Diğerleri > Sis Çanı
07-09-2013
NELER OLDU 13-18 AĞUSTOS 2013 (BOP, silah sanayii, RTE, borçlanma, değiştirme hastalığı, kriz, UÖŞ, dış açık, altın, özelleştirme, İslam, kaynak kullanımı)

Cihan Dura

7.9.2013


13.8.2013

 BOP: EGYPTE: HEURTS ENTRE PRO ET ANTİ-MORSİ

Des violences ont éclaté mardi dans le centre du Caire lorsque des partisans du président déchu Mohammed Morsi ont été attaqués par les habitants du quartier qu'ils traversaient pendant une marche en direction du ministère de l'Intérieur. Les partisans du nouveau pouvoir mis en place par l'armée ont lancé des pierres en direction des manifestants pro-Morsi, et les ont bombardés de bouteilles depuis leurs balcons.

La police a ensuite tiré des grenades lacrymogènes contre les manifestants islamistes pour les contraindre à se disperser. Quelques milliers de partisans des Frères musulmans, dont des femmes et des enfants, participaient au cortège lorsqu'ils ont été pris à partie par les habitants qui les ont d'abord insultés et traités de "terroristes", avant de leur lancer des projectiles.

Certains manifestants ont riposté en lançant des pierres.
Les femmes et les enfants ont fui précipitamment la marche. Le journaliste de Reuters a vu deux hommes armés de machettes poursuivre les manifestants pro-Morsi. La justice a prolongé hier de 15 jours la détention de
Mohammed Morsi, maintenu au secret depuis qu'il a été renversé par l'armée le 3 juillet. ■ Le Figaro, (13.8.2013)

(Mısır iç savaşa mı sürükleniyor? cd)

SİLAH SANAYİİ: KANLA BESLENİYORLAR

Dünyanın en büyük 10 silah ve savunma sanayii şirketinin piyasa değeri fırladı

Suriye’den sonra Mısır’ın da iç karışıklıklara sahne olması, uzun zamandır yatay seyreden silah şirketlerinin hisselerini yeniden hareketlendirdi. Kriz nedeniyle pek çok ülkenin savunma harcamalarını azaltması sonrası kârları zayıflayan silah ve savunma sistemleri üreten firmaların hisseleri, en son Libya’ya askeri müdahale sonrasında tavan yapmıştı.

Mısır’da yaşanan siyasi gerilim yüzlerce kişinin ölümüne yol açarken, Mursi karşıtı gösterilerin başladığı 1 Temmuz’dan bu yana 10 büyük silah devinin toplam değeri 33.6 milyar dolar arttı. Mısır’a silah satan İngiliz BAE Systems PLC’nin hisseleri Mursi karşıtı ilk büyük gösterinin yapıldığı 1 Temmuz’dan itibaren yüzde 11’e yakın arttı ve son 5 yılın zirvesini gördü. Silah ve savunma sistemleri üreten firmaların hem hisseleri hem de satışları 2012’de kriz sonrası alınan bütçe tedbirlerinden olumsuz etkilenmişti. Suriye’den sonra Mısır’ın da iç karışıklıklara sahne olması uzun zamandır yatay seyreden hisseleri yeniden hareketlendirdi. Silah şirketlerinin hisseleri en son 2011’de Libya’ya yapılan askeri müdahale sonrasında bu kadar büyük sıçramalar yaşamıştı.
Hisseleri en fazla yükselen şirket ABD’li Raytheon olurken; piyasa değerini en fazla artıran şirket de United Technologies oldu. Dünyanın en büyük savunma şirketi ABD’li Lockheed Martin Corporation’ın hisseleri Mısır’da gösterilerin başladığı 1 Temmuz’dan bu yana yüzde 14.8’e yakın yükseldi. Temmuz başında 108.06 dolar olan hisseler, geçen cuma 124.02 dolardan kapandı. Şirketin piyasa değeri ise söz konusu dönemde yaklaşık 5 milyar 122 milyon dolar artışla 39.8 milyar dolara çıktı.
Yine ABD’li Boeing’in hisseleri temmuz başından bu yana yüzde 2 artışla 105.33 dolara çıktı. Şirketin piyasa değeri de 1.5 milyar dolarlık artışla 79.5 milyar dolara yükseldi.
İngiliz BAE Systems PLC’nin hisseleri yüzde 10.69 artış yaşarken; piyasa değeri 14.2 milyon pounda ulaştı (21.9 milyon dolar). Şirketin 1 Temmuz’dan beri kazancı 1.374 milyon pound, yani 2.1 milyon dolar oldu.

Kim ne kadar değer kazandı?

* Raytheon’un hisseleri yüzde 16.5 arttı. Piyasa değeri ise 3.5 milyar dolar yükselerek 24.8 milyar dolara çıktı.
* General Dynamics’in hisseleri yüzde 10 artarak 87 dolara dayandı.
* Northrop Grumman hisse değerini yüzde 14.6 yükseltirken; piyasa değerini 2.8 milyar dolar artışla 22 milyar dolara ulaştırdı.
* Hollanda merkezli EADS’ın hisse değeri yüzde 11.5 yükseldi. Şirket piyasa değerini 3.9 milyar Avro, yani 5.1 milyar dolar artırdı.
* İtalyan Finmeccanica’nın hisse senetleri yüzde 9, piyasa değeri de 197 milyon Avro (262 milyon dolar) yükseldi.
* ABD’li United Technologies’in hisseleri yüzde 11, piyasa değeri de yaklaşık 10 milyar dolar artış gösterdi.
* ABD’li L-3 Communications’ın ise hisseleri yüzde 7; piyasa değeri 550 milyon dolar arttı.

217.7 MİLYAR DOLAR SATIŞ

Yedisi ABD kökenli olan dünyanın 10 büyük silah ve savunma sanayii devinin satışları 2012 sonunda 217.7 milyar doları buldu. Listenin en tepesinde ABD’li Lockheed Martin yer alıyor. Şirketin 2012 cirosu 44.9 milyar dolar. İkinci sırada bulunan ABD’li Boeing’in 31.4 milyar dolar cirosu bulunuyor. Üçüncü İngiliz BAE’nin 2012 cirosu 26.8 milyar dolar. Dördüncü sırada 22.7 milyar dolar ciroyla ABD’li Raytheon var. Yine ABD’den bir firma olan beşinci sıradaki General Dynamics’in 2012 cirosu 21 milyar dolar. ABD’li Northrop Grumman, 20.6 milyar dolar ciroyla altıncı sırada bulunuyor. Yedinci sırada Hollandalı EADS yer alıyor. EADS’nin 2012 cirosu 14.9 milyar dolar. İtalyan Finmeccanica 12.5 milyar dolar ciroyla sekizinci sırada. Dokuzuncu sıradaki ABD’li United Technologies’in 2012 cirosu 12.1 milyar dolar. Son sırada 0.8 milyar dolar cirosuyla ABD’li L-3 Communications bulunuyor. ■ PELİN ÜNKER, Cumhuriyet, (13.8.2013)

 

14.8.2013

RTE: ERDOĞAN KENDİ AYAĞINA KURŞUN SIKIYOR

İsrail'in önde gelen gazetecilerinden Gideon Levy, gazetecileri hapse gönderilen ülkelerin liderleri hakkında genel kanının demokrasi inşa etmek için gücü bulunmadığı yönünde olduğuna işaret ediyor. Sosyal paylaşım sitesi Twitter'a savaş açan bir yönetim için ise yorumu dikkat çekici: "Bu delilik, sadece zayıf olan böyle davranır."

 

Filistin topraklarının işgaline karşı görüşleriyle bilinen, Filistin devletinin kurulup tanınmasından yana olan İsrail’in Haaretz gazetesinin tanınmış kalemlerinden Levy ile Suriye, Mısır başta olmak üzere Ortadoğu’daki gelişmelerden, Türkiye-İsrail ilişkilerine uzanan sohbetimizde Gezi Direnişi sürecini de konuşuyoruz. Levy Türkiye’nin demokrasisinde sorunlar olmasına karşın hâlâ bölgede İslam ve demokrasinin bir arada yürüyebileceğini ortaya koyan tek ülke olduğunu belirtiyor. Türkiye’nin son yıllarda ekonomik ilerlemeler kaydettiğini, ABD ve AB ile ilişkilerinin geliştiğini, bölgede önde gelen aktörlerden olduğunu söylüyor. Ancak gerek AKP hükümetinin muhalif seslere, basına baskısı gerekse Gezi olaylarıyla birlikte bu imajının yara aldığına da atıfta bulunuyor. Gezi olayları, polisin aşırı güç kullanımı, Erdoğan yönetiminin sertlik yanlısı çıkışları konusundaki sorularımıza ilişkin ise deneyimli gazetecinin yanıtı ilginç: “Türk demokrasisinde bazı sorunlar olduğunu biliyorum, medyada yaşananlar gibi... Birçok gazeteci cezaevinde, niye böyle anlamıyorum. Erdoğan yönetiminin Türkiye için yaptığı ilerlemeleri takdir eden dış dünya diğer yandan medyanın durumuna bak diyor, yönetim dış dünyaya karşı bunun bedelini ödüyor. Genellikle gazetecileri hapse gönderen liderler demokrasi inşa etme gücüne sahip değildir. Oysa Erdoğan hâlâ popüler bir lider, böyle bir şeye ihtiyacı yok... Niye böyle davranıyor sorusuna gelince buna anlam veremiyorum, bana göre kendi ayağına kurşun sıkıyor.”

Gezi olaylarıyla ilgili Twitter’dan mesaj atanlara yönelik gözaltı, soruşturmaları hatırlattığımız da ise Levy’nin yorumu “Bu delilik” oluyor. Erdoğan yönetiminin buna ihtiyacı olmadığını sadece zayıf liderlerin bu tür tepkiler verdiğini belirten Levy, “Polisin sertliği karşısında gerçekten şaşırdım, daha fazla can kaybı da olabilirdi... Bu yaşananlar hükümetin kendini güvende hissetmediğini gösterir... Her hükümetin zayıf bir yanı vardır, bu da onların zayıflığı. Yine de şiddete bakınca bir Mısır örneği değil” değerlendirmesi yapıyor. Mine Esen, Cumhuriyet, (14.8.2013)

BORÇLANMA, KAMU: HAZİNE BİLDİĞİNİZ GİBİ! BORCU BORÇLA KAPATMAYA DEVAM, TABİİ KAPANIRSA…

HÜKÜMET, “borcu borçla kapatma” stratejisini eksiksiz uyguluyor. Dün düzenlediği iki ihaleyle 5 milyar 267 milyon lira borçlanan Hazine, dün gerçekleştirdiği 2 ihaleyle 3 milyar 152 milyon lira daha borçlandı.

HÜKÜMET, “borcu borçla kapatma” stratejisini eksiksiz uyguluyor. Dün düzenlediği iki ihaleyle 5 milyar 267 milyon lira borçlanan Hazine, dün gerçekleştirdiği 2 ihaleyle 3 milyar 152 milyon lira daha borçlandı.

Hazine’nin dün düzenlediği 2 yıl (637 gün) vadeli, 6 ayda bir yüzde 2.5 kupon ödemeli, sabit kuponlu devlet tahvilinin yeniden ihracı ihalesinde basit faiz yüzde 8.83, bileşik faiz ise yüzde 9.02 oldu. İhalede, nominal teklif 1 milyar 76.5 milyon lira, nominal satış 556.5 milyon lira, net satış ise 529.5 milyon lira oldu. Kamu kuruluşlarından nominal 134 milyon lira teklif gelen ve teklifin tamamı karşılanan ihalede piyasa yapıcılarından 2 milyar 51 milyon liralık teklif geldi ve net 820.4 milyon liralık satış gerçekleştirildi.

Hazine, diğer ihalede ise 10 yıl (3493 gün) vadeli, 6 ayda bir yüzde 3.55 kupon ödemeli sabit kuponlu devlet tahvilinin yeniden ihracını gerçekleştirdi. İhalede basit faiz yüzde 9.04, bileşik faiz de 9.24 oldu. Söz konusu ihalede nominal teklif 1 milyar 615.8 milyon lira, nominal satış 821.7 milyon lira, net satış ise 744.5 milyon lira oldu. İhalede kamu kuruluşlarından gelen 300 milyon liralık teklifin tamamı karşılandı. İhalede, piyasa yapıcılarından da 891 milyon liralık teklif geldi ve 623.7 milyon liralık net satış gerçekleştirildi.

Hazine böylece, iki ihalede toplam 3 milyar 152.1 milyon lira borçlanmış oldu. ■ Milli Gazete, (14.8.2013)

 

15.8.2013 

DEĞİŞTİRME HASTALIĞI: MEB’DEN BİR GERİ ADIM DAHA

Okula başlama yaşı 66’dan 69 aya çıkarıldı, sağlık raporu zorunluluğu kaldırıldı

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 4+4+4 yasasına göre 60 ay olan okula başlama yaşında, daha önce yaptığı 66 ay revizyonundan bir geri adım daha attı. Bakanlık, geçen yıl Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 66-68 aylık çocukları için rapor alan ailelere, “Evladım ‘geri zekâlı’ diyorlar” diye hakarete varan ifadelerle savunduğu okula göndermemek için getirdiği sağlık raporu zorunluluğunu, bu yıl kaldırdı. Rapor koşulu sadece 69-72 yaş grubu için korundu. Böylece zorunlu eğitime başlama yaşı 69 aya çıkmış oldu. 66-68 aylık çocukların okula başlamaması için velisinin dilekçe ile başvurması yeterli olacak. 66-68 aylık çocukların zorunlu eğitim kapsamından çıkarılması ile uyum eğitiminin de başarılı olmadığı ortaya çıktı.

Erdoğan’ın sözleri

Başbakan Tayyip Erdoğan, 66 aylık çocuğunu okula göndermemek için sağlık raporu yoluna başvuran velilere, “66 aylık çocuğa rapor alanları, evlatlarına ihanetle vasıflandırıyorum. Niye, evladım ‘geri zekâlı’ diyorlar” sözleri ile tepki göstermişti. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, “Eleştirilerin bir kısmı PKK kaynaklı. Bir de laikçi kesim bu reformdan rahatsız oluyor” demişti. ■ Cumhuriyet, (15.8.2013)

‘Cemaatin hedefi de Erdoğan’

* AKP kulislerinde, cemaatin kendi işaretine bakan seçmeni başka bir partiye yönlendirmeye cesaret edemeyeceği görüşünden hareketle Erdoğan’ın bildiride şikâyet edilen özellikle yargı ve güvenlik bürokrasisindeki tasfiyeden geri adım atmayacağı vurgulanıyor.

AKP, cemaatin 11 maddelik bildirisini, “28 Ağustos 2014’te yapılacak cumhurbaşkanı seçimlerine kadar sürecek tam bir yıllık yeni bir aşamaya geçildi” şeklinde değerlendirdi. AKP’de, bildiriyle cemaatin hedefinin de Başbakan Tayyip Erdoğan olduğunun açığa çıktığı, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün adaylık kararının AKP-cemaat savaşının şiddetini belirleyeceği belirtiliyor.
AKP’de, “Özel bir adresi yokken üzerine aldı” görüntüsüne neden olmamak için açık ve resmi bir tepki vermekten kaçınılan cemaatin bildirisine ilişkin değerlendirmeler ve bundan sonraki siyasi gelişmeler etkisine ilişkin değerlendirmeler şöyle:
Yeni aşama: Açıklama, belli noktaları açıklığa kavuşturmaktan çok, bir cemaatin işlevinin ötesinde siyasal nitelikler taşıyor. Bu açıklama, cemaatin süreci yeni bir aşamaya taşıdığını gösteriyor.
Güçsüz Erdoğan isteniyor: Açıklama, doğrudan Başbakan Erdoğan’ın 2014’e ilişkin yol haritasını hedef alıyor. Kategorik olarak Erdoğan’ın başkan ya da partili cumhurbaşkanı formülüyle yarı başkan olmasına değil, sistemde en güçlü hale gelmesine karşı çıkılıyor. Güçlerin bölüştürülmesi isteniyor. Bu nedenle en yakın tarihte Gezi Parkı eylemlerinde olduğu gibi cemaatin hedefinde de Erdoğan var.
Gül farkı: Erdoğan’ın en güçlü olmasını engellemenin tek adresi de Abdullah Gül. Dolayısıyla cemaat, Gül’ün mutlaka sistemde güçlerden birinin başında olmasını istiyor. Cemaat açıklamasında Erdoğan ve Gül için kullanılan dildeki farklılık bile bunu gösteriyor.
Tasfiye sürer: Cemaat açıklamasındaki özellikle yargı ve güvenlik bürokrasisinde tasfiyelerle ilgili olarak da süreç aynen devam eder. Başbakan, bu konuda geri adım atmaz.
Cemaat iktidar tercih eder: Başbakan yüzde 6’lar civarındaki cemaat oylarının hiçbir şekilde gözden çıkarmayacaktır ama asıl olarak cemaat başka parti tercihi yapma şansına çok sahip değil. Cemaat, iktidarı tercih eder, muhalefet partisini değil. ■ ERDEM GÜL, Cumhuriyet, (15.8.2013)

AB, KRİZ: AVRUPA RESESYONDAN ÇIKTI

Kıtanın en büyük iki ekonomisi Almanya ve Fransa’dan gelen güçlü büyüme rakamları bölgenin resesyondan çıkmasını sağladı.

Son yılların en büyük ekonomik durgunluğunu yaşayan Avro bölgesi ikinci çeyrekte yüzde 0.3 büyüdü. Bölgede 2011’in ilk çeyreğinden bu yana en yüksek büyüme kaydedildi.
AB istatistik kurumu Eurostat’a göre, Almanya ikinci çeyrekte ilk çeyreğe kıyasla yüzde 0.7, Fransa ise yüzde 0.2 büyüyerek resesyondan çıktı. Portekiz’in büyüme oranı yüzde 1.1 ile açık ara en güçlü oran oldu. Avusturya, Estonya, Belçika, Slovakya ve Finlandiya da büyüyen ülkeler arasında yer aldı.
Rakamlar umut verse de Avrupa’nın sorunlu ülkelerinde resesyon devam ediyor. İkinci çeyrekte Yunanistan yüzde 4.6, Güney Kıbrıs yüzde 1.4, İspanya yüzde 0.1 daraldı. İtalya ve Hollanda da yüzde 0.2 küçüldü. ■ Cumhuriyet, (15.8.2013)

RTE: ‘ERDOĞAN NEREYE KADAR...’

… 1994’ten bu yana kent üstüne yazdığı yazılardan yaptığı bir seçmeyle son 20 yılı özetledikten sonra, günümüzdeki tüm sorunlara kapsamlı bir biçimde eğilen Dorsay’ın yeni kitabında, “Bir Tayyip Erdoğan Portresi Denemesi” ve “Gezi Parkı’ndan Kalan” yazıları özellikle dikkati çekiyor.
Bir Tayyip Erdoğan Portresi Denemesi”nde, kendince bir Recep Tayyip Erdoğan portresi çizmek istediğini söyleyen Dorsay, bunun nedenini şöyle açıklıyor:
Çünkü ne yazık ki günümüzde koskoca Türkiye’nin sorunu, tüm öteki sorunları iteleyerek, şuna indirgenmiş görünüyor: Tek bir kişi, ister başbakan ya da isterse hayal ettiği gibi cumhurbaşkanı olsun, adeta tek kişilik inadı, yenilemez gibi duran kibri, diyaloğa ve empatiye tüm kapıları kapatması, aydınları, kültür insanlarını ve genç kuşakları dışlaması, ülkeyi sadece aldığı oy oranına (ki o da artık tartışmalı) dayanarak yönetme inadı ve dediğim dedik tavrıyla, bir ülkeyi gerçekten yönetebilir mi? Yönetse bile nereye kadar? Bu sorunun yanıtını tarih ya da -belki o kadar beklemeye gerek yok- ülke siyaseti elbette verecek...
Dorsay, denemesini, “Demek ki artık bu ülkede bir Recep Tayyip Erdoğan sorunu vardır. Ve bu, gerçek demokrasiye ulaşma yolunda, elbette en demokratik biçimde aşılması gereken bir sorun olmuş çıkmıştır” diyor. ■ Cumhuriyet, (15.8.2013)

UÖŞ: SHELL FERME SES BUREAUX EN EGYPTE

La compagnie pétrolière Royal Dutch Shell a fermé pour plusieurs jours ses bureaux égyptiens et réduit les déplacements vers l'Egypte après les violences d'hier, qui ont fait au moins 525 morts selon le dernier bilan officiel.

Shell, numéro un européen du secteur, n'a pas précisé le nombre de salariés concernés par ces mesures, ni la localisation des bureaux fermés. Un porte-parole n'était dans l'immédiat pas en mesure de préciser si les installations pétrolières du groupe - dans le désert occidental et le delta du Nil - étaient affectées. "Afin d'assurer la sécurité de notre personnel, les bureaux de Shell seront fermés aujourd'hui et ce week-end, et les déplacements professionnels vers le pays ont été limités. Nous continuons de suivre l'évolution de la situation en Egypte", a déclaré le porte-parole.

Parmi les autres compagnies pétrolières étrangères implantées en Egypte, BP n'avait dans l'immédiat aucune information nouvelle à donner. Le Français Total s'est quant à lui refusé à tout commentaire. Un porte-parole de BG, dont les installations de gaz naturel liquéfié au large représentent environ 20% de la production et qui avait rapatrié le mois dernier une centaine de salariés et de leurs proches, a déclaré n'avoir aucun changement à annoncer. "Tous nos salariés ont été recensés et sont sains et saufs et nous continuons de surveiller l'évolution de la situation", a dit un porte-parole. ■ Le Figaro (15.8.2013)

 

16.8.2013 

DIŞ AÇIK, DIŞ BORÇ: DÜŞÜK BÜYÜME KRİZ DEMEKTİR...

2002 yılında yüzde 2.2 ve bu sene de en fazla yüzde 3 olacak büyüme oranı ile artan cari açık ve büyüyen dış borç şeytan üçgeni oluşturdu. Yalnızca bu üç göstergeyi analiz ederek, ekonominin bugüne kadar yaşamadığımız kadar yüksek bir risk altında olduğunu görebiliriz.
Cari açık daha fazla yönetilemez... Bugüne kadar cari açık; varlık satışları, dış borçlanma ve kısa vadeli sermaye girişleri ile finanse edilerek sürdürüldü.
Özelleştirmede yabancıya satılabilecek olan varlıklar hemen hemen bitti. Şimdi devletin binalarını yabancıya satıp ondan kiralamak gibi yolları düşünmek ve denemek, Türkiye’nin ne kadar sıkışık olduğunun bir göstergesi olacak ve ekonomiyi cari açıktan daha kırılgan yapacaktır.
Bankaların yarıdan fazlası, imalat sanayisinin yüzde 60’a yakını yabancı kontrolüne girdi. Yabancının satın almak isteyeceği yüksek kârlar sağlayan işletme sayısı da azaldı. Aynı zamanda işletmesini satmak isteyenlerin sayısı da azaldı. Yani artık varlıklarımızı satarak cari açığı çevirmek zora girdi.
Dahası, yabancıya satılan kamu altyapı yatırımları ile kârlı özel işletmeler her sene 6-7 milyar dolar dışarıya kâr transfer ediyor. Bu kâr transferi, cari açığı artırıyor.
Bu sene varlık barışından dolayı bugüne kadar giren 25 milyar dolar ise bir defalıktır ve bir süre için idare edecektir.
Bu düşük büyüme oranları ile bu dış borçları çeviremeyiz... 2003’ten Mayıs 2013’e kadar geçen12 yıl 5 ayda, Türkiye’nin toplam cari açığı 374.3 milyar dolar oldu.
Düşük büyümeye rağmen cari açıkta artış var. Geçen sene Ocak-Mayıs 5 aylık cari açık 26.1 milyar dolar iken bu sene aynı sürede yüzde 22 oranında artarak 31.9 milyar dolar oldu. Geçen sene ve bu sene düşük büyümeye rağmen cari açığın devam etmesi, üretimin ithalata bağımlı olmasından ileri geliyor.
Mamafih, düşük kurdan yararlanan sanayi üretimi, kullandığı ara malı ve hammaddenin ortalama yüzde 70’ini ithal ediyor.
Üretimin ithalata bağımlı hale gelmesi hem cari açık ile büyüme arasındaki ilişkiyi zayıflattı. Büyüme olmasa da bir önceki yıl kadar üretim olacak ve bunun için ithalat yapılacak. Hem de özel sektörün dış borcu da arttı.
Türkiye’nin toplam dış borç stoku 2013 yılı ilk çeyreğinde 349.9 milyar dolar oldu ve milli gelirin yüzde 44’üne ulaştı. Bu dış borçlar için ödenen faiz de aynen kâr transferi gibi cari açığı artırmaktadır.
Öte yandan, Türkiye nereye kadar dış borç alacak? ABD’de FED’in bir yıl içinde para genişlemesini durdurma kararı var. Orta Doğu’da belirsizlik gibi siyasi gelişmeler para hareketlerini ve sıcak para girişlerini sınırlayabilir. Bu şartlarda sıcak para girişinin azalması ve Türkiye’ye borç verilebilir fonların sınırlanması dış borçlarda reel faizleri de artacaktır. Yani
Türkiye ya daha pahalı dış borç bulacak veya dış borç bulmakta zorlanacaktır.
Türkiye net dış borç ödeyen ülke konumuna gelince, fakirleşme başlayacaktır. Zira dış borç anapara ödemeleri, dış borç faiz ödemeleri, yabancı sermayenin kâr transferi toplamının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya oranı, eğer büyüme oranının üstünde olursa, ülke fakirleşir. Çünkü Türkiye yarattığı gelirden(büyüme) daha fazla dışarıya kaynak aktarmak zorunda kalacaktır.
Türkiye’de yüzde 2 veya yüzde 3 büyümeyi, ABD ile karşılaştırmak imkanı yoktur çünkü ABD cari açık da verse, dış borcu da olsa, kendi parası ile finanse ediyor. AB ile de mukayese edemeyiz.. Çünkü 2013 yılında AB’de 25 ülkenin tahmini olarak toplam cari açık oranı yüzde 0.7 iken bizde oransal olarak on katı fazla, yani yüzde 7 dolayındadır.
Özet sonuç: Düşük büyüme Türkiye için kriz altyapısını hazırlıyor. Siyasi iktidarın önlem almak yerine, yüzde 3 büyümeyi başarı gibi göstermesini kimse yutmayacak ve maalesef ekonomik krizi daha da yakınlaştıracaktır. ■ Esfender Korkmaz, Yeniçağ, (16.8.2013)

ALTIN FIYATLARI REKOR YÜKSELIŞLE 2 AYIN ZIRVESINE ÇIKTI

Dün bir çıkıp bir inen altın fiyatları haftanın son işlem gününde zirveye tırmandı. 1.330 doların altına kadar gerileyen altın, ABD verileri ve Çin'den gelen taleple son 2 ayın zirvesini gördü. Altının onsu hafta tatiline girerken 1.365 dolara yakın işlem görüyor.

Altında rekor hafta finali... Dün bir çıkıp bir inerek yine baş döndüren altın fiyatları haftanın son işlem gününde adeta uçtu. Altın fiyatları bugün rekor yükselişle işlem görerek, iki ayın zirvesine tırmandı.

1.365 DOLARA YAKIN

Dün öğleden sonra 1.330 doların altına gerileyen ardından akşam saatlerinde toparlanan altın fiyatları bugün rekor peşinde. Altının onsu 1.365 dolar seviyesine yakın işlem görüyor. Yükselişin arkasında ABD verilerinin etkisi ve Çin'den gelen talep var.

HİSSELERDE REKOR DÜŞÜŞ

Altındaki bu rekor yükselişin sebebi ise dün ABD'den peş peşe gelen ekonomik verileri. ABD hisseleri, iyi gelen ekonomik verilerle tahvil faizlerinin yükselmesi sonrasında Fed'in teşvikleri azaltacağı endişeleri artarken, hayal kırıklığı yaratan verilerle de haziran ayından bu yana gördüğü en sert düşüşü yaşadı. Bu düşüş de altına yükseliş olarak yansıdı.

ABD VERİLERİ PİYASAYI SALLADI

Dün açıklanan verilere göre ABD'de işsizlik başvuruları geçen hafta yaklaşık altı haftanın en düşüğüne gerileyerek istihdam piyasasının toparlandığı sinyalini verdi. Tüketici fiyatları da temmuzda yükselişi üçüncü aya taşıyarak, Fed'in enflasyon hedefine yaklaşılacağı tahminini destekledi. ABD sanayi üretimi ise temmuz ayında değişiklik göstermedi.

ALTIN FİYATLARINDA SON DURUM: Gram altın 85.4 TL  Çeyrek altın 147.6 TL  Yarım altın 292.5 TL Akşam, (16.8.2013)

İŞSIZLIK ORANLARI AÇIKLANDI

İşsizlik oranı, Mayıs ayında yüzde 8,8 oldu. Bu oran Nisan'da yüzde 9,3'tü

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Mayıs ayına ilişkin hanehalkı işgücü istatistiklerini açıkladı. Buna göre işsizlik oranı, Mayıs ayında geçen yılın aynı ayına göre 0,6 puanlık artış ile yüzde 8,8 oldu. İşsizlik oranı Nisan ayında yüzde 9,3 olarak gerçekleşmişti.

İSTİHDAM EDİLENLER ARTTI

İstihdam edilenlerin sayısı 2013 yılı Mayıs döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 848 bin kişi artarak 26 milyon 130 bin kişiye yükseldi. Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 80 bin kişi azalırken, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 928 bin kişi arttı. TÜİK’e göre, istihdam edilenlerin yüzde 24’ü tarım, yüzde 19,3’ü sanayi, yüzde 7,1’i inşaat, yüzde 49,6'sı ise hizmetler sektöründe yer aldı.

Önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında hizmet sektörünün istihdam edilenler içindeki payı 0,8 puan, sanayi sektörünün payı 0,5 puan artarken, tarım sektörünün payı 1,2 puan, inşaat sektörünün payı 0,1 puan azaldı. ■ Posta, (16.8.2013)

 

17.8.2013

 ÖZELLEŞTİRME: AKP 10 YILDA NELERİ SATTI?

Ne­le­ri sat­ma­dı ki.. Va­tan­da­şın öde­di­ği ver­gi­ler­le ya­pı­lan dev ku­rum­lar, sa­na­yi te­sis­le­ri, li­man­lar, köp­rü­ler, ka­mu bi­na­la­rı ve ar­sa­la­rı, ar­ka ar­ka­ya sa­tı­şa çı­ka­rıl­dı.

10 yıl içe­ri­sin­de TÜRK TE­LE­KOM, TÜP­RAŞ, ER­DE­MİR, TE­KEL, SE­KA ve PET­KİM gi­bi sa­na­yi te­sis­le­ri baş­ta ol­mak üze­re, Lİ­MAN­LA­RIN TA­MA­MI, 195 ka­mu te­si­si, 2.629 adet ar­sa, bi­na ve loj­man sa­tıl­dı. Sa­tı­lan­la­rın ço­ğu AKP ik­ti­da­rı­na ya­kın yer­li ve ya­ban­cı ser­ma­ye ta­ra­fın­dan ka­pı­şıl­dı.

38 MİL­YAR DO­LAR

Ka­mu­ya ait var­lık­la­rın sa­tı­şın­dan 38 mil­yar 84 mil­yon do­lar­lık ge­lir el­de edil­di. Bu­nun bir kıs­mıy­la IM­F’­ye olan 23.5 mil­yar do­lar­lık borç ka­pa­tıl­dı. Son­ra da bu bir ma­ri­fet­miş gi­bi, “IMF ‘ye olan borç sı­fır­lan­dı­” di­ye, açık­la­ma­lar ya­pıl­dı. “AKP yağ­cı­sı­” An­ka­ra Ti­ca­ret Oda­sı Baş­ka­nı, “ya­sa­la­ra ay­kı­rı ola­ra­k”, Tür­ki­ye ge­ne­lin­de, tüm il­ler­de bil­bo­ard­lar­la­ra “IM­F’­ye olan bor­cu sı­fır­la­yan Baş­ba­ka­n’­a ve hü­kü­me­te te­şek­kü­r” ilan­la­rı ver­di. Bu­nu ya­par­ken de Tür­ki­ye­’nin tüm borç­la­rı sı­fır­lan­mış gi­bi bir ha­va ya­rat­tı­lar. Oy­sa IMF ‘ye öde­nen son borç tak­si­ti olan 421 mil­yon do­lar, Tür­ki­ye­’nin şu an­da mev­cut olan dış bor­cu­nun 1/800’ü ya­ni 800’de bi­riy­di. Dış borç­lar bı­ra­kın azal­ma­yı, AKP dö­ne­min­de yüz­de 200’e ya­kın art­mış­tı!

SATILANLARDAN BAZILARI

Han­gi bi­ri­ni ya­za­lım. O ka­dar çok ki!..

2003 yı­lın­da; SE­KA­’nın Ba­lı­ke­sir, Af­yon, Kas­ta­mo­nu, Ak­su ve Çay­cu­ma iş­let­me­le­ri, Ar­çe­lik, To­faş ve Ün­ye Çi­men­to­’da­ki ka­mu his­se­le­ri, 277 ta­şın­maz, 103 ar­sa ve 90 loj­man.

2004 yı­lın­da; TE­KE­L’­in al­kol­lü iç­ki­ler bö­lü­mü (200 mil­yon do­la­ra sa­tı­lan bu te­sis, alan­lar­ca 1 mil­yar do­la­ra, bu ra­ka­ma alan da 2 mil­yar do­la­ra sat­tı), Es­ki­şe­hir ve Bur­sa do­ğal­gaz şir­ket­le­ri, Amas­ya ve Kü­tah­ya şe­ker fab­ri­ka­la­rı, Bur­sa İne­göl kib­rit fab­ri­ka­sı, An­ka­ra ve Sam­sun fe­ri­bot­la­rı, THY’­nin 126 mil­yon do­lar­lık his­se­si ile 375 adet ta­şın­maz.

2005’TE TE­LE­KOM, TE­KEL Sİ­GA­RA

2005 yı­lın­da; TÜRK TE­LE­KOM (Tür­ki­ye­’nin en de­ğer­li şir­ke­ti. Lüb­na­n’­lı bir şir­ke­te sa­tıl­dı. O şir­ke­tin yüz­de 99.5 his­se­si Du­ba­i’­de­ki bir şir­ke­te ait. Du­ba­i’­de­ki şir­ke­tin or­tak­la­rı “net ola­ra­k” bi­lin­mi­yor. Türk Te­le­ko­m’­dan alı­nan yüz­de 15 Ha­zi­ne pa­yı kal­dı­rıl­ma­say­dı, yak­la­şık 9 mil­yar TL ge­lir el­de edi­le­cek­ti!). TE­KE­L’­in si­ga­ra bö­lü­mü, Kon­ya SEY­Dİ­ŞE­HİR ALÜ­MİN­YUM fab­ri­ka­sı, İs­tan­bul HİL­TON Ote­li, 161 par­ça gay­ri­men­kul.

2006’DA TÜP­RAŞ SA­TIL­DI

Ade­ta pa­ra ba­san ve Tür­ki­ye­’nin en de­ğer­li şir­ke­ti olan TÜP­RAŞ, Er­de­mir, Ba­şak Si­gor­ta, Te­ke­l’­in ikiz ku­le­le­ri, Bü­yük An­ka­ra Ote­li, Kı­zı­la­y’­da gök­de­len di­ye bi­le­nen Emek İş­ha­nı, İz­mir Bü­yük Efes Ote­li, İs­tan­bul Bü­yük Ta­rab­ya Ote­li, 350 gay­ri­men­kul.

2007 yı­lın­da; TCDD Mer­sin Li­ma­nı, Sü­mer Hol­ding, Bur­sa Çe­lik Pa­las Ote­li, 245 par­ça gay­ri­men­kul. 2008’DE PET­KİM Stra­te­jik bir önem ta­şı­yan, Tür­ki­ye­’nin göz­be­be­ği PET­KİM Pet­ro­kim­ya Hol­ding 2008’de sa­tıl­dı.

2009 yı­lın­da; TE­DAŞ Baş­kent Elek­trik Da­ğı­tım A.Ş, n 2010 yı­lın­da; TCDD’­nin Sam­sun ve Ban­dır­ma Li­man­la­rı ve 205 adet gay­ri­men­kul.

2011 yı­lın­da; İs­ken­de­run Li­ma­nı, Trak­ya Elek­trik Da­ğı­tım şir­ke­ti ve 195 adet gay­ri­men­kul. 2012 yı­lın­da; HALK­BAN­K’­ın yüz­de 24 his­se­si, PET­Kİ­M’­in ka­lan yüz­de 10 his­se­si, Si­vas Kan­gal Ter­mik San­tra­li, Se­yit Ömer Ter­mik San­tra­li, Se­yit Ömer Lin­yit­le­ri, Te­da­ş’­ın tüm da­ğı­tım şir­ket­le­ri.

2013 yı­lın­da; Mil­li Pi­yan­go ve Zi­ra­at Ban­ka­sı­’nın özel­leş­ti­ril­me­si gün­dem­de. Yu­ka­rı­da­ki­ler, AK­P’­nin son 10 yıl­da sat­tık­la­rı­nın sa­de­ce bir kıs­mı. Ta­ma­mı­nı sı­ra­la­mak, ga­ze­te­nin bir tam say­fa­sı­na zor sı­ğar. Bu say­fa­yı ke­sip sak­la­yın. Hep­si­ni ez­be­ri­niz­de tu­ta­maz­sı­nız. Bi­rer fo­to­ko­pi­si­ni de dost­la­rı­nı­za ve­rin ve­ya e-pos­ta vb. yol­lar­la baş­ka­la­rı­na da ile­tin ki va­tan­daş, “ço­ğu yok pa­ha­sı­na sa­tı­la­n” dev ku­rum­la­rı, sa­na­yi te­sis­le­ri­ni, li­man­la­rı vs. gör­sün.. Gör­sün de AK­P’­nin eko­no­mi po­li­ti­ka­sı­nı bir de bu yö­nüy­le ta­nı­sın. ■ İlk Kurşun, (17.8.2013)

İSLAM: AKP’Lİ BAŞKANDAN DA ‘HALİFE SEÇELİM’ ÇAĞRISI

Sakarya’nın Erenler ilçesinin AKP’li belediye başkanı Cavit Öztürk, sosyal paylaşım ağı “Twitter”da yayımladığı mesajda Müslümanların halife seçmesini istedi. Öztürk, “Evet Hıristiyanların başında papa bulunurken Müslümanların başında bir dini lider bulunmaması benim gücüme gidiyor. Dünyadaki İslam âlimleri toplanıp bir halife seçmeli. Bu hangi ülkeden olur bilmem. Halife Pakistan’dan olur, Türkiye’den olur veya bir başka İslam ülkesinden seçilir. İlla devlet başkanı olması gerekmez. Tüm Müslümanları temsil edecek nitelikte olmalı. Hıristiyanların dini lideri papa Hıristiyanların başında ‘ya bizim, biz Müslümanların dini lideri halifemiz nerede?’ ifadelerini kullandı. ■Cumhuriyet, (17.8.2013)

KAYNAK KULLANIMI: AKP’YLE BETONA BOĞULDU

Bodrum tatilinde kıyı teftişi yapan Erdoğan ‘Vicdansızlık’ dedi ama...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, tatildeki kıyı teftişi sonrasında şikâyet ettiği Bodrum kıyılarındaki yapılaşmalar, AKP iktidarları döneminde arttı. Hatta Erdoğan’ın da kaldığı Rixos Oteli, önündeki adayı iskele ile otele bağlayarak üzerine yapı bile inşa etti. Ada Rixos’un internet sitesinde, “özel koy ve ada” denilerek Bodrum Rixos’un tanıtımında da kullanılıyor. Ayrıca AKP döneminde Türk Ceza Yasası’nda yapılan değişiklikle kamu arazilerinin işgaline “af” da getirildi.
Bayram sonrasında tatilini geçirdiği işadamı Fettah Tamince’nin sahibi olduğu Bodrum Rixos Oteli’nde, tekneyle Torba ve Güvercinlik koylarını inceleyen Başbakan Erdoğan, kaçak yapılaşmalara dikkat çekerek belediyeleri suçladı. Erdoğan’ın açıklamaları tartışma yarattı. CHP Muğla Milletvekili Nurettin Demir, bugüne kadar hükümetin iktidar gücünü kullanarak bölgede “kendi yandaşlarına koyların talan edilmesi fırsatı verdiğini” söyledi. Hükümetin, 10 yıldır Bodrum için hiçbir şey yapmadığını belirten Demir, şimdi Başbakan’ın belediyeleri suçladığını bildirdi. Torba Mahallesi, Usuluk koyuna BYT tarafından yapılan Vouge Otel’in inşaatında mevzuata aykırılıklar bulunduğunu, halkın kullanımına ait olan alanların otel inşaatı için verildiğini belirten Demir, “kır evi” niteliğinde çok katlı yapılar inşa edildiğini söyledi. Güvercinlik köyünde de “gökdelen” inşaatı yapıldığına dikkat çeken Demir, “Bu binanın Başbakan’a yakın bir isme ait olduğu konuşuluyor. Peki Başbakan bunları neden görmüyor” diye sordu. ■MUSTAFA ÇAKIR, Cumhuriyet, (17.8.2013)

‘ALTIN’IN CAZİBESİ ARTIYOR

Son 8 işlem gününde kazandıran altına ünlü yatırımcı Marc Faber’den övgü gelirken; Bloomberg’in anketine katılan analistlerin çoğunluğu da önümüzdeki hafta fiyatların artmasını bekliyor.

Nisan 2013’te tarihinin en büyük düşüşlerinden birine imza attıktan sonra son dönemde özellikle ABD Merkez Bankası’nın (Fed) ekonomiye verdiği desteği çekme mesajlarını azaltmasıyla yeniden toparlayan altına övgüler sürüyor. Doktor Kıyamet lakaplı ünlü yatırımcı Marc Faber, en cazip yatırım aracının altın olduğunu söylerken; yatırımcıya altın madenciliği sektörü hisselerini önerdi.
Fed kaygısı taşıyan pek çok yatırım uzmanının hayatında hiç altın alıp satmadığını ifade eden Faber, bu hisselerin 2008’deki diplerden bile daha düşük düzeyde olduğunu, S&P, Dow, Russell ve diğer endekslere bakıldığında en cazip yatırımın altın olduğunu söyledi.
Diğer yandan Bloomberg anketine katılan analistlerden 13’ü gelecek hafta altın fiyatlarının artmasını bekliyor. Spot altın Çin’den gelen alımlarla önceki gün ons başına 1370 dolarla 19 Haziran’dan bu yanaki en yüksek seviyeyi gördü. Altın dün de 1364 dolar civarından alıcı buldu. Altın sekiz işlem gününün yedisinde yükseldi. ■ Cumhuriyet, (17.8.2013)

BORÇLANMA, HALK: YURTTAŞ KART BORCUNU ÖDEYEMİYOR

Bankalar Birliği verilerine göre, yılın ilkyarısında kredi kartı ve ferdi kredi borcunu ödemeyenlerin sayısı 680 bin 168’e çıktı. Haziranda kredi kartı borcunu ödeyemeyenler 120 bin 515, kredi borcu olanlar 74 bin 778 kişi arttı.

Kredi kartı ve ferdi kredi borcunu ödemeyenlerin sayısı yılın ilk altı ayında 680 bin 168’e çıktı. Geçen yılın tamamında bu rakam 822 bin 87’ydi. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi’nin ilk defa açıkladığı verilere göre; sadece kredi kartı borcunu ödemeyenlerin sayısı haziran sonu itibarıyla 398 bin 310’a ulaştı. Geçen yılın tamamında bu sayı 453 bin 656’ydı. Kredi kartı borcunu ödemeyenlerin sayısı mayısta 99 bin 478 iken haziranda 120 bin 515’e çıktı.
Ferdi kredi borcunu ödeyemenler ise haziranda 74 bin 778 kişi artışla 281 bin 858 kişiye ulaştı. 2012’de 368 bin 431 kişi kredi borcunu ödeyememişti.
Yıllar itibarıyla bakıldığında 2013 yılının ilk 6 aylık sonuçlarındaki artış dikkat çekiyor. 2009 yılının tamamında kredi kartı borcunu ödemeyenlerin sayısı 277 bin 333’tü. 2010 ve 2011 yıllarında da sayı 220 bin seviyelerinde seyretti. 2012’de ise sayısı neredeyse iki katlık artışla 453 bin 656’ya yükseldi. Bu yıl ise haziran ayı itibarıyla sayı 398 bin 310 oldu. Bu trend devam ederse yılın sonunda geçen yılın iki katına varan artış olacağı tahmin ediliyor.
Ferdi kredi borcunu ve kredi kartı borcunu ödemeyenlerin toplam sayısı ise haziranda 195 bin 293 oldu. Ocakta bu sayı 132 bin civarındaydı. Mayısta 162 bin 915’e çıkan sayı haziranda 195 bin 293 kişi arttı. 2013 yılının haziran sonu itibarıyla yani 6 ay sonunda toplam borcunu ödemeyenlerin sayısı 680 bin 168 olarak gerçekleşti. Geçen yılın tamamında bu sayı 822 bin 87’ydi. Temmuz ayı itibarıyla 69 bin 408 adet çek de karşılıksız çıktı. ■ Cumhuriyet, (17.8.2013)

 

18.8.2013 

SİYASAL İSLAM: ANAYASA’YA EL FATİHA!..

Ön­ce vah­şe­ti an­lat­tı­lar. Son­ra da “İs­ter­se­niz gö­rün­tü­ler eli­miz­de, si­ze iz­let­ti­re­bi­li­ri­z” de­di­ler. “Be­nim yü­re­ğim o gö­rün­tü­le­re da­ya­na­maz!” de­dim. Ar­ka­daş­la­rım sey­ret­ti­ler. “…Ba­şın­da­ki ör­tü ne­de­niy­le yü­zü bel­li ol­ma­yan, sa­de­ce göz­le­ri açık­ta bı­ra­kıl­mış bi­ri, önü­ne kat­tı­ğı 15-16 yaş­la­rın­da­ki el­le­ri bağ­lı iki ço­cu­ğa ite ka­ka diz çök­tü­rü­yor. Da­ha son­ra yük­sek ses­le dua­lar oku­yor, tek­bir ge­ti­ri­yor. Çer­çe­ve­ye gir­me­yen ar­ka­da­ki ki­şi­le­rin de tek­bir ge­tir­dik­le­ri du­yu­lu­yor. Son­ra ço­cuk­la­rın ba­şın­da­ki ki­şi ge­ri çe­ki­li­yor. Ek­ran bo­şa­lır bo­şal­maz, kur­şun yağ­ma­ya baş­lı­yor. Ço­cuk­la­rın can­sız be­den­le­ri bir­bi­ri­nin üs­tü­ne dü­şer­ken, fon­da hâ­lâ tek­bir ses­le­ri yan­kı­la­nı­yor.” Ar­ka­daş­la­rın an­lat­tık­la­rı­nı din­le­dik­çe göğ­süm da­ra­lı­yor, ne­fe­sim tu­tu­lu­yor, do­nup ka­lı­yo­rum. Sa­de­ce “La­net ol­sun! Al­lah be­la­la­rı­nı ver­sin!” di­ye­bi­li­yo­rum. Ha­ta­y‘­da­ki te­le­viz­yo­nun yö­ne­ti­ci­si el­le­rin­de bu­nun gi­bi bir­çok gö­rün­tü­nün ol­du­ğu­nu söy­lü­yor. He­men her gün ken­di­le­ri­ne El Nus­ra­cı ve El Ka­ide­ci ca­ni­le­rin, ara­la­rın­da 8-10 ya­şın­da­ki ço­cuk­la­rın da bu­lun­du­ğu Be­şar Esad yan­lı­sı Su­ri­ye­li­le­ri sa­tır­lar­la na­sıl kes­tik­le­ri­ni gös­te­ren gö­rün­tü­le­rin ulaş­tı­ğı­nı be­lir­ti­yor. Ye­rel te­le­viz­yo­nun yö­ne­ti­ci­si, sey­ret­ti­ği kat­li­am sah­ne­le­ri­ni an­la­tır­ken ağ­la­ma­mak için ken­di­si­ni zor tu­tu­yor: “Bun­lar gü­ya za­lim Esa­d’­ı de­vir­mek için ora­da­lar. Evet Esad bir dik­ta­tör. Her dik­ta­tör gi­bi onun da git­me­si ge­re­ki­yor. Ama bu “ci­hat­çı­la­rı­n” zul­mü ve iş­le­dik­le­ri kor­kunç ci­na­yet­ler, ina­nın Esa­d’­ın yap­tık­la­rı­nı sol­da sı­fır bı­ra­kı­yor.”

***
An­tak­ya­lı­lar ge­le­cek­ten kor­ku­yor. Çün­kü on­lar Su­ri­ye­’de de­-mok­ra­tik bir re­jim ge­ti­re­bil­mek için baş­la­tı­lan öz­gür­lük mü­ca­de­le­si­nin, bu ca­ni­le­rin elin­de bam­baş­ka bir bo­yu­ta dö­nüş­tü­ğü­nü gö­rü­yor­lar. So­kak or­ta­sın­da in­san bo­ğaz­la­yan AKP hi­ma­ye­sin­de­ki kü­re­sel ca­ni­le­rin sı­nı­rı­mız­da bir İs­lam Dev­le­ti ku­ra­cak­la­rı­nı bi­li­yor­lar. Din­le­rin, me­de­ni­yet­le­rin, kül­tür­le­rin, ba­rış ve hoş­gö­rü­nün bu­luş­tu­ğu ha­ri­ku­la­de kent­ten, bu çe­te­le­rin Su­ri­ye­’ye ge­liş­le­riy­le bir­lik­te eser kal­ma­mış! An­tak­ya ade­ta bir kor­ku ken­ti ha­li­ne dö­nüş­müş. Her­kes di­ken üs­tün­de! So­kak­ta­ki va­tan­daş, her an bek­len­me­dik kor­kunç bir ola­yın ya­şa­na­bi­le­ce­ği­ne inan­mış du­rum­da. Te­le­viz­yon­dan çı­kıp, ce­na­ze ev­le­ri­ni zi­ya­re­te gi­di­yo­ruz. Ge­zi Par­kı ey­lem­le­rin­de ha­yat­la­rı­nı kay­be­den Ab­dul­lah Cö­mert ve Ali İs­ma­il Kork­ma­z’­ın yok­sul ev­le­rin­den ağıt­lar, dua­lar yük­se­li­yor. Dün­ya­la­rı yı­kı­lan ana­lar, yi­tip gi­den yav­ru­la­rı­nın ar­dın­dan göz­ya­şı dö­kü­yor. Ha­yat­la­rı­nın ba­ha­rın­da ara­mız­dan ay­rı­lan bu gen­ce­cik can­la­rın yok­lu­ğu­na yü­rek da­yan­mı­yor.

***
Ya­ra­mı­za tuz ba­sıp, Mer­si­n’­e ge­çi­yo­ruz. Ote­li­mi­ze yer­le­şip te­le­viz­yo­nu aç­tı­ğım­da göz­le­ri­me ina­na­mı­yo­rum. Ken­di ken­di­me “Bu­ra­sı Tür­ki­ye ola­maz!” di­yo­rum. Ama gö­rü­yo­rum ki bu­ra­sı Tür­ki­ye, bu­ra­sı İs­tan­bul, bu­ra­sı Fa­tih Ca­mi­i… Mı­sı­r’­da dar­be­ci­le­rin la­net­le­di­ği­miz sal­dı­rı­sı so­nu­cun­da ölen­ler için kı­lı­nan gı­ya­bi ce­na­ze na­ma­zın­dan çı­kan­lar “Ne dar­be, ne de­mok­ra­si, biz üm­met­ten ve hi­la­fet­ten ya­na­yı­z” ve “Kah­rol­sun Si­si, kah­rol­sun de­mok­ra­si, ge­li­yor hi­la­fe­tin se­si­” ya­zı­lı pan­kart­lar­la yü­rü­yüş ya­pı­yor. Slo­gan­lar atı­lı­yor, tek­bir ge­ti­ri­li­yor ve pan­kart­la­rın ço­cuk­la­ra ta­şıt­tı­rıl­ma­sı dik­kat çe­ki­yor. Baş­ba­kan Er­do­ğa­n’­ın oğ­lu Bi­lal Er­do­ğa­n’­ın da, gı­ya­bi ce­na­ze na­ma­zı­nın ar­dın­dan ca­mi­den ay­rıl­dı­ğı gö­rü­lü­yor.

***
Tak­si­m’­de, Es­ki­şe­hi­r’­de, An­tak­ya­’da, Ana­ya­sa­’nın gü­ven­ce al­tı­na al­dı­ğı hak­la­rı­nı kul­la­nan­la­ra po­lis der­hal gaz bom­ba­sı atı­yor, taz­yik­li su sı­kı­yor… Ab­dul­lah Cö­mer­t’­ler, Ali İs­ma­il Kork­ma­z’­lar bu şid­det at­mos­fe­rin­de kim vur­du­ya gi­dip, ya­şam­la­rı­nı yi­ti­ri­yor. Ama ay­nı po­lis “Hi­la­fet is­te­ri­z”, “Şe­ri­at­tan ya­na­yı­z” ya­zı­lı pan­kart­lar aça­rak ey­lem ya­pan­la­rı, ya­ni Ana­ya­sa­’yı ve ya­sa­la­rı hi­çe sa­yan­la­rı sey­ret­mek­le ye­ti­ni­yor! Çün­kü ken­di­si­ni ya­sa­la­rın üze­rin­de gö­ren muk­te­dir, bun­la­rı suç ola­rak ka­bul et­mi­yor! O eliy­le işa­ret edip “Ey sav­cı­lar bu suç­tur, ne du­ru­yor­su­nuz?” der­se, sav­cı­lar ha­re­ke­te ge­çi­yor ve o ey­lem suç olu­yor. De­mez ise ol­mu­yor! Böy­le­ce ikin­ci mad­de­sin­de “Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti la­ik, de­mok­ra­tik, sos­yal bir hu­kuk dev­le­ti­di­r” ya­zan Ana­ya­sa­’nın ru­hu­na da el Fa­ti­ha okun­muş olu­yor. Sa­hi Tür­ki­ye ne­re­ye gi­di­yor? ■ Uğur Dündar,Sözcü, (18.8.2013)

ALTIN’DA KRİTİK HATIRLATMA!

Uluslararası emtia piyasalarını yakından takip eden Duke Üniversitesi Uluslararası Ekonomi Profesörü Campbell R. Harvey, altın fiyatlarının zaten yüksek seviyede olduğunu belirterek, bundan sonraki dönemde daha çok aşağı yönlü seyir izlemesi olasılığının daha fazla olduğunu söyledi.

 

Uluslararası emtia piyasalarını yakından takip eden Duke Üniversitesi Uluslararası Ekonomi Profesörü Campbell R. Harvey, altın fiyatlarının zaten yüksek seviyede olduğunu belirterek, bundan sonraki dönemde daha çok aşağı yönlü seyir izlemesi olasılığının daha fazla olduğunu söyledi.

Altının, ABD ekonomisindeki iyileşme işaretlerinin Fed'in teşvikleri azaltmaya başlayabileceği beklentisinin güçlendirmesine karşın, son beş haftanın en iyi haftalık artışını kaydetmesinin ardından AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Harvey, "Altın fiyatlarının tarihsel seyrine bakarsak, zaten fiyatları yüksek seviyede. Bunun bundan sonraki dönemde daha çok aşağı yönlü seyir izlemesi olasılığı daha fazla. Bu durumda önümüzdeki dönemde altın fiyatlarında yeniden 1600 dolarlara çıkıştansa 800 dolar seviyesi çok daha yüksek bir olasılık" öngörüsünde bulundu.

Altının bu yıl, bazı yatırımcıların metalin değer koruma niteliğine olan güvenlerini yitirmesi ile birlikte yüzde 19 düşüş kaydettiğini belirten uzman, "Benim düşüş tahminimi etkileyen bazı faktörler var. Altın fiyatları genel olarak endişenin artması ile artış kaydeder. Altının 1900 dolar seviyelerini görmesi daha çok insanların ABD'nin Japonya'dakine benzer bir kapana kapandığına dair endişelenmesi, Avrupa'nın neredeyse dağılmanın eşiğine gelmesindendi" dedi.

ALTIN SON İKİ AYIN ZİRVESİNDE

"ÇİN VE HİNDİSTAN'A RAĞMEN DÜŞER"

Yakın zamanda ABD 'deki ekonomik verilerin ABD Merkez Bankası'nın tahvil alımından çıkış programına uygun bir şekilde gelmesine atıfta bulunan Harvey, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bana göre, biz korku üstüne kurulu bir ticaret içerisindeyiz. ABD ekonomisi büyüyor ve AB ekonomisinin düzelmeye başladığına ilişkin bazı işaretler var. İkincisi de, Çin ve Hindistan gibi gelişmekte olan ekonomilerden altına olan talebin artmasıyla altın fiyatlarında yükseliş görülebilir. Buna rağmen, ben yine de bu yükselişin kısa süreliğine olacağını düşünüyorum."

Harvey ayrıca altın talebinin önemli bir kısmını oluşturan bazı gelişmekte olan ekonomilerin de durumunun pek parlak olmadığını belirterek, "Hindistan halihazırda çok ciddi ve kapsamlı problemlerle uğraşmak zorunda kaldı. Hatta yakın zamanda Merkez Bankası'nın başında (2008 küresel ekonomik krizini

doğru tahmin edebilen birkaç ekonomistten biri olan) Raghu Rajan'ın getirildi. Çin halihazırda tahmin edilenden çok daha yavaş büyüyor. Çin için şu anda yumuşak bir iniş mi yoksa sert bir iniş mi yapacağı tartışılıyor" ifadelerini kullandı.

"AŞAĞI YÖNLÜ HAREKET OLABİLİR"

Garanti Bankası Altın ve Para Piyasaları Uzmanı Alper Kalyoncu ise, "Altın fiyatlarının fiziksel taleple yukarı doğru geldiğini söyleyebiliriz. Uzakdoğu'da, Çin'de, Hindistan'da ve Türkiye'de altına fiziksel bir talep var. Bu durum fiyatları destekledi. Birçok kurumsal yatırımcı da zaten uzun pozisyonlarını halihazırda satmış olduğu için ekstradan satış yapmadılar. Fiyatlar fiziksel taleple bir miktar yukarı gelecek ama 1370-1420 dolar aralığını geçebileceğini sanmıyorum. Fiziksel talep bu aralıkta azalacaktır" tahmininde bulundu.

Kalyoncu, "Gelecek dönemlerde 1300-1400 dolar arası kalabiliriz gibi görünüyor. Genelde yön hala aşağıda. ABD 10 yıllık tahvil faizleri yukarı gelmeye devam ediyor. Fed genişlemeci para politikasından çıkacağının sinyallerini veriyor. Bu da önümüzdeki dönemde altında aşağı yönlü bir hareketin olabileceğini gösteriyor" dedi ■ Milli Gazete, (18.8.2013)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura