Diğerleri > Sis Çanı
11-03-2015
NELER OLDU 13-18 ARALIK 2014 (Dolar, bölücülük, yabancı sermaye, faiz, işsizlik, borçlanma, bankalar, TSK, Cemaat)

Cihan Dura,

11.3.2015


13.12.2014

DOLAR 2.5 AYIN ZİRVESİNDE

Dolar/TL 2,30 seviyesinin üzerine çıkarak 2,3024 ile 10 haftanın en yüksek seviyesini gördü.

ABD’de dün açıklanan perakende satışlar ve haftalık işsizlik başvuruları verisinin beklentilerden iyi gelmesinin ardından yükselişe geçen dolar/TL’de yukarı yönlü seyir ivme kazandı. Önceki gün 2,26 seviyelerinden güne başlayan dolar/TL 2,28 seviyesinin üzerine çıkarken, dün de yukarı yönlü seyrini sürdürüyor. Bankalararası piyasada 2,30 seviyesini aşarak 2,3024 ile 3 Ekim’den bu yana en yüksek seviyeyi gören dolar/TL, akşam saatlerinde 2,2950 seviyelerinde dengelenmeye çalıştı. ■ Yeniçağ, (13.12.2014)

 

BÖLÜCÜLÜK: BÖLGE PKK'NIN İNİSİYATİFİNE KALDI

Terör örgütü PKK'nın istediği gibi hareket etmesine göz yumulmasına askeri ve siyasetçiler tepki gösterdi. Emekli Tuğgeneral Nejat Eslen, "Sözde barış çözüm süreci PKK'ya Güneydoğu'da geniş bir inisiyatif yetkisi yarattı.

Bölge tamamen PKK'nın inisiyatifine kaldı. PKK burada fiili bir özerkliği zaten gerçekleştirdi. Artık PKK'lıların şehirlerde de eğitim yaptığını görüyoruz. Sözde çözüm sürecinde PKK hazırlıklarını geliştirdi, şehirlerde de teşkilatlandı" dedi.
"Bu arada polis ve silahlı kuvvetler bu sözde çözüm süreci nedeniyle operasyon yapamaz hale getirildiği için PKK bölgede çok ciddi eylemler yapmaya başladı" diyen "Herkesin gözü önünde, bilinen yerlerde polisin ve askerin bildiği yerlerde PKK'nın mahkemeleri var. İstediklerini buraya çekip yargılıyorlar. PKK bölgede haraç, vergi topluyor, yolda arama yapıyor hatta savcıları ve askerleri de oradan geçerken arıyor. KCK sözleşmesine bakarsanız Güneydoğu'da kurulacak Kürt devletinin nasıl olacağını anlatıyor. 6-7 Ekim olayları da hükümeti tedirgin etti. Bu tür olayların yaşanmasını istemiyor. Dolayısıyla taviz vermeye devam ediyor" şeklinde konuştu.
Uluslararası komplo
Eslen şöyle dedi: "AKP iktidarı bu sürece teslim olmuş gibi. En önemlisi Silahlı Kuvvetler Cumhuriyeti, Vatanın bölünmezliği korumak için kurulmuş, bunun için mücadele eden asli bir kurumdur. Osmanlı dilinin gündeme getirilmesinden, Türkiye'nin bölünmesi istikametinde ciddi adımlar atılıyor ve Silahlı Kuvvetler bunu sadece seyrediyor. Bu da Silahlı Kuvvetlerin Ümraniye ve Balyoz davalarında neden hedef olduğunu gösteriyor. Ordunun ağırlığını kırmak için. Eğer bunlar yapılmış olmasaldı bugün silahlı kuvvetler sözde sürecin böyle devam etmesini engellerdi. Bütün bunlar uluslararası bir komplodur."
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, bölgede yaşananları, "Özerlik çoktan ilan edildi. Devleti yönetenler bunu nasıl görmez" sözleriyle özetledi. Halaçoğlu, "İyi niyetle devlet yönetilemez. Amaçları belli bağımsızlık istiyorlar. Her fırsat bulduklarında adım atıyorlar. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde olaylar hiç bir zaman bitmedi. Özerklik çoktan ilan edilmek isteniyor. Türkiye iç savaşa doğru sürükleniyor. Bunu herkes görüyor, sadece hükümet görmüyor" dedi.
Özerklik ilan edecekler
CHP Niğde Milletvekili Doğan Şafak, hükümetin HDP ile yaptığı görüşmelerde Anayasa'nın ilk 5 maddesinin ortadan kaldırılması konusunda anlaşmaya vardıklarının görüldüğünü söyledi. Pazarlığın Kürtçe eğitim, özerlik ve bebek katili Öcalan olmak üzere tüm teröristlere genel af üzerinden sürdürüldüğüne dikkat çeken Şafak, Silopi ve Cizre'de yerel özerlik ilanı girişimlerinin yaşandığını vurguladı. Şafak, "Sıra genel anlamda özerkliğe geldi. Çözüm sürecini topluma barış süreci olarak kabul ettirmeye çalışıyorlar. Şimdi de İmralı ve Kandil'in istekleri doğrultusunda özerkliği millete kabul ettirmek isteniyorlar" diye konuştu.
Danışıklı dövüş
İstanbul Bağımsız Milletvekili Hakan Şükür de sözde çözüm sürecinin danışıklı dövüş olduğunu savundu. Bölgeden sağlıklı haber alınamadığını söyleyen Şükür sözlerini şöyle tamamladı: "AKP, her olayda yayın yasağı koyduruyor. Asker ve polisin yetkileri ellerinden alındı. Orada bu kadar büyük olaylar yaşanmasaydı, yayın yasakları da olmazdı. Olaylar tüm çıplaklığıyla ortaya çıktığında bunların müsebbibi olarak kimleri işaret edecekler. Yine paralel yapının arkasına mı sığınacaklar. Yoksa başka bir şeyin arkasına mı sığınacaklar. Bunu bilmiyorum. Belirsiz bir ortamda kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklarla yürütülen sürecin hayırlı olmayacağı ortada.” ■ Fatih Erboz, Yeniçağ, (13.12.2014)

BÖLÜCÜLÜK: KÜRDİSTAN’A DOĞRU...

Belediyesi Cumhuriyet’e isyan eden Şeyh Said’in adını Dağkapı meydanına verdi.
Cizre Belediyesi sokak ve caddelere Kürtçe isimler koydu... Nusaybin Caddesi’nin ismi Kobanê, İdil Caddesi Arin Mirxan, Eski Hastane Caddesi Mir Bedirxan, Mezbahane Caddesi Seyit Rıza, Meydan Başı Caddesi Botan, Belediye Caddesi Şerafettin Elçi, Yakışan Sokak Feqiyê Teyran oldu...
Bitlis’te Nur caddesinin ismi Bediüzzaman Said-i Kürdi Caddesi,
Kazım Dirik caddesinin ismi Kemal Fevzi Caddesi olarak değiştirildi.
Türkiye ve Laik Cumhuriyet’i çağrıştıran isimler tabelalardan indiriliyor. Cumhuriyet’e isyan etmiş ne kadar isim varsa kahraman ilan edilip sokak ve caddelere adları verilerek onurlandırlıyor.
Bu konuda hükümet ne mi diyor?
Siyaset tacirlerinin PKK’yı seçimlere kadar teskin etmek için vermeyeceği taviz yoktur. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç desteği birkaç gün önce Manisa’da verdi:
Hakkari benim adım Çölemerik olsun diyorsa... Öbür taraftan Diyarbakır, ‘bakır da neymiş, Diyarbekir olsa daha güzel olur’ diyen varsa düşüneceğiz kardeşim...”
Dersimli Kemal de fırsatı kaçırmadı
Tunceli’nin adını kendince Dersim koydu geçenlerde.
Coğrafi adlar, kurulmakta olan
Kürdistan’a uygun hale getirilirken... Türkiye’yi yönetenler, ülkeyi getirdikleri noktada kendilerini acizliğe mahkûm etmiş bulunuyor. ■ Melih Aşık, Milliyet, (13.12.2014)

 

14.12.2014

YABANCI SERMAYE: TÜRK DEVİNDEN TAYLAND'A 100 MİLYON DOLARLIK YATIRIM

Arçelik, 3 yıl içinde 100 milyon dolar yatırımla Tayland'da buzdolabı üretmeye başlayacak

Arçelik, Tayland'a 100 milyon dolarlık bir yatırım gerçekleştirerek 3 sene içerisinde buzdolabı üretmeye başlayacağını açıkladı.

Şiketten Kamu Aydınlatma Platformu'na yapılan açıklama şu şekilde;

"Buzdolabı üretim tesisi kuruluşuna ilişkin teşvik alınması için Tayland Yatırım Ajansı'na yapılan başvuru ile ilgili resmi onay yazısı bugün alınmıştır.

Yatırım onayı ile birlikte başvuruda yer alan arsa bedeli hariç yatırım tutarı ile sınırlı olmak kaydıyla 8 yıl boyunca vergi muafiyeti, takip eden 5 yıl içerisinde kurumlar vergisi oranında indirim, ithal edilen hammaddeler için kısmi gümrük vergisi muafiyeti, yatırımda kullanılacak ithal makine ekipmanlar için gümrük vergisi muafiyeti ve üretime ilişkin bazı giderlere yönelik ilave vergi matrahından indirim hakkı verilmektedir.

3 yıl içerisinde işletme sermayesi ihtiyacı dahil toplam 3.1 milyar Baht (yaklaşık 100 milyon dolar) yatırım yapılması planlanmış olup Tayland'da üretim ve satış pazarlama şirketi kurularak buzdolabı fabrika yatırımına başlanacaktır."

Ürünleri 100 ülkede satılıyor

Bugün Arçelik, yaklaşık 25 bin çalışanı, Türkiye, Romanya, Rusya, Çin ve Güney Afrika'da 14 üretim tesisi, dünyanın dört bir yanındaki satış ve pazarlama organizasyonu ve kendisine ait 10 markasıyla (Arçelik, Beko, Grundig, Blomberg, Elektrabregenz, Arctic, Leisure, Flavel, Defy ve Altus) 100’den fazla ülkede ürün ve hizmet sunuyor. ■ Dünya, (14.12.2014)

 

15.12.2014 

FAİZ: KRUGMAN: FED FAİZİ 2015'TE ARTIRMAYACAK

ABD Merkez Bankası FED'in faiz artışı kararına yönelik ilginç bir tahmin geldi. Nobel ödüllü Ekonomist Paul Krugman, ABD Merkez Bankası'nın faizleri muhtemelen 2015'te artırmayacağını söyledi. Dubai'deki bir konferansa katılan Krugman, Fed'in enflasyon hedefini tutturma konusunda zorluk çektiği ve küresel büyümenin zayıf kaldığı bir ortamda faizlerin artırılmayacağını öngördü.

BEKLENTİLER GELECEK YILIN İKİNCİ ÇEYREĞİNDE

Piyasada genel kanı Fed'in faizleri en geç gelecek yılın son çeyreğine kadar artıracağı yönünde. Ancak faiz artışı tartışmaları tam gaz devam diyor. Bir kesim ABD ekonomisinin faiz artışına başlanması için yeterli iyileşmeyi göstermediğine işaret ederken, diğer kesim en geç ilk çeyrekte gelmesi gerektiğine inanıyor. ABD'de son olarak Kasım ayı tarım dışı istihdam artışı beklentilerin oldukça üzerinde artmıştı. ■http://www.superhaber.com, (15.12.2014)

Petrol: Siyasi etkiler ve faiz endişesiyle dolar 2.30 lirada

Siyaset sahnesindeki gerginliklerin yanında, Merkez Bankası'nın faiz indirebileceğine ilişkin işaretlerin etkisiyle dolar 2.30 lira dolayında hareket ederken, Borsa İstanbul Endeksi haftaya düşüşle başladı.

Dolar Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın faiz indirimi isteğini yenilemesi, 17 Aralık'ın yıldönümünün yaklaşması nedeniyle siyasi endişelerin yeniden artabileceğine yönelik endişelerle, cuma günü 2.30 lirayı da aşmıştı.

‘SİYASİ RİSKLER’
Global Menkul Strateji Müdürü Gökhan Uskuay, petrol fiyatlarının düşmesinin, büyüme endişelerinden kaynaklandığını belirterek, "Hem emtia hem petrol fiyatları gelişmekte olan ülkelerin üzerinde baskı yaratıyor" dedi ve ekledi:

"Doların değer kazanması büyüme üzerinde daha fazla baskı yarattı. Çünkü gelişmiş ekonomiler dolar karşısında parasını değerlendirmek için faiz yükseltmeye çalışıyor. Bu süreç bizi de etkilemeye başladı. Yurt içinde yaşanan belirsizlikler, yaklaşan seçimler ve siyasi riskler de piyasalar üzerinde etkili oluyor.”

DOLAR
Cuma günü dolar, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın faiz indiriminin devam etmesine ilişkin açıklamalarının etkisiyle 2.3097 lira ile 11 ayın en yüksek seviyesi olan 2.31 liraya dayanan dolar 2.29 - 2.30 lira aralığında hareket ediyor.

Avrupa para birimi euro ise sabah saatlerinde 2.8595 liradan gerilerken daha sonra yükselişe geçerek 2.8652 lira oldu.

Avrupa para birimi ve dolardaki yukarı yönlü çıkışlara bağlı olarak, yarı yarıya euro ve dolardan oluşan döviz sepetinin değeri de 2.5820 düzeyine kadar çıktı.

BORSA DA DÜŞTÜ
Cuma günü yüzde 1.76 düşüşle 83 bin 226 puandan kapanan Borsa İstanbul endeksi haftaya yüzde 0.34 düşüşle 82 bin 940 puandan başladı. Borsa'daki kayıplar bir miktar daha arttı ve Endeks yüzde 0.50 düşüşle 82 bin 807 puan dolayına çekildi.

PETROL
Türkiye'nin de fiyatlamada baz aldığı Brent ham petrolünün varil fiyatı kazanımlarının bir bölümünü geri verdi ve volatilitenin yüksek olduğu işlemlerde 62.5 dolara kadar geriledi.

Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) beklentilerini aşağı çekmesinin ardından fiyatlar 5.5 yılın en düşük seviyesini görmüştü.

ALTIN
Geçen hafta toparlanarak 1.231 dolar yükselen altının onsu, Fed'in faiz artırımına yaklaşmakta olduğu beklentileriyle bu haftaya 1.217 dolar seviyesinde başladı.

Küresel piyasalardaki gelişmelere bağlı olarak, Kapalıçarşı'da altının gramı 90 lira olurken, çeyrek altın 155 lira, Cumhuriyet altını ise 606 liradan satıldı. ■ Gülseli KENARLI, http://www.superhaber.com, (15.12.2014)

 

İŞSİZLİK 2014’ÜN ZİRVESİNDE

İşsizlikte artış sürüyor. Türkiye genelinde işsizlik Eylül döneminde yüzde 10.5 düzeyine çıktı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Ağustos-Eylül-Ekim aylarını kapsayan Eylül döneminde, gelişmiş ülkelerde temel istihdam verisi olarak kabul edilen tarım dışı işsizlik oranı da yüzde 12.7 düzeyine yükseldi.

Mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlerin sayısında 2014 yılı Eylül döneminde, bir önceki döneme göre 103 bin kişilik artış gerçekleşti. İşsizlik oranı ise 0.3 puanlık artış ile yüzde 10.7 oldu.

GENÇ İŞSİZLİK YÜZDE 19.1

İşsizlik Eylül döneminde erkeklerde yüzde 9.1 kadınlarda ise yüzde 13,6 oldu. 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı yüzde 19.1 ve 15-64 yaş grubunda yüzde 10.7 olarak gerçekleşti.

İŞGÜCÜNE KATILIM

İşgücü nüfusu 2014 yılı Eylül döneminde 29 milyon 233 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise yüzde 51.1 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71.7 kadınlarda ise yüzde 31.1 oldu.

Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücüne katılma oranı bir önceki döneme göre 0,2 puanlık artış ile yüzde 50.7 olarak gerçekleşti. Ekonomik faaliyete göre istihdam edilenlerde en fazla artış 49 bin kişi ile hizmet ve sanayi sektörlerinde gerçekleşti.

KAYIT DIŞI ÇALIŞTIRILANLAR

Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların oranı 2014 yılı Eylül döneminde yüzde 35.7 olarak gerçekleşti. Bu oran tarımda yüzde 83.9 iken, tarım dışı sektörlerde yüzde 22.5 oldu. ■Taraf, (15.12.2014)

 

16.12.2014 

DOLAR’IN DÜŞMEYEN ATEŞİ MERKEZ'İ DE SARDI: ENERJİ İÇİN DOLARIN BENDEN!

Uluslararası petrol fiyatlarındaki sert düşüşün üzerine doların 2,41 liraya çıkarak rekor kırması Merkez Bankası'nı (MB) harekete geçirdi. Merkez Bankası, enerji ithalatçısı kamu kuruluşlarının döviz ihtiyaçlarının Hazine ve Merkez Bankası tarafından karşılanacağını bildirdi.

Merkez Bankası'ndan yapılan açıklamada, "Enerji ithalatçısı kamu iktisadi teşebbüslerinin döviz ihtiyacının gerekli görülen kısmının Hazine Müsteşarlığı ve Merkez Bankası tarafından doğrudan karşılanması uygun görülmüştür. Uygulama 17 Aralık 2014 tarihinden itibaren başlayacaktır" denildi.

Bozulan Ekonomi Dolara Rekor Kırdırdı

Günlerdir ABD Merkez Bankası Fed'in yarın yapacağı toplantıda yakın zamanda 'faiz artırımına gidileceği' açıklamasıyla diken üzerinde olan lira, büyüme rakamlarının düşük gelmesinin yanında eylül ayı işsizlik verilerinin yüksek gelmesiyle adeta direncini yitirdi.

Merkez Bankası ise liranın dolar karşısındaki değer kaybını hafifletmek için günde 60 milyon dolar döviz satım ihalesi düzenleme yoluna gidiyor.

An itibariyle bir ABD doları 2,37 liradan işlem görüyor. ■Birgün, (16.12.2014)

PETROL FİYATLARINDA BÜYÜK DÜŞÜŞ

Brent ham petrolünün varil fiyatı temmuz 2009'dan bu yana ilk defa 60 doların altına inerek 59.63 dolara kadar geriledi. ABD ham petrolünün varil fiyatı da, 54.75 dolar ile 55 doların altını test etti.

DHA'da yer alan habere göre petroldeki gerilemede, Çin ekonomisinin büyüme hızında yavaşlama olacağına ilişkin belirtilerin yanında, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün de üretimde azaltmayı gündemine almayacağına ilişkin haberler etkili oldu.

Birleşik Arap Emirlikleri Petrol Bakanı Suhail Bin Mohammed el Mazroui, petrol fiyatlarındaki düşüşe rağmen OPEC'in acil toplanmasına ihtiyaç olmadığını söyledi. ■Birgün, (16.12.2014)

YOLSUZLUK: ÇİN’DE RÜŞVETE MÜEBBET HAPİS

Çin’de, rüşvet alan bir üst düzey yetkiliye daha müebbet hapis cezası verildi.

Çin’de yolsuzluk depremi sürüyor. Çin Milli Geliştirme ve Reform Komisyonu Başkan Yardımcısı Liu Tienan, 6 milyon dolar rüşvet almaktan ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Hakim, aynı zamanda Çin Milli Enerji İdaresi Başkan Yardımcısı da olan Liu’nun 2002-2012 yılları arasında 35,58 milyon yuan (yaklaşık 6 milyon dolar) rüşvet aldığına hükmetti. Eylül ayında başlayan davada açıklanan karara göre Liu, söz konusu rüşveti kendisi ya da oğlu Liu Dechen üzerinden kabul etti. Mahkeme, Liu’nun tüm mal varlığına da el konulmasına karar verdi. ■Yeniçağ, (16.12.2014)

 

17.12.2014 

YOLSUZLUK: 17 ARALIK

Dün, İzmir’de… Elektrik tahsilat veznesini soyan kişinin “astsubay” çıkması, şaşkınlık yarattı.

Konya’da kuyumcu soyan kişinin “polis” çıkması, şaşkınlık yarattı.
İstanbul’da oyuncak tabancayla banka soyan kişinin “bilgiyasar mühendisi” çıkması şaşkınlık yarattı.
Isparta’da trafik kazalarında ölenlerin kredi kartlarını soyan kişinin “morg görevlisi” çıkması, şaşkınlık yarattı.
Kahramanmaraş’ta bomba süsü verilmiş çantayla banka soyan kişinin “öğretmen” çıkması, şaşkınlık yarattı.
İstanbul’da banka soyan kişinin “doktor” çıkması, şaşkınlık yarattı.
Şanlıurfa’da hastaneyi soyan kişinin “başhekim” çıkması, şaşkınlık yarattı.
Rize’de Kızılay’ı soyan kişinin bizzat “Kızılay şube başkanı” çıkması, şaşkınlık yarattı.
Eyüp müftülüğünü soyan kişinin “müftülük mutemedi” çıkması, şaşkınlık yarattı.
Türk Hava Kurumu’nu soyan kişinin “sayman” çıkması, şaşkınlık yarattı.
Trakya Üniversitesi’ni soyan kişinin “muhasebeci” çıkması, şaşkınlık yarattı.
İstanbul’da 44 dairelik siteyi soyan kişinin “kapıcı” çıkması, şaşkınlık yarattı.
Adli emanete bırakılan altınları soyan kişinin “savcı” çıkması, şaşkınlık yarattı.

Her türlü meslek grubunun soyguncu çıkması şaşırtıcı bulunurken, sadece bir tek mesleğin soyguncu çıkmasının normal karşılanması…
Asıl şaşırtıcı olan değil mi? ■Yılmaz Özdil, Sözcü, (17.12.2014)

 

BORÇLANMA, HALK: VATANDAŞIN CEBİ DİBE VURDU: 1.1 MİLYON KİŞİ ÖDEYEMİYOR

Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi tarafından “Negatif Nitelikli Bireysel Kredi ve Kredi Kartı İstatistikleri” yayınlandı.

Rapora göre, aynı yıl içinde ancak farklı aylarda yasal takibe intikal etmiş kişiler için bir tekilleştirme işlemi yapılmadan incelendiğinde; bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe intikal eden kişi sayısı geçen yılın ilk on ayında 704 bin iken, 2014 yılının ilk on ayında 714 bine yükseldi. Bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı ise geçen yılın ilk on ayında 982 bin iken, 2014 yılının ilk on ayında 1.1 milyon’a yükseldi.

Öte yandan, aynı yıl içinde birden fazla kaydı bulunan kişilerin bir kez sayılmasıyla elde edilen veriler dikkate alındığında ise; bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı geçen yılın ilk on ayına göre yüzde 5 oranında artarak, 2014 yılının ilk on ayında 569 bin,bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı ise geçen yılın ilk on ayına göre yüzde 8 oranında artarak 884 bin kişi oldu.

Bireysel Kredi ve Bireysel Kredi Kartı Borcundan Yasal Takibe Girmiş Kişilerin Bir Kez Sayılması Sonrası Yıllık Gelişim (bin kişi)

Dönemler

Bireysel Kredi

Bireysel Kredi Kartı

2012*

685

907

2013*

645

916

Ekim-14

569

884

* 2012 ve 2013 yılı rakamları toplam yıl içerisinde takibe intikal etmiş tekil kişi adetlerini gösterirken Ekim-2014 rakamları 10 aylık dönemde takibe intikal etmiş tekil kişi adetlerini göstermektedir.

Aynı yıl içinde ancak farklı aylarda takibe intikal etmiş kişler için bir tekilleştirme işlemi yapılmadan incelemeye devam edildiğinde; bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe girmiş toplam kişi sayısı geçen yılın ilk on ayında 1,5 milyon iken, 2014 yılının ilk on ayında 1,6 milyona yükseldi.

Öte yandan, aynı yıl içinde birden fazla kaydı bulunan kişilerin bir kez sayılmasıyla elde edilen veriler dikkate alındığında; 2014 yılının ilk on ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 artışla 1.1 milyon kişi oldu.

2009 Ocak – 2014 Eylül döneminde bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe girip hala yasal takipte olan kişi sayısı 2,8 milyon iken, 2009 Ocak – 2014 Ekim döneminde yaklaşık aynı düzeyde kaldı.

Bireysel Kredi Veya Bireysel Kredi Kartı Borcundan Dolayı Yasal Takibe Girip Hala Yasal Takipte Olan Kişilerin Bir Kez Sayılması Sonrası Gelişme

(milyon kişi)

2009 –

2014 Eylül

2009-

2014 Ekim

Değişim (%)

Bireysel Krediler

1,78

1,85

3,5

Bireysel Kredi Kartları

1,91

1,89

-0,9

Bireysel Kredi veya Kredi Kartları

2,79

2,82

0,8

Diğer taraftan 2009 Ocak – 2014 Ekim döneminde bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe girip hala yasal takipte olan kişi sayısı bir ay önceye göre yüzde 4 oranında artarak 1,8 milyon kişiye ulaşırken, bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe girip hala yasal takipte olan kişi sayısı yine son ay içerisinde yüzde 1 oranında azalarak 1,9 milyon kişi oldu. ■ Sözcü, (17.12.2014)

 

TSK, CEMAAT: “CEMAATİN EN GÜÇLÜ OLDUĞU KURUM TSK’DIR”

Emekli Askeri Hâkim Ahmet Zeki Üçok, 12 saatlik duruşmanın ardından Askeri Yargıtay’ca onanan 2 yıl 6 aylık cezası sonrası açıklamalarda bulundu.

Beraat ettiği ‘Resmi evrakta sahtecilik’ davasında, “geçmişte Kayseri’de yürüttüğü ‘cemaat’ soruşturmaları nedeniyle kendisine kumpas kurulduğunu, Askeri Yargıtay üyelerine şantaj yapılarak beraat kararının bozulduğu, sonuç olarak da 2 yıl 6 ay ceza aldığını” öne sürdü. 

Hürriyet’ten Banu Şen’in haberine göre Üçok, Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Haşim Kılıç’ın ‘Paralel Yargı’ açıklamalarına da başka bir boyut getirerek, “Haşim Bey ‘Yargıtay’da Cemaat hâkim’ dedi. Ben de bu süreci yaşayan eski bir savcı olarak ve Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdari Mahkemesi’nin tamamen Cemaat’in kontrolü halinde olduğuna dair birçok yayına göre diyorum ki: Cemaat’in şu an en güçlü olduğu kurum TSK’dır” dedi. Üçok’un açıklamalarından satırbaşları şöyle:
Cemaati 2009’da tespit ettik

“Türkiye Cumhuriyeti’nde ‘Paralel Yapı’yla ilgili tüm kurum ve kuruluşlarda hükümetin operasyonları oldu. Her yerde paralel yapıyla ilgili mücadele başlatıldı. Bir tek TSK’da başlatılmadı. TSK bunun olmadığını söyledi, inkar etti. Ancak şunu gördük ki, TSK’nın içerisinde Cemaat en güçlü pozisyonda. TSK’da bunlara hiçbir şekilde müdahale edilmiyor. 1994’ten bu yana bir şekilde sızmak istediler. Askeri Lise Sınavları’nda soruları verdiler, yurtdışı görevlendirmelerinde personele İngilizce soruları verdiler, dershanelere memur olarak çocuklarını soktular. Biz de Kayseri’de Işık Evleri Soruşturması başlatmıştık. TSK’nın gizlilik dereceli emirlerini çaldıklarını, bu emirlerle Ergenekon gibi sözde terör örgütü irtibatlandırmak için sahte emirler ürettiklerin tespit ettik. Bugün herkesin gördüğü Cemaat’i 2009’da tespit ettik. O günden sonra da her türlü suçlamada bulundular.

‘En güçlü oldukları kurum TSK’

TSK içerisinde hizmet, cemaat, Fethullah Gülen Cemaati… Ne derseniz deyin bir yapı var. Bunlar at koşturuyor. Ne vicdan ne hukuk anlayışı var. Biz tüm bunları zamanında Genelkurmay’a ulaştırdık. Fidel Okan’ın, TSK Generali’nin Fethullah Gülen’e bağlılığını sunduğu CD var. Daha nasıl deliller olacak anlamış değilim. Cemaat’in şu an en güçlü olduğu kurum TSK’dır. Bunların hepsini mektupla bildirdim ama kaale almadılar. Genelkurmay’a akıl veriyor diye eleştirildim. Şimdi Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘Bizi kandırmışlar’ diyor. Genelkurmay Başkanı da ‘Bizi kandırmışlar’ diyecek ama çok geç olacak.

Tek çözümü var: Kapatma

Anayasa Mahkemesi’ne bu cezayla ilgili başvuracağız ama o kadar çok müracaat var ki… Sonuçlanana kadar bizim cezamızın infazı dolar. Haşim Bey önceki açıklamasında, ‘Yargıtay’a Cemaat hâkim’ dedi. Ben de bu süreci yaşayan eski bir savcı olarak ve Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdari Mahkemesi’nin tamamen Cemaat’in kontrolü halinde olduğuna dair birçok yayına göre diyorum ki: Cemaat’in şu an en güçlü olduğu kurum TSK’dır.

Bu yapıdan kurtulmanın bir çözümü var. Bunların kapatılarak sivil Yargıtay ve Danıştay’a yeni daireler açılması. Bu iki sivil mahkeme askeri kararları inceler. Yoksa başka türlü bunun kırılması mümkün değil.” ■ Sözcü, (17.12.2014)

BORÇLANMA: ÖZEL SEKTÖRÜN BORCU 74 MİLYAR $

 

Özel sektörün yurtdışından sağladığı kısa ve uzun vadeli toplam kredi borcu ekim ayında 210 milyar dolara ulaştı.
Bankalar ve reel sektörün borçlanmasıyla içerideki tasarruf açığını kapatıyoruz.
Cari açığımız, döviz açığımız büyük ölçüde bankaların ve firmaların yurtdışından borçlanarak getirdikleri dövizlerle kapatılıyor.
Bankalar dışarıdan borçlanarak içeride kredi dağıtıyor. Firmalar yurtdışından doğrudan kredi kullanıyor.
Böylece ekonominin çarkları dönüyor.
Türkiye’nin toplam dış borcu yaklaşık 400 milyar
dolar. Milli gelirin (GSYİH) yaklaşık olarak yüzde 50’si dolayında.
Toplam 400 milyar dolar dış borcun 210 milyar doları özel sektörün borcu.
Bankaların ve firmaların bu borçları vadesinde ödemesi gerekiyor. Borçlar nasıl ödenecek? Hangi döviz kuruyla ödenecek? Ödemek için döviz nereden bulunacak? Bunları da düşünmemiz gerekiyor.

Borcun yarısı bankaların
Özel sektörün toplam 210 milyar dolar borcunun yarısı özel bankaların borcu.
Döviz fiyatı, dolar fiyatı arttıkça, bankaların ve reel sektörün döviz borcunun karşılığı Türk Lirası yükü artıyor.
Dolar fiyatı 2.00 TL iken özel sektör borcunun TL karşılığı 420 milyar TL,. Dolar fiyatı 2.40 TL olunca borcun TL karşılığı 500 milyar TL oluyor.

Kısa vadeli borç 46 milyar dolar
Toplam 210 milyar dolar borcun, 46 milyar dolarlık bölümü kısa vadeli borç. Toplam borcun 105 milyar dolarlık kısmı bankaların borcu. Bankaların borcunun 40 milyar dolarlık kısmı kısa vadeli, 64 milyar dolarlık kısmı uzun vadeli borç.
Firmaların (reel sektörün) dış borcu 90 milyar dolara yakın. Borcun 85 milyar doları uzun vadeli kredilerden oluşuyor.
Akbank Ekonomik Araştırmalar bölümünün belirlemelerine göre,
- Özel sektörün önümüzdeki 1 yıllık dönemde (2015 yılında) ödeyeceği yurtdışı kredi borcu 74 milyar dolar.
- Bu rakamın 52 milyar doları bankalara, 4 milyar doları diğer finansal kesime, 16 milyar doları ise reel kesime ait.
Bir hatırlatma yapmakta yarar var. Bankalar ve diğer özel sektör kuruluşları borçların tamamını vadede ödemiyorlar. Günün şatlarına göre borçlar yenilenebiliyor, ertelenebiliyor. Önemli olan, borcun vadesi geldiğinde ülkenin güvenirliği, risk durumu, borçluların vaziyeti. ■ Güngör Uras, Milliyet, (17.12.2014)

 

BANKALAR’DAN İNANILMAZ VURGUN

Eski bir banka çalışanından akıl almaz itiraflar. .. Banka şubelerinde bu işlemleri yaparken aman dikkat edin...

17 yıllık eski bankacı vatandaştan alınan hizmet gelirlerindeki usulsüzlükleri anlattı. Şube yöneticisinin kendisine baskı yaptığını belirten E.Ö., "'Hedefler tutmazsa kafaya kül tablası yersiniz' diye tehdit etti. Ruh sağlığım bozuldu" diyor.
Aldıkları ücret ve komisyonlar Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından 60'dan 20 kaleme düşürülmesine rağmen bankaların gelirlerinin azalmaması soru işareti oluşturdu. Banka yöneticilerinin şube hedeflerini tutturabilmek için personele yoğun baskıda bulunduğu iddia ediliyor. Konu mahkemelere yansımış durumda. Son dönemde çalışanların kurumuna açtığı dava sayısında yüzde 50 artış var. BDDK'nın ücret ve komisyonları tırpanladığı yönetmelikten sonra hırslı şube yöneticilerinin "Testere sırtındayız, hedefleri tutturalım" emirlerinin yerini "Hedefler tutmazsa, kafanıza kül tablası yersiniz" gibi tehditlerin almaya başladığı öğrenildi.
'BURAYA PARA KAZANDIR'
Sabah Gazetesi'nde yer alan habere göre Türkiye'nin büyük bankalarından birinde Şube Müdür Yardımcılığı yapan E.Ö. yaşadığı baskıyı anlattı. Müşterilerinin hesabından yasadışı şekilde para kesilmesine razı olmadığı için müdiresinden tehditler aldığını belirten E.Ö., Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastenesi'nden rapor aldığını öne sürüyor. Kadın bankacı, ayrıca işyerine dava açtı. E.Ö., yaşadıklarını şöyle anlattı: "17 yıllık bankacıyım. Usulsüz kredi komisyonu kesmem için çok baskı gördüm. İtiraz ettiğimde, 'Çalışmak istiyorsan, buraya para kazandıracaksın' deniliyordu. Yöneticiler, 'Mevduat ve krediden yeterli kârı yaptırmıyorum' diyordu. Şube müdiremiz, 'Ben agresifim, kredi hedefi tutmazsa, kafanıza kül tablası yersiniz' diye tehdit ediyordu. Ruh sağlığım bozuldu."
'MÜŞTERİ FARK ETMİYOR'
Yöneticilerinin en çok baskıyı hizmet geliri kalemi için yaptıklarını söyleyen E.Ö., "Çünkü bu gelir doğrudan kâr hanesine yazılıyor. Kredi verilen dosyalardan iki tür masraf alınıyor. Biri, sabit diğeri de şubenin inisiyatifinde olan masraflar. Yasal olmayanlar işte bu şube inisiyatifindekiler. SMS kredilerinde bu daha çok yapılıyor. Çünkü, SMS kredisi otomatik olarak müşteriye gittiği için 100 lira dosya masrafı kesiliyor. Müdürler bize, 'Bu 100 liraya bir 100 lira daha koyacaksın, öyle masraf alacaksın. İkinci 100 lirayı hizmet geliri adı altında kesin' diyorlar. Müşteri bunu çoğunlukla fark etmiyor. Fark ettiğinde de geri ödememek için ikna edilmesi isteniyor. İtirazında devam ederse o zaman mecbur kalınıp iade ediliyordu. Ama bu 10 krediden birinde oluyordu" diye konuştu. Avukat İsmail Altay da "Personele, her türlü krediyi 'müşterinin ağzından gir, burnundan çık ne olursa olsun sat' deniyor" açıklaması yaptı.
AİHM'YE KADAR GİDECEĞİM
Bu tür işlemleri yapmadığı için 2013'te işten ayrılmak zorunda kaldığını söyleyen E.Ö., daha sonra işe iade davası açtığını belirtti. Bilirkişi raporu lehine olduğu halde mahkemeyi kaybettiğini belirten E.Ö., ardından Yargıtay'ın da dosyanın kapağını bile açmadan kararı onadığını belirterek, "Konuyu Anayasa Mahkemesi'ne götürdüm. Dilekçemiz kabul edildi. Burada da kaybedersek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) gideceğim" dedi.
DAVALAR YÜZDE 50 ARTTI
Bankacı E.Ö.'nün avukatı İsmail Altay da, daha önce yapılan usulsüzlükleri kabul etmediği için bankasına dava açan Hamit Başer gibi örneklerin çoğaldığını söyledi. Bankaların kâr hırsı nedeniyle çalışanlarına giderek artan oranda baskı yaptığını söyleyen Altay, "Son yıllarda banka personeli arasında kurumlarına karşı işe dönüş ve mobbing davaları açan sayısında yüzde 50 artış var" dedi.  ■ http://www.superhaber.com,  (17.12.2014)

 

18.12.2014

BORÇLANMA, HALK: TÜRK HALKI BORCA BATTI

Bankalara bireysel kredi ve kredi kartı borçlarını ödeyemediği için, 2009 yılından bu yana bireylere yapılan yasal takip sayısı 3.7 milyona ulaştı.

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi’nin, “Negatif Nitelikli Bireysel Kredi ve Kredi Kartı İstatistikleri” raporuna göre; 2009-2014 döneminde, 1.8 milyon kişisi bireysel kredi borcundan ve 1.9 milyon kişisi de bireysel kredi kartı borcundan olmak üzere toplam 3.7 milyon kişiye yasal takip yapıldı.

TBB’nin yaptığı açıklamaya göre, toplamı 3.7 milyon olan yasal takip, birden çok ödenmeyen borç nedeniyle toplam 2.8 milyon kişiye yapıldı ve 100 kişi başına yapılan yasal takip 132 olarak belirlendi.

Buna göre, bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe girip hâlâ yasal takipte olan kişi sayısı, ekimde bir ay önceye göre yüzde 4.0 artarak 1.8 milyon kişiye ulaşırken, bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe girip hâlâ yasal takipte olan kişi sayısı yüzde 1.0 azalarak 1.9 milyon kişiye geriledi. Kredi kartı yakıyor Rapora göre, bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe alınan kişi sayısı yılın ilk on ayında, geçen yılın aynı dönemine göre 10 bin kişi artarak 714 bine yükseldi.

Kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe alınan kişi sayısı ise aynı dönemler itibarıyla 118 bin kişi artarak 1.1 milyon kişiye yükseldi. Aynı yıl içinde birden fazla kaydı bulunan kişilerin bir kez sayılmasıyla elde edilen veriler dikkate alındığında ise; bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe alınmış kişi sayısı geçen yılın ilk on ayına göre yüzde 5.0 artarak 569 bin kişiye, bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe alınmış kişi sayısı da yüzde 8 artarak 884 bin kişiye çıktı. Böylece, bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe girmiş toplam kişi sayısı geçen yılın ilk on ayında 1.5 milyon iken, 2014 yılının ilk on ayında 1.6 milyona yükseldi. Aynı yıl içinde birden fazla kaydı bulunan kişilerin bir kez sayılmasıyla elde edilen veriler dikkate alındığında ise yılın ilk on ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 artışla 1.1 milyon kişi oldu. ■ Taraf,  (18.12.2014)

 

BANKALAR:  2015 TÜRK BANKALARI İÇİN DAHA ZOR OLACAK

Uluslararası derecelendirme şirketi Fitch, Türk bankalarının 2015 yılında daha zor koşullarla karşı karşıya kalacakları uyarısı yaptı.

“Türk bankaları daha zor 2015’le karşı karşıya kalacak; görünüm durağan” başlıklı bir değerlendirme yayımlayan Fitch, ılımlı ekonomik büyüme, mevduatta rekabet ve aktif kalitesinde hafif bozulma gibi nedenlerle, 2015 yılında Türk bankalarının daha sert koşullarla karşı karşıya kalacaklarını vurguladı.

Fitch, buna karşın, güçlü sermaye ve kârlılık nedeniyle görünümün durağan olacağını belirtti. Fitch değerlendirmesinde bankaların sağladığı döviz cinsi fonlamada kısa vadenin payının giderek artmasının ise sektör görünümü üzerindeki en büyük riski oluşturduğu belirtildi.

BÜYÜME ZİRVENİN ALTINDA

Fitch değerlendirmesinde ayrıca, ekonomik büyümenin orta vadede son dönemdeki zirvelerin altında kaldığı, faiz ve kur oynaklığının yönetilebilir düzeylerde ancak devam ettiği ve uluslararası fonlamaya erişimin ise süreceği belirtildi ve “Aktif kalitesi tüketicilerin artan borçluluk düzeyi ve kredi portföyündeki değişimler nedeniyle bozulabilir” uyarısı yapıldı.

Bankaların dış borçlarının 2008 sonundaki seviyenin neredeyse üç katına çıktığına ve kısa vadeli borçların payının arttığına dikkat çeken raporda ayrıca, “Bu durum bankaların piyasaya erişimini kesecek yatırımcı güvenindeki keskin değişikliklerin yaratacağı potansiyel etkiyi belirgin derecede artırmıştı. Buna karşılık pek çok durumda döviz likiditesinin yeterli olacağını düşünüyoruz” denildi. ■ Taraf,  (18.12.2014)

 

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura