Diğerleri > Sis Çanı
18-08-2015
NELER OLDU 1-6 HAZİRAN 2015 (kriz, soykırım, dincilik, özelleştirme, enflasyon, yabancı sermaye, yoksulluk, işsizlik, faiz, borsa, seçimler, BOP, borçlanma)

Cihan Dura

18.8.2015


1.6.2015

KRİZ:  PİYASALAR ZAMAN AYARLI BOMBA GİBİ ÇÖKÜŞ BAŞLAYACAK

'Kriz Kâhini' olarak bilinen ABD'li ekonomi profesörü Nouriel Roubini, piyasalardaki likiditeyi "zaman ayarlı bomba"ya benzetti ve "Er ya da geç, iflas ve çöküşü tetikleyecektir" uyarısı yaptı.

Roubini, önde gelen kanaat önderlerinin düşünce ve yorumlarının yer aldığı "Project Syndicate" adlı sitede yayımlanan yazısında, başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere, önde gelen merkez bankalarının küresel krizden bu yana sıfıra yakın faiz politikaları izlediklerine dikkat çekti.

Bu bankaların, daralan ekonomiyi toparlanma sürecinde desteklemek için 
piyasalara bol miktarda likidite enjekte ettiklerine dikkat çeken Roubini, ancak giderek büyüyen likiditeninpiyasalarda sorunlar yaratabileceği uyarısında bulundu ve ekledi:

"Kısacası, merkez bankalarının likidite yaratması tahvil faizlerini düşük tutabilir ve
piyasalardaki hareketliliği azaltabilir. Bunun sonucunda, Fed'in beklenenden erken faiz artırımına başlaması, petrol fiyatlarının aniden yükselişe geçmesi ya da euro bölgesinde ekonomik toparlanmanın başlaması gibi sürpriz gelişmeler, herkesi pozisyonlarından hızlı çıkmaya yöneltecektir."

Böylesi gelişmelerin, özellikle ellerinde 
likit olmayan fonların bulunduğu yatırımcıları zararına satışa zorlayacağını vurgulayan Roubini, "Bu, makro likidite ve piyasalardaki likidite bir zaman ayarlı bombadır" uyarısında bulundu ve şöyle devam etti:

"Bu (
bomba), şimdiye kadar yalnızca tahvil faizleri ve hisse senedi fiyatları üzerinde kısa süreli oynaklıklar ve hızlı değişikliklere neden oldu. Ancak, zamanla, merkez bankaları likidite yaratmaya devam ettikçe, hisseler, tahviller ve diğer aktif piyasalarında fiyat balonları oluşturuyor. Yatırımcılar, likiditedeki artışın etkisiyle aşırı değerli varlıklara yöneldikçe, uzun sürecek bir krizin patlama riski de artıyor."

Bunun, finansal krize yönelik politika tepkisinin paradoksal sonucu olduğunu da vurgulayan Roubini, "Makro likidite balonları besliyor, ancak, 
piyasa likiditesi er geç, iflas ve çöküşü tetikleyecektir" uyarısı yaptı. ■ Bugün, (1.6.2015)

Borçlanma, halk: Vatandaş geçinmek için borçlanıyor

Maaşı enflasyon karşısında eridiği için ay sonunu getirmeyen vatandaş, çareyi tüketici kredisi almak, kredi kartı ve banka kartlarından faizle para çekmekte bulunca vahim bir tablo ortaya çıktı

Son bir yılda kredi kartından 48 milyar lira nakit avans çekip 29 milyar lira da ’artı para’ diye bilinen kredili mevduat kullanan vatandaş bankalardan 77 milyar lira faizli para çekti.

Aldığı maaş enflasyon ve kur karşısında eriyen vatandaş ay sonunu getiremiyor. Borcu borçla kapatarak ayakta durmanın yollarını arayan halk bir yılda bankalardan 77 milyar lira faizli para çekti.

Ekonomik darboğaz içine düşen vatandaş, çareyi tüketici kredisi almak, kredi kartı ve banka kartlarından faizle para çekmekte buldu. Borcu borçla çevirmeye başlayan vatandaş, son 1 yılda sadece tüketici kredisinden alınan faiz ve kâr payları için 31 milyar 636 milyon liralık faiz yükünün altına girdi. Kredi kartlarından 48 milyar lira nakit avans çeken vatandaş, 29 milyar lirada “artı para” olarak bilinen kredili mevduat kullandı.

Karttan nakit çekim

“Ay sonunu getirme” tabirini unutan vatandaş, ay başı itibariyle maaşları tükendiğinden, borç ödemelerini ve geçimlerini bu tür borçlanmayla sağlamaya çalışıyor. İşsiz durumda bulunan ya da çalıştıkları işletmelerden maaşlarını alamayanlar da, aynı yola başvurmak zorunda kalınca vahim bir tablo ortaya çıktı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile Bankalararası Kart Merkezi verilerinden yapılan belirlemeye göre, Nisan 2014’te 3 milyar 425 milyon lira olan yerli kredi kartlarından yurtiçi nakit avans çekim tutarı yüzde 25 artarak Nisan 2015’te 4 milyar 294 milyon TL’ye yükseldi. Bu yıl ocak-nisan döneminde çekilen nakit avans tutarı da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30 artarak 17 milyar 92 milyon TL’ye çıktı.

Ekonomik sıkıntıyla baş etmek için bankalara koşan vatandaşların nisan sonu itibariyle son 1 yılda çektiği nakit avans tutarı 47 milyar 956 milyon lira olarak gerçekleşti. 2014 yılının tamamında çekilen nakit avans tutarı 44 milyar 20 milyon lira olmuştu.

Aldığı maaşıyla geçinemeyen tüketiciler kredinin yanı sıra maaşını aldığı bankanın kendisine tanıdığı daha düşük faizli artı para hesabını da kullanmak zorunda kaldı. Hesaplarına tanımlanan kredili mevduata da başvurmak durumunda kalan vatandaşların mart sonu itibariyle son 1 yılda 29 milyar 566 milyon lira artı para çektiği gözlendi. Son bir yılda 29,5 milyar lira artı para ve 48 milyar lira nakit avansla birlikte toplam 77 milyar liranın üstünde bir para çekmiş oldu. Bu yılın ilk çeyreğinde kullanılan kredili mevduat tutarı da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 35 artarak 8 milyar 264 milyon lira olarak gerçekleşti. ■ Yeniçağ, (1.6.2015)

 

2.6.2015

 

“SOYKIRIM”: 'ERMENİLER, TERÖRİZM VE CİNAYETLERİ SİLAH OLARAK KULLANDILAR'

Yaklaşık 1,5 milyon Ermeni'nin öldürüldüğü iddialarının doğru olmadığına işaret eden McCarthy, 1912 ile 1921 yılları arasında 3 milyon Müslüman ve 100 bin Ermeni'nin öldüğünü söyledi.

ABD'deki Louisville Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Justin McCarthy, "Ermeniler, terörizm ve cinayetleri silah olarak kullandılar" dedi. 

 McCarthy, Avusturya'nın başkenti Viyana'da "Did You Know" (Biliyor musun) Derneği'nce düzenlenen "1. Dünya Savaşı ve Osmanlı'nın Doğusundaki Halklar" konulu konferansta, tarihin çok karmışık olduğunu belirterek, tarihi olayları değerlendirirken o dönemde yaşanan olayların dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

 "Ermeniler, terörizm ve cinayetleri silah olarak kullandı"

Osmanlı İmparatorluğu'nun Balkanlar'da, Ortadoğu'da ve Kafkasya'da savaş içinde olduğunu kaydeden McCarthy, Balkanlar'da 1,5 milyon Müslüman'ın öldüğünü söyledi. 

 Rusya'nın Kafkasya'yı işgal etmesinden sonra Ermeniler ile Müslümanlar arasında sorunların başladığına dikkati çeken McCarthy, "Ermeniler, terörizm ve cinayetleri silah olarak kullandılar" dedi. McCarthy, savaş sürecinde 5 milyon Müslüman ile 1,9 milyon Hristiyan'ın tehcir edildiğini vurguladı.

 Yaklaşık 1,5 milyon Ermeni'nin öldürüldüğü iddialarının doğru olmadığına işaret eden McCarthy, şunları söyledi: 

 "Bu tamamen yalan. Bu sayı tüm Ermeni nüfusundan bile daha fazla. Böyle olsaydı herkesin iki kere ölmesi gerekiyordu. Hastalık ayrım yapmaksızın herkesi öldürebilir. Tabii ki bu süreçte Türkler de ölmüştür. 1912 ile 1921 yılları arasında 3 milyon Müslüman ve 100 bin Ermeni öldü."

 "Ermeniler, Avurupa kamuoyunu domine etme gayreti içinde"

Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Norman Stone da Avusturya Meclisi'nde grubu bulunan partilerin, 1915 olaylarını kınayan bir bildiri yayınlamasını eleştirdi. Avusturya'nın Habsburg İmparatorluğu yıkılırken ne kadar insanın yerlerinden edildiğini bilmesi gerektiğini aktaran Stone, 1 milyon insanın Avusturya ve Almanya arasında göçe zorlandığını kaydetti.

 Tarihin tarihçiler tarafından değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Stone, "Ermeniler, Avurupa kamuoyunu domine etme gayreti içinde" değerlendirmesinde bulundu.

 "Soykırım" kavramının hukuki bir terim olduğunu ve isteyenin bunu her tarafa çekemeyeceğini anlatan Stone, meclislerden geçirilen kararların ve soykırımı inkar etme yasalarının insan haklarına aykırı olduğunu vurguladı.

 Provakatif soruya tepki

Konuşmaların ardından soru sormak üzere mikrofonu eline alan Ermeni kökenli bir kişinin, soru sormak yerine provokatif açıklamalar yapması tepkilere neden oldu. 

 Sorusunu sorması için defalarca uyarılan kişi, en sonunda McCarthy'ye, "Böyle konuşmak için Türk hükümetinden ne kadar para aldınız?" diye sordu. Bilim adamı olduğunu ve olayları objektif bir şekilde açıklamaya çalıştığını anlatan McCarthy, Türk hükümetinden tek kuruş para almadığını ve kimsenin de kendisine para teklifinde bulunmadığını ifade etti. McCarthy'nin açıklamaları, izleyiciler tarafından alkışlandı.

 Türkiye'nin Viyana Büyükelçiliği Birinci Müsteşarı Emre Karagöl ise Viyana'da 3 Türk diplomatın Ermeni teröristler tarafından katledildiğini hatırlattı. Dünyanın çeşitli ülkelerinde çok sayıda Türk diplomatın Ermeni teröristler tarafından öldürüldüğünü aktaran Karagöl, Türkiye'nin tarihin çarpıtılmasına, siyasete alet edilmesine ve Ermeni iddialarının tek gerçekmiş gibi sunulmasına karşı olduğunu vurguladı. ■ http://www.mehmetciktv.com.tr/, (2.6.2015)

SİYASAL İSLAM, DİNCİLİK: DİNCİLİĞİN TEMEL SERMAYESİ RİYAKÂRLIK

Dinciliğin bütün zamanlarda ve bütün toplumlarda hem temel göstergesi hem de temel sermayesi riyakârlıktır. Dinci, olduğu gibi görünmeyen ve göründüğü gibi olmayan bir varlıktır. İşi gücü insanları aldatmak, uğraşı sürekli gömlek değiştirmektir. Bunun içindir ki bütün dincilerin akıbetleri, er veya geç, dünya ve ahirette rezil olmaktır.

Dincinin temel karakteri riyakârlık olduğu için dinciyi dost edinenlerin sonu hüsran olur. Çünkü dincinin yıldızlar kadar uzak olduğu birinci gerçek, vefadır. Dinciliğin hareket noktasında Peygamber’in evladını katletme ihaneti bulunduğu için bütün dinciler derece derece birer haindir.

Dinciliğin temel göstergesi olan riya, Kur’an açısından bakıldığında en zararlı düşman sayılan şirkin en zehirli şeklidir.

Riya, Mevlana Celaleddin’in deyimiyle, ‘olduğu gibi görünmemek veya göründüğü gibi olmamak’tır. Riya, Maun Suresi’nin açık beyanına göre, örtülü bir din inkârı yani dinsizliktir. Ve en kötü dinsizliktir. Çünkü riya, sinsi ve kahpe bir tahripçidir. Bu yüzden riya, son Peygamber tarafından gizli şirk olarak adlandırılmıştır.

Allah’a giden yola en amansız pusuyu kuran ve dini içinden çürüterek insanlığı bunalıma ve onursuzluğa mahkûm eden bir numaralı illet, riyakârlıktır. Bütün erdirici ve yaratıcı atılımların belini kıran ve insanoğlunu hiçliğe esir ederek ömür sermayesini boşa harcatan kahredici bir beladır riyakârlık. Bu belaya çarpılmış birey ve toplumlar kalıcı, huzur ve mutluluk getirici hiçbir değer üretemiyorlar. Çünkü riya, güzeli ve iyiyi öldürmekle kalmaz, güzele ve iyiye yönelik ümitleri de mahveder.

Kur’an’ın ve Son Peygamber’in hayatının incelenmesi bizi şu sonuca götürüyor:

Riyakârlıkla icra edilen en ideal ibadetlerden, samimiyet içinde işlenen en büyük günahlar bile yeğdir. Çünkü birinci halde, ibadetin karşılığı olmadığı gibi, ümit ve bekleyiş de silinir. İkinci halde ise ümit ve bekleyiş vardır. Çünkü eksiğini, günahını bilen kul, Allah önünde boyun büker ki, en emin kurtuluş yolu budur.

Rahatlıkla diyebiliriz ki, Allah’a kulluk ve sonsuz kurtuluş konusunda “Hiçbir şey yapamadım” itirafı, “Her şeyi yaptım” iddiasından çok daha üstün ve çok daha erdiricidir. Çünkü birincide riya söz konusu değildir. Bu yüzdendir ki, gerçek dindarlar, Allah karşısında ibadetleri değil, boyun büktüren eksikliği tercih etmişlerdir. Kur’an’ın önerdiği ahlakın en ideal şekli kabul edilen melâmet de budur. Melâmet gerçeği bize göstermektedir ki, tamlık kapısından Allah’a gitmek, hemen hemen hayal ve muhaldir; insana yakışan, eksik ve boyun büküklük kapısından Hakk’a sığınmaktır. Çünkü bu ikinci kapı, gizli şirk olan riyaya asla geçit vermez. Ve gizli şirkin giremediği bir gönül, sonsuz kurtuluşa mutlaka erer.

RİYANIN BİR NUMARALI MALZEMESİ: NAMAZ

Hem Kur’an hem de Hz. Muhammed, riya konusunu örneklendirmede namazı seçmektedir. Bilindiği gibi, namaz, Müslümanın hayatında en sık ve yoğun biçimde yer alan bir ibadettir. Böyle olunca vitrinlenme ihtiyacı duyan riyakâr ruhun en verimli istismar metaı namaz olacaktır. Dincilerin en düşkün oldukları şov da namaz şovudur. Durmadan namaz şovu yaparlar. Vakitli vakitsiz, abdestli abdestsiz, yerli yersiz.

Maun Suresi, riya bulaşan namazları kılanları lanetleyerek dinciliğin bu temel istismar metaını yerle bir etmiştir. Bu ölümsüz mesajda şöyle deniyor:

“Lanet olsun o namaz kılanlara ki namazlarından gaflet içindedirler. Riyaya sapandır onlar/gösteriş yaparlar.” (Maun, 4-6)

Yakasını riyaya kaptırmış kitlelerin din adına durmadan cami duvarı dikmelerinin sırrı da budur. Bu insanlar hep cami yaparlar ama o camilerin insan yaptığını göremezsiniz. Ne ilginçtir ki, Hz. Muhammed, mabet sayısını artırmayı, mabetleri görkemli yapmayı, süslemeyi ümmetler için çöküş alâmeti olarak gösteriyor. Bunun sebebi, işte şurada izaha çalıştığımız gerçekte saklıdır.

Kur’an’dan çıkarılabilecek en hayatî ilkelerden biri de şudur: Günahtan korkma, şirkten ve onun en kahpe şekli olan ikiyüzlülükten kork. Çünkü Allah, günahını itiraf edip boyun bükenleri affedecektir. Ama şirke bulaşanları asla affetmeyeceğini açıkça bildirmiştir. ■ Y. Nuri Öztürk, Aydınlık, (2.6.2015)

 

3.6.2015

AKP İKTİDARI 47 MİLYAR DOLARLIK ÖZELLEŞTİRME, 151 MİLYAR DOLARLIK DEVLETLEŞTİRME YAPTI

Bildiğiniz gibi özelleştirme, kısaca, devletin ekonomideki payının azaltılması olarak tanımlanır. Böylece devlet ticarette vatandaşa rakip olmaz. Devlet tam kamusal ve yarı kamusal malları üretir ve gelir dağılımda adaleti gözetir. Bu arada piyasaların işleyiş kurallarını koyar ve denetler.

Niye yaptık bu tanımı?

Şundan yaptık, çünkü AKP iktidara piyasa dostu olduğunu söyleyerek geldi. Ama devletçi bir partiye dönüştü.

Nasıl mı?

Şöyle; AKP hükümetleri döneminde 47 milyar dolarlık özelleştirme yapıldı. Ama son üç yılda 151,2 milyar dolarlık devletleştirme yapılıp vatandaşın şirketleri ve parası devlete aktarıldı. Böylece devlet ekonomide ticaret yapan ve vatandaşın cebinden parasını alıp lüks harcamalarda kullanan bir araca dönüştü. Hatırlayacaksınız Turkcell, Digiturk şirketleri devletleştirildi ve yönetimine siyasi iktidara yakın kişiler getirildi. Yine 4000 özel dershane devletleştirildi.

Bu arada sadece son üç yılda devletin lüks harcamalarını karşılamak için vergiler ve kamu fiyatları yüzde 6 oranında artırıldı. Böylece son üç yılda toplam 128,7 milyar dolar tutarında para vatandaşın cebinden ilave olarak alındı. Dolayısıyla devletin ekonomi içerisindeki payı artırıldı. Yani kamu harcamalarının milli gelir içerisindeki payı yüzde 33’ten yüzde 40’a yükseldi. Halbuki son üç yılda lüks ve popülist kamu harcamalarına giden 128,7 milyar dolar vatandaşın cebinde kalsaydı çok daha verimli olarak kullanılabilirdi.

İşte son üç yılda devlete aktarılan özel sektöre ait şirketler ve iktidarın lüks tüketimini ve popülist harcamalarını karşılamak için alınan ilave paranın tutarı 151,2 milyar dolara yükseldi. Bu arada devletin kuracağı üç katılım bankasının maliyetinin bu rakamlara dâhil olmadığını hemen belirtelim.

Anlayacağınız AKP iktidarı, devleti, sürekli büyüyen ve her şeyi yiyerek tüketen canavara yani Leviathan’a dönüştürdü. ■ Süleyman Yaşar, Taraf, (3.6.2015)

ENFLASYON YİNE YÜKSELİŞTE

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2015 Mayıs ayında Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yüzde 0,56, Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) yüzde 1,11 arttı.

Senelik enflasyon ise yüzde 8,09 oldu.

Tüketici fiyatları 2015 Mayıs ayında yüzde 0.56 ile beklentilere paralel arttı ve yıllık enflasyon yeniden yüzde 8.0’in üzerine yükseldi. Banka ve aracı kurum ekonomistleri yüzde 0.60 – 0.65 dolayında artış bekliyordu. Mayıs’ta yurt içi üretici fiyatları da yüzde 1.11 arttı.

TÜİK verilerine göre, TÜFE yılın ilk beş ayında ayına göre yüzde 5.30 ve yıllık bazda da yüzde 8.09 yükseldi. On iki aylık ortalamalara göre enflasyon da yüzde 8.45 olarak gerçekleşti.

TÜİK verilerine göre, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE), ilk beş aylık artış yüzde 5.22 ve yıllık artış da yüzde 6.52 oldu. Yurt içi üretici fiyatlarında on iki aylık ortalamalara göre yıllık artış da yüzde 6.98 oldu.

Tüketici fiyatlarında aylık en yüksek artış yüzde 10,06 ile giyim ve ayakkabı grubunda olurken, fiyatlar ulaştırmada yüzde 1.76, lokanta ve otellerde yüzde 1.20, eğlence ve kültürde yüzde 1.08 ve ev eşyasında yüzde 0.82 arttı.

Aylık en fazla düşüş yüzde 2.68 ile gıda ve alkolsüz içeceklerde gerçekleşirken, fiyatların düşüş gösterdiği bir diğer grup da yüzde 0.16 ile haberleşme oldu.

Fiyatlarda yıllık bazda en fazla artış yüzde 13.44 ile lokanta ve oteller grubunda gerçekleşti.

Bu grubu, yüzde 12.81 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde 9.79 ile çeşitli mal ve hizmetler, yüzde 8.70 ile eğlence ve kültür ve yüzde 8.32 ile konut izledi.

Mayıs 2015’te endekste kapsanan 426 maddeden; 67 maddenin ortalama fiyatlarında değişim olmazken, 269 maddenin ortalama fiyatlarında artış, 90 maddenin ortalama fiyatlarında ise düşüş gerçekleşti.

Üretici fiyatlarında en yüksek aylık artış ham petrol ve doğalgazda

Bir önceki aya göre endekslerin en fazla artış gösterdiği alt sektörler; ham petrol ve doğalgaz ürünlerinde yüzde 10.75, kok ve rafine petrol ürünlerinde yüzde 8.39, bilgisayarlar ile elektronik ve optik ürünlerde yüzde 2.63 olarak gerçekleşti.

Buna karşılık üretici fiyatları elektrik, gaz üretim ve dağıtımında yüzde 2.73 ve diğer madencilik ve taşocakçılığı ürünlerinde yüzde 1.29 düştü. ■ Taraf, (3.6.2015)

 

4.6.2015

YABANCI SERMAYE: AK PARTI ÇOK IYI IŞLER YAPTI, YABANCI YATIRIMCILAR TÜRKIYE'YE AKIN ETTI

MHP Uşak milletvekili adayı Yılmaz, "AK Parti iktidara geldiğinde önemli düzenlemeler yaptı. Yabancı yatırımcı da ülkemize akın etti" dedi.

ESKİ Merkez Bankası Başkanı ve MHP Uşak milletvekili adayı Durmuş Yılmaz, Türkiye'nin mevcut ekonomisini büyütmesi gerektiğini, aksi takdirde 2023 hedeflerine ulaşmanın mümkün olmadığını ifade etti. Yılmaz, bunun içinde reformlar yapılması gerektiğini savunarak, Türkiye'nin 2023 hedeflerine ulaşması için yıllık ortalama yüzde 6-6,5 büyümesi gerektiğini kaydetti. AK Parti'nin iktidara geldiğinde hukuk sisteminde yaptığı reformların önemli kazanımlar sağladığını anlatan Yılmaz, şöyle dedi: "2002'de AK Parti iktidara geldiğinde çok düzgün işler yaptı. Hukukta çok önemli düzenlemeler yaptı. Bunun üzerine yabancı yatırımcı akın etti ülkemize, 2002'den sonraki ilk yılda 22 milyar lira sermaye geldi ülkemize. Yılmaz, yaptığı açıklamada, Merkez Bankası'yla ilgili de, "Merkez Bankası Kanunu'nun bu haliyle herhangi bir değişikliğe ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum. Ama siyasi iktidarlar isterlerse Merkez'e birden fazla yazılı hedef verebilir" dedi. ■ Akşam, (4.6.2015)

YOKSULLUK: 50 TL YARDIM SÖYLENTİSİ İZDİHAM YARATTI

İstanbul Esenyurt'ta belediyenin muhtaç ailelere 50 lira yardım yapacağı söylentisi izdihama neden oldu.

Kıraç'ta belediye ek binası önünde toplanan çoğu kadın yüzlerce kişi saatlerce bekledi. Kalabalık içeri girmek için kapıya yüklenince ezilme tehlikesi geçirenler oldu.

Sonunda 50 lira yardım yapılmayacağı, sadece muhtaç kişilerin adlarının listeye yazılacağı açıklandı. ■ Bugün, (4.6.2015)

 

İŞSİZLİK: 2 MİLYON 850 BİN KİŞİ İŞSİZ

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, NTV Ankara İstihbarat Şefi Ahmet Ergen’in sorularını yanıtladı. Çelik, Türkiye’deki işsiz sayısının 2014 sonu itibariyle 2 milyon 850 bin kişi olduğunu söyledi.

TÜİK rakamlarına göre Şubat itibariyle işsizlik 3,2 milyon kişinin üzerinde. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na göre de Türkiye’de işsiz sayısı 6,2 milyon. MHP Lideri Devlet Bahçeli ise seçim mitinglerinde her 4 gençten birinin işsiz olduğunu söylerken, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, işsiz sayısını 3 milyon olarak gösterdi. ■ Sözcü, (4.6.2015)

 

5.6.2015

YABANCI SERMAYE: MİTSUBİSHİ, TÜRK ŞİRKETE ORTAK OLDU

Türk şirkete dünya devi ortak... Japon Mitsubishi, Çalık Enerji'den hisse alacağını açıkladı.

Japon Mitsubishi Corporation Çalık Enerji'den hisse alacağını açıklarken, Japonya'da yayımlanan Nikkei gazetesi şirketin Çalık Enerji'ye 10 milyar yen (80.5 milyon dolar) yatırım yaptığını belirtti.

Nikkei gazetesinde yer alan haberde, Mitsubishi'nin bu yatırımla Ortadoğu ve Orta Asya'daki enerji sektörü faaliyetlerini güçlendirmeyi amaçladığı belirtildi. Nikkei haberine göre şu anda Çalık Enerji'de yüzde 10 hissesi bulunan Mitsubishi'nin ileride bu payı artırmayı değerlendirebileceği ifade edildi.

Çalık Holding'in internet sitesinde yer alan bilgiye göre holdingin 6.3 milyar lira olan 2014 gelirlerinin 3.5 milyar lirası, yani yüzde 56'sı enerji iş kolundan geldi. Mitsubishi'nin internet sitesinde yer alan açıklamada, anlaşmanın personel değişimini de kapsayacağı belirtildi. Açıklamada Çalık Enerji'ye yapılan yatırımın tutarı ve alınan hissenin oranı belirtilmedi.

Çalık ve Mitsubishi'nin ortaklığının 1990'larda Orta Asya'da santral inşaatlarıyla başladığına dikkat çekilen açıklamada, Türkmenistan'daki 1.3 milyar dolarlık Garabogaz Gübre Fabrikası'nın inşaatında da iki şirketin beraber çalıştığı hatırlatıldı. ■ http://www.ntv.com.tr, (5.6.2015)

FAİZ: FED NEW YORK BAŞKANI DUDLEY: FAİZ ARTIŞI BU YIL BAŞLAMALI

ABD Merkez Bankası (Fed) New York Başkanı William Dudley, ekonomik büyüme açısından bazı belirsizlikler olmasına karşın, Fed'in faiz artışına bu yıl içinde başlamasının mümkün olduğunu belirtti

ABD Merkez Bankası (Fed) New York Başkanı William Dudley, ekonomik büyüme açısından bazı belirsizlikler olmasına karşın, Fed'in faiz artışına bu yıl içinde başlamasının mümkün olduğunu belirtti.

Minnesota Ekonomi Kulübü'nün Minneapolis kentinde düzenlediği toplantıda konuşan New York Fed Başkanı Dudley, Fed'in ilk faiz artışına ekonomideki yavaşlamaya rağmen bu yıl içinde gidebileceğini ifade etti.

Dudley, iş gücü piyasasının iyileşmeye devam etmesi ve enflasyon beklentilerinin sabit kalması halinde parasal normalleşmeye bu yıl başlanması kararını destekleyeceğini belirterek, "Ben halen şartların yılın geri kalanında parasal normalleşmeye başlanması için uygun olacağını düşünüyorum" dedi.

Bununla birlikte, enflasyonun Fed'in yüzde 2 hedefine ulaşacağına yönelik güveninin arttığını kaydeden Dudley, faiz artışının kademeli olarak gerçekleştirileceğini vurguladı.

Federal Açık Piyasa Komitesi'nin (FOMC) daimi üyelerinden Dudley, ayrıca Fed'in faiz artışının piyasalarda "türbülans" yaratabileceğini sözlerine ekledi.

Dudley'nin bu açıklamayı ABD'de bu sabah açıklanan olumlu istihdam verilerinin ardından yapması dikkati çekti.

ABD Çalışma Bakanlığı'nın verilerine göre, tarım dışı istihdam mayısta 280 binle beklentinin çok üstünde gerçekleşti. Ayrıca iş gücüne katılım oranı ve Fed'in yakından izlediği ortalama saatlik ücretlerin de artması, faiz artışına eylül ayında yapılacak FOMC toplantısıyla başlayacağı beklentisini yükseltti.

FOMC'nin bir sonraki toplantısı ise 16-17 Haziran'da gerçekleştirilecek ve Fed Başkanı Janet Yellen, bu toplantının ardından basın toplantısı düzenleyecek. ■ Dünya, (5.6.2015)

YABANCI SERMAYE, BORSA: YABANCI ALIMLARINDA SERT DÜŞÜŞ

Yabancı yatırımcıların nisan ayında 532 milyon dolar olan net alımları mayısta 16 milyon dolara geriledi.

Borsa İstanbul tarafından açıklanan verilere göre, yabancı yatırımcılar mayıs ayında 16 milyon dolarlık net alış gerçekleştirdi. Yabancıların yılbaşından bu yana gerçekleştirdiği işlemlerde ise net satış tutarı son iki aylık alımlarla 289 milyon dolara geriledi. Yabancı yatırımcılar, yılın ilk ayını net alışla tamamladıktan sonra şubat ve mart aylarında toplam 1 milyar 241 milyon dolarlık net satış gerçekleştirmişti. Yabancılar, nisan ayında 532 milyon dolarlık net alım yaptıktan sonra mayıs ayında da net alım yaparak, bu sene ilk kez üst üste ikinci ayı da alışla tamamlamış oldu.

BIST 100 endeksi yabancı yatırımcıların sınırlı da olsa net alış tarafında oldukları mayıs ayında yüzde 1,15 değer kaybederken, dolar kuru ise TL karşısında yüzde 0,43 düşüş kaydederek 2,67'den 2,66'ya gerilemişti.

Yabancılar en fazla alımı THY'den

Yabancıların mayıs ayındaki işlemlerine bakıldığında 46,6 milyon dolar ile en çok Türk Hava Yolları payları aldıkları görülürken, en fazla satış yaptıkları pay piyasası ise 49,4 milyon dolar ile İş Bankası (C) oldu. En fazla alış yapılan pay piyasaları THY'nin ardından Akbank, Turkcell, Sabancı Holding ve Kordsa olarak sıralandı. Yabancıların net satış yaptıkları pay piyasaları ise İş Bankası'nın (C) ardından Kardemir (D), Garanti Bankası, Tekfen Holding ve Koç Holding oldu.

■ Dünya, (5.6.2015)

SEÇİMLER: SADECE KADIKÖY'DE 2 BİN 860 KORSAN SEÇMEN TESPİT EDİLDİ

CHP, Kadıköy'de kapı kapı gezerek 2 bin 860 tane korsan seçmen tespit etti. CHP Kadıköy İlçe Başkanı Narin, İlçe Seçim Kurulu Hakimliği'ne dilekçe yazarak duruma itirazda bulundu. Başvuru, emniyetteki personel eksikliği gerekçe gösterilerek reddedildi.

7 Haziran seçimlerinin güvenliği için İstanbul’da 100 bin kişiyi görevlendiren CHP, seçim öncesi de sahte oy kullanımına ilişkin yoğun bir çalışma yürütüyor.

CHP
Kadıköy İlçe Başkanlığı, kentsel dönüşüm bölgesi olan bölgelerde seçmen kontrolü yaptı. Her apartmanın girişine tek tek seçmen listelerini astı.

KAPI KAPI DOLAŞTILAR
Bir süre sonra apartman sakinleri binada oturmayan kişiler olduğunu partiye haber verdi.
CHP'de kapı kapı gezerek apartman sakinleriyle konuştu. Toplamda 2 bin 860 seçmenin Kadıköy'de oturmadığını tespit ettiklerini söyleyen CHP Kadıköy İlçe Başkanı Ali Narin, yaşananları
şöyle anlattı:

DAİRE SAHİBLERİ ARADI
"Liste koyduğumuz apartmanlardan bize dönüşler oldu. Örneğin aile apartmanı 4. dairede iki kişi oturuyor. Orada iki kişi daha fazladan yazılmış. O aile bize aradı. 'Benim dairemde 2 kişi oturuyor ama tanımadığımız 2 kişi daha görünüyor' diye bilgi verdi. Böylece
Kadıköy genelindeki korsan seçmenler ortaya çıktı."

EMNİYETTEYETERLİ PERSONEL YOKMUŞ
Korsan seçmenler için mayıs ayında
Kadıköy İlçe Seçim Kurulu Hakimliği'ne dilekçe yazdıklarını söyleyen Narin itirazlarının reddedildiğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:
"İlçe Seçim Kurulu Hakimliği yetkilileri, konuyu ilettikleri emniyet müdürlüğünden 'konuyu incelemek için o kadar personelimiz yok' yanıtını aldıklarını söyledi. YSK'nın bunu doğru değerlendirmesi gerekiyordu ama bizi vazgeçirmeye çalıştı. Bizi AKP ile uzlaşmaya davet ettiler. Amacımız demokratik sağlıklı bir
seçim süreci yaşamak. Sahte seçmenlere karşı bir mücadele yürütüyoruz."

VATANDAŞLAR İHBAR ETTİ
Sahte oy kullanımını engellemek için ilçe örgütünde bütün görevlilerle birlikte kapı kapı dolaşarak seçmen listelerini apartmanlara astıklarını belirten Ali Narin şunları söyledi: "Daha sonra o apartmanlardan bize
sahte seçmenler olduğuna dair dönüşler oldu. Bizde konunun üzerine giderek kapsamlı çalışma yaptık. Ve 2 bin 860 kişinin Kadıköy sınırı içinde olmadığını tespit ettik. Kadıköy kentsel dönüşümden dolayı yer değiştirmenin fazla olduğu bir bölge. Konuya ilişkin itirazlarımızı yaptık ama sonuç alamadık. Amacımız demokratik sağlıklı bir seçim süreci yaşamak ama sahte seçmenlere karşı bir mücadele yürütüyoruz." ■ Cihan Acar, Bugün, (5.6.2015)

 

6.6.2015

BOP, IŞİD, BÖLÜCÜLÜK: 15 BİN TÜRKMEN AKÇAKALE SINIR KAPISI’NA YÜRÜYOR

Terör örgütü IŞİD'in saldırıları nedeniyle Halep’ten sonra Rakka bölgesindeki Türkmenler de hareketlendi. 15 bin Türkmen Akçakale Sınır Kapısı’na yürümeye başladı. Kapıda günlerdir bekleyen Suriyeliler ise içeri alınmaya başlandı

IŞİD’in Suriye’nin Halep kentinin kuzeyindeki Türkmen bölgelerine saldırıları şiddetlenirken Şanlıurfa Akçakale’nin karşısında bulunan Telabyad’da da hareketlilik başladı. IŞİD ile YPG çatışmalarının sürdüğü, koalisyon ve rejim uçaklarının da saldırılarının devam ettiği bölgede yaşayan 15 bin Türkmen, Akçakale Sınır Kapısı’na doğru yürüyüşe geçti. Türkmenler, kapalı olan sınırın açılmasını istiyor. Türkmen nüfusun yoğunluklu yaşadığı Hammam kasabası ile Zeybekiye, Doğaniye, Damışliye ve Aziziye köylerinde yaşayan Türkmenler, evlerini terk ederek Türkiye sınırına yürüyüşe geçti.

Suriye Türkmen Milli Hareket Partisi Başkan Yardımcısı Tarık Sülo Cevizci, önceki gün şiddetlenen çatışmalarda IŞİD militanlarının Halep’in Soran kasabasını ele geçirip Kilis’in karşı tarafında kalan Azez’e doğru ilerlediğini ve 10’a yakın Türkmen köyünü işgal ettiğini belirtmişti. Bu bölgelerde 2 bin 500 Türkmen ailesinin evlerini terk ettiği ifade ediliyor. PYD güçleri ile IŞİD arasındaki çatışmaların sürdüğü Rakka’nın kuzeyindeki bölgelerden de 15 bin Türkmen’in daha harekete geçtiği açıklandı.

 ‘TÜRKİYE KAPILARINI AÇMALI’

Cevizci, Türkmen mültecilere Türkiye’deki kardeşlerinin kapılarını açması gerektiğini dile getirerek, “Rakka Türkmenlerinin bu çağrısına kulak verilmeli. Sınır kapıları kapalı. Ancak bir çözüm bulunmalı” diye konuştu.

AKÇAKALE'DEN SURİYELİLER ALINMAYA BAŞLADI

IŞİD ile YPG güçleri arasında çatışmaların başladığı Rakka’nın kuzeyindeki bölgelerden kaçarak günlerdir Akçakale sınırında bekleyen Suriyeliler, sınırdan içeri alınmaya başlandı. Şanlıurfa’nın Akçakale ve Ceylanpınar ilçeleri arasında Suriye sınırına sıfır noktada bulunan Yeşiltepe Köyü’nün karşısındaki çatışma bölgelerini koalisyon uçakları da havadan bombaladı. Bölgeden kaçan Suriyeliler Türkiye’ye giriş yapmak için sınıra geldi. Günlerdir süren bekleyişin ardından Suriyeli sığınmacılar dün sabahtan itibaren Akçakale İlçesi’ne bağlı sınırın sıfır noktasında bulunan Kepezli Köyü’nde oluşturulan güvenlik noktasından Türkiye’ye giriş yapmaya başladı. Kaymakamlığın tahsis ettiği araçla Türkiye’ye giriş yapan Suriyeliler, Akçakale’ye götürüldü. Suriyelilerin buradan Şanlıurfa’daki çadırkentlere yerleştirileceği öğrenildi. ■ Arif BALKAN / Hasan ATMACA, Haberturk, (6.6.2015)

BORÇLANMA, DIŞ: AK FAŞİZMİN DIŞ BORÇ MİRASI ÜRKÜTÜCÜ

Türkiye, 7 Haziran akşamı nasıl bir Türkiye olacak bilinmez ama AKP rejimi ya da Ak faşizmden 8 Haziran’a ait devasa bir dış borç yükü kalıyor. Kim, kimler iktidar olursa olsun, bu devasa borç yükünü yönetmek durumunda bulacaklar kendilerini. Hem de dünyadan yelken şişirecek bir rüzgâra yardımı görmeden...

SIÇRAMA
Gerçekleri sergileyelim. Türkiye’nin 2014 sonu dış borç stoku 403 milyar doları buldu. AKP rejimi devraldığı 2002 sonunda bu, 130 milyar dolardı. Yüzde 210 artış bu!

Demek ki, AKP rejiminde borç dağının üstüne 273 milyar dolar daha eklenmiş. Toplam dış borcun üçte biri devletin ve Merkez Bankası’nın. Yani 132 milyar doları… Adaletsiz vergi sistemi, dolaylı vergi düzeni ve 30 yılda toplamı 65 milyar doları bulan, yüzde 80’i de AKP döneminde gerçekleştirilen özelleştirmeler sayesinde kamu borcu ikinci planda kalıyor.

Yani, kamunun dış borç yükü ikinci plana düştüyse, bu AKP marifeti değil, halkın sırtına faturalar bindiği, kamu varlıkları fütursuzca çoğu da yandaş sermayedarlara aktarıldığı için. Ama kamunun üstlenmediği dış borcu, özel firmalar üstlendi. Çünkü özelleştirme için gerekli ödemeleri dışarıdan borçlanarak yaptılar.

ÖZEL BORÇLAR
Gelelim esas borcu sırtlanmış özel sektöre… 2014 sonu itibariyle 270 milyar dolarlık özel sektör dış borcu, toplam dış borçların yüzde 67’si ya da üçte ikisi. Oysa AKP iktidara geldiğinde bu tutar 50 milyar dolar bile değildi ve dış borcun üçte biriydi.

AKP iktidarı özel sektöre borçlanma yolunu alabildiğine açtı. Neden? Döviz kuru öyle aşağı bastırıldı ki, borçlanmaktan kimse kaçmadı, yabancılara da gün doğdu. Gözünü karartıp dışarıdan borçlandı birçok firma. Özelleştirilen KİT’lerin çoğu dış borç ile alındı. Üstelik öyle büyük meblağlara ulaştı ki dış borç dağı, taksitleri kapatmak için kısa vadeli borçlanmaya yüksek faizler vererek katlanmak zorunda kaldılar ve sonunda toplam dış borçlar içinde kısa vadelilerin payı üçte bire ulaştı.

12 AYDA
Ama bu kadar da değil; Merkez Bankası, Mart 2015 itibariyle vadesi 12 aydan az borçların toplamını 164 milyar dolar olarak açıkladı. Bu, gerçekten de alarm verici, çok yüksek bir meblağ. Yani, ağırlıkla özel sektör, önümüzdeki 12 ay içinde 164 milyar dolar bulup buluşturup ödeyecek! Hele ki ABD’nin faiz artırdım, artırıyorum deyip küresel sermayeyi çevresine topladığı bir dönemde...

 

KİMLER?
Genel seçimler sonrası para bulmanın kolay olmadığı bir dönemde, 12 ayda 164 milyar dolarlık borcunu çevirmek durumunda olanlar kimler? Birinci sırada bankalar, özellikle de yerli-yabancı özel bankalar. Tam 109 milyar dolara yakın dış borç bulmak durumundalar. Yükümlülüklerin 58 milyar doları kredilerden oluşuyor. Yaklaşık 13 milyar dolarlık döviz tevdiat hesabı var. Diğer vadesi gelen mevduatların tutarı da 38 milyar doların üstünde. Bunları vade uzatmaya ikna etmek kolay olmayacak.

12 ayda ödenmesi ya da vadesi uzatılması gereken 50 milyar özel borç daha var. Bunlar ithalattan ve öteki anlaşmalardan doğan özel firma borçları...

BUNDAN SONRA...
Özet olarak, bırakalım toplamda milli gelirin yüzde 53’üne ulaşmış dış borç stokunun nasıl çevrileceğini, 8 Haziran itibariyle 12 ayda çevrilmesi gereken 165 milyar dolara, yani toplamın yüzde 40’ına ulaşan bir borç kamburu var. Dolar kurunun bir çırpıda 2,70 TL’ye sıçradığı koşullarda hesapsız kitapsız borçlanmanın uzun süre Türkiye’ye rahat vermeyeceği hatırlanmalı ve tavsiye olarak sevgili Ali Kocatepe’nin kulaklarını çınlatmaktan başka bir şey kalmıyor geriye: Bundan böyle düşünerek atın adımlarınızı... ■ Mustafa Sönmez, Birgün, (6.6.2015)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura