Diğerleri > Sis Çanı
06-11-2014
NELER OLDU 1-6 EYLÜL 2014 (Bankalar, borçlanma, kriz, yolsuzluk, UÖŞ, dincilik, tarım, yabancı sermaye, AB, özelleştirme, işsizlik)

Cihan Dura

6.11.2014


1.9.2014

BANKALAR: DEVLETİN GÜCÜ BANKALARA YETMİYOR

Hiç kimse devletten daha güçlü değildir. Bu sadece Türkiye’de değil bütün dünyada geçerliliği kabul edilen bir görüştür.

Bir süre öncesine kadar Türkiye’de de geçerliydi ancak son 10 yılda yabancı sermayeye olan bağımlılık bu felsefenin artık Türkiye’de çalışmamasına neden oldu.
Yüzde 70’i yabancıların kontrolündeki bankalara maalesef devletin gücü yetmiyor.
Devletin çıkardığı kanunlar yabancı kontrolündeki bankalar için yok hükmünde.
Onlar yüksek kâr elde etmek için her türlü kanun ihlalini kolayca yapıyorlar.
Belki alenen değil ama mutlaka kılıfına uydurarak. Bunun son örneği kredi kullanımında hayat sigortası yapılması.

 

Devlet bu konuda yasa çıkarttı ve bankaların kesinlikle tüketici kredisi gibi para satışında zorla hayat sigortası yaptıramayacağını hükmetti.
Etti de ne oldu?
Koca bir hiç!
Bankalar yine kredi verdiklerinde hayat sigortasını zorunlu tutuyorlar.
Bunu yaparken de dedim ya kılıfına uyduruyorlar. Bugün Türkiye’de hayat sigortası olmadan hiç bir banka kredi vermiyor.
Hepsinin tek şartı hayat sigortası. Çok ısrar ederseniz başvurunuzu alıyor ama sistem otomatik olarak reddetti yanıtını veriyor. Sistemin kredi talebinizi reddetmemesi için mutlaka hayat sigortası yaptıracaksınız. Bunun için de kullandığınız krediye göre en az 150 ila 300 TL arasında bir rakamı bankaya ödemek zorundasınız.
Yarın yasal sorumluluk üstlenmemek için de sözleşmeye şu maddeyi ekliyor:
‘Müşteri tarafından yapılması talep edilen sigorta.’
Yani buradan çıkartılan sonuç şu; müşteri bankaya gidiyor ve kredi alırken ısrarla ben hayat sigortası istiyorum diyor. 3 bin lira gibi bir para için bile giden zavallı vatandaş, özel merakından dolayı bunun 200 lirasını sigortaya ödeyecek!
Buna Türkiye’de ancak BDDK inanır.
Nitekim de inanıyor.
BDDK’nın çok değerli yöneticilerine soruyorum:
Kredi kullanım istatistikleri her hafta elinize geliyor. Bugüne kadar sigorta yapılmadan kullandırılan kaç kredi kaydınız var?
Varsa bunu açıklayın.
Ya yoksa?
O zaman siz nasıl denetleyici ve düzenleyici bir kurumsunuz ki devletin çıkarttığı kanunları bankalar, kılıf değiştirerek yok hükmünde kabul ediyor.
Bankalar her konuda olduğu gibi maalesef sigorta konusunda da devleti ve kanunlarını tanımıyor. Devletin çıkarttığı kanunları uygulamakla yükümlü kurumlar ne işe yarar?
Burada açık bir ihlal var. Bu ihlali sıradan bir vatandaş yapsa bunun bedelini ağır öder. Peki bu ihlali bankalar yapınca neden sus pus oluyorsunuz? Sayın yöneticiler; lütfen müfettişlerinizi banka şubelerine yollayınız ve sıradan bir vatandaş gibi kredi talebinde bulunsun. O zaman görürsünüz ki bankalar devletin kanunlarını nasıl ayaklar altına alıp çiğniyor.
Şimdi top BDDK’da... ■ Remzi Özdemir; Yeniçağ, (1.9.2014)

 

BORÇLANMA, HALK: 12 YILDA VATANDAŞIN BORCU 52 KAT ARTTI

2002’den 2014’e kadar geçen AKP dönemindeki büyüme efsanesinde Türkiye’nin iç ve dış borcu 3 kat, vatandaşın borcu 52 kat, cari açık da 83 kat artış kaydetti

Son 12 yılda AKP’nin efsanesi olarak kamuoyuna lanse edilen büyüme hızındaki sürekliliğin perde arkasında koskoca bir balon olduğu rakamlarda ortaya çıkıyor.Son 12 yılda iç tüketime dayalı büyüme ile vatandaşın borcu lira bazında 52 kat artarken, cari açık 83 kat artış gösterdi.

Devletin iç borcu 2002’de 155 milyar (katrilyon) TL idi, 436 milyar liraya yükseldi. Dış borç 130 milyar dolardan 388 milyar dolara çıktı. İç borç gibi dış borç da 3’e katlandı. Kişi başına düşen 1.963 dolar dış borcumuz vardı. Borç yiğidin kamçısıdır diyerek her bir vatandaşın sırtına yüklenen dış borç 5 bin 103 dolara tırmandı.
IMF’ye ödenen
Erdemir, TÜPRAŞ ve Türk Telekom gibi devasa devlet mülklerinin satışından elde edilen gelir 52 milyar dolar oldu. IMF’ye ödenen 22 milyar dolar borcun 2,4 katı kadar para, vatandaşın malı olan KİT’lerin satışından geldi. Buna rağmen dış borç IMF’ye ödenen tutarı 12’ye katladı.

Orta gelir tuzağı
Aileler bankalara 1,6 milyar dolar faiz ödüyordu. Şimdi bu rakam 19,2 milyar dolara yükseldi. Zira vatandaşın bankalara borcu bu dönemde 4 milyar dolardan 160 milyar dolara çıktı. Lira bazında ise 6 milyar liradan 333 milyar liraya yükseldi..42 milyon kişi bankalara borçlu.Vatandaşın borcu 12 yılda lira bazında 52 kat arttı.
Cari açık 626 milyon dolardı, 83 katlık artışla, 52 milyar dolara çıktı. Uzmanlara göre dünyadaki pek çok kriz cari açığın milli gelire (GSYH) oranı yüzde 4,5’i geçtiği için patlak veriyor.. Bizde yüzde 10’lara kadar yükseldi, Merkez Bankası’nın yerinde müdahaleleri ile ancak yüzde 7’ye inebildi.
1 litre mazotun fiyatı 1,10 TL idi, şimdi 4,45 TL. Çiftçi 1 litre mazot için 4,8 kg buğday satıyordu. Aynı miktarda mazot için 6,2 kg buğday satması lazım. Niçin canlı hayvan, saman ithal etmek zorunda kaldığımızın, çiftçinin 6,5 İstanbul büyüklüğünde araziyi ekmekten niçin vazgeçtiğinin cevabı artan maliyetlerde. Hal böyle olunca işlenen tarım alanı 239 milyon dönümden 206 milyon dönüme indi. Sanayi teknoloji devi tek bir marka gelip yatırım yapmadı Türkiye’de. Sadece gelen yabıncı gayrimenkul yatırımına yöneldi. Sanayinin milli gelir içinde payı yüzde 18’e geriledi.
Son beş yıldır kişi başına gelir yerinde sayıyor. Ekonomi 10 bin dolar tuzağına takıldı kaldı. Bu yıl da büyüme yüzde 3 civarında olacak ve kişi başına gelir 10 bin dolar sınırını aşamayacak. Gelir artmazken enflasyon çift haneye koşuyor. ■ Yeniçağ, (1.9.2014)

2.9.2014

 

KRIZ: AVRUPA GERÇEKTEN ZORDA!

02.09.2014 02:00:00

Birkaç haftadır Avrupa ekonomik gelişmeler nedeni ile nerede ise panik içinde. Bu tabii Türk ekonomisi açısından da önemli bir gelişme. Çünkü temel ihracat piyasamız Avrupa!

Euro bölgesi üyesi ülkeler en çok zorlananlar. Euro bölgesinin toplam GSYİH’sı sıfır büyüme sergilemekte. İtalya bir kere daha resesyona düştü, Fransa GSYİH’ sı sıfır büyüme sergiliyor ve l

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura