Yazı Kategorileri > Diğer Yazılar
15-07-2013
MECLİS, İNTİKAM YASASI ÇIKARAMAZ

Cihan Dura

15.7.2013


AKP iktidarının marifetleri bitmek bilmiyor, işte sonuncusu: Meclis'te bir gece yarısı darbesi ve torba kanunu ile, meslek odalarının vize ve onay yetkilerini kaldırıyor! Bu kapsamda Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'nin (TMMOB) vize ve onay yetkileri de, bu kuruluştan alınarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na devredildi; birliğin mesleki denetim yetkisi elinden alındı, üyeleri ile bağlantısı kesildi. TMMOB epeydir AKP iktidarının hedefindeydi: Gezi Parkı eylemlerinde öne çıkan, hükümetin Gezi projesini iptal ettiren -bu arada 11 üyesi gözaltına alınmış olan- Birliği işlevsizleştirme”nin ilk adımı böylece atılmış oluyordu.

Olay basında şöyle yer aldı:

-AKP Meclis'te gece yarısı torba kanuna meslek odalarının vize ve onay yetkilerini kaldıracak bir önerge verdi. AK Parti İmar Kanunu 8. maddeye meslek odalarının vize ve onay yetkisini kaldıran ekleme için oylama yaptı ve teklif oy çokluğuyla kabul edildi. Önerge CHP’lilerin sert tepkileri sürerken AK Partililerin oylarıyla kabul edildi.
Sonuçta Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'ni fiilen bitirecek ve tüm yetkileri Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na geçmiş olacak.

-TBMM Genel Kurulu’nda, Taksim Gezi Parkı eylemlerini destekleyen ve göstericilere sahip çıkan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin (TMMOB) “harita, plan, etüt ve projelerine” belli parasal bedel karşılığında verdiği vize yetkisi son dakika önergesiyle elinden alındı. Bu yoldan, birçok yöneticisi gözaltına alınan, Gezi eylemleri boyunca sık sık bağlı odaları basılan TMMOB, bu kez bir gece operasyonu ile tüm yetkilerinden yoksun bırakılmış oldu.

-Bu değişiklik, Gezi Parkı nedeniyle Hükümetin cadı avı operasyonunun bir parçasıdır. Gezi’nin intikamını alıyorlar. Toplumu kutuplaştırmanın peşindeler.

-500 sivil toplum örgütünün budanması doğru değildir.

-Korsan miting yapar gibi korsan kanun yapılmaz. Önergeyi TBMM’nin organlarından kaçırarak gece vaktinde kanunlaştırmak kimsenin menfaatine olmaz.

Genel Kurul’da da kabul edilen bu baskın yasayı hayli anlamlı buldum. Özellikle Milli İrade ve Egemenlik açısından… Düşüncelerimi, bazı yorumlarımı aşağıda sunuyorum.

‘***’

Önce belirtmeliyim ki TMMOB kamu yararına faaliyet gösteren bir örgüttür. Mimarlık, planlama ve mühendislik bilgi birikimini kamu yararı adına halka ve yöneticilerimize sunar. Bağlı meslek odaları ile birlikte, merkezî ve yerel yönetimlerin hukuk dışı projelerine karşı açtıkları davalarla “yargı denetimi”ni sağlar. Belediyelerin ve hükümetin toplum, çevre ve kent zararına uygulamalarını, hatta yerel ve ulusal çıkarlara aykırı yatırım kararlarını hukuk yoluyla engeller, meslek ahlakı ve kalitesi bakımından kamu denetimi yapar. Yargısal denetimin sağlanmasında doğrudan sorumlulukları, uzmanlık katkıları vardır. O halde diğer bütün meslek örgütleri gibi demokrasinin, olmazsa olmaz kurumlarındandır. Kısaca bir Millî İrade’nin sesi olarak, onun tartışılmaz isteklerinden birini yerine getirir: Ulusal kaynakların korunması, en ekonomik ve adil şekilde kullanılması…

Peki Millî İrade ve Millî Egemenlik nedir? Onu da hatırlayalım. Milli İrade milletin ortak arzuları, tercih ve eğilimleridir, bireylerin arzularının, emellerinin bileşkesidir. Demokratik bir rejimde Milli irade tek hâkimdir, tek eylem-koyandır. Milli Egemenlik ise milletin kendiliğinden var olan siyasal gücüdür. Milli İrade’yi uygulama aracıdır.

Milleti yönetmede prensip milletin ortak ve genel fikirlerine, eğilimlerine uymaktır. Bu fikir ve eğilimlerin gerçek olabilmesi, milletin ihtiyaçlarından kaynayıp gelmelerine bağlıdır. Demokratik rejimlerde millet, egemenliğini bir meclis aracılığıyla kullanır. Meclisi oluşturan milletvekilleri bu gücü; kendi kafalarına ve keyiflerine göre değil, Milli İrade’ye uygun olarak kullanmakla yükümlüdür, ancak bu şartla seçilmişlerdir. Her istediklerini değil, yalnızca milletin istediklerini yapabilirler. Eğer böyle yapmaz, emanet aldıkları gücü iç veya dış başka bir odağın çıkarları yönünde, yani Milli İrade’ye aykırı ve keyfî olarak kullanırlarsa, millete ihanet etmiş olurlar. Rejim de bu sebeple demokrasi olmaz, sistem bir sömürü aracına dönüşür. Yönetim meşruiyetini yitirmeye başlar. Demek ki Milletvekilleri ancak milletin verdiği yetki ve görevler çerçevesinde çalışacak, bunların dışına çıkmayacaklardır. Seçilmiş olmakla egemenlik onların eline geçmiş değildir, sadece görevlendirilmişlerdir. Meclis, cumhurbaşkanı ve hükümet iktidar mevkiine saltanat sürmek için değil, millete hizmet için getirilmişlerdir. Milletin kudretini yalnız ve ancak yine milletin hakikî ve sağlanabilir menfaatleri yolunda kullanmakla yükümlüdürler.

Gerçek demokraside meclis sadece millete itaat eder. Milletvekilleri Egemenliği Milli İrade sınırları içinde kullanırlar. Milli Egemenliği kullanma yetkisi asla tek bir adama veya bir gruba verilemez. Bu şartın garantisi Meclis ve hükümetin bilim ve ahlak kurallarını benimsemeleri, kararlarını o kurallara göre almaları, eylemlerini o kurallara göre yapmalarıdır. Yalnızca Millî İrade’ye sadık olan meclise saygı duyulur, yetkilerini Milli İrade’ye tam bir bağlılıkla kullanan hükümete saygı duyulur! Böyle olmayan eleştirilir; usulünce bağlılığa, sadakate davet edilir.

‘***’

Demokratik bir rejimde siyasal iktidar yasa çıkarırken, milletten emanet aldığı gücü, ulusal egemenliği kullanmaktadır. Bu gücü, millet, meclise “benim irademi, yani milli iradeyi yerine getir” diyerek vermiştir. Yoksa kendi kişisel tutkularını kolla, parti veya grup  çıkarlarını yerine getir diye değil. Millet; iradesini, yalnızca seçtiği milletvekilleri vasıtasıyla değil, her türlü imkân ve kanalla, çeşitli kuruluşlarla da belli eder. Bunlardan biri de -görevlerini aynı anlayışla yerine getirmekle yükümlü olan- meslek kuruluşlarıdır. Milli İrade’nin içeriğini öğrenmenin, dolayısıyla taleplerini yerine getirmenin bir aracı da kamuoyudur, çeşitli meslek kuruluşlarıdır.

Meslek kuruluşları, örneğin TMMOB milletimizin belirli ihtiyaçlarını dile getirir; uzmanlık bilgisiyle, zengin deneyimleriyle çare ve çözüm üretirler. Öyleyse, Meclis ve hükümet, bunları oluşturan vekiller; karar ve eylemlerinde Millî İrade’nin bir yönünü yansıtan meslek kuruluşlarına, bunlardan biri olan TMMOB’un düşünce ve önerilerine kulak vermek, gereken ilgi ve saygıyı göstermek zorundadır. Aksi tutum despotluktur, Millî İrade’ye saygısızlıktır, Millî Egemenliği yanlış yolda kullanmaktır; ileri değil, geri-demokrasidir.

Millet; seçtiklerine, Meclis’e, “gidin, meslek kuruluşlarının çanına ot tıkayın” mı demiştir?  TMMOB’un yetkilerini tırpanlamak, “milletin hakiki menfaatleri”nin mi bir gereğidir? Bu değişiklik, milletin gerçek bir ihtiyacı mıdır? Elbette hayır!... Yasada yalnızca intikam ve sindirme duygusu ile hareket edildiği apaçıktır. O zaman, Milli İrade’ye açık bir aykırılık vardır, keyfilik vardır. Öyleyse nerede kalıyor dillerinden düşürmedikleri Millî İrade…, “ileri demokrasi?”

Meclis çoğunluğu; TMMOB yetkisizleştiren yasa ile, Millî İrade’ye uymamış, ancak bir şahsın, liderlerinin, bir çıkar grubunun iradesinin gereğini yerine getirmiştir. Oysa Meclis intikam yasası çıkaramaz, çünkü Milli İrade’nin arzuları arasında intikam almak yoktur. Çıkarılan yasa, Millî İrade ile ilgili olmadığından meşru değildir. Milletin bu yasaya karşı çıkma hakkı doğmuştur. Milli Egemenliğin üçüncü kolu olan Yargı, yasayı iptal etmelidir.

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura