Diğerleri > Sis Çanı
17-02-2014
NELER OLDU 1-6 ŞUBAT 2013 (Özelleştirme, siyasal İslam,, altın, seçimler, enflasyon, Dolar, yabancı sermaye, iktisat, faiz, yolsuzluk, tarım, yabancıya toprak)

Cihan Dura

17.2.2014


1.2.2013

ÖZELLEŞTİRME: OTOYOLLARI DELİ DUMRUL'A SATTILAR 

CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler hükümet tarafından getirilen torba kanun tasarısı görüşmeleri sırasında söz alarak dikkat çeken bir konuşma yaptı. Tasarı’da getirilecek düzenleme ile, özel sektöre kırk dokuz yıllığına sınırlandırmasının yirmi beş yıllığına indirilmesine dikkat çeken Güler, “getirilen düzenlemeler ile Hükümet’in köprü ve otoyollarının yapımı, bakımı, işletmesi, otoyolların üzerindeki otel, motel, lokanta ve diğer tüm tesislerin yapımı, bakımı ve işletmesinin özel sektöre kırk dokuz yıllığına sınırlandırmasının görüşülmekte olan Tasarı ile yirmi beş yıllığına indirilmektedir” dedi.

Konuşmasında, geçtiğimiz yıl Ocak ayında ihaleye çıkılan Koç-UEM-Ülker ortaklığının 25 yıllık işletmesini 5.7 milyar dolara kazandığı köprü ve otoyolların özelleştirme ihalesinin Şubat ayında iptal edilmesine yer veren CHP'li Güler, “Türkiye'nin çok büyük ölçüde gelir elde ettiği köprü ve otoyolların ihalesinin Sayın Başbakan tarafından durdurulmuş olma hikayesi yeterince aydınlatıcıdır. Bir tür, otoyol ve köprü yapımını özel sektöre devretme arayışında olan bu düzenleme, gerçekte işlemleri sıradan İhale Kanunu çerçevesinde halletmeyi öngörür ama doğrusu yapılan işlemler imtiyaz ve iltizam işlemleridir” dedi.

GELİRLERİ KIRDIRMAK DEMEKTİR

Köprü ve otoyolların imtiyaza ve iltizama verilmesiyle Osmanlı dönemi kamu hizmeti adetlerinin canlandırılacağını belirten Güler sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdiye kadar altın yumurtlayan tavuk niteliğinde olan köprü ve otoyol gelirlerini imtiyaz ve iltizama adi sözleşme düzeneğiyle vermek, altın yumurtlayan tavuğu kesmek demektir. Daha maliyeci terimleriyle söyleyelim, eski kuşak maliyeci terimleriyle gelirleri kırdırmak demektir. Yirmi beş yıllık otoyol ve köprü gelirini peşin satmak, çok pahalı altyapı finansman yoluna başvurmak demektir. Yirmi beş yıl, kırk dokuz yıl, doğrudan hüküm ve tasarruf yetkisi devlette olan otoyol ve köprüler üzerine bir ya da birkaç şirketin ve elbette onlarla iş birliği yapacak bugünkü, yarınki bir grup siyasetçinin iş birliği demektir.”

BU ÖZELLEŞTİRME YÖNTEMİ REDDEDİLMELİDİR

Otoyolların ve köprülerin, Osmanlı’dan kalma imtiyaz ve iltizam yolu ile rant yağmasına açılmasının büyük bir hata olduğunu, düzenlemenin geçenden 5 akçe, geçmeyenden 10 akçe isteyen Deli Dumrul hikayesini anımsattığını dile getiren CHP’li Güler konuşmasını, “özellikle de kamu gelirlerini yirmi beş ve kırk dokuz yıllığına peşin peşin kırdırmak daha büyük hatadır. Biz bu yatırımları borçlanarak yapabiliriz. Her türlü mali hesaplama, iltizam ve imtiyaz yönteminden daha karlı olacağımızı gösterir. Bu özelleştirme yöntemi reddedilmelidir” sözleri ile sonlandırdı.Odatv.com, (1.2.2014)

 

EĞİTİM, SİYASAL İSLAM: İMAM HATİPLER ADIM ADIM GENELLEŞTİRİLİYOR

Milli Eğitim Bakanlığı, liselerde uygulanan haftalık ders çizelgesinde değişiklik yaptı. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı'nın 27 Ocak 2014 tarih ve 6 sayılı kararıyla, Genel Lise, Anadolu Lisesi, Hazırlık Sınıfı bulunan Anadolu Lisesi, Fen Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi, Anadolu Öğretmen Lisesi, Güzel Sanatlar Lisesi, Spor Lisesi, İmam Hatip Lisesi ve Anadolu İmam Hatip Lisesi haftalık ders çizelgeleri 2014-2015 öğretim yılından itibaren hazırlık, 9 ve 10. sınıflardan başlamak ve kademeli olarak uygulanmak üzere değiştirildi. 2013 yılı haftalık ders çizelgesinde Matematik, Fizik, Kimya ve Biyoloji dersleri yer almazken 2014 yılı ders çizelgesine 9 ve 10. sınıflarda okutulmak üzere, Matematik 6, Fizik 2, Kimya 2, Biyoloji 3 saat eklendi. Geçen yıl haftalık çizelgede yer almayan Fizik, Kimya ve Biyoloji dersleri önümüzdeki yıldan itibaren İmam Hatip liselerinde de okutulacak.

'Mecbur bırakıldılar'

Eğitim-İş Sendikası Genel Özlük-Hukuk ve TİS Sekreteri Ömer Arslan, değişikliği, "İmam Hatiplere üniversite ayarı olarak yorumladı. Arslan şunları söyledi: "4+4+4 sistemine geçildikten sonra genel liseler kapatıldı.

Genel liselerin kapatılmasıyla, birlikte üniversiteye gitmek isteyen öğrencilerin önünde 3 seçenek kaldı; sınavla öğrenci alan Anadolu ya da fen liseleri, meslek liseleri ve İmam Hatipler. Sınavla Anadolu ya da fen liselerine yerleşemeyen öğrenciler genel liseler kapatılmadan önce üniversiteye hazırlanmak için genel liseleri tercih ediyorlardı.

Şimdi bu öğrenciler, İmam Hatiplere mecbur bırakıldı. Diğer bir nokta da şu; diyelim ki siz polissiniz, Ankara'da görev yapıyorsunuz ve çocuğunuz da Anadolu lisesinde okuyor. İzmir'e tayininiz çıktı. Çocuğunuz da sizinle gelecek. Eğitimine İzmir'deki bir Anadolu lisesinde devam edebilmesi için iki koşul gerekiyordu. Birincisi İzmir'deki okulun puanının Ankara'dakinden düşük olmaması, ikincisi ise kontenjanının müsait olması. İki koşul da sağlanamıyorsa öğrenci genel liseye yönlendiriliyordu.

Şimdi genel lise yok, öğrenci İmam Hatip lisesine gitmek zorunda kalıyor. İmam Hatip liselerindeki eğitimi genel liselere benzetmeye çalışıyorlar. Çizelgedeki değişikliklerin nedeni bu. Üniversiteye geçiş sisteminde TEOG benzeri bir modele geçileceği söyleniyor. Bu değişiklik olsa da olmasa da İmam Hatip liselerini genelleştirmek için çizelge değişikliği yaptılar." ■ Anıl Işık, Aydınlık, (1.2.2014)

ALTIN FİYATLARINDA DÜŞÜŞ SÜRÜYOR

Uluslararası piyasalarda altının ons fiyatı dünkü yüzde 2'lik düşünün ardından gelen tepki alımlarının sınırlı olması nedeniyle bugün de düşüşünü devam ettiriyor.

Dün güne 1.268,06 dolar seviyesinden başlayan altının ons fiyatı ABD’de açıklanan makroekonomik verilerin beklentiler dahilinde gelmesine karşın artan satışların etkisiyle 1.238 dolar seviyesine kadar geriledi ve günü 1.243,93 dolar seviyesinden tamamladı.

Bugün güne dünkü kapanış seviyesine yakın yatay bir başlangıç yapan altının ons fiyatı, sınırlı da olsa satış baskılarının devam etmesiyle tekrar 1.238,66 dolara kadar geriledi ve şu dakikalarda 1.243 doların hemen üzerinde dengelendi.

Analistler, dün altın fiyatlarında görülen satışlarda ABD makroekonomik verilerinin yanında Çin’den gelen fiziki talepteki azalışın da etkisinin olduğunu belirterek, 1.245 dolar destek seviyesini aşağı yönlü kıran altının ons fiyatında, tepki alımlarının zayıf kalması durumunda ilk etapta 1.230 dolar seviyesinin gündeme gelebileceğini ifade ediyor.

- “Altın fiyatlarında gerilemenin sınırlı kalmasını bekliyoruz”

Garanti Yatırım Döviz ve Emtia Analisti Gökalp İçer, altın fiyatına ilişkin değerlendirmesinde, geçen hafta altının yükselmesinde bir kaç sebep olduğunu, Rusya, Türkiye ve Güney Afrika gibi gelişen piyasalarda yaşanan stresin riskli ürünlerden çıkışı hızlandırdığını dile getirdi.

Buna paralel olarak da güvenli varlıklara talebin arttığını ifade eden İçer, Fed toplantısı öncesinde altının ons fiyatında 1.270 dolar seviyesinin test edildiğini ve aynı anda ABD 10 yıllık tahvil faizlerine giriş olmasıyla tahvil faizlerinin düştüğünü kaydetti.

Fed’in ocak ayında da 10 milyar dolar tahvil alım programında azaltıma gitmesinin altının ons fiyatı üzerinde etkili olmadığını çünkü bunun piyasalar tarafından beklendiğini aktaran İçer, “Dün Rusya Merkez Bankasının rubledeki değer kaybına müdahalesinin ardından altın fiyatlarında gerileme oldu. Dolayısıyla risk iştahı önceki güne göre dün arttı. Bu da gelişen piyasa para birimlerinde bir miktar değer kazancının görülmesine, altında da değer kaybına neden oldu” dedi.

Vadeli piyasalarda hala altın talebinin görüldüğünü ve bu sebeple altın fiyatlarında gerilemelerin sınırlı olduğunu belirten İçer, olası gerilemelerin 1.200-1.212 dolar seviyeleri ile sınırlı kalmasını beklediklerini söyledi.

İçer, “Kısa vadede altının yükselmesini sağlayacak bir temel ya da teknik bir argüman yok. Orta vadede yıl sonuna doğru olan görünümde altın için sınırlı, olumlu pozitif görüşümüzü koruyoruz.” dedi. ■ Sözcü, (1.2.2014)

 

2.2.2013

YOLSUZLUK, BANKACILIK: KUTU KUTU BATIK

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın dünyanın sayılı bankaları arasına girdiğini söylediği Halkbank’ın Süleyman Aslan’ın genel müdürlüğü döneminde batık kredi riski yüzde 722 arttı.

Başbakan Tayyip Erdoğan, Halkbank’ın güçlendiği için operasyon yapıldığını savunurken; yolsuzluk ve rüşvet operasyonu kapsamında ayakkabı kutusundan milyonlarca dolar çıkan ve rüşvet almakla suçlanan Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın bu göreve gelmesinin ardından bankanın riskli kredi tutarı yüzde 722 oranında arttı. Aslan göreve geldikten sonra 1 milyon TL üstü ticari kredilerdeki karşılığı olmayan risk tutarı 146 milyon TL’den bir yıl içinde 1 milyar 204 milyon TL’ye sıçradı.

Erdoğan, 17 Aralık operasyonun ardından ayakkabı kutusunda 4,5 milyon dolar bulunan ve rüşvet aldığı iddiasıyla tutuklanan Aslan’ın genel müdürü olduğu Halkbank’ı dünyanın en güçlü bankalarından biri olduğu ve bu nedenle operasyon yapıldığını savunurken; 2012 yılı hesaplarını denetleyen TBMM KİT Komisyonu Aslan döneminde bankanın riskli kredi tutarını rekor oranda arttığını belirledi. KİT Komisyonu bünyesinde oluşturulan alt komisyona CHP’li üyeler Turgay Develi, Kamer Genç, Haydar Akar ve Alaattin Yüksel katıldı. 2012 yılı hesapları denetlenen Halkbank’ın bir yıl içinde riskli kredi tutarını yüzde 722 oranında artırdığı ortaya çıktı.

Aslan riskli kredi rekoru kırdı

Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu kapsamında tutuklu bulunan Süleyman Aslan’ın Temmuz 2011 tarihinde Halkbank Genel Müdürü görevine gelmesinin ardından bankanın bir yıl içindeki riskli kredi miktarı rekor kırdı. Sayıştay raporlarına da yansıyan verilere göre 2011 yılında bankanın ticari ve bireysel bütün krediler içinde karşılığı olmayan riskli kredi tutarı 641 milyon 370 bin TL olarak gerçekleşti. Aslan’ın görev gelmesinin ardından 2012 yılında ise bireysel ve ticari bütün kredilerde risk tutarı yüzde 199 oranında artarak 1 milyar 910 milyon 627 bin TL’ye çıktı.

Aslan payı büyük şirketlere

Ancak Halkbank’ın asıl rekor kırdığı alan 1 milyon TL üstü ticari kredilerde yaşandı. Buna göre Halkbank 2011 yılı içinde 34 kişiye 1 milyon TL’nin üzerindeki tutarda kredi verirken riskli kredi tutarı 146 milyon 464 bin Tl olarak gerçekleşti. Aslan’ın göreve gelmesinin ardından 2012 yılı içerisinde banka 69 firmaya 1 milyon TL’nin üzerinde ticari kredi verdi. 2012’de bankanın 69 firmaya verdiği kredilerdeki risk tutarı 1 milyar 204 milyon 322 bin TL oldu. Buna göre Aslan’ın göreve gelmesinin ardından bankanın 1 milyon TL üzerindeki ticari kredilerde risk yüzde 722 oranında artış gösterdi. Bankanın 2012 yılında yalnızca 69 kişiye verdiği kredilerdeki risk tutarı bankanın toplam risk tutarının yüzde 63’ünü oluşturdu.

Hazine arazisi teminat gösterilmiş!

Yüksek tutarlı ve riskli krediler bankanın 27 farklı şubesinden sağlandı. Buna göre Anadolu Kurumsal Şubesi’nden bir firmaya verilen kredinin 725 milyon 540 bin 504 TL tutarında, Başkent Kurumsal Şubesi’nden bir firmaya verilen krediden 134 milyon 375 bin 181 TL tutarında, Antalya Ticari Şubesi’nden de bir firmaya verilen krediden 110 milyon 738 bin 299 TL tutarında riskli olduğu belirlendi. Yalnızca söz konusu 3 kredideki risk tutarı 970 milyon 653 bin 984 TL’yle 1 milyar TL’ye yaklaştı. Sayıştay raporlarında bankadan yüksek tutarlı kredi çeken AKP’ye yakın olan bir firmanın da teminat gösterdiği arazinin Hazine’ye ait arize olduğu yönünde tespit yapıldı.

Erdoğan bankayı savunmuştu

Başbakan Erdoğan, 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonun rüşvet aldığı iddiasıyla Genel Müdür Aslan’ın tutuklanmasının Halkbank’ı yıpratmaya yönelik olduğunu savunmuştu. Erdoğan, “Halk Bankası, 11 yıl önce millete yük oluyordu tam 6 kat büyüttük. Piyasa değerini 25 milyar dolara çıkardık. Bu bankayı, bu kamu bankasını, milli bankayı hedefe koydular. Neden? Bu banka faiz lobisinin ayağına basıyor. Bu banka Türkiye düşmanlarını ürtüküyor” diye konuşmuştu.

Sarraf da borcunu ödemedi

17 Aralık soruşturmasında tutuklanan İran asıllı Rıza Sarraf’ın ise Halkbankası A.Ş’nin yüzde 99 ortaklık payıyla kurduğu Halk Leasing şirketine yüklü miktarda borcu olduğu ortaya çıktı. Sarraf’ın 12 milyon dolar değerindeki jet uçağını Halk Leasing kiralama şirketinden kiraladığı ortaya çıktı. Ancak Sarraf’ın eşi Ebru Gündeş’e hediye ettiği uçağın taksitlerini ödemediği için şirkete iade edildiği öğrenildi. ■ Mahmut Lıcalı, Cumhuriyet, (2.2.2014)

Özelleştirme: Denizcilik İşletmeleri M/T Ömerli Su Tankeri'nin satışı için ihale açtı

Türkiye Denizcilik İşletmesi (TDİ) M/T Ömerli Su Tankeri'nin satış yöntemiyle özelleştirilmesi için ihale açtı.

Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan ilana göre, geçici teminat bedeli 5,000 dolar olarak belirlenen ihaleye 12 Şubat'a kadar teklif verilebilecek.

İhaleye Türk ve yabancı uyruklu gerçek ve tüzel kişiler ile ortak girişim grupları katılabilecekler. ■ Dünya, (2.2.2014)

 

3.2.2013

AKP, SEÇİMLER: BU DA ZAMAN'IN ANKETİ! AK PARTİ'NİN İŞİ BİTTİ!

Zaman gazetesinde yayınlanan anket AK Parti'nin işini bitirdi! Şok sonuçlar!

 

Hiçbir anket AK Parti'yi bu kadar düşük göstermemişti! Zaman gazetesinde yayınlanan Cihan Veri Toplama Araştırma Servisi’nin anketine göre AK Parti neredeyse 3 Kasım 2002 seviyelerinde!

Yayınlanan Cihan’ın yaptığı ‘Toplumsal Gündem Araştırması’nda toplumda hükümet politikaları ve siyasi tercihlerde ciddi kırılmaların yaşandığını gösteriyor.

Bu ankete göre seçmenin yaklaşık yüzde 60’ı, hükümetin ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ‘darbe’ söylemlerinin aksine, ‘17 Aralık bir rüşvet ve yolsuzluk operasyonudur.’ diyor.

Bakan çocuklarının tutuklanmasını doğru bulan ve destekleyenlerin oranı yüzde 81. Tutuklamalara karşı olanların oranı ise yüzde 8,8. Yolsuzluk yaptığı iddia edilen bakanların istifa etmesine yüzde 78,1’lik bir destek var. ‘Bakanların istifasına karşıyım.’ diyenler ise yüzde 10,8. Savcılara baskı, HSYK yetkilerinin kısıtlanması ve Adli Kolluk Yönetmeliği ile yargıya müdahale edilmesine net bir şekilde karşı olanlar yüzde 62,3. Yüzde 62’lik bir çoğunluk ise emniyetteki tasfiyelere ve görevden almalara karşı. Seçmenlerin yüzde 65,7’si dershanelerin kanun zoruyla kapatılmak istenmesini yanlış buluyor.

AK Parti Neredeyse 3 Kasım 2002'deki Seviyede!

Anket sonuçları Başbakan Erdoğan’ın ‘AK Parti’nin yerel seçimlerde alacağı oy oranı yüzde 50’lerde’ söylemini çürütüyor. Zira, anket sonuçlarına göre yerel seçimlerde ilk tercihlere göre AK Parti (36,4), CHP (28,8), MHP (20,5), BDP (7,4) oy alıyor. Genel seçim tahminlerine göre, Büyük Birlik Partisi yüzde 4,1, Saadet Partisi yüzde 2 oranında oy alıyor. ■ internethaber, (3.2.2014)

 

YOLSUZLUK: ÇATALCA VİLLALARININ TAPULARI DÜNÜRÜN

Osman Ketenci’nin İstanbul Çatalca’da 55 bin metrekarelik arazideki villalarının sayısının 10 olduğu ortaya çıktı. Yöre halkı, ‘Köyü bitirdiler’ dedi.

Kanal İstanbul, 3. köprü ve 3. havalimanı projeleri açıklandıktan sonra gözde haline gelen Çatalca’da 54 bin 489 metrekare arsası bulunuyor. Başbakan Erdoğan’ın armatör olan büyük oğlu Burak Erdoğan’ın kayınpederi Osman Ketenci’nin 5 villanın bulunduğu arsanın birkaç metre ötesinde 5 villanın daha sahibi olduğu tapu kayıtlarında tespit edildi. 54 bin 489 metrekare arazi içine 10 lüks villanın haricinde, tenis kortları, futbol sahası, havuzlar, müştemilat ve manej (At gezinti alanı) bulunuyor. Ketenci, Kabakça Köyü’nde ilk arsayı Başbakan’ın İETT’de futbol oynadığı yıllardan arkadaşı olan Bülent Azaklı’dan aldığı öğrenildi. Ketenci’nin, geçen yıl mart ayında 8 bin 150 metrekare olan 509 ve 8 bin 650 metrekare büyüklüğündeki 510 numaralı parsellerde bulunan lüks villalarda tadilat yapmak için belediyeye müracaat ettiği de anlaşıldı.

Damadıyla ortak

Osman Ketenci, Başbakan Erdoğan’ın dünürü olmadan önce Kasımpaşa’da sadece taksi işletmecisiydi. Şimdi ise damadı Burak Erdoğan’ın gemicilik şirketine ortak gözüküyor. Kabakça Köyü sakinleri yıllardır imar yasağı olduğu için bir çivi bile çakamazken lüks villaların yapıldığını gördükçe duruma isyan ediyor. Artan maliyetler yüzünden zorla hayvancılık ve tarımla uğraşan yöre halkı, babadan kalma arsalarını yok pahasına satıyor. Çatalca Belediye Başkanı Cem Kara konuyla ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı. Çatalca’nın, İstanbul’un su ve oksijen deposu olduğunu söyleyen Kara, “Çılgın diye nitelendirilen projeler hassasiyetler göz önüne alınarak yapılmalıdır. Bölgede arsa fiyatları arttı. Vatandaşlara ‘Arsanızı satmayın’ diyorum” şeklinde konuştu. ■ Cumhuriyet, (3.2.2014)

 

OCAK AYI ENFLASYON’U AÇIKLANDI

2014 Ocak ayında TÜFE yüzde 1,72, Yİ-ÜFE ise yüzde 3,32 artış gösterdi.

Türkiye İstatistik kurumu’nun verilerine göre (TÜİK) tüketici fiyat endeksinde (TÜFE) 2014 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 1,72, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 1,72, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7,48 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 7,51 artış gerçekleşti.

Ortalamalara Göre Yüzde 5,22 Artış

Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) ise 2014 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 3,32, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 3,32, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10,72 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 5,22 artış kaydetti. ■ Cumhuriyet, (3.2.2014)

 

KRİZ, FED, DOLAR: IMF ALARM DÜĞMESİNE BASTI

Uluslararası Para Fonu (IMF) gelişen ülkelerde devam eden dalgalanmayla ilgili açıklama yayımladı

Uluslararası Para Fonu (IMF) gelişen ülkelerde devam eden dalgalanmayla ilgili açıklama yayımladı. Gelişen piyasalardaki dalgalanmayla ilgili acil siyasi önlem çağrısı yapılan IMF açıklamasında, “Her ne kadar gelişen piyasalardaki satış dalgasında tek bir neden söylemek zor olsa da baş gösteren hareket, küresel ekonomideki zorluklar, yavaşlayan büyümeler ve emtia fiyatları bazı ülkelerin ne kadar zor durumlara düştüğünü gösteriyor. Bazı ülkelerde siyasi güvenirlik adına acil adımların atılması gerekiyor” ifadesine yer verildi.

IMF Başkanı Christine Lagarde da geçtiğimiz günlerde, 2014 yılında gelişmiş ülkelerin Merkez Bankaları’ndaki politikaların gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerini zora sokabileceği uyarısında bulunmuştu. Gelişen piyasalar ABD Merkez Bankası’nın aylık 85 milyar dolarlık varlık alımlarını kademeli bir şekilde azaltmaya başlamasının ardından, büyük çaplı sermaye çıkışları yaşadı. Fed, son iki toplantısında varlık alımlarını 10’ar milyar dolar azaltarak, para musluklarını aylık 65 milyar dolara çekti. Likiditenin azalacağı endişesi üzerine yüksek cari açığı ve dış finansman bağımlılığı gibi bireysel sıkıntılar da bazı ülkelerin daha fazla etkilenmesine neden oldu. Türkiye de bu ülkeler arasında yer alırken, aralık ayında baş gösteren siyasi sıkıntılar Türkiye’deki risk algısını artırdı. Financial Times’ın haberine göre, Fed’in varlık alımlarını azaltmaya başladığı Ocak ayının tamamında gelişen piyasalarda 12.2 milyar dolar çıktı. ■ Taraf, (3.2.2014)

 

4.2.2013

YABANCI SERMAYE: YABANCININ GÖZÜ ANADOLU'DA

Türkiye'de şirket avına çıkan yabancılar rotayı Anadolu'daki KOBİ'lere çevirdi. İtalyan Caprari, Konyalı Polmot'a ortak olurken İspanyol SAICA ise Eskişehir'de üretim yapan OMK Oluklu Mukavva'nın tamamını satın aldı 

Türkiye'de holdinglerle işbirliğine giden, şirket alıp, ortaklık yapan yabancının yeni gözdesi Anadolu oldu. Bursa, Eskişehir, Konya gibi ekonominin gelişen kentlerinde arayışa giren Avrupalılar, Anadolu'da şirket avına çıktı. Büyüme potansiyeli taşıyan KOBİ'leri yakın takibe alan yabancılar, peş peşe satın alma ve ortaklık anlaşması imzalıyor. Özellikle, küresel ekonomik krizden çıkış sinyali veren İtalya, İspanya gibi ülkelere ait şirketler, KOBİ'lerle masaya oturuyor. Atık su, enerji gibi alanlara yönelik pompa üreten İtalyan şirket Caprari S.p.A, Konyalı Polmot Motor Makine'ye ortak oldu. Konyalı şirketten yüzde 50 hisse alan Caprari, Türkiye'deki varlığını da artırmayı hedefliyor.

1945'te kurulan Caprari ailesine ait İtalyan sanayi devinin Fransa'dan Çin'e, Suudi Arabistan'dan Avustralya'ya 12 ülkede tesisi bulunuyor. Caprari'nin ortak olduğu Polmot ise Konya'da 16 bin metrekarelik alanda üretim yapıyor.

Avrupa'nın en önemli kağıt, mukavva ve ambalaj üreticilerinden olan İspanyol Industrias Celulosa Aragonesa CIF (SAICA) şirketi de Türkiye'ye KOBİ alarak adım atmaya karar verdi.

70 yıllık geçmişi olan İspanyol şirket, Eskişehir'de üretim yapan OMK Oluklu Mukavva ve Kutu Ambalaj Sanayi'nin tamamını almak için görüşmelere başladı. Eskişehir'deki 50 bin metrekarelik alanda üretim yapan OMK, yıllık 19 bin tonluk üretim kapasitesine sahip. Geçen yılı 2.2 milyar euroluk ciro ile kapatan SAICA'nın İspanya'nın yanı sıra Portekiz, Fransa, İtalya ve İngiltere'de toplam 44 tesisi bulunuyor.

En Çok Çeliğe Geliyorlar

Son dönemde Anadolu'da İspanyol şirketlerin yatırımları dikkat çekiyor. Çelik sektörüne yönelik adımlar atan İspanyol şirketler arasında yer alan Bamesa, Bursa'nın Orhangazi ilçesinde tesis kurdu. İspanya'nın en önemli çelik konstrüksiyon şirketlerinden Schwartz Houtmont, yurtdışındaki ilk üretim tesisini Bursa'da inşa etti. Son olarak listeye Madrid merkezli Gonvarri MS eklendi ve Türk metal şirketi ÇEPAŞ'ın yüzde 40'lık hissesini satın aldı. ■Kerim Ülker, Sabah, (4.2.2014)



YABANCI SERMAYE: TÜRK ŞİRKET İNGİLİZ DEVİNE SATILDI!

  •  

Türk mobil şirketi Pozitron 100 Milyon ABD Dolarına İngiliz Mobil Para Şirketi Monitise’a satıldı.


Türkiye, Ortadoğu ve uluslararası pazarlardaki kurumlara mobil bankacılık, mobil ödemeler ve mobil ticaret çözümleri sunan, Türkiye merkezli teknoloji şirketi Pozitron, Mobil Para alanında dünya liderleri arasında yer alan ve Londra borsasında işlem gören MonitisePlc tarafından, toplamda 100 milyon Amerikan Doları bedel karşılığında satın alındı.

"LİDERLİĞİMİZİ PEKİŞTİRİYOR"

MonitiseGroup CEO’su AlastairLukies satın alma ile ilgili şu açıklamayı yapıyor: “Pozitron’un bünyemize katılması küresel bir teknoloji sağlayıcısı olarak mobil teknolojilerdeki liderliğimizi daha da pekiştiriyor. Anlaşma, ödemelerin her geçen gün daha dijital hale geldikçe, birlikte çalıştırılabilen mobil ödeme servislerine olan talebin yalnızca Türkiye’de değil, Avrupa, Ortadoğu ve dünya genelinde hızla arttığını gözlemlediğimiz bir dönemde gerçekleşti.”

POZİTRON

Türkiye’nin mobil teknoloji alanındaki önde gelen şirketi, İstanbul merkezli Pozitron; bankacılık, telekomünikasyon, perakende ve ilaç sektörlerindeki 30’dan fazla önde gelen şirkete yeni nesil mobil çözümlerini sunuyor. Bu şirketler arasında Türk Hava Yolları, eBay, ING, BNP Paribas bünyesinde faaliyet gösteren TEB, GlaxoSmithKline ve Hepsiburada yer alıyor. Pozitron’un yerel finans pazarında hizmet sunduğu şirketler arasında Türkiye’nin en büyük bankası Türkiye İş Bankası, Türkiye’nin en büyük dördüncü özel bankası Yapı Kredi ve Bankalararası Kart Merkezi yer alıyor. Pozitron’un Ortadoğu’daki müşterilerinin arasında Ortadoğu’nun en büyük 15 bankası arasında yer alan ANB ve Katar’ın en büyük katılım bankası QIB bulunuyor. ■Vatan, (4.2.2014)

 

İKTİSAT: DARON ACEMOĞLU’NUN KİTABI

Salı günlerini son dönemde yayınlanan önemli kitaplara ayırdım. Bu dördüncüsü; daha önce Minsky, Clark ve Pamuk’un kitapları tanıtıldı. Sıra ünü Türkiye’de de hızla artan bir iktisatçının dünyada çok ilgi uyandıran kitabına geldi.

Daron Acemoğlu ve James Robinson: Ulusların Düşüşü / Güç, Zenginlik ve Yoksulluğun Kökenleri (çev.Faruk Rasim Velioğlu, Doğan Kitap, İstanbul 2013). Acemoğlu’na sık referans veririm. Genç yaşında mesleğin ağır toplarından biri oldu.

İngilizce başlıkta “fail” sözcüğü kullanılıyor. “Düşüş” tam karşılamıyor. Bir işi yapamamak, daha doğrusu becerememek demektir. Örneğin eğitimde sınıfta kalma anlamına gelir (F notu). “Neden bazı uluslar başarısız oluyor” belki daha iyi ifade ediyor.

Kurumlar belirler

Akademik düzeyde son çeyrek yüzyılın belki de en önemli gelişmesi kurumsal iktisattır. Soyut matematik modeller iktisat teorisini toplumsal gerçeklerden tamamen koparmıştı. Sayesinde asli görevine döndü. Somut toplumların analizine yöneldi.

Kitap kurumsal iktisadın parlak bir uygulamasıdır. Neden bazı ülkeler gelişirken diğerleri gelişemedi? Tezlerini çok sayıda tarihi örnek üzerinden anlatıyor. Yani soyut teoriyi somut tarihle birleştiriyor. Kolay okunuyor.

Analizin belkemiğini iki temel kavram oluşturuyor. “Sömürücü kurumlar” siyasi, ekonomik ve toplumsal gelişmeyi durduruyor. “Kapsayıcı kurumlar” ise teşvik ediyor. Mutlaka okuyun derim. Türkiye’nin pek çok sorununa ışık tuttuğunu göreceksiniz. ■
ASAF SAVAŞ AKAT, Radikal, (4.2.2014)
(Genç iktisatçılar! Soyut matematik modellere hapsolmayın, kurumsal iktisat öğrenin! cd)

 

DOLAR KURU, ENFLASYON: 'KUR ENFLASYONA ETKİSİNİ GÖSTERDİ'

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Ocak Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu'nda enflasyonun yükselmesini gıda fiyatları, vergi ayarlamaları ve döviz kuru hareketlerinin etkili olduğunu belirtti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Ocak Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu'nda, ocak ayında tüketici fiyatlarının yüzde 1,72 oranında arttığı ve yıllık enflasyonun yüzde 7,48'e yükseldiği belirtilerek, aylık enflasyondaki yüksek gerçekleşmede gıda fiyatları, vergi ayarlamaları ve döviz kuru hareketleri etkili olurken çekirdek enflasyon göstergelerinin temel mal kaynaklı olarak yükseldiği ifade edildi.

TCMB Ocak Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu'na göre, ocak ayında tüketici fiyatları yüzde 1,72 oranında arttı ve yıllık enflasyon yüzde 7,48'e yükseldi. Politikası Kurulu Toplantı Özetinde belirtildiği gibi, aylık enflasyondaki yüksek gerçekleşmede gıda fiyatları, vergi ayarlamaları ve döviz kuru hareketleri etkili olurken çekirdek enflasyon göstergeleri temel mal kaynaklı olarak yükseldi. ■ Hürriyet, (4.2.2014)

 

5.2.2013

DOLAR, FAIZ, KRIZ: YAKINDA ALTIN IÇIN YENI FIRSATLAR OLACAK

Dünyadaki emtia fiyatlarını ve performanslarını yakından takip eden ve altın yatırımlarıyla da tanınan Jim Rogers, "Ben altınlarımı tutuyorum ve satmayı düşünmüyorum. Yakında altın alımı için yeni fırsatlar olabileceğini düşünüyorum. Fakat altınlarımı satmıyorum" dedi.

Yatırım, Finans Uzmanı Jim Rogers, Fed'in ileride strateji değiştirerek yeniden parasal genişlemeyi hızlandıracağını söyleyerek, "Türkiye eğer doğru politikaları uygularsa, yeniden gücünü gösterecek ve diğer ekonomilerden daha iyi bir büyüme performansı sergileyecektir" dedi.

AA muhabirinin küresel ekonomi ve gelişmekte olan ekonomilerin performansına ilişkin sorularını yanıtlayan Rogers, ABD ekonomisindeki iyileşme göstergelerinin gerçeklikten çok uzak olduğunu belirtti. "İlerde ABD Merkez Bankası ve bürokratlar panikleyecekler. İyi netice elde ettik düşüncesiyle yeniden para basmaya başlayacaklar. En sonunda herkes bir şekilde rahatlamış hissedecek kendini..." diyen Rogers, piyasaların bir süreliğine daha tırmanışını sürdüreceğini fakat bunun da sona ereceğini, ABD'nin "yapısal düzenlemeleri ve bunun bedelini ödemeyi erteledikçe", bu olumlu görünen sürecin de sonuna gelineceği görüşünü savundu.

"Faiz artışı TL'deki sıkıntının hafifletilmesine yardımcı olacak"

Gelişmekte olan ülkelerin kendilerine has bir takım ekonomik zorlukları olduğunu, Merkez Bankası'nın faiz artışının Türk Lirası'ndaki sıkıntının hafifletilmesi için yardımcı olacağını belirten Rogers, fakat asıl olarak rekabetçiliğin ve cari açığın artırılmasının önemli olduğunu, bu alanlarda mesafe kaydedilmeden problemin tam olarak çözülemeyeceğini kaydetti. Zorluklara karşın Türkiye'nin ekonomik büyüme potansiyeline dikkati çeken Rogers, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin öncelikli olarak büyük bir cari açığı var. Türkiye henüz bu problemi çözmüş değil. Endonezya ve Hindistan bu problemi çözmüş durumda mı? Hayır. Bu ülkelerin kendi problemlerini çözmeleri gerekecektir. Fakat bütün bunları çözüme ulaştırdığında Türkiye yeniden muhteşem bir ülke olarak ortaya çıkacaktır. Türkiye eğer doğru politikaları uygularsa, yeniden gücünü gösterecek ve diğer ekonomilerden daha iyi bir büyüme performansı sergileyecektir."

"Hiçbir ülke muaf değil"

Gelişmekte olan piyasalarda yaşanan oynaklığın sadece Türkiye'ye has olmadığını, küresel ekonomide yaşananlardan hiçbir ülkenin muaf olmadığını dile getiren Jim Rogers, "Şu anda yaşanan kırılganlıklar sadece Türkiye'de değil, Hindistan'da, Endonezya'da ve birçok gelişmekte olan ülkede görülüyor" dedi.

ABD Merkez Bankası'nın tahvil alımını azaltma programının inandırıcılıktan çok uzak olduğunu, ABD'nin borcunun hala çok yüksek olduğuna dikkati çeken Rogers, "Uzun bir süredir parasal genişlemeyle birlikte hepimiz çılgınlık sürecinden geçiyoruz. Tapering kesinlikle gerçekçi değil. Eğer gerçekçi olmuş olsaydı bu para basma işini baştan yapmazlardı, Fed'in bilançosunu 6 yılda 800 milyar dolardan 4 trilyona çıkarmazlardı. Bu deliliktir. Yapay likidite sona erdiğinde hepimiz bunu faturasını ödeyeceğiz" diye konuştu.

Gelişmiş ekonomilerde büyük fırtına

Yıl içinde gelişmiş ekonomilerin borsalarında ciddi düşüşlerin yaşanabileceğini, şirketler iflas etmeye başladığında endişenin başlayacağını savunan Rogers, "Bunun olması için biraz daha zaman var. Fakat bunların 2014 yılı içerisinde gerçekleşeceğinin garantisini verebilirim" dedi. Jim Rogers, "İleride tahvil alımını yeteri kadar azalttıklarını söyleyecekler, ekonomilerinin artık düze çıktığının iddia edecekler. Yeniden daha rahat hissedebilmek için para basmaya başlayacaklar. Herkes, herşey yoluna girecek diyor. Öyle olmayacak" dedi.

"Altınlarımı satmıyorum"

Dünyadaki emtia fiyatlarını ve performanslarını yakından takip eden ve altın yatırımlarıyla da tanınan Rogers, "Ben altınlarımı tutuyorum ve satmayı düşünmüyorum. Yakında altın alımı için yeni fırsatlar olabileceğini düşünüyorum. Fakat altınlarımı satmıyorum" dedi.

Yatırımcıların sıklıkla kullandığı "güvenli liman" tanımına karşı çıkan Rogers, sözlerini şöyle tamamladı: "Şunu unutmayın, dünyada güvenli yatırım diye bir şey yoktur. Yatırımda bahsederken güvenli kelimesini unutmanız lazım. İnsanlar şu anda doların güvenli liman olduğunu düşünüyor. Hayır öyle değil. ABD doları kesinlikle güvenli liman olarak adlandırılabilecek bir yatırım değil."

Jim Rogers

1942 doğumlu ABD'li yatırımcı Jim Rogers, ünlü finans uzmanı ve yatırımcı George Soros ile Quantum Hedge Fund'u kurarak adını duyurdu. Daha sonra Soros ile yollarını ayırdı. 1998'de kendi adını taşıyan Uluslararası Emtia Endeksi'ni kurdu. Halen Rogers Holding'in yönetim kurulu başkanı olan ünlü fon yöneticisinin 28 ülkede yatırımları bulunuyor. Rogers, eski ortağı George Soros gibi dünya piyasalarına yön veren isimler arasında gösteriliyor. ■ Akşam, (5.2.2014)

 

YOLSUZLUK: SİT DERECESİ DÜŞÜRÜLEREK VİLLALARIN DEVAMI SAĞLANMIŞ

Bağımsız İzmir Milletvekili Ertuğrul Günay, İzmir'in Urla İlçesi'ndeki doğal SİT alanına yapılan villaların yıkımı ile ilgili kararın 2010 yılında verildiğini söyledi.

Günay, TBMM'de basın toplantısı düzenledi. İzmir'in Urla İlçesi'ndeki SİT alanları tartışmalara değinen Günay, "Yıkım tebliğ edilmiş ama gerçekleştirilmemiş. Çeşitli itiraz süreçleri olduğu için gerçekleşmemiş. 2010 yılında bir kararname çıktı, bu alanlar Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan alındı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na verildi. Bizim bakanlıktan alındıktan sonra tabiat varlıkları tamamen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na bağlı bir komisyon haline dönüştü. 2011 yılında SİT derecesi düşürülerek bu villaların devamı sağlanmış" dedi. ■ Cumhuriyet, (5.2.2014)

 

TARIM: AKP’NİN AB AŞKI KÖYLÜYÜ YOK ETTİ

Hükümetin AB’ye verdiği sözler gereği köyler ortadan kalkıyor! Köy ve beldelerdeki nüfus, yüzde 61 oranında azaltılarak 6 milyon 633 bine geriledi. Hükümet, 2004 yılında AB’ye köylerdeki nüfusun 10 milyonun altına ineceği sözünü vermişti

Türkiye’yi 11 yıldır yöneten Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Avrupa Birliği’ne verdiği sözleri tek tek hayata geçiriyor. Bu sözlerden birisini de 2004 yılında müzakere tarihi alabilmek için ‘kırsal nüfus’un 10 milyonun altına çekilmesi oluşturuyordu. Nitekim hükümet, Büyükşehir düzenlemesiyle AB’nin talebini fazlasıyla yerine getirdi! Buna göre geçen yıl 14 ilin büyük şehir statüsü kazanmasının ardından köy ve beldelerdeki nüfus sayısı, yüzde 61 oranında azalarak 6 milyon 633 bine geriledi.

Köyler boşaltıldı

Zaten ülkemizde ‘kırsal kalkınma’ projeleri hayat sokulmadığından, tarım kesimine yönelik teşvik edici düzenlemeler uygulamaya konulmadığından yıllardır köyler boşalmaktaydı. Nitekim 1980 yılında halkın yüzde 55’i köylerde, yüzde 45’i şehirlerde yaşıyordu. Kırsal nüfus oranı 2000 yılında yüzde 35’e düştü. AKP’nin işbaşına geldiği 2002 sonunda ise bu oran yaklaşık yüzde 34 mertebesindeydi. İşte bu noktada Avrupa Birliği devreye girdi ve müzakerelere başlama karşılığı olarak AKP iktidarından bu oranın yüzde 10’a düşürülmesini istedi. Tarım kesimine yönelik kısıtlayıcı uygulamalarla köyler boşalmaya devam etti.

Bitirici darbe Büyükşehir Kanunu

Kırsal nüfus oranı 2012’nin sonunda yüzde 22’ye inmişti. Ancak hükümet bitirici darbeyi Büyükşehir Kanunuyla vurdu. Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre, geçen yıl büyük şehir statüsünü kazanan, Aydın, Balıkesir, Denizli, Hatay, Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Muğla, Ordu, Tekirdağ, Trabzon, Şanlıurfa ve Van’daki köy ve belde nüfuslarının Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’nde kent nüfusuna dahil edilmesi sonucu, köy ve beldelerde yaşayanların sayısı 10 milyon 545 bin 502 azaldı. Böylece kırsal nüfus oranı yüzde 8.6’ya düştü. AB’nin talebi de yerine gelmiş oldu. Bu arada binlerce köylü mahalleli olarak belediyelere çöp vergisi gibi başlıklar altında rutin vergi ödemeye başladı.

Köylerde sadece 6.6 milyon kişi yaşıyor

TÜİK verilerine göre, Türkiye’de köy ve beldelerde yaşayanların sayısı, 2012 yılı sonunda 17 milyon 178 bin 953 kişi iken, 14 ildeki belde ve köylerin ilçe belediyelerine mahalle olarak bağlanması sonucu 2013 yılında bu rakam yüzde 61 azalarak 6 milyon 633 bine geriledi. Bu arada, köy ve beldelerde yaşayanların 3 milyon 295 bin 886’sını kadınlar, 3 milyon 337 bin 565’ini erkekler oluşturdu. ■ Recep Bahar, Yeni Mesaj, (5.2.2014)

 

6.2.2013

YABANCIYA TOPRAK: TÜRKIYE‘DE KONUT AVINA ÇIKAN ARAPLAR SICAK DENIZLERE INIYOR

Kur artışıyla beraber yabancılar için Türkiye’de konut yatırımı daha cazip hale geldi. İşte özellikle mütekabiliyet yasası sonrası Türkiye piyasasını radara alan Arapların Karadeniz'den güneye kadar uzanan yatırım haritası...

SON dönemde Arap dünyasının gözdesi olan Türkiye konut pazarı, kurun yükselmesiyle birlikte daha da cazip hale gelmeye başladı. Özellikle mütekabiliyet yasası sonrasında Türkiye’ye ilgisi artan Körfez Bölgesi, bu aralar pazara daha dikkatli bakıyor. Çünkü kurdaki artışla ev fiyatları birkaç ay öncesine göre neredeyse yüzde 25 daha ucuz. Peki Arap yatırımcı Türkiye’de hangi bölgelere bakıyor, İstanbul’da hangi semtleri tercih ediyor? Arapların Türkiye’deki yatırım haritasını çıkardık...

İLK TERCİH HER ZAMAN İSTANBUL
Arap yatırımcının Türkiye’de ilk aklına gelen şehir kuşkusuz İstanbul. Sadece yatırım açısından değil, tatil ve alışveriş destinasyonu olarak da İstanbul Arapların ilk tercihi. Realty World Türkiye CEO’su Coşkun Erginer, Irak, Suriye, Ürdün, Mısır, Tunus ve Fas'ı da kapsayan bölgedeki Arapların, siyasi belirsizlikten dolayı kendilerini rahat hissedebilecekleri ülkelerde ev satın almak istediğini söyledi. Erginer, "Araplar, zaten sıcak coğrafyadan geldikleri için İstanbul tercihlerde ön plana çıkıyor" dedi.

AVM’LERE YAKIN OLSUN...
ERA Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Can Ekşioğlu ise, zengin Ortadoğulular için Boğaz hattındaki yalı ve villaların önemini koruduğunu ifade etti. Ekşioğlu, yabancıların İstanbul’da ayrıca, yeni değerlenmeye başlayan bölgelere de yoğunlaştığını belirterek, “Haliç, Bomonti, Zeytinburnu, Eyüp, Üsküdar ve Sarıyer bölgelerinin yanı sıra Atatürk ve Sabiha Gökçen Havalimanı’nın çevresine olan ilgi de artıyor” dedi. Space Gayrimenkul Kurucu Ortağı Filiz Çakmur ise Arap yatırımcıların öncelikli tercihinin marka projeler olduğunu belirterek, "İstanbul içindeki tercihlerinde, yeni, güvenlikli ve AVM’lere yakın projeler tercih ediliyor. Maslak, Kartal, Ataşehir öne çıkan bölgeler" diye konuştu.

BÜYÜKADA YOLCUSU KALMASIN!
Emlak danışmanlarının hemfikir olduğu bir konu da Arapların ‘ada’ merakı. Son dönemde yıldızı parlayan Sapanca Gölü çevresi de Arapların villa ve arsa almak için tercih ettiği bir bölge. Coşkun Erginer, Sakarya’da Sapanca ve Kocaeli’ye bağlı Kartepe'de Arap turistleri sıklıkla görmenin mümkün olduğunu dile getirdi.

'YEŞİL BURSA' İLGİLİSİ ARTTI
ARAP Turizm Teşkilatı tarafından 2013 yılında Bursa’nın ‘Turizm destinasyon merkezi’ ilan edilmesiyle birlikte, Arap yatırımcıların Bursa’ya ilgisi arttı. Yeşil ve tarihi bir kent olmasının da etkisiyle Arapların artık sadece tatil için değil yatırım için de geldikleri bir bölge oldu.

KARADENİZ'İN YAYLALARINA...
EKŞİOĞLU, Arapların Doğu Karadeniz özellikle de Trabzon ilgilerine de dikkat çekti. Ekşioğlu, “En önemli gelişmenin, Suudi Arabistan'dan bu bölgelere başlatılan direkt tarifesiz uçak seferleri olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

ALAÇATI'YI DA KEŞFETTİLER
SON dönemde Ege ve güney kıyıları da Arap yatırımcının gözdesi. Alaçatı’da proje geliştiren Veryeriler İnşaat’ın sahibi Alphan Veryeri, Arapların Alaçatı’yı da keşfettiğini belirterek, “Arap yatırımcı grupları, Alaçatı’da 40-50 konutluk projeler yapacak yer aramaya başladılar” dedi.

BÜYÜKADA YOLCUSU KALMASIN
Emlak danışmanlarının hemfikir olduğu bir konu da Arapların ‘ada’ merakı. Son dönemde yıldızı parlayan Sapanca Gölü çevresi de Arapların villa ve arsa almak için tercih ettiği bir bölge. Coşkun Erginer, Sakarya’da Sapanca ve Kocaeli’ye bağlı Kartepe'de Arap turistleri sıklıkla görmenin mümkün olduğunu dile getirdi. ■ŞENAY BÜYÜKKÖŞDERE, Akşam, (6.2.2014)

Dolar bir haftanın en düşük seviyesinde

Bankalararası piyasada dolar/TL, son bir haftanın en düşük seviyesi olan 2,2283'ü gördü. Euro/TL ise en düşük 3,0136 seviyesine geriledi.

Dün güne 2,2383 seviyesinden başlayan ve açılışın ardından 2,2501 seviyesine kadar yükselen dolar/TL, gelişmekte olan piyasalara paralel düşüşe geçerek bankalararası piyasada 2,2322'ye kadar geriledi.

Dün akşam saatlerinde 2,23 seviyelerinde yatay hareket eden dolar/TL, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2014 Ocak ayı tüketici enflasyonunda düzeltmeye gitmesinin ardından 2,2455'e kadar yükselmişti.

Bugün bankalararası piyasada dünkü kapanışa göre pozitif bir açılışla 2,2382 seviyesinden başlayan dolar/TL, 29 Ocak'tan beri gördüğü en düşük seviye olan 2,2283'ü gördükten sonra şu dakikalarda 2,2290 - 2,2340 aralığında dengelendi. Euro/TL ise en düşük 3,0136'yı gördükten sonra 3,0221 seviyelerinden işlem görüyor.

Analistler, bugün Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) faiz kararı ve yarın ABD’de açıklanacak tarım dışı istihdam verisinin döviz piyasasının yönü üzerinde belirleyici olacağını belirterek, dolar/TL'nin 2,24'in altında kalması durumunda 2,22 ve 2,21 destek seviyelerinin gündemde gelebileceğini tahmin ediyor. Akşam, (6.2.2014)

 

KRIZ: KARA CUMA MI GELIYOR?

ABD borsalarında önümüzdeki üç günün kritik olduğu ve 1929'daki gibi sert satışların yaşanabileceği belirtildi.

Borsalara yönelik gerçekleşen tahminleriyle finans dünyasında tanınan ekonomist Tom DeMark, Wall Street’in önümüzdeki 2-3 günde yüzde 40 değer kaybedebileceğini söyledi. DeMark, Wall Street borsalarındaki mevcut durumun 1929’da yaşanan ve borsaların dört gün üst üste değer kazandıktan sonra yüzde 48 değer kaybettiği Kara Cuma'ya çok benzediğini belirtti.

DeMark, “Piyasalar her gün bir gün önceki seviyeden daha düşük seviyede kapanmaya başladı. Yatırımcılar piyasaların hangi seviyeden kapandıklarına bakarak, ertesi güne daha düşük bir başlangıç bekliyor. Borsalarda işlem hacmi bu şekilde her geçen gün azalıyor. Her gün böyle devam ederse, negatif algı yerleşir ve Cuma günü açıklanacak ABD tarım dışı istihdam verisinin piyasalar üzerinde bir etkisi olmaz” dedi.

"YÜZDE 40 DEĞER KAYBEDEBİLİR"

Ekonomistten algının bu şekilde devam etmesi durumunda Wall Street’te yüzde 40 düzeltme yaşanabileceği uyarısı geldi.

CNBC’nin haberine göre DeMark, “Eğer bu şekilde devam ederse, Wall Street borsaları en yüksek seviyelerinden yüzde 40 değer kaybı yaşayabilir. Yani bu da S&P 500’ü 1100 puan seviyelerine çeker” dedi.

DeMark, “Piyasalarda 3 Eylül 1929’da da bugünküne benzer yüksek seviyelere çıkmıştı. Sonrasında devam eden 23 gün içindeyse Dow Jones Sanayi Endeksi’nin dip seviyesine indiği görüldü. 23 günün sonunda, piyasalar dört gün üst üste yükseldikten sonra Kara Cuma olarak bilinen günde yüzde 48 değer kaybetti. Şu anda içinde olduğumuz durum bu günlere çok benziyor. Bu yüzden önümüzdeki iki üç güne çok dikkat etmemiz lazım” dedi.

1929 yılında yaşanan büyük Wall Street çöküşü olarak bilinen Kara Cuma, ABD ekonomisinin en büyük ekonomik krizi olarak bilinen ve 12 yıl süren Büyük Buhran'ın başlangıcı olarak kabul ediliyor. ■ Akşam, (6.2.2014)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura