Diğerleri > Sis Çanı
28-07-2014
NELER OLDU 1-6 HAZİRAN 2014 (Değiştirme hastalığı, yabancıya toprak, faiz, istihdam, altın, Dolar, seçimler, bölücülük, enflasyon, işsizlik, FED)

Cihan Dura

28.7.2014

 


1.6.2014

DEĞİŞTİRME HASTALIĞI: EĞİTİM SİSTEMİ DÜZELTTİKÇE BOZULUYOR!

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı ve kurmaylarını önceki gece 5 saate yakın dinledikten sonra, hemen herkesin aklına gelen şu oldu:
Sanki 10 yıllık iktidar gitti, yerine muhalefet geldi. Eğitim, sil baştan yeniden dizayn ediliyor...
Sistemde öylesine köklü değişiklikler yapılıyor ki şaşıp kalıyorsunuz.
Samimi, keyifli ve bir o kadar da tartışmalı geçen yemekli bilgilendirme toplantısında, şu soruyu sormadan edemedim:
Eğer şimdi yaptıklarınız doğruysa, demek ki düne kadar yaptıklarınız hep yanlıştı. Ya da eğer dün yaptıklarınızın hâlâ arkasındaysanız, şimdi yapmaya çalıştıklarınız neyin nesi? Gerekçeleri neler?..

Liselere yeni düzen!
Liselere giriş sistemi gibi liselerin mevcut konumları da A’dan Z’ye değişti. Tüm liseler anadolu lisesi oldu.
Mahalledeki klasik liseler, imam hatip ve meslek liseleri, güzel sanatlar ve spor liseleri de artık tıpkı Galatasaray ve Kabataş gibi anadolu lisesi statüsüne kavuştu!..
Eskiden anadolu lisesinin bir ağırlığı vardı ama artık ben anadolu lisesinde okuyorum diye hava atanı zor bulursunuz...
MEB eskiden liseleri çeşitlendirirdi, şimdi aynı çatı altında topluyor.
Peki, bu doğru bir karar mı?
Daha iyi olacağını umuyoruz diyorlar.
Yani hâlâ deneme-yanılma yöntemi!..

Liselere giriş
MEB’in hatalı tutumu nedeniyle, en iyi liselerde bile, her yıl binlerce kontenjan boş kalıyordu. Bu yıl güya, merkezi sınav ve merkezi yerleştirme sistemiyle hem boş kontenjan kalmayacak hem de velilerin yaz ayları boyunca çektiği kayıt eziyetine son verilecekti.
Değişen bir şey yok. Hatta eziyetin ve yaşanacak kaosun boyutları, MEB kurmaylarının iddialarının tam aksine sanki daha da artacak gibi.
Oysa Bakan Avcı, tek tercih ve tek yerleştirme konusunda çok kararlıydı. Ama ne hikmetse, özel okullar ya da bürokratlar, kendinden önceki bakanlar gibi onu da ikna etmiş gözüküyorlar...
Merkezi yerleştirmeyle özel okullara sadece burslu öğrencilerin alınması ve burslu öğrenci kontenjanına yüzde 10 sınırının getirilmesi de yeni tartışmaları beraberinde getirecek gibi.

Müdür atamaları?
4-5 yıl aynı görevde kalan okul yöneticilerinin motivasyonlarını kaybettikleri, başarılarının azaldığı ve yeni düzenlemenin bunun için yapıldığı söylense de çok inandırıcı olmadı. Sohbet biraz daha ilerleyince, anlaşıldı ki söz konusu karar bir anlamda yargı kararlarına karşı tedbir olsun diye alınmış.
Yeni yapılanmaya göre, okul müdürlüğü artık meslek olmaktan çıkarılıyor. Müdürlük sınavları da o yüzden kaldırılmış. Sınavla ve atamayla gelince görevden alınsalar bile yargı kararıyla geri dönüyorlarmış, bu da MEB’in hiç hoşuna gitmiyormuş.
Peki, bu yeni durum bir anlamda “arındırma” politikası mı? Çok daha önemlisi, yerlerine atanacaklar ne kadar hak eden isimlerden oluşacak?
Anlatılan kriterlerin pek çoğu subjektif ve kadrolaşmaya açık. Tartışmaya yaratacağı da kesin!..
On binlerce yöneticinin tüm düzeni bozulacak. Kendilerine sabırlar diliyoruz...

Dershane kapanır mı?
Dershaneler eğer eğitim sistemine ve gençlere zarar veriyorsa, tümüyle kaldırılmalı. Ama söylendiği kadarıyla, liselere ve üniversiteye hazırlık dershaneleri dışındakilere dokunulmayacak. Hatta tedirgin bile edilmemeleri gerekiyormuş...
Peki, bu güne kadar ciddi bir yol kat edildi mi, yol haritası çizildi mi? Yasası çıktı ama arkası aynı hızla gelmiyor.
Teşvikler olağanüstü ancak okulculuğa cesaret eden yok gibi. Çünkü, devletin veliye sağlayacağı 3-5 bin liralık destekle Anadolu’da belki özel okul kapısı aralanabilir ama büyük kentlerde bu paraya güvenip özel okul açanı bulmak çok zor.
Bu arada bahçesi, spor tesisleri, laboratuvarları ve etkinlik alanları gibi derslik dışında hiçbir altyapısı olmayan dershanelerin okula dönüşmesine seyirci kalmak da tabela okulculuğa prim vermek olacaktır...
Özetin özeti: Öğretmen ve öğrenciler gibi velilerin de reformlardan(!) başı döndü ama MEB tam gaz değiştirmeye devam ediyor. ■ Abbas Güçlü, Milliyet, (1.6.2014)

YABANCIYA TOPRAK: TÜRKLER KOMŞU’DA ‘VİLLA’ AVINA ÇIKTI!

Bundan altı yıl önce 2008 krizinde ağır yara alan Yunanistan’da gayrimenkul satışlarının düşmesinin ardından fiyatlar yüzde 30-50 aralığında ucuzladı.

Bu gelişme sonrasında 2014’le birlikte ülkede bu alanda ciddi toparlanma yaşanıyor. Bunda krizin etkisinin geçmiş olmasının etkisinden daha çok özellikle Ocak 2014 tarihinde ülkede devreye alınan ‘altın vize’ uygulamasının belirleyici olduğu ortaya çıktı.

Ruslar bizi solladı!
Yunanistan, krizle birlikte Portekiz, İspanya ve İngiltere’nin uygulamaya başlattığı ‘altın vize’ adlı uygulamayla bir anda yabancı yatırımcıları ülkesine çekmeyi başardı.
Bu kapsamda 250 bin euro’luk (Yaklaşık 750 bin TL) alım yaparak ülkede alım yapanlara oturma izni verilirken, bunun bir diğer anlamı da bu alım karşılığında 26 Schengen ülkesinde serbest dolaşım imkanına karşılık geliyor. Bununla birlikte ülkede yabancı yatırımcılardan alınan vergi oranı yüzde 10’dan 3’e düşürüldü.
Yaşanan bu değişimler sonrasında gayrimenkul sektöründe fiyatlar bir anda yüzde 30-40 aralığında artarken, ülkede en çok hareketi yapanlar Rusya, Türkiye ve Lübnan merkezli alımlar oldu.

Mikanos ve Korfu gözde
Yunanistan’daki düzenleme sonrası en çok ilgi gören yerlerin Yunan Adaları olduğu belirtilirken, ülkede 500 bin euro’dan başlayan havuzlu villa fiyatlarının yabancı yatırımcılar için cazip olduğu belirtiliyor. En çok ilgi gören adalar ise Mikanos ve Korfu olarak sıralanıyor. ■ Milliyet, (1.6.2014)

 

2.6.2014

FAİZ TARTIŞMASI ALEVLENDİ

Başbakanın Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’yı hedef alan ‘Artırırken
5 puan artırıyorsunuz, indirirken yarım puan indiriyorsunuz’ sözleri Ankara bürokrasisini karıştırmışa benziyor. Anlaşılan Başçı’nın hiç beklemeden ve aynı gün Portekiz’den Başbakan’a cevap vermiş olmasını iktidar partili siyasetçiler içlerine sindiremediler.
Devlet Bakanı Ali Babacan ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in de tartışmaya katılıp, Merkez Bankası Başkanı’nı desteklemesi gözlerden kaçmadı. Öte yandan Ak Parti’nin ekonomiden sorumlu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un da Başbakan’ı destekleyici bir açıklama yapması, bu konuda taraflar arasında ciddi bir fikir ayrılığı olduğunu su yüzüne çıkardı.
Tartışmanın kamuoyu önünde ve medyaya açık bir biçimde yapılmaması gerekirdi. Siyasetçilerle bürokratlar, bu tip sorunları karşılıklı görüşürler ve kamuoyunun gündemine taşımazlar. Öte yandan, Başçı’nın apar topar Başbakan’a cevap vermeye kalkması ise anlaşılır gibi değildi. Aradan birkaç gün geçmesinden sonra Başbakan’dan randevu isteyip, kendisine bilgi vermesi gerekirdi.

Yabancıya yüksek faiz garantisi
Hem Merkez Bankası başkanının, hem de bakanların Londra’da yabancı bankacılarla görüşürken, ‘Yüksek faiz politikasından vazgeçmeyiz’ biçiminde görüş verdikleri anlaşılıyor. Bu durumda Merkez Bankası Kanunu’nun değiştirilmesi eğilimi, iktidar partisinin gündemine girmiş görünüyor. Ya Para Politikası Kurulu’nun yapısının değiştirilmesi ya da Merkez Bankası-Hükümet ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi düşünülüyor.

Yeni düzenleme neler olabilir?
Merkez Bankası Kanunu’ndaki ‘Fiyat istikrarını sağlama amacı ile çelişmemek kaydıyla hükümetin büyüme ve istihdam politikasını destekler’ temel görevinde bir değişiklik yapılarak; ‘Hükümetin önceliklerini sağlamaya yönelik tedbirler alır’ biçiminde bir düzenleme yapılabileceği anlaşılıyor. Öte yandan, siyasilerin Merkez Bankası Başkanının şahsı ile ilgili bir sorunları olmadığını düşünüyorum.
Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un birkaç gün önce medyaya da yansıyan ‘Merkez Bankası sadece para politikası araçlarını değil; amaçlarını da belirliyor’ şeklindeki açıklaması, sıkıntıyı bütün açıklığıyla anlatıyor. Hükümetin bu konudaki hassasiyetini anlıyor ve haklı buluyorum. Çünkü, ekonomiyi yöneten bakan ve bürokratlar ‘cari açık’ı azaltmak ve iç tasarrufları arttırmak amacı ile hareket ederek; büyümeden taviz veriyorlar. Oysa hükümet 2023 hedeflerine ulaşabilmek için ciddi ölçülerde büyüme oranlarına ulaşılmasını istiyor.

Ne yapılmalı?
Medya karşısından çekilip ve karşılıklı görüşülerek; Merkez Bankası’nın politikalarını hükümetin önceliklerine uygun olarak belirleyeceğini umuyorum. Bu aşamada, Merkez Bankası Kanunu ile uğraşmanın gerekli olmadığını düşünüyorum. Yaman Törüner, Milliyet, (2.6.2014)

 

3.6.2014

İSTİHDAM: MAYIS AYINDA EN AZ 414 İŞÇİ YAŞAMINI YİTİRDİ

Manisa Soma'da 301 işçinin hayatını kaybettiği faciada eklenince Mayıs ayında 414 işçi, iş kazalarında yaşamını yitirdi.

MURAT SELENOĞLU/ aksam.com.tr

İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin raporuna göre Mayıs ayında en az 414 işçi yaşamını yitirdi.

Meclisîn verilerine göre; Ocak ayında 87 işçi,  Şubat ayında 77 işçi, Mart ayında 117 işçi, Nisan ayında 115 işçi ve Mayıs ayında 414 işçi yaşamını yitirdi.

EN ÇOK MADENDE...

İşkollarına göre ölümlü iş kazaları Soma'da yaşanan faciyla maden sektöründe yaşandı.

Mayıs ayında iş kollarına göre dağılımı şöyle belirlendi:

Madencilik işkolunda 303 işçi; Tarım, Orman işkolunda 37 emekçi; İnşaat, Yol işkolunda 30 işçi; Taşımacılık işkolunda 12 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 4 işçi; Metal işkolunda 4 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 4 emekçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 4 işçi; Enerji işkolunda 3 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 3 emekçi; Gıda, Şeker işkolunda 2 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 2 işçi; Ağaç, Kağıt işkolunda 2 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 1 emekçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 1 işçi can verdi. İki işçinin ise çalıştığı sektör belirlenemedi.

MANİSA, İSTANBUL, KOCAELİ, ADIYAMAN

Rapora göre bu iş kazalarında 10 kadın işçi de hayatını kaybetti.

Şehirlere göre en çok işçi ölümü 305 ile Manisa’da yaşandı. Manisa'yı 12 ölümle İstanbul, 5’er ölümle Adıyaman, Bursa, Kocaeli ve Muğla, 4’er ölümle Aydın, Mardin ve Samsun, 3’er ölümle Aksaray, Erzurum, Gaziantep, Hatay, Sakarya ve Tekirdağ, 2’şer ölümle Ankara, Antalya, Bingöl, Çorum, Edirne, Elazığ, Isparta, İzmir, Kastamonu, Kayseri, Konya, Ordu, Rize ve Zonguldak, 1’er ölümle ise Adana, Ağrı, Artvin, Bitlis, Burdur, Denizli, Diyarbakır, Giresun, Gümüşhane, Iğdır, Kilis, Mersin, Niğde, Osmaniye, Sivas, Şırnak, Tokat, Yozgat izledi. Raporda ölümlü iş kazalarının sorumlularının cezalandırılması istendi. ■ Akşam, (3.6.2014)

ALTIN FİYATI DİBE YAKLAŞTI KISA VADEDE HEDEF 81 TL

Son 4 ayın en düşük seviyesine gerileyen altın içerde de tepetaklak. Fakat uzmanlara göre altın fiyatları yüzde 3,5 daha aşağı gidebilir.

Geçen yıl küresel piyasalarda yaşanan makro ekonomik gelişmeler ve politik belirsizlikler nedeniyle yatırımcısını üzen altın fiyatlarında gerileme sürüyor. Altının ons fiyatı 1.243 dolara kadar inerek son 4 ayın en düşük seviyesinden işlem görürken, bu düşüş Kapalıçarşı’ya da yansıyor. Altının gramı 84 liraya kadar düşerken, bu trendin daha ne kadar devam edeceği merak konusu.

ALTIN FİYATLARI NEDEN DÜŞÜYOR?

Uzmanlara göre ABD ekonomisindeki toparlanma, Ukrayna'daki seçim sonuçları ve Uzakdoğu'dan altın talebinin giderek azalması altının düşüşündeki en büyük etken. Türk yatırımcısı açısından ise durum farklı. Türkiye’de geleneksel yatırım aracı olarak kabul edilen altına yatırımı düşünenlerin iki ay daha beklemesinde yarar var.

FAİZ İNERSE BİRAZ YÜKSELEBİLİR

Gram altının kısa vadede 81 liraya kadar gerilemesi bekleniyor. İçerde altını etkileyen bir başka faktör ise dolar TL kuru. Merkez Bankası’nın faizleri indirmesi halinde dolar TL’deki olası yükselişin gram altın fiyatlarını destekleyeceği tahmin ediliyor. Ayrıca ons fiyatlarının 1220-1180 seviyelerine gerilemesi durumunda özellikle Asya tarafından gelecek fiziki talep ile fiyatların toparlanma eğilimi de gram altın fiyatlarını destekleyecek.

GRAM ALTIN 2 AY İÇİNDE TABANI GÖREBİLİR

Garanti Bankası Altın Piyasaları Uzmanı Alper Kalyoncu: “Önümüzdeki 2 ay içerisinde altının gram fiyatının 81-82 liraya kadar gerilemesini bekliyorum. Şu anda 84 liradan işlem görüyor. 81-82 lira seviyeleri taban olacak. Altın fiyatlarındaki düşüş beklenen bir gelişmeydi. Ukrayna- Rusya gerginliğinden dolayı yüksek seviyede kalıyordu. Çin ve Uzak Doğu’dan gelen altın talebinde gerileme var. Ancak döviz yükseliş yaparsa altın fiyatları da yukarı gelebilir ama bu tamamen ana trendin dışında. Görünür gelecekte ani sıçrama beklenmiyor. Altın almak isteyenlerin 2 ay daha beklemesinde yarar var.”

KISA VADEDE AL-SAT İŞLEMİ YAPILABİLİR

İntegral Menkul Değerler Araştırma Depatmanı Analist Tuğba Özay: Küresel piyasalarda yer alan fonlarda da altın pozisyonları azalıyor. Gram altında ise onsa paralel düşüşler devam ediyor. 83,98 fiyatlarından işlem gören gram altında, önümüzdeki süreçlerde yine onsa paralel hareketler bekliyoruz. ABD ekonomisindeki gelişmelerin de yanı sıra talebin de önemli olduğunu düşündüğümüz gram altında, yatırımcıların kısa vadede al-sat işlemleri yapabileceklerini ancak genel olarak altının yükselmesi için şu an da bir sebep olmadığı için satışların bir süre daha devam edebileceğini düşünüyoruz. Ons bazında 1232/1226 ve 1218 seviyeleri önemli destek seviyeleri olarak ön planda.

DOLAR YÜKSELİRSE ALTIN YENİDEN TIRMANIR

Destek Menkul Değerler Finansal Analist Eren Can Ümüt: Kurda yaşanabilecek yükselişe paralel olarak gram altın fiyatlarında da yükseliş eğilimi hakim olabilir. Teknik manada gram altın fiyatlarında 83.75 desteğinin aşağı yönde geçilememesi ve kur tarafında yaşanması muhtemel yükseliş hareketiyle yeniden 87.80 seviyeleri görülebilir. Ons fiyatının 1220-1180 seviyelerine gerilemesi durumunda Asya tarafından gelecek fiziki taleple fiyatların toparlanabileceğini düşünüyoruz. ■ Ayfer Aslan, Akşam, (3.6.2014)

DOLAR 2.12 TL'YE DAYANDI

Beklentilerin altında gelen enflasyon verisi ardından ilk tepki olarak lira karşısında gerileyen dolar, Başbakan Erdoğan'ın Merkez Bankası'na yönelik faiz eleştirilerini sürdürmesinin ardından 2.12 liraya dayandı.

Bu sabah 2.1040 lira düzeyinde açılan ve enflasyon verisi ardından 2.0965 liraya kadar gerileyen dolar, Erdoğan'ın açıklamalarının etkisiyle, 2.1192 liraya kadar çıkarak 2.12 liraya dayandı. 

Partisinin grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, Başçı'nın dünkü sunumuna dair yaptığı değerlendirmede, "Bunlar rutin sunumlardır; ama faiz noktasındaki yaklaşımlarını asla olumlu bulmuyorum ve de kabul etmiyorum. Bu konudaki görüşlerimiz kendilerine de zaten ayrıca iletilmiştir" dedi. 

Global Menkul Strateji Müdürü Gökhan Uskuay, Başbakan Erdoğan 'ın sözlerinin kurda etkisi olduğunu ancak yükselişin tek nedeninin bu olmadığını belirterek, "Yurtdışından da gelen bir etki var. Diğer para birimlerinde de değer kayıpları var. En fazla kaybeden para birimi biz değiliz ama biz de paralel seyrediyoruz. Uluslararası bir anlamda para birimlerinde bir değer kaybı var" dedi. 

‘KUR YUKARI DOĞRU YÖNELMEYİ SÜRDÜRECEK’
Uskuay Başbakan Yardımcı ve Hükümet sözcüsü Bülent Arınç'ın dün Bakanlar Kurulu toplatısı sonrasında ki açıklamalarını hatırlatarak, şöyle konuştu: 

"Arınç, 'Faiz konusu Merkez Bankası'nın görevlerinden birisidir. Merkez Bankamızın bağımsızlığı esastır. Merkez Bankası'nın bu konudaki çalışmalarına müdahale etmek niyetinde değiliz ancak faizlerin düşürülmesi halinde yatırımların daha da artacağını düşünüyoruz. Merkez Bankası'nın çalışmalarında bir yeknesaklık, bir akort görmek mümkündür. İsabetli değerlendirmeler yapıldı. Başkana teşekkür ettik' demişti. Arınç mesajlarında farklı bir ifade kullandı. Etkisi tabii ki var ama Nisan ve Mayıs ayı enflasyon verilerinde AB'nin hız kaybetmesi, ihracatın yavaşlaması ve Merkez Bankası'nın destek ihtiyacından dolayı oluştu. Bütün bunlardan dolayı kur yukarı doğru yönelmeyi sürdürecektir. Faizler aşağı inerse tekrar kurda bir baskı olacak." 


‘FAİZ KARARI AVRUPA'DAN GELECEK’
Uskuay, Perşembe günü yapılacak olan Avrupa Merkez Bankası toplantısını hatırlatarak, "Sıcak para akımının devam edip etmeyeceği, Avrupa Merkez Bankası toplantısında belli olacak. Kredi genişlemesine giderlerse sıcak paraTürkiye 'ye geleceği için Merkez Bankası fazi indirecektir. Perşembe günkü toplantı, Merkez Bankası'nın faiz indirip indirmeyeceğini belirleyecek" diye ekledi. 

‘TL'NİN DEĞER KAZANMASI BU DURUMDA ÇOK ZOR’
Piyasalardaki gelişmeleri değerlendiren ekonomist Güldem Atabay da, enflasyonda sürpriz bir veri olmadığına dikkat çekerek, "Dövizde ki hareketin yurtdışı kaynaklı olduğunu düşünmüyorum. Orta vadede seçim sonrasında FED'in faiz artırımına gideceğini görüyoruz. TL'nin değer kazanması bu durumda çok zor. Seçimden sonra büyüme endişeleri, Merkez Bankası beklentileri kur üzerinde etkili. Merkez Bankası'nın özerkliği üzerinde bir değişiklik yapılırsa ve önümüzdeki dönemde seçimlerin de etkisiyle enflasyonda artış yaşanır" dedi. 

‘OCAK AYI GİBİ YÜKSEK KUR YA DA ENFLASYON OLARAK DÖNECEKTİR’
Atabay, kurda olumlu bir gelişme olmayacağının da altını çizerek, "Özellikle çekirdek enflasyonun aşağı inmesi için radikal kararlar alınması gerekiyor ancak bu yapılmıyor" dedi ve şöyle devam etti: 

"Bu nedenle de piyasalarda olumsuz bir hava var. Tabloyu kısa vadede yorumlamak lazım. Ama yurt dışında çok olumsuz bir hava yok. Bizdeki açıklamaların negatif olması ile birleştiğini düşünüyor. Öğleden sonra ABDborsalarının açılmasının etkisi ve Başbakan'ın olumsuz söylemleri ile yukarı yönlü bir hareket yaşandı. Başbakan'ın sözleri Merkez Bankası'na baskının devam edeceğini gösteriyor. Merkez Bankası faizleri düşürmemekle suçlanırsa ya da Merkez Bankası Başkanı baskı nedeniyle istifa ederse bu bize Ocak ayı gibi yüksek kur ya da enflasyon olarak dönecektir. Özel sektör bu kadar borçluyken bu baskı çok riski bir harekettir." ■ Radikal, (3.6.2014)

 

SEÇİMLER, DEMOKRASİ: SEÇİME GİDENE 250 TL 'HEDİYE'!

Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu Başkanı Fevzi Apaydın'ın tek aday olarak girdiği 30. Genel Kurul'da 5 binin üzerindeki delegeye üzerinde 'hediye kartı' yazan zarfların içinde 250'şer lira dağıttı.

 

Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu'nunGenel Kurulu bu sabah Başbakan Tayyip Erdoğan ’ın katılımıyla ATO Congresium’da başladı. Hürriyet'ten Ümit Çetin'in haberine göre, kongre salonuna girişte hazırlanan standlarda delegeler hediye yağmuruna tutuldu. Stand önünde sıraya giren delegelere içinde ipek kravat, deri cüzdan, deri anahtarlık, deri kemer olan çantalar dağıtıldı.
Yol masrafları karşılanan ve 5 yıldızlı otellerde ağırlanan delegelere en büyük sürpriz ise üstünde hediye kartı yazan zarflar oldu. Her delegeye imza karşılığında zarf içinde 250 lira verildi. Parayı alan delegeler de, “Hepimiz işimizi gücümüzü bırakıp geldik. Bu para günümüzü kurtardı” yorumunda bulundu. ■ Radikal, (3.6.2014)


 

4.6.2014

BÖLÜCÜLÜK, DEĞİŞTİRME HASTALIĞI: O İSİMLER SİLİNİYOR

Ağrı’da önceki gün yapılan yenileme seçiminde Belediye Başkanlığı’nı kazanan BDP’li Sırrı Sakık, kentin merkezinde Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan ve “Utanç abidesi” dediği pilotlar anıtını kaldıracaklarını; Kazım Karabekir’in adının yer aldığı mahalle, cadde ve bazı sokakların ismini değiştireceklerini de söyledi.

Ağrı’da ipi önde göğüsleyen Sakık, Milliyet’ten Namık Durukan’a kentte yapacakları projeleri anlattı. Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan hava şehitliğinin kaldırılacağını söyleyen Sakık, 1930’larda düşen ve içindeki iki pilotun öldüğü uçağın Kürtleri bombalamak için havalandığını savundu. Anıtın Kürtler arasında, “Utanç abidesi” olarak anıldığını belirten Sakık, “Bu kentte ilk gözüme batan bu utanç abidesidir. Sordum dediler ki, ‘Evet, bu 1930’larda Kürtleri bombalayan pilotların abidesidir. Kimileri övünç abidesi olarak alabilir, biz utanç abidesi olarak görüyoruz. Buralarda çok acılar yaşanmış. 1930’larda burada insanlar katledilmiş. Katliamı gerçekleştirenlerin anıtları, uçakların pervaneleri bir abide olarak burada, Ağrı halkının her gün yüzleştiği ve her gün Ağrı halkının gözünün içine batan o pervaneleri, o utanç abidelerini bu kentten kaldıracağız” dedi.

Türkiye’nin geçmişiyle yüzleşmesi için bir dönem yapılan yanlışların ortadan kaldırılması gerektiğine vurgu yapan Sakık, şöyle devam etti:

MÜSAADE ETMEYECEĞİZ

Mustafa Muğlalı Kışlası da parlamentodaki tepkiler, halkımızın tepkisi nedeniyle kaldırıldı. Mustafa Muğlalı’nın Muğla’da bir caddede hâlâ ismi var. Biz, bunlara müsaade etmeyeceğiz. Kürt çocukları o abideleri gördüklerinde, ‘eğer çare yoksa yol çaredir’ diyerek kendilerini isyanın adresi olan dağlara atıyorlarsa, barışı inşa edeceksek bunları bir an önce ortadan kaldırmalıyız.

BARIŞI BÜYÜTECEK ADIM

Bu konuda herkesin duyarlı olması gerekir. Herkes barışı büyütecek adımlar atmalıdır. Bu kentte buna benzer caddeler var. Kazım Karabekir gibi, onlarcası var. Bu coğrafyanın ruhu ile örtüşmeyen cadde ve sokaklardır, bu tür utanç abidelerinin kaldırılmaları gerekir. Eminim ki vicdan sahibi her insan, adı Türk olur, Azeri olur, Çerkes olur, Karapapağ olur; katliamcı birilerinin abidelerini bu topraklarda dikip her gün Kürde bu mesajı vermek…■ http://www.rahatsiz.com.tr/, (4.6.2014)

 

ENFLASYON VE İŞSİZLİK ‘SEFALET ENDEKSİ’Nİ YÜKSELTİYOR

 

Mayıs ayı enflasyonu yüzde 9.66 olarak açıklandı. Halkı en fazla ilgilendiren gıda maddeleri fiyatlarında yıllık artış yüzde 14.11 oranında. Konut harcamaları yılda yüzde 5.34 oranında, ulaştırma harcamaları yüzde 13.11 oranında arttı.
Enflasyon ve işsizlik halkı en fazla ilgilendiren konulardır.

- Fiyat artışlarının, gelir artışının önüne geçtiği dönemlerde geliriyle hayatını sürdüren kesim fakirleşir. Enflasyon gelir dağılımını bozar. Üst gelir gruplarının servetlerinde artışa, alt gelir grubundakilerin yaşam şartlarının güçleşmesine yol açar.

- İşsizlik demek, insanların yaşamlarını sürdürecek gelire sahip olamamaları demektir.
İşsizliğin ve enflasyonun bir arada olması “sefaleti” artırır.

Yoksulluk nasıl ölçülür?
Sefalet (İngilizce: Misery) yoksul olma durumudur. Amerikalı iktisatçı Artur Okun (1899-1981) Başkan Lyndon Johnson’a danışmanlık yaparken, Amerikan ekonomisindeki yıllık değişimleri “basit olarak” izlemeye yarayan bir endeks hazırladı. Sefalet (Misery) Endeksi adı verilen bu endekste her dönemin enflasyon ve işsizlik oranları toplanıyor. Toplam rakamın büyümesi sefaletin (yoksulluğun) artışını, azalması, yoksulluktaki iyileşmeyi gösteriyor.
(Bu konuda daha önceleri Ercan Kumcu ve Güven Sak’ın yazıları yayımlandı.)
Daha sonraları Robert Baro ve Steve Hanke bu endeksi geliştirdi. Son haliyle endeks şöyle belirleniyor: (Enflasyon + İşsizlik + Faiz-Sabit fiyatlarla kişi başı milli gelir artış oranı= Sefalet (Misery) Endeksi.)

Türkiye 89’da 13’te
Steve Hanke’nin hesaplamasıyla, 2013 yılı dünya sefalet endeksinde 89 ülke arasında Türkiye 13’üncü sırada. Türkiye’nin sefalet puanı 32.7 olarak belirlenmiş. En kötü durumdaki ülke 70.4 puanla Venezuela. Sonra 61.6 puan ile İran geliyor. En iyi durumdaki ülke 5.41 puan ile Japonya. ABD’nin puanı 11.0, Almanya’nın 9.08 olarak hesaplanmış.
Özetle, enflasyon önemli ama, enflasyon kadar
işsizlik de önemli. …■ Güngör Uras, Milliyet, (4.6.2014)

ERDOĞAN KONUŞTU DOLAR FIRLADI

BEKLENTİLERİN altında gelen enflasyon verisi ardından ilk tepki olarak lira karşısında gerileyen dolar, Başbakan Erdoğan'ın Merkez Bankası'na yönelik faiz eleştirilerini sürdürmesinin ardından 2.12 liraya dayandı.

Bu sabah 2.1040 lira düzeyinde açılan ve enflasyon verisi ardından 2.0965 liraya kadar gerileyen dolar, Erdoğan'ın açıklamalarının etkisi ve ABD için pozitif gelen fabrika sipariş verilerinin ardından, 2.1192 liraya kadar çıkarak 2.12 liraya dayandı.

Partisinin grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, Başçı'nın dünkü sunumuna dair yaptığı değerlendirmede, "Bunlar rutin sunumlardır; ama faiz noktasındaki yaklaşımlarını asla olumlu bulmuyorum ve de kabul etmiyorum. Bu konudaki görüşlerimiz kendilerine de zaten ayrıca iletilmiştir" dedi.

Global Menkul Strateji Müdürü Gökhan Uskuay, Başbakan Erdoğan'ın sözlerinin kurda etkisi olduğunu ancak yükselişin tek nedeninin bu olmadığını belirterek, "Yurtdışından da gelen bir etki var. Diğer para birimlerinde de değer kayıpları var. En fazla kaybeden para birimi biz değiliz ama biz de paralel seyrediyoruz. Uluslararası bir anlamda para birimlerinde bir değer kaybı var" dedi.

"KUR YUKARI DOĞRU YÖNELMEYİ SÜRDÜRECEK"
Uskuay Başbakan Yardımcı ve Hükümet sözcüsü Bülent Arınç'ın dün Bakanlar Kurulu toplatsı sonrasında ki açıklamalarını hatırlatarak, şöyle konuştu:

"Arınç, 'Faiz konusu merkez bankası'nın görevlerinden birisidir. Merkez Bankamızın bağımsızlığı esastır. Merkez Bankası'nın bu konudaki çalışmalarına müdahale etmek niyetinde değiliz ancak faizlerin düşürülmesi halinde yatırımların daha da artacağını düşünüyoruz. Merkez Bankası'nın çalışmalarında bir yeknesaklık, bir akort görmek mümkündür. İsabetli değerlendirmeler yapıldı. Başkana teşekkür ettik' demişti. Arınç mesajlarında farklı bir ifade kullandı. Etkisi tabiki var ama Nisan ve Mayıs ayı enflayon verilerinde AB'nin hız kaybetmesi, ihracatın yavaşlaması ve Merkez Bankası'nın destek ihtiyacından dolayı oluştu. Bütün bunlardan dolayı kur yukarı doğru yönelmeyi sürdürecektir. Faizler aşağı inerse tekrar kurda bir baskı olacak."

"FAİZ KARARI AVRUPA'DAN GELECEK"

Uskuay, Perşembe günü yapılacak olan Avrupa Merkez Bankası toplantısını hatırlatarak, "Sıcak para akımının devam edip etmeyeceği, Avrupa Merkez Bankası toplantısında belli olacak. Kredi genişmesine giderlerse sıcak para Türkiye'ye geleceği için Merkez Bankası fazi indirecektir. Perşembe günkü toplantı, Merkez Bankası'nın faiz indirip indirmeyeceğini belirleyecek" diye ekledi.

"TL'NİN DEĞER KAZANMASI BU DURUMDA ÇOK ZOR"

Piyasalardaki gelişmeleri DHA'ya değerlendiren Ekonomist Güldem Atabay da, enflasyonda sürpriz bir veri olmadığına dikkat çekerek, "Dövizde ki hareketin yurtdışı kaynaklı olduğunu düşünmüyorum. Orta vadede seçim sonrasında FED'in faiz artırımına gideceğini görüyoruz. TL'nin değer kazanması bu durumda çok zor. Seçimden sonra büyüme endişeleri, Merkez Bankası beklentileri kur üzerinde etkili. Merkez Bankası'nın özerkliği üzerinde bir değişiklik yapılırsa ve önümüzdeki dönemde seçimlerin de etkisiyle enflasyonda artış yaşanır"dedi.

"OCAK AYI GİBİ YÜKSEK KUR YA DA ENFLASYON OLARAK DÖNECEKTİR"

Atabay, kurda olumlu bir gelişme olmayacağının da altını çizerek, "Özellikle çekirdek enflasyonun aşağı inmesi için radikal kararlar alınması gerekiyor ancak bu yapılmıyor" dedi ve şöyle devam etti:

"Bu nedenle de piyasalarda olumsuz bir hava var. Tabloyu kısa vadede yorumlamak lazım. Ama yurt dışında çok olumsuz bir hava yok. Bizdeki açıklamaların negatif olması ile birleştiğini düşünüyor. Öğleden sonra ABD borsalarının açılmasının etkisi ve Başbakan'ın olumsuz söylemleri ile yukarı yönlü bir hareket yaşandı. Başbakan'ın sözleri Merkez Bankası'na baskının devam edeceğini gösteriyor. Merkez Bankası faizleri düşürmemekle suçlanırsa ya da Merkez Bankası Başkanı baskı nedeniyle istifa ederse bu bize Ocak ayı gibi yüksek kur ya da enflasyon olarak dönecektir. Özel sektör bu kadar borçluyken bu baskı çok riski bir harekettir." …■ Cumhuriyet, (4.6.2014)

 

5.6.2014

FAİZ: AVRUPA MERKEZ BANKASI, BAŞÇI'YI HAKLI ÇIKARDI

Başbakan Erdoğan'ın 'Enflasyon oranlarını tutturamıyorsun. İndirirken yarım puan indiriyorsun, kendine çeki düzen ver' diye seslendiği Avrupa Merkez Bankası faizleri yüzde 0,15 oranında indirerek; 'Enflasyon düşecek' diyen Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'yı haklı çıkardı.

Avrupa Merkez Bankası'nda yapılan açıklamada faiz indirimine gidildiği açıklandı. Açıklamada negatif faize geçildiği belirtilerek faizlerin 0,25'ten 0,15 oranında indirildiği belirtildi.

26 Mayıs'ta Köln dönüşü açıklama yapan Başbakan Erdoğaan; Merkez Bankası’nın faiz indirim miktarını eleştirerek, "Sen dalga mı geçiyorsun?, yükseltirken 5 puan birden yükseltiyorsun, indirirken yarım puan indiriyorsun, kendine çeki düzen vermesi lazım" ifadelerini kullanmıştı.

MB Başkanı Erdem Başçı ise "Erdoğan'ın faiz noktasındaki yaklaşımlarını asla olumlu bulmuyorum. O yaklaşımı kabul etmiyorum. Bu konu da kendilerine tarafımızdan iletilmiştir. Enflasyonun önümüzdeki aylardan itibaren düşeceği yaklaşımı söz konusu. Temenni ederim ki hemen yeni adımlar atılır ve bu iş çözülür" açıklamasını yapmıştı. …■ Cumhuriyet, (5.6.2014)

YABANCI SERMAYE: YABANCI YATIRIMCI MAYISTA 703.3 MİLYON DOLAR NET ALIM YAPTI

Nisanda Borsa İstanbul'da 433.5 milyon dolar net alım yapan yabancı yatırımcı,mayıs ayında net alımı 703.3 milyon dolara çıkardı

İSTANBUL - Yabancı yatırımcılar mayıs ayında 703.3 milyon dolar ile hisse senedi piyasasında art arda dördüncü ayda da net alıcı olurken, ocak - mayıs döneminde net alımlar 1.5 milyar dolar oldu.

Borsada ocak ayında net 497.2 milyon dolar satışta olan yabancı yatırımcıların net alımları şubatta 205 milyon dolar olmuş, mart ayında net alımlar yerel seçim beklentileriyle 679 milyon dolara yükselmişti. Yabancı alımlar nisanda 433.5 milyon dolar olmuştu.

Borsa İstanbul tarafından KAP'a yapılan açıklamaya göre mayıs ayında yabancılar ulusal ve ikinci ulusal pazar, gözaltı pazarı, kurumsal ürünler ve gelişen işletmeler piyasasında toplam 7.07 milyar dolar tutarında alım işlemine karşılık, 6.36 milyar dolar satış gerçekleştirdi.

En çok net alım yaptıkları hisse İş Bankası oldu

Yabancı yatırımcıların en çok net alım yaptıkları hisseler 153.7 milyon dolar ile İş Bankası, 117.1 milyon dolar ile Halkbank ve 91.5 milyon dolar ile Garanti Bankası oldu.

Enka en çok net  satış yapılan hisse oldu

Net en çok satış yapılan hisseler ise 38.3 milyon dolar ile Enka, 30.5 milyon dolar ile BİM ve 18.8 milyon dolar ile Bizim Toptan Satış oldu. …■ Dünya, (5.6.2014)

 

FED, KRİZ:ABD'DE İŞSİZLİK BAŞVURULARI YÜKSELDİ

ABD'de işsizlik maaşı başvuruları geçen hafta 312.000 ile beklentilerin üzerinde

WASHINGTON-  ABD'de işsizlik maaşı başvuruları 31 Mayıs'ta sona eren haftada 312.000 ile beklentilerin üzerinde açıklandı.

Reuters anketine katılan analistler, ABD Çalışma Bakanlığı tarafından açıklanan işsizlik maaşı başvurularının 310.000 olmasını bekliyorlardı.

Önceki hafta için 300.000 olarak açıklanan işsizlik maaşı başvuru sayısı ise 304,000'e revize edildi.■ Dünya, (5.6.2014)

6.6.2014

FAİZ: AVRUPA MERKEZ BANKASI, BAŞÇI'YI HAKLI ÇIKARDI

Başbakan Erdoğan'ın 'Enflasyon oranlarını tutturamıyorsun. İndirirken yarım puan indiriyorsun, kendine çeki düzen ver' diye seslendiği Avrupa Merkez Bankası faizleri yüzde 0,15 oranında indirerek; 'Enflasyon düşecek' diyen Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'yı haklı çıkardı.

Avrupa Merkez Bankası'nda yapılan açıklamada faiz indirimine gidildiği açıklandı. Açıklamada negatif faize geçildiği belirtilerek faizlerin 0,25'ten 0,15 oranında indirildiği belirtildi.

26 Mayıs'ta Köln dönüşü açıklama yapan Başbakan Erdoğaan; Merkez Bankası’nın faiz indirim miktarını eleştirerek, "Sen dalga mı geçiyorsun?, yükseltirken 5 puan birden yükseltiyorsun, indirirken yarım puan indiriyorsun, kendine çeki düzen vermesi lazım" ifadelerini kullanmıştı.

MB Başkanı Erdem Başçı ise "Kredi istikrarı için yurtiçi faizler, küresel diğer faizlerden yüksek olmalı. Kur geçişkenliği enflasyon üzerindeki sebepler arasında en önemlilerinden. Faiz oranı ikilemi makroihtiyati önlemleri gerekli kılıyor. Kur istikrarı düşük global faiz oranları ile uyuma ihtiyaç duyuyor, kredi istikrarı global faiz oranlarından daha yüksek yurtiçi faizleri gerektiriyor. Çözüm ise düşük faizler, sıkı makro ihtiyati politika…." açıklamasını yapmıştı. .■ Cumhuriyet, (6.6.2014)

YABANCI SERMAYE: TÜRKİYE'YE SERMAYE AKIŞI HIZLANABİLİR

Londra merkezli çalışan ekonomistler, Avrupa Merkez Bankası'nın kararlarını değerlendirdi

Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) politika faizini indirme kararı almasının ardından Londra merkezli çalışan ekonomistler, önümüzdeki dönemde Türkiye'ye olan sermaye akışının hızlanabileceği görüşünde birleşti.

ECB'nin faiz indirimi kararını değerlendiren Capital Economics'in Gelişmekte Olan Ekonomiler Başekonomisti William Jackson, faiz indirim kararının beklendiğini, bu nedenle piyasalara olan etkisinin sınırlı olacağını anlattı.

"Asıl soru ECB'nin bundan sonra ne adım atacak?" diyen Jackson, bir şekilde parasal genişleme formu oluşturulursa bu gelişmenin Türkiye'ye olan sermaye akımını artırabileceğini kaydetti.

William Jackson, Türkiye'ye sermaye akışının yaşanması halinde özellikle cari açığa ilişkin bazı kırılganlıkların üzerindeki baskının ise artabileceği uyarısında bulundu.

"Türkiye için olumlu"

Toronto Dominon Securities Gelişen Piyasalar Kıdemli Stratejisti Christian Maggio da ECB'nin bundan sonraki adımlarının dün açıklanan kararlarla uyumlu olması halinde, sürecin Türkiye için olumlu olacağını aktardı.

Standard Bank Gelişen Piyasalar Analisti Timothy Ash de ECB'nin faiz kararını olumlu bir adım olarak niteleyerek, "Faiz indiriminin gelişmekte olan ekonomiler üzerinde pozitif bir etkisi olacaktır" dedi.

ECB Başkanı Mario Draghi faiz kararı sonrasında yaptığı açıklamada reel ekonomiye destek vermek amacıyla faizlerde indirime gidildiğini vurgulayarak, "Uzun vadeli kredi imkanlarını artırmak için faiz indirim kararı aldık. Gerekmesi halinde parasal genişlemeye daha da hız verebiliriz" ifadesine yer vermişti.

Analistler, Draghi'nin, "Hazırladığımız paket uzun vadeli kredileri de içinde barındırıyor. Hukuki çerçevemiz içinde sıra dışı politika araçları kullanılabilir" ifadesini Nisan ayında gündeme gelen geniş çaplı parasal genişlemenin gerçekleşebileceğine işaret olarak yorumladı. .■ Cumhuriyet, (6.6.2014)

 

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura