Diğerleri > Sis Çanı
16-10-2013
NELER OLDU 1-6 EYLÜL 2013 (Altın, AB, UÖŞ, yabancıya toprak, cemaat, RTE, bedhahlar, FED, dış açık, enflasyon, Atatürk, demokrasi)

Cihan Dura

16.10.2013


1.9.2013

"ALTIN FİYATLARI UZUN VADEDE YÜKSELECEK"

Dünya Elmas Borsaları Federasyonu Başkanı Ernest Blom altının uzun vadede yükseleceğini öngördü. Blom'a göre altın fiyatları bazı ülkelerden gelen tüketici taleplerinden etkilenecek. Blom'a göre Türkiye de önemli alıcı ülkeler arasında yer alıyor.

Uluslararası piyasalarda altın fiyatlarındaki dalgalanma ve yükseliş uzmanları ikiye böldü. Uzmanların bir kısmı altındaki yükselişin devam edeceği yönünde görüş belirtirken, bir kısmı da fiyatların düşeceğini söylüyor.

Dünya Elmas Borsaları Federasyonu Başkanı (WFDB) Ernest Blom'a göre altındaki yükseliş trendi orta ve uzun vadede devam edecek.

Blom, "Kısa ve uzun vadede altın fiyatlarında artış devam edecek. Ancak bu dönemde zaman zaman düzeltmeler olacaktır" dedi.

Altın fiyatlarının artmasında tüketici talebinin etkili olacağını aktaran Blom, özellikle Hindistan, Çin ve Brezilya gibi BRIC ülkelerinden gelen talebin metal fiyatlarının artmasını tetikleyen ana etken olacağını kaydetti.

Türkiye Altın Talebinde Önemli Ülke

Altın fiyatlarında kısa vadede zayıflama görülebilme ihtimali olduğunu kaydeden Blom, "Kısa vadede fiyatlarda bir zayıflama görebiliriz fakat uzun dönemde artış olacağına eminim. Daha önce de belirttiğim gibi Hindistan ve Çin, özellikle Hindistan altının seyrinde ana oyuncu olacaktır. Türkiye, Brezilya ve Asya ülkeleri de önemli altın alıcısı ülkeler arasında yer alıyor" diye konuştu.

Amerika Merkez Bankası'nın (Fed) parasal genişlemeyi sonlandırmasının altın fiyatları üzerine etkileri hakkında da değerlendirmelerde bulunan Bloom, "Fed'in altın fiyatlarını etkileyeceğine yönelik piyasada farklı görüşler var. Ancak ben Fed'in altın fiyatları üzerine, özellikle de uzun dönemde aşağı yönlü etkisi olacağını düşünmüyorum" dedi.

Belirsizlik Devam Ederse Yükseliş De Devam Eder

Toronto Dominion (TD) Securities Emtia Strateji Müdürü Bart Melek de Fed'in parasal genişlemeyi sonlandırma zamanı ve seviyesine ilişkin belirsizliklerin devam etmesi durumunda kısa vadede altındaki yükselişin devam edeceğini söyledi.

Kısa vadede büyüme öngörüsüne rağmen Fed'in altın fiyatlarına yön verebileceğinin altını çizen Melek, "Fed daha sıkı para politikası uygulayacağına yönelik daha belirgin sinyaller vermeye başlarsa altın fiyatlarının 2014 yılı ikinci çeyreğinde bin 200
dolar seviyelerine gerileyeceğini düşünüyorum" diye konuştu.

"Altında dalgalanmalar olacaktır ancak, piyasalardaki belirsizliğe karşı bir korunma aracı olmaya devam edecektir" diyen Melek, Çin ve Hindistan'da fiziksel altın alımının devam edeceğini, ancak yükselen fiyatların bu talebi yavaşlatabileceğini dile getirdi. ■ Hürriyet, (1.9.2013)

(Altın ve Para Piyasaları Uzmanı Mehmet Ali Yıldırımtürk ise, “Fed’den sert bir açıklama gelirse altının onsu 1.000-1.100 dolara kadar gerileyebilir” dedi. Milliyet)

AB: YUNANİSTAN'DA İŞSİZLİK REKOR SEVİYEDE

Ekonomik krizle mücadele eden Yunanistan'da işsizlik oranı mayıs ayında yeni bir rekor kırarak yüzde 27,6'ya yükseldi

Avrupa Topluluğu İstatistik Ofisi'nin (Eurostat) bugün duyurduğu verilere göre, nisan ayında yüzde 27 olan işsizlik oranı mayıs ayında 27,6’ya yükseldi. Avrupa Birliği (AB) verilerine göre Euro Bölgesi ülkelerinde temmuz ayında ortalama işsizlik oranı haziran ayıyla aynı kalarak yüzde 12,1 olarak gerçekleşti. Aynı dönemde bütün AB ülkelerindeki işsizlik oranı da değişmeyerek yüzde 11 kaldı. En düşük işsizlik oranı yüzde 4,8 ile Avustralya’da görülürken onu, Almanya yüzde 5,3 ve Lüksemburg yüzde 5,7 ile izledi.

Yunanistan’a ilişkin verilerde mayıs ayında erkeklerde işsizlik oranı yüzde 24,6 olarak tespit edilirken, kadınlarda bu oran yüzde 31,6, 25 yaşından küçük gençlerde ise yüzde 62,9 oldu.

Bir yılda işsizlik oranlarında en yüksek artış görülen ülkeler ise şöyle sıralandı; Kıbrıs (Rum): yüzde 12,2 - 17,3, Yunanistan: 23,8 - yüzde 27,6, Slovenya: yüzde 9,3 - yüzde 11,2. ■ www.objektifhaber. (1.9.2013)

 

2.9.2013

UÖŞ: YILIN SATIŞI BUGÜN AÇIKLANIYOR

ABD'li telekom devi Verizon Communications'ın, Verizon Wireless'ın kontrolünü tamamen elde etmesini sağlayacak İngiliz devi Vodafone ile yapılan 130 milyar dolarlık anlaşmanın bugün açıklanması bekleniyor.

İngiliz telekom şirketi Vodafone tarafından dün yapılan açıklamada, Verizon Wireless'taki yüzde 45 hissenin satışı için Verizon Communications ile yürütülen görüşmelerde ileri aşamaya gelindiği belirtildi.

Konuya yakın kaynaklar Reuters'a yaptıkları açıklamada, tüm zamanların üçüncü büyük anlaşması olması beklenen satışla ilgili duyurunun Londra borsasının bugünkü kapanışının ardından yapılmasının beklendiğini söylediler.

Vodafone ve Verizon'un anlaşmayı açıklamaya yaklaştıklarına dair haberin ardından Vodafone hisseleri yüzde 3.7 değer kazandı. ■ Akşam, (2.9.2013)

YABANCIYA TOPRAK: BU ILÇEDE 12 BIN YABANCI YAŞIYOR

Yabancıların yoğun olarak ilgi gösterdiği Antalya'nın Alanya ilçesinde, 43 ülkeden 12 bin 393 yerleşik yabancı yaşıyor.

Yabancıların yoğun olarak ilgi gösterdiği Antalya'nın Alanya ilçesinde, 43 ülkeden 12 bin 393 yerleşik yabancı yaşıyor.

Alanya İlçe Emniyet Müdürlüğü Yabancılar Şubesinden alınan bilgiye göre, ilçede 43 ülkeden 12 bin 393 kişinin uzun süreli oturma izni bulunuyor.

Alanya'ya 10-15 yıl öncesine kadar ağırlıklı olarak Almanlar ilgi gösterirken, son yıllarda Rusya ve İskandinavya ülkeleri başta değişik ülkelerden insanların geldiği görülüyor.

Danimarka'dan Almanya'ya, Çin'den ABD'ye, İrlanda'dan Japonya'ya ve Çin'e kadar geniş bir yelpaze oluşturan yerleşik yabancılar arasında 3 bin 821 ile birinci sırada Danimarkalılar, 3 bin 482 ile ikinci sırada Almanlar yer alıyor.

Alanya Emniyet Müdürlüğü Yabancılar Şubesinin verilerine göre, ülkelerine göre Alanya'da uzun süreli oturma izni bulunanlar şöyle:

"Almanya 3 bin 482, Afganistan 3, Azerbaycan 10, ABD 45, Avustralya 5, Avusturya 102, Belçika 349, Belarus 7, Barbados 1, Bulgaristan 14, Çek Cumhuriyeti 28, Çin 4, Danimarka 3 bin 821, Endonezya 8, Estonya 22, Finlandiya 398, Fransa 9, Gürcistan 6, Hollanda 989. Irak 4, İsveç 317, İngiltere 538, İran 6, İrlanda 119, İspanya 2, İsviçre 61, İtalya 19, Japonya 3, Kırgızistan 12, Kazakistan 9, Norveç 994, Özbekistan 6, Portekiz 3, Rusya 920, Slovakya 13, Slovenya 3, Suriye 2, Türkmenistan 1, Tayland 1, Tunus 2, Ukrayna 53, Yunanistan 1, Ürdün 1."

NEDEN ALANYA?

Alanya'da mülk sahibi olan ya da oturma izni bulunan yabancılar, ilçeyi tercih etme sebeplerini iklim, deniz, Türk insanının sıcak kanlılığı, yaşam kolaylığı, doğal güzellikler ve fiyatların uygun olması olarak sıralıyor.

Yaklaşık 12 yıldır Alanya'da yaşayan Alanya Rus Dili Konuşanlar İşbirliği ve Dayanışma Derneği Başkanı Anjelika Azhela, 1999 yılında Rusya'dan evlenerek Alanya'ya yerleştiğini ve Alanya'da yaşamaktan çok mutlu olduğunu söyledi.

Azhela, "Alanya'da yaşamak çok güzel, iklimi güzel, insanı sıcak, denizi güzel. Alanya'daki Türkler bizi yabancı veya turist olarak görmüyor, kendilerinden biri olarak görüyor. Bir apartmanda Türk, Alman, Rus, Ukrayna her ülkeden insan bulabilirsiniz. Dost bir şekilde yaşıyorlar" diye konuştu.

Alanya'da evi bulunan Ekaterina Bavrina da Alanya'da Rus okul bulunmadığı için çocukların okulu sebebiyle Alanya'da sürekli yaşamayamadıklarını, ancak tüm tatillerde Alanya'ya geldiklerini söyledi.

"Alanya çok güzel, çocuklarımız burada güvende ve mutlu" diyen Barina, emekli olduktan sonra Alanya'ya yerleşeceklerini söyledi.

14 yıldır Alanya'da yaşadığını belirten Alisa Elizaveta Baltus da 1999 yılında annesiyle birlikte Alanya'dan ev satın alarak yerleştiklerini, buradaki yaşamlarının, hayal ettiklerinden çok daha güzel olduğunu ifade etti. Baltus, ''Türkiye'yi çok sevdiğim için Osmanlı Tarihi okudum. Sanat müziği dinlemeden yapamıyorum. Türkiye'yi çok seviyoruz, Türkiye'de çok mutluyuz'' diye konuştu.

İFTAR SOFRASINA DA OTURUYORLAR AYİN DE YAPIYORLAR

Binlerce yerleşik yabancının yaşadığı Alanya'da belediyede "Yeni Alanyalılar Meclisi" ismiyle yabancılardan oluşan bir meclis bulunuyor. Mecliste halen Fransız, Danimarkalı, İngiliz, İrlandalı, Hollandalı, İsviçreli, Rus, Polonyalı, Norveçli, İsveçli, Fin, Suriyeli ve Azeri temsilci bulunuyor. Mecliste Alanya'ya yaşayan yabancı yerleşiklerin sorunları belediyeye aktarılıyor, yeni yerleşiklere dil konusunda destek veriliyor.

İlçede ayrıca 18 ülke vatandaşının temsilcisi bulunduğu bir Kent Platformu da bulunuyor. Kent Platformu'nun girişimiyle ilçede daha önce 10 bin lira olan yabancılar için mezarlık fiyatı geçen ay 500 liraya indirilmiş.

İlçede Hıristiyanların ibadet yapabilmesi için bir kilise yabancılar mezarlığı da bulunuyor. İlçeye yaşayan yabancıların ülkelerinin bağısızlık bayramları, Noel, Paskalya etkinlikleri yerli ve yabancı yerleşiklerin katımıyla kutlanıyor. Yabancılar Ramazan ayında da iftarlara katılıyor ve iftar davetleri veriyorlar.

Kent Platformu Başkanı Sudi Çandır, "Gelenek ve göreneklerimizi öğrenip yaşamak istiyorlar. Yaşadıkları şehire sahip çıkıyorlar. Dini bayramlarda bayramlaşmalara mutlaka katılıyorlar" diye konuştu.

HUZUREVİ İSTEĞİ

Türk Alman Dostluk Derneği Başkanı Fahri Yiğit, Alanya'nın iklimi ve ucuzluğu nedeniyle tercih edildiğini, Avrupa'dan gelen yerleşiklerin de genelde emekli olduğunu söyledi.

Yiğit, Alanya'da yabancılar ile Türkler arasında kaynaşmada hiçbir sorun bulunmadığını, bu nedenle gettolaşma olmadığını, yabancıların istediği yerde yaşadığını söyledi.

İlçedeki yabancı yerleşiklerin özellikle kış aylarında ekonomiye katkı sağladıklarını kaydeden Yiğit, "Burada oturan yabancılar Avrupa'dan bir nakit para getiriyor, piyasaya para sürülüyor alışveriş yapıyorlar. Özellikle kış aylarında Alanya ekonomisine katkıları büyük oluyor" dedi.

Alanya'da yerleşik emeklilerin huzurevi istediklerini de belirten Fahri Yiğit, "Huzurevi olmadığı için özellikle Almanlar bakıma muhtaç hale geldikleri zaman ülkelerine tekrar dönüp gidiyorlar" diye konuştu. ■ Akşam, (2.9.2013)

İÇ BEDHAH, CEMAAT: SAVCI AYAĞA KALKMADI

İzmir'de 30 Ağustos törenlerinde Savcı bayrak töreninde ayağa kalkmadı...

CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler, İzmir Bergama’daki 30 Ağustos törenlerinde resmi geçit sırasında ayağa kalkmayan Bergama Cumhuriyet Savcısı Hasan Yüksel’e tepki göstererek, ‘Ülkesinin bayrağına saygısı olmayan bu kişi nasıl cumhuriyet savcılığı görevi yapabilir?’ diye sordu.

Cumhuriyet gazetesinin haberine göre; Savcının, Türk Bayrağı taşıyan grubun protokolün önünden geçişi sırasında koltuğundan kalkmadığını anımsatarak, memleketi Bergama’da yaşanan bu talihsiz olayı, bütün Bergamalılar gibi kendisinin de şiddetle kınadığını vurguladı. Olayın geçiştirilmeden soruşturulması ve gerekli işlemlerin yapılması için sorumluluğun Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’yla Adalet Bakanı’nda olduğuna dikkat çekti. ■ Sözcü, (2.9.2013)

(Çok büyük bir olasılıkla Cemaat’in yetiştirdiği biridir. cd)

 

3.9.2013

YABANCIYA TOPRAK: YABANCILARA NE KADAR TOPRAK SATILDI

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Türkiye’den gayrimenkul satın alan yabancı uyrukluların sayısının 102 bin 100 kişiye ulaştığını açıkladı.

Bakan Bayraktar, CHP milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın soru önergesine verdiği yanıtta en fazla gayrimenkul satın alanlar 36 bin kişiyle, İngilizlerin olduğu bildirdi. İngilizleri, sırasıyla Almanya, Rusya, Norveç ve İrlanda vatandaşları izledi.

Yabancılar, bugüne kadar 20 milyon 933 bin 110 metrekare büyüklüğünde arsa ve konut satın aldı. En fazla konut ve arsa alınan il ise, 4 milyon 850 bin metrekare ile Antalya oldu. ■odatv, (3. 9. 2013)

 

RTE: BENCİL!

Durmadan barış çığlıkları atan konuşmalar yapıyor.
Batıdan doğudan aklına kim, hangi devlet ya da lider takılırsa barışa yan çizdiklerini söyleyerek demediğini bırakmıyor.

Ama ülkesinde, halkım dediği; sokaklara dökülen, meydanları dolduran on binlerce kadın, erkek, genç, yaşlı insanlara...
...1 Eylül Dünya Barış Günü’nde seferber ettiği polisi, yine biber gazı kullandı.
Barış söylemi dışarıya öyle içeriye böyle.
Barışseverliği de şu sloganla taçlanıyor:
RTE barışa da biber gazıyla vurdu!

***

Dünyada kendini öven söylemlerine kendini inandıran, inanan RTE’den başka bir başbakan, lider veya siyaset adamı var mıdır acaba?..
“Millete Hizmet Yolunda” adını verdiği son TV programında yine övündü.
Nutuklarında sürekli “Türkiyem” derken, aslında “ben” demek istiyor.
“Hadiseler karşısında Türkiye’nin (yani benim) dik, cesur, ilkeli duruşum dünyanın her yerinde takdirle ve gıptayla karşılandı” diyor.
Sonlarda yine kendini öven bir cümle söylemeden edemiyor ve halkın yalakalıktan uzak en az yüzde 50’sini hayretler içinde bırakan bir sonuç ilan ediyor:
“Türkiye’nin (benim) dik duruşum dünyaya hem demokrasi dersi hem de insanlık dersi verdi” diyor.
Oysa Batı medyası, ülkesinde demokrasiye her gün bir darbe daha vurduğunu içeren haber ve yorumlarla RTE demokrasisinin gerçek demokrasilerde yeri olmadığını vurguluyor ve Türk demokrasisinin arkasından teneke çalıyor.
Peki ama RTE, Batı demokrasilerine neden böyle ‘ben’li başlayıp biten övgülerle sesleniyor. Bencil bir duruş sergiliyor?
Sanki Batı dünyası kimin ne olduğunu bilmiyor mu bu ülkede?..
“Ben” diyor, “dünyaya demokrasi dersi veren, ilkeli ve cesur dik duran adamım!”...
“En büyük Türkiye… Benden büyük yok!”
Kendi söylüyor kendi inanıyor.

***

Dünyaya demokrasi dersi veriyor da, dünya demokrasilerinden ders almıyor.
İngiltere’de Başbakan Cameron Avam Kamarası’nı topladı. Müdahaleye hayır kararı çıktı.
Başkan Obama... Tek adam... Anayasa, yasalar yetki vermiş. Müdahaleyi bir emirle başlatabilir. Ama hayır! Bu yetkisini kullanmadan önce Kongre’nin onayını almayı yeğledi.
Bu iki ülkenin liderleri; halkın temsilcisi parlamentoların eğilimini ve kararını saptamaya öncelik tanıyor.
RTE ise... Meclis’i topladığında çoğunluğuna dayanarak alacağı karar önceden de bilinmesine karşın; milletin vekillerinin eğilimlerini almaya gerek yok, diyor. Hatta ve adeta İngiltere, ABD gibi ülkelerin davranışlarına “bu ne biçim demokrasi” der gibi baktığı izlenimi veriyor.

***

Şu sıralar Obama’nın kararını eleştiren yok ABD medyasında.
Kongre’deki oylamanın olası sonuçlarını tartışıyor.
Ya bizde? Kuru bir haber. O da sorulduğu için açıkladığı, Meclis’i toplamaya ne gerek var, diyen tek bir cümle.
Yahu bak İngilize, Amerikalıya... Milletin vekillerine, yani millete başvuruyor.
Sen ise milletin vekillerinden yani milletten şu cesur, ilkeli dik duruşunun içeriğini açıklamayı, bilgi vermeyi bile esirgiyorsun, diyen olmadığı gibi diyecek olan da...
...yok ortalıkta!

***

 

Bir beklentim var:
RTE, Kongre’ye acaba ne zaman ne yapması gerektiğini bildiren bir konuşma yapacak TV’lerde?
Zira Başkan Obama, Kongre’ye gönderdiği yazıda, kısıtlı, günlerce sürmeyecek, Esad’ı cezalandıran bir askeri müdahale yapacağını bildirdi.
RTE ise Esad’ı devirecek etkili bir adım atılmasını istiyor.
Öyle bir iki gün sürecek vur kaç modeli müdahale değil isteği. İç savaşta yanıp yıkılan Suriye’de ayakta ne kalmışsa, ne kadar insan varsa, onları da yerle bir edecek müdahalenin şöyle gece gündüz günlerce sürmesini istiyor ve...
...Kongre’den Başkan’ın yazısının genişletilerek bu tür olanakla geçmesini... Kongresmenlere ne zaman direktif verecek acaba, diyorum.
Ya RTE’yi tatmin edecek bir Kongre kararı çıkmazsa... Eyvah ki eyvah!
Kongre’nin RTE’nin dilinden çekeceği var!
Kongre üyelerine dünyaları dar ettiğini sanarak öyle bir dik, öyle cesur ve ilkeli bir demokrasi dersi verir ki, şaşakalırlar! ■Cüneyt Arcayürek, Cumhuriyet, (3. 9. 2013)

İÇ BEDHAHLAR: VALİ 10. YIL MARŞI’NI ÇALDIRMADI

Eskişehir’in düşman işgalinden kurtuluşunun 91. yıldönümü törenlerinde Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna’nın talimatıyla 10. Yıl Marşı çalınmadı.
Eskişehir’in düşman işgalinden kurtuluşunun 91. yıldönümü nedeniyle Vilayet Meydanı’nda gerçekleşen törene Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın da katıldı. Yapılan konuşmaların ardından 1. Hava Kuvveti Komutanlığı’nın askeri bandosu konser verdi. Ancak vali Güngör Azim Tuna, özel kalem müdürlüğü yetkilileri aracılığıya 10. Yıl Marşı’nın çalınmaması talimatını verdi. Bunun üzerine 10. Yıl Marşı repertuvardan çıkarıldı. Törenlerde, 10. Yıl Marşı’nın çalınmaması şaşkınlık ve tepkiye neden oldu. ■ CAN HACIOĞLU, Cumhuriyet, (3. 9. 2013)

İÇ BEDHAHLAR: BU NASIL CUMHURİYET SAVCISI?’

CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler, İzmir Bergama’daki 30 Ağustos törenlerinde resmi geçit sırasında ayağa kalkmayan Bergama Cumhuriyet Savcısı Hasan Yüksel’e tepki göstererek “Ülkesinin bayrağına saygısı olmayan bu kişi nasıl cumhuriyet savcılığı görevi yapabilir” diye sordu. Bu talihsiz olayı şiddetle kınadığını vurgulayan Güler, olayın geçiştirilmeden soruşturulması ve gerekli işlemlerin yapılması için sorumluluğun Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’yla Adalet Bakanı’nda olduğuna dikkat çekti. ■ Cumhuriyet, (3. 9. 2013)

AB: AVRUPA’DA İŞSİZLİK DİRENİYOR

17 ülkeden oluşan Avro bölgesinde işsizlikte üst üste ikinci ayda da ufak bir azalma yaşandı. Ancak işsizlik oranı yüzde 12.1’de kaldı. Bu, Avro bölgesi için rekor düzeyde işsizlik anlamına geliyor.

Geçen hafta sonunda yayımlanan Avrupa İş Pazarı Raporu’na göre haziran ve temmuz aylarında işsiz sayısında 50 bin kişilik bir düşüş yaşandı. Ancak bu, bölgede 19 milyon çalışanın hâlâ işsiz olduğu anlamına geliyor. Uzmanlar toplamda dünyanın en büyük müşterek ekonomisi olan Avro bölgesinin bir buçuk yıllık ekonomik durgunluktan sonra büyümeye geçtiği anlamına geldiğini söylüyor. Daha önce açıklanan bir raporda Avrupa ekonomisinin nisan-haziran ayları arasında binde 3 büyüdüğü bildirilmişti. ING Bank’den Carsten Brzerski ana sorunun büyüme motoru işlevi gören Alman ekonomisinin daha zayıf ve halen durgunluktaki Avrupa ekonomilerine yardım edip edemeyeceği olduğunu düşünüyor. Brzerski bugüne kadar izlenen senaryoda Alman ekonomisinin büyüdüğünü ve teknik olarak Avro bölgesindeki durgunluğu sonlandırdığını izlediğimizi söylüyor. Ancak Avrupa ülkelerine teker teker bakıldığında birçoğu hâlâ durgunlukla boğuşuyor. Brzerski’ye göre şimdi izlenmesi gereken, Alman ekonomisinin geri kalan ekonomileri durgunluktan çıkarıp çıkaramayacağı. Avrupa Merkez Bankası 2013 yılında Avro bölgesinde mütevazı bir büyüme yaşanmasını bekliyor. ■ Cumhuriyet, (3. 9. 2013)

 

4.9.2013

RTE: SEN YEŞİLE HASTASIN

Ben seni çok iyi tanırım.
Sen hakikaten yeşile hastasındır.
Garip-gureba, fakir-fukaradan biriyken yeşile olan aşkından orman arazisine kaçak ev yapmandan bilirim. O evi yaparken kaç ağaç kestiğini, kış gecelerinde kaç ağacı kesip yaktığını da bilirim.

Ben seni bilirim.
Sen gerçekten yeşile hastasındır.
Belediye Başkanlığın zamanında İstanbul’a diktiğin fakat bir türlü yeşermeyen ağaçlardan ve İstanbulluların milyarlarca lirasının sokağa atılmasından ve bu alımlar sırasında adamlarının döndürdüğü dolaplardan bilirim.

Ben seni bilirim.
Sen hakikaten yeşile hastasındır.
“Bizden önce İstanbul çöldü. 10 senede 3,5 Milyar ağaç diktik” demenden seni bilirim.
Bu sözü televizyonlardan söyledikten sonra, hesap tutmayıp ağaç alım işlerinde yolsuzluk kokuları ortaya dökülünce, anında dönüp milyar-milyar satın alındığı söylenen ağaçları, milyon yapmanla bilirim.

Ben seni yıllar öncesinden tanırım.
Senin dışın gerçekten yeşildir. Ama için kan kırmızısıdır. Karpuz gibi olduğunu, Avrupa’da ki camilerde gariban Müslümanlardan para toplamandan, Gülbettin Hikmetyar’ın dizinin dibinde yemyeşil halıya çökmenden, Bosna’ya yardım paralarından, Mercimek’ten-Darçın’dan, Kanal 7’ den iyi tanırım.

Ben senin ciğerini bilirim be usta.
Yeşili sev yeşile hasta ol, tamam bunu anlarım.
Fakat sen yeşil bitkileri değil, yeşil renkli Amerikan Dolarını da çok sevdin be usta!
İETT’ de patlak top peşinde koşan, evinin kirasını partinin ödediği, çocuklarının okul parasını Remzi Amcalarının ödediği, servetinin hesabını çocuklarının takılarına bağlayan gariban biriyken, dünyanın en zengin siyasetçileri listesinde 8’ inci oluşundan bilirim be usta.
Bunu yabancı basın yazdı, Sarkozy söyledi. Wikileaks belgelerinde İsviçre Bankalarında 8 adet banka hesabın olduğu, hatta hesap cüzdanlarının bile yeşil renkli olduğu yazıldı da, sen İsviçre’den “Benim böyle bir hesabım yoktur” yazısını alamadın be usta!

Bilirim seversin yeşili, hastasın sen yeşile.
Keşke biraz da, seni bu makamlara getiren Cumhuriyet rejimini ve Çağdaş Türk Devletini kuranları sevebilseydin. Keşke bir defa olsun göğsünü gere-gere “Ben Türk’üm” diyebilseydin.
Arapları-El Kaide’yi-El Nusra’yı- İhvan- Müslimin’i-Hamas’ı-
Yasin El Kadı’yı-Ofer’i sevdiğin kadar kendi insanlarını da sevebilseydin be usta!

Bilirim hastasın sen yeşilin her çeşidine.
Uyuşturucu kaçakçılığından edindiği yeşil renkli 50 Milyar Dolara sahip Öcalan’ı, on binlerce insanımızı öldürtmesine rağmen sevdin de, bu fani dünyada sadece Türk Milletini sevemedin be usta!
Sen Yeşil’e hastasın ama ben de senin bu huylarına hastayım be usta!

Suratın yemyeşil oluncaya kadar Türk Milleti peşinde olacak.
Bundan böyle uyku sana haram be usta…■http://rifatserdaroglu.com, (4. 9. 2013)

ABD, FED: GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE YAVAŞLAMA RİSKİ

Uluslararası Para Fonu (IMF) ABD'nin öncülüğündeki gelişmiş ekonomilerin küresel büyümenin arkasındaki itici güç olmayı sürdüreceklerini, ABD'nin para politikasında sıkılaşmaya bağlı olarak da gelişmekte olan ülkeler için yavaşlama riski bulunduğunu belirtti.

IMF tarafından G20 zirvesi için hazırlanan ve Reuters tarafından elde edilen raporda, büyümenin canlandırılması ve risklerin daha iyi yönetilebilmesi için küresel adımların güçlenmesi gerektiğine dikkat çekildi. Raporda bazı aşağı yönlü risklerin daha önemli hale geldiği uyarısında da bulunuldu.

Raporda, gelişmekte olan ekonomilerin ABD para politikasında sıkılaştırmaya karşı özellikle duyarlı oldukları belirtilerek, politika belirleyicilerin finansal istikrarsızlıkta artışla başa çıkmaya hazır olmaları gerektiği ifade edildi. ■ Dünya, (4. 9. 2013)

DIŞ AÇIK: CARİ AÇIK BEKLENTİ ALTINDA GELDİ

Haziran'da 5.1 milyar dolar olması beklenen cari açık, 4.45 milyar dolar olarak açıklandı. İlk 6 aylık cari açık 35.92 milyar dolar.

Cari açık Haziran'da 4.45 milyar dolar ile piyasa beklentisinin altında gerçekleşti. Piyasada beklenti 5.1 milyar dolar cari açık oluşacağı yönündeydi. Cari işlemler açığı mayıs ayında ise piyasa beklentisinin üzerinde, yüzde 42 oranında artarak 5.3 milyar dolardan 7.5 milyar dolara yükselmişti..

Yılın ilk 6 ayında ise cari açık yüzde 20 artarak 35.92 milyar dolar oldu.

12 aylık cari açık 53.64 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Bu arada Haziran'da net hata noksan kalemi 2.33 milyar dolar açık verdi.

Merkez Bankası (TCMB) tarafından bugün açıklanan 2013 yılı Ocak-Haziran dönemi cari işlemler açığı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 5 milyar 890 milyon dolar artarak 35 milyar 920 milyon dolar yükseldi. Bu dönemde, cari işlemler açığında etkili olan dış ticaret açığı 5 milyar 879 milyon dolar artarak 40 milyar 474 milyon dolara ulaştı.

Türkiye'nin haziran ayında cari işlemler açığı 4 milyar 445 milyon dolar olurken, yıllıklandırılmış bazda cari işlemler açığı 53 milyar 640 milyon dolar oldu.

Parasal olmayan altın kalemi altında izlenen altın ithalatı, bir önceki yılın ilk yarısına göre 5 milyar 791 milyon dolar artarak 9 milyar 480 milyon dolar tutarında gerçekleşmişken, altın ihracatı 2 milyar 888 milyon dolar azalarak 2 milyar 493 milyon dolar oldu.

Hizmetler dengesi kalemi altındaki turizm gelirleri, bir önceki yılın ilk yarısına göre 2 milyar 579 milyon dolar tutarında artarak 11 milyar 727 milyon dolara, turizm giderleri de 415 milyon dolar tutarında artarak 2 milyar 315 milyon dolara ulaştı.

Yatırım geliri dengesinin altında yer alan doğrudan yatırımlar, portföy yatırımları ve faizlerden oluşan diğer yatırımlarda gerçekleşen toplam net çıkış, bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 milyar 591 milyon dolar tutarında artarak 5 milyar 194 milyon dolar olarak gerçekleşti. ■ Dünya, (4. 9. 2013)

ENFLASYON EKSİ ÇIKTI

Enflasyon giyim ve gıda etkisiyle ağustosta eksi çıktı. Türkiye İstatistik Kurumu'nun açıkladığı verilere göre, Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) yüzde 0.10 düştü, Üretici Fiyatları Endeksi ise (ÜFE) yüzde 0.04 oranında arttı. Yıllık enflasyon ise TÜFE'de yüzde 8.17, ÜFE'de yüzde 6.38 olarak gerçekleşti. Temmuzda yıllık enflasyon yüzde 8.88 olmuştu. Ağustosta fiyatı en fazla artan ürün yüzde 17.47 ile yumurta oldu. Yumurtayı, fiyatı yüzde 6.51 artan mücevher (altın) izledi. Fiyatı en çok artan üçüncü ürün ise yüzde 5.26'le kaşar peyniri oldu. TÜİK verilerine göre, geçen ay fiyatı en fazla düşen ürünlerin başında domates geldi. Domatesin fiyatı yüzde 27.14 azaldı. ■ Dünya, (4. 9. 2013)


5.9.2013

RTE, ATATÜRK’E SAYGISIZLIK: HA GAYRET…

RTE’nin yeşile aşkı ecdat mirası. Osmanlı da yeşile âşıktı, hayrandı.
Son zamanlara kadar ay yıldızlı albayrak yerine İslamı, şeriatı sembolize eden yeşil bayraklara sevdalıydı.
Bugünkü iktidar yeşile aşkını binlerce ağacı katlederek, ama yerine milyonlarcasını diktikleri gibi hâlâ ve asla doğrulanmayan bir yalan söyleyebiliyor...
Yalanı saptamak, kanıt aramak için yurdun dört bir tarafını dolaşmaya da gerek yok.
Şayet başkentte iseniz bugün Atatürk Orman Çiftliği’ne, bir zamanlar ağaçlarla donanmış o güzelim topraklara gidiniz.
Binlerce elma ağacının yok edildiğini, Atatürk’ün büyük emellerle yarattığı yeşil alanların yerini yine bozkırın soğuk suratlı topraklarına terk edildiğini...
... RTE, öylesine hayran ve de âşık ki yeşile, büyüklük hastalığının meyvesi kocaman bir Başbakanlık binası yapmak için başkentin burnu dibindeki yeşile de çevreciğe de kıydığını göreceksiniz. ■ Cüneyt Arcayürek, Cumhuriyet, (5. 9. 2013)

DEMOKRASİ: ÇARPITILAN MİLLİ İRADE KAVRAMI!

Dedesi Prof. Turhan Feyzioğlu, Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı iken, 1956-57 öğretim yılının açılış konuşmasında öğrencilere “Nabza göre şerbet vermeyin” dediği için, Demokrat Parti tarafından görevden alınmıştı!
Şimdi torunu, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Metin Feyzioğlu, 2013-14 adli yılının açılış töreninde, “milli irade” kavramının nasıl çarpıtıldığını açıklayarak, tarihte, dedesinin yanındaki yerini aldı.

***

“Dünya ve Türkiye tarihine bakıldığında, milli irade tabiri daha ziyade, seçimle işbaşına gelmiş ancak çoğulculuk yerine çoğunlukçuluğu benimsemiş ve giderek otoriter eğilimler sergilemeye başlamış siyasi iktidarların tercihi olmuştur.
Çağdaş demokrasiler ise çoğulcudur.
Başka bir anlatımla çağdaş demokrasiler, sadece o an için çoğunlukta olan siyasi görüşleri değil, sayıca azınlıkta olan başka görüşleri de kucaklar.
Bugün eğer mutlaka milli irade tabiri kullanılmak isteniyorsa, Türkiye Cumhuriyeti’nin çoğulcu bir demokrasi modeline dayandığı unutulmamalıdır.
Bu durumda milli irade tabiri, çoğunluğun azınlığa tahakküm ettiği, siyasi iktidarın her kurumu ele geçirdiği ve yaşamın her alanını düzenlemeye soyunduğu, insanların yaşam biçimine müdahale ettiği dönemlerdeki içeriğinden elbette ki farklı anlaşılmak zorundadır.
O halde çağdaş bir demokraside ‘milli irade’ tabirini kullanmaya devam etmek isteyenler, bu tabirin içinde siyasi iktidara muhalif düşüncelerin de yer aldığını, hükümetlerin parlamentodaki çoğunluklarına dayanarak her istediklerini yapamayacaklarını ve onlara oy vermeyenlerin de hükümeti olduklarını; insanlığın ortak değerlerini temsil eden hukukun genel ilkelerine, usulüne göre yürürlüğe konulmuş insan haklarına ilişkin uluslararası sözleşmelere ve anayasaya uygun davranılmasının zorunlu olduğunu unutmamalıdır.
Anayasamızın değişmez maddelerinde ifadesini bulan Cumhuriyetin temel niteliklerinin siyasi iktidarı sınırladığı ve çoğunluğun azınlığa tahakkümünü engellediği de hiçbir zaman akıldan çıkarılmamalıdır.
Bu sınırlamalarla kastedilen, bazılarının ileri sürdüğünün aksine, azınlığın çoğunluğa tahakkümü asla değildir…

Kastedilen, demokratik uzlaşma kültürüdür, katılımcı demokrasidir, geçici bir çoğunluğun geçici bir azınlık üzerinde mutlak egemenlik kurmasının önlenmesidir…
Nasıl yaşayacağını, hangi okula gideceğini, hangi inanca sahip olacağını, nerede ibadet edeceğini, hangi ahlak kuralını benimseyeceğini kişilere dayatmaya kalkışmamasıdır.”

***

Ne acıdır ki Türkiye’deki demokratlar, “çok partili düzene” geçişten yetmiş yıl sonra bile, sağcı iktidarlara hâlâ, demokrasi ve milli irade dersi vermek zorunda kalmaktadır!
Demokrat Parti iktidarı, dede Feyzioğlu’nu, görevden alarak cezalandırmıştı…
AKP iktidarı torun Feyzioğlu’nu, Türkiye Barolar Birliği’nin seçim sistemini değiştirmekle tehdit ediyor!
İşte 60 yılda, sağ kesim partilerinin geldiği “ileri demokrasi” noktası! ■ Emre Kongar, Cumhuriyet, (5. 9. 2013)

6.9.2013

YABANCIYA TOPRAK:TOPRAK SATIŞLARINDA KARARTILAN RAKAMLAR

Bakan’ın Uşak milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’a verdiği yanıt

Çevre ve Şehircilik Bakanı tarafından, Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın önergesine karşı verilen yanıt, halkı tatmin etmekten uzaktır. Daha öncede buna benzer soru önergelerine verilen yanıtlar da birbiriyle çelişkili idi. Bugüne kadar karşılıklılık ilkesine dayalı satış yapıldığı belirtilerek, asla İsrail’e toprak satılmadığı ile övünülürken onu da kaldırarak hem karşılıklılık ilkesi ve hem de İsrail yasağı kaldırıldı. Zaten İsrail bu yasağı tanımıyordu. Alımları dolaylı dolaysız gerçekleştiriyordu. Daha sonra neredeyse tüm ülkelere karşılıksız satışlar için bir torba yasa gece yarısı operasyonuyla çıkartıldı.
Bakan’ın İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’ya verdiği başka bir yanıt
Ülke genelinde Yunanlılar toplam 2.8 milyon m2 taşınmaz satın almış bulunuyor. Bursa’da 4.738 Yunanlı 1.1milyon m2, İstanbul’da 3.646 Yunanlı 447 bin m2, Manisa’da 349 Yunanlı 401 bin m2, şeklinde devam ederek, diğer illere göre durumu şu şekilde açıklamıştır: İzmir 178 bin 702 m2 ., Yalova 122 bin191 m2., Edirne 106 bin 843 m2 ., Çanakkale 93 bin 252 m2 ., Balıkesir 85 bin 538 m2 ., Tekirdağ 57 bin 101 m2 ., Aydın 39 bin 200m2., Kocaeli 26 bin 349 m2 ., Muğla 19 bin 280 m2 ., Hatay 18 bin 483 m2 ., Antalya 6 bin 328m2., Mersin 5 bin 023 m2 ., Eskişehir 3 bin 308 m2 ., Ankara 2 bin 791 m2 ., Sakarya 2 bin 387 m2 ., Nevşehir bin 119 m2 ., Kayseri 450 m2 ., Konya 125 m2 şeklindeki belirtmiştir.
Taşınmaz satın alan ülkeler

ABD, Avusturalya, Avusturya, Almanya, Arnavutluk, Azerbaycan, Bahreyn, Gabon, Malta, İngil tere, Belçika, Bolivya, Bosna–Hersek, Filipinler, Finlandiya, Fransa, Guatemala, Guyana, Gürcüstan Hırvatistan, Hindistan, Hollanda, İngiltere, KKTC, G.Kore, Kuveyt, Libya, Lübnan, Lüksemburg, Mısır, Malezya, Macaristan, Makedonya, Arjantin, Brezilya, Cezayir, Bulgaristan, Danimarka, Domi nik, Çek Cumhuriyeti, İtalya, İspanya, İrlanda, Kanada, Japonya, Suudi Arabistan, Meksika, Şili, Mol dovya, Norveç, İsrail, Pakistan, Ukrayna, Endonezya, Polonya, Portekiz, Roman ya, Rusya, Peru, Sırbistan-Karadağ, Slovenya, Suriye, Yeni Zelanda, Panama, Orta Afrika, Türkmenistan Elsal vador gibi 183 ülke vatandaşı ülkemizden toprak satın almaktadır.
Tarım arazileri yağmalanıyor
Bakanın daha önce açıkladığı rakamlar: Toplam, 125 bin 452 kişi, satılan alan 89 bin 297 dekar olarak bildirilmektedir. Satılan alan miktarı 2004 yılındaki alandan neredeyse üç misli azdır. Kişi sayısı üç misli artmasına karşın verilen alanın azalması rakamların gerçeğe aykırı olduğunu gösteriyor. Kaldı ki 2004 yılında toprak satın alan ülke sayısı da 68 iken, bugün verilen sayı 183’e çıkmış bulunuyor. Demek ki mütekabiliyet, yani karşılıklılık koşuluna bu sayılarla uyulmadığı açık olarak ortaya çıkmakta dır. Önceki verilerde bulunmayan ülke vatandaşları yeni listede yer almış görünüyor. Zaten İsrail’e sa tış yapılmadığı kamuoyuna defalarca medya aracılığı ile yansıtılmasına karşın aynı resmi verilerde 100 İsrail vatandaşına 136 taşınmaz satıldığı açıkça görünmektedir.” Verilere bakıldığında 2004 yılına göre Konya’da satışın
arttığı ortada. İsrail’in Konya Karapınar ve çevresin de onlarca köyün arazisi için ve Mersin Alata Çiftliği’nin 4 bin 56 dekarlık arazisi satın almak için yaptığı çalışmalar artık kamu oyun ca bilinmektedir. Ülke toprakları Lozan delinerek yabancılara duyarsızca satılmaya devam edilecek. ’Milli Emlâk’ zenginliklerimiz ve varlıklarımız, yapısı da yok edilerek, kapitülasyon uygulamasıyla devrediliyor. Misak-ı Milli sınırları büyük bir hızla adeta yok ediliyor.

Batman’a Alman ilgisi

Bayraktar, Birleşik Arap Emirlikleri Büyükelçiliği’nin Beşiktaş’ta bin 91 metrekare alan satın aldığını,

yabancı sermayeli Türk ticaret şirketi olan Abu Dabi Gayrimenkul Geliştirme Yönetim ve İnşaat Limitet

Şirketi’nin ise Kocaeli’nin Darıca ilçe sinde 64 bin 524 metrekare alan satın aldığını açıkladı.

Bayraktar, Batman’da 2 milyon 71 bin metrekare alana tekabül eden 244 taşınmazın ise Almanlar

tarafından satın alındığını açıkladı. Bu durum Batman ve Raman havzasını çok verimli ve kaliteli petrol

yataklarına sahip olması olarak algılanmalıdır. Mayınlı arazilerde daha yakin zamanda bulunan petrol

yataklarının kalitesi ve genişliği düşünüldüğünde ve ülkenin bir petrol denizi üzerinde yüzdüğü,

bulunan petrol yataklarının vanalarının betonla kaplandığı iddiaları tarihsel süreçte ortaya konan

raporlarla kanıtlandığı bilinirken, bunun göz ardı edilerek toprakların satılması en azından büyük bir

aymazlıktır.

Yabancılara taşınmaz satışın da son düzenleme ile hükümetin tüm topraklarımızı yabancıların alımına açtığını Türk halkı çok iyi takip ediyor. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından verilen son resmi rakamların gerçeği yansıtmadığı çok açık. 28 Ekim 2004 tarihli Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün internet sitesindeki resmi verilerine göre ülkemizden taşınmaz alan toplam yabancı sayısının 44 bin 740, satılan taşınmaz sayısının 42 bin 884, satılan toplam alanın da 273 bin 408 dekar olduğunu çok net bir şekilde görülmektedir. Bu durumda yeni açıklamalar son derece yanıltıcıdır. Rakamlar karatılmış durumdadır. O dönemde satılan ülke sayısı 68 iken bugün 183 çıktığına ve karşılıklılık ilkesi de kalktığına göre satışların, ülke topraklarının “binde beş”i sınırından “yüzde on”u düzeyine çıkartılması dahi rakamların
karartıldığını ortaya koyuyor. Kaldı ki, “2B yasası ” ve 5737 sayılı “Vakıflar Yasası ”yla yabancıların aldığı topraklar hesaba katılmamakta…
Tarım arazileri yağmalanıyor
Bugün için verilen rakam 125 bin 452 kişiyle satılan alan 89 bin 297 dekar olarak bildirilmektedir. Satılan alan miktarı 2004 yılındaki alandan neredeyse üç misli azdır. Kişi sayısı üç misli artmasına kar şın verilen alanın azalması rakamların gerçeğe aykırı olduğunu gösteriyor. Kaldı ki 2004 yılında toprak satın alan ülke sayısı da 68 iken, bugün verilen sayı 183’e çıkmış bulunuyor. Demek ki mütekabiliyet, yani karşılıklılık koşuluna bu sayılarla uyulmadığı açık olarak ortaya çıkmaktadır. Önceki verilerde bulunmayan ülke vatandaşları yeni listede yer almış görünüyor. Zaten İsrail’e satış yapılmadığı kamu oyuna defalarca medya aracılığı ile yansıtılmasına karşın aynı resmi verilerde 100 İsrail vatandaşına 136 taşınmaz satıldığı açıkça görünmektedir. Verilere bakıldığında 2004 yılına göre Konya’da satışın arttığı görülmektedir.
İsrail’in Konya Karapınar ve çevresin de onlarca köyün tarım alanını ve Mersin Alata Çiftliği’nin 4 bin 56 dekarlık arazisini satın almak için yaptığı çalışmalar artık kamuoyunca bilinmektedir. Yeni düzenleme ile birlikte karşılıklılık ilkesinin önce işlemez hale getirildiğini, şimdi de kaldırıldığı ortadadır. Ülke toprakları Lozan delinerek yabancılara duyarsızca satılmaya devam edilecek. ’Milli Emlâk’ zenginliklerimiz ve varlıklarımız, yapısı da yok edilerek, kapitülasyon uygulamasıyla devrediliyor. Misak-ı Milli sınırları büyük bir hızla adeta yok ediliyor. ■ Orhan Özkaya, e-posta, (6. 9. 2013)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura