Diğerleri > Sis Çanı
26-03-2014
NELER OLDU 1-6 MART 2014 (Gelir dağılımı, özelleştirme, yolsuzluk, yabancı sermaye, borçlanma, AB, altın, enflasyon, Dolar, seçimler, işsizlik, AB, dış ticaret)

Cihan Dura

26.3.2014


1.3.2013 

GELİR DAĞILIMI: FORBES DERGİSİ ‘EN ZENGİN 100 TÜRK‘ LİSTESİNİ AÇIKLADI

FORBES Türkiye, bu yıl dokuzuncusunu hazırladığı "En Zengin 100 Türk" listesini açıkladı. Geçen yıl 44 dolar milyarderinin olduğu listede 19 kişi bu unvanını kaybetti. Bu yıl listede 25 dolar milyarderi yer alıyor.

Forbes Türkiye'nin "En Zengin 100 Türk" listesine göre, geçen yıl üçüncü sırada yer alan Murat Ülker servetini 600 milyon dolar artırarak 3,7 milyar dolarla Türkiye'nin yeni "en zengini" oldu.

Forbes Türkiye'den yapılan açıklamaya göre, ForbesTürkiye, bu yıl dokuzuncusunu hazırladığı "En Zengin 100 Türk" listesini açıkladı. Geçen yıl 44 dolar milyarderinin olduğu listede 19 kişi bu unvanını kaybetti. Bu yıl listede 25 dolar milyarderi yer alıyor.

Forbes 100 listesinin zirvesinde de büyük bir değişiklik bulunuyor. Geçen yıl 3,4 milyar dolarla Türkiye'nin "en zengini" olan Ferit Şahenk'in serveti Garanti Bankası'ndaki değer kaybına bağlı olarak 2,1 milyar dolara geriledi ve listede bu yıl ancak altıncı olabildi.

Geçen yıl üçüncü sırada yer alan Murat Ülker ise borsadaki düşüş ve dolar kurundaki yükselişe rağmen servetini 600 milyon dolar artırarak 3,7 milyar dolarla Türkiye'nin yeni "en zengini" oldu.

Enka İnşaat'ın Borsa İstanbul'daki piyasa değerinin dolar bazında yüzde 18 artmasıyla Şarık Tara da servetini 500 milyon dolar artırarak listede ikinciliğe yerleşti.

"En Zengin 100 Türk" listesinde dikkat çeken önemli değişikliklerden biri de Sabancı Ailesi'nden altı, Koç Ailesi'nden de üç kişinin dolar milyarderi unvanını kaybetmesi oldu.

Forbes 100 listesinde Türkiye dışından iki milyarder bulunuyor. Amerika'da Chobani Yogurt markasıyla büyük bir başarı yakalayan Hamdi Ulukaya bu yıl servetini 1,4 milyar dolara yükseltti. KKTC'den Suat Günsel de 1,2 milyar dolarlık servetiyle listede yer buldu.

Forbes 100'de aileler sıralamasında da değişiklikler yer alıyor. Geçen yıl 12,7 milyar dolarlık toplam servetiyle Türkiye'nin en zengin ailesi olan Koçların serveti 3,8 milyar dolar azalarak 8,8 milyar dolara geriledi. Toplam serveti 8,9 milyar dolar olan Sabancılar ise "en zengin aile" unvanını Koç Ailesi'nden devraldı.

Forbes 100'ün Toplam serveti geçen yıl 117,8 milyar dolarken, bu yıl 92,8 milyar dolar oldu. Forbes100'ün ortalama serveti ise bu yıl 863 milyon dolara geriledi. Geçen yıl bu rakam 1 milyar 43 milyon dolardı.

Sektörler listesinin ilk üçünde gayrimenkul, enerji ve turizm bulunuyor. Gayrimenkulle 83, enerjiyle 82, turizmle ise 53 zengin faaliyet gösteriyor. Ayrıca, bu yıl listede 22 kadın yer alıyor. Geçen yıl 10 olan kadın milyarder sayısı ise 5'e geriledi. Kadınların toplam servet içindeki payı yüzde 20,6 olurken ortalama servetleri ise 870 milyon dolar olarak gerçekleşti.

 

- En zengin ilk 25 Türk

 

Forbes Türkiye'nin açıkladığı "En Zengin 100 Türk" listesinin ilk 25'inde şu isimler yer aldı:

 

İSİM

Şirket

2014 Serveti

(milyon dolar)

2013 Serveti

(milyon dolar)

1

Murat Ülker

Yıldız Holding

3.700  

3.100  

2

Şarık Tara

Enka İnşaat

3.300  

2.800  

3

Hüsnü Özyeğin

Fiba Holding

3.000  

3.100  

4

Erman Ilıcak

Rönesans Holding

2.800  

2.500  

5

Semahat Arsel

Koç Holding

2.200  

3.200  

6

Ferit Şahenk

Doğuş Holding

2.100  

3.400  

6

Rahmi Koç

Koç Holding

2.100  

2.900  

8

Suna Kıraç

Koç Holding

1.850  

2.600  

9

Filiz Şahenk

Doğuş Holding

1.800  

3.000  

10

Sinan Tara

Enka İnşaat

1.600  

1.400  

11

Ahsen Özokur

Yıldız Holding

1.550  

1.200  

11

Ali Ağaoğlu

Ağaoğlu İnşaat

1.550  

2.700  

13

Bülent Eczacıbaşı

Eczacıbaşı Holding

1.500  

1.700  

13

Faruk Eczacıbaşı

Eczacıbaşı Holding

1.500  

1.700  

13

Mehmet Emin Karamehmet

Çukurova Holding

1.500  

2.400  

13

Mehmet Nazif Günal

MNG Holding

1.500  

1.400  

17

Hamdi Ulukaya

Chobani Yoghurt

1.400  

1.100  

18

Mustafa Latif Topbaş

Bim

1.300  

1.700  

18

Mübariz Gurbanoğlu

Palmali Denizcilik

1.300  

1.200  

20

Ahmet Nazif Zorlu

Zorlu Holding

1.200  

1.400  

20

Suat Günsel

Yakın Doğu Üniversitesi

1.200  

1.100  

22

Ahmet Çalık

Çalık Holding

1.100  

1.700  

22

Aydın Doğan

Doğan Holding

1.100  

1.300  

24

Deniz Şahenk

Doğuş Holding

1.050  

1.700  

25

Murat Vargı

MV Holding

1.000  

1.000

Akşam, (1.3.2014)

 

ÖZELLEŞTİRME: ALTERNATİFBANK’IN KATARLILARA SATIŞINDA ALTERNATİF KAZANÇ

SPK, Alternatifbank’ın Katarlılar’a satışında insider trading (içeriden öğrenenlerin ticareti) tespit etti. Suçlanan kişi ise Anadolu Grubu’nu Özilhan’la birlikte kuran Kamil Yazıcı’nın kızı Hülya Elmalıoğlu.

Anadolu Grubu’nun temellerini İzzet Özilhan ile birlikte atan Kamil Yazıcı’nın kızı Hülya Elmalıoğlu, Alternatifbank’ın Commercial Bank of Qatar’a satışından hemen önce Borsa’da bankanın hisse senetlerini alıp satarak ticari menfaat sağlamakla suçlanıyor.

Hisseler uçuşa geçti

SPK’nın suç duyurusuna konu olan tespitlerine göre Anadolu Grubu’nda Anadolu Isuzu, Çelik Motor ve Efes Biracılık gibi şirketlerin de tepe yönetiminde bulunan Hülya Elmalıoğlu, 6 Aralık 2012’den itibaren Alternatifbank hisse senedi almaya başladı. Vatan gazetesinin 

Olağandışı fiyat ve miktar hareketlerine bakılarak anlaşılan bu alımların sonrasında Alternatifbank’ın satış haberi geldi. Gruptan 24 Aralık 2012 yani alımlar başladıktan 3 hafta sonra yapılan açıklamada, “Alternatifbank ana hissedarı Anadolu Endüstri Holding A.Ş, bankadaki çoğunluk hisselerinin satışı ile ilgili olarak Commercial Bank of Qatar ile görüşmelere başlanması hususunda anlaşmıştır” denildi. Elmalıoğlu’nun 7 Ocak 2013 tarihine kadar elindeki hisseleri sattığı anlaşıldı.

SPK Bülteni’ne yansıyan suç duyurusunda şu ifadeler kullanıldı: “Alternatifbank A.Ş. pay piyasasında 06.12.2012-07.01.2013 döneminde gözlenen olağan dışı fiyat ve miktar hareketlerinin mülga 2499 sayılı SPK Kanunu’nun 47/1-(A)-1 ve 6362 sayılı SPK Kanunu’nun 106/1 maddesinde tanımlanan bilgi suistimali suçunun unsurlarını oluşturması nedeniyle, işlemlerde sorumluluğu bulunan şahıslar hakkında 106’ncı madde kapsamında işlem yapılmak üzere, Kanun’un 115 inci maddesi uyarınca suç duyurularının yapılmasına karar verilmiştir.

1 ayda ikiye katlandı

Alternatifbank’ın Borsa’da sözkonusu tarihlerdeki fiyat seyrine bakıldığında satış haberinin çıkmasının ardından hissenin neredeyse yüzde 100’e yakın prim yaptığı dikkati çekiyor. SPK’nın incelediği tarihler yani 6 Aralık 2012 ile 7 Ocak 2013 tarihleri arasında Abank hisselerinde sert fiyat hareketi yaşanmıştı. 6 Aralık’ta 1.21 TL olan Abank hisseleri 7 Ocak’ta 2.09 TL’den kapandı. Hisseler 28 Aralık’ta 2.32 TL’ye kadar çıkmıştı.

Madde 106 ne diyor?

Bilgi suistimali

MADDE 106 (1) Doğrudan ya da dolaylı olarak sermaye piyasası araçları ya da ihraççılar hakkında, ilgili sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkileyebilecek nitelikteki ve henüz kamuya duyurulmamış bilgilere dayalı olarak ilgili sermaye piyasası araçları için alım ya da satım emri veren veya verdiği emri değiştiren veya iptal eden ve bu suretle kendisine veya bir başkasına menfaat temin eden;

a) İhraççıların veya bunların bağlı veya hâkim ortaklıklarının yöneticileri,

b) İhraççıların veya bunların bağlı veya hâkim ortaklıklarında pay sahibi olmaları nedeniyle bu bilgilere sahip olan kişiler,

c) İş, meslek ve görevlerinin icrası nedeniyle bu bilgilere sahip olan kişiler,

ç) Bu bilgileri suç işlemek suretiyle elde eden kişiler,

d) Sahip oldukları bilginin bu fıkrada belirtilen nitelikte bulunduğunu bilen veya ispat edilmesi hâlinde bilmesi gereken kişiler,

iki yıldan beş yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılırlar. Ancak, bu suçtan dolayı adli para cezasına hükmedilmesi hâlinde verilecek ceza elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

1.2 milyar TL değerle satıldı

Alternatifbank’ın yüzde 70.84’ünün Commercial Bank of Qatar’a (CBQ) satışı konusunda 18 Mart 2013’te sözleşme imzalandı. Yapılan açıklamada, hisse satın alma bedeli Banka’nın 30 Haziran 2013 tarihli konsolide finansal tablolarında yer alan bağımsız denetimden geçmiş UFRS’ye göre tespit edilen ana ortaklığa ait özkaynaklarının 2 katı olaracak şekilde belirlendi. Özkaynakları 585.08 milyon TL seviyesinde bulunan Abank, hesaplamalarına göre 1.17 milyar lira değer üzerinden satıldı. Satışa konu olan yüzde 70.84 hissesi değeri ise 828.9 milyon liraya (yaklaşık 460 milyon dolar) denk geliyor. CBQ, 16-27 Eylül 2013 tarihlerinde borsadaki ortaklara yaklaşık 2.90 TL fiyattan çağrı yaptı.

Elmalıoğlu'ndan açıklama

Hülya Elmalıoğlu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Alternatifbank hisse devri öncesinde, Borsa İstanbul’dan bir defaya mahsus olarak 191.750 TL tutarında, 125.000 adet hisse alımı için tarafımdan talimat verilmiştir. Yapılan bu tek işlem, tamamen şahsımla ilgili olup, anılan işlem, SPK tarafından incelemeye alınmıştır. Yasalara ve hukuk sistemine olan güvenim tamdır. Bu konunun adil bir şekilde sonuçlanacağı inancındayım. Konu yargıya intikal ettirildiğinden, bu aşamada başka bir açıklama yapılmasının doğru olmadığı kanaatindeyim" dedi. ■ Cumhuriyet, (1.3.2014)

 

YOLSUZLUK: KLEPTOKRASİ VE KALKINMA

İktidarda olanların yolsuzluğa bulaştığı ve zimmetlerine para ve mal-mülk geçirdiği rejimler “kleptokrasi” olarak adlandırılır. Otokratik rejimlerin büyük çoğunluğu belirli bir zümrenin mutlak hegemonyası altındaki rejimler olduğu için, aynı zamanda kleptokratiklerdir. Türkiye gibi “hibrit” (demokrasi ve otokrasi arası) rejimlerde de kleptokrasi oldukça sık görülen bir olgudur. Öte yandan tam demokrasi olan rejimlerde “kuvvetler ayrılığı” ilkesi ve bağımsız yargı tesis edilmiş olduğu için kleptokrasi geçerli olmaz. (Tabii ki bu rejimlerde de zaman zaman yolsuzluk olur ama bu sistemli bir yolsuzluğa dönüşmez.) 

Türkiye’de genelde sağ partiler, özelde de AKP için bir kısım seçmen gözünde şöyle bir kanaatin var olduğunu düşünüyorum: “Evet, bunlar kendilerine de yontuyorlar ama iş de yapıyorlar.” Böyle bir yaklaşımın toplumsal etik açısından ne kadar sorunlu olduğunu bir kenara bıraksak bile (bu mantıkla oy veren kesimlerin ellerine fırsat geçse aynı şekilde davranacağını düşünebiliriz), en azından böyle bir devlet yönetiminin kalkınma açısından kleptokratik olmayan rejimlerden daha iyi bir performans gösterip göstermediğini sorgulamamız gerekir. Ne de olsa kleptokratik rejimlerin savunucuları şöyle bir iddiada da bulunurlar: “Devlet bürokrasisi o kadar hantal ve iş yapmayı engelleyici ki, bu bağlamda toplum için faydalı işlerin oluşunu hızlandırmak yararlıdır. Bu “hızlandırma” karşılığında bazı komisyonlar ödenmesi de gayet doğaldır.” (Ancak, çoğu zaman bürokrasinin hantal ve kanunların “opak” olmasının bizatihi sebebi, bu tip komisyonların ödenebilmesi için açık kapı bırakmaktır. Açık ve şeffaf kanun ve prosedürler kleptokratik rejimlerin hiç ama hiç işine gelmez.)

 “Transparency International” adlı STK tarafından her sene bir “Yolsuzluk Algısı Endeksi” (Corruptions Perceptions Index) çalışması yapılmakta. (2013 yılı endeksinde Türkiye 53. sırada yer alıyor.) Bu çalışmada yüksek endeks değeri, düşük yolsuzluk oranı anlamına geliyor. (Endekste “91” değeri ile en az yolsuzluk olan ülkeler Danimarka ve Yeni Zelanda. En çok yolsuzluk olan ülkeler ise “8” endeks değeri ile Kuzey Kore, Afganistan ve Somali.) Bu endeksle ülkelerin GSYH artışı arasında bir ilişki kurulması durumunda, yolsuzluğun kalkınma üzerinde “menfi” bir etkisi olduğunu ve bazı seçmenlerin düşündüğünün aksine, “işini bilenlerden millete bir hayır gelmediğini” söyleyebiliriz.

Nitekim bize benzer nitelikteki 20 gelişmekte olan ülkenin yolsuzluk algı düzeyi ve son 10 yıldaki ortalama kişi başına GSYH artış oranı arasında bir regresyon yaptığımızda böyle bir ilişkiyi buluyoruz. (Kabul etmek gerekir ki, bulunan ilişkinin düzeyi çok güçlü değil, ancak kullanılan değişkenin yolsuzluk “algı” endeksi olduğunu ve toplumun “yolsuzluk” konusundaki değer yargılarının “sübjektif” olma ihtimalinin olduğunu da göz ardı etmemek gerekiyor. Daha kapsamlı bir çalışmada Dünya Değer Anketi (World Value Survey) verilerinden de yararlanmak gerekir.) 

Diğer ilginç bir saptama ise bugünlerde ekonomik olarak zorlanmakta olan gelişmekte olan ülkelerdeki hükümetlerin pek çoğunun 10 sene ve üzerinde bir süredir iktidarda olmaları. (Güney Afrika, Venezüela, Rusya, Arjantin, Brezilya, Türkiye, Hindistan, Endonezya ve Tayland). Bu ülkelerin 5 sene öncesine göre Yolsuzluk Algı Endeksi değerlerinin ortalaması % 8 oranında artmış. (Yani yolsuzluk algısında bir azalma söz konusu.)  Ancak aynı dönemde, tüm ülkelerin yolsuzluk değerindeki artış ise %20. Diğer bir ifadeyle, beklendiği gibi, söz konusu ülkelerde yolsuzluk Dünya ortalamasına oranla göreceli olarak artmış vaziyette.

Sonuç olarak, gelişmekte olan ülkelerde uzun süreli iktidarların, ister “iktidar yorgunluğundan” diyelim, ister “kadrolaşmadan” diyelim, ister “iş yapma yöntemlerinde ustalık kazanmalarından” diyelim, isterse de “erkler ayrımının zayıflamasından” diyelim, performanslarının düştüğünü söyleyebiliriz. ■ Dünya, (1.3.2014)

 

YOLSUZLUK: YOLSUZLUĞU SIFIRLAMAMIŞIZ!

Şimşek, dünyada 53’üncü sırada olduğumuzu açıkladı.

MALİYE Bakanı Mehmet Şimşek son dönemde yaşanan tartışmalara dikkat çekerek İngiltere merkezli uluslararası şeffaflık örgütünün bütün ülkelerin yolsuzluk algı endeksini ürettiğini belirtti. Bakan Mehmet Şimşek, dün Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) tarafından düzenlenen ve sektörün sorunlarının ele alındığı toplantıda konuştu. Şimşek, Türkiye’nin ekonomik karnesini sunumlar eşliğinde toplantıya katılanlara anlatırken toplantının basına açık kısmında son dönemde yaşanan tartışmalara değindi.Bakan Şimşek, şunları söyledi: 

MESAFE KATETMELİYİZ

“Türkiye’de şu anda en çok bu hususlar tartışılıyor. İngiltere merkezli uluslararası şeffaflık örgütü, bütün ülkelerin değerlendirmesini yapıyor. Yolsuzluk algı endeksini üretiyor. 2002 yılında biz sondan 37. sıradaymışız. Bizden daha iyi 64 ülke var. Bizim önümüzde kim var; Çin var, Meksika var, Brezilya var, 
İtalya var. Türkiye yolsuzluk algısında kötü ülkeler arasında. Şimdi 2013 yılına baktığınız zaman Türkiye 53. sıraya yükselmiş. Kaç ülke arasında 177 ülke arasında. Bizim gerimizde kim var? İtalya var, Brezilya var, Çin var, Meksika var,  Yunanistan var. Aslında Türkiye son dönemdeki tartışmaları önemli ölçüde siz de biliyorsunuz, siyasi motivasyonla yapılan tartışmalardır. Türkiye çok mesafe kat etmiştir. 53. sıra yakışıyor mu? Hayır yakışmıyor. Sıfırlamış mıyız? Hayır  sıfırlamamışız. Tabi ki mesafe katetmemiz lazım. Tabi ki daha da gelişme göstermemiz lazım. Hakikatten Türkiye mesafe katetmiştir.” ■ Hürriyet, (1.3.2014)

 

2.3.2013

YABANCI SERMAYE, SICAK PARA: YABANCI KAÇIYOR

Yüksek faize rağmen Türkiye ekonomisindeki kırılganlıklar ve siyasi endişeler nedeniyle yabancıların devlet iç borçlanma senedi portföyü bir haftada 1.18 milyar dolar, Fed’in tahvil alımlarını azaltacağını açıkladığı Mayıs 2013’ten bu yana ise 22.6 milyar dolar eridi.

Cari açık, döviz borçları ve sıcak paraya bağımlık gibi nedenlerle dünyanın en kırılgan ekonomilerinden biri olarak gösterilen Türkiye’de, 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla artan siyasi riskler sonrası piyasalardan yabancı kaçışı sürüyor. Merkez Bankası’nın (TCMB) yüksek faiz artırımı da Türkiye piyasalarından çıkışı engelleyemedi. Kur farkından arındırılmış verilere göre yabancıların satın aldığı devlet iç borçlanma senedi (DİBS) portföyü 31 Ocak - 7 Şubat haftasında 1 milyar 183 milyon dolar azaldı.

Kurlardaki yükselişi ve buna bağlı olarak sıcak para kaçışını döviz satışı ile engelleyemeyen Merkez Bankası, 29 Ocak’ta faiz artırımına gitmiş; politika faizi olan bir haftalık repo faizini yüzde 4.5’tan yüzde 10’a, gecelik borç verme faizini de yüzde 7.75’ten yüzde 12’ye yükseltmişti.

TCMB verilerine göre, yurtdışında yerleşik kişilerin mülkiyetindeki DİBS stoku kurlardaki düşüşe rağmen 7 Şubat itibariyle 47 milyar 243 milyon dolar oldu. Verilere göre, 31 Ocak haftasında DİBS stoku 47.12 milyar dolar olmuştu. DİBS stoku söz konusu haftada yükselmiş gibi gözükse de kur farkından arındırıldığında çıkış miktarı 1.18 milyar doları buluyor. Bir önceki haftada arındırılmış çıkış tutarı 662 milyon dolardı.

 Dokuz aylık kayıp 22.6 milyar dolar

Geçen yılın aynı döneminde 63 milyar 956 milyon dolar olan DİBS stoku bir yılda 16 milyar 713 milyon dolar yani yüzde 26.13 eridi. 17 Aralık operasyonu öncesinde DİBS stoku 55 milyar 170 milyon dolar seviyesindeydi. 13 Aralık 2013 verilerine göre DİBS stoku operasyonla birlikte 7 milyar 927 milyon dolar azaldı.

Türkiye ekonomik ve siyasi riskleri nedeniyle ABD Merkez Bankası’nın (Fed) tahvil alımlarını azaltma kararından en fazla etkilenen ülkelerden biri oldu. DİBS stoku, Fed’in tahvil alımlarını azaltacağını açıkladığı 22 Mayıs tarihinden önce 69 milyar 850 milyon dolar seviyesindeydi. Buna göre 17 Mayıs 2013 - 7 Şubat 2014 tarihleri arasında DİBS stoku 22 milyar 607 milyon dolar azaldı yani yüzde 32.3 eridi. DİBS stoku 2013 başından 17 Mayıs’a kadar 7 milyar 201 milyon dolar artmıştı.

 Hisse senetleri de yüzde