Diğerleri > Sis Çanı
16-02-2016
NELER OLDU 1-6 EKİM 2015 (Gelir dağılımı, yolsuzluk, AKP, özelleştirme, üniversiteler, yolsuzluk, petrol, BOP, Suriye, UÖŞ, AB, işsizlik, kriz, borçlanma)

Cihan Dura

16.2.2016

 


1.10.2015

GELİR DAĞILIMI: TÜRKİYE GELİR EŞİTSİZLİĞİNDE AVRUPA'NIN EN KÖTÜSÜ

Türkiye’de en zengin yüzde 10’luk kesim ile en yoksul yüzde 10 arasındaki gelir uçurumu tam 12.6 kat. Bu farkla Türkiye, 34 OECD ülkesi arasında beşinci, Avrupa’nın ise en kötüsü.

Türkiye’deki gelir dağılımı adaletsizliğinde de sıkıntılar büyüyerek devam ediyor. Türkiye’de en zengin yüzde 10’luk grubun geliri ile en yoksul yüzde 10’luk kesimin geliri arasındaki fark tam 12.6 kat. Yani en zengin yüzde 10 en yoksul yüzde 10’un tam 12.6 katı daha fazla gelirden pay alıyor. Bu veri Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 18 Eylül’de açıkladığı 2014 yılına ait gelir ve yaşam koşulları araştırmasının sonucu. Gelir dağılımı adaletsizliği, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) en çok dikkat ettiği verilerden biri. 34 OECD üyesi ülke arasında Türkiye 12.6 katlık gelir farkı ile beşinci sırada yer alıyor. Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında ise Türkiye bu adaletsiz yapısıyla birinci sırada. Öte yandan verilere bakıldığında, ABD de gelir eşitsizliği konusunda 3. sırada.

TÜRKİYE AVRUPA BİRİNCİSİ
Hürriyet'in haberine göre, OECD mayıs ayında açıkladığı raporunda üye ülkelerin 2013 yılına ait verileriyle bir sıralama yaptı. Bu sıralamaya göre en zengin yüzde 10 ile en yoksul yüzde 10 arasındaki gelir adaletsizliğinin en yüksek olduğu ülke 30.5 kat ile Meksika. Meksika’nın ardından gelen Şili’de bu oran 26.5 kat iken ABD’de 18.8 kata geriliyor. İsrail ise 14.9 katlık gelir dağılımı uçurumu ile OECD üyeleri arasında dördüncü sırada. Türkiye OECD’nin mayıs ayında açıkladığı sıralamada kullanılan 2011 yılına ait 15.2 katlık fark ile İsrail’in önünde dördüncü sıradaydı. Ancak TÜİK’in yeni verisiyle bu fark 12.6’ya geriledi ancak Türkiye hala en kötü beşinci ülke ve Avrupa birinciliğini de kimseye kaptırmadı. OECD ortalaması ise 9.6 katlık fark 30 yılın en ağır gelir dağılımı adaletsiliğini gösteriyo. OECD’ye göre, bu oran 1980’li yıllarda 7.1, 1990’lı yıllarda 8.1, 2000’li yıllarda ise 9.1’e çıkmıştı.

TÜİK’in 2014 verileri de yayımlandığında oldukça tartışma yaratmıştı. TÜİK’in en zengin yüzde 20’sinin geliri ile en yoksul yüzde 20’sinin geliri arasındaki fark 2013’te 7.7 kat iken 2014’te 7.4 kata geriledi. Gelir dağılımı eşitsizliği ölçütlerinden olan Gini katsayısında da 2013’te 0.40 olan veri 2014’te 0.391’e indi. Gini katsayısı 1’e ne kadar yakınsa gelir dağılımında o kadar kötüleşme olduğunu gösteriyor. Peki TÜİK bu veriyi nasıl iyileştirdi? TÜİK Başkanı Birol Aydemir Eurostat’ın maddi yoksunluğa ilişkin yeni modülünü kullandıklarını ve soruların bazılarının değiştiğini açıkladı. Aydemir “2013 yılında maddi yoksunluk için sorduğumuz soruların dördünde soruş şeklinde değişiklik yaptık. Sorulardaki değişiklikten ziyade, soruların algılanış biçimindeki değişim etkili oldu” dedi.

TÜRKİYE VERİSİ NEDEN 2014
OECD ülkelerin son açıklanan verilerine göre sıralamayı yapıyor. Ve bir sonraki rapor 2016 Mayıs’ında açıklanacak. 2015 Mayıs’ında açıkladığı raporda ülkelerin 2013 yılına ait veriler yer alırken 2016’da açıklanacak raporda 2014 yılına ait diğer ülkelerin verilerine ulaşılabilecek. Türkiye’de soru değişimiyle yaşanan iyileşme diğer ülkelerle daha rapat karşılaştırılabilecek. TÜİK daha önce OECD’nin mayıstaki raporunda Türkiye’nin 2011 yılına ait verisi kullanılarak sıralama yapmış ve Türkiye 15.2 katlık fark ile dördüncü sırada yer almıştı.  Sol, (1.10.2015)

YOLSUZLUK: 'DAĞ ÇİLEĞİ'NDE BÜYÜK SAHTEKARLIK

Halk sağlığını tehlikeye atan gıda satışlarına yönelik denetimlerini sıklaştıran İzmir'in Karşıyaka Belediyesi zabıta ekipleri, Bostanlı Pazaryeri'ndeki beş tezgahta, "dağ çileği" etiketiyle çeri domates kurusu satıldığını tespit etti.

Aşırı şekerle tatlandırılan ürünün kaçak ve sağlığa zararlı olduğun, sorumlular hakkında kanuni işlem başlatıldığı belirtildi. Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar, “Halk sağlığını tehlikeye sokacak her türlü girişimin karşısındayız.” dedi.

Vatandaşlardan gelen şikâyetleri değerlendiren zabıta ekipleri, Bostanlı Pazaryeri'nde, kilosu 18 ile 20 lira arasında, dağ çileği diye çeri domates kurusu satıldığı ihbarını aldı. Ürünün satıldığı beş tezgahta yapılan incelemeler sonucunda domateslerin önce kurutulduğu, daha sonra yoğun şekerle tatlandırıldığı tespit edildi. Ardından yetkili birimlere haber verildi ve ürünlerin satışı durduruldu. Tezgâh sahipleri ve toptan ürün sağlayıcılar hakkında kanuni işlem başlatıldı. Pazaryeri denetimlerinin sıklaşacağı ve devamlılık sağlanarak, insan sağlığının güvence altına alınacağı belirtildi.

Başkan Akpınar, konu hakkında yaptığı açıklamada, “İnsan sağlığını tehlikeye atacak her türlü girişimin karşısındayız. Halkın sağlığını korumak için titizlikle çalışıyoruz. Her ihbarı uzman ekiplerimizce değerlendirip yasal olarak yapılması gerekenleri yapmaya devam edeceğiz. Dağ çileği etiketiyle domates kurusu satılması, kabul edilemez bir durum. Üstelik sağlığa da zararlı. Konunun takipçisi olacağız.” dedi. Cumhuriyet, (1.10.2015)

ME, AKP: AKSP KULİSLERİNİN ŞİFRELERİ!..

AKSP (Aksaray Partisi) kongresinin üzerinden biraz zaman geçti biliyorum. Aklınız fikriniz, 1 Kasım'da hangi partinin ne kadar oyla kaç mebus çıkaracağında.

Eyvallah!..

Aşağıdaki satırları, neden zamanında yazmadın derseniz. Bunun iki sebebi var. Birincisi; kesin teyit edilmesi gereken bilgiler. İkincisi ise; bendeniz gibi bazı meslektaşlarım, ikbal savaşlarına sahne olan AKSP kongresi hakkında detaylı bilgiler yazdı. Ancak, ulaştığım son bilgiler yeni unsurlar içeriyor. İsterseniz gelin, 12 Eylül AKSP kongre sürecinde yaşanan ikbal savaşlarına hep birlikte gün gün, saat saat tekrar göz atalım. Bu, teyit edilmiş kulis bilgileri, 2 Kasım'a pusuya yatan AKSP'lileri iyi anlamanız için de çok hayati değer taşıyor!..

9 Eylül Çarşamba: R. Erdoğan, AKSP kurucularını topladı. Burada, Demokles'in Kılıcı gibi Ahmet Hoca'nın kellesinin üstünde salladığı Binali Yıldırım'a övgüler düzerken mevcut "Genel Başkan"ı yerden yere vurdu.

9 Eylül Çarşamba gecesi: "Patrondan geldi" denilerek yeter sayısınca delegeye boş kağıt imzalatıldı. Sarayın imzalattığı boş kağıtların Binali Yıldırım'ın AKSP Genel Başkanlığı adaylığı için olduğunu öğrenen delegelerin bir kısmı bunu AKSP kurucusu Abdullah Gül ile paylaştı. Sarayın, Binali Yıldırım dayatmasından duydukları rahatsızlığı dile getirdiler. Gül ise gelişmeleri takip ettiğini ve gerektiği yerde müdahale edeceğinin sinyalini verdi.

10 Eylül Perşembe: AKSP "Genel Başkan"ı Davutoğlu, saraydan randevu alarak çoktan seçmeli olsun diye hazırladığı 120 kişilik MKYK listesiyle Erdoğan'ın huzuruna çıktı. R. Erdoğan, listenin olduğu dosyanın kapağını bile açmadan çizip attı ve kendi hazırlattığı yedekleriyle beraber 50 kişilik listeyi Davutoğlu'nun koltuğunun altına sıkıştırdı. Davutoğlu, görüşmede "o zaman ben istifa edeyim" diye karşılık verdi. Erdoğan ise "sen bu listeyle kongreye git. İstifa etme, onun yerine aday ol'' dedi. Bir de pek çok kez yaptığı gibi "sen kendini lider mi sanıyorsun" mealinde ezme yaptı. Bunun üzerine Davutoğlu, gerisin geriye döndüğü AKSP'de, danışmanlarıyla görüştü.  Danışmanlar kendisine; "sakın istifa etmeyin, Türkiye krize girer seçimin altından kalkamayız" şeklinde telkinlerde bulundu.

10 Eylül Perşembe gecesi: Abdullah Gül, aracılar vasıtasıyla -el altından-  yeni parti hususunda işaret verdi. Davutoğlu'nun çizilmesine razı olmadığı mesajını da iletti. Gül, "Binali Yıldırım aday olur, Davutoğlu istifa ederse aday olurum" sinyalleri gönderdi. Bunun üzerine saray, Binali Yıldırım  kartını geri çekme kararı aldı. Ancak, Gül'e yakın olan Ali Babacan, Bülent Arınç, Beşir Atalay, Hüseyin Çelik, Salih Kapusuz gibi isimleri MKYK listesi dışında bıraktı saray... Aynı zamanda bu isimlerin vekillik yolunun kapalı olduğunun da işaretini verdi.

11 Eylül Cuma: Ahmet Hoca, gidip saraydan özür diledi. Dayatılan MKYK listesini olduğu gibi kabul etti... Binali Yıldırım ise, Gül'ün resti Davutoğlu'nun durumu kabullenmesinin ardından adaylıktan çekildiğini ilan etti, parti içinde...

Kongre, beklendiği gibi tek adam tek liste şeklinde sonuçlandı. Ancak, kongrede süren restleşmeler vekil listelerinin hazırlanmasında devam etti. Kongreye yeterince ağırlığını koyamadığını düşünen Abdullah Gül, listelerin tesliminden kısa bir süre önce NTV yayınına çıkarak saraya ince, kendine göre "diplomatik" göndermelerde bulundu. AKSP kulislerine el altından Ali Babacan, Beşir Atalay, Taner Yıldız gibi isimlerin vekil listelerine girememesi halinde üç dönemliklerle yeni bir hareket başlatacağı imajını yaydı Gül... Erdoğan ise hem tek parti iktidarının zora girmesi hem de Gül'ün etrafında oluşacak kümelenmenin önüne geçmek için bazı "Gülcü" isimleri listeye koydu. Her gün görüşülen liste, sonuçta tamamen Erdoğan'ın arzuladığı gibi oldu. Ahmet Hoca, sadece bir kaç isimle renklendirme yapabildi... Listenin hazırlanmasında Binali Yıldırım önemli rol oynadı. Erdoğan, onu görevlendirerek gönlünü aldı. Beşir Atalay cezalandırılarak Van'a gönderildi; AKSP MKYK'sında 7 Haziran seçim sonuçlarını değerlendirdiği bir sunum yapmaya kalkışması yüzünden. Efkan Ala da "siyaseti bilmiyor" diye mebus listesine alınmak istenmemiş, ancak son anda listeye konulmuş.

Bu arada Hakan Fidan'ın, liste nedeniyle saray ile arası bozulan Davutoğlu'nu "Ben de vekil yapılmadım ama göreve geri döndüm, kaldığım yerden devam ediyorum, kendi işime bakıyorum" diye teskin ettiği dile getiriliyor.

Gördünüz mü?.. Devleti yönetenler ne alemde!.. Neler peşinde, neler için kavga ediyorlar!.. Böyle ikbal tartışmalarının gölgesinde terörün beli nasıl kırılıyor bir de siz düşünün... 2 Kasım için AKSP'lilerin ilk he

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura