Diğerleri > Sis Çanı
06-05-2015
NELER OLDU 1-6 ŞUBAT 2015 (Özelleştirme, bölücülük, enerji, borçlanma, altın, yabancı sermaye, enflasyon, faiz, BOP, Dolar, yabancıya toprak)

Cihan Dura

6.5.2015


1.2.2015

ÖZELLEŞTİRME: ELEKTRİK ÖZELLEŞTİ, FATURALAR ŞİŞTİ

Özelleştirilen elektrik dağıtımı, Antalya’da yurttaşları canından bezdirdi. Özelleştirmeden sonra Antalya, Burdur ve Isparta’nın elektrik dağıtımı Cengiz Limak Kolin (CLK)’ne satıldı. Son aylarda birçok bölgede yaşanan sık ve uzun süreli elektrik kesintilerinden bıkan yurttaşlar, bu kez de yüksek elektrik faturalarıyla karşılaştı. 

CLK’nın Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Cengiz, internete düşen büyük yolsuzluk tapelerinde de ‘Bu milettin a..... koyacağız’ sözleriyle hafızalarda yer etmişti. Özelleştirmeden sonra cebi yanan yurttaşlar Cumhuriyet Meydanında bir araya geldi. Dertli Antalyalılardan biri, daha önce en fazla 125-130 lira fatura öderken, bu kez 546 lira fatura ödediğini aktardı.

Bir başkası, ‘Sayaçlarda bir sahtekarlık var, yarım tur fazla dönse ne olacak? Kim itiraz edecek? Bana 530 lira fatura geldi daha önce aylık 160 geliyordu’ diye yakındı. Bir buçuk aylık faturasının 1.105 lira geldiğini belirten başka bir yurttaş da, ‘ Devlet buna el atmalı çözüm bulmalı. Vatandaş mağdur herkes emekli burada herkes zor durumda kimse faturalarını ödeyemiyor. Taksitlendireceğiz diyorlar çözüm mü? Taksitlendirirken de faiz koyacaksın. Bize sormadan bizim sayaçlarımızı değiştirdiler biz o sayacın bedelini zaten ödedik bir daha sayaç bedeli tahsil ediyorlar’ diye konuştu.

Protestocular arasında bulunan emekli bir vatandaş iste “Aldığım emekli maaşı 850 lira, elektrik faturası 538 lira geldi. Ben bu parayı nasıl bulurum?” diye sordu.

Eylemde sık sık ‘CLK Elini Cebimizden Çek’, ‘CLK Bizi Soyma’, ‘Enerji Haktır Satılamaz’ sloganları atıldı. ■Merve Demirağ, Aydınlık, (1. 2. 2015)

BÖLÜCÜLÜK: PKK’DAN YENİ KIŞKIRTMA: ANADİL KAMPANYASI

Açılım süreci ve Ayn el Arap’taki gelişmeler sonucunda Batı destekli bir ayaklanma provası hazırlığına girişen örgüt, güçlü olduğu illerde anadil kullanımı kampanyası başlatıyor 

AÇILIM süreci ve Ayn el Arap’taki (Kobani) gelişmeler sonucunda Batı destekli bir şekilde ayaklanma provası hazırlığında olan örgüt, provokasyon girişimlerine bir yenisini ekliyor.

Ayn el Arap’taki çatışmaları gerekçe göstererek 6-8 Ekim’de şiddet eylemleri gerçekleştiren PKK, şimdi de açılım için harekete geçmeye hazırlanıyor.

HDP’liler aracılığıyla AKP’ye taleplerini gönderen Kandil’deki örgüt yönetimi Demokratik Toplum Kongresi aracılığıyla, bir yıl sürecek anadil kullanımı kampanyası başlatılıyor.

21 ŞUBAT’I SEÇTİLER

Aydınlık’ın ulaştığı bilgilere göre, Demokratik Toplum Kongresi, aralık ayında “Kent, Kasaba ve Beldelerimize Kürdistani Kimliğini Yeniden Kazandıralım” adı altında 21 Şubat 2015 gününü Anadil Günü ilan etti. Bu çerçevede 21 Şubat’tan itibaren bir yıl boyunca HDP’nin birinci parti olduğu illerde anadil kullanımı kampanyası yapacak.

DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle’nin Özgür Gündem’deki köşesinde aktardığına göre, kampanya çerçevesinde şu eylemler yapılacak:

- Köy tabelaları, eski isimlerini de içerecek şekilde çift dilli hazırlanacak,

- Vatandaşa verilen makbuzlar, Türkçe-Kürtçe basılacak,

- Belediye bültenleri Türkçe-Kürtçe basılacak ve anonslar iki dilli yapılacak,

- Tüm hizmet araçlarında Kürtçe de kullanılacak,

- İşyeri isimleri bu kampanya çerçevesinde Kürtçe adlarla değiştirilecek,

- Manav etiketleri, lokanta menüleri iki dille hazırlanacak.

TSK hazırlık yapıyor

Örgütün bahar aylarından itibaren eylemlerini ve bu tür siyasi girişimleri artıracağını tespit eden TSK’nın hazırlıklarını artırdığı basına yansımıştı. Karargah, 2. ve 3. Ordu’da yapılan toplantılarda, alınacak tedbirleri görüşmüştü.

AÇILIM TALEPLERİ ARASINDA YER ALIYOR

PKK’nın 15 Şubat’a kadar hükümetten adım atılmasını istediği talepler arasında Kürtçe kastedilerek anadilin kullanımı ve eğitimi de yer alıyor.

Örgütün “Anayasada değişikliğe gidilerek, Kürtçenin resmi dil yapılması” talebini de hükümetin önüne koyduğunu Aydınlık 25 Ocak 2015 tarihinde okurlarına duyurmuştu. Ceyhun Bozkurt, Aydınlık, (1. 2. 2015)

 

2.2.2015

ENERJİ: “PETROL”DE BAŞ DÖNDÜREN YÜKSELİŞ

Brent türü ham petrolün varil fiyatı, 2 günde yaklaşık yüzde 12 yükselerek 55 doların üzerine çıktı.

Aylardır düşüş eğilimini sürdüren Brent türü ham petrolün varil fiyatı, son 2 günde yaklaşık yüzde 12 yükselerek 55 doların üzerine çıktı. 

Brent türü ham petrolün varil fiyatı, cuma günü yaklaşık yüzde 7 artarak haftayı 52,38 dolardan tamamladıktan sonra bugün de yükselişini devam ettiriyor. Güne Asya piyasasında 51,47 dolardan başlayan ve zayıf gelen imalat verileri ile 51,38'e gerileyen Brent petrolün varil fiyatı Avrupa piyasalarının açılmasıyla birlikte yükselişe geçerek yaklaşık yüzde 5 artışla 55,47 doları gördü.  

İki günde toplam yüzde 12 civarı yükseliş kaydeden Brent petrolün varil fiyatı şu dakikalarda 55 doların hemen üzerinde işlem görüyor. Batı Teksas türü ham petrolün (WTI) varil fiyatı da iki günde toplam yüzde 13 artış gösterdi. WTI, bugün 50,15 doları gördükten sonra şu dakikalarda 49,70 dolar seviyelerinden alıcı buluyor. 

AA muhabirine konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan TEB Yatırım Stratejisti Işık Ökte, arz fazlasıyla 2014'de Brent petrolde 111'dan 57 dolara yüzde 49 satış yaşandığını belirterek, "Bunun en büyük nedeni ham petrolde ABD üretiminin tarihi yüksek seviyelerde seyrettiği ortamdı" dedi. 

Ökte, cuma gününden itibaren Brent petrolde yaşanan 6 dolarlık yükselişin arkasında da yine ABD bazlı bir hikaye yattığını ve bu hikayenin Brent petrolden çok Batı Teksas ham petrolünü ilgilendirdiğini dile getirerek, şunları kaydetti: 

"ABD'de rafineri işçilerinin, ülkenin en büyük petrol firmalarıyla yapılan toplu iş sözleşmelerinin sonuçlanmaması nedeniyle 1980'lerden beri görülen en büyük grevi başlattıklarını izliyoruz. Royal Dutch Shell, Exxon Mobil ve Chevron'un başını çektikleri küresel lider petrol şirketleri ise düşen fiyatlar nedeniyle sendikaların istedikleri seviyede maaş zammı verebilmiş değiller ve 5 önerileri de sendikalar tarafından reddedildi. Rafineri grevinin ilk önce petrol fiyatlarını aşağı çekebilecek dinamiğe sahip olduğu konuşuldu ve hala grevin uzaması durumunda bu dinamik geçerli. Ancak kısa vadede, grevin rafineriden çıkan akaryakıt fiyatlarında yukarı yönlü baskı yapacağı beklentisi ile hem Brent hem Batı Teksas spot satın alınıyor." 

Bir başka önemli dinamiğin de ABD'de çalışır durumdaki petrol sondaj kuyularının sayısında geçen hafta görülen sert düşüş olduğuna işaret eden Ökte, "ABD'nin lider petrol sondaj şirketlerinden Baker Hughes'un verisine göre geçen hafta 94 sondaj kuyusu kapandı. Bu da 1987 senesinden beri en yüksek sayıda sondaj kuyusu kapanışına işaret ediyor. Petrol analistleri operasyonel giderleri kesmek için en az verim alınan kuyuların kapatıldığını belirtirken, bunun petrol arzına da ileride negatif anlamda yansıyabileceği görüşünde birleşiyor" değerlendirmesinde bulundu. ■ Dünya, (2 2. 2015)

BORÇLANMA: ÖZEL SEKTÖR BORCU 283 MİLYAR DOLAR!

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Osman Altuğ, özel sektörün geçen yıl 283 milyar dolar borçlandığını söyledi.

Doların periyodik olarak değer kaybedip kazanmasını değerlendiren Altuğ, “Dolar cinsinden fena borçlandık. 283 milyar dolar özel sektör borcu var” dedi. Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmalarında sık sık Merkez Bankası’nın faizi düşürmesini istemesini eleştiren Osman Altuğ, bunun yapılması halinde dolara ihtiyacın artacağını belirtti. Türkiye’nin bu yıl 165 milyar dolar borç ödeyeceğini anımsatan

İthal mal cenneti
Altuğ, şöyle dedi: “Türkiye’de faizden en son şikâyet edecek kişi, 2002 ile 2014 arasında Başbakanlık yaptı. Düşük kur, yüksek faiz politikası uyguladı. Dönemin Başbakanı da IMF politikasını uyguladı. İşsizliğe sebep olmuştur.” Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde IMF’nin politikalarının sadık uygulayıcısı olduğunu vurgulayan Altuğ, kurun düşük olması yüzünden Türkiye’nin ithal mal cenneti olduğunu söyledi. Yerli sanayinin yüksek maliyet yüzünden ithal mallarla rekabet edemediğini kaydeden Altuğ, şöyle devam etti: “Türkiye’nin her yerinde süper marketler türedi. Borç, aldı başını gitti. Yüksek faiz düştükçe, kurlar artar, yükseldikçe kurlar azalır. Bugüne kadar hiç şikâyet etmeyen Erdoğan, söylenmeye başladı. Görevi bıraktıktan sonra şikâyetleri daha çok arttı.”  ■ Yeniçağ, (2. 2. 2015)

 

3.2.2015

“ALTIN”DA SERT DÜŞÜŞ

Altın fiyatı, uluslararası piyasada ons fiyatındaki gerileme ve dolar/TL'nin düşüşünün etkisi ile dünkü kapanışa göre yaklaşık yüzde 2 düşerek 97,50 liraya geriledi.

Son üç işlem gününde dolar/TL'nin yükselişiyle 100 liranın üzerini üç  kez test eden altının gramı, bugün yurt içinde açıklanan enflasyon verisinin  beklentilerden yüksek gelmesinin ardından gerileyen dolar/TL ile hızlı bir  şekilde düşüşe geçti

Güne 99,90 seviyelerinden başlayan altının gramı en yüksek 100,80  lirayı gördükten sonra enflasyon verisinin ardından Türkiye Cumhuriyet Merkez  Bankası'nın (TCMB) faizleri indirmekte acele etmeyeceğinin anlaşılmasıyla düşüşe  geçti ve yüzde 2'yi aşan değer kaybıyla 97,52 lirayı gördü

Analistler, faiz indirimi konusunda beklentilerin ötelenmesi ve  küresel piyasalarda dolara olan talebin azalması ile dolar/TL'nin 2,44  seviyelerinden 2,40'a kadar gerilediğini belirterek, altının onsunun ABD10 yıl  vadeli tahvil faizlerindeki yükselişin etkisi ile dünkü kapanışa göre yüzde 0,50  gerileyerek 1.265 dolar seviyelerine indiğini ifade ediyor. 

Altının onsu ve dolar/TL'deki dalgalı hareketlerin haftanın son işlem  günü ABD'de açıklanacak tarım dışı istihdam verisine kadar devam edebileceğine  işaret eden analistler, altının onsunda 1.254 dolar seviyesinin önemli destek  konumunda olduğunu kaydediyor. 

Analistler, altının gramında ise 97 lira seviyesinin destek olarak  güçlendiğini, bu seviyenin kırılması durumunda düşüşün hızlanabileceğini, aksi  durumda ise tekrar 100 lira seviyesinin gündeme geleceğini tahmin ediyor. ■ Akşam, (3. 2. 2015)

 

YABANCI SERMAYE: OSMANGAZİ ELEKTRİK DAĞITIM YABANCILARA SATILDI

Osmangazi EDAŞ ve Osmangazi Elektrik Perakende satışın yüzde 75’i China Machinery ve GXIIC’e 384.6 milyon dolara satıldı.

Osmangazi Elektrik, daha önce yapılan ihalede Yıldızlar SSS Holding’e satılmıştı.

Ancak, mali sıkıntı yaşadıkları bilinen Yıldızlar SSS Holding, ödemeyi yapamayınca, EPDK yeniden şirketin yönetimini devralmıştı.

İnternet sitesinde yer alan bilgilere göre, merkezi Eskişehir’de bulunan OEDAŞ:

·Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak illerinde elektrik dağıtımı yapıyor.

·5 il, 54 ilçe, 189 belediye, 1811 köy, 381 köy bağlısı, 56 işletmeye elektrik dağıtımı yapıyor.

·Türkiye enerji tüketiminin % 2.4’ü söz konusu bölgede tüketiliyor.

·Türkiye’deki nüfusun % 3.6’sı ve abone sayısının yüzde 4’ü bu bölgede bulunuyor. ■ Akşam, (3. 2. 2015)

ENFLASYON YÜKSEK ÇIKINCA MERKEZ BANKASI FAİZ İNDİRMEKTEN VAZGEÇTİ

Enflasyon beklendiği kadar düşmeyince, Merkez Bankası da faiz indirimi için olağanüstü toplanmaktan vazgeçti.

Enflasyon beklendiği kadar düşmeyince, Merkez Bankası da faiz indirimi için olağanüstü toplanmaktan vazgeçti.
Merkez Bankası'ndan yapılan açıklamada, "Uygulanmakta olan temkinli para ve likidite politikaları sonucunda enflasyon göstergeleri iyileşmeye devam ediyor. Para Politikası Kurulu enflasyon görünümünü 24 Şubat toplantısında detaylı bir şekilde ele alacak" denildi.

Tüketici fiyatları Ocak ayında yüzde 1.1 arttı ve yıllık enflasyon, yıl sonundaki yüzde 8.17'den yüzde 7.24 düzeyine geriledi. Böylece, enflasyon Merkez Bankası'nın olağanüstü toplantı ile faiz indirimi yapması için yetecek ölçüde düşmemiş oldu.

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, Ocak'ta yıllık enflasyonda 1 puanın üzerinde düşüş olması durumunda 4 Şubat'ta erken toplantı yapabileceklerini söylemişti.

Enflasyonun Ocak ayı sonunda yıllık bazda 1.0 puan düşmesi için, Ocak enflasyonunun yüzde 0.98 ve altında gelmesi yetiyordu.

Ancak, yüzde 1.1 gelen enflasyon yıllık enflasyonu ancak 0.93 puan düşürebildi. Enflasyon geçen yıl Ocak ayında yüzde 1.98 düzeyindeydi.

Ocak Ayı Enflasyonu Yüzde 1.1 Arttı
Tüketici fiyatları Ocak ayında yüzde 1.1 arttı ve yıllık enflasyon, yıl sonundaki yüzde 8.17'den yüzde 7.24 düzeyine geriledi.

Böylece, enflasyon Merkez Bankası'nın olağanüstü toplantı ile faiz indirimi yapması için yetecek ölçüde düşmemiş oldu. Enflasyonun Ocak ayı sonunda yıllık bazda 1.0 puan düşmesi için, Ocak enflasyonunun yüzde 0.98 ve altında gelmesi yetiyordu. Ancak, yüzde 1.1 gelen enflasyon yıllık enflasyonu ancak 0.93 puan düşürebildi. Enflasyon geçen yıl Ocak ayında yüzde 1.98 düzeyindeydi. 

Verinin açıklanması öncesi 2.44 liraya kadar yükselen dolar, verinin açıklanmasının ardından 2.42 lira düzeylerine gerilerken, euro da 2.77 lira sınırından, 2.7486 liraya kadar indi. ■ Evrensel, (3. 2. 2015)

 

BÖLÜCÜLÜK: HÜKÜMET CİZRE’YE KARADAN GİREMİYOR

İnsansız hava araçlarımızın sınır ötesi gözetlemeler için kullanıldığını biliyorduk bugüne kadar. Ama öyle değilmiş!
İçişleri Bakanlığı’nın terör raporunu incelerken  “Yüksekova talep listesi” başlığında, 13’üncü maddede; “İHA verilmesi”, 15’inci maddede; “Zeplin konusu (havacılıkla görüşülecek) satırları çok dikkatimi çekmişti. Haberi takip ederken, özellikle Cizre ve Yüksekova başta olmak üzere Silopi, İdil, Nusaybin ve Şırnak merkezde inisiyatifi ele alan PKK/KCK/YDG-H terör örgütüne karşı emniyet birimlerinin Ankara’dan İHA talebinde bulundukları bilgisine ulaştım.
Biraz daha soruşturmacı gazetecilik yaptık. Karadan her hangi bir şekilde ilçeye giremeyen güvenlik güçlerinin talebi üzerine Cizre’ye 2 adet İHA gönderildiğini öğrendik. İHA’ların havadan kontrolleri sırasında Cizre’nin farklı noktalarında açılmış 187 adet hendek tespiti yapıldı. BDP’li belediye araçlarıyla açılan hendeklerin, AKP, HDP seçim ittifakı çalışmaları çerçevesinde göstermelik olarak bazılarının kapatılmaya çalışıldığı böylece gün gibi ortaya çıktı..
Çok acı!... Devlet, karadan giremediği kendi topraklarında, sınır ötesi operasyonlarda kullanılan İHA’larla sadece gözetleme yapar noktasına geldi. ■ Ahmet Takan, Yeniçağ, (3. 2. 2015)

 

4.2.2015

FAİZ SAVAŞI

Merkez Bankası’nın faiz politikası AKP hükümetinin ekonomi üst yönetimi tarafından sürekli eleştiriliyor. Eleştirilerin nedeni TCMB’nin politika faizini “gereğinden fazla yüksek” tuttuğu ve dolayısıyla ekonomik büyümeyi engellediği şeklinde. Dahası, TCMB’nin faiz politikası “faiz lobisi” adı verilen hayali bir düşmana gönderme yapılarak, giderek bir iç siyaset malzemesine indirgeniyor. Bu arada, yüksek faizin aslında enflasyonun da ana nedeni olduğu ve faizde indirime gidildiği takdir-de enflasyonun da gerileyeceğine ilişkin savlar da “yeni paradigma” denilerek dile getirilmekte.
Bu yazımızda bu savları elimizdeki veriler ışığında tartışacağız. Önce 2003-2008 arasında AKP’nin izlemiş olduğu faiz politikasına göz atalım. 1 No’lu şekilde küresel kriz öncesine değin enflasyon oranı (TÜFE) ve TCMB’nin gecelik faizleri ile kredi faiz oranlarının seyri çizilmekte.

Görüleceği üzere, tüm dönem boyunca gerek Merkez Bankası’nın gecelik faizleri, gerekse kredi faiz oranları en az 10 puanlık bir farkı gözeterek (reel faiz) yüksek oranda seyretmiş. Yüksek faiz politikası enflasyondaki düşüşe karşın, tüm 2003 sonrasında sürekli korunmuş durumda gözüküyor. Söz konusu politika, bu dönemde herhangi bir eleştiri konusu değil. Zira dönemin ana politikası faiz oranlarını yüksek tutarak yurtdışından spekülatif nitelikli sıcak para akımlarının ulusal ekonomiye çekilmesine dayalı. Bir yandan sıcak para sermaye girişleri, bir yandan da özelleştirme adı altında kamu varlıklarının uluslararası sermayeye haraç mezat satışından elde edilen döviz girişleri sayesinde ithalat ucuzlatılmış ve Türkiye ekonomisinin döviz bazında hızlı büyümesinin sağlanması amaçlanmış. Dövizin ucuzluğuna dayalı bu hormonlu spekülatif büyüme AKP’nin bu dönemdeki ana stratejisini oluşturmuş. Denilebilir ki, bu dönem boyunca “faiz lobisi” adı verilen hayalet, aslında AKP ekonomi idaresinin ta kendisi. Ancak ucuz ithalat baskısı altında giderek kopartılan dikey ve yatay bağlantıları ile milli gelir içinde ulusal sanayinin sürekli gerileme içerisine girmesi, bu politika tercihinin ana maliyetini oluşturmakta. Ara malı ithalatının aslında en tahripkâr ithalat biçimi olduğu gerçeği, dönemin en önemli bulgusunu oluşturuyor.

***

2010 sonrasını Şekil 2’de sergiliyoruz. Burada TCMB’nin politika faizleri, Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) ve kredi faiz oranları birlikte çizilmekte. Şekildeki veriler yakından izlendiğinde, TCMB’nin politika faiz oranı 2013 boyunca tarihsel olarak en düşük değerinde seyretmekte iken, DİBS’ler ile kredi faizlerinin aslında 2013’ün Mart ayından başlayarak yükselme eğilimi içine çoktan girmiş durumda olduğu gözleniyor. Dolayısıyla, Merkez Bankası DİBS ya da kredi faizlerinde belirleyici bir politika önderliğini gerçekleştirmekten çok uzakta. Bunda şaşılacak bir şey yok; zira TCMB adına “enflasyon hedeflemesi” denilen muhafazakâr para politikası uyarınca sadece ve sadece fiyat hareketlerine (enflasyona) odaklanmış; ve reel ekonomiye müdahale edebileceği tüm istikrar araçlarını elden çıkarmış durumda. Bu koşullar altında, TCMB’nin kısa vadeli faiz politikası aracılığıyla reel ekonomiyi yönlendirmesi gerçekdışı bir beklenti anlamına geliyor.

Enflasyon hedeflemesi diye anılan politika demeti altında Merkez Bankası’nın faiz politikasından ulusal ekonomiyi canlandıracak beklentiler üretmek gerçekdışı söz oyunlarından ileri gitmiyor. Bunun ötesinde, bir yandan dövizin fiyatının ucuz tutularak yüksek ithalat ve dış borçlanma yoluyla spekülatif büyümenin sürdürülmesi, diğer yandan da inşaat destekli iç talep aracılığıyla ulusal ekonominin canlandırılması projesi tam bir çelişkiler yumağı oluşturuyor. Bu koşullar altında artan belirsizlikler ve yükselen risk faktörü, enflasyonist beklentileri uyararak, enflasyonda kalıcı bir yapışkanlık yaratıyor.
Yüksek faizin enflasyonun ana nedeni olduğu ve faizlerin düşürülmesi yoluyla enflasyonunun da geriletilebileceği “paradigması” mı? İktisat biliminde böyle hurafelere yer yok. ■ Erinç Yeldan, Cumhuriyet, (4. 2. 2015)

BÖLÜCÜLÜK, BOP, EMPERYALİZM: BİR HAHAMIN KEHANETLERİ!

İsrailli haham Nir Ben Artzi, İnternet’teki blog sayfasından ülke dışındaki Yahudilere çağrı yaparak, “ABD ve Avrupa ekonomik krizlerle boğuşacak. Dünyada pek çok doğal felaket ve büyük depremler olacak. Tanrı, İsrail’in çevresindeki bütün ulusları ortadan kaldıracak. İranlılar birbirini yemekle meşgul. Mısır yanıyor ve onlar Suriye gibi olacak. Hamas, Mısır’ın başına bela olacak. Türkiye, kendi iç meseleleri ile uğraşacağından İsrail’e dokunamaz. Suriye haritadan silinecek. Bulunduğunuz ülkelerde size iyi davranmıyorlar. Sizin için en güvenli ülke İsrail’dir” dedi.
İran yayınlarında ise Haham’ın; “Tanrı bize IŞİD’i, aşırıcı İslam’ı, El Kaide’yi, Hamas’ı ve daha birçok kardeşi gönderdi. Tanrı bunları göndererek bütün dünyaya Yahudilerin kutsal toprağı olan İsrail’e dokunmamaları için uyarı verdi” dediği bildirildi.
***
Bir hahamın sözleri, elbette İsrail’in resmi açıklaması gibi değerlendirilemez ama fikir verir. IŞİD’in bugüne kadar İsrail aleyhine tek bir eylem yapmadığını biliyoruz. IŞİD tamamen Müslümanlara yönelik ve Boko Haram gibi örgütlerle birlikte, bütün dünyaya “İslâm işte budur” dedirtecek vahşi eylemler yapıyor. Yani İslam aleyhine çalışıyor. Nitekim IŞİD sözcüsü, hahamın da bildirdiği gibi örgütün Avrupa ve diğer Batı ülkelerindeki yandaşlarına, Fransa’daki son saldırının ardından, yeni saldırılar düzenleme çağrısı yaptı.
Kahire’deki El Ezher Üniversitesi’nin Rektör Vekili Abbas Şuman, IŞİD terör örgütünün Allah’a düşman hükmünde olduğunu ve Kur’an-ı Kerim’in açık hükmünün bu terör örgütü üyelerinin ağır surette cezalandırılmaları gerektiği yönünde olduğunu bildirdi.
İranlı Ayetullah Hüseyin Nuri Hemedani ise Batı’nın IŞİD gibi terörist gruplar aracılığıyla İslamofobi oluşturarak, insanları İslam’dan uzaklaştırmaya çalıştığını söyledi.
***
Peki IŞİD nasıl örgütlendi ve kısa zamanda nasıl bir devlet gibi hareket etmeye başladı?
Konuyla ilgili açık kaynaklardan derlenmiş, çok önemli bir çalışma var. Doç. Dr. Sait Yılmaz, “Küresel terörün geldiği aşamayı nasıl okumalıyız?” başlıklı incelemesinde durumu genişçe inceliyor. Yılmaz özetle şu bilgileri veriyor:
“2012’de IŞİD’e Ebu Garip hapishanesinden 500 kişi katıldı. Guantanamo’dan 2012 yılında bırakılan ve beş tanesi Taliban’ın üst düzey komutanı olan 55 kişi de IŞİD’in lider kadrosuna katıldı. IŞİD teröristleri de 2012’de Ürdün’de CIA tarafından eğitildi ve Suriye’de özellikle Türkiye sınırına yakın bölgeleri ve petrol bölgelerini ele geçirmek üzere görevlendirildi. Mart 2013’te Amerikalılar özel askeri şirket üniforması içinde Ürdün’ün kuzey ve güneyindeki iki kampta Özgür Suriye Ordusu’nun eğitimine devam ediyordu. Bunlara ilave olarak Ürdün içlerinde CIA’nın eğitim kampları vardı. Batılılar bu eğitimi IŞİD elemanlarına vermeye başladı. Bu eğitimlerin hepsinin ortak adı ’terörle savaş’idi. Halen Suriye’nin kuzeyinde 30 bin, Irak’ın kuzeyinde 10 bin isyancı var ve bin kişi de Katar’da CIA tarafından eğitilmiş durumdadır. 3 bin savaşçı da Avrupa’dan IŞİD’e katılmıştı. Ankara, Özgür Suriye Ordusu’nun lider kadrosunu oluşturdu, yabancı savaşçıların Türkiye üzerinden geçişine izin verdi, direnişçilere eğitim ve lojistik desteği sağladı, Suriyeli göçmenleri sahiplendi. IŞİD, bu ülkeleri keyfince bombalamak için meşruiyet aracıdır. ABD, IŞİD’e karşı Suriye cephesinde bir şeyler yapıyor gözükürken asıl odak noktası Irak’tır. Irak’taki taraflar kukla IŞİD’ten kurtulma illüzyonu ile bölünmeye razı olacaktır.”
Ahmet Davutoğlu, “Biz sıratel müstakimde yürümeye devam edeceğiz” diyor ama Suriye politikası ile Türkiye’yi yoldan sapmışların yoluna sevk ediyor. ■ Arslan Bulut, Yeniçağ, (4. 2. 2015)

 

5.2.2015

DOLAR’DA SON DURUM

Dolar dün gece rekor seviyeden kapanırken, bugüne de rekorla başladı. Dolar saat 10:30 itibariyle 2,4478 sevilerinde işlem görüyor.

Merkez Bankası'nın para politikalarına ilişkin belirsizlik TL'yi baskı altında tutmaya devam ederken Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) beklenmedik şekilde fonlama karşılığında Yunan tahvillerini kabul etmekten vazgeçmesiyle dolar/TL 2.4680'e kadar yükselerek tarihi zirveye çıktı.

Dolar/TL dün gece geç saatlerde 2.4680 seviyesini test ettikten sonra güne TSİ 07:53'te 2.4605/2.4620 seviyesinde başladı.

Dolar saat 10:30 itibariyle 2,4478 seviyelerinde işlem görüyor. ■ Akşam, (5. 2. 2015)

 

YABANCI SERMAYE: YABANCILAR NE VAR, NE YOK SATIN ALIYOR

Yabancı şirketler ve fonlar Türkiye’deki varlıkları ele geçirmeye devam ediyor. Son olarak Çinli kamu şirketi China Machinery, Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ’yi satın aldı. Bunun yanı sıra Socar, Petkim’in yüzde 3.4’ünü Amerikan BCM Global Fund’a sattı

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK), 2013 yılında biriken borçlarını ödeyememesi nedeniyle yönetim değişikliğine gittiği Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ (OEDAŞ), 384.6 milyon dolara Çinli kamu şirketi China Machinery’e satıldı. OEDAŞ’ın yüzde 75’ini yaklaşık 384.6 milyon dolara satın alan China Machinery’nin ilk ödemeyi bu ay içinde yapması bekleniyor. Yıldızlar SSS Holding’e, 2010 yılında 485 milyon dolar karşılığında devredilen ve 2013 yılında borçlarını ödeyememesi nedeniyle EPDK’nın yönetim değişikliğine gittiği şirketin satışı, bu ay içinde düzenlenecek bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyurulacak. Merkezi Eskişehir’de bulunan şirket Bilecik, Kütahya, Afyonkarahisar, Uşak ve Eskişehir illerinin elektrik dağıtımını gerçekleştiriyor.

Petkim’de ikinci satış

Öte yandan Socar Türkiye, kamudan özelleştirme yoluyla satın aldığı Petkim’de sahibi olduğu hisselerin yüzde 3.4’lük bölümünü pay başına 4 lira bedelle merkezi New York’ta bulunan BCM Global Fund şirketine satıyor. Hisse satışını gerçekleştirecek Ünlü Menkul Değerler’in Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) yayımlanan açıklamasında, Socar’ın Petkim’de sahibi olduğu payın yüzde 3.4’üne karşılık gelen 34 milyon hisseyi, pay başına 4 lira fiyatla yurtdışı yatırımcı şirket BCM Global Fund Limited şirketine satacağı bildirildi. ■ Yeni Mesaj, (5. 2. 2015)

 

YABANCIYA TOPRAK: PROJESİ OLMAYAN YABANCIYA ARSA YOK!

Yabancı yatırımcı satın aldığı arsada geliştireceği projeyi 2 yıl içinde bakanlığın onayına sunmak zorunda. Aksi halde devlet bu arsayı bedelsiz olarak geri alabilecek. İşte ayrıntılar...

2014'te geçen yıla oranla yüzde 70'e yakın artışın yaşandığı yabancıya emlak satışında rekor seviyeye ulaşıldı. Altın Emlak Genel Müdürü Hakan Erilkun, Tapu Kanunu'nda yer alan, yabancıya arsa ve arazi gibi taşınmazların satışında uygulanan 'proje üretme zorunluluğu'nun orta ve uzun vadede büyük bir sıkıntı yaratacağına dikkat çekiyor. Hakan Erilkun, kanunla ilgili şunları söyledi: "Yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip şirketlere, satın aldıkları arsa ve arazi gibi yapısız taşınmazda geliştireceği projeyi 2 yıl içinde ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın onayına sunma zorunluluğu getirildi. Aksi halde devletin arsayı bedelsiz geri alma hakkı bulunuyor."

Kaybetme Riski Var

Pek çok emlak firmasının, satış yapacakları yabancı müşterilere bu önemli detay konusunda bilgi vermediğini belirten Erilkun, şöyle devam etti: "Yabancıların, 2 yıllık süre içinde sahip oldukları arsaya ilişkin proje üreterek bakanlığın onayına sunması gerektiğinin anlatılması gerekiyor. Bilgilendirilmemesi halinde yabancılar bu yatırımlarını kaybetme riski ile karşı karşıya kalacak. Bu da ülke ekonomisine duyulan güvenin ortadan kalkmasına neden olacaktır." ■ http://emlakkulisi.com/projesi-olmayan-yabanciya-arsa-yok/342010, (5. 2. 2015)

6.2.2015

AYŞE TEYZEM’İN ENFLASYONU İLE BAŞÇI’NIN RAKAMLARI FARKLI

 

TCMB Başkanı Başçı’nın enflasyonu başka, Ayşe Hanım Teyzem’inki başka. Başçı, enflasyonu Tüketici Fiyatları Endeksi’ndeki genel değişimden izliyor. Ocak ayında fiyatlar yüzde 1.10 arttı, yıllık artış yüzde 7.24 diyor.
Ayşe Hanım Teyzem ise ocak ayında gıda ve alkolsüz içecek fiyatları yüzde 3.52 arttı, mutfakta yıllık ortalama fiyat artışı (en az) yüzde 12.61 oldu diyor.
Ayşe Hanım Teyzem gibiler enflasyonu, tencere kaynatmak için ceplerinden çıkan paraya bakarak değerlendiriyorlar.
Türkiye’de en alt gelir grubundan en üst gelir grubuna, tüketim için yapılan her 100 TL harcamanın 24.25 TL’si gıda harcamasına gidiyor. Dikkat buyurunuz, bu ülke ortalamasıdır. Ayşe Hanım Teyzem gibi alt gelir gruplarında 100 TL’lik tüketim harcamasında gıda ve alkolsüz içecek harcamalarının payı 50 TL veya daha da fazla oluyor.
Enflasyon göstergesi olan Tüketici Fiyatları Endeksi, 426 farklı mal ve hizmetin aylık fiyat değişimi izlenerek belirleniyor.
Ayşe Hanım Teyzem gibi orta ve alt gelir grubundakilerin ilgilendikleri gıda ve alkolsüz içeceklerdeki fiyat değişimi ise 127 maddeden izleniyor.
Bu 127 maddenin her birinin, toplam fiyat artışını etkileme gücü farklı. Örneğin domates fiyatındaki değişim, toplam fiyat artışı oranını yüzde 0.55 oranında, sivribiberdeki değişim yüzde 0.12 oranında, patlıcandaki değişim yüzde 0.10 oranında etkiliyor. Tüm gıda ve alkolsüz içecek maddelerindeki fiyat değişimi ise, ülke genelinde belirlenen Tüketici Fiyatları Endeksi’ni yüzde 24.25 oranında etkiliyor.

31 günde % 3.52 artış
2015 yılının ilk ayı olan ocak ayında (31 gün içinde) ülke genelinde fiyatı izlenen 426 mal ve hizmette fiyat artışı ortalama yüzde 1.10 oranında arttı ama gıda ve alkolsüz içeceklerde 31 gündeki artış yüzde 3.52 oranında. Çok yüksek.
Ayşe Hanım Teyzem’i ilgilendiren 31 günde gıda maddesi fiyatlarındaki bu yüzde 3.52 oranındaki artıştır.
Ayşe Hanın Teyzem, tencere kaynatmak için 12 ayda bir alış veriş yapmıyor. İşte bunun için 2014 yılı ocak ayından 2015 yılı ocak ayına yüzde 10.97 oranındaki yıllık artış onu ilgilendirmiyor. Onu ilgilendiren, 12 ay geriye “ortalama yıllık fiyat artışı”dır.
Ocak ayından geriye 12 aylık dönemde gıda ve alkolsüz içeceklerde ortalama fiyat artışı yüzde 12.61 oldu. İşte Ayşe Hanım Teyzem için mutfak enflasyonu (en az) budur.
Eğer Ayşe Hanım Teyzem’in net geliri bir yılda bu oranda artmamışsa, aynı tencereyi kaynatmak için ya başka harcamalarını kısacak, başka harcamalardan kısamıyorsa, tencereyi eskisi gibi kaynatamayacaktır.

Arkada üretici fiyatları var
İyi de, durup dururken gıda ve alkolsüz içecek fiyatları neden artıyor? Artıyor, çünkü gıdada üretici fiyatları artıyor. Ocaktan geriye gıda ve alkolsüz içeceklerde üretici fiyatları artışı yüzde 16.57 oldu.
Üretici fiyatı iki nedenle artar: (1) Üretim yetersizdir. Talebi karşılayamaz. (2) Üretim maliyetleri artmaktadır. Maliyet artışı fiyatı artırır. Dikkat buyurunuz, üretici fiyatları artışı tüketici fiyatlarına tam olarak yansımamış. Üretici fiyatındaki artış yüzde 16.59, tüketicide yüzde 12.61 oranında. Yansısaydı tüketici fiyatları daha da fazla artacaktı.
Sonuç: Her şeyin başı üretimdir. Üretim artacak, üretim maliyetleri ucuzlayacak ki genelde tüketici fiyatları (enflasyon), özelde gıda ve alkolsüz içecek fiyatları ucuzlasın. ■ Güngör Uras, Milliyet, (6. 2. 2015)

 

 

BORÇLANMA, DIŞ: BORCU OLAN ÜLKELER ARASINDA KAÇINCI SIRADAYIZ ?

Uluslararası finansal danışmanlık şirketi McKinsey’nin hazırladığı küresel borçluluk listesinde Türkiye, en az borcu olan 10 ülke arasında yer aldı.

Uluslararası finansal danışmanlık şirketi McKinsey’nin hazırladığı raporda 47 ülke, borcun milli gelire oranına göre sıralandı. Sıralamaya göre Türkiye, dünyada en az borcu olan dokuzuncu ülke oldu. Ülkeleri borcun milli gelire oranına göre sıralayan McKinsey’nin 47 ülkelik listesinde Türkiye 38’inci sırada yer aldı. 2014 itibar ile Türkiye’nin borç/milli gelir oranı yüzde 104 seviyesinde gerçekleşti.


Rapor, 2007-2014 verilerini kapsayacak şekilde hazırlandı. Bu dönemde Türkiye’nin toplam borcu yüzde 28 arttı. Rapora göre Türkiye’nin borcu diğer ülkelerden farklı olarak kamu borcu şeklinde değil özel sektör ve hanehalkı borcundaki artışla büyüdü. 2007-2014 döneminde Türkiye’nin kamu borcu yüzde 4 azalırken, özel sektör borcu yüzde 22, hanehalkı borcu yüzde 10, finans sektörü borcu ise yüzde 11 arttı.
Raporda Türkiye’de devlet tahvillerinin yüzde 40’ından fazlasının yabancı yatırımcıların elinde olduğu, ABD’de faiz artışı gibi bir dış gelişme sonucu yabancı yatırımcıların yatırımlarını çekmesi durumunda risk oluşabileceği belirtildi.
Raporda Arjantin, Nijerya, Suudi Arabistan, Rusya, Meksika ve Endonezya da borcu az olan ülkeler arasında yerini aldı.

EN BORÇLULAR
Raporunda en borçlu ülke Japonya oldu. Japonya’yı İrlanda, Singapur ve Portekiz takip ediyor. Yunanistan’ın en borçlu yedinci ülke olurken ABD 16’ncı oldu. ■ Milliyet, (6. 2. 2015)

DOLAR FIRLADI, ALTIN ÇAKILDI!

ABD verisi düşüşü hızlandırdı

ABD'de Aralık ayında tarım dışı istihdam beklentilerin üzerinde bir artış gösterdi, işsizlik oranı ise arttı. ABD Çalışma Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, tarım dışı istihdam 257 bin kişi arttı. Ekonomistlerin beklentisi istihdamın 237 bin kişi artması yönündeydi.Tarım dışı istihdamda 3 aylık artışın, 1997 yılından bu yana görülen en yüksek artış olduğu kaydedildi.

Bu açıklamanın ardından serbest piyasada 2.4350 liradan işlem gören dolar 2.4735 liraya çıkarak yeni tarihi zirvesine ulaştı. İstihdam verisinin etkisi sadece dolar/TL'de değil altın fiyatlarında da görüldü. Uluslararası piyasalarda altının son günlerdeki kayıpları hızlandı ve onsu 1238 dolara kadar geriledi.

Altının ons fiyatı böylece son 11 işlem gününde tam 70 dolar yani yüzde 5.4 düşmüş oldu. ■ Haberturk, (6. 2. 2015)

BÖLÜCÜLÜK: BÖLÜNME İŞİ TAMAM!

… İktidarın Fidan’ı Öcalan’la görüşüyor. Öcalan’dan 7 Haziran’a kadar olay çıkarmama konusunda söz alıyor. Karşılığında da Öcalan’a “özerklik” garantisi veriyor. Bu nerden çıktı derseniz bende rüyamda gördüm derim!

Yani bölünme işi tamam!

Alan memnun satan memnun!

Ola ki memnun olmayan bir kesim olursa diye de, “iç güvenlik yasası” çıkartılıyor. Ülkenin değil ama saraylarının ve iktidarlarının güvenliğe çok ihtiyacı var!

7 Haziran’da ülkenin parçalanması oylanacak. Bunu görmeyenler, bu toprağın altında da rahat etmeyecekler üstünde de... ■ Yusuf Karaca, Yeni Mesaj, (6. 2. 2015)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura