Atatürk Okulu > Milli Egemenlik Dersleri
30-01-2014
DÖRDÜNCÜ DERS: MİLLİ İRADE VE TEŞKİLATLANMA

Cihan Dura

30.1.2014


Millî İrade Atatürkçü Öğreti’nin temel kavramlarındandır.

İrade birey açısından, isteme, istek anlamına gelir. Egemenlik ise bu isteği gerçekleştirme gücüdür. 

Bireyin iradesine konu olan istekler ihtiyaçlardan kaynaklanır. İhtiyaçlar çeşitlidir. Örneğin, “bireysel ihtiyaçlar” vardır, “sosyal ihtiyaçlar” vardır. Bu iki grubun kapsamında ise beslenme, giyinme, barınma, güvenlik, sevme, sayılma, özgürlük, adalet, prestij,… gibi daha somut ihtiyaçlar yer alır. Birey iradesi bir şeyleri isterken, aslında bu ihtiyaçları dile getirir. Ancak sadece istemekle tatmin sağlanamaz, isteğin yerine gelmesi bir koşula daha bağlıdır: Yeterli güç, egemenlik!... Demek ki bireyin iradesinin, yine bireyin sahip olduğu bir kuvvetle, “egemenlik” dediğimiz kuvvetle bir arada bulunması, onun tarafından desteklenmesi gerekmektedir. Aksi halde istek yerine getirilemez.

İrade ve egemenlik kavramları, bir birey için söz konusu olduğu gibi, bir topluluk için, bir millet için de söz konusudur. Bu son durumda “Millî İrade” ve “Millî Egemenlik” dediğimiz kavramları elde ederiz. Millî İrade milletin ortak arzuları, tercih ve eğilimleridir, milleti oluşturan bireylerin arzularının, emellerinin bileşkesidir. Buradaki “ortak” sözcüğü “birden fazla kimseyi veya nesneyi ilgilendiren” anlamındadır. “Bileşke” ise, “bir toplumun, bir milletin belli bir anda hissettiği birkaç ihtiyacın toplam şiddetine eşit olan ihtiyaç durumu” anlamına gelir.

Tıpkı birey iradesi gibi, Millî İrade de realite olmak, fiilen gerçekleşmek ister. Acaba, bunun koşulu nedir?

Bu koşul şu üç unsuru kapsar:

- Millî Egemenliğin Millî İrade’yi desteklemesi,

- Milletin teşkilatı olan devlet,

- Millî İrade’yi tatmine yönelik devlet hizmetleri.

Buna göre: Milli İrade’nin gerçekleşmesini ülkedeki kurulu düzen, yani devlet teşkilatı sağlayacaktır, Ancak bu teşkilatın bütününde egemenlik yalnızca milletin elinde olmalıdır. Millî İrade’nin gerçekleşmesinin koşulu işte budur. Kısaca ifade edersek: Millet; egemenliğine dayanarak, devlet teşkilatı vasıtasıyla iradesini, Millî İrade’yi yerine getirir.

O halde bir anahtar kavram da şu oluyor: Devlet teşkilatı

Okuduğunuz yazının konusu da budur.

I) BİREY DÜZEYİNDE

Konuyu önce, birey düzeyinde ele alalım, oradan toplum (millet)  düzeyine çıkalım.

Basit bir örnekle başlayalım: Birkaç kişinin, ellerindeki kaynakları kullanarak bir iş yapmak üzere, ortak bir arzularını, amaçlarını gerçekleştirmek üzere bir araya geldiklerini, güç birliği yaptıklarını düşünelim. Eğer bu bireyler, işin hedefledikleri gibi sonuçlanmasını istiyorlarsa, basit de olsa bir örgüt kuracaklar, teşkilatlanacaklardır; örneğin, üç işlevden oluşan şöyle bir yol takip edeceklerdir (Buna kısaca KUY modeli diyebiliriz.):

- Hep birlikte uyacakları kuralları belirleyeceklerdir (Kural koyma).

- Bu kuralları uygulamaya geçireceklerdir (kuralları Uygulama).

- Kurallara uyulmaması halinde yaptırım[i] uygulayacaklardır (Yaptırım uygulama).

Özetlersek: Kurallar belirlenir, kurallar uygulamaya konur, uymayanlara yaptırım uygulanır.

II) MİLLET DÜZEYİNDE

KUY modeli daha büyük topluluklarda,  örneğin millet düzeyinde de geçerlidir.

Bilindiği gibi bir milletin kurduğu teşkilata devlet diyoruz. Kaynaklar ülkenin sahip olduğu doğal ve diğer ekonomik kaynaklardır (insangücü, sermaye).

Birey örneğinde geçen üç işlev devlet düzeyinde sırasıyla şu adları alır: Yasama,  Yürütme, Yargı.

-Yasama, yasa (kanun) yapmadır. 

-Yürütme, yasaları uygulamadır.

-Yargı, yasalara uymayanlara yaptırım (genellikle ceza) uygulamadır.

Özetle: Yasalar yapılır, yasalar uygulamaya konur, uymayanlara yaptırım uygulanır.

Demokratik rejimlerde yasama görevini, meclis; yürütme görevini, hükümet[ii]; yargı görevini mahkemeler yerine getirir.

Bu üç organın her biri, görevini yerine getirirken tek bir çekim merkezine tabidir: Millî İrade!.... Eğer organları gezegenlere benzetirsek, Millî İrade güneştir, organlar onun etrafında dolanan gezegenlerdir.

III) TÜRKİYE ÖRNEĞİ

Yukarda verdiğim modelin dünyada,  birçok ülkede somut uygulamaları vardır; bu ülkelerden biri de Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Türk milletinin, Atatürk’ün önderliğinde kurduğu teşkilat Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Kaynaklar ülkenin sahip olduğu ulusal servet, doğal, beşerî ve diğer ekonomik kaynaklardır.

Teorik olarak, konumuz çerçevesinde, devletimizin ana işlevi şudur: Ulusal egemenliğin, her zaman, Türk milletinin iradesini yerine getirecek şekilde kullanılmasını sağlamak. Uygulamada sağlanıyor mu bu, değilse nasıl sağlanacak? O ayrı bir konudur.

Üç ana işlev ülkemizde de sırasıyla Yasama,  Yürütme, Yargı adlarıyla anılır: Yasalar yapılır, yasalar uygulamaya konur, uymayanlara yaptırım uygulanır.

Türkiye’de:

-Yasama görevini, Türkiye Büyük Millet Meclisi;

-Yürütme görevini, cumhurbaşkanı ve hükümet;

-Yargı görevini mahkemeler yerine getirir.

Bu üç organ, görevlerini yerine getirirken tek bir çekim merkezine tabidir, tabi olmalıdır: Millî İrade!....

1/ Türk Milleti; irade ve egemenliğini, doğrudan doğruya değil, vekillik (vekâlet) yoluyla belli eder ve kullanır. Vekili, egemenliğinin kullanımını emanet ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Meclis milletin seçtiği milletvekillerinden oluşur. Ancak temsilin yetkinliği kendiliğinden sağlanamaz. Bunun için, her iki tarafın da bilimin ve ahlakın yol göstericiliğini tam olarak benimsemiş olması gerekir. Milletvekillerinin, halkı, halkın iradesini çok iyi tanıması gerekir. Bütün çalışmalarda, bütün oylamalarda –herhangi başka iç veya dış güç odağına göre değil- yalnızca Millî İrade’ye göre hareket etmek zorundadırlar.

Ne var ki, vekillik (vekâlet) işi, mahiyeti gereği daima bir belirsizlik ve risk içerir. Şöyle ki milletvekilleri emanet aldıkları Millî Egemenliği, milletin arzu ettiği yönde, iradesi yönünde kullanmayabilirler. Geçici olarak devraldıkları yetkiyi başka amaçlarla, başka güçlerin hizmetinde kullanabilirler. Atatürk bu tehlikeye şöyle işaret etmiştir: Sevgili milletim! Bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağın adamların kanındaki, vicdanındaki esas cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an vazgeçme. …  Egemenliğini geçici de olsa tevdi edeceğin meclislere bile gereğinden fazla güvenme. Çünkü meclisler de doğru yoldan sapabilir, despotluk yapabilir. Üstelik bu, şahsî despotluktan daha tehlikeli olabilir. Vekiller ve temsil edilenler arasında temel sorunlar üzerinde anlaşmazlık çıkabilir. Öyle kararları olabilir ki meclislerin, milletin hayatına giderilmesi imkânsız zararlar verebilir.

2/ Hükümet milletin çoğunluğunu temsil eden parti tarafından kurulur. Görevi Millî İrade’nin belirttiği arzu ve emelleri, bu isteklerin dayandığı ihtiyaçları tatmin edecek kamu hizmetlerini yerine getirmektir. Hükümetin bütün politikaları yalnızca milletin ihtiyaçlarıyla ilgili olabilir. Hükümet programı ve kamu hizmetleri Millî İrade esas alınarak belirlenir: İş bulma, konut, sağlık, güvenlik, eğitim ve öğretim, ulaştırma hizmetleri gibi.

Hükümette olan parti, diğer partilerle mümkün olduğu kadar uzlaşma aramalıdır. Millî İrade’ye saygı, bunu gerektirir. Çünkü Millî İrade daha büyük ölçüde gerçekleşmiş, Millî Egemenlik de millet lehine daha geniş çapta kullanılmış olur.  

3/ Cumhuriyetimizin üçüncü temel kurumu Yargı’dır. Yargı yetkisi millet adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. Mahkemeler; bireylerin, dolayısıyla milletin adalet ihtiyacını karşılar. Kararlarını verirken, milli vicdanı, Millî İrade’nin adalet beklentisini esas alırlar.

‘***’

Toparlarsak: Türk Milletinin sahip olduğu kaynaklar; yine milletin hizmetinde, onun iradesi yönünde, onun ihtiyaçlarını tatmin istikametinde kullanılmalıdır. Millet; egemenliğine dayanarak, kurduğu devlet teşkilatı vasıtasıyla kendi iradesini, Millî İrade’yi yerine getirir.

Bu çerçevede, teorik olarak Türkiye Cumhuriyeti devletinin ana işlevi şudur: Ulusal egemenliğin, her zaman, Türk milletinin iradesini yerine getirecek şekilde kullanılmasını sağlamak. Bu görevi ifa etmek üzere, devlet üç temel işleve göre örgütlenir: Yasama,  Yürütme, Yargı. Yasama görevini, Türkiye Büyük Millet Meclisi; Yürütme görevini, cumhurbaşkanı ve hükümet; Yargı görevini mahkemeler yerine getirir. Bu üç organ yalnızca tek bir merkezden emir alır: Millî İrade!....

Türk Milleti, egemenliğini, vekâlet yoluyla kullanır. Vekili, bu amaçla seçtiği kişilerden oluşan Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Ne var ki milletvekilleri, Millî Egemenliği, milletin arzu ettiği yönde, Millî İrade yönünde kullanmayabilirler.

Cumhurbaşkanı ve hükümetin bütün çalışmaları yalnızca milletin ihtiyaçlarıyla ilgili olacaktır. Kamu hizmetleri Millî İrade esas alınarak hükümetçe belirlenir ve yürütülür. Yargı ise bütün kararlarını Millî İrade’nin adalet ihtiyacına göre alır.



[i] Türkçe Sözlük “Yaptırım”ı şöyle tanımlıyor: Yasa, ahlak gibi kurumların buyruklarının yerine getirilmesini sağlayan güç. Bir diğer tanıma göre yaptırım “ "Bir hukuk kuralına aykırı davranılması halinde hukuk düzenince öngörülen sonuç"tur.

[ii] Anlatım kolaylığı için “hükümet” dedim. Tam doğrusu “Cumhurbaşkanı ve hükümet”tir.

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura