Diğerleri > Sis Çanı
26-06-2015
NELER OLDU 1-6 NİSAN 2015 (iş yapmak, altın, DEİ, yabancı sermaye, bölücülük, Dolar, kriz, yabancıya toprak, petrol)

Cihan Dura

26.6.2015


1.4.2015

İŞ YAPMAK: GÖNÜL KUMBARASI

İstanbul Üniversitesi’nde ders verdiği dönemde, koridorda, başı öne eğik, sıkıntılı halde dolaşan bir öğrencisini görür.
- Hayrola?
- Galiba ayrılıyoruz hocam.
- Nasıl yani?
- Sınava giremiyorum.
- Niye giremiyorsun?
- Harç yatıramadım.
- Kaç para lazım?
- Şu kadar lira.
Çıkarır, verir…
O an, bi de karar verir.
- Bedava okul açmam lazım.
*
Müjdat Gezen Sanat Merkezi, bugün, 25’inci kuruluş yıldönümünü kutluyor.
*
Dolunay Soysert, Şevket Çoruh, Gökçe Bahadır, Şebnem Bozoklu, Ezgi Mola, Yasemin Allen, Zuhal Topal, İlker Ayrık, Çağlar Çorumlu, Sevinç Erbulak, Ahu Türkpençe, Ahmet Saraçoğlu, Zeynep Kaçar, Merve Boluğur, Ömür Arpacı, Derya Karadaş, Mustafa Üstündağ, Arzu Yanardağ, Umut Kurt, Şeyla Halis, Berat Yenilmez, Betül Şahin, Bilal Çatalçekiç, Gonca Vuslateri, Ümit Çırak, Özlem Yılmaz, mezunlarından bazıları… Çalakalem yazdım, tam liste vermeye kalksam, gazeteye sığmaz. Çünkü,
25 senede 5 bin öğrenci yetiştirdi, 5 bin… Şu anda özel tiyatrolarda, izlenme rekoru kıran dizilerde aktif rol alan sanatçıların, yönetmenlerin, metin yazarlarının yüzde 70’i bu okuldan mezun.
*
Haldun Dormen, Türkan Şoray, Göksel Kortay, Engin Cezzar, Savaş Dinçel, Erol Keskin, Oğuz Aral, Kemal Sunal, daima örnek aldığım Kandemir Konduk, Umur Bugay, Emre Kongar, Sunay Akın, Alaattin Yavaşça, Melahat Pars, Mustafa Sağyaşar, Şakir Öner Günhan, Melih Kibar, Fatih Erkoç, Esin Engin, Erdal Atabek, Güngör Dilmen, Aliye Uzunatağan, Sadun Aksüt, Süheyla Altmışdört, Mustafa Alabora, Adnan Ataman, Seha Okuş, Fuat Güner, Hüsrev İsfendiyaroğlu, Gülgün Feyman, Tuncer Cücenoğlu, Cevat Çapan, Haşmet Zeybek, Çiçek Dilligil, Sevinç Erbulak,
gelmiş geçmiş hocalarından bazıları…
*
Tiyatro, hafif batı müziği, klasik gitar ve yazarlık bölümleri var. Özel bir jürinin önünde, yetenek sınavıyla giriliyor. Üç sene eğitim veriliyor. Mezun olanlar, milli eğitim tasdikli diploma alıyor.
*
Tamamen ücretsiz.
*
Peki ya okulun geliri nereden? Öğrencilere nasıl oluyor da yüzde yüz burs verilebiliyor? Ücretli kurslar sayesinde verilebiliyor… Konservatuar hazırlık, aktör stüdyo, diksiyon, Türkan Şoray Sinema Akademisi, Uğur Dündar Televizyon Okulu, Yılmaz Özdil Yazı Okulu gibi ücretli bölümler var.
Buralardan elde edilen gelir, yüzde yüz olarak, ücretsiz bölümlere aktarılıyor. Ayrıca, Müjdat Gezen Tiyatrosu’nun tüm gişe geliri de, olduğu gibi,
okula veriliyor.
*
Maddi bağış kabul edilmiyor. Kuruluş prensibi… İsterseniz çantayla para getirin, asla alınmıyor. Ama, piyano bağışlamak istediniz, gitar bağışlamak istediniz, o mümkün, teşekkür plaketiyle kabul ediliyor.
*
Okul, aynı zamanda “müze” gibi… Tiyatro tarihimize dair, eşsiz eşyaları barındırıyor. Mesela, İsmail Dümbüllü’nün fesi orada… İsmail Dümbüllü orta oyununda kavuk giyerdi, tuluatta fes giyerdi. Kavuk, Ferhan Şensoy’da, fes, Müjdat Gezen’de… Söz konusu fes, Kel Hasan Efendi’ye aitti, İsmail Dümbüllü’ye verdi, İsmail Dümbüllü Münir Özkul’a verdi, Münir Özkul Müjdat Gezen’e verdi, Müjdat Gezen de bu muhteşem emaneti, kendisinin el verdiği birine devredecek.
*
Müjdat Gezen Sanat Merkezi, 25 sene evvel, hem Cumhuriyetimizin hem Müjdat Gezen’in doğum gününde, 29 Ekim’de kuruldu. Ancak, kuruluş yıldönümü 1 Nisan’da kutlanıyor. Çünkü… 1 Nisan, rahmetli Savaş Dinçel’in doğum günü… 55 senelik arkadaştılar, kardeşten ileriydiler. Kenan Evren döneminde, ellerine ayaklarına zincir bağlandı, ikisi birlikte 21 sene hapisle yargılandılar. Suçları, kitap yazmak, karikatür çizmekti. Maalesef çok erken kaybettik ama, bu okul vesilesiyle Savaş Dinçel de anılmış oluyor, yaşatılmış oluyor.
*
Müjdat Gezen Sanat Merkezi, sadece genç sanatçıları yetiştirmiyor. İhtiyacı olan, duayen sanatçılara da sahip çıkıyor. “Sanatçı evi” var. Aktör, figüran, yönetmen, set işçisi, fark etmiyor… Hayatının son demlerinde dara düşmüş, evi barkı olmayan emektarlar, bu “sanatçı evi”nde kalıyor. Kira yok. Aidat yok. Hergün üç öğün yemekleri geliyor, tatlıları, meyveleri, içecekleri, çerezleri geliyor. Haftada bir gün doktorları geliyor, altı ayda bir hastanede genel kontrolden geçiriliyorlar. Ameliyat gerekiyorsa, ameliyat ettiriliyorlar. 7 gün 24 saat, otel gibi, temizlikleri yapılıyor. Çarşafları yastıkları değiştiriliyor, çamaşırları yıkanıyor. Hiç para ödemiyorlar. Sıfır lira. Ömürlerinin sonuna kadar burada kalıyorlar. Huzurla. Mutlulukla. Tüm masrafları, Müjdat Gezen Sanat Merkezi tarafından karşılanıyor. Son görev’e, cenaze namazına, okulun yöneticileri, öğrencileri katılıyor, cenaze masrafları dahi kimseye bırakılmıyor. Özellikle Yeşilçam’dan, aileleri-dostları tarafından terk edilen ve buraya sığınan öyle isimler var ki, kulaklarınıza inanamazsınız.
*
(Sanatçı evi’ni yazdığım için, Müjdat ağabey bana çok kızacak, eminim… Çünkü, haber yapılmasına izin vermiyor. Hiçbirinin rencide edilmemesi için, evin adresini bile parmakla sayılayacak kadar az kişi biliyor.)
*
Okulun gayrimenkulleri, Müjdat Gezen’in 55 senelik sanat hayatının birikimi. Servet değerinde. Sırf Kadıköy’deki köşkünü yıksan, 20 katlı apartman dikilir. Ama, parayla işi yok, gönül kumbarası var, insan biriktirmeyi tercih ediyor. O nedenle… Kendisine ait tapulu mallarını, resmen, 10 öğrencisine devretti. Ne eşine, ne çocuğuna… Öğrencilerine verdi. Müjdat Gezen Sanat Merkezi, Allah uzuuun ömür versin, Müjdat Gezen’den sonra, bu öğrencileri tarafından devam ettirilecek.
*
Gönül kumbarasının mevduat hesabı, bu akşam, Park Bosphorus Hotel’de toplanacak. Öğretmenler, öğrenciler, Türkiye’nin en renkli kadrosu, 25’inci kuruluş yıldönümü balosunda bir araya gelecek.
*
Nice 25 senelere.
*
Ve, bana hep sorarlar, Müjdat Gezen’in en çok hangi yönünü seviyorsun diye… Atatürkçüdür, kemik gibi cumhuriyetçidir, ağabeydir, dosttur, delikanlıdır, altı okka’dır, orası ayrı ama… Hepsinden önemlisi, Müjdat Gezen’i sevmek, yurttaşlık görevidir. Yılmaz Özdil, Sözcü, (1.4.2015)

ALTIN FİYATLARI ‘VERİ’ İLE YÜKSELİŞTE

Altın fiyatları, üç gündür süren değer kaybı sonrası yukarı yönlü hareket etti

Altın fiyatları, ABD’de özel sektör istihdam verisinin Mart ayında önceki aya göre daha yavaş artmasının Fed’in faizleri yakın bir zamanda yükseltmeyeceği beklentilerini güçlendirmesinin ardından, bir haftayı aşkın sürenin en hızlı artışını gerçekleştirdi.

Altının onsu bugün 1200 dolara kadar yükseldi. Bu yükselişle Kapalıçarşı’da çeyrek altın fiyatı düne oranla 1 lira arttı. ■ Sözcü, (1.4.2015)

 

2.4.2015

DEİ, İHRACAT: İHRACATTA DÜŞÜŞ DEVAM EDİYOR

İhracat rakamları çok, hem de çok önemlidir. İhracat rakamları dış talebi gösterir.
Üretim talep olursa artar. Talep iç talep ile dış talepten oluşur.

İç talep, halkın talebidir. Halkın talebi, halkın gelir imkânıyla sınırlıdır. Halkın gelirinin göstergesi milli gelirdir. Milli gelir rakamları önceki gün açıklandı. 2014 yılında halkın gelirinde önemli bir artış olmadığı görüldü.
Demek ki üretimin iç talepteki büyümeye dayalı olarak artma şansı yok.
İşte o zaman kalıyor geriye dış talep. Dış talep ihracattır.
İhracat artmalı ki artan ihracat talebini cevaplamak için üretim de artsın.
Önceki gün açıklanan milli gelir rakamları gösterdi ki 2014 yılında, iç talepteki yüzde 1.1 büyüme ve dış talepteki yüzde 1.8 büyüme sayesinde üretim yüzde 2.9 oranında artabilmiş. Ekonomi yüzde 2.9 oranında büyüyebilmiş.

İhracat üretim demektir
2014 yılında yüzde 2.9 büyümede, ihracattaki yıllık (TİM’e göre yüzde 4, TÜİK’e göre yüzde 3.8) büyümenin etkisi var.
Başka anlatımla, 2014 yılında ihracat artışı (az da olsa) üretim artışını ve büyümeyi sağladı.
Dün Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), mart ayı ihracat rakamlarını açıkladı. İhracat mart ayında yüzde 13.4 oranında geriledi.
Yılbaşından bu yana ihracatta gerileme devam ediyor. Ocakta yüzde 9.8 oranında, martta yüzde 13 oranında gerilemişti. Üç aylık gerileme yüzde 6.8 oldu.
Halbuki 2014 yılında ihracat ocak ayında yüzde 9.6 oranında, şubat ayında yüzde 4.3 oranında, mart ayında yüzde 4.3 oranında artmıştı. Üç aylık artış yüzde 6.2 idi.

Malları ucuzlattık
İhracat, geçen yılın 3 aylık dönemindeki yüzde 6.2 artışa karşı bu yıl üç ayda yüzde 6.8 geriledi.
Tekrarda yarar var. İhracattaki gerileme, dış talepte daralma demektir. Dış talep daralınca üretim daralır. Büyüme yavaşlar. Hatta ekonomi küçülmeye başlar.
İşte bunun için “Ne yapalım... Küresel pazarlar karışık... Bu kadar ihracat yapabildik” diyerek kadere razı olamayız.
TİM’in rakamları özellikle sanayi ürünleri ihracatındaki gerilemenin önemini sergiliyor. Yılın ilk üç ayında sanayi ürünleri ihracatında yüzde 13 azalma oldu.
Tekstilde ihracat gerilemesi yüzde 13.9 oranında. Hazır giyim ve konfeksiyonda yüzde 14.8 oranında.
İhracat gelirimiz azalırken, aynı malı daha ucuza satmamız da bir başka olumsuz bir gelişme. TİM’in verdiği bilgilere göre mart ayında ihraç ettiğimiz malların ortalama kilo fiyatı 1.35
dolar oldu. 2014 Mart ayında kilo fiyatı 1.60 dolar idi.
Yılın ilk 3 ayında ihraç ürünlerinde kilo başına ortalama 1.40 dolar ihracat geliri elde ettik. Geçen yılın aynı döneminde ihraç ürünlerinin kilo fiyatı 1.50 dolardı. ■ Güngör Uras, Milliyet, (2.4.2015)

DEI: DIŞ TICARET ZORLANIYOR!

Şubat ayına ilişkin dış ticaret verileri açıklandı. Buna göre şubat ayında ithalat yüzde 7.2 oranında düşüşle 17 milyar dolara gerilerken ihracat da yüzde 6 oranında azaldı ve 12.3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Böylece yılın ilk iki ayında ihracat toplamda yüzde 3.4 oranında azalmış oldu. İthalattaki düşüş daha hızlı olduğu için dış ticaret açığı da yüzde 25.7 oranında azalarak ilk iki ayda 9 milyar dolar seviyesine geriledi. On iki aylık dış ticaret açığında 81,5 milyar dolar seviyesi görüldü ve 2011 yılından bu yana en düşük seviye yakalandı.

Mevsimselliğe göre düzeltilmiş verilerde ise ithalattaki düşüş devam ederken ihracatın kısmen toparlandığı görülüyor. Ancak mevsimsel düzeltilmiş dış ticaret verilerinin aylık bazda çok fazla oynaklık göstermesi kısa dönem analizini biraz sorunlu yapıyor. Genel olarak baktığımızda, mevsimsel düzeltilmiş verilerde de son dört beş aylık dönemde ihracatın azalma trendinde olduğunu görüyoruz. Aşağıdaki grafik, mevsimselliğe göre düzeltilmiş dış ticaret verilerindeki gelişmeleri özetliyor.

 

İhracatın bölgelere göre detayına bakacak olursak Ana ihracat pazarımız olan Avrupa’ya toplam ihracatın şubat ayında yüzde 1.1 oranında azaldığını görüyoruz. Bunun da AB ülkelerine yapılan ihracatta görülen yüzde 4.3 oranında azalmadan kaynaklandığını hesaplıyoruz. AB harici Avrupa ülkelerine yapılan ihracat şubatta yüzde 10.1 oranında artmış. Bir diğer önemli ihracat pazarımız olan Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerine ihracat şubatta da azalmaya devam etti ve yüzde 6 oranında geriledi. İlk iki aylık rakamlara baktığımızda da benzer bir tablo söz konusu.
İthalatın detaylarına baktığımızda ise en yüksek gerilemenin yüzde 12.9 oranında azalma ile ara malları ithalatında olduğunu görüyoruz. Bu aslında imalat sanayiinde üretim temposunun oldukça yavaşladığına işaret ediyor. Bu azalmayı döviz kurunda görülen dalgalanmaların etkisi olarak değerlendirebiliriz. Diğer yandan yatırım malı ithalatında ilk iki ayda yüzde 2.5, tüketim malı ithalatında ise yüzde 5.7 oranında gerileme söz konusu.
Özetle, ithalat döviz kurunun etkisiyle hızlı bir şekilde azalıyor ancak döviz kurunun ihracat üzerine pek olumlu bir etkisi henüz yok. İmalat sanayiinde yavaş üretim ve ihracattaki düşük tempo 2015’te büyüme açısından ciddi soru işareti haline geliyor. ■ Deniz Gökçe, Akşam, (2.4.2015)

YABANCI SERMAYE: SİGORTA ŞİRKETLERİNİN YÜZDE 90’I YABANCI

Atatürk’ün talimatıyla kurulan Türkiye’nin ilk milli şirketi Anadolu Sigorta’nın Genel Müdürü Musa Ülken, Türkiye’de hayat sigortası dışında faaliyet gösteren 42 şirketin yüzde 90’ının yabancı olduğunu ifade etti

Atatürk’ün talimatıyla kurulan Türkiye’nin ilk milli şirketi Anadolu Sigorta’nın Genel Müdürü Musa Ülken, Türkiye’de hayat sigortası dışında faaliyet gösteren 42 şirketin yüzde 90’ının yabancı olduğunu ifade etti. Anadolu Sigorta’nın bu alanda pazar payının yüzde 13.2 olduğu bilgisini veren Musa Ülken, şunları söyledi: “Geçen yıl sektördeki hayat dışı prim üretimi artış oranı yüzde 9 olarak gerçekleşti. Biz Anadolu Sigorta olarak 2014 yılında prim üretimimizi yüzde 9.3 artırarak, 3 milyar 5 milyon TL’ye ulaştık. Verdiğimiz teminatlar ise Gayrisafi yurtiçi hasılanın yaklaşık 4 katını oluşturdu. Hayat dışı şirketler arasındaki toplam pazar payımız yüzde 13.2 olarak gerçekleşti. 2014 yılı itibarıyla en yüksek prim üretimini 824 milyon lirayla Kara Araçları (kasko) ve 780 milyon lirayla Kara Araçları Sorumluluk (zorunlu trafik sigortası) branşlarında elde ettik. Bu branşı sırasıyla, 503 milyon lirayla Yangın ve Doğal Afetler, 280 milyon lirayla Hastalık/Sağlık, 239 milyon lirayla Genel Zararlar ve 105 milyon lirayla Genel Sorumluluk branşı takip ediyor.” ■ Yeni Mesaj, (2.4.2015)

 

3.4.2015

 

BÖLÜCÜLÜK: SİZ, EDEV’İ HİÇ DUYDUNUZ MU?

Güneydoğu’da yalnız PKK, KCK yok, adını bile hiç duymadığınız başka yapılanmalar da var. Bunlar, örgütün yan kuruluşları gibi çalışır. Oradaki faaliyetlere izin vermemek de kimin haddine… Bu faaliyetlere belediyeler istemese de destek olmak zorunda. Aksi halde başlarının belaya gireceğini biliyorlar.
Devlet, dershaneleri kapatıyor. Ama Güneydoğu’da farklı dershaneler var. Açıkçası, devlet onları görmezden geliyor. Çünkü, onları görmeye kalkışırlarsa, “çözüm süreci”ne zarar vermiş olacakları için cezalandırılacaklarını biliyorlar.

BAKIN ORADA NELER OLUYOR?
Belki siz adını bile duymadınız ama Güneydoğu’da onlara “dershane” diyen de, “EDEV” diyen de var. Önemli bir bölümü terör örgütünün kontrolü altında olan Eğitime Destek Evleri’nin (EDEV) sayısı, yörede terör örgütünün etkisi yükseldikçe artıyor. Nasıl, dershaneler okula dönüştürülüyorsa, bunların bir kısmının okula dönüştürülmesi de örgütün planları arasında… Adeta, Milli Eğitim’e bağlı kurumlarmış gibi yasal kabul ediliyor.
12 belediyenin desteğiyle açılan Güneydoğu’da şimdilik 42 EDEV bulunuyor. Bunlara devam edenlerin sayısının da 7  bin civarında olduğu belirtiliyor. Bu evlerin bilinen işlevinin dışında asıl işlevi terör örgütünün dağ kadrosuna militan yetiştirmek. EDEV’lerde bulundukları sürece ilk görevleri şehir merkezlerinde eylemlere katılmak, deneyim kazandıkça eylemleri örgütün çıkarları doğrultusunda yönlendirmek. İkinci aşamada ise yetiştirilen bu kişilerin örgütün dağ kadrosuna kazandırılması…

BUNLAR SİZİ ŞAŞIRTMASIN
Güneydoğu’da 40 yıldır gazetecilik yapan ve gelişmeleri yakından izleyen gazeteci arkadaşım Raşit Kısacık‘a, “Peki, bu gelişmeleri devlet bilmiyor mu?” diye sordum. Şunları söyledi:
“Burada olup bitenleri devlet de biliyor bilmesine ama ‘çözüm süreci’ nedeniyle birçok şeye göz yumulduğu gibi buna da göz yumuluyor. EDEV’lerin öncelikli olarak kreş, anaokulu, ilkokul, ortaokullara dönüştürüleceği ve bunların yerel yönetimlere bırakılacağı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ise tamamen devre dışı kalacağı, bu okulların devlet okullarına alternatif olarak kurulduğu konuşuluyor.”
Şaşırdığımı söyleyince, meslektaşım “şaşırmayın” diyor ve daha şaşırtıcı olaylar anlatıyor.

Diyanet binasında  seçim propagandası

AKP hükümeti döneminde Ömer Demir‘i önce Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanlığı’na atadılar. Oradan Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkan Yardımcılığı’na verdiler. YÖK’ü tanır, işleri iyi yürütür diye Ankara’da kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü’ne rektör olarak ataması yapıldı. Ulus’ta bulunan tarihi ilk Başbakanlık, sonra Maliye Bakanlığı binasını bu enstitüye tahsis ettiler. Aradan tam 3 yıl geçti, üniversiteye bir öğrenci bile alınmadı. Yani, “öğrencisiz üniversite” modeli beğenilmiş olacak ki, Demir‘i bu kez ÖSYM Başkanlığı’na atadılar.
Ömer Demir‘in özelliği mi? Koyu bir partili olması, eşinin de Diyanet’te çalışması… Diyanet Uzmanı Zekiye Demir de, AKP’den adaylık başvurusunda bulundu. Hakkıdır, başvurabilir, yasa gereği o da istifa etti. Ama Diyanet’teki odasını kullanmaya devam etmek ise tek Zekiye Demir‘e özgü bir durum.

GÖRMEZ’İN GÖRMEDİĞİ ADAY
Her seçim döneminde olduğu gibi Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez imzasıyla yayımlanan genelgede, din görevlilerine camilerde politika yapmamaları uyarısında bulunuldu. Zekiye Demir, sanki adaylık için başvurmamış, sanki istifa dilekçesi vermemiş gibi her gün Diyanet İşleri Başkanlığı’na gidiyor, odasında oturuyor ve Diyanet’i kendisi için bir seçim karargahı olarak kullanıyor.
633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilat Kanunu’nun 25. maddesine göre bir din görevlisinin herhangi bir partiyi övmesi veya yermesi meslekten ihracı gerektiriyor. Ama aday olan, istifa eden kişinin Diyanet’te odasında oturması ve siyaset yapmasını Mehmet Görmez, açıkçası görmezden geliyor. Bu da rahatsızlık yaratıyor. Peki, 25. madde Ömer Demir‘in eşi Zekiye Demir‘i ilgilendirmiyor mu?

DİYANETÇİLER O PARTİYİ SEÇTİ
Adaylık nedeniyle Diyanet’ten istifa edenlerin sayısı 30’u buluyor. İkisi hariç tam kadro AKP’den adaylık başvurusunda bulunmuşlar. Diyarbakır il Müftüsü Nimetullah Erdoğmuş, HDP’den, Çorlu Kuran Kursu Öğretmeni Tülay Sormageç ise MHP’den aday adayı… Aralarında Samsun Müftüsü Hayrettin Öztürk, Erzurum MüftüsüHasan Çınar‘ın da bulunduğu diğer din görevlileri de yine AKP’den aday adayı… Yani Diyanet “AKP” diyor.
Emekli müftü CHP Milletvekili İhsan Özkes, TBMM’de unutulmaz hizmetlerde bulundu. Çok önemli konuları gündeme getirdi, halkın dini duygularıyla nasıl oynandığını, “AKP’nin cami yalanlarını” belgelerle ortaya koydu. CHP Genel BaşkanıKemal Kılıçdaroğlu, “Parti görevi”verildiğinde, Özkes‘in İstanbul Üsküdar’dan hangi koşullarda belediye başkan adayı yapıldığını, CHP’nin, Özkes gibi aydın din adamlarına ihtiyacı olduğunu bu süreçte mutlaka hatırlamalı… CHP’nin gösterişten uzak, halkın içinde olan Özkes gibi milletvekillerine de ihtiyacı var. ■ Saygı Öztürk, Sözcü, (3.4.2015)

DOLAR, KRİZ, EKONOMİ: GÜÇLÜ DOLAR EN ÇOK TÜRKİYE'YE TEHDİT

Oxford Economics’ten Adam Slater, Türkiye dahil beş ülkenin net emtia ihracatının GSYİH’ya oranı, özel sektör borçlarının GSYİH’ya oranı, toplam dış borçların GSYİH’ya oranı gibi bazı temel gösterglere bakarak sıkıntı içine girebileceklerini söyledi

Yüksek cari açığı nedeniyle Hindistan, Endonezya, Brezilya ve Güney Afrika ile birlikte ‘kırılgan beşli’ olarak tanımlanan Türkiye, şimdi de güçlü dolar karşısında en kırılgan ülkeler arasında gösteriliyor.

Oxford Economics’in kıdemli ekonomisti Adam Slater yazdığı raporda, “Bu konu kitaplarda doların güçlenmesinin gelişen ekonomiler için ihracat rekabetlerini ABD karşısında arttıracağı için iyi olduğu şeklinde geçebilir. Ancak güçlü doların gelişen ekonomilere zarar verebildiği bazı kanallar da var” dedi ve bunları dolar cinsinden borçların artması, emtia fiyatlarının düşmesi ve sermaye akışının kesilmesi olarak belirtti. Slater, Türkiye dahil beş ülkenin 6 temel göstergeye bakarak sıkıntı içine girebileceklerini söyledi. Bu göstergeler şunlar: Net emtia ihracatının GSYİH’ya oranı, özel sektör borçlarının GSYİH’ya oranı, toplam dış borçların GSYİH’ya oranı, kısa vadeli borçların döviz rezervlerine oranı ve 2014’ten bu yana borç ağırlıklı olarak hesaplanan para birimindeki hareketler.

Doların, ticaret ağırlıklı olarak hesaplandığında Haziran 2014 ile Mart 2015 arasında yüzde 12 yükseldiği kaydeden Oxford Economics, bu tür yükselişlerin nadir olduğunu belirtti. Slater, “Bu durum, gelişmekte olan ülkelerde negatif bilanço etkileri yaratarak büyümeyi etkileyebilir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin, şirket, banka ve hükümetlerin dolar borçları ile varlıkları arasında büyük uyumsuzluklar olduğu durumlarda bu daha belirgin hale gelir” dedi.

Slater, doların güçlenmesinin gelişen ülkelere bir olumsuz etkisinin de sermaye akışını, ABD’de faiz oranlarının yükselmesine bağlı olarak, azaltması olduğunu kaydederek, “Bu gelişmekte olan ülke para birimlerini zayıfl atarak, faiz oranlarının artmasına neden olarak veya bankacılık sisteminden likiditeyi emerek gelişen ülkelerde parasal ortamı sıkılaştırabilir” dedi.

Pozitif ayrışan ülkeler

Raporda, dolardaki yükselişe karşı kırılganlığı en az olan gelişen ülkelerse Güney Kore, Tayvan, Çin, Hindistan ve Filipinler olarak sıralandı.

Gelişen ülkelerden 392 milyar dolar kaçtı

Küresel sermaye gelişmiş ekonomilere geri dönüyor. ING’nin verilerine göre önde gelen 15 gelişmekte olan ülke geçen yılın ikinci yarısında, finans krizinden bu yana en büyük sermaye çıkışını yaşadı. 2014’ün haziran-aralık döneminde bu ülkelerden 392.4 milyar dolar kaçtı. ING Yatırım Yönetimi kıdemli gelişen piyasa stratejisti Maarteen- Jan Bakkum, dünyanın bazı bölümlerinin daha da kırılgan gözüktüğünü söyledi. Brezilya, Rusya, Kolombiya ve Malezya gibi emtia ihracatına bağımlı ülkelerin işlerinin zorlaştığını ifade eden Bakkum, Türkiye, Çin ve Tayland gibi aşırı borçlanan ülkeleri de riskli görüyor. ■ Dünya, (3.4.2015)

 

YABANCI SERMAYE: BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU, TEKSTİLBANK'IN YÜZDE 75,5'İNİN ÇİNLİ ICBC'YE SATIŞINA ONAY VERDİ.

 

Tekstilbank’ın, Çinli Industrial and Commercial Bank’a satışında sona yaklaşılıyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Tekstilbank’ın yüzde 75,5′inin Çinli ICBC’ye satışına onay verdi.

 

GSD Holding tarafından KAP’a yapılan açıklama söyle: “Şirketimiz’in Tekstil Bankası A.Ş.’nde sahip olduğu %75,50′lik payının, Industrial and Commercial Bank of China Limited (ICBC)’e satışı işlemine, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından onay verilmiştir. 29 Nisan 2014 tarihli hisse alım satım sözleşmesinde öngörülen olağan prosedürlerin tamamlanmasını takiben işlem kapanışı gerçekleştirilecektir.” Geçen yılın Nisan ayında ICBC, Tekstilbank’ın yüzde 75,5 hissesini 669 milyon liraya almak üzere ana ortak olan GSD Holding ile anlaşma imzalamıştı. Çinli Industrial and Commercial Bank of China, 3 trilyon dolar aktif büyüklüğü ile dünyanın en büyük bankası konumunda. ■ Sözcü, (3.4.2015)

 

4.4.2015

YABANCIYA TOPRAK: YABANCI YATIRIMCILAR EMLAK KONUT İHALELERİNE İLGİ GÖSTERİYOR!

Emlak Konut GYO Genel Müdürü Murat Kurum, “Dolardaki artış yabancı yatırımı getirir. Yabancılar ihalelere girmek istiyor. O konuda çok talep var ancak burada şirket kurmak ya da ortak bir girişim oluşturmak zorundalar” dedi.

İstanbul’un uydu kentlerinden biri olan Kayaşehir bölgesinde şu ana kadar 60 bine yakın konut yapıldığını söyleyen Emlak Konut GYO Başkanı Murat Kurum, son arsalara gelindiğini belirterek bundan sonraki projelerde üst gelire yönelik projelerin de olacağını söyledi.

Dolardaki artışı da yorumlayan Kurum, dolardaki artışın yabancı yatırımcıyı cezbettiğini belirterek, “Dolardaki artış yabancı yatırımı getirir. Yabancılar ihalelere girmek istiyor. O konuda çok talep var ancak burada şirket kurmak ya da ortak bir girişim oluşturmak zorundalar” dedi.

Emlak Konut GYO’nun İstinye’deki 158 dönümlük arazisi için geçtiğimiz haftalarda yapılan ihalede en yüksek teklifi 3.6 milyar lira ciro üzerinden 1.8 milyar liralık rekor idare payıyla Tahincioğlu-Nida ortaklığı vermişti. Murat Kurum, orayı bir sene önce 1 milyara peşin aldıklarını ancak 1.870 milyar teklif gelmesinin çok kazandıkları anlamına gelmemesi gerektiğini savundu. Kurum, “Biz yüzde 10 peşin alacağız, kalanı 4 yıla yayılacak. Bu risk aynı zamanda” değerlendirmesinde bulundu.

Ispartakule’de sosyal konutlar yapılacak

Kurum, diğer projeler hakkında ise şu bilgileri verdi: “Ispartakule’de orta ve alt sınıf için bir proje yapacağız. Metrekare fiyatı 3 bini geçmeyecek projede 2 bin-2 bin 500 adet konut yer alacak. Kağıthane’de ve Ankara’da proje olacak. Konya’da ihaleye çıktık. Hazırlık aşamasında. Denizli’de Nevşehir’de Niğde’de Bursa’da arsalar aldık. Zeytinburnu’nda çalışmalara başladık ancak bu yıl başlanmayacak. Maltepe’de yerimiz var.” ■ http://emlakkulisi.com/, (4.4.2015)

 

YABANCI SERMAYE: MOBIUS TÜRKIYE‘DEN ‘BESLENECEK‘

Ünlü yatırım gurusu Mobius'un şirketi Darby, Türkiye'deki Koza Gıda'ya ortak oldu. 1994 yılında kurulan İstanbul merkezli Koza Gıda, 20 ülkeden 85 firmanın 1.500 ürününü ithal ederek, Türkiye genelinde dağıtımını yapıyor.

YATIRIMCI Mark Mobius'un kurucusu olduğu, 894 milyar dolar tutarında varlık yöneten Franklin Templeton Fonu’nun özel sermaye kolu Darby, Koza Gıda'ya ortak oldu. TheLira'nın haberine göre Orta ve Doğu Avrupa, Latin Amerika'da, Asya’da öz sermaye ile uzun vadeli finansman yatırımı yapan Darby Özel Yatırım Fonu ile İstanbul merkezli Pera Capital Partners, Koza Gıda A.Ş'den pay satın almak için anlaşma imzaladığını duyurdu. 1994 yılında kurulan İstanbul merkezli Koza Gıda, yirmi ülkeden 85 firmanın 1500 ürününü ithal ederek Türkiye genelinde dağıtımını yapıyor. Darby Özel Sermaye Şirketi Yönetici Direktörü Burak Dalgın, Koza'nın güçlü yönetim ve cazip pazar konumlamasıyla çok iyi yapılanmış bir şirket olduğunu kaydederek, süren büyümesini destekleyeceklerini belirtti. ■Akşam, (4.4.2015)

 

5.4.2015

DEİ, DIŞ TİCARET: İHRACATTA IRAK KAYBI 2.3 MİLYAR DOLAR OLDU

Irak’a yapılan ihracattaki kayıp bu yılın Mart ayıyla birlikte 10. ayına ulaştı. Geçen yılın Haziran ayından bu yana bir önceki 10 aylık döneme göre kayıp 2 milyar 300 milyon doları buldu

TÜRKİYE’nin en çok ihracat yaptığı ilk 5 ülke arasında yer alan Irak’ta kan kaybı sürüyor. Geçen yıl Haziran ayında terör örgütü IŞİD’in Musul’u ele geçirmesi ve petrol fiyatlarının aynı dönemde yarı yarıya düşmesinden bu yana Irak pazarında yaşanan kayıp onuncu ayına ulaştı. 2014’ün Haziran ayı ile 2015’in Mart ayını kapsayan dönemde Irak’a yapılan ihracat bir önceki döneme göre yüzde 22.1 oranında azaldı. Söz konusu dönemde Irak’a yapılan ihracattaki kayıp 2.3 milyar dolara ulaştı.

DÜŞÜŞ SÜRDÜ

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) açıkladığı Mart ayı ihracat verilerine baktığımızda söz konusu ayda geçen yıla göre Irak yapılan ihracat yüzde 27.7 düştü. Irak’a ihracat Ocak’ta yüzde 17.7 ve Şubat’ta yüzde 25.8 oranında geriledi. Buna göre 2015’in ilk 3 ayında Irak’a 2.3 milyar dolar tutarında mal satıldı. Geçen yılın aynı döneminde 3 milyar dolar ihracat yapılmıştı. 2013 Haziran-2014 Mart döneminde Irak’a yapılan ihracat 10.4 milyar dolarken, 2014 Haziran-2015 Mart döneminde 8.1 milyar dolara geriledi.

EN ÇOK KAYIP TEMMUZ’DA

2014’ün Haziran ayından bu yana gerileyen ihracat sonucu; 2013’te 11.9 milyar dolar ihracat yapılmışken, 2014’te ihracat 10.8 milyar dolara geriledi. Verileri incelediğimizde Irak’a ihracatta dolar bazında en yüksek kayıp 2014’ün Temmuz ayında gerçekleşti. Söz konusu ayda bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 45.5 oranında yani 492 milyon dolar azaldı. 2014’ün ilk 5 ayında ise Irak’a yapılan ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11.5 oranında artış göstermişti.

Irak’a yapılan ihracattaki düşüşe karşın bu ülkeden yapılan ithalatta ise artış sürüyor. 2014’te Irak’tan yapılan ithalat yüzde 84.4 oranında artarak 268.5 milyon dolara yükseldi. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2015’in ilk 2 ayında Irak’tan 45 milyon dolarlık ithalat yapıldı. 2014’ün aynı dönemine göre ithalat artışı yüzde 0.3 ile sınırlı kalsa da ithalatta bir sıkıntı yaşanmadığı gözlendi. Yalnızca 2014’ün Kasım ayında bu ülkeden yapılan ithalat bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 42.6 geriledi.

PETROL FİYATLARI VURDU

Irak’ta yaşanan ihracat kaybına ilişkin görüştüğümüz Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Irak İş Konseyi Başkanı Şerif Ercüment Aksoy, iki ana etkenin söz konusu olduğunu kaydetti. Bunlardan ilkinin ve asıl olanının petrol fiyatlarındaki gerileme olduğunun altını çizen Aksoy, IŞİD’in ikinci planda kaldığını belirterek, ‘’Bizim insanımızın şöyle bir özelliği var. Kelle koltukta da olsa gidip malını bir şekilde satıyor’’ dedi. Petrol fiyatlarının düşmüş olması dolayısıyla Irak’ın bütçesinin bozulduğunu bu nedenle maaş ödemelerinin yapılamadığını anlatan Aksoy, Irak ekonomisinde ciddi bir durgunluğun baş gösterdiğini söyledi.

TÜRKİYE’YE BAKIŞ İYİ DEĞİL

Irak ekonomisinde petrol fiyatları nedeniyle yaşanan erozyon sonucu Türkiye’nin bu ülkeye yaptığı ihracatın da doğal olarak gerilediğini belirten Aksoy, “Irak’ın özelliği, biz bu ülkeye her çeşit malı satıyoruz. Kamu alımları azalmış durumda. Irak’ta zaten özel sektör yok denilecek durumda. Irak ordusu dağıtıldığında 750 bin insan işsiz kaldı. Bu aileleriyle birlikte 3 milyon insanın aç bırakılması demek. Bu insanlar terör dahil her yola sapıyorlar’’ bilgisini verdi.

Kuzey Irak ile yaşanan sorunlara değinen Aksoy, Türkiye’ye Erbil ile yakın olması yüzünden olumsuz bir bakış olduğunu söyledi. Aksoy, önümüzdeki hafta bakanların da katılacağı bir Türkiye-Irak iş konferansı yapmayı planladıklarını da bildirdi. Beji rafinerisinde Iraklı askerler olsa da bölgedeki IŞİD varlığı yüzünden üretimin durduğunu kaydeden Aksoy, Basra’daki ikinci büyük rafinerinin de petrol ürünleri talebini karşılamaya yetmediğini bu nedenle ülkenin ham petrol satarak işlenmiş ürünleri dışarıdan aldığını anlattı. ■Recep Erçin, Aydınlık, (5.4.2015)

 

ENFLASYON DIRENIYOR!

Mart ayında tüketici fiyatları yüzde 1.2 oranında arttı ve yıllık enflasyon yüzde 7.6’ya yükseldi. Ocak ayında yüzde 7.2’ye gerileyen enflasyon son iki aydır düşüş beklentilerini karşılıksız bırakıyor ve hem iç talepteki zayıf görünüme hem de petrol fiyatlarından gelen rahatlamaya rağmen yüzde 7.5 bandında direniyor. Kuşkusuz döviz fiyatlarında son aylarda görülen dalgalanma hem enflasyon beklentilerini hem de fiyat artışlarını etkilediği için enflasyonun düşmesini engelleyen faktörler arasında yer alıyor. Aynı zamanda gıda fiyatlarında görülen enflasyonist eğilimin devam etmesi enflasyonda daha hızlı bir düşüşün önüne geçiyor.

Tüketici fiyat endeksinin detaylarına baktığımızda, mart ayında gıda fiyatların yine enflasyonu yükselten ana etken olmuş. Aşağıdaki tabloda ana harcama grupları itibarıyla yıllık tüketici fiyatları enflasyonuna yapılan katkılar özetleniyor. Katkı rakamlarını o harcama grubundaki fiyat artış oranı ile o grubun endeks içindeki ağırlığını çarparak buluyoruz:

 

Tabloda da görüldüğü üzere, enflasyonda ana eğilimi belirleyen gıda, alkolsüz içecekler ve konut gruplarının (BİRİNCİ GRUP DEMEK) enflasyona katkısı mart ayında 4.7 puana yükselmiş. Enflasyon hedefinin yüzde 5 olduğu göz önüne alınırsa, sadece bu iki harcama grubundaki fiyat artışlarının enflasyon hedefini yakaladığını görüyoruz. Bu iki grubun enflasyon endeksindeki toplam payı ise yüzde 41.
Aşağıdaki grafik yurtiçindeki gıda fiyatları enflasyonunun seyrini dünya gıda fiyatları ile karşılaştırıyor:

 

Grafikte de görüldüğü üzere, dünya genelinde gıda fiyatları düşüş trendinde. Son bir yılda gıda fiyatları ortalama yüzde 15 oranında düşerken, yurtiçinde tam tersi bir durum söz konusu. Gıda grubu fiyatları son on iki ayda yüzde 14 oranında artmış ve yıllık enflasyona 3.4 puanlık katkı yapmış. Bu durumda enflasyonla mücadelede Merkez Bankası’nın işini zorlaştırıyor.
TÜFE’nin detaylarında diğer harcama gruplarına baktığımızda, ulaştırma grubunun enflasyona katkısının küresel petrol fiyatlarının da etkisi ile negatif olduğunu görüyoruz. Diğer harcama gruplarında da hem iç talepteki zayıflık, hem de enflasyon beklentilerindeki düzelmeye paralel bir şekilde düşüş söz konusu. Nitekim çekirdek enflasyon göstergeleri son üç dört aydır ciddi bir düşüş trendinde. Üretici fiyatlarında da, yıllık enflasyonun yüzde 11 olduğu dayanıksız tüketim malları (yine gıda ile alakalı) hariç tutulursa yıllık enflasyonun yüzde 2.5-3 arasına gerilediğini görüyoruz. Bütün bu faktörler, enflasyonda ana trendin aşağı yönlü olduğunu, ancak gıda fiyatlarındaki enflasyonist trendin bu görüntüyü bozduğunu gösteriyor. ■Deniz Gökçe, Akşam, (5.4.2015)

 

 

6.4.2015

BOP, IŞİD, BÖLÜCÜLÜK: “APTAL DEĞİLSE HERKES TÜRKİYE ÜZERİNDEN IŞİD’E KATILABİLİR”

Alman n-tv kanalından tartışılacak iddia: Aptal değilse herkes Türkiye üzerinden IŞİD'e ulaşabilir

Alman n-tv haber kanalı Türkiye üzerinden Suriye’de IŞİD’e katılanlar konusunu haber yaptı. Akçakale Gümrük Kapısı çevresinden Suriye’ye geçiş yapanlarla görüşen n-tv, gözü açık olanların hala rahatça sınırı geçebildiğini öne sürdü. “Aptal değilse, her isteyen IŞİD’e katılabilir” başlığıyla verilen haberde,” Türkiye, Suriye’ye geçmeye çalışan batılı militanlara karşı önlem aldığı güvencesini veriyor. Sınır güvenliğinin ne kadar kötü olduğunu, sınıra gidenler görüyor. Kaçakçıların IŞİD kontrolündeki Suriye topraklarına geçmesi sadece birkaç dakikalarını alıyor” diye yazdı.

“SINIRDAN 10 DAKİKADA GEÇİYORLAR”

Suriye’nin Tel Abjad bölgesinden Akçakale’ye kaçakçılık yapan Ahmed Ali adlı 18 yaşındaki kişiyle görüşen ve sözkonusu kişinin istediği zaman sınırdan rahatlıkla geçtiğini söylediğini aktaran n-tv, kendilerinin gözü önünde gümrük kapısının birkaç yüz metre ilerisinden sınır görevlilerinin gözü önünde, gün ışığında sınırı 10 dakika içerisinde geçtiğini iddia etti.

Süleyman ve Mustafa adlı gençlerin kendilerine istedikleri takdirde onları da Suriye tarafına geçirmeyi teklif ettiklerini aktaran n-tv, Türkiye’nin batı ülkelerinden IŞİD’e katılmak isteyenlerin transit geçiş yaptıkları ülke olduğunu savundu.

“TÜRKİYE EĞER İSTERSE GÜVENLİĞİ SAĞLAYABİLİR”

Türkiye’nin 900 kilometrelik Suriye sınırının uzunluğu nedeniyle sıkıntılar olabileceği savunması yaptığını kaydeden Alman n-tv kanalı, batılı güvenlik kaynaklarının, NATO’nın en büyük ikinci ordusuna sahip Türkiye’nin istemesi durumunda güvenliği sağlayabileceğini söylediklerini aktarıyor.

POLİS: SINIR SADECE SURİYELİ SIĞINMACILARA AÇIK

Akçakale’deki sivil polislerle de görüşen n-tv, sınırın sadece Suriyeli sığınmacılara açık olduğunu, Almanya ve İngiltere gibi ülkelerden gelen çok sayıda IŞİD sempatizanının geçişinin engellendiğini söylediklerine dikkati çekiyor.

“Türk makamlarının bildirdiğine göre, 1150 kişi Türkiye’den sınırdışı edildi. 12 bin 500 kişi içinse giriş yasağı konuldu. Ancak, Türkiye’ye giriş yasağı olmayan ve aptalca davranmayan bir kişi, illa Suriye’ye geçmek istiyorsa IŞİD’e katılmak için bir yol bulabilir” diye yazan n-tv, batı ülkelerinden IŞİD’e katılmak isteyenlerin sayısının azalmasına rağmen, insan kaçakçılarının 100 Dolar karşılığında sınırdan geçiş sağladıklarını iddia etti. ■ Ahmet Yıldırım, Sözcü, (6.4.2015)

 

PETROL FİYATLARI YÜKSELİŞTE

 

Petrol, İran ve Suudi Arabistan’ın attığı adımlar sonucu yükselişe geçti

Petrol, İran’ın nükleer program konusunda dünya güçleri ile vardığı uzlaşının OPEC üyesi ülkenin petrol arzını artırması tarihini belirsiz bırakmasının ardından ve Suudi Arabistan’ın Asya’ya petrol satışları için fiyatları yükselmesi ile artış gösteriyor.

Brent petrolün varil fiyatı yüzde 2.35 yükselişle 56.19 dolardan işlem görüyor.

Petrol geçen hafta perşembe günü yüzde 4′e yakın, cuma günü ise yüzde 3′üğn üzerinde değer kazanmıştı.

Samsung Futures Inc. emtia analistlerinden Hong Sung Ki, “İran’a uygulanan yaptırımlar hemen kaldırılmayacak. Dolayısıyla yakın zamanda arzda büyük bir değişiklik olmayacak. Suudiler, arz tarafından destek gelmesi ile fiyatları artırdı” dedi. ■Sözcü, (6.4.2015)

ME, MECLİS, BÖLÜCÜLÜK: 5 YILDA MECLİS'TE NELER YAŞANDI?: AKP VE PKK’YA ÇALIŞTI

TBMM 24’üncü yasama dönemini geçen Cumartesi gecesi sonlandırdı. Meclis, geride kalan 5 yılda AKP iktidarının kendi gücünü pekiştirmesi ve yandaşlarına çıkar sağlamak için çalıştırıldı. 24’üncü dönem yasama çalışmalarına, 24 Haziran 2011’de başlayan Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumartesi gecesi çıkartılan son torba yasayla çalışmalarını sonlandırmış oldu.

Bu kararda AKP’nin 7 Nisan’da milletvekili aday listelerini YSK’ya verilmesi ile birlikte Meclis’i çalıştıramama korkusunun etkili oldu. 24’üncü dönemde, 3 bin 751 saat çalışan Meclis, 421 kanun çıkardı.

BÖLÜNME ANAYASASI GİRİŞİME HALK ‘DUR’ DEDİ

Parlamentonun 24’üncü yasama döneminin ne kadar karanlık bir süreç olacağı daha ilk günden ortaya çıkmıştı. AKP iktidarı, 2010 referandumuyla kısmen değiştirebildiği Anayasa’yı, değiştirilemez maddeleriyle birlikte değiştirmek için Meclis açılır açılmaz harekete geçti.

‘Bu Meclis, tarihin ey yüksek temsil gücüne sahip’ diyerek yapmak istedikleri Anayasa’yı meşru göstermeye çalışan AKP iktidarı, CHP, MHP ve BDP’yi de yanına çekmeyi başarınca Meclis’te “Anayasa masası” kuruldu. Çok geçmeden yapılmak istenen şeyin bir bölünme Anayasası olduğu gün yüzüne çıktı.

Meclis’te kurulan bu tuzağı önce halk gördü. Yurdun dört bir yanında, on binlerce yurttaşın katılımıyla Milli Anayasa Forumları düzenlendi ve “Bölünme Anayasası’na geçit verilmedi. Komisyon, son olarak AKP’nin başkanlık sistemi dayatmasıyla felç oldu. Komisyon dağıldı.

Yerel seçim ve cumhurbaşkanlığı seçiminin yaşanacağı 2014 yılına gelindiğinde AKP-PKK pazarlıklarında yeni bir aşamaya geçildi. Hükümet verdiği sözlerin gereğini tek tek yerine getirmeye başladı. 2014 yılının Temmuz ayında, Abdullah Öcalan ve PKK yönetimine verilecek taahhütler konusunda hükümete ucu açık yetki verirken, pazarlık masasının her iki tarafına da güçlü bir dokunulmazlık zırhı kazandıran paket jet hızıyla Meclis’e getirilip yasalaştırıldı.

Bu yasa, Hükümetle ilgili olduğu kadar, doğrudan PKK için de çıkarıldığından Meclis açısından da bir ‘ilk’ olma niteliği taşıyordu. 1 Ekim 2014’te de aynı mahiyette bir de Bakanlar Kurulu kararı yayımlanarak, PKK ile hükümet arasında yürütülen açılım konusunda atılacak adımların usul ve esasları belirlendi.

İKTİDARA SİLAH DESTEĞİ

TBMM’nin 24’üncü yasama döneminde Türkiye’de, tarihinin en büyük toplumsal hareketi de yaşandı. İstanbul Gezi Parkı’nda başlayıp yurdun dört bir yanına yayılan Haziran ayaklanması, AKP iktidarının kimyasını bozdu. Erdoğan çareyi, polisi halkın üzerine sürmekte buldu. Ancak, polis şiddeti nedeniyle yaşanan ölümler sonrasında başlatılan hukuki süreçler, iktidara büyük sıkıntı yarattı. Polisi, iktidarın bekâsını silah zoruyla koruma yetkileriyle donatmak için fırsat kollanırken, Kobani eylemleri AKP’nin imdadına yetişti. Kısaca İç Güvenlik Paketi olarak adlandırılan ve toplumsal olayları bastırma konusunda polis ve mülki amiri geniş yetkilerle donatan paket yasama dönemi bitimine kısa bir süre kadar yasalaştırıldı.

TAYYİP NEREYE ‘ÖRTÜLÜ’SÜ ORAYA

Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturduktan sonra bile Meclis’e hükmetmeyi sürdürdü. Başbakanlık makamına tahsisli olan ve Erdoğan’ın bu görevdeyken siyasi ve uluslar arası operasyonlarda kullandığı örtülü ödenek, Meclis’in kapanmasına sayılı günler kala cumhurbaşkanlığı makamı için de ihdas edildi. Bu yasa geçtikten birkaç gün sonra da Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın yöneticisi olduğu TÜRGEV isimli vakfa üniversite kurması için Meclis’ten vize çıktı. ■Aydınlık, (6.4.2015)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura