Diğerleri > Sis Çanı
29-04-2016
NELER OLDU 1-6 KASIM 2015 (Yabancıya toprak, tasarruflar, özelleştirme, borçlanma, Dolar, AKP, altın, işsizlik, devletçilik, Çin, seçimler)

Cihan Dura

29.4.2016

 


1.11.2015

YABANCIYA TOPRAK: YABANCILARIN KONUT ALIMI OTEL DOLULUK ORANINI DÜŞÜRDÜ!

Yabancıların konut alımı ve arkadaş evi desteği otel doluluklarını eylülde yüzde 12.4 düşürdü. TUROB Başkanı Bayındır, "2016 hedefimiz 2015 yılının altına düşmemek" dedi.

Uzun bayram tatili de otelcilerin yüzünü güldürmedi. Eylül ayı otel doluluk oranlan bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 12,4 düşerek yüzde 65,3 oldu. Turistik Otelciler, İşletmeciler ve Yatırımcılar Birliği (TUROB), Başkanı Timur Bayındır, "Belirsizlik ve endişeyle geçirdiğimiz 2015 yılının ardından, önümüzdeki 2-3 senenin kolay olmayacağı kesin. 2016 hedefimiz 2015 yılının altına düşmemek. Bu konuyla ilgili devletten de destek bekliyoruz" dedi.

24'üncü sıraya geriledi

Ülke bazında bakıldığında otel doluluklarında başı yüzde 91,6 ile Malta, ikinciliği yüzde 89 ile Macaristan alırken Türkiye bu sıralamada yüzde 65,3 dolulukla 24'üncü sırada yer aldı. TUROB, ağustos ayında olduğu gibi eylül ayında da Türkiye'nin en büyük düşüş yaşayan ve en düşük doluluk oranına sahip ülke olduğuna dikkat çekti.

İstanbul'a gelen kaldı

Son 3 yılda İstanbul'dan toplam 13 bin 60 konut alan yabancının İstanbul tatilinde tercihi ise ağırlıklı olarak kendi evi oldu. 2014'e göre konaklama tipinde kendi evinde konaklama yüzde 21,62, arkadaş ve akraba evinde konaklama ise yüzde 31,48 arttı. Bu durum otel doluluk oranlannı aşağıya çekti. İstanbul'a gelen turist sayısında artış yaşanmasına rağmen otel doluluklan aynı artıştan payını alamadı. İlde bir önceki yıla göre doluluk oranı yüzde 7,7 düşerek yüzde 70,3 oldu. 2014 yılının aynı ayında bu oran yüzde 76.1 olmuştu. Otel doluluk oranlan aynı dönemde Antalya'da yüzde 11, Ankara'da da yüzde 20,3 düştü.

Gelirin yüzde 80,9'u yabancılardan TÜİK'in açıklamasına göre turizm geliri temmuz, ağustos ve eylül aylarından oluşan 3. çeyrekte bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 4,4 azalarak 12 milyar 294 milyon 189 bin dolar oldu. Turizm gelirinin (cep telefonu dolaşım ve marina hizmet harcamaları hariç) %80,9'u yabancı ziyaretçilerden, %19,1 'i ise yurtdışında ikamet eden vatandaş ziyaretçilerden elde edildi. ■ Emlak Kulisi, (1.11.2015)

BORÇLANMA, TASARRUFLAR: TÜRKİYE BORÇLA AYAKTA DURUYOR

Tasarruf fakiri Türkiye, yatırım açığını, dış kaynakla kapatmak zorunda kalıyor.

Moody’s de bu konuda şu uyarıyı yapıyor: “Dış sermayeye bağımlılığı, yıllık dış borç oranı ve gergin siyasal ortam nedeniyle Türkiye, dış risklere karşı en hassas ülke”

Sıfırcı Hoca olarak da bilinen ABD merkezli uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, hazırladığı raporda Türkiye’nin de içinde olduğu Brezilya, Güney Afrika, Hindistan ve Endonezya’yı kritik 5 ülke olarak gösteriyor. Çeşitli uyarıların yapıldığı raporda, “Türkiye, dış sermayeye yüksek bağımlılığı ve yıllık dış borç oranının yanı sıra, yükselen siyasi riskler nedeniyle, bu beş ekonomi arasında dış risklere karşı en hassas ülkedir” deniliyor.

Türkiye’nin ortalama tasarruf oranı, yani toplam tasarrufların milli gelire, bir başka deyişle, gayri safi yurt içi hasılaya oranı oldukça düşük seviyede bulunuyor. O kadar ki, rakamlar, gelişmekte olan bu 5 ülke içinde en az tasarruf yaratanın Türkiye olduğunu gösteriyor.

Dünyanın en az tasarruf yapan ülkesiyiz. İç tasarruflar düşük olduğu için de yatırım-tasarruf açığını, dış kaynaklarla kapatmak zorunda kaldığımızı, bu nedenle cari açık verdiğimizi vurgulayan analistler şöyle diyor:

FAKİRLEŞME SÜRECİ KAPIDA

“Sonuçta dış borçlarımız artıyor. Bu denklem çözümsüzdür ve sürdürülemez. Dış borçlanma aynı hızda ve devamlı olmayacağına göre, eğer iktisat politikalarına yeni bir anlayış içinde bakamazsak, bu denklemin bir yerde kopması kaçınılmaz bir sondur. Koparsa, Türkiye 2003 yılından beri hazır yediklerini geri ödemek zorunda kalacak ve fakirleşme sürecine girecektir.”

Türk insanının son 15 yıldır tasarruf yaratamadığını vurgulayan analistler, “Kamu ve özel toplam tasarrufların milli gelire oranı yani ortalama tasarruf oranı 2000 yılı öncesi yüzde 20’nin üzerinde iken, şimdilerde bu oran yüzde 12.4 düzeyine kadar geriledi. Küreselleşme ve kontrolsüz piyasa sürecinde dünyadan kopmaya başladı” açıklamasında bulunuyor.

Son yıllarda tüketim eğilimi azaldı fakat aynı zamanda da durgunluk nedeniyle doğal olarak gelir artışı da durdu. Uzmanların genel görüşü şöyle: “Gelir artışı olmadan da tasarruf olmaz. Çünkü tasarruf, artan gelirin tasarrufa gitmeyen kısmıdır.”

Tasarrufta neden son sıradayız?

KRİZLER, YÜKSEK ENFLASYON VE FAİZ

1994’ten sonra, 2001 yılına kadar 4 kriz yaşandı. Ekonomik krizler yatırım ve tasarruf ortamını zedeledi. Yüksek enflasyon, 2012 yılına

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura