Diğerleri > Sis Çanı
03-01-2013
NELER OLDU 13-18 ARALIK 2012 (Plasmanlar, dincilik, gelir dağılımı,Silivri, özelleştirme, yabancı sermaye, bankalar, UÖŞ, medya, dincilik, AKP, tarım)

Cihan Dura

3.1.2013


13.12.2012

PLASMANLAR, TASARRUFLAR, DOLAR, HİSSE SENEDİ: TÜRK HALKI YABANCILARA KARŞI ÇOK KADİRŞİNAS!

Öyle olmasak, yabancıların getirdiği dövizi zarar etme pahasına gönüllü olarak yıllardır taşır mıydık? Tabii ki hayır; ama taşıyoruz... "Bir gün ülke dövizsiz kalır, kurlar fırlar gider, biz de kâr ederiz" düşüncesiyle hareket etmekten kendimizi alamıyoruz.

Kasım sonu verilerine göre Türk halkının bankalarda 455 milyar lira tutarında TL cinsi mevduatı var. Türk halkının bankalardaki döviz mevduatı ise 110 milyar dolar, yani yaklaşık 200 milyar lira.

110 milyar dolarlık döviz hesabının yaklaşık 67 milyar doları gerçek kişilere, 43 milyar dolar kadarı da tüzel kişilere ait bulunuyor. Dövizde bankacılık sisteminde olmayan tutarı bilme şansımız tabii ki yok.

Bankalardaki 110 milyar dolarlık döviz tevdiat hesabının 66 milyarı dolar cinsi, 42 milyar doları euro cinsi (32 milyar euro), 2 milyar doları da diğer dövizlerden oluşuyor.

Diğer finansal yatırım araçlarından altınla ilgili miktar konusunda çeşitli görüşler dile getiriliyor. Merkez Bankası, halkın 115 milyar dolar civarında bir altına sahip olduğunu tahmin ediyor. Bu tahminin gerçeğe en yakın tahmin olduğunu varsayalım.

Hisse senedindeki rakamı ise biliyoruz. Yerli tasarruf sahiplerinin 67 milyar liralık hisse senedi bulunuyor.

Finansal yatırım araçlarının kasım sonundaki dağılımı böyle. Yani bu dört kalem yatırım aracının toplamı 929 milyar lira dolayında. Bu toplamda TL cinsi mevduat yüzde 49, döviz mevduatı ve altın yaklaşık yüzde 22'şer, hisse senedi ise yüzde 7 pay alıyor.

Kâr yalnızca hisse senedinde

TÜİK'in dün açıkladığı verilere göre son bir yılda enflasyonun üstünde getiri yalnızca hisse senedinde oluşmuş durumda. Mevduatta da yüzde 0.66 oranında bir kâr görünüyor görünmesine ama, hem bu oranın çok düşük olduğu dikkate alınmalı, hem de yüzde 0.66'nın brüt oranı gösterdiği ve stopaj kesintisine tabi tutulacağı göz önünde bulundurulmalı. Dolayısıyla geriye reel getiri sağlayan tek finansal yatırım aracı olarak hisse senedi kalıyor. Borsa, son bir yılda yüzde 24.54 getiri sağlamış durumda. Bir yılda dolarda yüzde 7.22, euroda yüzde 12.01, külçe altında ise yüzde 7.51 zarar oluşmuş.

Bu tabloya bakılarak tasarruf sahibine hisse senedine yönelmesi önerilemez elbette. Küçük tasarruf sahibi, anaparasının bile azalmasını göze alarak nasıl hisse senedi yatırımı yapabilir ki...
Ama hisse senedindeki riskten kaçıp dövize tutsak olmak da pek anlaşılır gibi değil doğrusu.

Yabancının dövizi bizim sırtımızda!

Ödemeler dengesinin ortaya koyduğu tabloyu dün aktardık. On ayda 41.4 milyar dolar cari açık verdik, net hata ve noksandaki pozitif 6.6 milyar doları da dikkate alınca döviz ihtiyacımız 34.5 milyar dolara indi. Ama bu dönemde Türkiye'ye giren döviz 55.5 milyar doları buldu. Gelenle ihtiyacımız olan arasındaki 21 milyar dolarlık fazla döviz Merkez Bankası rezervine eklendi.

Yani yurt dışından adeta oluk oluk döviz akıyor. Bu döviz, yabancının Türkiye'ye getirip TL'ye çevirdiği tasarrufu. Yabancı dövizini TL cinsi araçlarda değerlendirerek para kazanıyor, biz ise bu dövizin hamallığını yapıyoruz; "Bir gün kazanırız" diye...
Merkez Bankası'nın kurda hiçbir zaman doğrudan bir hedefi olamaz. Ama bu demek değil ki Merkez Bankası kurda ortaya çıkacak müthiş oynamalara karşı sessiz kalacaktır. Merkez Bankası kurun ne hızla yukarı gitmesinden hoşnut olur, ne de TL'nin çok değer kazanmasından.

Dolayısıyla kurda ne hızlı bir artış bekleyebiliriz, ne de tersine TL'nin çok hızlı bir şekilde değer kazandığı bir süreç. Bu gerçekleri görmezden gelip döviz alarak tasarruf ettiğini zannedene de kimsenin söyleyebileceği bir şey yok. ■ Alaattin Aktaş, Dünya, 13.12.2012

DİNCİLİK: ‘BAŞINI ÖRT’E ÇİFTE SORUŞTURMA 

Ramazan davulcusuyla tartışan Alevi Evli ailesinin linç edilmek istendiği Sürgü beldesindeki çok programlı lisede kız öğrencilere ücretsiz başörtüsü dağıtıldığı, başı açık öğrencilere de türban takmaları konusunda baskı uyguladığı iddiaları üzerine soruşturma başlatıldı. Gazetemizin dünkü sayısında “Başını ört baskısı” başlığıyla manşete taşıdığı iddiaları basından öğrendiğini belirten Malatya Milli Eğitim Müdürü Mehmet Bulut, soruşturma talimatının valilikten geldiğini, kendilerinin de araştırma yapılması için okula müfettiş gönderdiğini belirtti. Bulut, “Doğanşehir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü de soruşturmaya başladı. Durumun tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz. Sadece basında çıkan bilgilerle, bilgilerimiz sınırlı” dedi. ■ Cumhuriyet, 13.12.2012

DİNCİLİK, HURAFELER: DİYANET EZBER BOZDU 

Diyanet İşleri Başkanlığı, ölenlerin ardından yakınlarının sıkça uyguladığı 7, 40 ve 52 duasının ve özel merasim yapmanın, dini bir dayanağı olmadığını açıkladı. Diyanet’in hurafeler bölümüne gelen, “Vefat edenler için 7, 40 ve 52’nci gün duası var mıdır, dini dayanağı nedir” sorusuna verilen yanıtta, ölenin ardından böylesi özel günler düzenlemenin ve dini merasim yapmanın hiçbir dini dayanağı olmadığına

dikkat çekildi. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın internet sitesinde de yer alan açıklamada, bu soruya şu karşılık verildi: “Bir kimsenin ölümünün 7, 40 ve 52’nci günü şeklinde zamanlar tayin edip bu zamanlardan özel merasim yapma şeklindeki uygulamaların hiçbir dini dayanağı yoktur. Ölen bir Müslümanın usulüne göre yıkanıp kefenlenmesi ve cenaze namazının kılınarak defnedilmesi farzdır. Bunun dışında yapılması zorunlu olan bir şey yoktur.” ■ Cumhuriyet, 13.12.2012

GELİR DAĞILIMI: ARMANİ EVLERİ METREKARESİNİ 20 BİN DOLARDAN SATTI

 Astaş’ın Bemes Yapı ile geliştirdiği Armani markalı evlerin en pahalısı 18 milyon dolara satıldı. Astaş Yönetim Kurulu Başkaşı Vedat Aşçı, Maçka’dan sonra Kuruçeşme Arena’ya da ultra lüks bir marka getireceklerini, 5 yılda 3 milyar dolarlık proje geliştireceklerini kaydettti.

Maçka’da dünyaca ünlü Armani markasıyla geliştirdiği, milyon dolarlık evlerin yüzde 90’ını satan Astaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Aşçı, önümüzdeki 3-4 yılda 3 milyar dolarlık daha proje geliştireceklerini, böylece yaklaşık 5 milyar dolarlık gayrimenkul portföyüne ulaşacaklarını kaydetti. Astaş ve Bemes Yapı ortaklığında yapılan “Maçka Residences Interior Design by Armani / Casa Managed by Kempinski” projesinin işletmesini Kempinski’ye devretti. 2006’da SSK’nin tesisinin bulunduğu Maçka arazisini 45 milyon dolara satın alan Aşçı, projede en pahalı daireyi 18 milyon dolara sattıklarını açıkladı. Armani markalı evlere hem yerli hem yabancıların yoğun talep gösterdiğini anlatan Aşçı, yabancıya satışın yüzde 25’i bulduğunu kaydetti. Vedat Aşçı’nın verdiği bilgiye göre, 375 milyon dolar yatırım yapılan projenin bugünkü değeri 400 milyon dolar. Ulaşılan satış rakamı 350 milyon dolar civarında. İlgi özellikle Avrupa ve Körfez ülkelerinden geldi. Astaş’ın satışı devam eden bir diğer projesi Bodrum’da Mandarin Oriental markasıyla geliştiriliyor. Kuruçeşme Arena’nın bulunduğu araziyi geçen günlerde alan Vedat Aşçı, buraya da 400 milyon dolarlık yatırım yapacaklarını ve dünyaca ünlü, ultra lüks bir marka ile otel ve rezidans geliştireceklerini belirtti. ■ Cumhuriyet, 13.12.2012

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura