Denetlenmeyen şirketlerin sahipleri araştırılınca ilginç bir tablo ile karşı karşıya kalındı. Bu çerçevede, denetlenmeyen maden şirketlerinin büyük kısmının AKP’li milletvekillerine veya yakınlarına ait olduğu belirlendi. Yapılan araştırmada, son 12 yılda kurulan 52 maden şirketinin 36’sının bir AKP‘li milletvekili veya parti yöneticisine ait olduğu belirlendi. Şirketlerin hisselerinin, “dayı, yeğen, amca, teyze” gibi yakınların üzerinde olması ise dikkatlerden kaçmadı.

ŞİRKETLER ELDEN GEÇİRİLDİ

Soma’da meydana gelen ve 301 madencinin hayatına mal olan maden kazasının ardından bir bir grup enerji müfettişi, madenlerin en son ne zaman denetlendiğine yönelik bir çalışma başlattı. Çalışma sırasında ilginç bir tablo ile karşı karşıya kalındı. Birçok maden şirketinin yıllardır denetlenmediği tespit edildi. Bunun üzerine, şirketlerle ilgili inceleme derinleştirildi. Ve inceleme çerçevesinde, şirketlerin ortakları araştırıldı. Yapılan araştırmada, maden alanında faaliyet gösteren birçok şirketin hisselerinin ya AKP’li yöneticilere veya yakınlarına ait olduğu saptandı. Örneğin, son 12 yılda kurulan 52 maden şirketinin 36’sınını bir AKP’li milletvekili veya parti yöneticisine ait olduğu belirlendi.

HİSSE ‘DAYI-YEĞEN’DE

Hisselerle ilgili yapılan incelemede, ilginç bir bulguya da ulaşıldı. Birçok maden şirketinin hisselerinin doğrudan AKP’li yöneticiler değil, dayı yeğen, amca ve yeğen gibi ikinci derecedeki akrabaların üzerinde olduğu belirlendi. AKP’li maden şirketlerinin büyük kısmının daha önce madencilik alanında faaliyet göstermediği de belirlendi. Yani aileden madencilik yapan çok az şirketin bulunduğu tespit edildi.

İŞLERi BULUNAMADI

Müfettişler, hisselerinin büyük kısmı AKP’li yöneticilerinin yakınları üzerinde olan şirketlerin son 12 yılda aldıkları işleri de araştırdı. Ancak son yapılan düzenleme ile birlikte madenlerin çıkarılması ve işletilmesi konusundaki ruhsatlar Başbakanlığa alındığı için sağlıklı veriye ulaşılamadı. Bu nedenle bu şirketlere ne kadar ruhsat verildiği tam olarak bulunamadı.

Madenden akrabalar çıktı

Müfettişler, söz konusu çalışmayı raporlaştırmadı. Sadece ön rapor oluşturuldu. Gizli tutulan raporda, AKP’li yöneticilere ait maden şirketleriyle ilgili bir listede oluşturuldu. Taraf’ın ulaştığı listede, birçok AKP’li yöneticinin isimleri bulunuyor. Maden şirketi bulunan veya maden şirketlerinde ortaklıkları olan AKP’li yöneticilerin arasında partinin milletvekilleri, il başkanları ve MKYK üyeleri de bulunuyor. Örneği eski Bakanlardan Osman Pepe ve çocukları Kar Cihan Uluslararası Mad.San.ve Tic.A.Ş. ve Bck Uluslar Arası Mad.San.vetic.Ltd.Şti. isimli şirketler ile faaliyet gösteriyor. AKP Bitlis Milletvekili Vahit Kiler’in de Trakya Kuvarsmadenleri San.ve Tic.A.Ş. ve Kanaroğlu madencilik yapı enerji loj.akary.tic.ve san isimli şirketleri bulunuyor. AKP’li yöneticilerin maden işine özellikle ruhsat işlemlerinin Başbakanlığa geçmesinin ardından hız vermeleri dikkat çekiyor. Örneğin Başkanlar Madencilik şirketi. Bu firmanın ortakları arasında AKP Uşak Milletvekili Nuri Uslu ve AKP üyesi Saffet Benli yer almaktadır. Bu iki isimde 02.10.2013 tarihinde şirkete ortak olmuşlardır. Aynı şekilde diğer bir firma olan MSD Kıymetli Madenler Ve Dış Ticaret Sanayi A.Ş. isimli şirketi ortakları arasında AKP Rize Milletvekili Bayram Ali Bayramoğlu yer almaktadır. Bayram Ali Bayramoğlu 28.02.2013 tarihinde şirkete ortak olmuştur. Bu iki şirkete de adı geçen üst düzey AKP’liler 15.06.2012 tarihli maden ruhsatı verilmesinin Başkanlık bünyesine geçtiği genelge sonrası ortak olmaları dikkat çekmektedir. ■ Taraf, (18.8.2014)

BOP, SİYASAL İSLAM: IŞİD: KİM DOĞURDU IŞİD'İ? (1)

IŞİD durduk yerde ortaya çıkmadı.
IŞİD'çi ruh hastaları uzaydan gelmedi.
Yalta Paylaşım Konferansı sonrasında memleketine dönüş yolunda ABD Başkanı Roosevelt 'Biraz da şu Araplara bakayım' demiş olacak ki 13 Şubat 1945'te Kızıl Deniz'in ortasında Amerikan USS Quincy Zırhlısı üzerinde Mısır Kralı Faruk ve bir gün sonra da Suudi Kral Abdülaziz ile bir araya geldi.
Başkan'ın gündeminde birbiri ile çelişen iki konu vardı :
1-Akın akın Filistin'e giden Yahudilere o topraklarda bir devlet kurdurmak
2-Ve bu Yahudilere karşı çıkan insanların dini olan İslamı yeni dünya düzeninde Batı'nın düşmanı komünistlere karşı silah olarak kullanmak.
Detaylara girmeye gerek yok.
ABD her iki hedefini gerçekleştirdi.
Çünkü o buluşmada Mısır ve Suudi Arabistan gibi İslam âleminin iki önemli ülkesini rehin alan ABD, 5 Nisan 1946'da Missouri Zırhlısının İstanbul ziyareti ile Türkiye'yi de kendi safına çekmişti.
Artık herkes yani Araplar, Türkler ve Şah yönetimindeki Acemler komünistlere karşı İslamı kullanma konusunda ABD'nin hizmetine girmişti.
Kissinger ve Brzezinski'nin şu Yeşil Kuşak Teorsi.
Bu hizmet; farklı format, düzey ve tonlarda Sovyetler'in dağılmasına kadar sürdü.

İslam âleminde TÜM İslamcılar İslamı ABD'nin kriterleri ile yorumlayayıp ABD ile iş tuttular.
ABD de her zaman onları kolladı.
İster iktidarda ister muhalefette.
CIA inanılmaz işler beceriyordu.
İslam âleminde birçok iktidar CIA ile işbirliği yapıyordu.
Örneğin 1950-1960 döneminde Türkiye. Yani Türkiye'nin NATO, CENTO ve Bağdat Paktı maceraları ve Kore'ye asker yolladığı yıllar.
Rahmetli Bayar'ın 'Komünistler bu kış gelecek' dediği yıllar.
İslamın her yerde koministlere karşı çok iyi kullanıldığı yıllar.
Türkiye'de askerin güçlü olduğu laik yıllar!
O yıllarda ABD'nin hizmetinde olan önemli başka bir ülke daha vardı:
Suudi Arabistan.
Bu ülke yönetimi Arap ve İslam âleminde ne kadar radikal, ılımlı, yumuşak, sert ve karışık İslamcı parti, örgüt, cemaat, tarikat ve grup varsa hepsi ile dolaylı-dolaysız ilişki kurup para yardımı yapmıştır.
Rehber ve yol gösteren ise CIA .
Dünyadaki TÜM İslami hareketlerin ideolojik beslenme kaynağı Suudi Arabistan'dır.
Hepsinin beslendiği kaynak Müslüman Kardeşler hareketidir.
1952'de Nasır devriminden sonra CIA ile işbirliğine başlayan ve bu nedenle Mısır'dan kovulan Müslüman Kardeşlerin liderleri Suudi Arabistan'ı mesken edinmişlerdir. Tıpkı Müslüman ülkelerdeki diğer Müslüman Kardeşler gibi.
Bazıları da Avrupa ülkelerinin himayesini tercih etmişti.
> 1945-1990 dönemi böyle bir ilişki ağı içinde geçti.
Her tarafta beyin yıkayan din okulları açılıyor ve kapkaranlık din adamları yetiştiriliyordu.
Din çok hızlı bir şekilde bağnazlaşıyordu. Herkese para dağıtılıyor ve insanlar para ile satın alınıyordu. Yeşil Sermaye bunun için var oldu. Bugün yaklaşık 2 trilyon doları yöneten bu sermaye kurumları İslamı aydın olan özünden uzaklaştırmak için var gücü ile çalıştı, çalışıyor.
Sonuç olarak milyonlarca insan robotlaştırıldı, dini söylem ve davranışlar ise ABD'nin hizmetine sokulacak hale getirildi.
Kaide ve Taliban bunun en somut örneği.
Her ikisini CIA ile birlikte Suudi Arabistan ve İslam âleminin bir diğer önemli ülkesi Pakistan istihbarat örgütleri kurdu.
Sonrasını herkes biliyor.
Ya şimdiki zaman?
Başta Arap ve Müslüman ülkeler olmak üzere dünyanın her tarafında yüzbinlerce ruh hastası var.
İsrail, ABD ve Batı karşıtı görünmeleri hiçbir şey ifade etmez.
Çünkü Müslümanlara ve coğrafyamıza verdikleri zarar, diğerlerine verdikleri zararın bir milyon katı fazla.
Suriye ve Irak'ta olanlar somut örneklerdir.
Bu da çok doğal.
1945-1990 döneminde beyinleri yıkanıp ruhları din adına esir alınan milyonların başka türlü olması beklenemez.
Çağdışı, bağnaz, karanlık ve rezil bir siyaset ve dinsel anlayışın egemen olduğu bir Suudi Arabistan ve benzeri ülke insanlarının normal olması fizik ve kimya kanunlarına aykırıdır.
Aykırı olduğu için de bugün çevremizde milyonlarca anormal tip var.
Yani sorun bir IŞİD, Kaide, Nusra ve benzeri radikal İslamcı örgütler sorunu değil.
Bugün Arap ve Müslüman ülkelerinde bu örgütler paralelinde düşünen milyonlarca insan var.
İşte bu nedenle risk çok büyüktür.
Sivrisinek-bataklık ilişkisi.
Fısfıs asla çözüm olamaz.
Nedenini yarın anlatırız. ■ Hüsnü Mahalli, Yurt, (18.8.2014)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura