Diğerleri > Sıcağı Sıcağına
18-08-2013
GÜNLER V NOTLAR: ŞUBAT 2013 (Aydın, dincilik, RTE, anayasa, sürü psikolojisi, ibretlik sözler )

Cihan Dura

18.8.2013


28.2.2013

 

HALK AYDININ AYNASIDIR

Eğer felakete giden bir ülkede halk uyuyorsa, o ülkede aydınlar da uyuyor demektir. Önce iğneyi kendimize...

 

DİNCİLİK, RTE

Kur’an’ı okuyarak anladığıma göre, Müslüman pratiğinin iki vazgeçilmez şartı var:

1)    Alah’a ibadet borcunu yerine getirmek,

2)    Güzel ve makbul işler yapmak.

Hasbelkader –ya da Atatürkçü geçinenlerin aymazlığı yüzünden- başımıza yönetici olan Recep Tayyip Erdoğan, bu iki şarttan birincisini yerine getiriyor olabilir, ancak ikincisinden sıfırı çektiği kesin.

Pek çok kanıtı var bunun…, birini de Arslan Bulut anlatıyordu bir yazısında.

 

27.2.2013

BUGÜN DE AYNI TEHLİKELERİ, AYNI ISTIRAPLARI, AYNI ARAYIŞLARI YAŞAMIYOR MUYUZ? TARİHE BUNUN İÇİN Mİ ‘TEKERRÜRDUR’ DİYORLAR? BİR YERLERDE ONUN GİBİ ÜZÜLEN, DÜŞÜNEN, ONUN GİBİ KARARLI, ÖNCÜMÜZ OLACAK BİRİ VAR MIDIR DERSİNİZ?

 

MUSTAFA KEMAL PAŞA (1921): Hakikat, düşmanların bizi mutlaka imhaya karar vermiş olmaları idi.

İtilâf memurlarının, subaylarının, askerlerinin İstanbul'da en büyük kurumlardan ve çevrelerden sokaklara kadar, her yerdeki tavır ve hareketleri, saldırıları, tahkirleri de keşfettiğim bu hakikati doğrulayan birer kanıt oluyordu. Bu hakikate, herkesin gözü önünde cereyan eden bu saldırılara ve tahkirlere karşı koca İstanbul içinde Padişahından, hükümet ricalinden, kumandanlarından, subaylarından en son neferine ve bireyine kadar bir buçuk milyon insan; toplu, tüfekli, zırhlı, kırılması zor ve kalın zincirlerle sımsıkı bağlandıklarını anlamaksızın, şaşkınlık ve tevekkül içinde duruyordu.

Ben de bu zincirlerle kuşatılmış, kendime dert ortağı aramakla meşgul idim. O şaşkınlık ve tevekkül içindeki kütleler içinde zaman zaman bir şeyler yapar gibi görünen insanlar fark ediyordum. Bunlar fenalığı genel olarak hissediyorlar ve ona çare bulmak istiyorlardı. Fakat dayanak noktalarını yine İstanbul surları içindeki kütlede aradıklarını görüyordum.

Bütün bu oluşumların yönü benim ruhumdaki olup bitenle tamamen tezat teşkil ediyordu. Çünkü bu oluşumların hiçbirinde söz konusu olan davanın gerçek mahiyetini idrak etmiş olmak isabetini göremiyordum. En aydın sayılan insanların manda tutkunluğu ile, milletin bağımsızlık ruhunu yıkmak için gafilce bir çalışma ve sürekli çaba içinde çırpındıklarını hayretle görüyordum.

Şu noktaları gayet açık değerlendirebiliyordum: Düşmanlar bağımsızlığımızı imhaya karar vermişlerdir. Bu gerçeği millet, henüz tamamıyla keşfetmemiştir. Çünkü, İstanbul karanlık sisler içinde boğulmuştur. Oradaki zekâlar, oradaki vicdanlar bir yandan doğrudan doğruya düşmanın baskısı, diğer yandan dolaylı olarak düşmanın aldatısıyla bunalmış ve bunaltılmış bir halde idi.

Her halde hareket noktası İstanbul'un dışında idi. O noktayı bulmak ve oradan bütün milleti gerçek hedefe sevk etmek lâzım geliyordu. Bunun üzerine günlerce düşündüm, sınırlı bazı arkadaşlarımla fikir alışverişinde bulundum. Onlar da benimle hemfikir oldu. Ben önce herhangi bir şekilde Anadolu'ya geçmek ve orada milletin düşünce ve duygularını yoklamak istiyordum.

İstanbul'dan ayrılmam bir sorun idi. Bunun hal şeklini düşündüğüm bir sırada, Anadolu'da yetkisi oldukça geniş ordu müfettişliğini kabul edip etmeyeceğim soruldu. Tereddütsüz kabul ettim. Artık sarsılmaz bir şekilde kararımı vermiştim: Anadolu'ya gideceğim. Bütün yetki ve vasıtalarımla milleti durumun hakikatinden haberdar edeceğim. Ulusumuzun bağımsızlığına vurulmak istenen darbeye karşı direnme ve savunma vasıtalarını hazırlamaya çalışacağım.

(Atatürk’ün Bütün Eserleri, Cilt 11, ss. 144-145)

 

24.2.2013

TURGUT ÖZAL ADININ YERİNE RECEP TAYYİP KOYUN, HİÇBİR ŞEYİN DEĞİŞMEDİĞİNİ GÖRECEKSİNİZ. CUMHURİYET'İN TASFİYESİ TAYYİP'LE BAŞLAMADI, YILLARDAN BERİ DEVAM EDİYOR (CD)

On yıllık Turgut Özal dönemi Türkiye’de ne ulusal eğitim bıraktı, ne ulusal ekonomi, ne de ulusal savunma!

Turgut Özal, Sistem’in -özellikle ABD’nin- bölgedeki taşeronluğunu Türkiye’ye büyük vizyon olarak sundu: Müdafaai Hukuk Doktrini’nin üç büyük Misakı Millî’si demek olan ulusal ekonomiyi, ulusal savunmayı, ulusal eğitimi bozup dağıtmayı ‘sivilleşmek’ olarak sundu. ‘Özelleşip küreselleşerek’ birinci sınıf bir ‘pazar’ olacağımıza göre ‘yurttaş’ yetiştirmeye ne gerek var; ‘iyi tüketici’ yetiştirirsen, köşeyi dönersin. Hem ABD ile bozuşacağımıza, Güneydoğu’da niye bir federasyona gidilmesin” diyordu.

Attila İlhan, Dönek Bereketi,1998, s. 56.

 

24.2.2013

HEP GÜZEL SÖZLER…, BİRAZ DA İBRETLİK SÖZLER

PARTİZANLIK  ''Eğer bir millet iktidarda bulunan kişilerin şerefsizliğini, alçaklığını, hırsızlığını, yalnızca kendi siyasi görüşünden olduğu için görmezden geliyorsa, o millet erdemini yitirmiştir. Erdemini yitiren millet bir gün vatanını da yitirir'' ■ Gazi Mustafa Kemal Atatürk

(Her dediği gibi, bu dediği de gerçekleşecek gibi. cd)

VATANA HİZMET  -Vatana hizmet için hafta 7 gün, gün 24 saat çalışanlar bataklıkta bile gül yetiştirebilirler.  Dr. Mehmet Haberal

YETENEK  -Bazen en yüksek bir yetenek, en pespaye bir karakterle bir arada bulunabilir. Bu da yaratılışın trajik bir çelişkisidir. CD

DİN  -Eğer din ölümden önce bir işe yaramazsa, ölümden sonra hiçbir işe yaramayacaktır.  Ali Şeriati

KORKAKLIK  -Doğru yolu görüp de gitmemek var ya, işte korkaklık odur.  Konfüçyüs

 

14.2.2013

RTE  Muhteşem Sultan Recep’in Balonları

AHMEY TAKAN: “Muhteşem”in dönemine göre söylediği yalanlar için sayaç koysak “made in USA” olsa bile alet büyük bir ihtimalle iflas eder. “Sayın Öcalan” ile kucaklaşan “Muhteşem” güya toplumun “diğer” kesimini yumuşatacak ya!.. “Askerlerle kucaklaşma fotoğrafları”.. Ardından da şehit ve gazi ailelerine “ büyük müjde”yi açıkladı.

Türk halkını “balık hafızalı” zannedenler, aslında kendileri ile dalga geçiyorlar.
Yandaş basının “büyük müjde” diye yaptığı servis daha önce bir yerlerden aklımda kalmıştı. Sanal âlemde tıklaya tıklaya gerçeklere ulaştım.

 

HEP GÜZEL SÖZLER…, BİRAZ DA İBRETLİK SÖZLER

İNSANI YARGILAMAK  -Tanrı'nın bile insanlar hakkındaki hükmünü, ömürleri sona erdikten sonra verdiğine inanırken... Biz kim oluyoruz da insanları birkaç kez görmek, iki-üç yazı okumak, birkaç dedikodu dinlemekle yargılama hakkına sahip olabiliyoruz?  ■ Dale Carnegie

AYDIN SORUMLULUĞU  -Aydın olmanın sorumluluğu vardır. O sorumluluk mayına basma tehlikesini bile bile, doğru olduğuna inandığı yolda yürüyebilmesinden geçer. ■ Ahmet Taner Kışlalı

BÜYÜK ADAMLAR  -Değerli insanlar, düşünce insanları sonradan olmuyor; en başında öyledir onlar. ■ Nilüfer Kışlalı

MİLLET  -Bir milletin yaşayabilmesi için bireylerinin, siyasî kanaatlerden üstün bir fikre inanmakta birleşmesi lâzımdır. Tarihin bütün büyük hareketlerini yapan milletler, işte böyle ortak bir fikre inanmış kütlelerdir. ■ İsmail Hami Danişmend

DÜŞÜNME  -Tabular, tabular... Her adımda şuura dur emrini veren bir jandarma neferi. Her kapının arkasında elinde bıçak bekleyen dilsiz bir harem ağası... Düşünme! Düşüneni iftiranın ve sefaletin lağımında boğduktan sonra ellerimizi yıkayıp, "efendim, bizde filozof yetişmiyor" diye ah-u vahlar...  ■Cemil Meriç

 

13.2.2013

YENİ ANAYASA… NİÇİN?

ABD Ortadoğu’da ulusalcı, güçlü ve laik bir Türkiye istemiyor. Ortadoğu’daki çıkarları zayıf ve Ilımlı İslam’ı (Amerikancı İslam’ı) benimsemiş bir Türkiye gerektiriyor. Zayıf olması için bölünüp küçültülmesi, sanayileşmemesi, ılımlı İslam için AKP gibi bir partinin iktidarda olması lazımdı. Bu hedeflerine ya kuvvet yoluyla, ya da siyaset yoluyla ulaşacaktı. İkinci yol çıkarlarına daha uygundu ve planını AKP sayesinde kolayca gerçekleştirdi, gerçekleştiriyor.

Öte yandan RTE cumhurbaşkanı olmak istiyor. Ancak kendini uzunca bir süre için güvenceye alması lazım. Yeni Anayasa hem bunu sağlayacak, hem de ABD’nin emellerine uygun bir düzenleme getirecek, Türkiye’nin bölünmesi için gerekli zemin hazırlanıp pekiştirilecek. Amerika, RTE’nin başkanlığı alması için de destek sağlayacak.

AKP’nin oyları yeni anayasa için yeterli değil, yanına bir müttefik almak zorunda. Bu müttefik şimdilik BDP… Tabii bunun için de iktidar partisi, PKK’nın taleplerini ka’le almak ve tatmin etmek zorunda.

Diğer iki, sözde muhalefet partisi; çeşitli sebeplerle yeni anayasa müzakerelerine katılıyorlar. Sonuna kadar masada kalacaklarını veya AKP ile anayasa taslağında anlaşacaklarını sanmıyorum.

Kısacası yeni anayasa ABD’nin taleplerini karşılamaya yönelik… Aynı zamanda RTE de kendi geleceğini ve yeni konumunu güvenceye almış olacak.

 

12.2.2013

HER ŞEYE ALIŞTIRILDIK, ALIŞTIRILIYORUZ.

HÜSNÜ MAHALLİ (Akşam, 12.2.2013): Irak 10 yıl önce işgal edildi. İşgalin ilk gününde hepimiz Irak haberlerini yakından takip ederdik. Dünya işgali canlı yayınlarda izledi. Şimdi Irak kimsenin umurunda değil. Nasıl olsa Amerikalılar çekildi ve Iraklılar birbirini boğazlıyor. Saldırılarda ölenlerin sayısı günde 20'nin altındaysa haber bile olmuyor. Oysa ülkede farklı nedenlerden dolayı şimdiye kadar ölenlerin sayısı 1.5 milyonu geçti. Ülkede bir milyon civarında dul kadın ve 4 milyon yetim çocuk var. Ama bunlar da kimseyi ilgilendirmiyor. Irak artık bölgesel ve uluslararası güçlerin hesabında bir kart…

*

CD: Bizi de “İmralı”ya alıştırmadılar mı?

9.2.2013

HEP GÜZEL SÖZLER…, BİRAZ DA İBRETLİK SÖZLER

PARA -"Kocaman bir ateş yakacağız; kâğıt paralardan, tahvillerden, vasiyetnamelerden, vergi dosyalarından, kira kontratlarından, borç senetlerinden ve herkes kendi cüzdanını da bu ateşin içine atacak." ( Wilhelm Weitling )

HALK NE ZAMAN BAŞKALDIRIR?  -“Kitleler asla, yalnızca ezildikleri için, kendiliklerinden başkaldırmazlar. Kendilerine karşılaştırma yapabilecekleri ölçüler verilmedikçe, ezildiklerinin bile bilincine varamazlar.”  ■ George Orwell

DUA V EYLEM  -Dünyayı değiştirecek olan dua değil, eylemdir.  ■ Aliya İzzetbegoviç

“BİLGİSİZ FİKİR”  -Napolili bir asilzade “Aristo Dante’den büyüktür” diye defalarca düello eder. Nihayet sonuncusunda yaralanmıştır, ölecektir. “Yahu”, derler, “sahiden de Aristo daha mı büyüktür?“ “Allah ikisinin de belasını versin'' der adam… Ne birinden ne diğerinden tek satır okudum.” Bizde de sağ-sol böyledir.   ■ Cemil Meriç

MEDYA  -“Bana vicdansız bir medya temin et, sana bilinçsiz bir halk sunayım.”  ■ J. Goebbels (Hitler’in Propaganda Bakanı)

YALAN  - “İnsanoğlu yalan söylese bile onu dinle, niçin yalan söylediğini anlamaya çalış. Yalan, insanı kimi zaman doğrudan daha iyi açıklar.” ■ Maksim Gorki

İYİLER  -İyiler kaybeder, iyi taraf hep kaybeder; çünkü iyiler adil döğüşür.  ■ …

 

6.2.2013

ÇOCUK -Dünyada iş yapan küçük bir çocuk kadar sevimli pek az şey vardır. cd

 

SÜRÜ PSİKOLOJİSİ  Biz, Hepimiz Bir Balık Sürüsü Müyüz?

ARSLAN BULUT: Eski Yunan’da Zeus gibi insanların tanrı olarak kabul edilmesinin suçu sadece kendilerine ait değildi. İnsanlar güçlülerin yanında saf tutarak çıkarlarını koruyabileceklerini düşünüyorlardı. Bugün de durum pek değişmiş değildir. Hatta hemen hemen farksızdır. İnsanların bu yönelimi “balık sürüsü davranışı” olarak nitelendiriliyor. “Birileri bir şey yaptığı zaman hepsinin onu yapmaya koşuştuğu bir davranış kalıbı bu. Bu davranışı en iyi keşfedenler pazarlamacılardır.”

Lider, “Müslümanlığı bırakıyoruz, Hıristiyan olacağız” dese, etrafındaki ekipten başlamak üzere herkes Hıristiyanlık değerlerinin ne kadar yüce olduğunu anlatmaya başlar. Kısa bir süre sonra görülür ki, toplum buna da alışmış. İnsanların her türlü kalıba girebilmesinin sebebi, korkudan ziyade, menfaat odaklı düşünce tarzıdır.

Bülent Arınç “AK Parti’nin son 10 yılda yaptıkları, milliyetçilik ve vatanseverliğini gösteriyor, şimdi vatandaş terör sorununun çözülmesini istiyor, buna da çözüm bulacağız” diyerek, Türkiye’nin Türk devleti olmaktan çıkarılması sürecini bile milliyetçilik diye anlatabiliyor. Aynı sözleri bütün AKP propagandistlerinden duyabilirsiniz. Çünkü, toplumların balık sürüsü davranışı ile kendi söylemlerine gelebileceklerini keşfetmiş durumdalar. "Siyasi pazarlamacılık yapıyorlar" kısacası. Karşılarında muhalefet de olmadığı için yüzde “yüzde 70”e doğru gidiyorlar.

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura